QUOFENIX 450 MG TABLET, 10 ADET
Fiyat ve paketler
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Quofenix 450 mg ne için kullanılır?
KT 1QUOFENİX, etkin madde olarak delafloksasin içeren bir antibiyotiktir. Florokinolonlar adı verilen ilaç grubunun üyesidir.
Belirli bakterilerden kaynaklanan ciddi kısa dönem enfeksiyonları olan yetişkinlerde olağan antibiyotikler kullanılamadığında veya işe yaramadığında kullanılır:
- Deri ve deri altı doku enfeksiyonları
- “Zatürre” adı verilen akciğer enfeksiyonu.
Bu ürün, bakteri DNA'larının kopyalanması ve onarılması için gereken bakteri enzimlerini engelleyerek etki gösterir. QUOFENİX bu enzimleri engelleyerek enfeksiyona neden olan bakterileri öldürür.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarEtkin maddeye veya listelenen yardımcı maddelerden herhangi birine aşırı duyarlılığı olan hastalarda, Herhangi bir florokinolon veya kinolon antibakteriyel tıbbi ürüne aşırı duyarlılığı olan ve daha önce florokinolon uygulamasıyla ilgili tendon bozukluğu öyküsü olan hastalarda, Gebelikte, doğum kontrolü kullanmayan çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlarda ve emzirme döneminde, 18 yaşın altındaki çocuklar veya büyüme çağındaki ergenlerde kontrendikedir.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriGeçmişte kinolon veya florokinolon içeren ürünler kullanırken ciddi advers reaksiyon gelişen hastalarda delafloksasin kullanımından kaçınılmalıdır. Bu hastalarda delafloksasin tedavisi yalnızca alternatif tedavi seçeneği bulunmadığında ve dikkatli yarar/risk değerlendirmesi yapıldıktan sonra başlatılmalıdır (ayrıca.3). Doğum kontrolü Çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlarda tedavi sırasında etkili doğum kontrolü kullanılmalıdır. Aort diseksiyonu/anevrizması ve kalp kapağı regürjitasyonu/yetersizliği Epidemiyolojik çalışmalarda, florokinolon kullanımından sonra özellikle yaşlı hastalarda aort anevrizması ve diseksiyonu ile aort ve mitral kapak regürjitasyonu riskinin arttığı bildirilmiştir. Florokinolon kullanan hastalarda bazen rüptürle komplike hale gelen aort anevrizması ve diseksiyonu olguları (ölümcül olgular dahil) ve herhangi bir kalp kapağında regürjitasyon/yetersizlik olguları bildirilmiştir. Dolayısıyla anevrizma hastalığı veya konjenital kalp kapağı hastalığıyla ilgili pozitif aile öyküsü olan hastalar ya da önceden mevcut aort anevrizması ve/veya aort diseksiyonu veya kalp kapağı hastalığı tanısı olan hastalar veya aşağıdakilere yatkınlığa neden olan diğer risk faktörleri veya hastalıkları bulunan hastalarda florokinolonlar yalnızca dikkatli yarar-risk değerlendirmesi yapıldıktan ve diğer terapötik seçenekler değerlendirildikten sonra kullanılmalıdır Hem aort anevrizması ve diseksiyonu hem de kalp kapağı regürjitasyonu/yetersizliği (örneğin Marfan sendromu veya Ehlers-Danlos sendromu gibi bağ doku bozuklukları, Turner sendromu, Behçet hastalığı, hipertansiyon, romatoid artrit) veya ek olarak Aort anevrizması ve diseksiyonu (örneğin Takayasu arteriti veya dev hücreli arterit gibi vasküler hastalıklar ya da bilinen ateroskleroz veya Sjögren sendromu) veya ek olarak Kalp kapağı regürjitasyonu/yetersizliği (örneğin enfektif endokardit). Aort anevrizması ve diseksiyonu ve rüptür riski, eşzamanlı olarak sistemik kortikosteroidlerle tedavi edilen hastalarda da artabilir. Ani karın, göğüs veya sırt ağrısı durumunda, hastalara acil servise derhal başvurmaları tavsiye edilmelidir. Hastalar ayrıca akut dispne, yeni başlangıçlı kalp çarpıntısı veya abdomen ya da alt ekstremitelerde ödem gelişmesi durumunda hemen tıbbi yardım alma konusunda bilgilendirilmelidir. Tendinit ve tendon rüptürü, periferalnöropati ve merkezi sinir sistemi etkileri dahil sakatlığa sebep olan ve potansiyel geri dönüşümsüz ciddi advers reaksiyonlar dahil florokinolonlar, sakatlığa sebep olabilen ve potansiyel geri dönüşümsüz ciddi advers reaksiyonlarla ilişkilendirilmiştir. Yaygın olarak görülen advers reaksiyonlar kasiskelet ve periferal sinir sistemi (tendinit,tendon rüptürü, tendonlarda şişme veya enflamasyon, karıncalanma veya uyuşma, kol ve bacaklarda uyuşukluk, kas ağrısı, kas güçsüzlüğü, eklem ağrısı, eklemlerde şişme gibi) atralji, miyalji,periferal nöropati ve merkezi sinir sistemi etkileridir (halüsinasyon, anksiyete, depresyon, intihar eğilimi, insomnia, şiddetli baş ağrısı ve konfüzyon). Bu reaksiyonlar, başladıktan sonra saatler ya da haftalar içinde görülebilir. Her yaş grubundan veya önceden mevcut risk faktörleri olmayan hastalar, bu advers reaksiyonları yaşamıştır. Herhangi bir ciddi advers reaksiyonun ilk bulgularının veya semptonlarının ortaya çıkması durumunda derhal kesilmelidr. Ayrıca, florokinonlarla bağlantılı olarak bu ciddi advers reaksiyonlardan herhangi birini yaşayan hastalarda dahil florokinolonların kullanımından kaçınılmalıdır. Tendinit ve tendon rüptürü Kinolon ve florokinolonlarla tedavi başladıktan sonra ilk 48 saat gibi erken bir zamanda bazen bilateral olabilecek tendinit ve tendon rüptürü (bununla sınırlı olmamak üzere özellikle Aşil tendonu) gelişebilir; bu durumun tedavi bırakıldıktan birkaç ay sonra da gelişebileceği bildirilmiştir. Yaşlı hastalar, böbrek yetmezliği olan hastalar, solid organ nakli yapılan hastalar ve eşzamanlı kortikosteroid tedavisi alan hastalarda tendinit ve tendon rüptürü riski artar. Bu nedenle, eşzamanlı kortikosteroid kullanımından kaçınılmalıdır. İlk tendinit bulgusunda (örneğin ağrılı şişkinlik, inflamasyon) delafloksasin tedavisi kesilmeli ve alternatif tedavi düşünülmelidir. Etkilenen ekstremite uygun şekilde tedavi edilmelidir (örneğin immobilizasyon). Tendinopati bulguları geliştiği takdirde kortikosteroidler kullanılmamalıdır. Periferik nöropati Kinolon ve florokinolon kullanan hastalarda parestezi, hipoestezi, diestezi veya güçsüzlükle sonuçlanan duyusal veya duyusal-motor polinöropati olguları bildirilmiştir. Potansiyel olarak geri dönüşümsüz durumların gelişmesini önlemek amacıyla, delafloksasin tedavisi alan hastalar ağrı, yanma hissi, karıncalanma, uyuşma veya güçsüzlük gibi nöropati semptomları geliştiği takdirde tedaviye devam etmeden önce doktorlarını bilgilendirme konusunda uyarılmalıdır. Merkezi Sinir Sistemi Etkileri Florokinolonlar konvülziyon ve intrakraniyal basınç artışı (psödotümör serebri dahil) ve toksik psikozu da içeren merkezi sinir sistemi (MSS) reaksiyonlarıyla ilgili riskte artışla ilişkilendirilmiştir. Florokinolonlar ayrıca sinirlilik, ajitasyon, insomnia, anksiyete, kabus, paranoya, baş dönmesi, konfüzyon, tremor, halüsinasyon, depresyon ve intihar düşüncesi veya davranışından oluşan MSS reaksiyonlarına da neden olabilir. Bu advers reaksiyonlar ilk dozdan sonra gelişebilir. Delafloksasin kullanan hastalarda bu reaksiyonlar geliştiği takdirde delafloksasin hemen kesilmeli ve uygun önlemler başlatılmalıdır. Delafloksasin, bilinen veya şüphelenilen MSS bozuklukları olan hastalarda (örneğin şiddetli serebral arteriyoskleroz, epilepsi) ya da nöbete yatkınlık oluşturabilecek veya nöbet eşiğini düşürebilecek diğer risk faktörlerinin varlığında tedavinin yararları risklerine ağır bastığında kullanılmalıdır. Miyasteni gravis alevlenmesi Florokinolonlar nöromüsküler blokaj aktivitesi sergiler ve miyasteni gravis tanılı kişilerde kas güçsüzlüğünü şiddetlendirebilir. Miyasteni gravis tanılı kişilerde ölüm ve ventilatör desteği gereksinimi dahil pazarlama sonrası ciddi advers reaksiyonlar florokinolon kullanımıyla ilişkilendirilmiştir. Bilinen miyasteni gravis öyküsü olan hastalarda delafloksasin kullanımı önerilmez. Clostridioides difficile ilişkili hastalık Neredeyse tüm sistemik antibakteriyel tıbbi ürünleri kullanan hastalarda şiddeti hafif diyare ile ölümcül kolit arasında değişen Clostridioides difficile ilişkili hastalık bildirilmiştir. Diyare şikayetiyle başvuran tüm hastalarda Clostridioides difficile ilişkili hastalık değerlendirilmelidir. Clostridioides difficile ilişkili hastalık şüphesi bulunduğunda veya doğrulandığında delafloksasin tedavisi kesilmeli ve spesifik antibakteriyel C. difficile tedavisiyle birlikte uygun destekleyici önlemler düşünülmelidir. Clostridioides difficile ilişkili hastalıktan şüphelenildiğinde peristaltizmi inhibe eden tıbbi ürünler kontrendikedir. Aşırı duyarlılık reaksiyonları Delafloksasin veya diğer florokinolonlara bilinen aşırı duyarlılığı olan hastalar kullanmamalıdır. Florokinolon antibakteriyel tıbbi ürün kullanan hastalarda ciddi ve bazen ölümcül olan aşırı duyarlılık (anafilaktik) reaksiyonları bildirilmiştir. Delafloksasin ile tedaviye başlamadan önce, diğer kinolon veya florokinolon antibakteriyel tıbbi ürünlere karşı daha önce meydana gelen aşırı duyarlılık reaksiyonları dikkatli bir şekilde araştırılmalıdır. Delafloksasine karşı anafilaktik reaksiyon geliştiği takdirde tıbbi ürün hemen kesilmeli ve uygun tedavi başlatılmalıdır. Böbrek yetmezliği olan hastalar Şiddetli böbrek yetmezliği olan hastalarda doz önerisinin güvenliliği ve etkililiği klinik açıdan değerlendirilmemiştir ve farmakokinetik modelleme verilerine dayalıdır. Delafloksasin bu hastalarda yalnızca beklenen klinik yararın potansiyel riske ağır bastığı düşünüldüğünde kullanılmalıdır. Bu hastalarda tedaviye klinik yanıt ve böbrek fonksiyonu yakından izlenmelidir. Şiddetli böbrek yetmezliği izlenen ve vücut ağırlığı düşük olan hastalarda oral delafloksasin uygulaması sistemik maruziyette artışa yol açabilir. son dönem böbrek hastalığı (SDBH) tanılı hastalarda önerilmez. Klinik verilerin sınırlılıkları ABDYDE’ye ilişkin iki majör çalışmada tedavi edilen enfeksiyon tipleri yalnızca selülit/erizipel, apse ve yara enfeksiyonlarıyla sınırlı kalmıştır. Diğer deri enfeksiyonu tipleri çalışılmamıştır. Toksik şok, nötropeni (nötrofil sayısı <500 hücre/mm3) veya şiddetli immün yetmezlik izlenen hastalar çalışmalara dahil edilmemiştir. >75 yaş üzeri hastalarda deneyim sınırlıdır. Bununla birlikte, CAP popülasyonu ABDYDE’de çalışılan popülasyona kıyasla daha yaşlıdır (gönüllülerin %48,3’ü ≥65 yaş, %23,9’u ≥75 yaş grubundadır). CAP çalışmasındaki hastaların %90,7’sinin CURB-65 skoru ≤2 olarak belirlenmiştir. Ancak hastaların %69,3’ü PORT sınıf III’te kategorize edilirken, %30,7’sinin PORT skoru >III olarak kaydedilmiştir. Uzun süreli, engelleyici nitelikte ve potansiyel olarak geri dönüşümsüz ciddi advers ilaç reaksiyonları Kinolon ve florokinolon kullanan hastalarda yaş ve önceden mevcut risk faktörlerinden bağımsız olarak farklı ve bazen birden fazla vücut sistemini (kas-iskelet, sinir, psikiyatrik ve duyular) etkileyen uzun süreli (aylar veya yıllar boyunca devam eden), engelleyici nitelikte ve potansiyel olarak geri dönüşümsüz ciddi advers ilaç reaksiyonlarıyla ilgili çok seyrek olgular bildirilmiştir. Herhangi bir ciddi advers reaksiyonla ilgili ilk bulgu veya semptomlar geliştiğinde delafloksasin hemen kesilmeli ve hastalar tavsiye almak üzere klinisyenlerine danışmaları konusunda bilgilendirilmelidir. Süperenfeksiyon Delafloksasin kullanımı sonucunda florokinolona duyarlı olmayan mikroorganizmalar süperenfeksiyona yol açabilir. Tedavi sırasında süperenfeksiyon geliştiği takdirde uygun önlemler alınmalıdır…
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlar gibi, bu ilaç da yan etkilere neden olabilir ancak bu yan etkiler herkeste görülmez.
Ciddi yan etkiler Aşağıdaki belirtilerden herhangi birini fark ederseniz hemen doktorunuzu veya hemşirenizi bilgilendiriniz; ilacı bırakmanız ve acil tıbbi yardım almanız gerekebilir:
Yan etkiler aşağıdaki kategorilerde gösterildiği şekilde sıralanmıştır:
Çok yaygın: 10 hastanın en az birinde görülebilir.
Yaygın: 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilir.
Yaygın olmayan: 100 hastanın birinden az, fakat 1.000 hastanın birinden fazla görülebilir.
Seyrek: 1.000 hastanın birinden az, fakat 10.000 hastanın birinden fazla görülebilir.
Çok seyrek: 10.000 hastanın birinden az görülebilir.
Bilinmiyor: Eldeki verilerden hareketle sıklık derecesi tahmin edilemiyor.
- Yutma güçlüğü veya nefes alma güçlüğü ve öksürük, dudak, yüz, boğaz veya dilde şişme, boğaz kuruluğu veya boğazda sıkışma hissi ve şiddetli döküntü. Bu etkiler aşırı duyarlılık (alerji) reaksiyonunun belirti ve bulguları olabilir ve ayrıca yaşamı tehdit edebilir. Bu şiddetli reaksiyonlar 100 kişiden en fazla 1'inde görülebilecek, yaygın olmayan yan etkilerdir.
- Tansiyon düşmesi, bulanık görme, baş dönmesi. Bu şiddetli reaksiyon 100 kişiden en fazla 1'inde görülebilecek, yaygın olmayan yan etkidir.
- Olası şiddetli ishalle birlikte karın çevresinde ağrı, ateş ve bulantı. Bu etkiler, bağırsak hareketini durduran, ishal ilaçlarıyla tedavi edilmemesi gereken bağırsak enfeksiyonunun belirtileri olabilir. Bağırsak enfeksiyonu (Clostridioides difficile enfeksiyonu) 100 kişiden en fazla 1'inde görülebilecek yaygın olmayan yan etkidir.
Diğer yan etkiler arasında aşağıdakiler yer alabilir:
- Yaygın
- Mantar enfeksiyonu
- Baş ağrısı
- Kusma
- Kan testlerine göre, karaciğer tarafından üretilen transaminaz adlı enzimlerin miktarında artış
- Kaşıntı
- Yaygın olmayan
- Kandaki akyuvar sayısında azalma (lökopeni)
- Düşük hemoglobin düzeyi (anemi)
- Alerjik reaksiyon
- Yüksek kan şekeri düzeyi
- İştah kaybı
- Uykusuzluk
- Uzuvlarda kas güçsüzlüğü
- Uyuşma, sızlama, karıncalanma ve iğnelenme gibi hisler
- Dokunma duyusunda azalma
- Tat alma duyusunda değişiklik
- Kalp atışını hissetme (çarpıntı)
- Yüksek tansiyon
- Ateş basması (örneğin yüz veya boyunda kızarıklık)
- Mide zarının iltihabı(gastrit), ağzın iç dokularında iltihap, karın ağrısı, mide rahatsızlığı/ağrısı veya hazımsızlık, ağız kuruluğu, gaz
- Anormal terleme
- Alerjik deri reaksiyonu
- Kaşıntı, kırmızı döküntü
- Eklem ağrısı
- Tendonlarda ağrı ve şişme
- Kas ve kas-iskelet ağrısı (örneğin uzuvlarda ağrı, sırt ağrısı, boyun ağrısı), kas güçsüzlüğü
- Kandaki kreatin fosfokinaz düzeyinde artış (kas hasarının göstergesi)
- Böbrek fonksiyonunda azalma
- Yorgun hissetme
- Karaciğer fonksiyonuyla ilgili kan testinde değişiklik (kan alkalen fosfataz düzeyinde artış)
- Vücut sıcaklığında artış (ateş)
- Alt uzuvlarda şişme
- Seyrek
- İdrar yolu enfeksiyonu
- Burun mukoza yolunda iltihap
- Düşük akyuvar sayısı (kan hücrelerinin miktarında azalma)
- Kan pıhtılaşması için gereken özel kan hücrelerinde azalma
- Kanın ne kadar iyi pıhtılaştığını ölçen testlerde değişiklik
- Mevsimsel alerji
- Düşük kan şekeri düzeyi
- Yüksek ürik asit düzeyi
- Yüksek kan potasyum düzeyi
- Düşük kan potasyum düzeyi
- Var olmayan sesler duyma (işitsel halüsinasyon)
- Anksiyete
- Anormal rüyalar
- Bilinç bulanıklığı
- Somnolans (uyku hali)
- Genellikle tansiyon düşmesine bağlı sersemlik veya bayılma hissi
- Göz kuruluğu
- Baş dönmesi veya denge kaybı (vertigo)
- Kulaklarda çınlama veya uğultu (tinnitus)
- Denge hissinde değişiklik
- Düzensiz veya hızlı kalp atışı, kalp atış hızında azalma
- Damarlarda şişme, kızarıklık, tahriş (flebit)
- Derin damarda trombüs olarak bilinen kan pıhtısı
- Mide yanması/asit regürjitasyonu (geri akışı)
- Ağızda his kaybı
- Ağızda his azalması
- Ağızda yanma hissi
- Dışkı renginde değişiklik
- Karaciğer fonksiyonuyla ilgili kan testinde değişiklik (kan albümin düzeyinde azalma ve gama-glutamiltransferaz düzeyinde artış)
- Soğuk terleme
- Gece terlemesi
- Anormal saç/kıl dökülmesi
- Kas spazmı
- Kas iltihabı/ağrısı
- Eklem iltihabı, el veya ayaklarda ağrı, sırt ağrısı
- İdrarda kan
- Katı bileşen varlığı nedeniyle bulanık idrar
- Üşüme
- Mevcut bir yaranın kötüleşmesi
- Periferik ödem
Tendon iltihabı, tendon yırtılması, eklem ağrısı, uzuvlarda ağrı, yürüme güçlüğü, karıncalanma ve iğnelenme, sızlama, gıdıklanma, yanma, uyuşma veya ağrı gibi anormal hisler (nöropati/sinir hasarı), yorgunluk, hafıza ve konsantrasyon bozukluğu, ruh sağlığı üzerinde etkilerinin (uyku bozuklukları, anksiyete, panik atak, depresyon ve intihar düşüncesini içerebilir), yanı sıra işitme, görme, tat ve koku alma bozukluğu gibi uzun süren (aylar veya yıllar) ya da kalıcı olumsuz ilaç reaksiyonlarıyla ilgili çok seyrek olgular, bazı durumlarda önceden mevcut risk faktörlerinden bağımsız olarak kinolon ve florokinolon grubu antibiyotiklerin uygulanmasıyla ilişkilendirilmiştir. Myastenia gravis şiddetlenmesi de gözlemlenmiştir (kas güçsüzlüğüne neden olan bir hastalık).
Florokinolon kullanan hastalarda aort duvarında genişleme ve zayıflama veya aort duvarında parçalanabilecek ve ölümcül olabilecek yırtılma (anevrizma ve diseksiyon) ile kalp kapaklarında sızıntı olguları bildirilmiştir. Ayrıca bkz. bölüm 2.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
QUOFENİX hamilelik veya emzirme döneminde kullanılmamalıdır. QUOFENİX çocuk doğurma potansiyeli olan ve doğum kontrol yöntemi kullanmayan kadınlarda kullanılmamalıdır.
Hamileyseniz veya, hamile olabileceğinizi düşünüyorsanız ya da hamile kalmayı planlıyorsanız bu ilacı kullanmadan önce doktorunuza söyleyiniz.
Hamile kalma olasılığınız varsa QUOFENİX tedavisi sırasında etkili bir doğum kontrol yöntemi kullanmalısınız.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emziriyorsanız bu ilacı kullanmadan önce doktorunuza söyleyiniz.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerBu ilaç her tablette 39 mg sodyum içerir (yemeklik tuzun ana bileşeni). Bu, erişkin için önerilen günlük maksimum diyetle sodyum alım miktarının %2,0'sine eşdeğerdir.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Diğer dozlar ve formlar
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonYetişkinlerde aşağıdaki enfeksiyonların tedavisinde endikedir: Akut bakteriyel deri ve yumuşak doku enfeksiyonları (ABDYDE) Toplumdan kökenli pnömoni (CAP) Bu enfeksiyonların başlangıç tedavisi için yaygın olarak önerilen diğer antibakteriyel ajanların kullanımının uygun olmadığı durumlarda kullanılır. Antibakteriyel ajanların uygun kullanımıyla ilgili resmi kılavuz dikkate alınmalıdır.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarEtkin maddeye veya listelenen yardımcı maddelerden herhangi birine aşırı duyarlılığı olan hastalarda, Herhangi bir florokinolon veya kinolon antibakteriyel tıbbi ürüne aşırı duyarlılığı olan ve daha önce florokinolon uygulamasıyla ilgili tendon bozukluğu öyküsü olan hastalarda, Gebelikte, doğum kontrolü kullanmayan çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlarda ve emzirme döneminde, 18 yaşın altındaki çocuklar veya büyüme çağındaki ergenlerde kontrendikedir.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriGeçmişte kinolon veya florokinolon içeren ürünler kullanırken ciddi advers reaksiyon gelişen hastalarda delafloksasin kullanımından kaçınılmalıdır. Bu hastalarda delafloksasin tedavisi yalnızca alternatif tedavi seçeneği bulunmadığında ve dikkatli yarar/risk değerlendirmesi yapıldıktan sonra başlatılmalıdır (ayrıca.3). Doğum kontrolü Çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlarda tedavi sırasında etkili doğum kontrolü kullanılmalıdır. Aort diseksiyonu/anevrizması ve kalp kapağı regürjitasyonu/yetersizliği Epidemiyolojik çalışmalarda, florokinolon kullanımından sonra özellikle yaşlı hastalarda aort anevrizması ve diseksiyonu ile aort ve mitral kapak regürjitasyonu riskinin arttığı bildirilmiştir. Florokinolon kullanan hastalarda bazen rüptürle komplike hale gelen aort anevrizması ve diseksiyonu olguları (ölümcül olgular dahil) ve herhangi bir kalp kapağında regürjitasyon/yetersizlik olguları bildirilmiştir. Dolayısıyla anevrizma hastalığı veya konjenital kalp kapağı hastalığıyla ilgili pozitif aile öyküsü olan hastalar ya da önceden mevcut aort anevrizması ve/veya aort diseksiyonu veya kalp kapağı hastalığı tanısı olan hastalar veya aşağıdakilere yatkınlığa neden olan diğer risk faktörleri veya hastalıkları bulunan hastalarda florokinolonlar yalnızca dikkatli yarar-risk değerlendirmesi yapıldıktan ve diğer terapötik seçenekler değerlendirildikten sonra kullanılmalıdır Hem aort anevrizması ve diseksiyonu hem de kalp kapağı regürjitasyonu/yetersizliği (örneğin Marfan sendromu veya Ehlers-Danlos sendromu gibi bağ doku bozuklukları, Turner sendromu, Behçet hastalığı, hipertansiyon, romatoid artrit) veya ek olarak Aort anevrizması ve diseksiyonu (örneğin Takayasu arteriti veya dev hücreli arterit gibi vasküler hastalıklar ya da bilinen ateroskleroz veya Sjögren sendromu) veya ek olarak Kalp kapağı regürjitasyonu/yetersizliği (örneğin enfektif endokardit). Aort anevrizması ve diseksiyonu ve rüptür riski, eşzamanlı olarak sistemik kortikosteroidlerle tedavi edilen hastalarda da artabilir. Ani karın, göğüs veya sırt ağrısı durumunda, hastalara acil servise derhal başvurmaları tavsiye edilmelidir. Hastalar ayrıca akut dispne, yeni başlangıçlı kalp çarpıntısı veya abdomen ya da alt ekstremitelerde ödem gelişmesi durumunda hemen tıbbi yardım alma konusunda bilgilendirilmelidir. Tendinit ve tendon rüptürü, periferalnöropati ve merkezi sinir sistemi etkileri dahil sakatlığa sebep olan ve potansiyel geri dönüşümsüz ciddi advers reaksiyonlar dahil florokinolonlar, sakatlığa sebep olabilen ve potansiyel geri dönüşümsüz ciddi advers reaksiyonlarla ilişkilendirilmiştir. Yaygın olarak görülen advers reaksiyonlar kasiskelet ve periferal sinir sistemi (tendinit,tendon rüptürü, tendonlarda şişme veya enflamasyon, karıncalanma veya uyuşma, kol ve bacaklarda uyuşukluk, kas ağrısı, kas güçsüzlüğü, eklem ağrısı, eklemlerde şişme gibi) atralji, miyalji,periferal nöropati ve merkezi sinir sistemi etkileridir (halüsinasyon, anksiyete, depresyon, intihar eğilimi, insomnia, şiddetli baş ağrısı ve konfüzyon). Bu reaksiyonlar, başladıktan sonra saatler ya da haftalar içinde görülebilir. Her yaş grubundan veya önceden mevcut risk faktörleri olmayan hastalar, bu advers reaksiyonları yaşamıştır. Herhangi bir ciddi advers reaksiyonun ilk bulgularının veya semptonlarının ortaya çıkması durumunda derhal kesilmelidr. Ayrıca, florokinonlarla bağlantılı olarak bu ciddi advers reaksiyonlardan herhangi birini yaşayan hastalarda dahil florokinolonların kullanımından kaçınılmalıdır. Tendinit ve tendon rüptürü Kinolon ve florokinolonlarla tedavi başladıktan sonra ilk 48 saat gibi erken bir zamanda bazen bilateral olabilecek tendinit ve tendon rüptürü (bununla sınırlı olmamak üzere özellikle Aşil tendonu) gelişebilir; bu durumun tedavi bırakıldıktan birkaç ay sonra da gelişebileceği bildirilmiştir. Yaşlı hastalar, böbrek yetmezliği olan hastalar, solid organ nakli yapılan hastalar ve eşzamanlı kortikosteroid tedavisi alan hastalarda tendinit ve tendon rüptürü riski artar. Bu nedenle, eşzamanlı kortikosteroid kullanımından kaçınılmalıdır. İlk tendinit bulgusunda (örneğin ağrılı şişkinlik, inflamasyon) delafloksasin tedavisi kesilmeli ve alternatif tedavi düşünülmelidir. Etkilenen ekstremite uygun şekilde tedavi edilmelidir (örneğin immobilizasyon). Tendinopati bulguları geliştiği takdirde kortikosteroidler kullanılmamalıdır. Periferik nöropati Kinolon ve florokinolon kullanan hastalarda parestezi, hipoestezi, diestezi veya güçsüzlükle sonuçlanan duyusal veya duyusal-motor polinöropati olguları bildirilmiştir. Potansiyel olarak geri dönüşümsüz durumların gelişmesini önlemek amacıyla, delafloksasin tedavisi alan hastalar ağrı, yanma hissi, karıncalanma, uyuşma veya güçsüzlük gibi nöropati semptomları geliştiği takdirde tedaviye devam etmeden önce doktorlarını bilgilendirme konusunda uyarılmalıdır. Merkezi Sinir Sistemi Etkileri Florokinolonlar konvülziyon ve intrakraniyal basınç artışı (psödotümör serebri dahil) ve toksik psikozu da içeren merkezi sinir sistemi (MSS) reaksiyonlarıyla ilgili riskte artışla ilişkilendirilmiştir. Florokinolonlar ayrıca sinirlilik, ajitasyon, insomnia, anksiyete, kabus, paranoya, baş dönmesi, konfüzyon, tremor, halüsinasyon, depresyon ve intihar düşüncesi veya davranışından oluşan MSS reaksiyonlarına da neden olabilir. Bu advers reaksiyonlar ilk dozdan sonra gelişebilir. Delafloksasin kullanan hastalarda bu reaksiyonlar geliştiği takdirde delafloksasin hemen kesilmeli ve uygun önlemler başlatılmalıdır. Delafloksasin, bilinen veya şüphelenilen MSS bozuklukları olan hastalarda (örneğin şiddetli serebral arteriyoskleroz, epilepsi) ya da nöbete yatkınlık oluşturabilecek veya nöbet eşiğini düşürebilecek diğer risk faktörlerinin varlığında tedavinin yararları risklerine ağır bastığında kullanılmalıdır. Miyasteni gravis alevlenmesi Florokinolonlar nöromüsküler blokaj aktivitesi sergiler ve miyasteni gravis tanılı kişilerde kas güçsüzlüğünü şiddetlendirebilir. Miyasteni gravis tanılı kişilerde ölüm ve ventilatör desteği gereksinimi dahil pazarlama sonrası ciddi advers reaksiyonlar florokinolon kullanımıyla ilişkilendirilmiştir. Bilinen miyasteni gravis öyküsü olan hastalarda delafloksasin kullanımı önerilmez. Clostridioides difficile ilişkili hastalık Neredeyse tüm sistemik antibakteriyel tıbbi ürünleri kullanan hastalarda şiddeti hafif diyare ile ölümcül kolit arasında değişen Clostridioides difficile ilişkili hastalık bildirilmiştir. Diyare şikayetiyle başvuran tüm hastalarda Clostridioides difficile ilişkili hastalık değerlendirilmelidir. Clostridioides difficile ilişkili hastalık şüphesi bulunduğunda veya doğrulandığında delafloksasin tedavisi kesilmeli ve spesifik antibakteriyel C. difficile tedavisiyle birlikte uygun destekleyici önlemler düşünülmelidir. Clostridioides difficile ilişkili hastalıktan şüphelenildiğinde peristaltizmi inhibe eden tıbbi ürünler kontrendikedir. Aşırı duyarlılık reaksiyonları Delafloksasin veya diğer florokinolonlara bilinen aşırı duyarlılığı olan hastalar kullanmamalıdır. Florokinolon antibakteriyel tıbbi ürün kullanan hastalarda ciddi ve bazen ölümcül olan aşırı duyarlılık (anafilaktik) reaksiyonları bildirilmiştir. Delafloksasin ile tedaviye başlamadan önce, diğer kinolon veya florokinolon antibakteriyel tıbbi ürünlere karşı daha önce meydana gelen aşırı duyarlılık reaksiyonları dikkatli bir şekilde araştırılmalıdır. Delafloksasine karşı anafilaktik reaksiyon geliştiği takdirde tıbbi ürün hemen kesilmeli ve uygun tedavi başlatılmalıdır. Böbrek yetmezliği olan hastalar Şiddetli böbrek yetmezliği olan hastalarda doz önerisinin güvenliliği ve etkililiği klinik açıdan değerlendirilmemiştir ve farmakokinetik modelleme verilerine dayalıdır. Delafloksasin bu hastalarda yalnızca beklenen klinik yararın potansiyel riske ağır bastığı düşünüldüğünde kullanılmalıdır. Bu hastalarda tedaviye klinik yanıt ve böbrek fonksiyonu yakından izlenmelidir. Şiddetli böbrek yetmezliği izlenen ve vücut ağırlığı düşük olan hastalarda oral delafloksasin uygulaması sistemik maruziyette artışa yol açabilir. son dönem böbrek hastalığı (SDBH) tanılı hastalarda önerilmez. Klinik verilerin sınırlılıkları ABDYDE’ye ilişkin iki majör çalışmada tedavi edilen enfeksiyon tipleri yalnızca selülit/erizipel, apse ve yara enfeksiyonlarıyla sınırlı kalmıştır. Diğer deri enfeksiyonu tipleri çalışılmamıştır. Toksik şok, nötropeni (nötrofil sayısı <500 hücre/mm3) veya şiddetli immün yetmezlik izlenen hastalar çalışmalara dahil edilmemiştir. >75 yaş üzeri hastalarda deneyim sınırlıdır. Bununla birlikte, CAP popülasyonu ABDYDE’de çalışılan popülasyona kıyasla daha yaşlıdır (gönüllülerin %48,3’ü ≥65 yaş, %23,9’u ≥75 yaş grubundadır). CAP çalışmasındaki hastaların %90,7’sinin CURB-65 skoru ≤2 olarak belirlenmiştir. Ancak hastaların %69,3’ü PORT sınıf III’te kategorize edilirken, %30,7’sinin PORT skoru >III olarak kaydedilmiştir. Uzun süreli, engelleyici nitelikte ve potansiyel olarak geri dönüşümsüz ciddi advers ilaç reaksiyonları Kinolon ve florokinolon kullanan hastalarda yaş ve önceden mevcut risk faktörlerinden bağımsız olarak farklı ve bazen birden fazla vücut sistemini (kas-iskelet, sinir, psikiyatrik ve duyular) etkileyen uzun süreli (aylar veya yıllar boyunca devam eden), engelleyici nitelikte ve potansiyel olarak geri dönüşümsüz ciddi advers ilaç reaksiyonlarıyla ilgili çok seyrek olgular bildirilmiştir. Herhangi bir ciddi advers reaksiyonla ilgili ilk bulgu veya semptomlar geliştiğinde delafloksasin hemen kesilmeli ve hastalar tavsiye almak üzere klinisyenlerine danışmaları konusunda bilgilendirilmelidir. Süperenfeksiyon Delafloksasin kullanımı sonucunda florokinolona duyarlı olmayan mikroorganizmalar süperenfeksiyona yol açabilir. Tedavi sırasında süperenfeksiyon geliştiği takdirde uygun önlemler alınmalıdır…
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerBu belgede yan etki sıklıkları tablo sütunlarında verildiği için aşağıdaki listede sıklıklar eksik ya da başka bir etkinin yanında görünebilir; sıklıklar için KÜB belgesinin aslına bakınız.
İntravenöz veya oral formülasyonda delafloksasine maruz kalan ABDYDE (Faz 2 ve 3 çalışmalar) ve CAP (Faz 3 çalışma) çalışmalarında bildirilen en yaygın advers ilaç reaksiyonları hafif ila orta şiddete gelişen diyare, bulantı ve hipertransaminazemidir (sırasıyla %5,86; %5,47 ve %2,85). Sistem Organ Sınıfı Yaygın olmayan Seyrek Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar Mantar enfeksiyonu Clostridioides difficile enfeksiyonu İdrar yolu enfeksiyonu Sinüzit Kan ve lenf sistemi hastalıkları Anemi Lökopeni Trombositopeni Nötropeni Uluslararası normalize oranda artış Bağışıklık sistemi hastalıkları Aşırı duyarlılık Mevsimsel alerji Metabolizma ve beslenme hastalıkları Hiperglisemi İştah kaybı Hipoglisemi Hiperürisemi Hipokalemi Kan potasyum düzeyinde artış Psikiyatrik hastalıklar* İnsomnia İşitsel halüsinasyon Anksiyete Anormal rüyalar Konfüzyon durumu Sinir sistemi hastalıkları* Baş ağrısı Periferik nöropati (parestezi ve hipoestezi dahil) Baş dönmesi Disguzi Presenkop Somnolans Göz hastalıkları* Bulanık görme Göz kuruluğu Kulak ve iç kulak hastalıkları* Vertigo Kulak çınlaması Vestibüler bozukluk Kardiyak hastalıklar** Çarpıntı Sinüs taşikardisi Bradikardi Vasküler hastalıklar** Hipertansiyon Hipotansiyon Ateş basması Derin ven trombozu Flebit Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıklar Dispne Öksürük Boğaz kuruluğu Gastrointestinal hastalıklar Diyare Kusma Bulantı Stomatit Karın ağrısı Dispepsi Ağız kuruluğu Gaz Konstipasyon Eroziv gastrit Gastroözofageal reflü hastalığı Oral parestezi Oral hipoestezi Glossodini Feçeste renk değişikliği Hepatobiliyer hastalıklar Hipertransaminazemi Kan alkalen fosfataz artışı Kan albümin azalması Gamaglutamiltransferaz artışı Deri ve deri altı doku hastalıkları Kaşıntı Alerjik dermatit Ürtiker Döküntü Hiperhidroz Alopesi Soğuk terleme Gece terlemesi Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları* Artralji Miyalji Tendonit Kas-iskelet ağrısı (örneğin ekstremite ağrısı, sırt ağrısı, boyun ağrısı), kas güçsüzlüğü Kan kreatin fosfokinaz düzeyinde artış Reaktif artrit Miyozit Kas spazmı Böbrek ve idrar yolu hastalıkları Böbrek yetmezliği Hematüri İdrarda kristal varlığı Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar* Ateş Lokal şişkinlik Yorgunluk Periferik ödem Üşüme Yaralanma, zehirlenme ve prosedür komplikasyonları Yara komplikasyonu Seçili advers reaksiyonların tanımı *Kinolon ve florokinolon kullanımıyla ilişkili olarak, bazı olgularda önceden mevcut faktörlerinden bağımsız şekilde, bazen çoklu olmak üzere birkaç sistem, organ sınıfı veya duyuyu etkileyen uzun süreli (aylar veya yıllar süren), engelleyici nitelikte ve potansiyel olarak geri dönüşümsüz ciddi ilaç reaksiyonlarıyla ilgili çok seyrek olgular (tendonit, tendon rüptürü, artralji, ekstremite ağrısı, yürüme bozukluğu, parestezi ve nevraljı̇ ile ilişkili nöropati, yorgunluk, psikiyatrik semptomlar (uyku bozuklukları, anksiyete, panik atak, depresyon ve intihar düşüncesi dahil) hafıza ve konsantrasyon bozukluğu,ve işitme, görme, tat alma ve koku alma bozukluğu gibi reaksiyonlar dahil) bildirilmiştir. Myastenia gravis şiddetlenmesi de gözlemlenmiştir. ** Florokinolon kullanan hastalarda bazen rüptürle komplike hale gelen aort anevrizması ve diseksiyonu olguları (ölümcül olgular dahil) ve herhangi bir kalp kapağında regürjitasyon/yetersizlik olguları bildirilmiştir.
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.