LEUKOPLUS 30 MIU/ML SC/IV ENJEKSİYON/İNFÜZYON İÇİN COZ. İÇEREN FLAKON
filgrastim — HASBIOTECH İLAÇ SAN. VE TİC. A.Ş.
ATCL03AA02Ambalajlar: 1, 5 ve 10 adet
Kısa Bilgi (KÜB özeti)
Leukoplus 30 MIU/mL ne için kullanılır?
KÜB 4.1 · EndikasyonSitotoksik kemoterapi, kronik miyeloid lösemi ve miyelodisplastik sendromlar dışındaki malign hastalık nedeniyle sitotoksik kemoterapi gören hastalarda febril nötropeni oluşma sıklığının ve nötropeni süresinin azaltılmasında ve miyeloablatif tedaviden sonra kemik iliği nakli uygulanan uzun süreli ciddi nötropeni riskinin artmış olduğu düşünülen hastalarda nötropeni süresinin azaltılmasında ve klinik komplikasyonlarında endikedir. Periferik kan progenitör hücre (PKPH) mobilizasyonu, allojeneik periferik kan progenitör hücrelerinin harekete geçirilmesi amacıyla sağlıklı gönüllü donörlerde tek başına veya otolog periferik kan progenitör hücrelerinin harekete geçirilmesi amacıyla veya kemik iliği baskılayıcı kemoterapiyi takip eden periferik kan projenitör hücre infüzyonu ile sağlanan hematopoetik iyileşmeyi hızlandırmaya yönelik uygulamalar için endikedir. Ciddi kronik nötropeni Uzun dönem kullanımı, mutlak nötrofil sayısı (MNS) < 0.5 x 109 /L olan ciddi konjenital, siklik veya idiyopatik nötropenisi olan çocuk veya erişkin hastalarda, ciddi veya tekrarlayan enfeksiyon hikayesi olan hastalarda nötrofil sayısının artırılması ve enfeksiyonlara bağlı olayların sıklık ve süresinin azaltılmasında endikedir. HIV enfeksiyonu, ilerlemiş HIV enfeksiyonu olan hastalarda bakteriyel enfeksiyon riskini azaltmak için, kalıcı nötropeninin (MNS < 1.0 x 109/L) tedavisinde endikedir. Akut miyeloid lösemi (AML), indüksiyon veya konsolidasyon kemoterapisi gören hastalarda nötropeni süresinin ve ilgili klinik sekelin azaltılmasında endikedir.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarE. coli kaynaklı proteinlere, filgrastim veya ilacın içerdiği diğer yardımcı maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılığı olduğu bilinen hastalarda kullanımı kontrendikedir. Sitotoksik kemoterapinin dozunu artırmak amacıyla belirlenmiş doz şemaları dışında kullanılmamalıdır. Anormal sitogenetik bulguları ve ciddi konjenital nötropenisi (Kostman sendromu) olan hastalarda kullanılmamalıdır.Olası yan etkileri nelerdir?
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerPeriferik kan progenitör hücre mobilizasyonu yapılan sağlıklı donörlerde görülen yan etkiler En yaygın bildirilen istenmeyen etki, hafif ile orta derecede geçici kas-iskelet sistemi ağrılarıdır. Bağışıklık sistemi hastalıkları Çok seyrek: Alerjik reaksiyonlar. Metabolizma ve beslenme hastalıkları Yaygın: Anoreksi. Sinir sistemi hastalıkları Yaygın: Baş ağrısı. Vasküler hastalıklar Seyrek: Anjiopati. Solunum sistemi hastalıkları Yaygın: Öksürük, faringolaringeal ağrı. Çok seyrek: Pulmoner infiltrat. Gastrointestinal hastalıklar Çok yaygın: Bulantı, kusma. Yaygın: Kabızlık, diyare. Deri ve deri altı doku hastalıkları Yaygın: Alopesi, deri döküntüsü. Çok seyrek: Sweet Sendromu, kütanöz vaskülit. Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları Yaygın: Göğüs ağrısı, kas-iskelet ağrısı. Çok seyrek: Romatid artrit alevlenmesi. Böbrek ve idrar yolu hastalıkları Çok seyrek: Üriner bozukluklar. Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Yaygın: Halsizlik, genel güçsüzlük, mukozal inflamasyon. Yaygın olmayan: Spesifik olmayan ağrı. Araştırmalar Çok yaygın: Artmış GGT, artmış alkalen fosfataz, artmış LDH, artmış ürik asit. HIV hastalarında görülen yan etkiler Klinik çalışmalarda, filgrastim uygulamasına bağlı olduğu düşünülen istenmeyen etkiler, kasiskelet sistemi ağrıları, genel olarak hafif ile orta derecede kemik ağrısı ve miyalji olmuştur. Bu olayların sıklığı, kanser hastaları için bildirilenlere benzemektedir. Hastaların %3'ten azında (yaygın), dalak büyümesinin filgrastim tedavisine bağlı olduğu bildirilmiştir. Bütün olgularda bu durum, fiziksel muayenede hafif ya da orta derecelidir ve selim bir klinik seyir izlemiştir; hiçbir hastaya hipersplenizm tanısı konulmamış ve hiçbir hastada splenektomi yapılmamıştır. Dalak büyümesinin HIV enfeksiyonlu hastalarda yaygın bir bulgu olması ve AIDS hastalarının çoğunda değişen derecelerde bulunması nedeniyle, filgrastim tedavisi ile ilişkisi net değildir. Kan ve lenf sistemi hastalıkları Yaygın: Dalak büyümesi. Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları Çok yaygın: Kas-iskelet ağrısı, kemik ağrısı, miyalji. Filgrastim verilen sağlıklı donörlerde, geçici ve minör alkalen fosfataz, LDH, aspartat aminotransaminaz (SGOT) ve ürik asit artışları bildirilmiştir; bunlar klinik sekel bırakmamıştır. Artrit semptomlarında alevlenmeler seyrek olarak gözlenmiştir. Şiddetli alerjik reaksiyonları düşündüren semptomlar çok seyrek bildirilmiştir. PKPH donör çalışmalarında filgrastimin neden olduğuna inanılan baş ağrıları bildirilmiştir. Lökositoz (BKH>50x109/L) donörlerin %41'inde (çok yaygın) gözlenmiştir ve filgrastim ve lökoferez sonrasında donörlerin %35'inde (çok yaygın) geçici trombositopeni (trombosit sayısı <100x109/L) gözlenmiştir. Yaygın ancak genellikle asemptomatik splenomegali vakaları bildirilmiştir. Allojenik donörler (aynı zamanda normal veya sağlıklı olarak adlandırılan) için, pulmoner advers olaylar (hemoptizi, pulmoner infiltrat) olarak rapor edilmiştir. Kan ve lenf sistemi hastalıkları Çok yaygın: Lökositoz, trombositopeni. Yaygın: Splenomegali. Yaygın olmayan: Dalak bozukluğu. Bağışıklık sistemi hastalıkları Yaygın olmayan: Şiddetli alerjik reaksiyon. Metabolizma ve beslenme hastalıkları Yaygın olmayan: Hiperürisemi. Sinir sistemi hastalıkları Çok yaygın: Baş ağrısı. Solunum sistemi hastalıkları Çok seyrek: Hemoptizi, pulmoner infiltratlar. Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları Çok yaygın: Kas-iskelet ağrısı. Çok seyrek: Romatid artrit alevlenmesi. Araştırmalar Yaygın: Artmış alkalen fosfataz, artmış LDH. Yaygın olmayan: Artmış SGOT. Ciddi kronik nötropeni (CKN) hastalarında görülen yan etkiler Filgrastime bağlanabilen klinik advers reaksiyonlar içinde en yaygın olarak karşılaşılanlar kemik ağrısı ve genel kas-iskelet sistemi ağrılarıdır. Ciddi kronik nötropeni hastalarında filgrastim tedavisi ile ilgili istenmeyen reaksiyonlar bildirilmiştir ve söz konusu reaksiyonların sıklığı zaman içinde azalmıştır. Görülen diğer yan etkiler arasında, az sayıda vakada ilerleyici olabilen dalak büyümesi ve trombositopeni vardır. Hastaların %10'dan daha azında (yaygın), filgrastim tedavisine başlandıktan kısa bir süre sonra baş ağrısı ve diyare bildirilmiştir. Anemi ve burun kanaması da bildirilmiştir. Olasılıkla filgrastim tedavisi ile ilgili olan ve tipik olarak CKN hastalarının %2'sinden daha azında (yaygın) görülen istenmeyen reaksiyonlar, enjeksiyon yerindeki reaksiyonlar, baş ağrısı, hepatomegali, artralji, saç dökülmesi, osteoporoz ve deri döküntüsüdür. Uzun süreli tedavilere bağlı olarak CKN hastalarının %2'sinde (yaygın) kutanöz vaskülit bildirilmiştir. Çok seyrek bazı vakalarda proteinüri/hematüri'ye rastlanmıştır. Serum ürik asit, laktat dehidrogenaz ve alkalen fosfataz düzeylerinde klinik belirtilere yol açmayan geçici yükselmeler gözlenmiştir. Tokluk kan şekeri düzeyinde geçici ve orta derecede düşüşler de gözlenmiştir. Kan ve lenf sistemi hastalıkları Çok yaygın: Anemi, splenomegali. Yaygın: Trombositopeni. Yaygın olmayan: Dalak bozuklukları. Metabolizma ve beslenme hastalıkları Çok yaygın: Hiperürisemi. Sinir sistemi hastalıkları Yaygın: Baş ağrısı. Solunum sistemi hastalıkları Çok yaygın: Epistaksis. Gastrointestinal hastalıklar Yaygın: Diyare. Hepato-biliyer hastalıklar Yaygın: Hepatomegali. Deri ve deri altı doku hastalıkları Yaygın: Alopesi, deri döküntüsü, kütanöz vaskülit. Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları Çok yaygın: Kas-iskelet ağrısı. Yaygın: Osteoporoz. Böbrek ve idrar yolu hastalıkları Yaygın olmayan: Hematüri, proteinüri. Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıkları Yaygın: Enjeksiyon yerinde ağrı. Araştırmalar Çok yaygın: Azalmış glukoz, artmış alkalen fosfataz, artmış LDH. Pazarlama sonrası deneyimden elde edilen veriler Kan ve lenf sistemi hastalıkları Çok seyrek: Dalak yırtılması. G-CSF alan sağlıklı donörlerde ve hastalarda, çok seyrek dalak yırtılması vakaları bildirilmiştir.. Orak hücre hastalığı olan olgularda, bazıları ölümcül olan izole orak hücre krizi olguları bildirilmiştir. Bağışıklık sistemi hastalıkları Seyrek: Alerjik reaksiyonlar. Filgrastim kullanan hastalarda, başlangıçta veya izleyen tedavide, anafilaksi, deri döküntüsü ve ürtiker dahil alerjik tip reaksiyonlar bildirilmiştir. Bazı olgularda, yeniden ilaca başlanmasıyla semptomların yeniden oluşması, iki durum arasında nedensel bir ilişki olduğunu düşündürür. Ciddi alerjik reaksiyon yaşayan hastalarda filgrastim tedavisi daimi olarak durdurulmalıdır. Deri ve deri altı doku hastalıkları Seyrek: Sweet Sendromu. Sweet sendromunun (akut febril dermatoz) seyrek vakaları (> %0.01 ve < %0.1) bildirilmiştir. Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları Filgrastim ile tedavi edilen kanser hastalarında psödogut vakaları bildirilmiştir. Laboratuvar bulguları Sitotoksik kemoterapi sonrası filgrastim alan hastalarda, ürik asit, alkalen fosfataz ve laktat dehidrogenazda, klinik bulgu vermeyen, geri dönüşlü, hafif veya orta derecede artışlar görülmüştür.Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriHem sağlıklı donörlerde hem de kanser hastalarında periferik kan progenitör hücre mobilizasyonu için koloni-uyarıcı faktörlerin (dahil) uygulanmasından sonra, izole dalak rüptürü vakaları bildirilmiştir. Bu vakaların bir kısmı ölümcüldür. kullanan bireylerde, özellikle PKPH mobilizasyonu için alan sağlıklı donörlerde abdominal ağrı ve omuz ağrısı görüldüğünde vakalar dalak rüptürü ya da dalak büyümesi açısından değerlendirilmelidir. Duyarlı kişilerde aşırı duyarlılık reaksiyonları gelişebilir. a) Erişkin respiratuvar distres sendromu (ARDS) Erişkin respiratuvar distres sendromu, alan, sepsisli nötropeni hastalarında bildirilmiştir ve nötrofillerin akciğerdeki inflamasyon bölgelerine akınına sekonder olarak görüldüğü varsayılmaktadır. kullanan ve ateş, pulmoner infiltrat ya da respiratuvar distres görülen nötropeni hastaları ARDS olasılığı için izlenmelidir. ARDS görüldüğünde tedavisi kesilmeli ve uygun ilaç tedavisine başlanmalıdır. b) Malign hücre gelişmesi Granülosit koloni-uyarıcı faktör miyeloid hücrelerin gelişmesini in vitro artırabilir ve bazı nonmiyeloid hücrelerde de in vitro benzer etkiler görülebilir. miyelodisplastik sendromda veya kronik miyeloid lösemide etkililik ve güvenliliği tespit edilmemiştir. bu durumlarda endike değildir. Kronik miyeloid löseminin blast transformasyonunun tanısını akut miyeloid lösemiden ayırt etmek için özel dikkat gösterilmelidir. Sekonder AML hastalarında güvenlilik ve etkililik verilerinin kısıtlı olması nedeniyle, dikkatle uygulanmalıdır. 55 yaşından küçük ve sitogenetik profili iyi (t(8;21), t(15;17), ve inv(16)) olan yeni AML hastalarında, uygulamasının güvenlilik ve etkililiği tespit edilmemiştir. c) Sitotoksik kemoterapi uygulanan hastalarda Lökositoz 0.3 MU/kg/gün'ün (3 mikrogram/kg/gün) üzerindeki dozlarda alan hastaların %5'inden daha azında 100 x 109/L veya daha yüksek lökosit sayısı görülmüştür. Bu lökosit sayısına bağlanabilecek direkt bir istenmeyen etki bildirilmemiştir. Bununla birlikte, ciddi lökositoz riski göz önünde bulundurularak, tedavisi sırasında düzenli aralıklarla lökosit sayımı yapılmalıdır. Lökosit sayısı beklenen alt seviyenin 50 x 109 /L üzerinde ise, tedavisi derhal kesilmelidir. Öte yandan PKPH mobilizasyonu için uygulanan tedavisinin kesilmesi veya dozunun azaltılması ancak lökosit sayısının > 70 x 109/L'ye yükselmesi halinde uygundur. Yüksek doz kemoterapi ile ilgili riskler Hastalar yüksek doz kemoterapötikler ile tedavi edilirken çok dikkatli olunmalıdır, çünkü tümör iyileşmesinin bu tedavi ile arttığı tespit edilmemiştir ve yoğunlaştırılmış dozlarda kemoterapötik ilaçlar kardiyak, pulmoner, nörolojik ve dermatolojik etkiler dahil toksisite artışına yol açabilir (lütfen kullanılan spesifik kemoterapi ajanlarının ürün bilgilerine bakınız). Tek başına ile tedavi, miyelosupresif kemoterapiye bağlı anemi ve trombositopeniyi önlemez. Yüksek dozda kemoterapi alma riskinden dolayı (örneğin, ürün bilgilerinde belirtilen ilacın tam dozu), hasta daha büyük anemi ve trombositopeni riski altında olabilir. Trombosit sayısının ve hematokritin düzenli izlenmesi tavsiye edilir. Ciddi trombositopeniye neden oldukları bilinen ve tek başına veya kombine edilerek kullanılan kemoterapötik maddeler verilirken çok dikkatli olunmalıdır. ile mobilize edilen PKPH'lerin kullanımı, miyelosupresif ya da miyeloablatif kemoterapiyi takiben gelişen trombositopeninin derinliğinde ve süresinde azalma sağlamıştır. d) Periferik kan progenitör hücrelerinin mobilizasyonu amaçlanan hastalar Miyelosupresif veya miyeloablatif tedavinin ardından otolog periferik kan progenitör hücre transplantasyonu yapılan hastalarda: Mobilizasyon Önerilen iki mobilizasyon yöntemini (tek başına ya da kemik iliğini baskılayıcı kemoterapi ile kombine filgrastim uygulaması) aynı hasta grubu üzerinde karşılaştıran herhangi bir prospektif randomize çalışma yürütülmemiştir. Gerek hastalar arasında, gerek CD34+ hücrelerinin laboratuvar tahlil sonuçları arasındaki değişkenlik düzeyi, çalışmalar arasında bir karşılaştırma yapmanın güçlüğünü ortaya koymaktadır. Bu nedenle uygun bir yöntem önermek zordur. Mobilizasyon yönteminin seçiminde, her hasta için bireysel olarak yürütülen tedavinin amaçlarıyla paralel bir yaklaşım sağlanmalıdır. Daha önce sitotoksik ilaç kullananlar Daha önce yoğun miyelosupresif tedavi görmüş hastalarda, öngörülen minimum hücre düzeyini (> 2.0 x 106/CD34+ hücre/kg) sağlamaya ya da trombosit artışını aynı düzeyde hızlandırmaya yetecek seviyede PKPH mobilizasyonu gerçekleşmeyebilir. Bazı sitotoksik ilaçlar, özellikle hematopoetik progenitör havuzu üzerinde toksisite yaratır ve progenitör mobilizasyonunu ters yönde etkileyebilir. Melfalan, karmustin (BCNU) ve karboplatin gibi ilaçların progenitör mobilizasyonu girişiminden önce uzun süre kullanılmış olması, tedavinin verimini düşürebilir. Öte yandan, melfalan, karboplatin ya da BCNU ile filgrastimin birlikte uygulanmasının, progenitör mobilizasyonunda etkili olduğu gösterilmiştir. Bir hastaya periferik kan progenitör hücre nakli düşünülüyorsa, kök hücre mobilizasyonunun tedavinin erken dönemlerinde gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Bu gibi hastalarda, yüksek doz kemoterapi uygulamasına geçilmeden önce dolaşımdaki progenitör sayısına özellikle dikkat edilmelidir. Eğer harekete geçirilen progenitör sayısı, yukarıda verilen ölçüm kriterlerine göre yetersizse, progenitör desteği sağlanmasını gerektirmeyen alternatif tedavi şekilleri düşünülmelidir. Progenitör hücre miktarının ölçülmesi tedavisi uygulanan hastalarda progenitör hücre sayısının ölçülmesi aşamasında, kullanılan kantitatif yönteme özen gösterilmelidir. CD34+ hücre sayısına ilişkin akım sitometrik analiz sonuçları, kullanılan yönteme özgü değişkenlikler içermektedir ve başka laboratuvarlarda yürütülen çalışmalara dayanarak önerilen rakamlar dikkatle yorumlanmalıdır. İstatistiksel analiz, infüzyon yoluyla geri verilen CD34+ hücrelerinin sayısı ile yüksek doz kemoterapiyi takiben trombosit sayısında görülen artış hızı arasındaki bağıntının, karmaşık ancak sürekli bir ilişki olduğunu göstermektedir. Çeşitli yayınlarda, yeterli düzeyde hematolojik yeniden yapılanma sağladığı belirtilmiş olan CD34+ miktarı temel alınarak, minimum artışın > 2.0 x 106 hücre/kg olması gerektiği öne sürülmüştür. Daha yüksek miktarlar iyileşme hızını artırmakta, bunun altında kalan değerler ise daha yavaş bir iyileşme sağlamaktadır. Allojeneik periferik kan progenitör hücre transplantasyonu öncesinde periferik kan progenitör hücre mobilizasyonu yapılan sağlıklı donörlerde PKPH mobilizasyonu, sağlıklı donörlerde doğrudan bir klinik yarar sağlamaz ve yalnızca allojeneik kök hücre transplantasyonu amaçlandığında düşünülmelidir. PKPH mobilizasyonu yalnızca, kök hücresi bağışı için normal klinik ve laboratuvar elverişlilik kriterlerine sahip donörlerde, hematolojik değerler ve enfeksiyöz hastalık konularına özel bir dikkat gösterilerek düşünülmelidir. İncelenen kişilerin %35’inde, filgrastim uygulaması ve lökoferezden sonra geçici trombositopeni (trombositler < 100 x 109/L) gözlenmiştir. Bunların arasında, trombositlerin < 50 x 109/L olduğu iki olgu bildirilmiş ve bu durum lökoferez yöntemine bağlanmıştır. Eğer birden fazla lökoferez gerekiyorsa, lökoferez öncesinde trombositleri < 100 x 109/L olan donörlere özel bir dikkat gösterilmelidir; genel olarak, eğer trombositler < 75 x 109/L ise aferez uygulanmamalıdır. Antikoagüle edilen veya hemostaz defektleri olduğu bilinen donörlerde lökoferez uygulanmamalıdır. Eğer lökosit sayıları > 70 x 109/L düzeyine yükselirse, uygulaması durdurulmalı ya da dozu azaltılmalıdır. PKPH mobilizasyonu amacıyla G-CSF alan donörler, hematolojik göstergeler normale dönünceye kadar izlenmelidirler. Normal donörlerde G-CSF kullanılmasının ardından, geçici sitogenetik modifikasyonlar gözlemlenmiştir. Bu değişikliklerin anlamlılığı bilinmemektedir. Donörlerin uzun dönem takibi devam etmektedir. Yine de, veya diğer miyeloid büyüme faktörlerinin sağlıklı donörlere uygulanması sonrasında, malign myeloid bir klona dönüşme riski göz ardı edilemez ve aferez merkezinin, uzun dönem güvenliliğin izlenmesini sağlamak amacıyla en az 10 yıl boyunca kök hücre donörlerinin sistematik bir kaydını tutması ve takip etmesi tavsiye edilmektedir. ile mobilize edilmiş allojeneik periferik kan progenitör hücreleri alıcılarında özel önlemler Güncel veriler, allojeneik PKPH grefti ve alıcı arasındaki immünolojik etkileşimlerin, kemik iliği transplantasyonu ile kıyaslandığında, akut ve kronik ''graft versus host'' hastalığı (GvHD) riskindeki artışla ilişkili olabileceğini göstermektedir. e) Ciddi kronik nötropeni hastalarında Lösemi veya miyelodiplastik sendroma (MDS) dönüşüm Ciddi kronik nötropenilere tanı koyulurken, aplastik anemi, miyelodisplazi ve miyeloid lösemi gibi diğer hematolojik hastalıklardan ayrım yapılması için özel bir dikkat gösterilmelidir. Tam kan sayımları, trombosit sayısı ve kemik iliği morfolojisi ile karyotip değerlendirilmesi tedaviye başlamadan önce yapılmalıdır. Filgrastim ile tedavi edilen ciddi kronik nötropeni hastalarında düşük sıklıkta (yaklaşık %3) MDS veya lösemi vakasına rastlanmıştır. Bu sadece konjenital nötropenisi (Kostman sendromu) olan hastalarda gözlenmiştir. MDS ve lösemi bu hastalığın doğal komplikasyonlarıdır ve filgrastim tedavisi ile ilişkileri belirsizdir. Başlangıçta sitogenetik değerlendirmeleri normal olan yaklaşık %12’lik bir hasta alt grubunda daha sonraki rutin değerlendirme tekrarlarında monozomi 7’yi de içeren anomaliler saptanmıştır. Ciddi kronik nötropeni hastalarında anormal sitogenetik gelişimle karşılaşıldığında, tedavisini sürdürmenin riskleri ile yararları dikkatle değerlendirilmelidir; MDS veya lösemi ortaya çıkması halinde tedavisi kesilmelidir. Ciddi kronik nötropeni hastalarının uzun süreli tedavisinin, hastaları sitogenetik anomaliler, MDS veya lösemiye dönüşüm açısından duyarlı hale getirip getirmediği henüz belirgin değildir…
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.
Leukoplus 30 MIU/mL muadilleri
Leukoplus 30 MIU/mL ile aynı etken maddeyi (filgrastim) içeren 6 eşdeğer ilaç bulunmaktadır.
Fiyat ve paketler
Paketler
| Paket | Barkod | Fiyat | Birim fiyat |
|---|---|---|---|
| 1 adet | 8680678450042 | ||
| 10 adet | 8680678450073 | ||
| 5 adet | 8680678450059 |