MVASİ 100 MG/4 ML İNFÜZYONLUK ÇÖZELTİ HAZIRLAMAK İÇİN KONSANTRE, 1 ADET
Fiyat ve paketler
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Mvasi 100 mg/4 mL ne için kullanılır?
KT 1Damar yoluyla verilecek konsantre infüzyon çözeltisi kullanılmadan önce seyreltilmelidir.
MVASİ® hümanize monoklonal antikor (vücudun enfeksiyonlara ve kansere karşı savunmasına yardımcı, normalde bağışıklık sistemi tarafından üretilen bir tür protein) olan bevacizumab etkin maddesini içerir. Bevacizumab seçici olarak vücutta kan ve lenf damarlarının yüzeyinde bulunan insan vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF) isimli proteine bağlanır. VEGF proteini tümörlerin içinde kan damarlarının gelişmesine neden olur, bu damarlar tümöre besin ve oksijen taşır. Bevacizumab VEGF'ye bağlandığında, tümöre besin ve oksijen taşıyan kan damarlarının gelişimini engelleyerek tümörün büyümesini engeller.
MVASİ® , ileri evre kalın bağırsak (kolon veya rektum) kanserinin tedavisinde kullanılan bir ilaçtır.
MVASİ® , 5-florourasil/folinik asit veya 5-florourasil/folinik asit/irinotekan ile kombine olarak metastatik kolon ve metastatik rektum kanserinin birinci basamak tedavisinde kullanılır. Daha önceki basamaklarda MVASİ® 'nin kullanılmadığı durumlarda 5-florourasil/folinik asit veya 5-florourasil/folinik asit/irinotekan ile birlikte ikinci ve sonraki basamaklarda kullanılır.
MVASİ® , daha önce adjuvant amaçlı kemoterapi almamış olan metastatik kolon veya rektum kanserli hastalarda, birinci basamak tedavi olarak okzaliplatin ile kapesitabin veya 5-fluorourasil/folinik asit ile birlikte kullanılır.
MVASİ® ayrıca glioblastoma adı verilen bir çeşit beyin kanserinin tedavisinde kullanılır.
MVASİ® glioblastoma tedavisinde kullanılırken, kemoterapi ile birlikte uygulanacaktır.
MVASİ® ayrıca inatçı, tekrarlayan veya metastatik (tümörün oluştuğu yerden vücudun diğer bölgelerine yayılması) serviks kanserinin (rahim ağzı kanseri) tedavisi için kullanılır.
MVASİ® , rahim ağzı kanserinin tedavisinde paklitaksel ve sisplatin veya platin içeren tedavi alamayacak hastalarda paklitaksel ve topotekan ile birlikte uygulanacaktır.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KÜB 4.3 · Kontrendikasyonlarİçerdiği herhangi bir maddeye karşı aşırı duyarlılığı olan kişilerde, Çin hamster over hücresi ürünlerine veya diğer rekombinant insan veya hümanize edilmiş antikorlara aşırı duyarlılığı olan kişilerde, Gebelikte kontrendikedir.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriDiğer tüm terapotik proteinlerde olduğu gibi için de potansiyel immünojenisite riski söz konusudur. Gastrointestinal (Gİ) perforasyonlar ve fistüller Hastalar bevacizumab ile tedavi edildiklerinde gastrointestinal perforasyon ve safra kesesi perforasyonu gelişme riski artabilir. Metastatik kolon veya metastatik rektum kanserli hastalarda, intra-abdominal enflamasyon süreci gastrointestinal perforasyonlar için bir risk faktörü olabilir. Bu nedenle, bu hastalar tedavi edilirken dikkatli olunmalıdır. Daha önce radyasyon tedavisi almış olmak, tedavisi gören persistan, rekürren veya metastatik serviks kanseri olan hastalarda GI perforasyon için bir risk faktörüdür ve GI perforasyonlu tüm hastalar, önceden radyasyon öyküsü olan hastalardır. Gastrointestinal perforasyon gelişen hastalarda kalıcı olarak kesilmelidir. GOG-0240 Çalışmasında gastrointestinal-vajinal fistüller Persistan, rekürren veya metastatik serviks kanseri için bevacizumab tedavisi uygulanan hastalarda, vajina ile gastrointestinal (GI) kanalın herhangi bir bölümü arasında fistül (GI-vajinal fistül) oluşma riskinde artış olabilir. Daha önce radyasyon tedavisi almış olmak, GI-vajinal fistül gelişimi için majör bir risk faktörüdür ve GI-vajinal fistülü olan tüm hastalar, önceden radyasyon öyküsü olan hastalardır. Daha önce radyasyon uygulanan alanda kanserin tekrarlanması, GI-vajinal fistüllerin gelişimi için diğer bir önemli risk faktörüdür. Gastrointestinal olmayan fistüller Bevacizumab ile tedavi edilen hastalarda fistül gelişme riski artabilir. Trakeoözofageal (TE) fistül veya 4. derece herhangi bir fistüllü olan hastalarda, kalıcı olarak kesilmelidir [ABD Ulusal Kanser Enstitüsü Advers Olaylar İçin Genel Terminoloji Kriterleri, versiyon 3 (NCI-CTCAE v.3)]. Diğer tipte fistülleri olan hastalarda, bevacizumabın kullanımına devam edilmesi ile ilgili sınırlı bilgi bulunmaktadır. Gastrointestinal sistemde görülmeyen intestinal fistül vakalarında, kesilmesi düşünülmelidir. Yara iyileşmesi Bevacizumab yara iyileşme sürecini olumsuz etkileyebilir. Bazı vakalarda ölümcül olabilen, anastomotik komplikasyonları içeren ciddi yara iyileşmesi komplikasyonları bildirilmiştir. Büyük cerrahi operasyonlardan sonraki 28 gün içinde veya ameliyat yarası tamamen iyileşinceye kadar tedavisi başlatılmamalıdır. tedavisi sırasında yara iyileşmesinde komplikasyonlar yaşayan hastalarda, yara tamamen iyileşinceye kadar uygulaması durdurulmalıdır. Elektif cerrahi müdahaleler için uygulaması durdurulmalıdır. Bevacizumab ile tedavi edilen hastalarda ölümcül vakaları da içeren nekrotizan fasit nadir olarak bildirilmiştir. Bu durum genellikle yara iyileşmesi komplikasyonlarına, gastrointestinal perforasyona ve fistül oluşumuna sekonderdir. Nekrotizan fasit gelişen hastalarda tedavisi kesilmeli ve acilen uygun tedavi başlatılmalıdır. Hipertansiyon Bevacizumab ile tedavi edilen hastalarda hipertansiyon insidansında bir artış gözlenmiştir. Klinik güvenlilik verileri hipertansiyon insidansının doza bağımlı olabileceği izlenimini vermektedir. tedavisine başlamadan önce, önceden var olan hipertansiyonun kontrol altına alınması gerekir. Bevacizumab tedavisinin başlangıç aşamasında hipertansiyonu olan hastalar üzerinde bevacizumabın etkisi hakkında bir bilgi yoktur. tedavisi sırasında kan basıncının izlenmesi tavsiye edilir. Çoğu durumda hipertansiyon, etkilenen hastanın kişisel durumuna uygun, standart antihipertansif tedaviyle yeterli biçimde kontrol edilmiştir. Sisplatin bazlı kemoterapi ile tedavi edilen hastalarda hipertansiyonu yönetmek için diüretiklerin kullanımı tavsiye edilmemektedir. Tıbbi olarak anlamlı hipertansiyon yeterli biçimde kontrol edilemediği veya hasta hipertansif kriz ya da hipertansif ensefalopati geliştirdiği takdirde tamamen kesilmesi gerekir. Posterior geri dönüşümlü ensefalopati sendromu (PRES) Bevacizumab tedavisi görmüş ve PRES ile tutarlı belirti ve semptomlar gösteren hastalara ait az sayıda rapor bulunmaktadır. PRES diğer belirtilerle birlikte aşağıda belirtilen belirti ve semptomların bulunduğu nadir bir nörolojik bozukluktur: hipertansiyon ile bağlantılı olan veya olmayan nöbet, baş ağrısı, mental durum değişikliği, görme bozukluğu veya kortikal körlük. PRES teşhisinin, beyin görüntülemesi, tercihen manyetik rezonans görüntülemesi (MRI) ile konfirme edilmelidir. PRES gelişen hastalarda, tedavisinin kesilmesi ve hipertansiyonun kontrolü de dahil olmak üzere spesifik semptomların tedavi edilmesi tavsiye edilmektedir. PRES geçiren hastalarda tekrar bevacizumab tedavisi başlatılmasının güvenliliği bilinmemektedir. Proteinüri Hipertansiyon hikayesi olan hastalar, bevacizumab ile tedavi edildiklerinde proteinüri gelişme riski artabilir. Proteinürinin tüm derecelerinin [ABD Ulusal Kanser Enstitüsü, Advers Olaylar İçin Genel Terminoloji Kriterleri (NCI-CTCAE v.3)] doza bağlı olabileceğini düşündüren kanıt bulunmaktadır. Proteinürinin tedavisine başlamadan önce ve tedavi sırasında dipstick idrar analizi yöntemiyle izlenmesi tavsiye edilir. Bevacizumab kullanan hastaların %1,4’ünde 4. derece proteinüri (nefrotik sendrom) görülmüştür. Nefrotik sendrom gelişen hastalarda, tedavisi tamamen kesilmelidir. (NCI-CTCAE v.3) Arteriyel tromboembolizm Klinik çalışmalarda, yalnız kemoterapi uygulanan hastalarla karşılaştırıldığında kemoterapi ile kombine olarak bevacizumab verilen hastalarda serebrovasküler olay (CVA), geçici iskemik atak (TIA) ve miyokard infarktüsünü (MI) içeren arteriyel tromboembolizm reaksiyonlarının görülme sıklığı daha yüksek olmuştur. Bevacizumabı kemoterapi ile birlikte kullanan ve arteriyel tromboembolizm veya diyabet hikayesi olan ya da 65 yaş üzerindeki hastaların, tedavisi sırasında arteriyel tromboembolik reaksiyon gelişme riski yüksektir. Bu hastaları ile tedavi ederken dikkatli olunmalıdır. Arteriyel tromboembolik reaksiyonlar gelişen hastalarda tedavisi kalıcı olarak kesilmelidir. Venöz tromboembolizm Hastalar, bevacizumab tedavisindeyken pulmoner embolizm gibi venöz tromboembolik reaksiyon geliştirme riski altında olabilir. Persistan, rekürren veya metastatik serviks kanseri için, paklitaksel ve sisplatin ile kombinasyon halinde bevacizumab tedavisi uygulanan hastalarda venöz tromboembolik olayların riskinde artış olabilir. Yaşamı tehdit eden (4. derece), pulmoner embolizm de dahil venöz tromboembolik reaksiyon yaşayan hastalarda tamamen kesilmelidir. ≤ 3. derece tromboembolik reaksiyon yaşayan hastaların yakından takip edilmesi gerekir (NCI CTCAE v.3). Kanama Bevacizumab ile tedavi edilen hastalarda özellikle tümörle ilişkili kanamalar olmak üzere kanama riski artar. Bevacizumab tedavisi sırasında 3. veya 4. derece kanama görülen hastalarda kalıcı olarak kesilmelidir (NCI CTCAE v.3). Görüntüleme prosedürlerine veya belirti ve semptomlara dayanılarak, tedavi edilmemiş santral sinir sistemi (SSS) metastazları bulunan hastalar, rutin olarak, bevacizumab ile yürütülen klinik çalışmalara dahil edilmemiştir. Bu sebeple, bu tip hastalarda SSS kanaması riski randomize klinik çalışmalarda prospektif olarak değerlendirilmemiştir. Hastalar SSS kanaması açısından izlenmeli ve intrakraniyal kanama durumunda tedavisi kesilmelidir. Bevacizumab tedavisine başlamadan önce konjenital kanama diyatezi, edinilmiş pıhtılaşma bozukluğu bulunan veya tromboemboli tedavisi için tam doz antikoagülan kullanan hastalarda bevacizumabın güvenlilik profili hakkında, bu hastaların klinik çalışmalara dahil edilmemiş olmaları nedeniyle bir bilgi yoktur. Bu nedenle, bu hastalarda tedavisini başlatmadan önce dikkatli olunmalıdır. Bununla birlikte, tedavisi alırken venöz tromboz geliştiren hastalar, eş zamanlı olarak ve tam doz varfarin ve bevacizumab ile tedavi edildiklerinde 3. derece veya üzerinde yüksek oranda kanama sergilememiştir (NCI-CTCAE v.3). Pulmoner kanama/kan tükürme Bevacizumab ile tedavi edilen küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastaları, ciddi ve bazı vakalarda ölümcül olabilen pulmoner kanama/kan tükürme riski altında bulunabilirler. Yakın zamanda pulmoner kanama/kan tükürme (> 2,5 mL kırmızı kan) geçiren hastaların bevacizumab ile tedavi edilmemeleri gerekir. Konjestif kalp yetmezliği (KKY) Klinik çalışmalarda konjestif kalp yetmezliğine uyan reaksiyonlar rapor edilmiştir. Sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunda asemptomatik düşüşlerden, tedavi edilmeyi ya da hastaneye yatırmayı gerektiren semptomatik KKY’ye kadar çeşitli düzeyde semptomlar rapor edilmiştir. Önceden var olan koroner arter hastalığı veya konjestif kalp yetmezliği gibi klinik olarak anlamlı kardiyovasküler hastalığı olan hastaları bevacizumab ile tedavi ederken dikkatli olunmalıdır. KKY yaşayan hastaların çoğu metastatik meme kanseri hastası olup daha önce antrasiklinlerle tedavi veya sol akciğer duvarına uygulanan radyoterapi görmüş ya da KKY için başka risk faktörleri mevcut olan hastalardır. AVF3694g çalışmasında antrasiklin tedavisi gören ve daha önce antrasiklin kullanmamış hastalarda, sadece antrasiklinlerle tedavi gören gruba kıyasla, antrasiklin + bevacizumab grubunda, tüm derecelerde KKY insidansında artış görülmemiştir. KKY, 3. derece veya daha yüksek reaksiyonlar, kemoterapi ile kombinasyon olarak bevacizumab alan hastalarda tek başına kemoterapi alan hastalardan daha sık görülmüştür. Bu durum, eş zamanlı antrasiklin tedavisi görmeyen metastatik meme kanseri çalışmalarındaki hastalarda elde edilen sonuçlar ile tutarlıdır (NCI-CTCAE v.3). Nötropeni ve enfeksiyonlar Bazı miyelotoksik kemoterapi rejimleri ile bevacizumab tedavisi gören hastalarda tek başına kemoterapiye göre daha yüksek oranda şiddetli nötropeni, febril nötropeni veya şiddetli nötropeni ile veya şiddetli nötropeni olmaksızın enfeksiyon (ölümle sonuçlanan bazı vakalar dahil) gözlenmiştir. Bu durum genellikle, küçük hücreli dışı akciğer kanseri ve metastatik meme kanserinin platin veya taksan bazlı tedavisinde ve persistan, rekürren veya metastatik serviks kanserinin paklitaksel ve topotekan ile kombinasyon halindeki tedavisinde görülmüştür…
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlar gibi MVASİ® 'nin içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir.
Aşağıda listelenen yan etkiler, MVASİ® kemoterapiyle birlikte verildiğinde görülmüştür. Bu durum bu yan etkilere kesinlikle MVASİ® 'nin neden olduğu anlamına gelmez.
Yan etkiler aşağıdaki kategorilerde gösterildiği şekilde sıralanmıştır:
Çok yaygın: 10 hastanın 1'inden fazlasında görülebilir.
Yaygın: 100 hastanın 1 ile 10'u arasında görülebilir.
Yaygın olmayan: 1.000 hastanın 1 ile 10'u arasında görülebilir.
Seyrek: 10.000 hastanın 1 ile 10'u arasında görülebilir.
Çok seyrek: 10.000 hastanın 1'inden az görülebilir.
Bilinmiyor: Eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor.
Aşağıdakilerden biri olursa, MVASİ® kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
Alerjik reaksiyonlar:
Eğer alerjik reaksiyon meydana gelirse hemen doktorunuza veya bir tıbbi personele haber veriniz. Alerjik reaksiyon belirtileri şunlar olabilir: nefes almada zorluk veya göğüs ağrısı.
Ayrıca kızarıklık ya da deri döküntü, ürperme ve titreme, bulantı veya kusma, şişlik, baş dönmesi, kalp atışının hızlanması ve bilinç kaybı meydana gelebilir.
Çok yaygın:
- Yüksek tansiyon (hipertansiyon)
- Eller veya ayaklarda uyuşukluk veya karıncalanma hissi (periferal duyusal nöropati)
- Enfeksiyonlara karşı savaşmaya yardımcı olan beyaz kan hücreleri (birlikte yüksek ateş de görülebilir) ve kanın pıhtılaşmasına yardımcı olan hücreler dahil kan hücrelerinin sayısında azalma (febril nötropeni, lökopeni, nötropeni, trombositopeni)
- Güçsüzlük ve halsizlik
- Yorgunluk
- Bulantı, kusma, ishal ve karın ağrısı
Yaygın:
- Bağırsak delinmesi (bağırsak perforasyonu)
- Küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastalarında karşılaşılan akciğer kanamaları da dahil olmak üzere kanama (hemoraji ve pulmoner hemoraji), kan tükürme (hemoptizi)
- Atardamarların kan pıhtısıyla tıkanması (tromboembolizm (arteriyel))
- Toplardamarların kan pıhtısıyla tıkanması (tromboembolizm (venöz))
- Akciğerlerdeki damarların kan pıhtısıyla tıkanması (pulmoner embolizm)
- Bacak damarların kan pıhtısıyla tıkanması (derin ven trombozu)
- Kalp yetmezliği
- Cerrahi sonrası yara iyileşmesiyle ilgili sorunlar
- Parmak veya ayaklarda kızarıklık, soyulma, hassasiyet, ağrı veya kabarıklık (palmarplantar eritrodisestezi sendromu)
- Kırmızı kan hücrelerinin sayısında azalma (anemi), kanda lenfosit sayısının azalması (lenfopeni)
- Enerji eksikliği (letarji)
- Mide ve bağırsak bozukluğu (gastrointestinal bozukluk)
- Kas ağrısı (miyalji) ve eklem ağrısı (artralji), kas güçsüzlüğü
- Ağız kuruluğuyla birlikte susama ve/veya azalmış veya koyu idrar (dehidrasyon), kanda sodyum düzeyinin normalin altına düşmesi (hiponatremi)
- Ağız ve bağırsak, akciğer, havayolları, üreme sistemi ve idrar yolları mukozasının enflamasyonu (mukoza enflamasyonu)
- Ağız içerisinde ve yemek borusunda ağrıya ve yutma güçlüğüne neden olan yaralar (stomatit)
- Baş ağrısı, sırt ağrısı ve pelvis ile anal bölgelerde ağrı (proktalji) dahil olmak üzere ağrı
- Bölgesel iltihaplanma (selülit)
- Enfeksiyon, özellikle kanda enfeksiyon veya kanda ciddi enfeksiyon (sepsis) veya idrar torbası ve yollarında enfeksiyon
- Beyne az kan gitmesi veya felç (serebrovasküler olay, senkop)
- Uyuklama
- Burun kanaması (epistaksis)
- Kalp hızında (nabız) artış (supraventriküler taşikardi)
- Bağırsakta tıkanma (bağırsak obstrüksiyonu, ileus)
- Anormal idrar testi (idrarda protein varlığı- proteinüri)
- Nefes darlığı (dispne) veya kanda düşük oksijen seviyeleri (hipoksi)
- Deride veya derinin alt katmanlarında ciddi enfeksiyonlar (apse)
- Fistül: iç organlarla deri veya normalde bağlantısı olmayan diğer dokular arasında anormal tüp benzeri bağlantı; rahim ağzı kanseri hastalarında vajina (rekto-vajinal fistül) ve bağırsakların herhangi bir bölümü arasındaki bağlantı dahil
- Alerjik reaksiyonlar (belirtiler nefes almada zorluk, yüzde kızarıklık, döküntü, düşük veya yüksek kan basıncı, kanda düşük oksijen seviyesi, göğüs ağrısı veya bulantı/kusmayı içerebilir)
Seyrek:
- Nefes almada zorluk, şişlik, baş dönmesi, kalp atışının hızlanması, terleme ve bilinç kaybı (anafilaktik şok) ile ani, ciddi alerjik reaksiyon
Sıklığı bilinmeyen:
- Özellikle bağırsak duvarında delinme veya yaralarda iyileşme güçlüğü varsa, cildin veya cilt altı derin katmanların ciddi enfeksiyonu (nekrotizan fasit)
- Kadınların üreme yeteneği üzerinde olumsuz etkiler (yumurtalık yetmezliği, fötal anomaliler- diğer öneriler için yan etkiler listesinin altındaki paragraflara bakınız)
- Nöbet (sara), baş ağrısı, bilinç bulanıklığı (konfüzyon) ve görmede değişiklik gibi belirtileri de içeren beyin rahatsızlığı (posterior geri dönüşümlü ensefalopati sendromu veya PRES)
- Normal beyin fonksiyonunda değişikliği düşündüren semptomlar (baş ağrısı, görme değişiklikleri, bilinç bulanıklığı (konfüzyon) veya nöbetler) ve yüksek tansiyon (hipertansif ensefalopati)
- Böbrekteki kılcal bir damarda (veya damarlarda) tıkanıklık (renal trombotik mikroanjiyopati)
- Akciğerlerin kan damarlarındaki kan basıncının, kalbin sağ tarafının normalden daha fazla çalışmasına neden olan anormallikteki artışı (pulmoner hipertansiyon)
- Burun deliklerini ayıran kıkırdak duvarda delinme (nazal septum perforasyonu)
- Mide veya bağırsaklarda delinme (gastrointestinal perforasyon)
- Mide zarında veya ince bağırsakta açık yara veya delik (belirtiler karın ağrısı, şişkinlik, kahve telvesi kıvamında siyah dışkı veya dışkıda (gaita) ya da kusmukta kan gibi semptomları da içerebilir) (gastrointestinal ülser)
- Kalın bağırsağın alt bölümünde kanama (rektal hemoraji)
- Diş etlerinde ve çene kemiğinde iyileşmeyen ve çevre dokunun ağrı ve enflamasyonunun eşlik ettiği lezyonlar (çene osteonekrozu- diğer öneriler için yan etkilerin listesinin altındaki paragraflara bakınız)
- Safra kesesinde delinme (safra kesesi perforasyonu-belirti ve emareler karın ağrısı, yüksek ateş ve bulantı/kusmayı da içerebilir)
- Kan damarı duvarında bir yırtık (anevrizmalar ve arter diseksiyonları) veya kan damarının zayıflaması ve genişlemesi
- Aşağıdakilerden herhangi birini fark ederseniz, hemen doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
Çok yaygın:
- Kabızlık
- İştah kaybı (anoreksi)
- Magnezyum eksikliği (hipomagnezemi)
- Ateş (pireksi)
- Göz ile ilgili problemler (göz yaşarması dahil)
- Konuşma değişiklikleri (dizartri)
- Tat alma duyusunda değişiklik
- Burun akıntısı (rinit)
- Cilt kuruluğu, deride pullanma ve enflamasyon, cilt renginde değişiklik (eksfolyatif dermatit)
- Kilo kaybı
- Burun kanaması (epistaksis)
- Öksürük
Yaygın:
- Ses değişikliği veya boğukluğu (disfoni)
65 yaşın üzerindeki hastaların aşağıdaki yan etkilerle karşılaşma riski daha yüksektir:
- Atardamarlarda inme veya kalp krizine neden olabilecek kan pıhtısı
- Kandaki beyaz hücrelerin ve kanın pıhtılaşmasına yardımcı hücrelerin sayısında azalma riski
- İshal
- Mide bulantısı
- Baş ağrısı
- Halsizlik
- Yüksek tansiyon
- Ayrıca MVASİ® , aşağıda belirtilen laboratuvar testlerinde de değişikliklere neden olabilir:
- Kandaki beyaz hücre sayısının azalması, özellikle nötrofillerin azalması (enfeksiyonlara karşı korunmaya yardım eden bir tür beyaz kan hücresi)
- İdrarda protein varlığı
- Kanda azalmış mineral (magnezyum, potasyum, sodyum veya fosfor) düzeyleri
- Artan kan şekeri
- Artan kan alkalin fosfataz (bir enzim) düzeyi
- Artan serum kreatinin (böbreklerinizin ne kadar iyi çalıştığını ölçmek için kanda bakılan bir protein) düzeyi
- Şiddetli olabilecek azalan hemoglobin (oksijen taşırlar ve kırmızı kan hücrelerinde bulunurlar)
Aşağıdakiler, dişetinde kemik hasarının (osteonekroz) işaret ve belirtileri olabilir:
- Ağızda, dişlerde ve/veya çene kemiğinde ağrı, ağız içinde şişlik veya yaralar, çene kemiğinde uyuşma veya ağırlık hissi veya diş kaybı. Bunlar, dişetinde kemik hasarının (osteonekroz) işaret ve belirtileri olabilir. Bu belirtilerden herhangi biri ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya diş hekiminizi hemen bilgilendiriniz.
Menopoz öncesi dönemdeki (adet gören) kadınlar periyodlarında bir düzensizlik veya atlama fark edebilirler ve doğurganlıkta azalma yaşayabilirler. Eğer çocuk sahibi olmayı düşünüyorsanız tedavinize başlamadan önce bu konuyu doktorunuzla görüşünüz.
Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Hamileyseniz bu ilacı kullanmamalısınız. MVASİ® doğmamış bebeğinize zarar verebilir, çünkü yeni kan damarlarının oluşumunu durdurabilir. Doktorunuz, MVASİ® ile tedavi sırasında ve son MVASİ® dozundan sonra en az 6 ay boyunca doğum kontrol yöntemleri kullanımı hakkında size tavsiyede bulunmalıdır.
Eğer hamileyseniz, tedavi sırasında hamile kalırsanız veya yakın zamanda hamile kalmayı planlıyorsanız doktorunuza derhal bilgi veriniz.
MVASİ® kadın doğurganlığına zarar verebilir. Daha fazla bilgi için lütfen doktorunuza danışınız.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
MVASİ® ile tedavi sırasında ve son MVASİ® dozundan sonra en az 6 ay boyunca bebeğinizi emzirmemelisiniz, çünkü bu ilaç bebeğinizin büyümesi ve gelişimini engelleyebilir.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerMVASİ® sodyum (fosfat) içermektedir. Bu ilacın her bir flakonu 1 mmol (23 mg)'dan daha az sodyum ihtiva eder; yani esasında “sodyum içermediği” kabul edilebilir. Sodyuma bağlı herhangi bir uyarı gerekmemektedir.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Mvasi 100 mg/4 mL muadilleri
Mvasi 100 mg/4 mL ile aynı etken maddeyi (bevacizumab) içeren 3 eşdeğer ilaç bulunmaktadır.
Diğer dozlar ve formlar
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonMetastatik Kolorektal Kanser (mKRK) (bevacizumab), 5-florourasil/folinik asit veya 5-florourasil/folinik asit/irinotekan ile kombine olarak metastatik kolon ve metastatik rektum kanserinin birinci basamak tedavisinde kullanılır. Daha önceki basamaklarda bevacizumabın kullanılmadığı durumlarda 5-florourasil/folinik asit veya 5-florourasil/folinik asit/irinotekan ile kombine olarak ikinci ve sonraki basamaklarda kullanılır. Daha önce adjuvant amaçlı kemoterapi almamış olan metastatik kolon veya rektum kanserli hastalarda, birinci basamak tedavi olarak okzaliplatin ile kapesitabin veya 5-fluorourasil/folinik asit ile kombine olarak kullanılır. Malign Glioma (DSÖ Evre IV) Glioblastoma, histolojik olarak Glioblastoma Multiforme (GBM) tanısı almış ve birinci seri temozolomid sonrası nüks gelişmiş veya progresyon göstermiş hastalarda kemoterapi ile beraber progresyona kadar kullanımında endikedir. Progresyon sonrası kullanılamaz. Serviks kanseri, lokal tedavilere uygun olmayan persistan, rekürren veya metastatik serviks kanseri olan erişkin hastaların birinci basamak tedavisinde paklitaksel ve sisplatin veya paklitaksel ve topotekan ile kombinasyon halinde progresyona kadar kullanımı endikedir. Rekürren/persistan ya da metastatik serviks kanser tedavisinde daha önce radyo duyarlaştırıcı haricinde sistemik kemoterapi tedavisi almış ve progresyon göstermiş hastalarda endike değildir.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · Kontrendikasyonlarİçerdiği herhangi bir maddeye karşı aşırı duyarlılığı olan kişilerde, Çin hamster over hücresi ürünlerine veya diğer rekombinant insan veya hümanize edilmiş antikorlara aşırı duyarlılığı olan kişilerde, Gebelikte kontrendikedir.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriDiğer tüm terapotik proteinlerde olduğu gibi için de potansiyel immünojenisite riski söz konusudur. Gastrointestinal (Gİ) perforasyonlar ve fistüller Hastalar bevacizumab ile tedavi edildiklerinde gastrointestinal perforasyon ve safra kesesi perforasyonu gelişme riski artabilir. Metastatik kolon veya metastatik rektum kanserli hastalarda, intra-abdominal enflamasyon süreci gastrointestinal perforasyonlar için bir risk faktörü olabilir. Bu nedenle, bu hastalar tedavi edilirken dikkatli olunmalıdır. Daha önce radyasyon tedavisi almış olmak, tedavisi gören persistan, rekürren veya metastatik serviks kanseri olan hastalarda GI perforasyon için bir risk faktörüdür ve GI perforasyonlu tüm hastalar, önceden radyasyon öyküsü olan hastalardır. Gastrointestinal perforasyon gelişen hastalarda kalıcı olarak kesilmelidir. GOG-0240 Çalışmasında gastrointestinal-vajinal fistüller Persistan, rekürren veya metastatik serviks kanseri için bevacizumab tedavisi uygulanan hastalarda, vajina ile gastrointestinal (GI) kanalın herhangi bir bölümü arasında fistül (GI-vajinal fistül) oluşma riskinde artış olabilir. Daha önce radyasyon tedavisi almış olmak, GI-vajinal fistül gelişimi için majör bir risk faktörüdür ve GI-vajinal fistülü olan tüm hastalar, önceden radyasyon öyküsü olan hastalardır. Daha önce radyasyon uygulanan alanda kanserin tekrarlanması, GI-vajinal fistüllerin gelişimi için diğer bir önemli risk faktörüdür. Gastrointestinal olmayan fistüller Bevacizumab ile tedavi edilen hastalarda fistül gelişme riski artabilir. Trakeoözofageal (TE) fistül veya 4. derece herhangi bir fistüllü olan hastalarda, kalıcı olarak kesilmelidir [ABD Ulusal Kanser Enstitüsü Advers Olaylar İçin Genel Terminoloji Kriterleri, versiyon 3 (NCI-CTCAE v.3)]. Diğer tipte fistülleri olan hastalarda, bevacizumabın kullanımına devam edilmesi ile ilgili sınırlı bilgi bulunmaktadır. Gastrointestinal sistemde görülmeyen intestinal fistül vakalarında, kesilmesi düşünülmelidir. Yara iyileşmesi Bevacizumab yara iyileşme sürecini olumsuz etkileyebilir. Bazı vakalarda ölümcül olabilen, anastomotik komplikasyonları içeren ciddi yara iyileşmesi komplikasyonları bildirilmiştir. Büyük cerrahi operasyonlardan sonraki 28 gün içinde veya ameliyat yarası tamamen iyileşinceye kadar tedavisi başlatılmamalıdır. tedavisi sırasında yara iyileşmesinde komplikasyonlar yaşayan hastalarda, yara tamamen iyileşinceye kadar uygulaması durdurulmalıdır. Elektif cerrahi müdahaleler için uygulaması durdurulmalıdır. Bevacizumab ile tedavi edilen hastalarda ölümcül vakaları da içeren nekrotizan fasit nadir olarak bildirilmiştir. Bu durum genellikle yara iyileşmesi komplikasyonlarına, gastrointestinal perforasyona ve fistül oluşumuna sekonderdir. Nekrotizan fasit gelişen hastalarda tedavisi kesilmeli ve acilen uygun tedavi başlatılmalıdır. Hipertansiyon Bevacizumab ile tedavi edilen hastalarda hipertansiyon insidansında bir artış gözlenmiştir. Klinik güvenlilik verileri hipertansiyon insidansının doza bağımlı olabileceği izlenimini vermektedir. tedavisine başlamadan önce, önceden var olan hipertansiyonun kontrol altına alınması gerekir. Bevacizumab tedavisinin başlangıç aşamasında hipertansiyonu olan hastalar üzerinde bevacizumabın etkisi hakkında bir bilgi yoktur. tedavisi sırasında kan basıncının izlenmesi tavsiye edilir. Çoğu durumda hipertansiyon, etkilenen hastanın kişisel durumuna uygun, standart antihipertansif tedaviyle yeterli biçimde kontrol edilmiştir. Sisplatin bazlı kemoterapi ile tedavi edilen hastalarda hipertansiyonu yönetmek için diüretiklerin kullanımı tavsiye edilmemektedir. Tıbbi olarak anlamlı hipertansiyon yeterli biçimde kontrol edilemediği veya hasta hipertansif kriz ya da hipertansif ensefalopati geliştirdiği takdirde tamamen kesilmesi gerekir. Posterior geri dönüşümlü ensefalopati sendromu (PRES) Bevacizumab tedavisi görmüş ve PRES ile tutarlı belirti ve semptomlar gösteren hastalara ait az sayıda rapor bulunmaktadır. PRES diğer belirtilerle birlikte aşağıda belirtilen belirti ve semptomların bulunduğu nadir bir nörolojik bozukluktur: hipertansiyon ile bağlantılı olan veya olmayan nöbet, baş ağrısı, mental durum değişikliği, görme bozukluğu veya kortikal körlük. PRES teşhisinin, beyin görüntülemesi, tercihen manyetik rezonans görüntülemesi (MRI) ile konfirme edilmelidir. PRES gelişen hastalarda, tedavisinin kesilmesi ve hipertansiyonun kontrolü de dahil olmak üzere spesifik semptomların tedavi edilmesi tavsiye edilmektedir. PRES geçiren hastalarda tekrar bevacizumab tedavisi başlatılmasının güvenliliği bilinmemektedir. Proteinüri Hipertansiyon hikayesi olan hastalar, bevacizumab ile tedavi edildiklerinde proteinüri gelişme riski artabilir. Proteinürinin tüm derecelerinin [ABD Ulusal Kanser Enstitüsü, Advers Olaylar İçin Genel Terminoloji Kriterleri (NCI-CTCAE v.3)] doza bağlı olabileceğini düşündüren kanıt bulunmaktadır. Proteinürinin tedavisine başlamadan önce ve tedavi sırasında dipstick idrar analizi yöntemiyle izlenmesi tavsiye edilir. Bevacizumab kullanan hastaların %1,4’ünde 4. derece proteinüri (nefrotik sendrom) görülmüştür. Nefrotik sendrom gelişen hastalarda, tedavisi tamamen kesilmelidir. (NCI-CTCAE v.3) Arteriyel tromboembolizm Klinik çalışmalarda, yalnız kemoterapi uygulanan hastalarla karşılaştırıldığında kemoterapi ile kombine olarak bevacizumab verilen hastalarda serebrovasküler olay (CVA), geçici iskemik atak (TIA) ve miyokard infarktüsünü (MI) içeren arteriyel tromboembolizm reaksiyonlarının görülme sıklığı daha yüksek olmuştur. Bevacizumabı kemoterapi ile birlikte kullanan ve arteriyel tromboembolizm veya diyabet hikayesi olan ya da 65 yaş üzerindeki hastaların, tedavisi sırasında arteriyel tromboembolik reaksiyon gelişme riski yüksektir. Bu hastaları ile tedavi ederken dikkatli olunmalıdır. Arteriyel tromboembolik reaksiyonlar gelişen hastalarda tedavisi kalıcı olarak kesilmelidir. Venöz tromboembolizm Hastalar, bevacizumab tedavisindeyken pulmoner embolizm gibi venöz tromboembolik reaksiyon geliştirme riski altında olabilir. Persistan, rekürren veya metastatik serviks kanseri için, paklitaksel ve sisplatin ile kombinasyon halinde bevacizumab tedavisi uygulanan hastalarda venöz tromboembolik olayların riskinde artış olabilir. Yaşamı tehdit eden (4. derece), pulmoner embolizm de dahil venöz tromboembolik reaksiyon yaşayan hastalarda tamamen kesilmelidir. ≤ 3. derece tromboembolik reaksiyon yaşayan hastaların yakından takip edilmesi gerekir (NCI CTCAE v.3). Kanama Bevacizumab ile tedavi edilen hastalarda özellikle tümörle ilişkili kanamalar olmak üzere kanama riski artar. Bevacizumab tedavisi sırasında 3. veya 4. derece kanama görülen hastalarda kalıcı olarak kesilmelidir (NCI CTCAE v.3). Görüntüleme prosedürlerine veya belirti ve semptomlara dayanılarak, tedavi edilmemiş santral sinir sistemi (SSS) metastazları bulunan hastalar, rutin olarak, bevacizumab ile yürütülen klinik çalışmalara dahil edilmemiştir. Bu sebeple, bu tip hastalarda SSS kanaması riski randomize klinik çalışmalarda prospektif olarak değerlendirilmemiştir. Hastalar SSS kanaması açısından izlenmeli ve intrakraniyal kanama durumunda tedavisi kesilmelidir. Bevacizumab tedavisine başlamadan önce konjenital kanama diyatezi, edinilmiş pıhtılaşma bozukluğu bulunan veya tromboemboli tedavisi için tam doz antikoagülan kullanan hastalarda bevacizumabın güvenlilik profili hakkında, bu hastaların klinik çalışmalara dahil edilmemiş olmaları nedeniyle bir bilgi yoktur. Bu nedenle, bu hastalarda tedavisini başlatmadan önce dikkatli olunmalıdır. Bununla birlikte, tedavisi alırken venöz tromboz geliştiren hastalar, eş zamanlı olarak ve tam doz varfarin ve bevacizumab ile tedavi edildiklerinde 3. derece veya üzerinde yüksek oranda kanama sergilememiştir (NCI-CTCAE v.3). Pulmoner kanama/kan tükürme Bevacizumab ile tedavi edilen küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastaları, ciddi ve bazı vakalarda ölümcül olabilen pulmoner kanama/kan tükürme riski altında bulunabilirler. Yakın zamanda pulmoner kanama/kan tükürme (> 2,5 mL kırmızı kan) geçiren hastaların bevacizumab ile tedavi edilmemeleri gerekir. Konjestif kalp yetmezliği (KKY) Klinik çalışmalarda konjestif kalp yetmezliğine uyan reaksiyonlar rapor edilmiştir. Sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunda asemptomatik düşüşlerden, tedavi edilmeyi ya da hastaneye yatırmayı gerektiren semptomatik KKY’ye kadar çeşitli düzeyde semptomlar rapor edilmiştir. Önceden var olan koroner arter hastalığı veya konjestif kalp yetmezliği gibi klinik olarak anlamlı kardiyovasküler hastalığı olan hastaları bevacizumab ile tedavi ederken dikkatli olunmalıdır. KKY yaşayan hastaların çoğu metastatik meme kanseri hastası olup daha önce antrasiklinlerle tedavi veya sol akciğer duvarına uygulanan radyoterapi görmüş ya da KKY için başka risk faktörleri mevcut olan hastalardır. AVF3694g çalışmasında antrasiklin tedavisi gören ve daha önce antrasiklin kullanmamış hastalarda, sadece antrasiklinlerle tedavi gören gruba kıyasla, antrasiklin + bevacizumab grubunda, tüm derecelerde KKY insidansında artış görülmemiştir. KKY, 3. derece veya daha yüksek reaksiyonlar, kemoterapi ile kombinasyon olarak bevacizumab alan hastalarda tek başına kemoterapi alan hastalardan daha sık görülmüştür. Bu durum, eş zamanlı antrasiklin tedavisi görmeyen metastatik meme kanseri çalışmalarındaki hastalarda elde edilen sonuçlar ile tutarlıdır (NCI-CTCAE v.3). Nötropeni ve enfeksiyonlar Bazı miyelotoksik kemoterapi rejimleri ile bevacizumab tedavisi gören hastalarda tek başına kemoterapiye göre daha yüksek oranda şiddetli nötropeni, febril nötropeni veya şiddetli nötropeni ile veya şiddetli nötropeni olmaksızın enfeksiyon (ölümle sonuçlanan bazı vakalar dahil) gözlenmiştir. Bu durum genellikle, küçük hücreli dışı akciğer kanseri ve metastatik meme kanserinin platin veya taksan bazlı tedavisinde ve persistan, rekürren veya metastatik serviks kanserinin paklitaksel ve topotekan ile kombinasyon halindeki tedavisinde görülmüştür…
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerBu belgede yan etki sıklıkları tablo sütunlarında verildiği için aşağıdaki listede sıklıklar eksik ya da başka bir etkinin yanında görünebilir; sıklıklar için KÜB belgesinin aslına bakınız.
Bevacizumab uygulanan hastalar üzerinde sürdürülen klinik deneyler sırasında en yaygın olarak karşılaşılan advers reaksiyonlar hipertansiyon, yorgunluk veya halsizlik, diyare ve karın ağrısı olarak tespit edilmiştir. Klinik güvenlilik veri analizleri, bevacizumab tedavisinde ortaya çıkan hipertansiyon ve proteinürinin doza bağımlı olma olasılığını düşündürmektedir. Bu bölümde listelenen advers reaksiyonlar sıklık açısından aşağıdaki kategorilere ayrılmıştır: Bevacizumabın birçok endikasyonda kemoterapi rejimleriyle kombinasyon şeklinde kullanılmasıyla ilişkilendirilen advers reaksiyonlar Tablo 1 ve 2’de listelenmiştir. Bevacizumab ile aşağıdakiler aracılığıyla nedensel bir ilişkisinin bulunduğu tespit edilen tüm advers reaksiyonlar ve sıklıkları Tablo 1’de sunulmuştur: klinik çalışmaların tedavi kolları arasında gözlemlenen karşılaştırmalı insidanslar (kontrol koluyla karşılaştırıldığında NCI-CTCAE 1-5. derece reaksiyonları için en az %10 veya NCI-CTCAE 3-5. derece reaksiyonları için %2 fark), ruhsat sonrası güvenlilik çalışmaları, spontan bildirimler, epidemiyolojik çalışmalar/girişimsel olmayan veya gözlemsel çalışmalar veya, bireysel olgu sunumları aracılığıyla yapılan değerlendirme. Tablo 2’de şiddetli advers reaksiyonların sıklığına yer verilmiştir. Şiddetli reaksiyonlar, NCI-CTCAE 3-5. derece reaksiyonları üzerinde sürdürülen klinik çalışmalardaki kontrol koluyla karşılaştırıldığında en az %2 fark bulunan advers olaylar olarak tanımlanmıştır. Tablo 2 ayrıca ruhsat sahibi tarafından klinik açıdan önemli ya da şiddetli olarak değerlendirilen advers reaksiyonları da içermektedir. Pazarlama sonrası advers reaksiyonlar gerektiğinde hem Tablo 1, hem de Tablo 2’de sunulmuştur. Söz konusu pazarlama sonrası reaksiyonlarla ilgili detaylı bilgilere Tablo 3’te yer verilmektedir. Advers reaksiyonlar, aşağıdaki tablolarda yer alan uygun sıklık kategorisine herhangi bir endikasyonda görülen en yüksek insidans doğrultusunda dahil edilmiştir. Her bir sıklık kategorisi içerisinde yer alan advers reaksiyonlar, azalan ciddiyet sırasına göre sunulmuştur. Advers reaksiyonların bazıları kemoterapiyle yaygın olarak görülen reaksiyonlardır ancak bevacizumab, kemoterapötik ajanlarla kombine edildiğinde bu reaksiyonları alevlendirebilir. Örnekler arasında pegile lipozomal doksorubisin veya kapesitabin ile palmar-plantar eritrodisestezi sendromu, paklitaksel veya oksaliplatin ile periferik duyusal nöropati ve paklitaksel ile tırnak bozuklukları veya alopesi ve erlotinib ile tırnak iltihabı yer almaktadır. Tablo 1: Advers Reaksiyonlar ve Sıklıkları Sistem organ sınıfı Çok yaygın değil Seyrek Çok seyrek Sıklığı bilinmiyor Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar Sepsis, Apse b,d, Selülit, Enfeksiyon, İdrar yolları enfeksiyonu Nekrotizan fasit a Kan ve lenf sistemi hastalıkları Febril Nötropeni, Lökopeni, Nötropenib, Trombositopeni Anemi Lenfopeni Bağışıklık sistemi hastalıkları Aşırı duyarlılık, infüzyon reaksiyonlarıa,b,d Anafilaktik şok Metabolizma ve beslenme hastalıkları Anoreksi, Hipomagnezemi, Hiponatremi Dehidrasyon Sinir sistemi hastalıkları Periferal duyusal nöropati b, Dizartri, Baş ağrısı, Tat almada bozukluk Serebrovasküler olay, Senkop, Uyku hali Posteriyor reversibl ensefalopati sendromu a,b,d Hipertansif ensefalopatia Kardiyak hastalıklar Konjestif kalp yetmezliği b,d, Supraventriküler taşikardi Vasküler hastalıklar Hipertansiyon b,d, Tromboembolizm (venöz)b,d Tromboembolizm (arteriyel)b,d, Hemoraji b,d, Derin damar trombozu Renal trombotik mikroanjiyopatia,b Anevrizmalar ve arter diseksiyonları Solunum, göğüs hastalıkları ve mediastinal hastalıklar Dispne, Rinit, Epistaksis, Öksürük Pulmoner kanama / Hemoptizi b,d, Pulmoner embolizm, Hipoksi, Disfoni a Pulmoner Hipertansiyon a, Nazal septum perforasyonua Gastrointestinal hastalıklar Rektal kanama, Stomatit, Kabızlık, İshal, Bulantı, Kusma, Karın ağrısı Gastrointestinal perforasyon b,d Bağırsak perforasyonu, Ileus, Bağırsak obstrüksiyonu, Rekto-vajinal fistül d,e Gastrointestinal Bozukluklar, Proktalji Gastrointestinal ülsera Hepato-biliyer hastalıklar Safra kesesi perforasyonua,b Sistem organ sınıfı Çok yaygın değil Seyrek Çok seyrek Sıklığı bilinmiyor Deri ve deri altı doku hastalıkları Yara iyileşmesine ilişkin komplikasyonlarb,d, Eksfolyatif dermatit, Cilt kuruluğu, Cilt renk değişikliği Palmar-plantar eritrodisestezi sendromu Kas-iskelet hastalıkları, bağ doku ve kemik hastalıkları Artralji, Miyalji Fistül b,d, Kas güçsüzlüğü, Sırt ağrısı, Çene osteonekrozu a,b, Mandibular olmayan osteonekroza,f Böbrek ve idrar yolu hastalıkları Proteinüri b,d Üreme sistemi ve meme hastalıkları Yumurtalık yetmezliği b,c,d Pelvis ağrısı Konjenital ve kalıtımsal / genetik hastalıklar Fötal anomalilera,b Genel hastalıklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Halsizlik, Yorgunluk, Pireksi, Ağrı, Mukozal enflamasyon Letarji Araştırmalar Kilo kaybı Klinik çalışmalarda tüm dereceler ile 3 5. derece advers ilaç reaksiyonları olarak sıralanan olguların hastalarda en çok karşılaşılan sıklıkları bildirilmiştir. Veriler diferansiyel tedavi süresi için düzenlenmemiştir. a Daha fazla bilgi için bkz. Tablo 3, “Pazarlama sonrası bildirilen advers reaksiyonlar”. b Sözcükler, tek bir durumu veya MedDRA’da (Ruhsatlandırma Faaliyetlerine yönelik Tıp Sözlüğü) tercih edilen bir sözcükten ziyade, bir olaylar grubunu temsil etmektedir. Söz konusu tıbbi terimler grubu, altta yatan aynı patofizyolojiyle (örn. serebrovasküler olaylar, miyokard infarktüsünü, geçici iskemik atakları ve diğer arteriyel tromboembolik reaksiyonları içeren arteriyel tromboembolik reaksiyonlar) ilgili olabilir. c 295 hasta üzerinde sürdürülen NSABP C-08 alt çalışmasının alt grup analizine dayanmaktadır. d Daha fazla bilgi için aşağıdaki "Belirli, ciddi advers ilaç reaksiyonlarıyla ilgili ilave bilgiler" başlıklı bölüme başvurunuz. Rekto-vajinal fistül, GI-vajinal fistül kategorisinde en sık rastlanan fistül türüdür. f Sadece pediyatrik popülasyonda gözlemlenmiştir. Tablo 2: Şiddetli Advers Reaksiyonlar ve Sıklıkları Sistem organ sınıfı Çok yaygın değil Seyrek Çok seyrek Sıklığı bilinmiyor Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar Sepsis, Selülit, Apse a,b, Enfeksiyon, İdrar yolları enfeksiyonu Nekrotizan fasitc Kan ve lenf sistemi hastalıkları Febril nötropeni, Lökopeni, Nötropenia, Trombositopeni Anemi, Lenfopeni Sistem organ sınıfı Çok yaygın değil Seyrek Çok seyrek Sıklığı bilinmiyor Bağışıklık sistemi hastalıkları Aşırı duyarlılık, infüzyon reaksiyonlarıa,b,c Anafilakt ik şok Metabolizma ve beslenme hastalıkları Dehidrasyon, Hiponatremi Sinir sistemi hastalıkları Periferal duyusal nöropati a Serebrovasküler olay, Senkop, Uyku hali, Baş ağrısı Posterior reversibl ensefalopati sendromu a,b,c, Hipertansif ensefalopati c Kardiyak hastalıklar Konjestif kalp yetmezliği a,b, Supraventriküler taşikardi Vasküler hastalıklar Hipertansiyon a,b Tromboembolizm (arteriyel) a,b, Kanama a,b, Tromboembolizm (venöz)a,b, Derin ven trombozu Renal trombotik mikroanjiyopati b,c Anevrizmalar ve arter diseksiyonları Solunum, göğüs hastalıkları ve mediastinal hastalıkları Pulmoner kanama / Hemoptizi a,b, Pulmoner embolizm, Epistaksis, Dispne, Hipoksi Pulmoner hipertansiyonc, Nazal septum perforasyonu c Gastrointestinal hastalıklar İshal, Bulantı, Kusma, Karın ağrısı Bağırsak perforasyonu, Ileus, Bağırsak obstrüksiyonu, Rekto-vajinal fistülc,d, Gastrointestinal bozukluk, Stomatit, Proktalji Gastrointestinal perforasyona,b, Gastrointestinal Ülser c, Rektal kanama Hepato-biliyer hastalıklar Safra kesesi perforasyonu b,c Deri ve deri altı doku hastalıkları Yara iyileşmesine ait komplikasyonlara,b, Palmar-plantar eritrodisestezi sendromu Kasiskelethastalıkl arı, bağ dokusu ve kemik hastalıkları Fistül a,b, Miyalji, Artralji, Kas güçsüzlüğü, Sırt ağrısı Çene osteonekrozub,c Böbrek ve idrar yolu hastalıkları Proteinüri a,b Üreme sistemi ve meme hastalıkları Pelvis ağrısı Yumurtalık yetmezliğia,b Konjenital, ailesel ve genetik hastalıklar Fötal anomaliler a,c Genel hastalıklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Güçsüzlük, Halsizlik Ağrı, Letarji, Mukoza enflamasyonu Tablo 2’de şiddetli advers reaksiyonların sıklığına yer verilmiştir. Şiddetli reaksiyonlar, NCI-CTCAE 3-5. derece reaksiyonları üzerinde sürdürülen klinik çalışmalardaki kontrol koluyla karşılaştırıldığında en az %2 fark bulunan advers olaylar olarak tanımlanmıştır. Tablo 2 ayrıca ruhsat sahibi tarafından klinik açıdan önemli ya da şiddetli olarak değerlendirilen advers reaksiyonları da içermektedir. Klinik öneme sahip söz konusu advers reaksiyonlar klinik çalışmalarda bildirilmiş olmakla beraber 3-5. derece reaksiyonlar, kontrol koluyla karşılaştırıldığında en az %2 fark eşiğini karşılamamıştır. Tablo 2 ayrıca sadece pazarlama sonrası ortamda gözlemlenen önemli advers reaksiyonları içermekte olup, dolayısıyla sıklık ve NCI-CTCAE derecesi bilinmemektedir. Bu nedenle klinik öneme sahip söz konusu reaksiyonlar Tablo 2’ye “Sıklığı Bilinmiyor” sütununda yer alacak şekilde dahil edilmiştir. a. Sözcükler, tek bir durum veya MedDRA’da (Ruhsatlandırma Faaliyetlerine yönelik Tıp Sözlüğü) tercih edilen bir sözcükten ziyade, bir olaylar grubunu temsil etmektedir. Söz konusu tıbbi terimler grubu, altta yatan aynı patofizyolojiyle (örn. serebrovasküler olaylar, miyokard infarktüsünü, geçici iskemik atakları ve diğer arteriyel tromboembolik reaksiyonları içeren arteriyel tromboembolik reaksiyonlar) ilgili olabilir. b Daha fazla bilgi için aşağıdaki "Belirli, ciddi advers ilaç reaksiyonlarıyla ilgili ilave bilgiler" başlıklı bölüme başvurunuz. c Daha fazla bilgi için Tablo 3, ‘Pazarlama sonrası bildirilen advers reaksiyonlar’ kısmına bakınız. d Rekto-vajinal fistül, GI-vajinal fistül kategorisinde en sık rastlanan fistül türüdür. Belirli, ciddi advers ilaç reaksiyonlarıyla ilgili ilave bilgiler: Gastrointestinal (GI) Perforasyon ve Fistül Bevacizumab, ciddi gastrointestinal perforasyon vakaları ile ilişkilendirilmiştir…
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.