NIVESTIM 30 MU/0,5 ML SC/IV ENJEKSİYONLUK ÇÖZELTİ İÇEREN KULLANIMA HAZIR ENJEKTÖR
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Nivestim 30 MU/0,5 mL ne için kullanılır?
KT 1- Diğer maddeler asetik asit glasiyel, sodyum hidroksit, sorbitol (E420), polisorbat 80 ve enjeksiyonluk sudur.
- NİVESTİM bir beyaz kan hücresi (akyuvar) büyüme faktörüdür (granülosit koloni uyarıcı faktörü) ve sitokinler adı verilen bir ilaç grubuna aittir. Bu bir biyobenzer üründür. Büyüme faktörleri vücut tarafından doğal olarak üretilen maddelerdir ancak ilaç olarak kullanılmak üzere de üretilebilirler. NİVESTİM kemik iliğini daha fazla beyaz kan hücresi üretmesi için uyarır.
- Beyaz kan hücrelerinin (akyuvarların) sayısındaki düşüş (nötropeni), birçok sebepten dolayı olabilir ve vücudunuzun enfeksiyonla savaşını zayıflatır. NİVESTİM kemik iliğini hızlı bir şekilde yeni beyaz kan hücreleri üretmesi için uyarır.
- NİVESTİM şu durumlarda kullanılabilir:
- Enfeksiyonların önlenmesi amacıyla, kemoterapi (kanser tedavisi) ile tedavi sonrasında beyaz kan hücrelerinin sayısının artırılması için;
- Enfeksiyonların önlenmesi amacıyla, kemik iliği nakli sonrasında beyaz kan hücrelerinin sayısının artırılması için;
- Yüksek dozda uygulanacak kemoterapi öncesinde, tedavinizin sonrasında toplanmak ve size yeniden nakledilmek üzere, kemik iliğinin fazla sayıda kök hücre üretmesini sağlamak için. Bu hücreler sizden veya bir vericiden (donör) alınabilirler. Bu kök hücreleri vücuda verildikten sonra kemik iliğine gider ve kan hücreleri üretirler.
- Eğer ciddi kronik nötropeniniz varsa (Uzun süreli, beyaz kan hücresi azlığı), enfeksiyonların önlenmesi amacıyla beyaz kan hücrelerinin (akyuvarların) sayısının artırılması için;
- İlerlemiş HTV enfeksiyonu (HIV virüsünün etkisiyle insanlarda bağışıklık sisteminin çökmesine neden olan hastalık, AIDS) bulunan hastalara enfeksiyon riskinin azaltılmasına yardımcı olması için.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarE.coli kaynaklı proteinlere, filgrastim veya ilacın içerdiği diğer yardımcı maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılığı olduğu bilinen hastalarda kullanımı kontrendikedir.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriSitotoksik kemoterapi dozunu bilinen dozaj rejimlerinin ötesine artırmakta kullanılmamalıdır. : lösemi gelişen veya lösemi başlangıcına dair kanıt olan şiddetli konjenital nötropeni hastalarında kullanılmamalıdır. O Filgrastim ile tedavi gören hastalarda anaflaktik reaksiyonlar dahil olmak üzere ilk ya da = daha sonraki tedavilerde aşırı duyarlılık reaksiyonları bildiriimiştir. Klinik bakımdan önemli aşırı duyarlılığı olan hastalarda filgrastim tedavisini daimi olarak durdurunuz. Filgrastim ya da pegfilgrastime aşırı duyarlılık hikayesi olan hastalara uygulamayınız. Diğer tüm proteinlerde olduğu gibi için de potansiyel immiünojenisite riski söz konusudur. Filgrastime karşı antikor oluşma oranı genellikle düşüktür. Tüm biyolojik ajanlarda oluşması beklenilen bağlayıcı antikor oluşabilir, ancak bu nötralize edici aktivite ile ilişkilendirilmemiştir. Sağlıklı kişilerde ve kanser hastalarında G-CSF uygulanmasından sonra aortit rapor edilmiştir. Deneyimlenen belirtiler, ateş, karın ağrısı, kırıklık, sırt ağrısı ve artmış b enflamasyon göstergeleridir (C-reaktif protein ve beyaz kan hücresi sayımı). Çoğu vakada aortit bilgisayarlı tomografi (CT scan) ile teşhis edilmiştir ve genellikle G-CSF durdurulduktan sonra düzelmiştir. Malign hücre gelişmesi Grantilosit koloni-uyarıcı faktör miyeloid hücrelerin gelişmesini iz vitro artırabilir ve bazı non-miyeloid hücrelerde de iz vitro benzer etkiler görülebilir. Filgrastimin miyelodisplastik sendromda veya kronik miyeloid lösemide etkililik ve güvenliliği tespit edilmemiştir. bu durumlarda endike değildir. Kronik miyeloid löseminin blast transformasyonunun tanısını akut miyeloid lösemiden ayırt etmek için özel dikkat gösterilmelidir. Sekonder AML hastalarında güvenlilik ve etkililik verilerinin kısıtlı olması nedeniyle, dikkatle uygulanmalıdır. 55 yaşından küçük ve sitogenetik profili iyi (t(8;21), t(15;17), ve inv (16)) olan yeni AML hastalarında, uygulamasının güvenlilik ve etkililiği tespit edilmemiştir. Diğer özel önlemler Altı aydan fazla tedavisi gören osteoporotik kemik hastalıkları olan hastalarda kemik yoğunluğunun izlenmesi tavsiye edilir. G-CSF uygulaması sonrasında pulmoner advers etkiler, özellikle de interstisyel akciğer hastalığı bildirilmiştir. Akciğer infiltratları veya pnömoni hikayesi olan hastalarda risk daha i yüksek olabilir. Bazı olgularda, fatal olabilen solunum yetmezliği ya da erişkin respiratuvar distres sendromu (ARDS) ile sonuçlanan interstisyel pnömoni, pulmoner ödem ve pulmoner infiltratlar dahil seyrek pulmoner advers etkiler bildirilmiştir. Öksürük, ateş gibi pulmoner belirtilerin ! başlangıcı ve dispne ile birlikte pulmonef infiltrasyonun radyolojik bulgularının ortaya çıkması ve pulmoner fonksiyonda bozulma, yetişkin solunum güçlüğü sendromunun (ARDS) ön işaretleri olabilir. tedavisi sonlandırılmalı ve uygun tedavi e.. Sygulammahdr R PA A Granülosit koloni uyarıcı faktör uygulamasından sonra kapiler kaçıs sendromu (KKS) hastalığı bildirilmiştir ve hipotansiyon, hipoalbüminemi, ödem ve hemokonsantrasyon ile karakterizedir. Kapiler kaçış sendromu hastalığını semptomlarını sergileyen hastalar yakından izlenmeli ve aralarında yoğun bakım ihtiyacının da bulunabileceği, standart semptomatik tedavi uygulanmalıdır. Filgrastim ve pegfilgrastim alan hastalarda glomerulonefrit rapor edilmiştir. Genellikle doz azaltıldıktan sonra veya filgrastim ve pegfilgrastim tedavisi durdurulduktan sonra glomerülonefrit düzelmiştir. 7 Kanser hastalarında özel önlemler k Filgrastim uygulandıktan sonra yaygın olmayan splenomegali veya dalak rüptürü vakaları : rapor edilmiştir, splenik rüptür vakalarının bazıları ölümcül olmuştur. Filgrastim kullanan : kişi eğer sol üst karın bölgesinde ve/veya omuz ucunda ağrı bildirirse dalak büyümesi veya rüptürü olasılığı değerlendirilmelidir. ' Lökositoz: 0.3 MU/kg/gün’ün (3 mikrogram/kg/gün) üzerindeki dozlarda filgrastim alan hastaların l %5’inden daha azmda 100 x 10°/L veya daha yüksek lökosit sayısı görülmüştür. Bu lökosit " sayısına bağlanabilecek direkt bir istenmeyen etki bildirilmemiştir. Bununla birlikte, ciddi lökositoz riski göz önünde bulundurularak, tedavisi sırasında düzenli aralıklarla lökosit sayımı yapılmalıdır. Lökosit sayısı beklenen alt seviyenin 50 x 10°/L üzerinde ise, tedavisi derhal kesilmelidir. Öte yandan PKPH mobilizasyonu için uygulanan tedavisinin kesilmesi veya dozunun azaltılması ancak lökosit sayısının > 70 x : 10°/L’ ye yükselmesi halinde uygundur. j Yüksek doz kemoterapi ile ilgili riskler: Hastalar yüksek doz kemoterapötikler ile tedavi edilirken çok dikkatli olunmalıdır, çünkü j tümör iyileşmesinin bu tedavi ile arttığı tespit edilmemiştir ve yoğunlaştırılmış dozlarda : kemoterapötik ilaçlar kardiyak, pulmoner, nörolojik ve dermatolojik etkiler dahil toksisite artışına yol açabilir (Lütfen kullanılan spesifik kemoterapi ajanlarının ürün bilgilerine j bakınız). Tek başına ile tedavi, miyelosupresif kemoterapiye bağlı anemi ve trombositopeniyi önlemez. Yüksek dozda kemoterapi alma riskinden dolayı (Örneğin, ürün j bilgilerinde belirtilen ilacın tam dozu), hasta daha büyük anemi ve trombositopeni riski altında olabilir. Trombosit sayısının ye hematokritin düzenli izlenmesi tavsiye edilir. Ciddi trombositopeniye neden oldukları bilinen ve tek başına veya kombine edilerek kullanılan kemoterapötik maddeler verilirken çok dikkatli olunmalıdır. ile mobilize edilen PKPH’lerin kullanımı, miyelosüpresif ya da miyeloablatif kemoterapiyi takiben gelişen trombositopeninin derinliğinde ve süresinde azalma sağlamıştır. Diğer özel önlemler: Filgrastimin miyeloid progenitörün önemli düzeyde azaldığı hastalarda etkisi araştırılmamıştır. Nötrofil sayısını artırıcı etki gösterirken, esas olarak nötrofil prekürsörleri üzerine etki eder. Bu nedenle, prekürsörleri azalmış olan hastalarda nötrofil i cevabı düşebilir (Yoğun radyoterapi veya kemoterapi ile tedavi edilenler veya tümörle kemik : iliği infiltre edilenler gib). T : Yüksek doz kemoterapi ve ardından nakil uygulanan bazı vakalarda veno-oklüzif hastalık ve sıvı hacmi bozukluklarını içeren vasküler hastalıklar bildirilmiştir. Allojeneik kemik iliği naklinden sonra G-CSF alan hastalarda GvDH ve fataliteler bildirilmiştir (Bakınız 5.1). 8 Büyüme faktörü tedavisine bağlı kemik iliğinin artan hematopoetik aktivitesi, geçici pozitif kemik görüntü değişiklikleri ile ilişkilendirilmiştir. Bu, kemik görüntü sonuçları yorumlanırken göz önünde bulundurulmalıdır. PKPH mobilizasyonu amaçlanan hastalarda özel önlemler; Mobilizasyon: Önerilen iki mobilizasyon yöntemini (Tek başına ya da kemik iliğini baskılayıcı kemoterapi ile kombine filgrastim) aynı hasta grubu üzerinde karşılaştıran herhangi bir prospektif randomize çalışma yürütülememiştir. Gerek hastalar arasında, gerek CD34* hücrelerinin laboratuvar tahlil sonuçları arasındaki değişkenlik düzeyi, çalışmalar arasında bir karşılaştırma yapmanın güçlüğünü ortaya koymaktadır. Bu nedenle uygun bir yöntem önermek zordur. Mobilizasyon yönteminin seçiminde, her hasta için bireysel olarak yürütülen tedavinin amaçlarıyla paralel bir yaklaşım sağlanmalıdır. Daha önce sitotoksik ilaç kullananlar: Daha önce yoğun miyelosupresif tedavi görmüş hastalarda, öngörülen minimum hücre düzeyini (> 2.0 x 10%CD34* hücre/kg) sağlamaya ya da trombosit artışını aynı düzeyde hızlandırmaya yetecek seviyede PKPH mobilizasyonu gerçekleşmeyebilir. Bazı sitotoksik ilaçlar, özellikle hematopoetik progenitör havuzu üzerinde toksisite yaratır; ve progenitör mobilizasyonunu ters yönde etkileyebilir. Melfalan, karmustin (BCNU) ve karboplatin gibi ilaçların progenitör mobilizasyonu girişiminden önce uzun süre kullanılmış olması, tedavinin verimini düşürebilir. Öte yandan, melfalan, karboplatin ya da BCNU ile filgrastimin birlikte uygulanmasının, progenitör mobilizasyonunda etkili olduğu gösterilmiştir. Bir hastaya PKPH nakli düşünülüyorsa, kök hücre mobilizasyonunun tedavinin erken dönemlerinde gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Bu gibi hastalarda, yüksek doz kemoterapi uygulamasına geçilmeden önce dolaşımdaki progenitör sayısına özellikle dikkat edilmelidir. Eğer harekete geçirilen progenitör sayısı, yukarıda verilen ölçüm kriterlerine göre yetersizse, progenitör desteği sağlanmasını gerektirmeyen alternatif tedavi şekilleri düşünülmelidir. Progenitör hücre miktarının ölçülmesi: tedavisi uygulanan hastalarda progenitör hücre sayısının ölçülmesi aşamasında, kullanılan kantitatif yönteme özen gösterilmelidir. CD34* hücre sayısına ilişkin akım sitometrik analiz sonuçları, kullanılan yönteme özgü değişkenlikler içermektedir ve başka laboratuarlarda yürütülen çalışmalara dayanarak önerilen rakamlar dikkatle yorumlanmalıdır. İstatistiksel analiz, infüzyon yoluyla geri verilen CD34+ hücrelerinin sayısı ile yüksek doz kemoterapiyi takiben trombosit sayısında görülen artış hızı arasındaki bağıntının, karmaşık > ancak siirekli bir ilişki olduğunu göstermektedir. == C Minimum artışın > 2.0 x 10° CD34* hücre/kg olması önerisi, yeterli düzeyde hematolojik yeniden yapılanma sağlandığı görülen yayınlara dayanmaktadır. Daha yüksek miktarlar iyileşme hızını artırmakta, bunun altında kalan değerler ise daha yavaş bir iyileşme sağlamakta gibi görünmektedir. PKPH mobilizasyonu amaçlanan normal donörlerde özel önlemler PKPH mobilizasyonu, sağlıklı donörlerde doğrudan bir klinik yarar sağlamaz ve yalnızca allojeneik kök hücre transplantasyonu amaçlandığında düşünülmelidir. 9 PKPH mobilizasyonu yalnızca, kök hücresi bağışı için normal klinik ve laboratuar elverişlilik kriterlerine sahip donörlerde, hematolojik değerler ve enfeksiyöz hastalık k konularına özel bir dikkat gösterilerek düşünülmelidir. 16 yaşın altında veya 60 yaşın üzerinde normal donörlerde filgrastimin güvenliği ve etkinliği değerlendirilmemiştir. İncelenen kişilerin % 35’inde, filgrastim uygulaması ve lökoferezden sonra geçici trombositopeni (Trombositler <100 x 10°/L) gözlenmiştir. Bunların arasında, trombositlerin < 50 x 10°/L olduğu iki olgu bildirilmiş ve bu durum lökoferez yöntemine bağlanmıştır…
Olası yan etkileri nelerdir?
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerBu belgede yan etki sıklıkları tablo sütunlarında verildiği için aşağıdaki listede sıklıklar eksik ya da başka bir etkinin yanında görünebilir; sıklıklar için KÜB belgesinin aslına bakınız.
Kanser hastalarındaki klinik çalışmalarda en yaygın istenmeyen etki hastaların % 10’unda i hafif veya orta, ve %3’ünde şiddetli olan kas iskelet ağrısıdır. Graft versus Host Hastalığı (GVHD) da bildirilmiştir (bakınız aşağıdaki c bölümü). ` Normal donörlerde PKPH mobilizasyonunda en yaygın bildirilen istenmeyen etki kas : iskelet ağrısıdır. Donörlerde filgrastim sonrasında lökositoz ve trombositopeni gözlenmiştir ve donörlerde lökoferez de gözlenmiştir. Dalak büyümesi ve dalak rüptürü de bildirilmiştir. : Bazı dalak rüptürü vakaları ölümcüldür. Ciddi kronik nötropeni hastalarında, filgrastim ile ilişkilendirilebilen en yaygın istenmeyen etkiler kemik ağrısı, gene! kas-iskelet ağrısı ve dalak büyümesidir. Filgrastim ile tedavi edilen konjenital nötropeni hastalarında miyelodisplastik sendromlar (MDS) veya lösemi gelişmiştir (Bakınız). Tedavi gecikirse hayatı tehlikesi olan kapiler kaçış sendromu hastalığı, granülosit koloniuyarıcı faktörlerin uygulanmasından sonra, kemoterapi alan kanser hastalarında ve PKPH i mobilizasyonu amaçlanan sağlıklı donörlerde şekilde : bildirilmiştir; bakınız. ve °deki alt bölüm €C. HIV hastalarındaki klinik çalışmalarda, filgrastim uygulaması ile ilgili olduğu tutarlı olarak düşünülen istenmeyen etkiler kas-iskelet ağrısı, kemik ağrısı ve miyaljidir. b. Advers reaksiyonların tablolu özeti Aşağıdaki veri tablolarında klinik çalışmalardan ve spontane bildirimlerde bildirilen advers reaksiyonlar yer almaktadır. Her bir sıklık gruplamasında, istenmeyen etkiler azalan ciddiyet sırasında sunulmuştur. Veriler, kanser hastaları, normal donörlerde PKPH mobilizasyonu, ciddi kronik nötropeni hastaları ve HIV hastaları için ayrı olarak, bu popülasyonlardaki farklı advers reaksiyonları yansıtacak şekilde sunulmaktadır. P i 14 Kanser hastaları organ smf Çok yaygın olmayan Seyrek Çok seyrek (> ila (jila <) ila <) Kan ve lenf Dalak rüptürü“ sistemi Splenomegali“* hastalıkları Orak hücre krizi^ Bağışıklık İlaca aşırı Graft versus host sistemi duyarlılık® hastalığı" hastalıkları Metabolizma ve Kan ürik asit Psödo gut beslenme artışı hastalıkları Kan laktat : dehidrojenaz artışı İştahta azalma veya artma^ F N E hastahkları Vasküler Hipotansiyon Veno-okluzif Aortit hastalıklar hastalık‘ Sıvı hacmi bozuklukları Kapiler kaçış sendromu hastalığı” Solunum, göğüs Orofarenjal Hemoptizi ° Akut respiratuar bozuklukları ve ağrı” distres sendromu ° mediastinal Öksürük hastalıklar Dispne Solunum TUT yetmezliği o Pulmoner ödem^ İnterstisyel akciğer hastalığı” Akciğer infiltrasyonu 15 B M BE istinad HEE Gastrointestinal! İshal? kanama Kusma’ i t Kabızlık" Bulantı" Hepatobiliyer Gamma hastalıklar glutamil transferazda artış Kan alkalin fosfatta artış Deri ve deri altı Döküntü" Sweets sendromu s Kas-iskelet Kas-kemik Romatoid artritin bozuklukları, ağrısı" alevlenmesi bağ doku ve kemik hastalıkları i S al E yolu hastahkları Glomerülonefrit Genel Asteni® Göğüs ağrısı” bozukluklar ve Yorgunluk® uygulama Mukoza bölgesine ilişkin Enflamasyonu hastalıklar Ağri? ° Bölüm c’ye bakınız : > Allojenik kemik iliği naklinden sonra hastalarda GvDH ve ölümler bildirilmiştir (c bölümüne i ° Kemik ağrısı, sırt ağrısı, artralji, miyalji, uzuvlarda ağrı, kas-iskelet ağrısı, kas iskelet göğüs ağrısı, boyun ağrısını içermektedir. İ Kemik iliği naklinden veya PKPH sonrası hastalarda pazarlama sonrası dönemde gözlenen vakalar © Klinik çalışma döneminde gözlenen vakalar I. E v.. Normal donörlerde PKPH mobilizasyonu MedDRA sistem organ Çok yaygın Yaygm Yaygım olmayan Seyrek Çok seyrek mifi 16 : Kan ve lenf Trombositopeni’ Dalak büyümesi” Dalak rüptürü‘ : sistemi Orak hücre krizi* hastahkları Lökositoz® j Bağışıklık Anafilaktik j sistemi reaksiyon hastalıkları Şiddetli alerjik reaksiyon Metabolizma o Kan laktat Hiperürisemi (kan o ve beslenme dehidrojenaz ürik asit artışı) hastalıkları artışı : aain [O o hastalıkları Vaskiiler Kapiler kaçış Aortit hastalıklar sendromu hastalığı’ Solunum, Dispne Pulmoner kanama göğüs Hemoptiz bozuklukları Akciğer ! ve mediastinal infiltrasyonu hastahklar Hipoksi Hepatobiliyer Kan alkalin Aspartat hastalıklar fosfatta artış aminotransferazda artış Kas-iskelet Kas-kemik Romatoid artritte bozuklukları, ağrıs” kötüleşme bağ doku ve kemik hastalıkları Böbrek ve Bisüri Glomerülonefrit n hastalıkları ° Bölüm c’ye bakınız d Kemik ağrısı, sırt ağrısı, atralji, miyalji, uzuvlarda ağrı, kas-iskelet ağrısı, kas iskelet göğüs ağrısı, boyun ağrısını içermektedir. Ciddi kronik nötropeni hastaları MedDRA sistem organ Çok yaygın Yaygm olmayan Seyrek Çok seyrek Sm ia (-ila < -(> —ila —)) <) Kan ve lenf Dalak Trombositopeni^ Orak hücre krizi* sistemi büyümesi“ Dalak rüptürü* hastahkları Anemi Metabolizma ve Hiperürisemi beslenme hastahkları Kan şekeri düşüşü 17 b Kan laktat : dehidrojenaz artışı; b I N E E hastalıkları bozuklukları ve mediastinal hastalıklar T hastalıklar Hepatobilier Karaciğer hastalıklar büyümesi i Kan alkalin fosfatta artış Deri ve deri altı Döküntü Kutanöz vaskülit Fte H E hastalıkları Alopesi Kas-iskelet, Kas-kemik Osteoporoz bozuklukları, ağrısı ° bağ doku ve Ariralji ! kemik j hastalıkları Böbrek ve idrar Hematüri Proteinüri E E hastalıkları ! Genel Enjeksiyon bozukluklar ve yerinde reaksiyon uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar ° Bölüm c’ye bakınız b Kemik ağrısı, sırt ağrısı, atralji, miyalji, uzuvlarda ağrı, kas-iskelet ağrısı, kas iskelet göğüs ağrısı, boyun ağrısını içermektedir. 18 HIV hastaları MedDRA sistem organ Çok yaygın olmayan Seyrek Çok seyrek smıfi (> ila < |(> ila < |) <) Kan ve lenf Dalakta büyüme? Orak hücre krizi^ sistemi hastalıkları Kas-iskelet Kas-kemik l bozuklukları ağrıs” ve bağ dokusu i ve kemik hastalıkları i Böbrek ve Glomerüloneftit idrar yolu |, hastalıkları ° Bölüm c’ye bakınız Kemik ağrısı, sırt ağrısı, atralji, miyalji, uzuvlarda ağrı, kas-iskelet ağrısı, kas iskelet göğüs ağrısı, boyun ağrısını içermektedir. c. Seçilmiş advers etkilerin tanımlanması Allojenik kemik iliği naklinden sonra hastalarda GvDH ve ölümler bildirilmiştir (bakınız. ve 5.1) Granülosit koloni-uyarıcı faktör kullanımı ile pazarlama sonrası dönemde kapiler kaçış ! sendromu hastalığı vakaları bildirilmiştir. Bunlar genellikle ileri malign hastalıkları, sepsis geçiren ve birden çok kemoterapi ilacı alan veya aferez uygulanan hastalarda meydana gelmiştir (bakınız). Kanser hastaları : Randomize, plasebo kontrollü klinik araştırmalarda, filgrastimin sitotoksik kemoterapiye bağlı yan etkilerin sıklığını artımmadığı saptanmıştır. Filgrastim/kemoterapi ve plasebo/kemoterapi ile tedavi edilen hastalarda eşit sıklıkta görülen istenmeyen etkiler arasında bulantı ve kusma, alopesi, ishal, yorgunluk, anoreksi (iştahta azalma), mukozal enflamasyon, baş ağrısı, öksürük, döküntü, göğüs ağrısı, asteni, farengolarengial ağrı (orofarenj ağrısı), kabızlık ve ağrı bildirilmiştir. Pazarlama sonrası dönemde kutanöz vaskülit filgrastim ile tedavi edilen hastalarda bildirilmiştir. Filgrastim alan hastalardaki vaskülitin mekanizması bilinmemektedir. Klinik çalışma verilerinden görülme sıklığının yaygın olmayan şeklinde olduğu tahmin edilmektedir. Pazarlama sonrası dönemde Sweet sendromu (Akut febril dermatoz) bildirilmiştir. Klinik çalışma verilerinden görülme sıklığımın yaygın olmayan şeklinde olduğu tahmin edilmektedir. 19 k Klinik çalışmalarda ve pazarlama sonrası dönemde, bazı vakalarda fatal olabilen (bakınız;) solunum yetmezliği ya da akut respiratuvar distres sendromu (ARDS) ile sonuçlanan interstisyel akciğer hastalığı, pulmoner ödem ve akciğer infiltrasyonu dahil pulmoner advers etkiler bildirilmiştir. Filgrastim uygulamasını takiben yaygın olmayan splenomegali ve dalak rüptürü bildirilmiştir. Bazı rüptür vakaları ölümcül olmuştur. Klinik çalışmalarda ve pazarlama sonrası dönemde anafilaksi, döküntü, ürtiker, anjiyoödem, dispne ve hipotansiyon gibi alerjik tipte reaksiyonlar ile ilgili semptomlar tedavinin başlangıcında veya devamında bildirilmiştir. Genelde bildirimler i.v. uygulama sonrasında daha fazladır. Bazı vakalarda ilacın tekrar verilmesi ile semptomlar tekrarlamıştır; bu da i nedensel bir ilişkiyi düşündürmektedir. Ciddi alerjik reaksiyon yaşayan hastalarda filgrastim tedavisi kesilmelidir. Pazarlama sonrası dönemde orak hücre hastalığı olan hastalarda izole orak hücre krizleri bildirilmiştir (bakınız). Klinik çalışma verilerinden görülme sıklığının yaygın j olmayan şeklinde olduğu tahmin edilmektedir. Filgrastim ile tedavi edilen kanser hastalarında psödo gut bildirilmiştir. Klinik çalışma verilerinden görülme sıklığının yaygın olmayan şeklinde olduğu tahmin edilmektedir. Normal donörlerde PKPH mobilizasyonu: Hem sağlıklı donörlerde hem de hastalarda granülosit koloni-uyarıcı faktörlerin (G-CSF) uygulanmasından sonra, yaygın ancak genellikle asemptomatik dalak büyümesi ve yaygın olmayan dalak rüptürü vakaları bildirilmiştir (bakınız). Pulmoner advers olaylar (hemoptiz, pulmoner kanama, akciğer infiltrasyonu, dispne ve hipoksi) bildirilmiştir (bakınız). Artrit semptomlarında alevlenmeler, yaygın olmayan şekilde gözlenmiştir. Lökositoz (BKH > 50 x 10°/L) donörlerin % 41’inde gözlenmiştir ve filgrastim ve lökoferez sonrasında donörlerin % 35’inde geçici trombositopeni (Trombosit sayısı <100 x 10°/L) gözlenmiştir. Ciddi kronik nötropeni hastalarında: Görülen yan etkiler arasında az sayıda vakada ilerleyici olabilen dalak büyümesi ve trombositopeni vardır. Olasılıkla filgrastim tedavisi ile ilgili olan ve tipik olarak CKN hastalarının % 2’sinden daha = `azında görülen istenmeyen reaksiyonlar, enjeksiyon yerindeki reaksiyonlar, baş ağnsı, karaciğer büyümesi, artraljı, alopesi, osteoporoz ve döküntüdür. Uzun süreli kullanım sırasında CKN hastalarının % 2’sinde kutanöz vaskülit bildirilmiştir. HIV hastalarında: Hastaların % 3’ten azında dalak büyümesinin filgrastim tedavisine bağlı olduğu bildirilmiştir…
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
- Emziriyor iseniz NÎVESTİM kullanmamalısınız.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerNÎVESTİM sorbitol (E420) içerir, eğer daha önceden doktorunuz tarafından bazı şekerlere karşı tahammülsüzlüğünüz (intolerans) olduğu söylenmişse bu ilacı almadan önce doktorunuzla temasa geçiniz.
NÎVESTİM her dozunda 1 mmol (23 mg)'dan daha az sodyum ihtiva eder; yani esasında “sodyum içermez” kabul edilir.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Nivestim 30 MU/0,5 mL muadilleri
Nivestim 30 MU/0,5 mL ile aynı etken maddeyi (filgrastim) içeren 6 eşdeğer ilaç bulunmaktadır.
Fiyat ve paketler
| Paket | Barkod | Fiyat | Birim fiyat |
|---|---|---|---|
| 1 adet | 8699643950036 | ||
| 10 adet | 8699643950081 | ||
| 5 adet | 8699643950043 |
Diğer ambalajlar
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonSitotoksik kemoterapi: kronik miyeloid lösemi ve miyelodisplastik sendromlar dışındaki malign hastalık nedeniyle sitotoksik kemoterapi gören hastalarda febril nötropeni oluşma sıklığının ve nötropeni süresinin azaltılmasında ve miyeloablatif tedaviden sonra kemik iliği nakli uygulanan uzun süreli ciddi nötropeni riskinin artmış olduğu düşünülen hastalarda nötropeni süresinin azaltılmasında ve klinik komplikasyonlarda endikedir. ! Sitotoksik kemoterapi alan erişkinlerde ve çocuklarda filgrastimin güvenliliği ve etkililiği benzerdir. Periferik kan progenitör hücre (PKPH) mobilizasyonu: allojenik periferik kan progenitör hücrelerinin harekete geçirilmesi amacıyla sağlıkh gönüllü donörlerde tek başına veya otolog periferik kan progenitör hücrelerinin harekete geçirilmesi amacıyla veya kemik iliği baskılayıcı kemoterapiyi takip eden periferik kan projenitör hücre infüzyonu ile sağlanan hematopoietik iyileşmeyi hızlandırmaya yönelik uygulamalar için endikedir. Ciddi kronik nötropeni: R — — — — — l Uzun dönem kullanımı, mutlak nötrofil sayısı (MNS)< 0.5 x 10°/L olan ciddi i konjenital, siklik veya idiyopatik nötropenisi olan çocuk veya erişkin hastalarda, ciddi veya tekrarlayan enfeksiyon hikayesi olan hastalarda nötrofil sayısının artırılması ve enfeksiyonlara bağlı olayların sıklık ve süresinin azaltılmasında endikedir. HIV enfeksiyonu : ilerlemiş HIV enfeksiyonu olan hastalarda bakteriyel enfeksiyon riskini azaltmak için, kalıcı nötropeninin (MNS <1.0 x 10°/L) tedavisinde endikedir. Akut miyeloid lösemi (AML): indüksiyon veya konsolidasyon kemoterapisi gören hastalarda nötropeni süresinin ve ilgili klinik sekelin azaltılımasmda endikedir.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarE.coli kaynaklı proteinlere, filgrastim veya ilacın içerdiği diğer yardımcı maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılığı olduğu bilinen hastalarda kullanımı kontrendikedir.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriSitotoksik kemoterapi dozunu bilinen dozaj rejimlerinin ötesine artırmakta kullanılmamalıdır. : lösemi gelişen veya lösemi başlangıcına dair kanıt olan şiddetli konjenital nötropeni hastalarında kullanılmamalıdır. O Filgrastim ile tedavi gören hastalarda anaflaktik reaksiyonlar dahil olmak üzere ilk ya da = daha sonraki tedavilerde aşırı duyarlılık reaksiyonları bildiriimiştir. Klinik bakımdan önemli aşırı duyarlılığı olan hastalarda filgrastim tedavisini daimi olarak durdurunuz. Filgrastim ya da pegfilgrastime aşırı duyarlılık hikayesi olan hastalara uygulamayınız. Diğer tüm proteinlerde olduğu gibi için de potansiyel immiünojenisite riski söz konusudur. Filgrastime karşı antikor oluşma oranı genellikle düşüktür. Tüm biyolojik ajanlarda oluşması beklenilen bağlayıcı antikor oluşabilir, ancak bu nötralize edici aktivite ile ilişkilendirilmemiştir. Sağlıklı kişilerde ve kanser hastalarında G-CSF uygulanmasından sonra aortit rapor edilmiştir. Deneyimlenen belirtiler, ateş, karın ağrısı, kırıklık, sırt ağrısı ve artmış b enflamasyon göstergeleridir (C-reaktif protein ve beyaz kan hücresi sayımı). Çoğu vakada aortit bilgisayarlı tomografi (CT scan) ile teşhis edilmiştir ve genellikle G-CSF durdurulduktan sonra düzelmiştir. Malign hücre gelişmesi Grantilosit koloni-uyarıcı faktör miyeloid hücrelerin gelişmesini iz vitro artırabilir ve bazı non-miyeloid hücrelerde de iz vitro benzer etkiler görülebilir. Filgrastimin miyelodisplastik sendromda veya kronik miyeloid lösemide etkililik ve güvenliliği tespit edilmemiştir. bu durumlarda endike değildir. Kronik miyeloid löseminin blast transformasyonunun tanısını akut miyeloid lösemiden ayırt etmek için özel dikkat gösterilmelidir. Sekonder AML hastalarında güvenlilik ve etkililik verilerinin kısıtlı olması nedeniyle, dikkatle uygulanmalıdır. 55 yaşından küçük ve sitogenetik profili iyi (t(8;21), t(15;17), ve inv (16)) olan yeni AML hastalarında, uygulamasının güvenlilik ve etkililiği tespit edilmemiştir. Diğer özel önlemler Altı aydan fazla tedavisi gören osteoporotik kemik hastalıkları olan hastalarda kemik yoğunluğunun izlenmesi tavsiye edilir. G-CSF uygulaması sonrasında pulmoner advers etkiler, özellikle de interstisyel akciğer hastalığı bildirilmiştir. Akciğer infiltratları veya pnömoni hikayesi olan hastalarda risk daha i yüksek olabilir. Bazı olgularda, fatal olabilen solunum yetmezliği ya da erişkin respiratuvar distres sendromu (ARDS) ile sonuçlanan interstisyel pnömoni, pulmoner ödem ve pulmoner infiltratlar dahil seyrek pulmoner advers etkiler bildirilmiştir. Öksürük, ateş gibi pulmoner belirtilerin ! başlangıcı ve dispne ile birlikte pulmonef infiltrasyonun radyolojik bulgularının ortaya çıkması ve pulmoner fonksiyonda bozulma, yetişkin solunum güçlüğü sendromunun (ARDS) ön işaretleri olabilir. tedavisi sonlandırılmalı ve uygun tedavi e.. Sygulammahdr R PA A Granülosit koloni uyarıcı faktör uygulamasından sonra kapiler kaçıs sendromu (KKS) hastalığı bildirilmiştir ve hipotansiyon, hipoalbüminemi, ödem ve hemokonsantrasyon ile karakterizedir. Kapiler kaçış sendromu hastalığını semptomlarını sergileyen hastalar yakından izlenmeli ve aralarında yoğun bakım ihtiyacının da bulunabileceği, standart semptomatik tedavi uygulanmalıdır. Filgrastim ve pegfilgrastim alan hastalarda glomerulonefrit rapor edilmiştir. Genellikle doz azaltıldıktan sonra veya filgrastim ve pegfilgrastim tedavisi durdurulduktan sonra glomerülonefrit düzelmiştir. 7 Kanser hastalarında özel önlemler k Filgrastim uygulandıktan sonra yaygın olmayan splenomegali veya dalak rüptürü vakaları : rapor edilmiştir, splenik rüptür vakalarının bazıları ölümcül olmuştur. Filgrastim kullanan : kişi eğer sol üst karın bölgesinde ve/veya omuz ucunda ağrı bildirirse dalak büyümesi veya rüptürü olasılığı değerlendirilmelidir. ' Lökositoz: 0.3 MU/kg/gün’ün (3 mikrogram/kg/gün) üzerindeki dozlarda filgrastim alan hastaların l %5’inden daha azmda 100 x 10°/L veya daha yüksek lökosit sayısı görülmüştür. Bu lökosit " sayısına bağlanabilecek direkt bir istenmeyen etki bildirilmemiştir. Bununla birlikte, ciddi lökositoz riski göz önünde bulundurularak, tedavisi sırasında düzenli aralıklarla lökosit sayımı yapılmalıdır. Lökosit sayısı beklenen alt seviyenin 50 x 10°/L üzerinde ise, tedavisi derhal kesilmelidir. Öte yandan PKPH mobilizasyonu için uygulanan tedavisinin kesilmesi veya dozunun azaltılması ancak lökosit sayısının > 70 x : 10°/L’ ye yükselmesi halinde uygundur. j Yüksek doz kemoterapi ile ilgili riskler: Hastalar yüksek doz kemoterapötikler ile tedavi edilirken çok dikkatli olunmalıdır, çünkü j tümör iyileşmesinin bu tedavi ile arttığı tespit edilmemiştir ve yoğunlaştırılmış dozlarda : kemoterapötik ilaçlar kardiyak, pulmoner, nörolojik ve dermatolojik etkiler dahil toksisite artışına yol açabilir (Lütfen kullanılan spesifik kemoterapi ajanlarının ürün bilgilerine j bakınız). Tek başına ile tedavi, miyelosupresif kemoterapiye bağlı anemi ve trombositopeniyi önlemez. Yüksek dozda kemoterapi alma riskinden dolayı (Örneğin, ürün j bilgilerinde belirtilen ilacın tam dozu), hasta daha büyük anemi ve trombositopeni riski altında olabilir. Trombosit sayısının ye hematokritin düzenli izlenmesi tavsiye edilir. Ciddi trombositopeniye neden oldukları bilinen ve tek başına veya kombine edilerek kullanılan kemoterapötik maddeler verilirken çok dikkatli olunmalıdır. ile mobilize edilen PKPH’lerin kullanımı, miyelosüpresif ya da miyeloablatif kemoterapiyi takiben gelişen trombositopeninin derinliğinde ve süresinde azalma sağlamıştır. Diğer özel önlemler: Filgrastimin miyeloid progenitörün önemli düzeyde azaldığı hastalarda etkisi araştırılmamıştır. Nötrofil sayısını artırıcı etki gösterirken, esas olarak nötrofil prekürsörleri üzerine etki eder. Bu nedenle, prekürsörleri azalmış olan hastalarda nötrofil i cevabı düşebilir (Yoğun radyoterapi veya kemoterapi ile tedavi edilenler veya tümörle kemik : iliği infiltre edilenler gib). T : Yüksek doz kemoterapi ve ardından nakil uygulanan bazı vakalarda veno-oklüzif hastalık ve sıvı hacmi bozukluklarını içeren vasküler hastalıklar bildirilmiştir. Allojeneik kemik iliği naklinden sonra G-CSF alan hastalarda GvDH ve fataliteler bildirilmiştir (Bakınız 5.1). 8 Büyüme faktörü tedavisine bağlı kemik iliğinin artan hematopoetik aktivitesi, geçici pozitif kemik görüntü değişiklikleri ile ilişkilendirilmiştir. Bu, kemik görüntü sonuçları yorumlanırken göz önünde bulundurulmalıdır. PKPH mobilizasyonu amaçlanan hastalarda özel önlemler; Mobilizasyon: Önerilen iki mobilizasyon yöntemini (Tek başına ya da kemik iliğini baskılayıcı kemoterapi ile kombine filgrastim) aynı hasta grubu üzerinde karşılaştıran herhangi bir prospektif randomize çalışma yürütülememiştir. Gerek hastalar arasında, gerek CD34* hücrelerinin laboratuvar tahlil sonuçları arasındaki değişkenlik düzeyi, çalışmalar arasında bir karşılaştırma yapmanın güçlüğünü ortaya koymaktadır. Bu nedenle uygun bir yöntem önermek zordur. Mobilizasyon yönteminin seçiminde, her hasta için bireysel olarak yürütülen tedavinin amaçlarıyla paralel bir yaklaşım sağlanmalıdır. Daha önce sitotoksik ilaç kullananlar: Daha önce yoğun miyelosupresif tedavi görmüş hastalarda, öngörülen minimum hücre düzeyini (> 2.0 x 10%CD34* hücre/kg) sağlamaya ya da trombosit artışını aynı düzeyde hızlandırmaya yetecek seviyede PKPH mobilizasyonu gerçekleşmeyebilir. Bazı sitotoksik ilaçlar, özellikle hematopoetik progenitör havuzu üzerinde toksisite yaratır; ve progenitör mobilizasyonunu ters yönde etkileyebilir. Melfalan, karmustin (BCNU) ve karboplatin gibi ilaçların progenitör mobilizasyonu girişiminden önce uzun süre kullanılmış olması, tedavinin verimini düşürebilir. Öte yandan, melfalan, karboplatin ya da BCNU ile filgrastimin birlikte uygulanmasının, progenitör mobilizasyonunda etkili olduğu gösterilmiştir. Bir hastaya PKPH nakli düşünülüyorsa, kök hücre mobilizasyonunun tedavinin erken dönemlerinde gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Bu gibi hastalarda, yüksek doz kemoterapi uygulamasına geçilmeden önce dolaşımdaki progenitör sayısına özellikle dikkat edilmelidir. Eğer harekete geçirilen progenitör sayısı, yukarıda verilen ölçüm kriterlerine göre yetersizse, progenitör desteği sağlanmasını gerektirmeyen alternatif tedavi şekilleri düşünülmelidir. Progenitör hücre miktarının ölçülmesi: tedavisi uygulanan hastalarda progenitör hücre sayısının ölçülmesi aşamasında, kullanılan kantitatif yönteme özen gösterilmelidir. CD34* hücre sayısına ilişkin akım sitometrik analiz sonuçları, kullanılan yönteme özgü değişkenlikler içermektedir ve başka laboratuarlarda yürütülen çalışmalara dayanarak önerilen rakamlar dikkatle yorumlanmalıdır. İstatistiksel analiz, infüzyon yoluyla geri verilen CD34+ hücrelerinin sayısı ile yüksek doz kemoterapiyi takiben trombosit sayısında görülen artış hızı arasındaki bağıntının, karmaşık > ancak siirekli bir ilişki olduğunu göstermektedir. == C Minimum artışın > 2.0 x 10° CD34* hücre/kg olması önerisi, yeterli düzeyde hematolojik yeniden yapılanma sağlandığı görülen yayınlara dayanmaktadır. Daha yüksek miktarlar iyileşme hızını artırmakta, bunun altında kalan değerler ise daha yavaş bir iyileşme sağlamakta gibi görünmektedir. PKPH mobilizasyonu amaçlanan normal donörlerde özel önlemler PKPH mobilizasyonu, sağlıklı donörlerde doğrudan bir klinik yarar sağlamaz ve yalnızca allojeneik kök hücre transplantasyonu amaçlandığında düşünülmelidir. 9 PKPH mobilizasyonu yalnızca, kök hücresi bağışı için normal klinik ve laboratuar elverişlilik kriterlerine sahip donörlerde, hematolojik değerler ve enfeksiyöz hastalık k konularına özel bir dikkat gösterilerek düşünülmelidir. 16 yaşın altında veya 60 yaşın üzerinde normal donörlerde filgrastimin güvenliği ve etkinliği değerlendirilmemiştir. İncelenen kişilerin % 35’inde, filgrastim uygulaması ve lökoferezden sonra geçici trombositopeni (Trombositler <100 x 10°/L) gözlenmiştir. Bunların arasında, trombositlerin < 50 x 10°/L olduğu iki olgu bildirilmiş ve bu durum lökoferez yöntemine bağlanmıştır…
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerBu belgede yan etki sıklıkları tablo sütunlarında verildiği için aşağıdaki listede sıklıklar eksik ya da başka bir etkinin yanında görünebilir; sıklıklar için KÜB belgesinin aslına bakınız.
Kanser hastalarındaki klinik çalışmalarda en yaygın istenmeyen etki hastaların % 10’unda i hafif veya orta, ve %3’ünde şiddetli olan kas iskelet ağrısıdır. Graft versus Host Hastalığı (GVHD) da bildirilmiştir (bakınız aşağıdaki c bölümü). ` Normal donörlerde PKPH mobilizasyonunda en yaygın bildirilen istenmeyen etki kas : iskelet ağrısıdır. Donörlerde filgrastim sonrasında lökositoz ve trombositopeni gözlenmiştir ve donörlerde lökoferez de gözlenmiştir. Dalak büyümesi ve dalak rüptürü de bildirilmiştir. : Bazı dalak rüptürü vakaları ölümcüldür. Ciddi kronik nötropeni hastalarında, filgrastim ile ilişkilendirilebilen en yaygın istenmeyen etkiler kemik ağrısı, gene! kas-iskelet ağrısı ve dalak büyümesidir. Filgrastim ile tedavi edilen konjenital nötropeni hastalarında miyelodisplastik sendromlar (MDS) veya lösemi gelişmiştir (Bakınız). Tedavi gecikirse hayatı tehlikesi olan kapiler kaçış sendromu hastalığı, granülosit koloniuyarıcı faktörlerin uygulanmasından sonra, kemoterapi alan kanser hastalarında ve PKPH i mobilizasyonu amaçlanan sağlıklı donörlerde şekilde : bildirilmiştir; bakınız. ve °deki alt bölüm €C. HIV hastalarındaki klinik çalışmalarda, filgrastim uygulaması ile ilgili olduğu tutarlı olarak düşünülen istenmeyen etkiler kas-iskelet ağrısı, kemik ağrısı ve miyaljidir. b. Advers reaksiyonların tablolu özeti Aşağıdaki veri tablolarında klinik çalışmalardan ve spontane bildirimlerde bildirilen advers reaksiyonlar yer almaktadır. Her bir sıklık gruplamasında, istenmeyen etkiler azalan ciddiyet sırasında sunulmuştur. Veriler, kanser hastaları, normal donörlerde PKPH mobilizasyonu, ciddi kronik nötropeni hastaları ve HIV hastaları için ayrı olarak, bu popülasyonlardaki farklı advers reaksiyonları yansıtacak şekilde sunulmaktadır. P i 14 Kanser hastaları organ smf Çok yaygın olmayan Seyrek Çok seyrek (> ila (jila <) ila <) Kan ve lenf Dalak rüptürü“ sistemi Splenomegali“* hastalıkları Orak hücre krizi^ Bağışıklık İlaca aşırı Graft versus host sistemi duyarlılık® hastalığı" hastalıkları Metabolizma ve Kan ürik asit Psödo gut beslenme artışı hastalıkları Kan laktat : dehidrojenaz artışı İştahta azalma veya artma^ F N E hastahkları Vasküler Hipotansiyon Veno-okluzif Aortit hastalıklar hastalık‘ Sıvı hacmi bozuklukları Kapiler kaçış sendromu hastalığı” Solunum, göğüs Orofarenjal Hemoptizi ° Akut respiratuar bozuklukları ve ağrı” distres sendromu ° mediastinal Öksürük hastalıklar Dispne Solunum TUT yetmezliği o Pulmoner ödem^ İnterstisyel akciğer hastalığı” Akciğer infiltrasyonu 15 B M BE istinad HEE Gastrointestinal! İshal? kanama Kusma’ i t Kabızlık" Bulantı" Hepatobiliyer Gamma hastalıklar glutamil transferazda artış Kan alkalin fosfatta artış Deri ve deri altı Döküntü" Sweets sendromu s Kas-iskelet Kas-kemik Romatoid artritin bozuklukları, ağrısı" alevlenmesi bağ doku ve kemik hastalıkları i S al E yolu hastahkları Glomerülonefrit Genel Asteni® Göğüs ağrısı” bozukluklar ve Yorgunluk® uygulama Mukoza bölgesine ilişkin Enflamasyonu hastalıklar Ağri? ° Bölüm c’ye bakınız : > Allojenik kemik iliği naklinden sonra hastalarda GvDH ve ölümler bildirilmiştir (c bölümüne i ° Kemik ağrısı, sırt ağrısı, artralji, miyalji, uzuvlarda ağrı, kas-iskelet ağrısı, kas iskelet göğüs ağrısı, boyun ağrısını içermektedir. İ Kemik iliği naklinden veya PKPH sonrası hastalarda pazarlama sonrası dönemde gözlenen vakalar © Klinik çalışma döneminde gözlenen vakalar I. E v.. Normal donörlerde PKPH mobilizasyonu MedDRA sistem organ Çok yaygın Yaygm Yaygım olmayan Seyrek Çok seyrek mifi 16 : Kan ve lenf Trombositopeni’ Dalak büyümesi” Dalak rüptürü‘ : sistemi Orak hücre krizi* hastahkları Lökositoz® j Bağışıklık Anafilaktik j sistemi reaksiyon hastalıkları Şiddetli alerjik reaksiyon Metabolizma o Kan laktat Hiperürisemi (kan o ve beslenme dehidrojenaz ürik asit artışı) hastalıkları artışı : aain [O o hastalıkları Vaskiiler Kapiler kaçış Aortit hastalıklar sendromu hastalığı’ Solunum, Dispne Pulmoner kanama göğüs Hemoptiz bozuklukları Akciğer ! ve mediastinal infiltrasyonu hastahklar Hipoksi Hepatobiliyer Kan alkalin Aspartat hastalıklar fosfatta artış aminotransferazda artış Kas-iskelet Kas-kemik Romatoid artritte bozuklukları, ağrıs” kötüleşme bağ doku ve kemik hastalıkları Böbrek ve Bisüri Glomerülonefrit n hastalıkları ° Bölüm c’ye bakınız d Kemik ağrısı, sırt ağrısı, atralji, miyalji, uzuvlarda ağrı, kas-iskelet ağrısı, kas iskelet göğüs ağrısı, boyun ağrısını içermektedir. Ciddi kronik nötropeni hastaları MedDRA sistem organ Çok yaygın Yaygm olmayan Seyrek Çok seyrek Sm ia (-ila < -(> —ila —)) <) Kan ve lenf Dalak Trombositopeni^ Orak hücre krizi* sistemi büyümesi“ Dalak rüptürü* hastahkları Anemi Metabolizma ve Hiperürisemi beslenme hastahkları Kan şekeri düşüşü 17 b Kan laktat : dehidrojenaz artışı; b I N E E hastalıkları bozuklukları ve mediastinal hastalıklar T hastalıklar Hepatobilier Karaciğer hastalıklar büyümesi i Kan alkalin fosfatta artış Deri ve deri altı Döküntü Kutanöz vaskülit Fte H E hastalıkları Alopesi Kas-iskelet, Kas-kemik Osteoporoz bozuklukları, ağrısı ° bağ doku ve Ariralji ! kemik j hastalıkları Böbrek ve idrar Hematüri Proteinüri E E hastalıkları ! Genel Enjeksiyon bozukluklar ve yerinde reaksiyon uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar ° Bölüm c’ye bakınız b Kemik ağrısı, sırt ağrısı, atralji, miyalji, uzuvlarda ağrı, kas-iskelet ağrısı, kas iskelet göğüs ağrısı, boyun ağrısını içermektedir. 18 HIV hastaları MedDRA sistem organ Çok yaygın olmayan Seyrek Çok seyrek smıfi (> ila < |(> ila < |) <) Kan ve lenf Dalakta büyüme? Orak hücre krizi^ sistemi hastalıkları Kas-iskelet Kas-kemik l bozuklukları ağrıs” ve bağ dokusu i ve kemik hastalıkları i Böbrek ve Glomerüloneftit idrar yolu |, hastalıkları ° Bölüm c’ye bakınız Kemik ağrısı, sırt ağrısı, atralji, miyalji, uzuvlarda ağrı, kas-iskelet ağrısı, kas iskelet göğüs ağrısı, boyun ağrısını içermektedir. c. Seçilmiş advers etkilerin tanımlanması Allojenik kemik iliği naklinden sonra hastalarda GvDH ve ölümler bildirilmiştir (bakınız. ve 5.1) Granülosit koloni-uyarıcı faktör kullanımı ile pazarlama sonrası dönemde kapiler kaçış ! sendromu hastalığı vakaları bildirilmiştir. Bunlar genellikle ileri malign hastalıkları, sepsis geçiren ve birden çok kemoterapi ilacı alan veya aferez uygulanan hastalarda meydana gelmiştir (bakınız). Kanser hastaları : Randomize, plasebo kontrollü klinik araştırmalarda, filgrastimin sitotoksik kemoterapiye bağlı yan etkilerin sıklığını artımmadığı saptanmıştır. Filgrastim/kemoterapi ve plasebo/kemoterapi ile tedavi edilen hastalarda eşit sıklıkta görülen istenmeyen etkiler arasında bulantı ve kusma, alopesi, ishal, yorgunluk, anoreksi (iştahta azalma), mukozal enflamasyon, baş ağrısı, öksürük, döküntü, göğüs ağrısı, asteni, farengolarengial ağrı (orofarenj ağrısı), kabızlık ve ağrı bildirilmiştir. Pazarlama sonrası dönemde kutanöz vaskülit filgrastim ile tedavi edilen hastalarda bildirilmiştir. Filgrastim alan hastalardaki vaskülitin mekanizması bilinmemektedir. Klinik çalışma verilerinden görülme sıklığının yaygın olmayan şeklinde olduğu tahmin edilmektedir. Pazarlama sonrası dönemde Sweet sendromu (Akut febril dermatoz) bildirilmiştir. Klinik çalışma verilerinden görülme sıklığımın yaygın olmayan şeklinde olduğu tahmin edilmektedir. 19 k Klinik çalışmalarda ve pazarlama sonrası dönemde, bazı vakalarda fatal olabilen (bakınız;) solunum yetmezliği ya da akut respiratuvar distres sendromu (ARDS) ile sonuçlanan interstisyel akciğer hastalığı, pulmoner ödem ve akciğer infiltrasyonu dahil pulmoner advers etkiler bildirilmiştir. Filgrastim uygulamasını takiben yaygın olmayan splenomegali ve dalak rüptürü bildirilmiştir. Bazı rüptür vakaları ölümcül olmuştur. Klinik çalışmalarda ve pazarlama sonrası dönemde anafilaksi, döküntü, ürtiker, anjiyoödem, dispne ve hipotansiyon gibi alerjik tipte reaksiyonlar ile ilgili semptomlar tedavinin başlangıcında veya devamında bildirilmiştir. Genelde bildirimler i.v. uygulama sonrasında daha fazladır. Bazı vakalarda ilacın tekrar verilmesi ile semptomlar tekrarlamıştır; bu da i nedensel bir ilişkiyi düşündürmektedir. Ciddi alerjik reaksiyon yaşayan hastalarda filgrastim tedavisi kesilmelidir. Pazarlama sonrası dönemde orak hücre hastalığı olan hastalarda izole orak hücre krizleri bildirilmiştir (bakınız). Klinik çalışma verilerinden görülme sıklığının yaygın j olmayan şeklinde olduğu tahmin edilmektedir. Filgrastim ile tedavi edilen kanser hastalarında psödo gut bildirilmiştir. Klinik çalışma verilerinden görülme sıklığının yaygın olmayan şeklinde olduğu tahmin edilmektedir. Normal donörlerde PKPH mobilizasyonu: Hem sağlıklı donörlerde hem de hastalarda granülosit koloni-uyarıcı faktörlerin (G-CSF) uygulanmasından sonra, yaygın ancak genellikle asemptomatik dalak büyümesi ve yaygın olmayan dalak rüptürü vakaları bildirilmiştir (bakınız). Pulmoner advers olaylar (hemoptiz, pulmoner kanama, akciğer infiltrasyonu, dispne ve hipoksi) bildirilmiştir (bakınız). Artrit semptomlarında alevlenmeler, yaygın olmayan şekilde gözlenmiştir. Lökositoz (BKH > 50 x 10°/L) donörlerin % 41’inde gözlenmiştir ve filgrastim ve lökoferez sonrasında donörlerin % 35’inde geçici trombositopeni (Trombosit sayısı <100 x 10°/L) gözlenmiştir. Ciddi kronik nötropeni hastalarında: Görülen yan etkiler arasında az sayıda vakada ilerleyici olabilen dalak büyümesi ve trombositopeni vardır. Olasılıkla filgrastim tedavisi ile ilgili olan ve tipik olarak CKN hastalarının % 2’sinden daha = `azında görülen istenmeyen reaksiyonlar, enjeksiyon yerindeki reaksiyonlar, baş ağnsı, karaciğer büyümesi, artraljı, alopesi, osteoporoz ve döküntüdür. Uzun süreli kullanım sırasında CKN hastalarının % 2’sinde kutanöz vaskülit bildirilmiştir. HIV hastalarında: Hastaların % 3’ten azında dalak büyümesinin filgrastim tedavisine bağlı olduğu bildirilmiştir…
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.