DELTACORTRIL 5 MG TABLET, 20 ADET
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Deltacortril 5 mg ne için kullanılır?
KT 1DELTACORTRİL alerjileri, iltihaplanmayı (enflamasyonu) ve romatizmal rahatsızlıkları önleyen ve baskılayan bir kortizon ürünüdür.
Bu ilaç, romatoid artritte (eklemlerde ağrı ve şişliğe neden olan uzun süreli bir hastalık) İnflamasyon reaksiyonu gibi, vücudun reaksiyonlarının baskılanmasını gerektiren durumlarda kullanılır. Diğer örnekleri bağ doku hastalığı (sistemik lupus eritematozus), kan damarları çeperi iltihaplanması, bağ doku değişiklikleri, astım, ciddi bağırsak iltihaplanması (ülseratif kolit), bazı kan hastalıkları, ciddi alerjik durumlar ve tümörlerin tedavisidir.
DELTACORTRİL, lösemi (akut ve lenfatik), malign lenfoma ve multipl miyelom adı verilen kanser türlerini de içeren belirli kanserlerin genel tedavisinin bir parçası olarak kullanılır.
DELTACORTRİL; romatoid artrit, juvenil kronik artrit, ankilozan spondilit adı verilen romatizmal hastalıkların ve sistemik lupus eritematozus, sistemik dermatomyozit (polimiyozit), şiddetli karditli romatizmal ateş, dev hücreli arterit/ romatizmal polimiyalji adı verilen bağ dokusu hastalıklarının tedavisinde kullanılır.
DELTACORTRİL; birincil ve ikincil adrenal yetmezlik ve konjenital adrenal hiperplazi adı verilen endokrin bozuklukların tedavisinde kullanılır.
DELTACORTRİL; sarkoidoz ve D vitamini fazlalığını da içeren kandaki kalsiyum seviyesinin fazla olması olarak tanımlanan hiperkalsemi tedavisinde kullanılır.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · Kullanmayınız- Prednizolona veya bu ilacın içerdiği diğer bileşenlerin herhangi birine karşı alerjik iseniz.
- Mantar enfeksiyonunuz varsa.
- Bağışıklık sistemini baskılayıcı dozlarda kortikosteroid kullanırken canlı bir aşı ile aşılanmamalısınız.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KT 2 · Dikkatli kullanınızAşağıdaki durumlar varsa DELTACORTRİL'i kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız:
- Bir enfeksiyonunuz varsa veya prednizolon tedavisi sırasında bir enfeksiyon geçirirseniz
- Normalin altında çalışan tiroid bezi (aynı zamanda hipotiroidizm olarak da bilinir)
- Karaciğer hastalığı veya böbrek yetmezliği
- Nöbet geçirdiyseniz
- Miyastenia gravis (kas güçsüzlüğüne yol açan bir hastalık)
- Tüberkülozunuz (verem) varsa veya daha önce tüberküloz tedavisi geçirdiyseniz
- Mide ülseriniz, oniki parmak bağırsağı ülseri veya iltihaplı bir bağırsak hastalığınız varsa (örn. ülseratif kolit veya divertikülit)
- Şeker hastalığınız varsa
- Kalp hastalığınız varsa, örn.; kalp yetmezliği veya yüksek kan basıncı
- Daha önce kan pıhtılaşma sorunu yaşadıysanız (venöz tromboz gibi) veya buna karşı bir eğiliminiz varsa
- Duygusal çalkantı yaşıyorsanız veya psikoz eğiliminiz varsa
- Herhangi bir ilaca karşı alerjiniz varsa
- Kemik erimesi varsa (osteoporoz)
- Böbrek üstü bezinde tümörünüz varsa (feokromasitoma)
- Yeni oluşan kan damarları veya bağırsak anastomozları
- Eğer otoimmün bir hastalık olan sistemik sklerozlu (skleroderma) bir hasta iseniz, DELTACORTRİL kullanmadan önce doktorunuzu bilgilendirmelisiniz. Skleroderma için günde 15 mg ve daha yüksek dozda prednisolon (ve eşdeğeri) ilaç kullanımı halinde, Skleroderma Renal Kriz adıyla bilinen ciddi sorunun oluşum riski artabilir. Skleroderma Renal Kriz belirtileri tansiyon artışı ve idrar miktarı azalmasıdır. Doktorunuz tansiyon ve idrar miktarı kontrolleri önerebilir
- Eğer tedaviniz sırasında aşağıdakilerden biri gerçekleşirse doktorunuzla iletişime geçiniz:
- Ciddi psikiyatrik yan etkiler yaşıyorsanız, örn.; depresyon ve intihar düşüncesi. Bunlar prednizolon kullanmayı bıraktığınızda da gerçekleşebilir.
- Bulanık görüyorsanız veya başka görme bozukluklarınız varsa.
- Prednizolon ile tedavi olduğunuz dönemde alışılmışın dışında fiziksel veya zihinsel strese maruz kalırsanız (örn. enfeksiyon, ameliyat, travma). Doz artırımına gereksinim duyulabilir.
Prednizolon enfeksiyonlara karşı direncinizi azaltabilir; bu durum enfeksiyonlara daha kolay yakalanmanıza, mevcut enfeksiyonların ağırlaşmasına veya geçirilmiş enfeksiyonların yeniden ortaya çıkmasına neden olabilir. Prednizolon tedavisi ayrıca enfeksiyon belirtilerini gizleyebilir. Doktorunuz enfeksiyon gelişimi açısından sizi yakından izleyecek ve gerekirse tedaviyi sonlandırmayı veya dozu azaltmayı değerlendirecektir.
Bir kortizon ürünü kullanırken su çiçeği ve kızamık daha ciddi olabilir. Eğer daha önce bu hastalıkları geçirmediyseniz, tedavi sırasında su çiçeği veya kızamığa maruziyetten kaçınmalısınız ancak yine de bu durum gerçekleşirse doktorunuzla iletişime geçmelisiniz.
Eğer prednizolon tedavisi sırasında aşı olduysanız, aşı olmadan önce tedaviniz hakkında doktorunuzu bilgilendirmelisiniz.
Kanser tedavisi sırasında kortikosteroidler kullanıldığında tümör lizis sendromu ortaya çıkabilir. Kanser hastasıysanız ve kas krampları, kas güçsüzlüğü, bilinç bulanıklığı, düzensiz kalp atışı, görme kaybı veya görme bozuklukları ve nefes darlığı gibi tümör lizis sendromu belirtileriniz varsa doktorunuza söylemelisiniz.
Oral antikoagülanlar (ağızdan alınan ve kan pıhtılaşmasını önleyen ilaçlar) DELTACORTRİL ile birlikte kullanıldığında kanama riskinizi artırabilir. Bazı durumlarda oral antikoagülanların etkisi de azalabilir. DELTACORTRİL tedaviniz sırasında doktorunuz, ek kan testleri yaparak kanama riskinizi sık aralıklarla izleme ihtiyacı duyabilir. Gerektiğinde DELTACORTRİL dozunuzu da ayarlayabilir.
Kortikosteroidler bebekler, çocuklar ve adolesanlarda büyüme geriliğine yol açabilmektedir ve bu yüzden uzun süreli kullanımından kaçınılmalıdır. Eğer uzun süreli tedavi gerekirse, bebek ve çocukların büyüme ve gelişimi doktorunuz tarafından yakından takip edilmelidir.
Tedavinin aniden kesilmesi aşağıdaki durumlara neden olabilir (bkz. Bölüm 3
DELTACORTRİL ile tedavi sonlandırıldığındaki oluşabilecek etkiler):
- Böbrek üstü bezi yetmezliği adı verilen; ciddi halsizlik, tansiyon düşüklüğü, bulantı, kusma, karın ağrısı, bilinç bulanıklığı, sıvı elektrolit (iletkenlik özelliği taşıyan mineral) kaybı ile seyreden ve ölümcül olabilen bir tablo ortaya çıkabilir (ilacı aniden kesmeyiniz, ilacı bırakırken doktorunuz kademeli doz azaltması yapacaktır).
- İştahsızlık, mide bulantısı, kusma, halsizlik, baş ağrısı, ateş, eklem ağrısı, deri döküntüsü, kas ağrısı, kilo kaybı ve/veya tansiyon düşüklüğü gibi semptomlarla kendini gösteren steroid yoksunluk sendromu meydana gelebilir. Bu etkilerin düşük kortikosteroid seviyelerinden ziyade glukokortikoid konsantrasyonundaki ani değişimden kaynaklandığı düşünülmektedir.
Olası yan etkileri nelerdir?
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerEnfeksiyonlar ve enfestasyonlar Yaygın: Fırsatçı enfeksiyon, enfeksiyonların aktivasyonu (örn. Tüberküloz) Kan ve lenf sistemi hastalıkları Bilinmiyor: Lökositoz (intravasküler granülositozun redistribüsyonu nedeniyle) Bağışıklık sistemi hastalıkları Bilinmiyor: İlaç hipersensitivitesi, anafilaktik reaksiyon, anafilaktoid reaksiyon Endokrin hastalıkları Yaygın: Hipotalamus hipofiz adrenal aks supresyonu(baskılanması), Cushingoid yüz, büyüme inhibisyonu (çocuklarda). Bilinmiyor: Steroid geri çekilme sendromu, feokromositoma kaynaklı kriz. Metabolizma ve beslenme hastalıkları Yaygın: Hipokalemi, sodyum retansiyonu, glukoneogenezde artış, katabolik etkiler, osteoporoz Bilinmiyor: Metabolik asidoz, sıvı retansiyonu, hipokalemik alkaloz, dislipidemi, glukoz toleransında bozulma (diabetes mellitus ağırlaşabilir ve latent diyabet ortaya çıkabilir), lipomatoz, iştah artışı (kilo almaya sebep olabilir) Psikiyatrik hastalıklar Yaygın olmayan: Geçmişteki psikolojik rahatsızlıkların aktivasyonu (yüksek dozda) Seyrek: Depresyon, mental rahatsızlık öyküsü olmayan hastalarda mani Bilinmiyor: Duygudurum bozuklukları (öforik mod, duygu değişkenliği, ilaç bağımlılığı, intihar düşüncesi dahil), psikotik bozukluklar (sanrı, halüsinasyon ve şizofreni dahil), mental bozukluk, kişilik değişimi, konfüzyon durumu, anksiyete, ani duygu değişimi, anormal davranışlar, insomnia, asabiyet Sinir sistemi hastalıkları Seyrek: Benign intrakraniyal hipertansiyon Bilinmiyor: Epidural lipomatoz, nöbet, amnezi, kognitif bozukluk, baş dönmesi, baş ağrısı Göz hastalıkları Yaygın olmayan: Katarakt, glokom Bilinmiyor: Santral seröz koryoretinopati, ekzoftalmi, bulanık görme. Kardiyak hastalıklar: Bilinmiyor: Kalp yetmezliği (duyarlı hastalarda), bradikardi* Vasküler hastalıklar: Yaygın: Ödem, hipertansiyon Bilinmiyor: Tromboembolik etkiler Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıklar: Bilinmiyor: Hıçkırma Gastrointestinal hastalıklar Bilinmiyor: Peptik ülser (muhtemel perforasyon ve kanama ile), intestinal perforasyon, pankreatit, ülseratif özofajit, abdominal distansiyon, abdominal ağrı, diyare, dispepsi, mide bulantısı Deri ve deri altı doku hastalıkları Yaygın: Deri atrofisi, yara iyileşmesinde bozulma Bilinmiyor: Anjiyoödem, hirsutism, peteşi, ekimozlar, eritem, hiperhidroz, deri çatlağı, prurit, ürtiker, akne, pannikülit Kas-iskelet bozukluklar, bağ doku ve kemik hastalıkları Yaygın: Kas atrofisi Seyrek: Aseptik kemik nekrozu, tendon ruptürü Bilinmiyor: Kas güçsüzlüğü, miyalji, miyopati, patolojik fraktür, nöropatik artropati, artralji Böbrek ve idrar yolu hastalıkları Bilinmiyor: Akut renal kriz (skleroderma renal kriz)** Üreme sistemi ve meme hastalıkları Bilinmiyor: Menstruasyon düzensizliği Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Bilinmiyor: Yorgunluk, bitkinlik Araştırmalar Bilinmiyor: İdrar kalsiyumunda artış, alanin aminotransferazda artış, aspartat aminotransferazda artış, kan alkalin fosfatazda artış, kan üresinde artış, deri testlerine reaksiyonların baskılanması 1 Bir MedDRA terimi değil. *Yüksek dozları takiben **Skleroderma Renal Kriz: Farklı alt popülasyonlar arasında Skleroderma Renal Kriz oluşumu çeşitlenir. En yüksek risk, yaygın sistemik sklerozlu hastalarda rapor edilmiştir. En düşük risk ise sınırlı skleroderma (%2) ve çocukluk çağı skleroderma (%1) hastalarında rapor edilmiştir. Seçilmiş advers reaksiyonların açıklaması Özellikle uzun süreli, yüksek doz tedaviyi takiben, tedavi dozunun azaltılması veya tedavinin kesilmesinin ardından az sayıda pannikülit olgusu bildirilmiştir. Pannikülit, erişkinlere kıyasla pediyatrik hastalarda daha sık görülmektedir ve olguların çoğu kendiliğinden düzelmektedir.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Hamileyseniz veya bebeğinizi emziriyorsanız, hamile olabileceğinizi düşünüyorsanız veya bebek sahibi olmayı planlıyorsanız, bu ilacı almadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışın.
Fetüse zarar verme riski bulunmaktadır.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
DELTACORTRİL insan sütüne geçer ancak muhtemelen emzirilen bebeği etkilemeyecektir.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerBu tıbbi ürün laktoz ihtiva eder. Eğer daha önceden doktorunuz tarafından bazı şekerlere karşı dayanıksızlığınız olduğu söylenmişse bu tıbbi ürünü almadan önce doktorunuzla temasa geçiniz.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Deltacortril 5 mg muadilleri
Deltacortril 5 mg ile aynı etken maddeyi (prednisolon) içeren 1 eşdeğer ilaç bulunmaktadır.
Fiyat ve paketler
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonAntiinflamatuvar ve immünosupresif etkilerine ihtiyaç duyulan durumlarda non-spesifik tedavi olarak kullanılır. Örneğin romatoid artrit, SLE, temporal arterit ve periarterit nodosa gibi bazı vaskülit çeşitleri, sarkoidoz, bronşiyal astım, ülseratif kolit, hemolitik anemi ve granülositopeni ve ayrıca ciddi alerjik durumlar dahildir. Tümör tedavisi, akut lösemi, lenfoma, meme kanseri ve prostat kanserinin bazı vakaları. geniş bir yelpazede gerek non-malign (ör: idiyopatik trombositopenik purpura, hemolitik anemi vs.) gerekse malign (lenfoma, lösemi, multipl miyelom) hematolojik hastalıkların tedavisinde tek başına veya diğer tedavi edici ajanlarla kombine olarak endikedir. Romatizmal hastalıklar: Romatoid artrit, juvenil kronik artrit, ankilozan spondilit, Kollajen doku hastalıkları: Sistemik lupus eritematozus, sistemik dermatomyozit (polimiyozit), şiddetli karditli romatizmal ateş, dev hücreli arterit/ romatizmal polimiyalji. Endokrin bozukluklar: Primer ve sekonder adrenal yetmezlik, konjenital adrenal hiperplazi Hiperkalsemi: Sarkoidoz, D vitamini fazlalığı.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarEtkin maddeye veya listelenen herhangi bir yardımcı maddeye karşı aşırı duyarlılık. Sistemik mantar enfeksiyonu. İmmünosupresif dozlarda kortikosteroid alan hastalarda canlı aşı uygulaması kontrendikedir. Genel olarak prednizolon tedavisinin hayat kurtarıcı olduğu durumlarda kontrendikasyonlar geçerli değildir.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriGlukokortikoid tedavisinin komplikasyonlarının tedavinin dozuna ve uzunluğuna bağlı olduğu ilgili doz ve tedavi süresi için her bir bireyde özel bir yarar/risk değerlendirmesi ve ayrıca günlük veya aralıklı tedavinin uygun olup olmadığına dair değerlendirme yapılmalıdır. Tedavi edilen hastalığı kontrol etmek için gerekli olan en düşük kortikosteroid dozu kullanılmalıdır. Doz azaltımı mümkün olduğunda bu uygulama aşamalı olarak yapılmalıdır. İmmünosupresif etkiler/ enfeksiyonlara duyarlılık artışı: Prednizolon dahil olmak üzere glukokortikoidler enfeksiyonlara duyarlılığı artırabilir, enfeksiyonların bazı semptomlarını maskeleyebilir ve tedavi sırasında yeni enfeksiyon oluşumuna yol açabilir. Kortikosteroidlerin tek başına veya hücresel bağışıklık, humoral bağışıklık veya nötrofil fonksiyonunu etkileyen diğer immünosupresif ajanlar ile kombinasyon halinde kullanımına virüs, bakteri, mantar, protozoa veya helmint kaynaklı enfeksiyonlar eşlik edebilir. Bu enfeksiyon hafif olabilir ancak ciddi ve bazen ölümcül olabilir. Artmış dozda enfeksiyöz komplikasyon riski artar. Bir enfeksiyon durumunda, enfeksiyonun nedenine yönelik bir tedaviyle birlikte uygulanmıyorsa glukokortikoidler verilmemelidir. Glukokortikoidlerin immünosupresif etkileri, latent enfeksiyonların aktivasyonuna veya mevcut enfeksiyonların alevlenmesine neden olabilir. Enfeksiyon gelişimi açısından hastalar izlenmeli ve gerektiğinde kortikosteroidlerin kesilmesi veya dozun azaltılması değerlendirilmelidir. Kortikosteroid ile tedavi edilen bağışıklık kazanmamış çocuk ve erişkinlerde suçiçeği ve kızamık çok daha ağır ve hatta ölümcül seyredebilir. Bu hastalıkları geçirmemiş olan çocuk ya da erişkinler kortikosteroidleri immünosupresyon yapacak dozda almaktaysa, su çiçeği ve kızamık geçirmekte olan kişilerle temastan kaçınmaları ve temas etmiş olmaları durumunda hekime başvurmaları konusunda uyarılmalıdırlar. Aktif tüberkülozda prednizolon kullanımı, uygun antitüberküloz tedavi rejimi ile kortikosteroidlerin birlikte kullanıldığı fulminan veya disemine tüberküloz vakalarına sınırlandırılmalıdır. Latent tüberkülozlu veya tüberkülin reaktivitesi olan hastalarda kortikosteroidler gerekiyorsa, hastalığın reaktivasyonu olabileceğinden yakın gözlem gereklidir. Bu hastalarda uzun süreli kortikosteroid tedavisi süresince tüberküloz profilaksisi yapılmalıdır. Yüksek dozlarda kortikosteroidler aktif immünizasyonu engelleyebilir. Canlı aşı uygulaması yakın izlem altında gerçekleştirilmeli ve immünosupresif dozlarda uzun süreli kortikosteroid tedavisi alan kişilere uygulanmamalıdır. Bağışıklık sistemi bozuklukları: Kortikosteroidler ile tedavi edilen hastalarda nadiren deri enfeksiyonları ve anafilaktik/anafilaktoid reaksiyonlar görüldüğünden, özellikle daha önce herhangi bir ilaca karşı alerjik reaksiyonu olan hastalarda, uygulama öncesi uygun önlemler alınmalıdır. Endokrin bozuklukları: Uzun süreli olarak uygulanan farmakolojik dozlardaki kortikosteroidler sekonder adrenokortikal yetmezliğine yol açabilir. Risk, tedavinin gün aşırı uygulanması ile azaltılabilir. Kortikosteroid alan hastalar alışılmışın üstünde strese maruz kaldıklarında (örneğin, enfeksiyon, cerrahi, travma), stres durumundan önce, stres sırasında ve stresten sonra dozaj artırımına gereksinim duyabilirler. Tedavinin aniden kesilmesiyle, ölümcül sonuca yol açan akut adrenal yetmezlik de ortaya çıkabilmektedir. İlaca bağlı sekonder adrenokortikal yetmezlik, dozajın aşamalı olarak azaltılmasıyla asgariye indirilebilir. Bu tip rölatif yetmezlik tedavi kesildikten sonra aylarca sürebilir; dolayısıyla bu dönemde ortaya çıkan herhangi bir stres durumunda hormon tedavisi yeniden düzenlenmelidir. Mineralokortikoid sekresyonu bozulabileceğinden eş zamanlı olarak tuz ve/veya bir mineralokortikoid uygulanmalıdır. Glukortikoidlerin aniden kesilmesini takiben adrenokortikal yetmezlik ile ilişkisiz olarak “steroid yoksunluk sendromu” oluşabilir. Bu sendrom anoreksi, mide bulantısı, kusma, letarji, baş ağrısı, ateş, eklem ağrısı, deri döküntüsü, miyalji, kilo kaybı ve/veya hipotansiyon gibi semptomları içerir. Bu etkilerin düşük kortikosteroid seviyelerinden ziyade glukokortikoid konsantrasyonundaki ani değişimden kaynaklandığı düşünülmektedir. Hipotiroidizmi ve karaciğer sirozu olan hastalarda kortikosteroidlerin etkisinde artma olur. Sistemik kortikoidlerin kullanımını takiben, ölümcül olabilen, feokromositoma kaynaklı kriz raporlanmıştır. Kortikosteroidler, şüpheli veya tanımlanmış feokromositoma olan hastalara yalnızca bireysel yarar/risk tablosu göz önünde bulundurularak uygulanmalıdır. Metabolizma ve beslenme bozuklukları: Prednizolon dahil olmak üzere kortikosteroidler uzun dönemli tedavide kan şekerini yükseltebilir, mevcut diyabeti kötüleştirebilir ve hastaların diyabet geliştirme riskini artırabilir. Psikiyatrik bozukluklar: Prednizolon dahil olmak üzere kortikosteroidler ile tedavi sırasında potansiyel olarak ciddi sayılan psikiyatrik bozukluklar görülebilir. Bunlar öfori, uyku bozuklukları, ruh halinde ani değişiklikler, kişilik değişiklikleri ve şiddeti depresyondan psikotik alevlenmelere kadar değişkenlik gösterebilir. Ayrıca duygusal dengesizlikleri veya psikotik eğilimleri olanlarda kortikosteroidler durumun ağırlaşmasına sebep olabilir. Semptomlar genellikle tedavi başladıktan sonra birkaç gün veya haftada ortaya çıkmaktadır. Pek çok reaksiyon doz azaltıldıktan veya kesildikten sonra geçmektedir, ancak spesifik tedavi gerekli olabilir. Kortikosteroidlerin kesilmesinden sonra psikolojik etkiler bildirilmiştir; sıklığı bilinmemektedir. Hastalar/bakıcılar eğer psikolojik belirtilerin geliştiğinden, özellikle de depresif ruh durumundan veya intihar düşüncelerinden endişe ederse tıbbi yardım almaya teşvik edilmelidir. Hastalar ve/veya bakıcıları, sistemik steroidlerin doz azaltımı veya kesilmesi sırasında veya sonrasında ortaya çıkabilecek olası psikiyatrik bozukluklara karşı tetikte olmalıdır. Sinir sistemi bozuklukları: Nöbet bozukluğu olan hastalarda kortikosteroidler dikkatli kullanılmalıdır. Kalp hastalıkları: Glukokortikoidlerin dislipidemi ve hipertansiyon gibi kardiyovasküler sistem üzerindeki advers etkileri, mevcut kardiyovasküler risk faktörleri olan ve yüksek dozlarda ve uzun süreli glukokortikoid tedavisi alan hastalarda ilave kardiyovasküler olaylara neden olabilir. Buna göre, bu hastalarda kortikosteroidler dikkatli kullanılmalı ve gerektiğinde risklerin azaltılmasına ve ek kardiyak izlemeye dikkat edilmelidir. Kortikosteroid tedavisindeki komplikasyonların insidansı, düşük doz ve iki günde bir uygulanan tedavi ile azaltılabilir. Vasküler bozukluklar: Nadiren kortizonun kan pıhtılaşmasını artırdığı ve intravasküler tromboz, tromboembolizm ve tromboflebiti tetiklediği bildirilmiş olduğundan, tromboembolik bozuklukları olan hastalarda kortikosteroidler dikkatli bir biçimde kullanılmalıdır. Gastrointestinal bozukluklar: Kortikosteroidler yüksek dozlarda akut pankreatite sebep olabilir. Kortikosteroidlerin mide ülserine sebep olduğuna dair bir kanıya varmak için evrensel bir veri mevcut değildir. Glukokortikoid tedavisi peritonit veya perforasyon, obstrüksiyon veya pankreatit gibi gastrointestinal bozukluklara eşlik eden diğer bulguları ve semptomları maskeleyebilir. NSAİİ'lar ile birlikte verilmesi sonucunda gastrointestinal ülser gelişimi riski artar. Steroidler, non-spesifik ülseratif kolit (perforasyon olmak üzere, abse veya diğer piyojenik enfeksiyon ihtimali bulunan), divertikülit, yeni intestinal anastomoz, ve aktif veya latent peptik ülser varlığında dikkatli kullanılmalıdır. Hepatobiliyer bozukluklar: Nadir vakalarda hepatobiliyer bozukluklar bildirilmiştir ve bu vakaların çoğunluğunda durum tedavinin sonlandırılmasının ardından eskiye dönmüştür. Bu yüzden uygun izlem gereklidir. Kas-iskelet ve bağ dokusu bozuklukları: En sık nöromüsküler iletim bozukluğu olan hastalarda (örneğin, miyastenia gravis) veya nöromüsküler bloke edici ilaçlar (örneğin, pankuronyum) gibi antikolinerjiklerle birlikte tedavi gören hastalarda yüksek doz kortikosteroid kullanımıyla ortaya çıkan akut miyopati bildirilmiştir.. Bu akut miyopati generalizedir, oküler ve solunum kaslarını kapsayabilir ve kuadriparezi ile sonuçlanabilir. Kreatin kinaz yükselmesi meydana gelebilir. Kortikosteroidlerin kesilmesinden sonra klinik düzelme veya iyileşme haftalar veya yıllar sürebilir. Osteoporoz hastalarında kortikosteroidler dikkatli kullanılmalıdır. Böbrek ve idrar bozuklukları: Böbrek yetmezliği olan hastalarda kortikosteroidler dikkatli kullanılmalıdır. Akut renal kriz (skleroderma renal kriz): 15mg/gün ve daha yüksek dozlarda prednisolon ve eşdeğerlerini kullanan sistemik sklerozlu hastalar, ölümcül olabilen Skleroderma Renal Kriz ile beraber ani başlangıçlı hipertansiyon ve akut böbrek yetmezliği gözlenebileceği hakkında uyarılmalıdır. Bu sebeple tansiyon ve renal fonksiyon (s-kreatinin) rutin olarak izlenmelidir. Renal krizden şüphelenildiğinde, tansiyon dikkatle kontrol edilmelidir. Elektrolitler ve sıvı dengesi üzerine etkisi: Kalp yetmezliği veya hipertansiyon hastalarında kortikosteroidler dikkatli kullanılmalıdır. Orta veya yüksek dozda hidrokortizon ve kortizon, kan basıncı yükselmesi, tuz ve su tutulumu ve potasyum itrahında artma yapabilir. Bu etkiler, yüksek dozda kullanım dışında, sentetik türevlerle daha az bir ihtimalle ortaya çıkar. Diyette tuz kısıtlaması ve ilave potasyum verilmesi gerekebilir. Bütün kortikosteroidler kalsiyum atılımını artırırlar. Göz bozuklukları: Sistemik ve topikal kortikosteroid kullanımı ile görme bozuklukları bildirilebilir. Eğer bir hasta bulanık görme veya diğer görme bozuklukları gibi semptomlar sergilerse, katarakt, glokom veya merkezi seröz korioretinopati (CSCR) gibi sistemik ve topikal kortikoidlerin kullanımı sonucunda bildirilmiş olan muhtemel sebeplerin değerlendirilmesi için bir göz doktoruna başvurması önerilmelidir…
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerEnfeksiyonlar ve enfestasyonlar Yaygın: Fırsatçı enfeksiyon, enfeksiyonların aktivasyonu (örn. Tüberküloz) Kan ve lenf sistemi hastalıkları Bilinmiyor: Lökositoz (intravasküler granülositozun redistribüsyonu nedeniyle) Bağışıklık sistemi hastalıkları Bilinmiyor: İlaç hipersensitivitesi, anafilaktik reaksiyon, anafilaktoid reaksiyon Endokrin hastalıkları Yaygın: Hipotalamus hipofiz adrenal aks supresyonu(baskılanması), Cushingoid yüz, büyüme inhibisyonu (çocuklarda). Bilinmiyor: Steroid geri çekilme sendromu, feokromositoma kaynaklı kriz. Metabolizma ve beslenme hastalıkları Yaygın: Hipokalemi, sodyum retansiyonu, glukoneogenezde artış, katabolik etkiler, osteoporoz Bilinmiyor: Metabolik asidoz, sıvı retansiyonu, hipokalemik alkaloz, dislipidemi, glukoz toleransında bozulma (diabetes mellitus ağırlaşabilir ve latent diyabet ortaya çıkabilir), lipomatoz, iştah artışı (kilo almaya sebep olabilir) Psikiyatrik hastalıklar Yaygın olmayan: Geçmişteki psikolojik rahatsızlıkların aktivasyonu (yüksek dozda) Seyrek: Depresyon, mental rahatsızlık öyküsü olmayan hastalarda mani Bilinmiyor: Duygudurum bozuklukları (öforik mod, duygu değişkenliği, ilaç bağımlılığı, intihar düşüncesi dahil), psikotik bozukluklar (sanrı, halüsinasyon ve şizofreni dahil), mental bozukluk, kişilik değişimi, konfüzyon durumu, anksiyete, ani duygu değişimi, anormal davranışlar, insomnia, asabiyet Sinir sistemi hastalıkları Seyrek: Benign intrakraniyal hipertansiyon Bilinmiyor: Epidural lipomatoz, nöbet, amnezi, kognitif bozukluk, baş dönmesi, baş ağrısı Göz hastalıkları Yaygın olmayan: Katarakt, glokom Bilinmiyor: Santral seröz koryoretinopati, ekzoftalmi, bulanık görme. Kardiyak hastalıklar: Bilinmiyor: Kalp yetmezliği (duyarlı hastalarda), bradikardi* Vasküler hastalıklar: Yaygın: Ödem, hipertansiyon Bilinmiyor: Tromboembolik etkiler Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıklar: Bilinmiyor: Hıçkırma Gastrointestinal hastalıklar Bilinmiyor: Peptik ülser (muhtemel perforasyon ve kanama ile), intestinal perforasyon, pankreatit, ülseratif özofajit, abdominal distansiyon, abdominal ağrı, diyare, dispepsi, mide bulantısı Deri ve deri altı doku hastalıkları Yaygın: Deri atrofisi, yara iyileşmesinde bozulma Bilinmiyor: Anjiyoödem, hirsutism, peteşi, ekimozlar, eritem, hiperhidroz, deri çatlağı, prurit, ürtiker, akne, pannikülit Kas-iskelet bozukluklar, bağ doku ve kemik hastalıkları Yaygın: Kas atrofisi Seyrek: Aseptik kemik nekrozu, tendon ruptürü Bilinmiyor: Kas güçsüzlüğü, miyalji, miyopati, patolojik fraktür, nöropatik artropati, artralji Böbrek ve idrar yolu hastalıkları Bilinmiyor: Akut renal kriz (skleroderma renal kriz)** Üreme sistemi ve meme hastalıkları Bilinmiyor: Menstruasyon düzensizliği Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Bilinmiyor: Yorgunluk, bitkinlik Araştırmalar Bilinmiyor: İdrar kalsiyumunda artış, alanin aminotransferazda artış, aspartat aminotransferazda artış, kan alkalin fosfatazda artış, kan üresinde artış, deri testlerine reaksiyonların baskılanması 1 Bir MedDRA terimi değil. *Yüksek dozları takiben **Skleroderma Renal Kriz: Farklı alt popülasyonlar arasında Skleroderma Renal Kriz oluşumu çeşitlenir. En yüksek risk, yaygın sistemik sklerozlu hastalarda rapor edilmiştir. En düşük risk ise sınırlı skleroderma (%2) ve çocukluk çağı skleroderma (%1) hastalarında rapor edilmiştir. Seçilmiş advers reaksiyonların açıklaması Özellikle uzun süreli, yüksek doz tedaviyi takiben, tedavi dozunun azaltılması veya tedavinin kesilmesinin ardından az sayıda pannikülit olgusu bildirilmiştir. Pannikülit, erişkinlere kıyasla pediyatrik hastalarda daha sık görülmektedir ve olguların çoğu kendiliğinden düzelmektedir.
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.