FAXİPAR 25000 IU/ 5 ML IV /SC ENJEKSİYONLUK ÇÖZELTİ, 1 ADET
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Faxipar 25.000 IU/5 mL ne için kullanılır?
KT 1FAXİPAR, heparin sodyum olarak adlandırılan antikoagülan (pıhtılaşmayı önleyici) ilaçlar grubuna dahildir.
FAXİPAR, standart heparindir.
Heparin, kanınızın pıhtılaşmasını önler. Kan akışınızın sorunsuz devam etmesini sağlar.
FAXİPAR aşağıdaki durumlarda kullanılmaktadır:
- Damarlarınızdaki (arterler ve venlerdeki) zararlı kan pıhtılarının daha da gelişmesini önlemek için (tedavi amaçlı),
- Damarlarınızdaki (arterler ve venlerdeki) zararlı kan pıhtılarının oluşmasının durdurulmasına yardımcı olmak için (önleyici amaçla),
- Hemodiyaliz de ve kalp ameliyatlarında.
- Kalp krizi veya kalp krizi tehlikesi varsa
- Çeşitli kan pıhtılaşma bozukluklarında.
Vücudunuzda kan pıhtıları, bacakta (Derin ven trombozu, DVT), akciğere kan taşıyan damarlarda (pulmoner emboli) meydana gelebilir. Kilonuz fazlaysa, hamileyseniz, bazı kan hastalıklarınız varsa, daha önce pulmoner emboli veya DVT geçirdiyseniz, kalp krizi, felç durumu veya uzun süreli hareketsizlik pıhtı riskini artırır.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · Kullanmayınız- Bu ilaçta bulunan etkin maddeye (heparin sodyum), domuz kaynaklı maddelere veya yardımcı maddelerden herhangi birine (benzil alkol) karşı alerjiniz varsa,
- Yüksek miktarda alkol aldıysanız,
- Kolay kanama veya morarma yaşıyorsanız,
- Önceki heparin tedavisinden kaynaklanan ciddi cilt sorunları yaşadıysanız,
- Verem (tüberküloz) hastası iseniz,
- Şimdi veya daha önceden kanınızdaki pıhtılaşma hücrelerinde (trombositler) heparinin herhangi bir tipinden kaynaklanan büyük bir düşüş olduysa (heparin tarafından uyarılan trombositopeni (HIT) olarak adlandırılan reaksiyon)
- Hemofili gibi ciddi kanamaya sebebiyet veren bilinen bir kan hastalığınız varsa
- Çok yüksek tansiyonunuz varsa,
- Ciddi karaciğer sorunlarınız varsa,
- Mide ülseriniz varsa,
- Bilinen endokardit (kalbin iç yüzeyini örten tabakanın ve kalp kapaklarının iltihaplanması) hastalığınız varsa,
- Daha önce beyin kanaması geçirdiyseniz,
- Omurga, kafa, gözler veya kulaklarınız da bir yaralanma varsa,
- Omurga, kafa, gözler veya kulaklarınızla ilgili bir operasyon geçirdiyseniz veya yakında böyle bir operasyon geçirecekseniz,
- Düşük yapma ihtimaliniz varsa
Heparin sodyum size uygulanmamalıdır.
Bu ilaç; prematüre (erken doğmuş) bebekte, yeni doğanlarda veya bir aylığa kadar olan bebeklerde kullanılmaz.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KT 2 · Dikkatli kullanınız- Tinzakaprin, enoksaparin veya deltaparin gibi düşük molekül ağırlıklı heparinlere alerjiniz (aşırı duyarlılık) varsa,
- Böbrek problemleriniz varsa,
- Karaciğer problemleriniz varsa,
- Göz ile ilgili (retina) hastalığınız varsa,
- Kan basıncınızla ilgili problemleriniz varsa (yüksek tansiyon),
- İleri yaş grubunda iseniz,
- Bilinen şeker hastalığınız varsa,
- Lomber ponksiyon yapılmışsa (belden sıvı alma),
- Metabolik asidoz denilen durumunuz varsa,
- Kanınızda yüksek potasyum düzeylerine (hiperkalemi) neden olabilecek bilinen bir sağlık sorununuz varsa, emin değilseniz doktorunuza başvurunuz.
- Amilorid ve spirinolakton gibi potasyum koruyucu diüretikler grubundan bir ilaç alıyorsanız
- Kanama olasılığını kolaylaştıran bir durumunuz varsa veya emin değilseniz
- 1-3 yaş arasında çocuklarda kullanılacaksa doktorunuza danışınız.
- Kan pıhtılaşmasını etkileyebilecek başka bir ilaç alıyorsanız, bu ilaçların listesi için “Diğer İlaçlarla birlikte kullanımı” bölümüne bakınız.
- Hamile iseniz veya hamileliği düşünüyorsanız, “FAXİPAR'ın içeriğinde bulunan bazı yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler” bölümünü okuyunuz.
Doktorunuz FAXİPAR'ı size uygulamadan önce ve kullandığınız süre içinde kan testlerinizi yapacaktır. Böylece doktorunuz size doğru doz verdiğini kontrol edebilecektir.
Bu testler, pıhtılaşma hücrelerinin (trombosit ) ve potasyumun kanınızdaki seviyesini kontrol etmektir.
Bu ilaç daha kolay kanama yapabilir. Doktorunuz ya da hemşireniz size başka enjeksiyonlar veya işlemleri uygulayacakları zaman çok dikkatli olmalıdırlar.
Bu uyarılar geçmişteki herhangi bir dönemde dahi olsa sizin için geçerliyse lütfen doktorunuza danışınız.
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlar gibi, FAXİPAR'ın içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir.
Yan etkiler aşağıdaki sıklık derecelerine göre sınıflandırılmaktadır:
Çok yaygın: 10 hastanın en az 1'inde görülebilir.
Yaygın: 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilir.
Yaygın olmayan: 100 hastanın birinden az, fakat 1.000 hastanın birinden fazla görülebilir.
Seyrek: 1.000 hastanın birinden az, fakat 10.000 hastanın birinden fazla görülebilir.
Çok seyrek: 10.000 hastanın birinden az görülebilir.
Bilinmiyor: Eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor.
Aşağıdakilerden biri olursa FAXİPAR'ı kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
- Nefes almada zorluk çekiyorsanız
- Yüzünüz ve boğazınız şişiyorsa
- Cildinizde şiddetli döküntü oluşuyorsa
- Enjeksiyon yapılan bölgedeki cildinizde kabarcıklar oluşursa.
Bunların hepsi çok ciddi yan etkilerdir.
Eğer bunlardan biri sizde mevcut ise, sizin FAXİPAR'a karşı ciddi alerjiniz var demektir.
Acil tıbbi müdahaleye veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir.
Epidural anestezi veya spinal anesteziden sonra aşağıdaki belirtilerden herhangi birisi varsa acil tıbbi yardım almak gerekir, sizde felç oluşabilir:
- Karıncalanma, halsizlik veya uyuşma (bacaklarda veya vücudun belden aşağı kısmında)
- Sırt ağrısı
- Tuvalete gitme sorunları
- Kanama ve Morarma
Heparin enjeksiyonu kanınızın pıhtılaşmasına yardımcı olan hücrelerin sayısını azaltabilir (trombositopeni) ve bu nedenle kanama ve morarmaya neden olabilir. Bu durum büyük olasılıkla tedavinin ilk birkaç günü içinde ortaya çıkar, ancak daha sonra da görülebilir.
Kanama riski yaşlılarda (özellikle yaşlı kadınlarda) artmaktadır.
Trombositopeni, göğüs ağrısı, nefes darlığı, öksürük, baygınlık hissi, baş dönmesi veya bilinç kaybına neden olan tehlikeli kan pıhtılarının oluşumuyla sonuçlanabilir. Trombositopeni gelişirse, heparin tedavisi derhal durdurulmalıdır.
Trombositopeni, heparin tedavinizin bitiminden birkaç hafta sonrasına kadar ortaya çıkabilir.
Bu nedenle, doktorunuz bu süre içinde bir kan testi yapabilir. Böylece doktorunuz kanınızdaki pıhtılaşma hücrelerinin (trombositler) seviyesini kontrol edebilir.
Daha kolay kanama geçirdiğinizi gösteren işaretler şunlardır:
- Cildinizde olağandışı morarma veya mor lekeler
- Diş etlerinizde olağandışı kanama
- Olağandışı burun kanamaları
- İdrarınızda kan (bu idrarınızın koyu renk olmasına neden olabilir)
- Siyah, katran görünümlü dışkı
- Herhangi bir operasyon bölgesinden veya başka bir yaralanmadan kaynaklıdurmayan kanama.
Görülebilecek diğer yan etkiler:
- Çok yaygın
- Enjeksiyon yeri reaksiyonları; cilt altına lokal enjekte edildiğinde tahriş meydana gelebilir. Yaygın
- Döküntü.
- Kaşıntılı kabarık döküntü (ürtiker).
- Saç dökülmesi,
- Yaygın olmayan
- Kemik yoğunluğunun azalması (osteoporoz). Uzun süre heparin kullanan hastaların kemiklerinde güç kaybı oluşur ve kolay kırılabilir.
Seyrek
- Kolay morarma veya çok kolay kanama. Kanınızda daha zararlı pıhtılar da oluşabilir. Kanınızdaki pıhtılaşmayı sağlayan hücrelerin (trombosit) çok azalması, bu belirtileri gösterebilir. Doktorunuz bu konuda daha detaylı açıklama yapabilir.
- Çeşitli aşırı duyarlılık belirtileri ile her tür ve şiddetli alerjik reaksiyonlar (konjonktivit-gözü koruyan zarın iltihaplanması, rinit-nezle, astım, taşikardi-kalp atış hızının artması, ateş), anafilaktik reaksiyonlar ve anafilaktik şok (çok ciddi alerjik reaksiyonlar, özellikle yüz ve ellerde deri altı dokusunda büyük şişlikler).
- Kan testi sonuçlarınızda değişiklik olabilir. Potasyum miktarı artabilir. Eğer ciddi ağır böbrek problemleriniz veya şeker hastalığınız varsa kan testi sonuçlarının değişme olasılığı daha yüksektir. Doktorunuz bu konuda daha detaylı açıklama yapabilir.
- Yükselmiş transaminaz, gamma-GT, LDH ve lipaz düzeyleri görülebilir. Genellikle heparin kesildikten sonra düzelirler. Doktorunuz bu konuda daha detaylı açıklama yapabilir.
- Yüksek dozda kullanım sonucu kanama oluşabilir.
- Ciltte doku ölümü gerçekleşebilir. Bu durumda tedavi derhal kesilmelidir.
Çok seyrek
- Erkeklerde uzun süreli, ağrılı ereksiyon
- Bilinmiyor
- Heparinin kesilmesine tepki olarak oluşan kandaki kolestrol seviyesinin normal seviyelerinin üstüne yükselmesi
- Kanda düşük veya yüksek potasyum seviyeleri
- Burun kanaması
- Morluklar
- Genellikle heparin tedavisinin başlamasından 3-21 gün sonra, deri altına enjeksiyonların yapıldığı yerlerde gelişen kırmızı yumrular veya egzamaya benzeyen kırmızı, kaşıntılı lekeler, Eğer yukarıda yer alan yan etkilerden biri sizde mevcut ise doktorunuza bildiriniz. Bazı yan etkiler ciddi olabilir.
Eğer bu kullanma talimatında belirtilmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Hamilelik sırasında uzun süre heparin alırsanız, kemikleriniz zayıflayabilir.
Kullanım sonrasında, özellikle doğum esnasında epidural anestezi uygulanmamalıdır.
Hamileyseniz tavsiye için doktorunuza veya eczacınıza danışınız. Bunun nedeni büyük miktarda benzil alkolün vücudunuzda birikebilmesi ve metabolik asidoz olarak adlandırılan yan etkilere neden olabilmesidir. Eğer hamile iseniz, FAXİPAR size uygulanmamalıdır..
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emziriyorsanız tavsiye için doktorunuza veya eczacınıza danışınız. Bunun nedeni büyük miktarda benzil alkolün vücudunuzda birikebilmesi ve metabolik asidoz olarak adlandırılan yan etkilere neden olabilmesidir.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerBu tıbbi ürün her dozunda 1 mmol (23 mg)'dan daha az sodyum ihtiva eder; yani aslında “sodyum içermez”.
Bu tıbbi ürün 47,25 mg benzil alkol içermektedir. Benzil alkol küçük çocuklarda nefes darlığı (gasping) sendromu olarak adlandırılan solunum problemleri dahil olmak üzere ciddi yan etki riski ile ilişkilendirilmiştir. Yeni doğan bebeklerde (0-4 haftalıklarda) kontrendikedir. Hekim ve eczacı tarafından tavsiye edilmedikçe 3 yaşından küçük çocuklarda bir haftadan fazla kullanılmaz. Karaciğer veya böbrek hastalığınız varsa hekiminize veya eczacınıza danışınız.
Bunun nedeni, vücudunuzda büyük miktarlarda benzil alkolün birikmesi ve metabolik asidoz olarak adlandırılan yan etkilere neden olabilmesidir.
Eğer hamile iseniz FAXİPAR'ı alıp almayacağınıza doktorunuz karar verecektir.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Faxipar 25.000 IU/5 mL muadilleri
Faxipar 25.000 IU/5 mL ile aynı etken maddeyi (heparin sodyum) içeren 10 eşdeğer ilaç bulunmaktadır.
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonDerin ven trombozu, pulmoner emboli ve arteriyel tromboembolik olayların profilaksisi, Derin ven trombozu, pulmoner emboli, stabil olmayan angina pektoris, akut miyokard enfarktüsü ve akut periferik arter oklüzyonunun tedavisi, Miyokard infarktüsünü takiben mural tromboz profilaksisi, Ekstrakorporeal dolaşım ve hemodiyalizde endikedir.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarAşağıdaki durumlarda kullanılmamalıdır: Heparin’e veya ilacın içeriğindeki yardımcı maddelere karşı aşırı duyarlılığı olanlarda, Prematüre bebekler veya yeni doğanlarda (benzil alkol içerdiğinden), Heparin intramüsküler enjeksiyonla veya majör travmalardan sonra uygulanmamalıdır. Yüksek miktarda alkol tüketenler, aktif kanaması olanlar veya diğer kanama hastalığı olanlar, ciddi karaciğer hastalığı bulunan (özofagus varisler dahil), purpura, şiddetli hipertansiyon, aktif tüberküloz veya aşırı kılcal damar permabiliteli hastalarda, Halen veya önceden trombositopenisi bulunan hastalar. Heparin kullanan hastalarda nadiren oluşan deri nekrozu durumunda; trombositopeni riskine karşı, heparin’in subkütan veya intravenöz yoluyla daha fazla kullanımına devam edilmemesi gerekmektedir. Ameliyat sonrası kanama riskleri nedeniyle beyin ameliyatlarında, omurilik ve gözde, kanama riski bulunan bölgelerde yapılacak işlemlerde, henüz ameliyat olmuş hastalarda, lumbar ponksiyon veya bölgesel anestetik blok yapılan hastalar da heparin kullanılmamalıdır. Heparin ile tedavi edilen hamile kadınlarda doğum sırasında epidural anestezi kontrendikedir. Heparin kullanımı çok seyrek olarak epidural veya spinal hematom ile ilişkili olabildiği ve bu da uzun süreli veya kalıcı felç ile sonuçlanabildiğinden elektif cerrahi prosedürlerde bölgesel anestezi kontrendikedir. Genel veya lokal hemorajik eğilim. Kanama eğilimi bulunan hastalarda veya gerçek veya potansiyel olarak bir kanama bölgesine sahip, örneğin hiatus fıtığı, peptik ülser, neoplazma, bakteriyel endokardit, retinopati, kanamalı hemoroid, kafa içi kanaması şüphesi olan hastalarda, serebral tromboz veya düşük tehdidi olan hastalarda göreceli risk ve yararları dikkatlice hesaplanmalıdır.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriHeparin ile tedavi edilen (küratif veya koruyucu dozlarda) bir hastada; İskemik inme, Miyokard enfarktüsü, Alt uzuvlarda akut iskemi, Pulmoner embolizm, Flebit, Tromboz şiddetlenmesi gibi trombotik vakalar olması halinde Heparin kaynaklı trombositopeni (HIT) sistematik olarak düşünülmeli ve bir trombosit (platelet) sayımı testi acilen gerçekleştirilmelidir. Önlemler Riskli durumlarda: Peptik ülser, koryoretinal vasküler hastalık öyküsü olan veya beyin ve spinal kord ameliyatını takiben postoperatif periyotta lomber ponksiyon performansı intraspinal kanama riski için dikkate alınmalıdır. Mümkün olduğunca ertelenmelidir. Platelet sayımının izlenmesi: HIT riskine bağlı olarak, endikasyona ve uygulanan doza bakmaksızın trombositsayımının izlenmesi gereklidir. Tedaviden önce bir kez, sonrasında 21 gün boyunca haftada 2 kez trombosit sayımı gerçekleştirlmeli, bu periyottan sonra tedavinin kesin uzatılması gereken durumlarda trombosit sayımının gözlenmesi sıklığı tedavi durdurulana kadar haftada bir defaya yükseltilmelidir. Heparin, aldosteron’un adrenal sekresyonunu baskılayabilir, bu durum hipoaldosteronizm ile birlikte hiperkalemi ve/veya metabolik asidoz’a yol açar. Bu olay yüksek potasyum kan seviyelerine sahip yüksek riskli hastalarda (diyabet hastaları, kronik böbrek yetmezliği olan hastalar, metabolik asidoz hikayesi olan hastalar, ACE inhibitörleri ve NSAIDs gibi potasyum kan seviyesini artıran ilaçlar kullanan hastalar) gözlenmiştir. Hiperkalemi riski tedavi boyunca artar ve genellikle geri dönüşümlüdür. Tedavinin uzaması halinde plazma potasyum seviyeleri yüksek riskli hastalarda izlenebilir. Plazma potasyum miktarı, riskli hastalarda heparin tedavisinden önce ve 7 günden fazla tedavi gören tüm hastalarda mutlaka ölçülmelidir. Heparin kaynaklı trombositopeni (HIT): İmmünolojik orijinli, bazen tromboza neden olan (fraksiyonlanmamış heparin ve daha az sıklıkla düşük molekül ağırlıklı heparinlerin (DMAH) neden olduğu) tip II trombositopeni olarak bilinen heparin kaynaklı trombositopeni riski vardır. HIT, < 100,000 değerindeki trombosit sayımı ve/veya trombosit sayımındaki %30-50 oranında belirgin bir düşüş ile iki ardışık ölçümle belirlenir. Başlıca, heparin uygulanmasını takiben 5-21. günler arasında gelişir (10 gün’lük bir pik insidansı ile) fakat heparin ile tedavi sırasında trombositopeni öyküsü olan hastalarda daha erken oluşabilir. Sonuç olarak bu tipteki bir öykü derinlemesine sorgulamayla sistematik olarak araştırılmalıdır. Ek olarak, ilacın tekrar aynı yan etkiyi oluşturma (rechallenge) riski birkaç yıl hatta ömür boyu sürebilir. 5 günden fazla bir süre heparin tedavisi görenlerde trombosit ölçümü mutlaka yapılmalı ve trombositopeni gelişimi görülen hastalarda tedavi derhal durdurulmalıdır. Tüm durumlarda, HIT başlangıcı acil bir durumdur ve uzman tavsiyesi gerektirir. Trombosit sayımındaki belirgin herhangi bir düşüş (başlangıçtaki değerin %30-50’si), değer kritik seviyeye ulaşmadan önce bir uyarı olarak görülmelidir. Trombosit sayımındaki düşüşün gözlenmesi her zaman; Acil bir trombosit sayımını Düşüş doğrulanmışsa heparin tedavisinin durdurulmasını gerektirir. Bu koşullar altında, yapılacak acil ölçümler in vitro veya immünolojik trombosit agregasyon testlerinin sonuçlarına bağlı değildir; Bu testler yine de komplikasyonun tanısına yardım etmek için gerçekleştirilmelidir. Tedavi devam ederse majör bir tromboz riski vardır. HIT’in trombotik komplikasyonlarının tedavisi veya önlenmesi Antikoagülasyona devam edilmesi gerekliyse heparin, başka sınıf bir antitrombotik ilaç ile değiştirilmelidir: danaparoid sodyum veya hirudin, duruma göre profilaktik veya küratif dozlarda verilir. Oral antikoagülan ilaçlarla yer değiştirilme, oral antikoagülanlar ile trombotik olgunun şiddetlenme riskine bağlı olarak yalnızca bir defa trombosit sayımı normale döndüğünde meydana gelmelidir. Her ne kadar heparine karşı aşırı duyarlılık nadir olsa da, alerji geçmişi olan hastalara 1,000 I.U’lik bir deneme dozu tatbik edilmesi önerilmektedir. Düşük moleküler ağırlıklı heparinlere karşı aşırı duyarlı olan hastalarda özen gösterilmelidir. Trombosit fonksiyonunu veya koagülasyon sistemini etkileyen ilaçlar genel olarak heparin ile birlikte verilmemelidir. Önerilen düşük doz rejimi, hastaların çoğunda, pıhtılaşma süresinde bir değişiklik yaratmamaktadır. Ancak, heparine karşı kişisel tepkisi olan hastaların büyük ameliyatlarında tedavinin kan pıhtılaşması üzerindeki etkisi mutlaka gözlem altında tutulmalıdır. Spinal veya epidural anestezi durumunda dikkat edilmelidir (spinal hematom riski). Heparin direnci: Heparin yanıtı değişken olan veya heparin dirençli hastalarda istenilen etkiyi elde etmek için orantısız olarak daha yüksek heparin dozlarına ihtiyaç duyulabilir. Heparinin antikoagülan etkisi kişiden kişiye belirgin farklılıklar gösterir. Terapötik bir hedefe ulaşmak için bir standart dozdaki heparine yetersiz yanıt olarak tanımlanan Heparin Direnci, hastaların yaklaşık %5 30’unda görülür. Heparin direncinin gelişimine yol açan faktörler şunlardır: Normalin % 60'ından daha az antitrombin III aktivitesi (antitrombin III -bağımlı heparin direnci): Azalmış Antitrombin III aktivitesi, kalıtımsal ya da daha yaygın olarak, sonradan kazanılmış (çoğunlukla ikincil preoperatif heparin tedavisi, kronik karaciğer hastalığı, nefrotik sendrom, kardiyopulmoner by-pass, düşük dereceli yaygın intravasküler koagülasyon-DIC veya ilaç kullanımına bağlı örneğin aprotinin, östrojen veya muhtemelen nitrogliserin kullanımı) olabilir. Normal veya normalin üstünde antitrombin III düzeyleri olan hastalar (antitrombin III bağımsız heparin direnci): Tromboembolik hastalıklar, artmış heparin klirensi Heparin bağlayıcı proteinlerin, faktör VIII, von Willebrand faktör, fibrinojen, trombosit faktör 4 veya histidinden zengin glikoprotein’in yükselmesi: Aktif enfeksiyon (sepsis veya endokardit) Ameliyat öncesi intra-aortik balon kontrpulsasyon Trombosit azlığı Trombositoz İleri yaş Plazma albümin konsantrasyonu 35g/dl Heparin direnci, akut hastalarda, maligniteli ve gebelik veya doğum sonrası dönemde sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu tıbbi ürün 47,25 mg benzil alkol içermektedir. Benzil alkol alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Benzil alkol küçük çocuklarda nefes darlığı (gasping) sendromu olarak adlandırılan solunum problemleri dahil olmak üzere ciddi yan etki riski ile ilişkilendirilmiştir. Yeni doğan bebeklerde (0-4 haftalıklarda) kontrendikedir. Hekim veya eczacı tarafından tavsiye edilmedikçe, 3 yaşından küçük çocuklarda bir haftadan fazla kullanılmaz. Karaciğer veya böbrek hastalığı varsa hekime veya eczacıya danışılmalıdır. Bunun nedeni, vücutta büyük miktarda benzil alkolün birikmesi ve metabolik asidoza neden olabilmesidir. Bu tıbbi ürün her dozunda 1 mmol (23 mg)’dan daha az sodyum ihtiva eder; yani aslında “sodyum içermez”.
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerKan ve lenf sistemi hastalıkları Seyrek: Trombositopeni gözlemlenmiştir. Heparine bağlı iki tip trombositopeni tanımlanmıştır: En yaygın olanı Tip I’dir. TipI, genellikle orta derecelidir (genellikle >50x109/L) ve geçicidir. Heparinin uygulanmasından sonra 1-5 gün içinde meydana gelir. TipII, daha seyrek görülür ama çoğu şiddetli trombositopeni şeklindedir (genellikle <50 x 109/L). İmmun sisteme bağımlıdır ve heparinin uygulanmasından bir hafta sonra veya daha sonra meydana gelir (daha önce heparin kullanmış hastalarda daha erken meydana gelir). Bu durum trombositopeninin başlamasından önce görülebilen trombosit kümelenmesi antikorunun üretimi ve tromboembolik komplikasyonlar ile ilişkilidir. Heparin derhal kesilmelidir. Bazı durumlarda trombositopeni tip II’ye venöz veya arteriyel tromboz eşlik eder. Heparine bağlı trombositopeni (HIT) ve heparine bağlı trombositopeni ve tromboz (HITT), heparin tedavisinin kesilmesinden birkaç hafta sonrasına kadar ortaya çıkabilir. Heparinin kesilmesinden sonra trombositopeni veya tromboz ile başvuran hastalar HIT ve HITT açısından değerlendirilmelidir. Bağışıklık sistemi hastalıkları Seyrek: Çeşitli hipersensitivite belirtiler ile her tür ve şiddetli alerjik reaksiyonlar (konjonktivit, rinit, astım, taşikardi, ateş.) Anaflaktik reaksiyonlar ve anaflaktik şok Anjiyonörotik ödem Endokrin hastalıkları Bilinmiyor: Adrenal hemorajiye sekonder adrenal yetmezlik heparin ile ilişkilendirilmiştir. Heparin ürünleri plazma potasyumunda artışa neden olabilen hipoaldosteronizme neden olabilir. Seyrek olarak, özellikle kronik böbrek yetmezliği ve diabetes mellitus hastalarında klinik olarak anlamlı hiperkalemi oluşabilir. Metabolizma ve beslenme hastalıkları Bilinmiyor: Rebound hiperlipidemi, Hiperkalemi, Hipokalemi Vasküler hastalıklar Seyrek: Kanama. Daha çok heparinin yüksek dozuyla oluşabilir. Çok nadir epidural ve spinal hematom vakaları, spinal veya epidural anestezi veya spinal ponksiyon uygulanmasında proflaksi için heparin alan hastalarda bildirilmiştir Bilinmiyor: Epistaksis, kontüzyon Hepatobiliyer hastalıklar Seyrek: Yükselmiş transaminaz, gamma-GT, LDH ve lipaz düzeyleri. Genellikle heparin kesildikten sonra düzelirler. Deri ve deri altı doku hastalıkları Yaygın: Döküntü (eritematöz ve makülopapüler gibi çeşitli tipte döküntü), ürtiker, kaşıntı, heparin ile uzun süreli (aylarca) dozlamanın alopesiye neden olabileceğine dair bazı kanıtlar vardır. Seyrek : Cilt nekrozu. Cilt nekrozu oluşursa tedavi derhal durdurulmalıdır. Bilinmiyor: Heparin tedavisine başladıktan 3-21 gün sonra subkutan enjeksiyon bölgesinde eritemli nodüller veya infiltre ve bazen ekzema benzeri plaklar yaygındır. Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları Yaygın olmayan: Heparin ile uzun süreli (aylarca) dozlamanın osteoporoza ve vertebra ve kaburgalarda kırıklara neden olabileceğine dair bazı kanıtlar vardır. Üç ay veya daha uzun süre boyunca günde 10.000 IU’dan fazla heparin alan kadınlarda belirgin kemik demineralizasyonu bildirilmiştir. Üreme sistemi ve meme hastalıkları Çok seyrek: Priapizm rapor edilmiştir. Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Çok yaygın: Enjeksiyon yeri reaksiyonları; cilt altına lokal enjekte edildiğinde irritasyon oluşabilir. Kanama: Kanama, heparin tedavisinden kaynaklanabilecek başlıca komplikasyondur. Aşırı uzamış pıhtılaşma süresi veya tedavi sırasındaki küçük kanamalar genellikle ilacın kesilmesiyle kontrol altına alınabilir. Antikoagülan tedavi sırasında gastrointestinal veya idrar yolu kanamasının altta yatan gizli bir lezyonun varlığına işaret edebileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Kanama herhangi bir bölgede meydana gelebilir, ancak bazı spesifik kanama komplikasyonlarının tespit edilmesi zor olabilir. Antikoagülan tedavi sırasında akut adrenal yetmezlikle sonuçlanan adrenal hemoraji meydana gelmiştir. Bu nedenle, akut adrenal hemoraji ve yetmezlik bulgu ve belirtileri gelişen hastalarda bu tedavi kesilmelidir. Akut bir durumda herhangi bir gecikme hastanın ölümüyle sonuçlanabileceğinden, düzeltici tedavinin başlatılması tanının laboratuvar tarafından doğrulanmasına bağlı olmamalıdır.
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.