KETINEL 25 MG FILM TABLET, 30 ADET
ketiapin fumarat — BİOFARMA İLAÇ SAN. VE TİC. A.Ş.
ATCN05AH04
✗ SGK Kapsamı Dışında
202,89 TL
ℹ️ Bilgi amaçlıdır, satış yapılmaz
Perakende Satış Fiyatı
Fiyat ve paketler
Perakende Satış Fiyatı
202,89 TL
Kısa Bilgi (KÜB özeti)
Ketinel 25 mg ne için kullanılır?
KÜB 4.1 · Endikasyon” şizofreni tedavisinde (erişkinler ve 13-17 yaş arası ergenler), Bipolar bozukluk orta-ileri derecedeki mani ataklarının tedavisinde (erişkinler vc 10-17 yaş arası çocuklar, ergenler), Bipolar bozukluktaki majör depresif atakların tedavisinde, ® Bipolar bozukluktaki manik veya depresif atakları ketiapin tedavisine cevap vermiş hastalarda rekürrenslerin önlenmesinde, Majör depresif nöbet tedavisinde, diğer antidepresan tedavilere cevap almamayan durumlarda.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarFormülasyonunda bulunan etkin maddeye veya yardımcı maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılıkta kontrendikedir. ”, ciddi merkezi sinir sistemi depresyonunda, kemik iliği baskılanması, kan diskrazileri, ciddi karaciğer hastalığı ve koma durumunda kontrendikedir. "'in HIV-protcaz inhibitörleri, azol sımfi antifungal ilaçlar, eritromisin, klaritromisin ve nefazodon gibi, sitokrom P450 3A4 inhibitörleriyle birlikte kullanılması kontrendikedir.Olası yan etkileri nelerdir?
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerKan ve lenf sistemi hastalıkları Çok yaygın: Hemoglobinde azalma” Yaygın: Lökopeni"”, nötrofil sayısında azalma, eozinofilde artış Yaygın olmayan: Trombositopeni, anemi, platelet sayısında azalma'* Seyrek: Agranülositoz”" Bilinmiyor: Nötropeni! Bağışıklık sistemi hastalıkları Yaygın olmayan: Aşırı duyarlılık (alerjik deri reaksiyonları da dahil) Çok seyrek: = Anaflaktik reaksiyon” Endokrin hastalıkları e Yaygın: Hiperprolaktinemi'^, total 14’dc azalma”, serbest T4’de azalma”*, total '13’de azalma”, TSH’da artış” Yaygın olmayan: Serbest T3’de azalma”*, hipotiroidizm” Çok seyrek: Uygunsuz antidiüretik hormon sekresyonu Metabolizma ve beslenme hastalıkları Çok yaygın: Serum trigliserid düzeylerinde artış''”', total kolesterol (genellikle LDL kolesterol!) düzeylerinde artış*°', HDL kolesterol düzeyinde azalma", kilo artışı! Yaygın: İştah artışı, hiperglisemik düzeylere yükselmiş kan glukozu’”"' Yaygın olmayan:Hiponatremi”", diabetes mellitus!” Seyrek: Metabolik sendrom" Psikiyatrik hastalıklar Yaygın: Anormal rüyalar ve kabuslar, intihar düşüncesi ve intihara eğilimli davranışlar”! Seyrek: Uyurgezerlik ve uykuda konuşma uyku ile ilişkili yeme bozuklukları gibi diğer ilişkili olaylar Sinir sistemi hastalıkları Çok yaygın: Başdönmesi"”, somnolans”, baş ağrısı Yaygın: Senkop*”, ekstrapiramidal semptomlar”, disartri e Yaygın olmayan: Nöbet", huzursuz bacak sendromu, tardif diskinezi'* Göz hastalıkları Yaygın: Bulanık görme Kardiyak hastalıkları Yaygın: Taşikardi‘, çarpıntr’* Yaygın olmayan: QT uzaması", bradikardi” Vasküler hastalıkları Yaygın: Ortostatik hipotansiyon®'’ Seyrek: Venöz tromboembolizm’ Solunum sistemi hastalıkları e Yaygın: Rinit, dispne** Gastrointestinal hastalıklar Çok yaygın: Ağız kuruluğu Yaygın: Kabızlık, dispepsi, kusma” Yaygın olmayan: Disfaji" Seyrek: Pankreatit! Hepatoblliyer hastalıklar Yaygın: Serum transaminaz (ALT, AST) düzeylerinde yükselme’, Gamma-GT düzeylerinin yükselmesi" Seyrek: Sarılık‘, hepatit Deri ve deri-altı dokusu hastalıkları Çok scyrek: Anjiyoödem, Stevens-Johnson sendromu’ Bilinmiyor: Toksik epidermal nekroliz, eritema multiforme Kas-iskelet hastalıkları Çok seyrek: Rabdomiyoliz Gebelik, puerperiyum ve perinatal durumlar Bilinmiyor: Yenidoğan ilaç yoksunluk sendromu” Üreme sistemi ve meme hastalıkları ® Yaygın olmayan: Seksüel aktivitede bozukluk Seyrek: Priapizm, galaktorea, göğüste şişme, adet bozukluğu Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Çok yaygın: Yoksunluk (ilaç kesilme) semptomları "'° Yaygın: Hafif asteni, periferik ödem, irritabilite, ateş Seyrek: Nroleptik malign sendrom’, hipotermi Laboratuar bulguları “ Seyrek: Kan kreatinin fosfokinaz düzeylerinin seviyelerinde artış!" Bkz Bôlüm 4.4 Özellikle tedavinin ilk iki haftası somnolans gözlenir ve genellikle kctiapin uygulamasının kesilmesiyle etkisi geçer, Ketiapin uygulanan bazı hastalarda serum transaminaz (ALT, AST) veya gama-GT düzeylerinde asemptomatik yükselmeler @ (herhangi bir zamanda nonnalden > 3X ULN'ye gvçiy) gözlenmiştir. Bu yükselmeler genellikle devam eden ketiapin tedavisinde düzelmiştir. Alfa-I adrenerjik blokör aktivitesine sahip diger antipsikotikler gibi ketiapin de; özellikle başlangıçtaki doz titrasyon döneminde olmak üzere göz kararması, taşikardi ve bazı hastalarda senkop ve ortostatik hipotansiyona neden olabilmektedir. Önceden mevçeut diyabetin şiddetlenmesi, çok nadir vakalarda bildirilmiştir. Bu advers ilaç reaksiyonlannın sıklığı, ketiapin film tablet (çabuk salımlı tablet) formüllasşyonunun pazara verilme sonrısı kullanım verileri termel almarak hesaplaamışur. En az bir kez açhk kan şekerinin > 126 mg/dL (27.0 mmol/L) veya tokluk kan şekerinin > 200 mg/dL (211.1 mmol/L) ölçülmesi. Plasehoya karşı ketiapin ike disfaji sıkhğındaki artış sadece bipolar depresyon için yapılan klinik çalışmalarda görülmüştür, Başlangıca göre %67'den fazla kilo artışı baz alınır, Özellikle tedavinin ilk haftalarında ortaya çıkar. Aşağıdaki yoksunluk semptomları sıklıkla tedavi kesilmesi semptomlannm değerlendirildiği skut plasebo kontrollü, monoterapi klinik çalışmalarda gözlenmiştir, bu semptomlar uykusuzluk, bulantı, baş ağrısı, ishal, kusma, baş dönmesi ve iritabilitedir, Bu reaksiyonların görülroe sıklığı, tedavinin kesilmesinden 1 hafta sonra belirgin derecede düşmüştür, Trigliseridin en az bir defa 2200 mg/dL (>2.258 mmol/L) olarak ökçülmesi Kolesterolün en az bir defa 2240 mg/dL (26.2064 mmolVL) olarak ölçülmesi. LDL kolestrotünde >30 mpg/dL (20.769 mmo/LYlik artş çok yaygın vksuk gözlenmektedir. Hastalarda görülen bu artışın ortalaması >f1.7 mg/dL (> 1.07 mmoVL), Aşagıdaki metne bakınız. Plateletlerin en az bir defa 3100 x 10L olarak ökülmesi, Kan kreatinin fosfokinazın klinik çalışma advers olay raporlannın nöroleptik malign sendrom ile bağlantılı olmaması baz alınmıştır. Herhangi bir zamandaki prolaktin düzeyleri (18 yaş üzeri hastalarda): > 20 ug/L (>869.56 pmolL) erkekler; > 30 ug'L (>1304.34 pmol/L) kadınlar. Dilşüşlere neden olabilir. Herhungi hir zamanda HDL kolesterol : < 40 mg/dL (1.025 mmol/L) erkeklerde; < 50 mg/dl. (1.282 mmol/L) kadmlarda OTC değerinde, >30 milisaniyelik artıgla <450 milisaniyeden >450 milisaniyeye sapması olan hastalarn insidansı. Ketiapin ile gerçakleştirilen plasebo kontrollü çalışmalarda, ortalama değişiklik ve klinik olarak anlamlı düzeye sapma gösteren hastaları insidansı ketiapin ile plasebo arasında benzerdir. En az bir defa >132 mmol/L'den 3132 mmol/L geçiş. Ketiapin XR tedavisi sırasında ya da tedavi kesildikten sonraki erken dnemde intihar düşüncesi ve intihar davranışları olguları bildirilmiştir (hkz. B3lüm 4.4 ve 5.1). E.1. Açık ctikatli ekstansiyon da dahil tim çalışmalarda ketiapin kullanan hastaların % 11'indc en az bir kez hemoglobin düzeyinde erkeklerde < 13 g/dL (8,07 mmol/L), kadmlarda < 12 g/dL (7.45 mmol/L)'ye düşüş ortaya çıkmıştır. Bu hastalarda, herhangi bir zamanda hemoglobindeki ortalama en yüksek düşüş 1.50 g/dL `dir, Bu reaksiyonlar sıklıkla taşikardi, haş dönmesi, ortostatik hipotansiyon ve/veya alta yatan kalp/solunum hastahğı zemininde meydana gelmiştir. Tüm çalışmalarda başlangıç sonrası herhangi bir zamanda nomnal başlangıç değerinden olasılıkla klinik olarak önemli değere geçiş. Total T4, serbest T4, total 73 ve serbest 73'deki değişiklikler herhangi bir zamanda <0.8 x LLN (pmol/L) ve TSHdaki değişiklik herhangi bir zamanda> 5 mIlU/L olarak tanımlanmıştır. Yaşlı hastalarda (> 65 yaş) kusma sıklığında artış esas alınmışıır. Tedavi sırasında herhangi bir zamanda nötrofil sayısının başlangıç değeri > 1,5 x I0'/L'den < 1,5 x 10°/L'ye geçiş. Tüm çalışmalarda başlangıç sonrası herhangi bir zamanda normal başlangıç değerinden olasılıkla klinik olarak önemli degere geçiş. Eozinofillerdeki değişiklikler herhangi bir zamanda >1 x 10° hücre/L olarak tanımlanmışhır. Tüm çalışmalarda başlangıç sonrası herhangi bir zamanda normal başlangıç değerinden olasılıkla klinik olarak önemli değere geçiş. WBC lerdeki değişiklikler herhangi bir zamanda <3 x 10° hücre/L olarak tanımlanmışur. Tüm klinik çalışmalarda ketiapin ile metabolik advers olay raporlarına dayalı. Klinik çalışmalarda bazı hastalarda ağırlık, kan glukoz ve lipitkeri içeren metabolik faktörlerin birden fazlasında kötüleşme püzlenmiştir. $ {32).6. Tedavinin başlangıcında veya sırasında meydana gelir ve hipertansiyon ve'veya baygınlık ile ilişkilendirilir. Sıklığı, bradikardi yan etkisine ve ketiapin ile yapılan klinik çalışmalardaki ilgili olaylara bağlıdır. Ekstrapiramida! semptomlar : Şizofreni ve bipolar mani tedavisinde kısa süreli, plasebo-kontrollü klinik çalışmalarda, ekstrapiramidal semptomlann kümelenmiş insidansı plaseboya benzer bulunmuştur (şizofreni: ketiapin için %7.8 ve plasebo için %8.0; bipolar mani: ketiapin için %11.2 ve plasebo için %11.4). Bipolar depresyon tedavisinde, kısa süreli plasebo kontrollü klinik çalışmalarda, ekstrapiramidal semptomların kümelenmiş insidansı plasebo ile karşılaştırıldığında ketiapin için % 8.9 plasebo için % 3.8 bulunmasına rağmen, tek olarak görülen (akatizi, ekstrapiramidal bozukluk, tremor, diskinezi, distoni, huzursuzluk, istem dişı kas kasılmaları, psikomotor hiperaktivite ve kas sertliği gibi) advers etkilerin sıklığı bütün tedavi gruplarında genel olarak düşük bulunmuş ve % 4'ü geçmemiştir. Şizofreni ve bipolar bozukluklarda yapılan uzun dönemli çalışmalarda, tedavide aniden ortaya çıkan ekstrapiramidal semptom kümelenmiş insidansı ketiapin ile plasebo arasında benzer bulunmuştur. QT uzaması, ventriküler aritmi, ani açıklanmamış ölüm, kardiyak arest ve torsades de pointes nöroleptiklerin kullanımı ile rapor edilen vakalardır ye sınıf etkileri olduklan düşünülmektedir. Tiroid hormon düzeyleri: Ketiapin tedavisine, tiroid hormonu düzeylerinde dozla ilişkili azalmalar eşlik etmiştir. Kısa süreli plasebo kontrollü klinik çalışmalarda, tiroid hormon seviyelerindeki olasılıkla klinik olarak önemli değişimlerin insidansı belirtilen şekildedir: total T4: ketiapin için % 3.4, plasebo için % 0.6; serbest T4: ketiapin için % 0.7, plasebo için % 0.1; total T3: ketiapin için % 0.54, plasebo için % 0.0 ve serbest T3: ketiapin için % 0.2, plasebo için % 0.0. TSH’daki s değişikliklerin insidansı ketiapin için % 3.2, plasebo için % 2.7 idi. Kısa süreli plasebo kontrollü monoterapi çalışmalarında, T3 ve TSH için karşılıklı ve olasılıkla klinik olarak önemli değişikliklerin insidansı hem ketiapin hem de plasebo için % 0.0 idi ve T4 ve TSIH'daki değişikliklerde ketiapin için % 0.1, plasebo için % 0.0 idi. Tiroid hormonu seviyelerindeki bu değişiklikler genellikle klinik olarak semptomatik hipotiroidizmle ilişkili değildir. Total ve serbest T4 düzeylerindeki azalma, ketiapin tedavisinin ilk 6 haftasında en üst düzeye ulaşır ve uzun süreli tedavi sırasında daha fazla azalma olmaz. Hemen bütün vakalarda, ketiapin tedavisinin durdurulmasına, tedavi süresi ne olursa olsun total ve serbest T4 düzeylerinin normale dönmesi eşlik etmiştir. TBG’nin (Tiroksin Bağlayıcı Globulin) ölçüldüğü 8 hastada, TBG seviyesi değişmemiştir…Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriAtipik antipsikotik ilaçlar, demansa bağlı psikozu olan yaşlı hastaların tedavisinde kullanıldığında ölüm riskinde artışa neden olmaktadır. $ Atipik antipsikotik ilaçların meta analizinde, demansa bağlı psikozu olan yaşlı hastaların ölüm riskinde plasebo ile kryasla artış olduğu raporlanmıştır. Bununla birlikte aynı hasta popülasyonundaki (n=710); ortalama yaş:83, aralık 56-99 yaş), iki adet 10 haftalık plasebo kontrollü ketiapin çalışmasında, ketiapin ile tedavi edilen hastalarda mortalite görülme sıklığı % 5.5 iken plasebo grubunda % 3.2 olmuştur. Bu çalışmalarda çeşitli sebeplerden dolayı ölen hastalar, bu hasta popülasyonundaki beklentiler ile uyumluluk göstermişlerdir. Bu veriler demanslı yaşlı hastaların ölümü ile kctiapin tedavisi arasında sebepsel bir ilişki oluşturmamaktadır. Antidepresan ilaçların çoçuklar ve 24 yaşına kadar olan gençlerdeki kullanımlarının intihar düşünce ya da davranışlarını artırma olasılığı bulunmaktadır, Bu nedenle, özellikle tedavinin başlangıcı veya ilk aylarında ilaç dozunun artırılma/azaltılma ya da kesilme dönemlerinde hastanın gösterebileceği huzursuzluk, aşırı hareketlilik gibi beklenmedik davranış değişiklikleri ya da intihar olasılığı gibi nedenlerle hastanın ® gerek ailesi gerekse tedavi edicilerle yakinen izlenmesi gereklidir, İntihar / intihar düşüncesi veya klinik kötüleşme: Depresyon, intihar düşüncesi, kendine zarar verme ve intihar (intihar ile ilgili olaylar) riskinin artması ile ilişkilendirilmektedir. Bu risk anlamlı remisyon oluşana kadar devam eder. Düzelme tedavinin ilk birkaç haftasında veya daha sonrasında olmayabileceğinden, düzelme görülene kadar hastalar yakından takip edilmelidir. İntihar riskinin iyileşmenin crkcn evrelerinde artabileceği genel bir klinik deneyimdir. Bipolar bozuklukta majör depresif atakları olan hastalarla yapılan klinik çalışmalarda ketiapin ile tedavi edilen 25 yaş altı genç yetişkinlerde plasebo ile tedavi edilenlerle kıyaslandığında intihar ile ilgili olaylar riskinde artış gözlenmiştir (sırasıyla %3.0 ve %0). Buna ek olarak, tedavi edilen hastalık için bilinen risk faktörlerinden dolayı, doktorlar ketiapin tedavisinin aniden kesilmesi sonrasında intiharla ilgili olaylar konusunda olası riskleri değerlendirmelidir. Somnolans: Ketiapin tedavisi sedasyon gibi somnolans ve ilgili semptomlarla ilişkilendirilmiştir. Bipolar depresyonlu hastaların tedavisi için yapılan klinik çalışmalarda, başlangıç genellikle tedavinin ilk 3 gününde olur ve baskın olarak hafif ila orta yoğunluktadır, Şiddetli yoğunlukta somnolans deneyimleyen bipolar depresyon hastaları, somnolansın başlangıcından itibaren minimum 2 hafla veya semptomlar iyileşene kadar daha sık temasa gerek duyabilir ya da tedavinin kesilmesinin değerlendirilmesi gerekebilir, Kardiyovasküler: Ketiapin; bilinen kardiyovasküler hastalığı, serebrovasküler hastalığı veya hipotansiyona e zemin hazırlayan diğer koşulları bulunan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Ketiapin, özellikle başlangıçtaki doz titrasyon döneminde olmak üzere ortostatik hipotansiyona neden olabildiğinden böyle bir durum karşısında dozun azaltılması ya da doz titrasyonunun daha yavaş yapılması düşünülmelidir. Kardiyovasküler hastalığı olanlarda (MI, iskemik kalp hastalığı, kalp yetmezliği veya kalp iletim bozuklukları) düşük titrasyon ile tedavi düşünülmelidir. Konvülsiyonlar: Kontrollü klinik çalışmalarda konvülsiyon insidansı bakımından ketiapin veya plasebo verilen hastalar arasında hiçbir fark görülmemiştir. Diğer antipsikotiklerde de olduğu gibi, konvülsiyon anamnezi olan hastaların tedavisinde dikkatli olunması önerilmektedir. Ekstrapiramidal semptomlar: Plasebo kontrollü klinik çalışmalarda, bipolar bozukluğa eşlik cden majör depresif atakları) olan hastalarda plasebo ile karşılaştırıldığında ketiapin ekstrapiramidal semptomlarda (EPS) Majör depresif bozukluğu olan hastalarla yapılan, plasebo kontrollü klinik çalışmalarda ketiapin kullanan hastalardaki ekstrapiramidal semptom insidansı, plasebo verilen bastalardakinden daha yüksek bulunmuştur (tüm endikasyonlarda gözlenen ekstrapiramidal semptom sıklığı için.8). Tardif diskinezi: Tardif diskinezi belirtileri ve semptomları gelişirse, ketiapin dozunun azaltılması veya kullanımına son verilmesi düşünülmelidir. Nörolcptik malign sendrom: Nöroleptik Malign Sendromun, ketiapin dahil antipsikotik ilaç tedavisine eşlik edebildiği bilinmektedir. Hipertermi, mental durum değişikliği, kas rijiditesi, otonom instabilite ve kreatinin fosfokinaz düzeylerinin yükselmesi gibi, bu sendroma ait klinik belirtiler gelişirse, ketiapin tedavisi durdurulmalı ve gereken tıbbi tedavi uygulanmalıdır. Ciddi nötropeni: Ketiapin ile yapılan klinik çalışmalarında ciddi nötropeni (<0,5x10°/L) nadiren rapor edilmiştir. Ciddi nötropeni vakalarının birçoğu ketiapin ile tedaviye başlanmasından sonraki ilk birkaç ay içinde gelişmiştir. Doz ile belirgin bir ilişki yoktur. Pazarlara sonrası deneyimlerde, ketiapin tedavisinin kesilmesini takiben lökopeni ve/veya nötropeni düzelmiştir. Olası nötropeni risk faktörleri, önceden mevcut düşük lökosit sayımı (WBC) ve ilaçla indüklenen nötropeniyi kapsamaktadır. Nötrofil sayımı <1,0x10°/L olan hastalarda ketiapin tedavisi kesilmelidir. Bu hastalar enfeksiyon belirti ve semptomları açısından değerlendirilmeli ve nötrofil sayımı takip edilmelidir (1,5x10°%L'yi aşana kadar). Venöz tromboembolizm: Antipsikotik ilaçların kullanımları sırasında venöz tromboembolizm (VTE) vakaları raporlanmıştır. Antipsikotikler ile tedavi edilen hastaların çoğu kez VTE için risk faktörleri taşımalarından ötürü, ketiapin ile tedavi öncesinde ve sırasında VTE için olası tüm risk faktörleri belirlenmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır. Hiperglisemi: Ketiapin tedavisi sırasında hiperglisemi gelişmesi veya önceden mevcut diyabetin şiddetlendiği bildirilmiştir. Diyabet hastalarının ve diabetes mellitus risk faktörleri bulunan hastaların, klinikte gereken şckilde izlenmesi öncrilir. Hipotiroidizm: Ketiapin ile yürütülen klinik çalışmalarda, ketiapin verilen hastaların % 0.5'ine karşı, plasebo verilen %0 hastada serbest tiroksin azalması ve %2.7 ketiapin kullanılan hastaya karşı, plasebo verilen %1.2 hastada TSH artışı görülmesine rağmen hiçbir hastada klinik olarak öncmli olan tiroksin azalması veya TSH artışı birlikte görülmemiştir. Hiçbir hastada hipotirodizm reaksiyonu yoktur. Ketiapin ile yapılan klinik çalışmalar, terapötik doz aralığının üst ucundaki dozlarda toplam ve serbest tiroksin (T4) düzeylerinde doza bağlı olarak yaklaşık %20'lik bir düşüş olduğunu, bu etkinin tedavinin ilk 2 ila 4 haftasında en yüksek düzeyde seyrettiğini ve daha uzun süreli tedavide herhangi bir adaptasyon veya progresyon olmaksızın devam ettiğini göstermiştir. Genel olarak bu değişiklikler klinik olarak anlamlı olmayıp hastalanın çoğunda TSH değişmemiş, TBG düzeyleri etkilenmemiştir. Neredeyse tüm vakalarda, tedavinin süresine bakılmaksızın toplam ve serbest T4 düzeyleri tedavinin kesilmesiyle birlikte tedavi öncesi düzeylere dönmüştür. Ketiapin alan hastaların yaklaşık %0.4'ü1 monoterapi çalışmaları sırasında TSH'de artış yaşamıştır. TSH artışı görülen hastaların altısında tiroid replasman tedavisi gerekmiştir. Disfaji: Antipsikotik ilaç kullanımı sırasında özofageal dismotilite ve aspirasyon görülebilmektedir. Başta ilerlemiş Alzheimer hastalığı olanlar olmak üzere, yaşlı hastalarda aspirasyon pnömonisi sık karşılaşılan bir morbidite ve mortalite nedenidir. Aspirasyon pnömonisi riski bulunan hastalarda ketiapin ve diğer antipsikotik ilaçlar dikkatli şekilde kullanılmalıdır. Lipid düzeylerinde yükselmeler: Trigliserid ve kolesterol düzeylerinin yükselmesi ketiapin ile yürütülen klinik çalışmalarda gözlenmiştir. Lipid düzeylerindeki yükselmeler, klinikle uyumlu olarak tedavi edilmelidir. Metabolik risk: Klinik çalışmalarda gözlenen kilo, kan şekeri (bakımz hiperglisemi) ve lipid değişiklikleri değerlendirildiğinde, hastaların (başlangıçta normal değerleri olanlar dahil) metabolik risk profillerinde kötüleşme olabileceği dikkate alınmalı ve klinikle olarak uyumlu olarak tedavi edilmelidir. Pankreatit: Klinik çalışmalarda ve pazarlama sonrası deneyim süresince pankreatit bildirilmiş. Pazarlama sonrası raporlarda tüm vakalar risk faktörleri ile ilişkilendirilemezken, çoğu hastada pankreatitle ilişkili olabileceği bilinen, trigliserid düzcylerinde yükselme, safra kesesi taşları ve alkol tüketimi gibi faktörlerin olduğu belirlenmiştir. Transaminaz düzeylerinde yükselmeler: Serum transaminazlarında (başta ALT olmak üzere) asemptomatik, geçici ve geri dönüşümlü yükselmeler bildirilmiştir. Şizofreni çalışmalarında, 6 haftalık plasebo kontrollü çalışmalara katılan tüm hastalarda transaminaz düzeylerinde normal referans aralığın üst sınırının 3 katından fazla artış görülen hasta oranı, ketiapin kullanan hastalarda yaklaşık %!l iken plascbo grubunda %2 olmuştur. Şizofreni çalışmalarında 3-6 haftalık plasebo kontrollü veriler, transaminaz düzeylerinde normal referans aralığın üst sınırının 3 katından fazla artış görülen hasta oram, ketiapin kullanan hastalarda yaklaşık %6 iken plasebo grubunda %1 olduğunu göstermektedir. Karaciğer enzim düzeylerindeki bu artışlar genelde tedavinin ilk 3 haftası içinde görülmüş ve devam eden ketiapin tedavisi sırasında çalışma öncesi düzeylere hemen dönmüştür. Katarakt: Uzun süreli ketiapin tedavisi sırasında bazı hastalarda lens değişiklikleri gözlenmiş ancak nedensellik ilişkisi gösterilmemiştir. Tedavinin başlangıcında tedaviden kısa bir süre sonra ve her 6 ayda bir, katarakt oluşumunu tespit etmek üzere gz kontrollerinin yapılması önerilmektedir. QT aralığının uzaması: Klinik çalışmalarda ve Kısa Ürün Bilgisi'ne uygun olarak kullamıldığında ketiapin, mutlak QT aralığının devamlı uzun olması ile ilişkili değildir. Bununla birlikte doz aşımında QT uzaması gözlenmiştir. Diğer antipsikotiklerde de olduğu gibi ketiapin de, kalp # hastalığı olanlar veya ailelerinde QT uzaması hikayesi olan hastalarda dikkatlc reçete edilmelidir…
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Ketinel 25 mg muadilleri
Ketinel 25 mg ile aynı etken maddeyi (ketiapin fumarat) içeren 15 eşdeğer ilaç bulunmaktadır.