KOMOX 20 MG GASTRO-REZISTAN SERT KAPSÜL ,28 ADET
Fiyat ve paketler
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Komox 20 mg ne için kullanılır?
KT 1- KOMOX® kapsülleri mide asidine karşı koruyucu bir tabaka ile kaplı duloksetin hidroklorür pelletleri içerir.
- Duloksetin, sinir sisteminde serotonin ve noradrenalin düzeylerini artırır.
- KOMOX® kadınlarda stres üriner inkontinans (SÜİ) tedavisi ve SÜİ'ın baskın olduğu MÜİ (mikst üriner inkontinans) tedavisi için ağızdan alınan bir ilaçtır.
- MÜİ (mikst üriner inkontinans), SÜİ (stres üriner inkontinans) belirtilerinin sıkışma tipi üriner inkontinans (ani tuvalete gitme ihtiyacı ile beliren ve tuvalete gitmeden idrar kaçırma) belirtileriyle birlikte olması durumudur.
- Stres üriner inkontinans gülme, öksürme, hapşırma, ağırlık kaldırma ya da egzersiz gibi fiziksel aktiviteler sırasında hastanın istemeden idrar kaçırması olarak tanımlanan tıbbi bir durumdur.
- KOMOX® güldüğünüzde, hapşırdığınızda ya da fiziksel aktivite sırasında idrarınızı tutmayı sağlayan kasların gücünü arttırır.
- KOMOX®'un etkililiği, Pelvik Taban Kas Egzersizi olarak adlandırılan egzersiz programı ile artar.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · Kullanmayınız- Duloksetin'e veya KOMOX®'un içerdiği diğer maddelerden herhangi birine karşı alerjiniz (aşırı duyarlılık) varsa,
- Karaciğer hastalığınız varsa,
- Ciddi böbrek hastalığınız varsa,
- Monoamin oksidaz inhibitörü (MAOİ) adı verilen diğer antidepresan ilaçlardan kullanmaktaysanız veya son 14 gün içinde kullandıysanız (“Diğer ilaçlarla birlikte kullanımı” bölümüne bakınız),
- Depresyon tedavisinde kullanılan fluvoksamin, bazı enfeksiyonların tedavisinde kullanılan siprofloksasin ve enoksasin kullanıyorsanız.
Yüksek tansiyonunuz ve kalp hastalığınız varsa doktorunuza bildiriniz. Doktorunuz size KOMOX® kullanıp kullanmayacağınızı söyleyecektir.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KT 2 · Dikkatli kullanınızAşağıdakiler KOMOX®'un size niçin uygun olmayabileceğini gösteren nedenlerdir. Eğer aşağıdakilerden herhangi bir tanesi sizde mevcutsa KOMOX®'u kullanmadan önce doktorunuz ile konuşunuz:
- Depresyon tedavisi için başka ilaçlar kullanıyorsanız (“Diğer ilaçlarla birlikte kullanımı”
- bölümüne bakınız)
- Bitkisel yolla tedavi için kullanılan sarı kantaron (St. John's Wort) kullanıyorsanız
- Böbrek hastalığınız varsa
- Daha önce nöbet geçirmişseniz
- Taşkınlık (mani) durumunuz varsa
- Ruhsal durumunuzda zıt yönlü değişiklikler (bipolar bozukluk varsa)
- Bazı glokom (gözdeki basıncın artması) türleri gibi göz problemleriniz varsa
- Kanama bozuklukları (ciltte çürük oluşma eğilimi) öykünüz varsa, özellikle hamileyseniz (“Hamilelik” bölümüne bakınız)
- Düşük sodyum düzeyi riski altındaysanız (örneğin diüretik (idrar söktürücü) ilaç kullanıyorsanız, özellikle de ileri yaştaysanız)
- Karaciğer yetmezliğine neden olabilecek bir ilacı halen kullanıyorsanız
- Duloksetin içeren başka bir ilaç kullanıyorsanız (“Diğer ilaçlarla birlikte kullanımı” bölümüne bakınız)
KOMOX® huzursuzluk hissine ya da oturma veya hareketsiz durabilme güçlüğüne neden olabilir. Eğer size böyle bir şey olursa doktorunuza bildirin.
Aşağıdaki durumlarda da doktorunuzla iletişime geçmelisiniz:
Huzursuzluk, halüsinasyonlar, koordinasyon kaybı, hızlı kalp atışı, vücut sıcaklığında artış, kan basıncında hızlı değişiklikler, aşırı aktif refleksler, ishal, koma, bulantı ve kusma gibi belirti ve bulgular yaşarsanız; serotonin sendromu geçiriyor olabilirsiniz.
En şiddetli haliyle serotonin sendromu, Nöroleptik Malign Sendromu (NMS) ile benzerlik gösterebilir. NMS'nin belirti ve bulguları; ateş, hızlı kalp atışı, terleme, şiddetli kas sertliği, bilinç bulanıklığı ve kas enzimlerinde artışın (kan testi ile saptanır) bir kombinasyonunu içerebilir.
KOMOX® gibi ilaçlar (Selektif serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI'lar)/Serotonin/noradrenalin geri alım inhibitörleri (SNRI'lar) olarak da adlandırılan) cinsel işlev bozukluğu belirtilerine neden olabilir (bkz. Bölüm 4). Bazı durumlarda, bu belirtiler tedavi durdurulduktan sonra da devam etmiştir.
İntihar düşüncesi, depresyonun veya anksiyete (endişe) bozukluğunun kötüye gitmesi:
Depresyondaysanız, kendinize zarar vermeyi veya kendinizi öldürmeyi düşündüyseniz KOMOX® kullanmaya başlamadan önce doktorunuza bildiriniz.
KOMOX® depresyon tedavisi için endike olmadığı halde, aktif maddesi (duloksetin) antidepresan ilaç olarak kullanılmaktadır. Eğer depresyondaysanız ve/veya anksiyete (endişe) bozukluğunuz varsa, bazen kendinize zarar vermeyi veya kendinizi öldürmeyi düşünebilirsiniz.
Antidepresan ilaçların etkisini göstermesi genellikle 2 hafta ya da daha uzun sürebileceğinden, bu düşünceler antidepresan tedavisinin ilk dönemlerinde artabilir.
Yukarıda bahsedilen belirtilere yatkınlığı artırabilecek durumlar;
- Daha önce de kendinizi öldürmeyi veya kendinize zarar vermeyi düşündüyseniz,
- Genç yetişkin hasta iseniz. Klinik çalışmalardan elde edilen bilgiler 25 yaşından genç antidepresan tedavisi gören hastalarda intihar davranışı riskinde artış olduğunu göstermiştir.
Herhangi bir zamanda kendinize zarar vermeyi veya kendinizi öldürmeyi düşündüyseniz hemen doktorunuzla irtibata geçiniz veya derhal hastaneye gidiniz.
Eğer depresyondaysanız veya anksiyete (endişe) bozukluğunuz varsa, bu durumu akrabanıza ve yakın arkadaşınıza söylemeniz ve onlardan bu kullanma talimatını okumasını istemeniz sizin için faydalı olabilir. Onlardan, eğer depresyonunuzun veya anksiyete (endişe) bozukluğunuzun kötüye gittiğini düşünüyorlarsa veya davranışlarınızdaki değişikliklerden dolayı kaygılılarsa size söylemelerini rica ediniz.
Çocuklar ve 18 yaş altındaki ergenlerde kullanımı:
KOMOX® çocuklar ve 18 yaş altı ergenlerde kullanılmamalıdır. Bu tip ilaçlar 18 yaş altındaki hastalarda kullanıldığında intihar girişimi, intihar düşünceleri ve düşmanlık hissi (saldırganlık, karşı çıkma ve öfkenin ön planda olduğu) gibi yan etkilerin görülme riskinin arttığını bilmeniz gerekir. KOMOX®'un bu yaş grubundaki hastalardaki büyüme, olgunlaşma, bilişsel ve davranışsal gelişim üzerine uzun dönem güvenlilik etkileri henüz gösterilmemiştir.
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlar gibi, KOMOX®'un içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir. Bu etkiler normalde hafif ila orta şiddette olup, genellikle kısa bir süre içinde ortadan kaybolurlar.
Aşağıdakilerden biri olursa, KOMOX®'u kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
- Ağız, dil, yüz ve/veya boğazın şişmesi, nefes alma ve yutma güçlükleri (göğüs darlığı veya hırıltılı solunum), kurdeşen, ölümcül olabilen kan basıncında ani düşüşe neden olan bayılma veya şoku içeren alerjik reaksiyon (aşırı duyarlılık reaksiyonu) Bunların hepsi çok ciddi yan etkilerdir.
Eğer bunlardan biri sizde mevcut ise, sizin KOMOX®'a karşı ciddi alerjiniz var demektir. Acil tıbbi müdahaleye veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir.
Bu çok ciddi yan etkilerin hepsi oldukça seyrek görülür.
İstenmeyen etkiler aşağıda belirtilen sıklıklara göre sınıflandırılmıştır.
Çok yaygın : 10 hastanın en az 1'inde görülür.
Yaygın : 100 hastanın en az 1'inde, en fazla 10'unda görülür.
Yaygın olmayan : 1.000 hastanın en az 1'inde, en fazla 10'unda görülür.
Seyrek : 10.000 hastanın en az 1'inde, en fazla 10'unda görülür.
Çok seyrek : 10.000 hastanın 1'inden az görülür.
Bilinmiyor : Eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor.
Çok yaygın
- Bulantı, ağız kuruluğu, kabızlık
- Yorgunluk
- Yaygın
- İştahın azalması
- Uyku bozuklukları, tedirgin hissetme, cinsel dürtüde azalma, kaygı duyma, uyku zorluğu
- Baş ağrısı, baş dönmesi hissi, halsiz hissetme, uykulu hissetme, titreme, uyuşma, uyuşma dahil olmak üzere deride karıncalanma veya iğnelenme
- Görme bulanıklığı
- Denge bozukluğuna bağlı baş dönmesi (vertigo)
- Kan basıncında artma, kızarma
- İshal, karın ağrısı, kusma, mide yanması veya hazımsızlık
- Terlemede artış
- Halsizlik, titreme
- Yaygın olmayan
- Ses kısılmasına neden olan boğaz iltihabı
- Alerjik reaksiyonlar
- Tiroid bezinin az çalışması (yorgunluk ve kilo artışına neden olur)
- Sıvı kaybı
- Diş gıcırdatma ya da kenetlenmesi, oryantasyon bozukluğu (kişinin çevreye uyum ve alışma yeteneği bozukluğu), motivasyon kaybı, orgazm olma güçlüğü veya başarısızlığı, anormal rüyalar görme
- Sinirlilik, dikkat bozukluğu, her zamankinden farklı tat alma, düşük uyku kalitesi
- Göz bebeklerinin (gözün koyu renkli merkezi) büyümesi, görme bozukluğu veya göz kuruluğu
- Tinnitus (kulak çınlaması), kulak ağrısı
- Göğüste kalp pompalanmasının hissedilmesi, hızlı veya düzensiz kalp atışı
- Bayılma
- Fazla esneme
- Kan kusma veya katran gibi siyah renkte dışkı, gastroenterit (genellikle virüsün neden olduğu orta dereceli ya da şiddetli mide bulantısı, kusma, kramplar ve ishalle kendini gösteren durum), ağız iltihabı, geğirme, gaz çıkarma, nefes kokması
- Karın ağrısına, derinin veya gözün beyaz kısmının sararmasına neden olan karaciğer iltihabı
- (Kaşıntılı) döküntü, kurdeşen, gece terlemeleri, soğuk terleme, çürüme eğiliminde artış
- Kas ağrısı, kas sertliği veya kas spazmı, çene kasının kasılması
- İdrara çıkmada zorluk, idrara çıkarken ağrı, geceleri idrara çıkma isteği, anormal idrar kokusu
- Anormal vajinal kanamalar ve menopozal belirtiler
- Göğüs ağrısı, sıcak/soğuk hissetme, susama
- Kilo kaybı veya artışı
- KOMOX® karaciğer enzimlerinde veya kan potasyum, kreatin fosfokinaz, şeker ya da kolesterol seviyelerinde artışa neden olabilir.
Seyrek
- Nefes darlığı, baş dönmesi veya kurdeşenlere neden olan dilde veya dudaklarda şişme ile birlikte görülen ciddi alerjik reaksiyonlar
- Kandaki sodyum düzeyinde azalma (özellikle yaşlı hastalarda; belirtiler baş dönmesi hissi, güçsüzlük, kafa karışıklığı, uykulu veya çok yorgun olma, bulantı veya kusmadır. Daha ciddi belirtiler bayılma, nöbet veya inmedir), yetersiz anti-diüretik hormon salgılanması sendromu
- İntihar düşüncesi veya davranışı, mani (semptomların aşırı aktivite, yarışma düşünceleri ve uyku ihtiyacının azalması olduğu bir hastalık), gerçekte var olmayan şeylerin görülmesi (halüsinasyon), saldırganlık ve sinir
- “Serotonin sendromu” (aşırı mutluluk hissi, sersemlik, sakarlık, huzursuzluk, sarhoş gibi hissetme, sıcaklık, terleme veya kas sertliği hissine neden olabilen seyrek olarak görülen bir reaksiyon), nöbet, ani istemsiz kas çekilmesi veya kasılması, huzursuzluk hissi veya uzun süre ayakta veya oturur pozisyonda kalamama, hareket kontrolünde zorluk (örn. kasların koordinasyon bozukluğu veya istemsiz hareketleri), huzursuz bacak sendromu
- Göz içi basıncında artma (glokom)
- Birden ayağa kalkınca baş dönmesi, sersemlik hissi veya bayılma, el ve/veya ayak parmaklarında üşüme hissi
- Boğazda gerginlik veya burun kanaması
- Öksürük, hırıltılı solunum ve yüksek ateşin eşlik edebileceği nefes darlığı
- Dışkıda açık kırmızı renkte kan görülmesi, kalın bağırsakta iltihaplanma (ishale neden olan)
- Karaciğer yetmezliği, cildin veya gözün beyaz kısmının sararması (sarılık)
- Steven-Johnson sendromu (ciltte, ağızda, göz çevresinde ve genital organda kabarcıklar ile seyreden ciddi hastalık), yüz ve boğazın şişmesine neden olan ciddi alerjik reaksiyonlar (anjiyoödem), güneş ışığına hassasiyet
- Kas çekilmesi
- İdrar yapmada zorluk veya idrara çıkamama, normalden fazla idrara çıkma isteği veya idrar miktarında azalma
- Ağır, ağrılı, düzensiz veya uzun süreli dönemler dahil anormal adet dönemleri, nadiren az kanamalı adet görme veya adet görememe, anormal anne sütü üretimi
- Doğumdan kısa bir süre sonra aşırı vajinal kanama (postpartum hemoraji)
- Düşme (genellikle yaşlılar), yürüyüş tarzında anormallik Çok seyrek
- Ciltteki kan damarlarında iltihaplanma (kutanöz vaskülit) Bilinmiyor
- “Stres kardiyomiyopatisi” adı verilen bir duruma ait belirti ve bulgular; göğüs ağrısı, nefes darlığı, baş dönmesi, bayılma ve düzensiz kalp atışını içerebilir.
Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
KOMOX® kullanırken hamile kalırsanız veya hamile kalmayı planlıyorsanız, bunu doktorunuza bildiriniz. KOMOX®'u ancak potansiyel yararları ve doğmamış çocuğunuz üzerinde oluşturduğu potansiyel riskleri doktorunuz ile tartıştıktan sonra kullanmalısınız.
Doktorunuzun KOMOX® kullandığınızı bildiğinden emin olunuz. Hamileyken KOMOX®'a benzer ilaçların (SSRI) kullanımı bebeklerde, yeni doğanlarda kalıcı pulmoner hipertansiyon olarak tanımlanan ciddi bir durumun görülme riskini arttırır. Bu durumda bebekler hızlı nefes alıp verir ve bebeklerin derisi mavimsi renk alır. Bu belirtiler genellikle bebek doğduktan sonraki ilk 24 saat içinde görülür. Eğer bebeğinizde bu belirtiler görülürse lütfen derhal doktorunuzla irtibata geçiniz.
Eğer KOMOX®'u hamileliğinizin sonlarında alırsanız, bebeğiniz doğduğunda bebeğinizde bazı belirtiler gözlenebilir. Bu belirtiler genellikle doğum başladığında veya bebeğiniz doğduktan sonraki birkaç gün içinde görülür. Bu belirtiler yumuşak kaslar, titreme, sinirlilik, yeterli beslenememe, nefes almada zorluk ve nöbetleri içerebilir. Eğer bebeğiniz doğduğunda bu belirtilerin herhangi biri varsa veya bebeğinizin sağlığından endişe ediyorsanız, doktorunuza bildiriniz.
KOMOX®'u hamileliğinizin son dönemlerinde alırsanız, özellikle de bir kanama bozukluğu öykünüz varsa, doğumdan kısa bir süre sonra aşırı vajinal kanama riski artar. Doktorunuz duloksetin aldığınızı bilmelidir, böylece size tavsiyelerde bulunabilirler.
KOMOX®'un hamileliğin ilk üç ayında kullanımından elde edilen mevcut veriler, genel olarak çocukta genel doğum kusurları riskinin arttığını göstermemektedir. KOMOX® hamileliğin ikinci yarısında alınırsa, çoğunlukla hamileliğin 35 ile 36. haftaları arasında bebeğin erken doğma riski artabilir (hamileliğin ikinci yarısında KOMOX® alan her 100 kadın için 6 ilave erken doğan bebek).
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Eğer emziriyorsanız bunu doktorunuza söyleyiniz. Emzirirken KOMOX® kullanımı önerilmemektedir.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerKOMOX® şeker içerir. Eğer daha önceden doktorunuz tarafından bazı şekerlere karşı intoleransınız olduğu söylenmişse bu tıbbi ürünü almadan önce doktorunuzla temasa geçiniz.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Komox 20 mg muadilleri
Komox 20 mg ile aynı etken maddeyi (duloksetin hidroklorür) içeren 2 eşdeğer ilaç bulunmaktadır.
Diğer dozlar ve formlar
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonKadınlarda orta dereceli ve şiddetli Stres Üriner İnkontinans (SÜİ)’ın tedavisi ve SÜİ’ın baskın olduğu mikst üriner inkontinans (sıkışma ve stres üriner inkontinansın birlikteliği) (MÜİ) tedavisinde endikedir. Yalnızca erişkinlerde kullanılır.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarDuloksetine veya formülündeki diğer maddelerden herhangi birine karşı bilinen aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir. Karaciğer yetmezliği ile sonuçlanan karaciğer hastalığı olan hastalarda kontrendikedir. Nonselektif irreversibl monoamin oksidaz inhibitörleri (MAOI) ile birlikte kullanılmamalıdır. Plazma duloksetin konsantrasyonunun artmasına neden olan fluvoksamin, siprofloksasin veya enoksasin gibi CYP1A2 inhibitörleri ile birlikte kullanılmamalıdır. Ağır böbrek bozukluğu olanlarda (kreatinin klerensi < 30 mL/dakika) kullanılmamalıdır. Kontrol edilemeyen yüksek arteriyal tansiyonlu hastalarda, hipertansif kriz oluşturma riski nedeniyle, tedavisi kontrendikedir.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriDepresyon tedavisi için endike olmadığı halde, aktif maddesi (duloksetin) antidepresan ilaç olarak kullanılmaktadır. Antidepresan ilaçların çocuklar ve 24 yaşına kadar olan gençlerdeki kullanımlarının, intihar düşünce ya da davranışlarını artırma olasılığı bulunmaktadır. Bu nedenle özellikle tedavinin başlangıcı ve ilk aylarda ilaç dozunun artırılma/azaltılma ya da kesilme dönemlerinde hastanın gösterebileceği huzursuzluk, aşırı hareketlilik gibi beklenmedik davranış değişiklikleri ya da intihar olasılığı gibi nedenlerle hastanın gerek ailesi gerekse tedavi edenlerce yakinen izlenmesi gereklidir. Depresyon, intihar düşüncesi ve davranışı Depresyon ve intihar eğilimi gösteren kişilerin inkontinans tedavisi için bu ilaca başlamadan önce psikiyatrik açıdan değerlendirilmesi gereklidir. İntihar düşünceleri ve intihar davranışı olguları duloksetin tedavisi sırasında ve tedavi kesildikten sonraki ilk dönemlerde bildirilmiştir. Hekimler hastaları sıkıntı verici düşünce ve duygu ya da depresif belirtileri bildirmeleri konusunda bilgilendirmelidir. Eğer tedavisi sırasında hastada ajitasyon ve depresif belirtiler gözlenirse, depresyon ciddi bir sağlık durumu olduğu için uzman doktor tavsiyesi alınmalıdır. Eğer antidepresan tedavisine başlanması konusunda karara varılırsa, kademeli olarak kesilmesi önerilmektedir. Depresyon; intihar düşünceleri, kendine zarar verme ve intihar (intihar ile ilgili olaylar) riskinde artış ile ilişkilidir. Bu risk, anlamlı derecede iyileşme görülünceye kadar devam eder. İyileşme tedavi başladıktan sonraki ilk birkaç hafta ya da daha uzun süre boyunca görülemeyebilir; hastalar iyileşme görülünceye kadar yakından takip edilmelidir. İntihar riskinin tedavinin erken dönemlerinde artış gösterdiği klinik deneyimler ile gözlemlenmiştir. İntihar ile ilgili olay öyküsü ya da duloksetin tedavisine başlamadan önce önemli derecede intihar düşünceleri sergileyen hastaların intihar düşüncesi veya intihar davranışı bakımından daha büyük bir risk altında olduğu bilinmektedir ve bu hastalar tedavi sırasında dikkatle izlenmelidir. Psikiyatrik bozukluklarda kullanılan antidepresan ilaçlar ile yapılan plasebo kontrollü klinik çalışmaların meta analizi, 24 yaşına kadar olan gençlerde intihar davranışı riskindeki artışın plaseboya kıyasla antidepresanlar ile daha fazla olduğunu göstermiştir. Mani ve nöbetler, mani öyküsü bulunan ve bipolar bozukluk ve/veya nöbet tanısı konmuş hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Serotonin Sendromu/Nöroleptik Malign Sendrom Diğer serotonerjik ajanlarla birlikte olduğu gibi, özellikle diğer serotonerjik ajanlarla (SSRI’lar, SNRI trisiklik antidepresanlar ya da triptanlar dahil), MAOİ’leri gibi serotonin metabolizmasını bozan ajanlarla ya da antipsikotikler veya serotonerjik nörotransmitter sistemlere etki edebilen diğer dopamin antagonistleri ile birlikte duloksetin tedavisiyle hayatı tehdit edici potansiyeli olabilen serotonin sendromu meydana gelebilir. Serotonin sendromu semptomları mental durum değişikliklerini (örn. ajitasyon, halusinasyonlar, koma), otonomik instabiliteyi (örn. taşikardi, düzensiz kan basıncı, hipertermi), nöromusküler anormalliklari (hiperrefleksi, inkoordinasyon) ve/veya gastrointestinal semptomları (örn. bulantı, kusma, diyare) içerebilir. En şiddetli formundaki serotonin sendromu; hipertermi, kas rijiditesi, yüksek serum kreatin kinaz seviyeleri, vital bulgularda olası hızlı dalgalanmalarla seyreden otonomik instabilite ve mental durum değişikliklerini içeren NMS (Nöroleptik Malign Sendrom) ile benzerlik gösterebilir. Eğer serotonerjik ve/veya dopaminerjik nörotransmitter sisteme klinik etkisi kanıtlanmış diğer serotonerjik ajanlar ile birlikte eş zamanlı duloksetin tedavisi yapılıyorsa, özellikle tedavi başlangıcı ve doz artışları süresince hastanın dikkatli takibi önerilir. St John’s wort (Sarı kantaron) ’ un sarı kantaron (St John’s wort (Hypericum perforatum)) içeren bitkisel preparatlarla birlikte kullanımında advers reaksiyonlar daha sık görülebilir. Midriyazis Duloksetin kullanımına bağlı olarak midriyazis görüldüğü bildirilmiştir. Bu nedenle, göz içi basıncı yüksek olan hastalarda veya akut dar açılı glokom riski taşıyanlarda duloksetin dikkatle reçetelendirilmelidir. Kan basıncı ve kalp hızı Duloksetinin kan basıncında artış ve bazı hastalarda klinik olarak belirgin hipertansiyon ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu duruma duloksetinin noradrenerjik etkisi neden olabilir. Özellikle önceden hipertansiyonu olan hastalarda, duloksetin kullanımı sonucu hipertansif kriz vakaları bildirilmiştir. Bu nedenle, bilinen hipertansiyon ve/ veya diğer kalp hastalığı olan hastalarda özellikle tedavinin ilk ayında kan basıncı takibi önerilir. Kalp hızı ve kan basıncında oluşacak artış sonucunda, durumu tehlikeye girecek hastalarda duloksetin dikkatle kullanılmalıdır. Duloksetin metabolizmasını bozan tıbbi ürünler ile birlikte kullanıldığında dikkatli olunmalıdır. Duloksetin alırken kan basıncında sürekli bir artış görülen hastalar için duloksetin dozunun azaltılması ya da duloksetinin yavaş yavaş kesilmesi düşünülmelidir. Kontrol edilemeyen hipertansiyonu olan hastalarda duloksetin tedavisine başlanmamalıdır. Böbrek yetmezliği Hemodiyaliz uygulanan ağır böbrek yetmezliği bulunan hastalarda (kreatinin klerensi < 30 mL/dakika) duloksetin plazma konsantrasyonunda artış gözlenir. Ağır böbrek yetmezliği olan hastalar için.3. Hafif veya orta dereceli böbrek fonksiyon bozukluğu bulunan hastalar için.2. Hemoraji Selektif serotonin geri alım inhibitörü (SSRI) ve duloksetin dahil serotonin / noradrenalin geri alım inhibitörleri (SNRI) ile ekimoz ve purpura gibi kanama bozuklukları ve gastrointestinal kanamalar bildirilmiştir. Trombosit fonksiyonlarını etkilediği bilinen tıbbi ürünler (örn. non steroidal antiinflamatuvarlar veya asetilsalisilik asit) ve antikoagülan alan hastalarda ve bilinen kanama eğilimi olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Tedavinin kesilmesi Özellikle tedavinin aniden kesildiği durumlarda, yoksunluk belirtileri daha sık görülür. Klinik çalışma sonucunda, tedavi aniden kesildikten sonra duloksetin ile tedavi gören hastaların % 44’ünde ve plasebo alan hastaların % 24’ünde yan etkiler görüldüğü bildirilmiştir. SSRI’lar ve SNRI’lar ile yoksunluk belirtileri görülme riski tedavi dozu, süresi ve doz azaltılma hızı gibi çeşitli faktörlere bağlı olabilir. En sık bildirilen reaksiyonlar listelenmiştir. Bu semptomlar genellikle hafif ve orta derecelidir, fakat bazı hastalarda şiddetli olabilir. Semptomlar çoğunlukla tedavi kesildikten sonraki birkaç gün içinde ortaya çıkar; fakat yanlışlıkla bir dozu almayı unutan hastalarda da çok nadir bildirilmiştir. Bu semptomlar genel olarak kişiye özeldir ve 2 hafta içinde kaybolur. Bazı hastalarda bu süre 2-3 ay veya daha uzun olabilir. Bu nedenle, hastanın ihtiyacına göre duloksetin tedavisine 2 haftadan daha kısa olmayacak şekilde aşamalı olarak son verilmelidir. Hiponatremi Duloksetin alımı sonucu, serum sodyum düzeyinin 110 mmol/l’nin altına düştüğü görülen hiponatremi olguları bildirilmiştir. Hiponatremi uygunsuz antidiüretik hormon salgılanması sendromuna (SIADH) bağlı olabilir. Hiponatremi vakalarının çoğu, özellikle bozulmuş sıvı dengesi geçmişi olan ya da bozulmuş sıvı dengesine zemin hazırlayan faktörlerin bulunduğu yaşlı hastalarda bildirilmiştir. Yaşlı, sirotik veya dehidrate hastalar veya diüretik alan hastalarda hiponatremi riski yüksek olduğundan, dikkatle alınmalıdır. Çocuklar ve 18 yaş altı adolesanlarda kullanımı Pediyatrik popülasyonda duloksetin ile herhangi bir klinik çalışma yapılmamıştır. çocuklarda ve 18 yaş altı adolesanlarda kullanılmamalıdır. Klinik çalışmalarda plasebo verilenlere kıyasla antidepresan kullanan çocuklar ve ergenlerde intihar ile ilgili davranışlar (intihar girişimi ve intihar düşünceleri) ve düşmanlık (ağırlıklı olarak saldırganlık, karşıt davranış ve öfke) daha sık gözlenmiştir. Çocuklar ve ergenlerde büyüme, olgunlaşma ve bilişsel ve davranışsal gelişim konusunda uzun süreli güvenlilik verileri bulunmamaktadır. Duloksetin içeren ilaçlar Duloksetin çeşitli endikasyonlarda (stres inkontinans tedavisinin yanı sıra diyabetik nöropatik ağrı, majör depresif bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu) farklı ticari isimler altında kullanılmaktadır. Bu ürünlerin birden fazlasının eş zamanlı kullanımından kaçınılmalıdır. Hepatit/karaciğer enzimlerinde artış Duloksetin ile karaciğer enzimlerinde ciddi yükselmeler (normal üst sınırın > 10 katı), hepatit ve sarılık gibi karaciğer hasarı vakaları bildirilmiştir. Bunların çoğu tedavinin ilk aylarında meydana gelmiştir. Karaciğer hasar modellerinin ağırlıklı olarak hepatoselüler olduğu gözlenmiştir. Duloksetin, karaciğer hasarı ile ilgili diğer ilaçlar ile tedavi edilen hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Akatizi / psikomotor huzursuzluk Duloksetin kullanımı, istenmeyen ya da sıkıntı verici huzursuzluk ve uzun süre ayakta ya da oturur pozisyonda kalamamanın eşlik ettiği hareket etme isteği ile karakterize akatizi gelişimi ile ilişkilidir. Bu durum genellikle tedavinin ilk birkaç haftasında ortaya çıkar. Bu belirtilerin geliştiği hastalarda, doz artırmak zararlı olabilir. Cinsel işlev bozukluğu Selektif serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI)’lar / serotonin/noradrenalin geri alım inhibitörleri (SNRI)'lar cinsel işlev bozukluğu semptomlarına neden olabilir. SSRI/SNRI'ların kesilmesine rağmen semptomların devam ettiği, uzun süren cinsel işlev bozukluğuna ilişkin raporlar bulunmaktadır. Şeker şeker içerir. Nadir kalıtımsal fruktoz intoleransı, glukoz-galaktoz malabsorpsiyon veya sukraz-izomaltaz yetmezliği problemi olan hastaların bu ilacı kullanmamaları gerekir.
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerBu belgede yan etki sıklıkları tablo sütunlarında verildiği için aşağıdaki listede sıklıklar eksik ya da başka bir etkinin yanında görünebilir; sıklıklar için KÜB belgesinin aslına bakınız.
Klinik çalışmalarda, duloksetin ile stres üriner inkontinans ve diğer alt idrar yolu hastalıkları için tedavi gören hastalarda en yaygın raporlanan istenmeyen etkiler bulantı, ağız kuruluğu, yorgunluk ve kabızlıktır. 958’i duloksetin ve 955’i plasebo ile tedavi edilen stres üriner inkontinansı bulunan hastalarda yapılan 12 haftalık, plasebo-kontrollü dört klinik çalışmanın analiz verileri, bildirilen istenmeyen etkilerin tedavinin ilk haftasında ortaya çıktığını göstermiştir. Ancak, yaygın görülen istenmeyen etkilerin büyük çoğunluğu hafif ile orta derecede olup, oluştuktan sonraki 30 gün içinde kaybolmuştur (örn. bulantı). İstenmeyen etkilerin özet tablosu Tablo 1. Stres üriner inkontinans ve diğer alt idrar yolu hastalıklarında spontan raporlama ve plasebo kontrollü klinik çalışmalarda (4505’i duloksetin ve 3737’si plasebo kullanan toplam 8241 hastayı kapsamaktadır) gözlenen istenmeyen etkileri vermektedir. Tablo 1: İstenmeyen etkiler İstenmeyen yan etkilerin sınıflandırılmasında aşağıdaki sistem kullanılmıştır: Çok yaygın olmayan Seyrek Çok seyrek Bilinmiyor Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar Larenjit Bağışıklık sistemi hastalıkları Aşırı duyarlılık Anaflaktik reaksiyon Endokrin hastalıkları Hipotiroidizm Metabolizma ve beslenme hastalıkları İştah azalması Dehidrasyon Hiperglisemi (özellikle diyabetik hastalarda rapor edilmiştir) Hiponatremi SIADH*6 Psikiyatrik hastalıklar Uykusuzluk Ajitasyon Libido azalması Anksiyete Uyku bozukluğu Bruksizm Ortantasyon bozukluğu Apati Anormal orgazm Anormal rüyalar İntihar düşüncesi 5,6 İntihar davranışı 5,7 Mani Halüsinasyon Saldırganlık ve öfke Sinir sistemi hastalıkları Baş ağrısı Baş dönmesi Letarji Somnolans Tremor Parestezi Asabiyet Dikkat bozukluğu Disguzi Düşük uyku kalitesi Serotonin Sendromu 6 Konvülsiyon 1,6 Miyoklonus Akatizi 6 Psikomotor Huzursuzluk 6 Ekstrapiramid al semptomlar 6 Diskinezi Huzursuz bacak sendromu Göz hastalıkları Bulanık görme Midriyazis Görme bozukluğu Göz kuruluğu Glokom Kulak ve iç kulak hastalıkları Vertigo Kulak çınlaması Kulak ağrısı Kardiyak hastalıklar Palpitasyon Taşikardi Supraventrikü ler aritmi, başlıca atriyal fibrilasyon 6 Stres kardiyomiy opati (Takotsubo kardiyomiy opati) Vasküler hastalıklar Hipertansiyon 3,7 Kızarma Senkop 2 Kan basıncında artış 3 Hipertansif kriz 3 Ortostatik hipotansiyon Periferal soğukluk Solunum, göğüs ve mediastinal hastalıklar Esneme Boğaz sıkılığı Epistaksis İnterstisyel akciğer hastalığı Eozinofilik pnömoni Gastrointestin al hastalıklar Bulantı (% 22.8) Ağız kuruluğu (% 12.1) Konstipasy on (%10.3) Diyare Karın ağrısı Kusma Dispepsi Gastrointestinal hemoraji 7 Gastroenterit Stomatit Geğirme Gastrit Disfaji Flatulans Nefes kokusu Hematokezi Mikroskopik kolit Hepato-bilier hastalıklar Hepatit Karaciğer enzimlerinde yükselme (ALT, AST, alkalen fosfataz) Akut karaciğer hasarı Karaciğer yetmezliği 6 Sarılık 6 Deri ve deri altı doku hastalıkları Terlemede artış Döküntü Gece terlemesi Ürtiker Kontakt dermatit Soğuk terleme Çürüme eğiliminde artış Stevens-Johnson sendromu 6 Anjiyonörotik ödem Işığa duyarlılık reaksiyonları Kutanöz vaskülit Kas-iskelet hastalıkları, bağ doku ve kemik hastalıkları Kas-iskelet ağrısı Kas sıkışması Kas spazmı Trismus Kas çekilmesi Böbrek ve idrar yolu hastalıkları İdrar tutukluğu Disüri Noktüri Pollaküri Anormal idrar kokusu Üriner retansiyon 6 Poliüri İdrar çıkışında azalma Üreme sistemi ve meme hastalıkları Jinekolojik hemoraji Menopozal semptomlar Menstrüel bozukluklar Galatore Hiperprolekti nemi Postpartum hemoraji Genel hastalıklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Yorgunluk (% 10.9) Asteni Soğuk algınlığı Göğüs ağrısı Düşme Anormal hissetme Soğuk hissetme Susama Keyifsizlik Sıcak hissetme Yürüyüş bozukluğu Araştırmalar Kilo kaybı Kilo artışı Kan kolesterol artışı Kan kreatin fosfokinaz artışı Kan potasyum artışı * SIADH = uygun olmayan antidiüretik hormon sekresyonu sendromu 1 Tedavi bittikten sonra konvülsiyon ve kulak çınlaması vakaları rapor edilmiştir. 2 Özellikle tedavinin başlangıcında ortostatik hipotansiyon ve senkop vakaları rapor edilmiştir. 3 Bakınız bölüm Duloksetin tedavisinin özellikle ilk dönemlerinde veya tedavi sonlandırıldıktan sonra saldırganlık ve öfke vakaları rapor edilmiştir. 5 Duloksetin tedavisi sırasında veya tedaviyi bıraktıktan sonraki ilk dönemlerde intihar düşüncesi ve intihar davranış vakaları rapor edilmiştir. 6Pazarlama sonrası araştırmalar sonucu bildirilen istenmeyen etkilerin tahmini sıklığı; plasebo kontrollü klinik çalışmalarda gözlenmemiştir. 7 Plasebodan anlamlı olarak farklı değil 8Düşmeler yaşlılarda (≥ 65 yaş) daha yaygın bildirilmiştir. 9 Tüm klinik çalışma verilerine dayalı olarak tahmin edilen sıklık. 10 Plasebo kontrollü klinik çalışmalara dayalı olarak tahmin edilen sıklık. Seçilmiş istenmeyen etkilerin tanımı Duloksetinin özellikle aniden kesilmesi, yoksunluk sendromuna yol açabilir. Baş dönmesi, duyusal rahatsızlıklar (parestezi dahil), uyku bozuklukları (uykusuzluk ve yoğun rüyalar gibi), yorgunluk, somnolans, ajitasyon veya anksiyete, bulantı ve/veya kusma, tremor, baş ağrısı, iritabilite, diyare, hiperhidroz ve vertigo çok sıklıkla rapor edilen reaksiyonlardır. Genel olarak, SSRI’lar ve SNRI’lar için bu olaylar hafiften orta dereceye kadar değişir ve kişiye özeldir, ancak bazı hastalarda ciddi ve/veya uzun süreli olabilir. Bu nedenle duloksetinle tedaviye gerek duyulmadığında, kademeli olarak doz azaltılmalıdır. Duloksetinle tedavi edilen hastalarda düzeltilmiş kalp atım hızı QT intervali plasebo ile tedavi edilen hastalarda değişmemiştir. Duloksetinle ve plasebo ile tedavi edilen hastalar arasında QT, PR, QRS veya QTcB ölçümlerinde klinik olarak anlamlı hiçbir fark gözlenmemiştir. Duloksetinle yapılan 12 haftalık 3 klinik çalışmanın akut fazında diyabetik periferik nöropatik ağrısı olan hastalarda açlık kan şekeri düzeyinin az ama anlamlı olarak arttığı gözlenmiştir. HbA1c düzeyi hem duloksetin verilen hem de plasebo verilen hastalarda değişmemiştir. Bu çalışmaların 52 haftaya kadar süren uzatma fazında hem duloksetin verilen hem de rutin bakım yapılan hastalarda HbA1c de artış görülmüştür, ancak ortalama artış duloksetinle tedavi edilen grupta % 0.3 daha fazladır. Duloksetinle tedavi edilen grupta açlık kan şekerinde ve total kolesterolde küçük bir değişiklik görülürken, laboratuvar testleri rutin bakım yapılan hastalarda hafif bir azalma olduğunu göstermiştir.
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.