XOFIGO 1100 KBQ/ML IV ENJEKSİYON İÇİN ÇÖZELTİ İÇEREN FLAKON,1 ADET
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Xofigo 1100 ne için kullanılır?
KT 1- XOFIGO sadece tedavi edici kulanım içindir.
XOFIGO, kemiğe yayılmış olan ilerlemiş (kastrasyona dirençli) prostat kanseri olan ve erkeklik hormonu düzeylerinin azaltılmış olarak korunmasına yönelik tedaviler (hormon tedavisi) dışındaki diğer kanser tedavilerinden en az ikisi uygulandıktan sonra progresyon kaydedilen (hastalığın ilerlediği) veya diğer hiçbir kanser tedavisi için uygun olmayan yetişkin hastaların tedavisinde kullanılır. Kastrasyona dirençli prostat kanseri, erkek hormonlarını azaltan tedaviye cevap vermeyen bir prostat (erkek üreme sisteminin bir bezi) kanseri türüdür. XOFIGO, hastalığın sadece 6 veya daha fazla kemiğe yayıldığı ve semptomlara (örn., ağrı) neden olduğu; ancak diğer iç organlara bilinen bir yayılımın olmadığı durumlarda kullanılır.
- XOFIGO, kalsiyumu taklit eden bir radyoaktif izotop olan radyum-223'ün küçük miktarlarını içerir.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · KullanmayınızAbirateron ve prednizon/prednizolon (prostat kanserinin tedavisinde birlikte kullanılan ilaçlar) ile kombinasyon halinde.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriRADYOFARMASÖTİKLER SADECE NÜKLEER TIP MERKEZLERİNDE HAZIRLANMALIDIR VE BU ALANDA UZMANLAŞMIŞ PERSONEL TARAFINDAN UYGULANMALIDIR. Abirateron asetat ve prednizon/prednizolon ile veya LHRH analogları dışındaki sistemik kanser tedavileri ile kombinasyon: Asemptomatik veya hafif semptomatik kastrasyona dirençli prostat kanseri ve kemik metastazları ile progresif hastalık bulunan, kemoterapi almamış hastaların yer aldığı bir klinik çalışmanın bir ara dönem analizi, abirateron asetat ve prednizon/prednizolon ile kombinasyon halinde tedavisi alan hastalarda abirateron asetat ve prednizon/prednizolon ile kombinasyon halinde plasebo uygulanan hastalara kıyasla kırık riskinin daha yüksek olduğunu ve mortalite artış yönünde bir eğilim olduğunu göstermiştir. Bu nedenle, ile abirateron asetat ve prednizon/prednizolon kombinasyonu kontrendikedir. LHRH analogları dışında kanser tedavileriyle kombinasyon halinde güvenlilik ve etkililiği henüz ortaya konmamıştır; mortalite ve kırık riskinde artış olması ihtimali vardır. Bu nedenle, radyum-223’ün LHRH analogları dışındaki diğer sistemik kanser tedavileriyle kombinasyonu önerilmez. Prednizon/prednizolon ile kombinasyon halinde abirateron asetat tedavisinden sonra veya tam tersi sıralamayla tedavinin uygulanabileceği güvenli döneme veriler sınırlıdır. ve abirateronun eliminasyon yarılanma ömrü doğrultusunda, abirateron asetat ve prednizon/prednizolon kombinasyonunun son uygulamasından en az 5 gün sonra başlatılması önerilmektedir. Sonraki sistemik kanser tedavisi, son uygulamasından sonraki en az 30 günlük süre içinde başlatılmamalıdır. Asemptomatik veya hafif semptomatik kemik metastazları bulunan hastaların tedavisi: Asemptomatik veya hafif semptomatik kastrasyona dirençli prostat kanseri hastalarında abirateron asetat ve prednizon/prednizolon tedavisine eklendiği bir klinik çalışmada, ölüm ve kırık riskinde artış olduğu gözlenmiştir. Kastrasyona dirençli prostat kanseri ve yalnızca asemptomatik kemik metastazları bulunan yetişkinlerde tedavisinin yararı belirlenmemiştir. Bu nedenle, kastrasyona dirençli prostat kanseri ve yalnızca asemptomatik kemik metastazları bulunan yetişkinlerin tedavisinde kullanımı önerilmemektedir. Hafif semptomatik kemik metastazları ve kastrasyona dirençli prostat kanseri bulunan yetişkinlerde, tedavi yararı için yüksek osteoblastik aktivite gerekebileceği göz önüne alınarak, tedavinin yararının risklere ağır basıp basmadığı dikkatle değerlendirilmelidir. Düşük düzeyde osteoblastik kemik metastazları bulunan hastalar: Klinik çalışmalarda, kemik metastazı sayısı 6’dan az olan hastalarda kırık riskinin artmış olduğu ve istatistiksel olarak anlamlı sağkalım yararı elde edilmediği görülmüştür. Önceden belirlenmiş bir alt grup analizi de total ALP <220 U/L olan hastalarda genel sağkalımın anlamlı derecede artmadığını göstermiştir. Bu nedenle, düşük düzeyde osteoblastik kemik metastazları bulunan hastalarda radyum-223 kullanılması önerilmemektedir. Kemik iliğinin baskılanması: ile tedavi edilen hastalarda kemik iliğinin baskılanması, özellikle trombositopeni, nötropeni, lökopeni ve pansitopeni bildirilmiştir. Bu nedenle, tedavi başlangıcında ve her dozundan önce hastalarda hematolojik değerlendirme yapılmalıdır. İlk uygulaması öncesinde mutlak nötrofil sayısı (ANC) ≥ 1,5 x 109/L, trombosit sayısı ≥ 100 x 109/L ve hemoglobin düzeyi ≥ 10 g/dL olmalıdır. Sonraki uygulamalardan önce ANC ≥ 1 x 109/L ve trombosit sayısı ≥ 50 x 109/L olmalıdır. Standart bakım alınmasına rağmen son uygulamasından sonraki 6 haftada bu değerlerde düzelme olmaması durumunda, ile tedaviye ancak dikkatli bir yarar/risk değerlendirmesinden sonra devam edilmelidir. Riskli kemik iliği rezervi olan hastalar örn. sitotoksik kemoterapi ve/veya radyasyon tedavisinin (EBRT) ardından veya kemiğin gelişmiş difüz infiltrasyonu olan prostat kanseri hastaları (EOD4; “superscan”) dikkatlice tedavi edilmelidir. Nötropeni ve trombositopeni gibi hematolojik advers reaksiyonların bu hastalardaki görülme sıklığında Faz III çalışması sırasında artış gözlenmiştir. tedavisinden sonra yapılan sitotoksik kemoterapinin etkililiği ve güvenliliği kanıtlanmamıştır. Mevcut sınırlı veriler, sonrasında kemoterapi alan hastaların plasebo sonrası kemoterapi alan hastalara kıyasla benzer hematolojik profilde olduğunu göstermektedir (ayrıca bakınız). Crohn hastalığı ve ülseratif kolit: güvenliliği ve etkililiği, Crohn hastalığı ve ülseratif koliti olan hastalarda araştırılmamıştır. dışkı ile atılımı nedeniyle radyasyon, akut enflamatuvar bağırsak hastalığının kötüleşmesine yol açabilir. Akut enflamatuvar bağırsak hastalığı olan hastalarda sadece dikkatli bir risk-fayda değerlendirmesinin ardından uygulanmalıdır. Spinal kord basısı: Tedavi edilmemiş öngörülen ya da yerleşik spinal kord basısı olan hastalarda, tedavisine başlanmadan ya da tedaviye kaldığı yerden devam edilmeden önce klinik olarak endike olma durumuna göre standart bakım ile tedavi tamamlanmalıdır. Kemik kırıkları: kemik kırıkları riskini artırmaktadır. Klinik bir çalışmada, abirateron asetat ve prednizon/prednizolon tedavisine eklenmesi, kolundaki kırık insidansının yaklaşık üç kat artmasıyla sonuçlanmıştır. Özellikle osteoporozla ilgili tıbbi öyküsü bulunan hastalarda ve 6’dan az sayıda kemik metastazı bulunanlarda kırık riskinin arttığı kaydedilmiştir. dejeneratif kemik hastalığı (osteoporoz) bölgeleri veya yakın zamanda (mikro)kırık gelişmiş bölgeler gibi kemik döngüsünün yüksek olduğu bölgelerde biriktiği düşünülmektedir. Eşzamanlı steroid kullanımı gibi diğer faktörler kırık riskinin daha da artmasına yol açabilir. Radyum-223 tedavisine başlanmadan önce, hastaların kemik durumu (örn. sintigrafi, kemik mineral yoğunluğu ölçümü ile) ve başlangıçtaki kırık riski (örn. osteoporoz, 6’dan az sayıda kemik metastazı, kırık riskini arttıran ilaçlar, düşük vücut kütle indeksi) dikkatle değerlendirilmeli ve en az 24 ay süresince yakından izlenmelidir. ile tedaviye başlamadan ya da tedaviye devam etmeden önce, bifosfonat veya denosumab kullanımı gibi önleyici önlemler düşünülmelidir. Başlangıçtaki kırık riski yüksek olan hastalarda tedavinin yararının risklerine ağır basıp basmadığı dikkatle değerlendirilmelidir. Kemik kırıkları olan hastalarda, tedavisine başlanmadan ya da tedaviye kaldığı yerden devam edilmeden önce kırıkların ortopedik stabilizasyonu gerçekleştirilmelidir. Çene osteonekrozu: ile birlikte bisfosfonatlar ile tedavi edilen hastalarda, çenede osteonekroz (ÇO) gelişimi riski göz ardı edilememektedir. Faz III çalışmasında plasebo kolundaki % 0,33 hasta ile karşılaştırıldığında, kolunda % 0,67 hastada ÇO vakası raporlanmıştır. Bununla birlikte, tüm ÇO hastaları ön veya eşlik eden bisfosfonatlar (örn. zoledronik asit) ve ön kemoterapiye (örn. dosetaksel) maruz bırakılmıştır. Sekonder malign neoplazmlar: hastanın genel uzun vadeli kümülatif radyasyona maruziyetine katkıda bulunmaktadır. Bu nedenle, uzun süreli kümülatif radyasyona maruz kalma, kanser ve kalıtsal kusurların riski ile ilişkilendirilebilmektedir. Özellikle, osteosarkom, miyelodisplastik sendrom ve lösemi riski artabilmektedir. Üç yıla kadar klinik takip çalışmalarında, bağlı hiçbir kanser vakası bildirilmemiştir. Erkeklerde doğum kontrolü: Radyasyonun spermatogenez üzerindeki potansiyel etkileri nedeniyle, erkeklere tedavisi sırasında ve tedaviden sonraki 6 aya kadar etkili doğum kontrol yöntemleri kullanmaları önerilmelidir. Gastrointestinal toksisite: diyare, bulantı ve kusma insidansını artırır ve bunun sonucunda dehidrasyon meydana gelebilir. Hastaların oral alım ve sıvı durumu dikkatle takip edilmelidir. Hastalara ciddi veya inatçı diyare, bulantı, kusma yaşıyorlarsa, tıbbi destek istemeleri tavsiye edilmelidir. Dehidrasyon veya hipovolemi belirti ve semptomları gösteren hastalar derhal tedavi edilmelidir. Sodyum: Uygulanan hacme bağlı olarak, bu tıbbi ürün her dozda 54 mg’a (2.35 mmol’e) kadar sodyum içerir. Bu durum, kontrollü sodyum diyetinde olan hastalar için göz önünde bulundurulmalıdır.
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlar gibi, bu ilaç da yan etkilere neden olabilir; ancak bu yan etkiler tüm hastalarda görülmez.
XOFIGO alan hastalarda ortaya çıkan en ciddi yan etkiler şunlardır:
- Kandaki pıhtılaşma hücrelerinin sayısında azalma (trombositopeni)
- Belirli bir beyaz kan hücresi tipinin (nötrofil) sayısında azalma (enfeksiyon riskinde artışa yol açabilen nötropeni)
Trombositopeni (kandaki pıhtılaşma hücrelerinin sayısında azalma) veya nötropeni (belirli bir beyaz kan hücresi tipinin (nötrofil) sayısında azalma) belirtileri olabileceğinden, aşağıdaki belirtileri fark ederseniz derhal doktorunuzla iletişime geçiniz.
- olağandışı morarma,
- yaralanma sonrasında normalden fazla kanama,
- ateş,
- veya çok fazla enfeksiyona yakalandığınız izlenimi varsa.
Doktorunuz, kan hücrelerinizin ve kandaki pıhtılaşma hücrelerinin sayısına bakmak için tedaviye başlamadan önce ve her uygulama öncesinde kan testleri yapacaktır (ayrıca bkz.
Bölüm 2. XOFIGO'yu kullanmadan önce dikkat edilmesi gerekenler) XOFIGO alan hastalarda en sık görülen (çok yaygın) yan etkiler (10 hastanın en az 1'inde görülebilir) şunlardır:
- ishal, bulantı (kendini hasta hissetme), kusma, trombositopeni (kandaki pıhtılaşma hücrelerinin sayısında azalma) ve kemik kırığı.
Dehidrasyon (vücudun olması gerekenden daha fazla sıvı kaybı) riski: Aşağıdaki belirtilerden herhangi birine sahipseniz doktorunuza söyleyin: baş dönmesi, artan susama, cilt kuruluğu veya azalan idrara çıkma, çünkü bunların tümü dehidrasyon belirtileri olabilir. Bol miktarda sıvı içerek dehidrasyonu önlemek önemlidir.
XOFIGO ile görülen yan etkilerin tamamı aşağıdaki kategorilerde gösterildiği şekilde sıralanmıştır:
Çok yaygın: 10 hastanın en az 1'inde görülebilir.
Yaygın: 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinde veya birinden fazla görülebilir.
Yaygın olmayan: 100 hastanın birinden az, fakat 1,000 hastanın birinde veya birinden fazla görülebilir.
Seyrek: 1,000 hastanın birinden az, fakat 10,000 hastanın birinde veya birinden fazla görülebilir.
Çok seyrek: 10,000 hastanın birinden az görülebilir.
Bilinmiyor: Eldeki veriler ile tahmin edilememektedir.
Yaygın
- Belirli bir beyaz kan hücresi tipinin (nötrofil) sayısında azalma (nötropeni)
- Kırmızı ve beyaz kan hücreleri ve kandaki pıhtılaşma hücrelerinin sayısında azalma (pansitopeni)
- Beyaz kan hücreleri sayısında azalma (lökopeni)
- Enjeksiyon yeri reaksiyonları (örn. eritem (deri kızarıklığı), ağrı ve şişlik)
- Yaygın olmayan
- Lenfopeni (belirli bir beyaz kan hücresi tipinin (lenfosit) sayısında azalma)
- Kemiklerde güçsüzlük (osteoporoz)
XOFIGO toplam uzun vadeli kümülatif radyasyon maruziyetinize katkı yapmaktadır. Uzun vadeli kümülatif radyasyon maruziyeti, kanser (özellikle kemik kanseri ve lösemi) ve kalıtsal anomaliler geliştirme riskinizi artırabilir. Üç yıla kadar takip süreli klinik çalışmalarda XOFIGO kaynaklı kanser vakası bildirilmemiştir.
Eğer çenede ağrı belirtileri, şişlik veya çenede uyuşma, bir “ağır çene hissi” ya da bir diş gevşemesi varsa, doktorunuza başvurunuz. Çene osteonekroz durumları (özellikle bisfosfonatlar ile tedavi edilmiş hastalarda görülen çene kemiğindeki ölü doku) XOFIGO ile tedavi edilen hastalarda oluşmuştur (bkz. bölüm 4. Olası yan etkiler nelerdir?). Bütün bu durumlar sadece, XOFIGO ile tedavi öncesinde veya sırasında bisfosfonat ve XOFIGO ile tedavi öncesinde kemoterapi alan hastalarda görülmüştür.
Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
XOFIGO, kadınlarda kullanım için değildir.
XOFIGO, hamile olan veya hamile olma olasılığı KULLANILMAMALIDIR. bulunan kadınlarda Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
XOFIGO, kadınlarda kullanım için değildir. XOFIGO, emziren kadınlarda kullanılmamalıdır.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerUygulanan hacme bağlı olarak, bu tıbbi ürün her dozda 1 mmol'den daha fazla (54 mg'a kadar) sodyum içerebilir. Bu durum, kontrollü sodyum diyetinde olan hastalar için göz önünde bulundurulmalıdır.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonMonoterapi olarak veya lüteinizan hormon salgılatıcı hormon (LHRH) analoğu ile kombinasyon halinde uygulanan, metastatik kastrasyona dirençli prostat kanseri (mKDPK) tanılı, semptomatik 6 ve üzeri kemik metastazları bulunan ve bilinen visseral metastazı bulunmayan, önceden mKDPK için alınan en az iki basamak sistemik tedaviden sonra (LHRH analogları hariç) progresyon görülen veya mevcut herhangi bir sistemik mKDPK tedavisi için uygun olmayan yetişkin hastaların tedavisinde endikedir.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarAbirateron asetat ve prednizon/prednizolon kombinasyonu kontrendikedir.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriRADYOFARMASÖTİKLER SADECE NÜKLEER TIP MERKEZLERİNDE HAZIRLANMALIDIR VE BU ALANDA UZMANLAŞMIŞ PERSONEL TARAFINDAN UYGULANMALIDIR. Abirateron asetat ve prednizon/prednizolon ile veya LHRH analogları dışındaki sistemik kanser tedavileri ile kombinasyon: Asemptomatik veya hafif semptomatik kastrasyona dirençli prostat kanseri ve kemik metastazları ile progresif hastalık bulunan, kemoterapi almamış hastaların yer aldığı bir klinik çalışmanın bir ara dönem analizi, abirateron asetat ve prednizon/prednizolon ile kombinasyon halinde tedavisi alan hastalarda abirateron asetat ve prednizon/prednizolon ile kombinasyon halinde plasebo uygulanan hastalara kıyasla kırık riskinin daha yüksek olduğunu ve mortalite artış yönünde bir eğilim olduğunu göstermiştir. Bu nedenle, ile abirateron asetat ve prednizon/prednizolon kombinasyonu kontrendikedir. LHRH analogları dışında kanser tedavileriyle kombinasyon halinde güvenlilik ve etkililiği henüz ortaya konmamıştır; mortalite ve kırık riskinde artış olması ihtimali vardır. Bu nedenle, radyum-223’ün LHRH analogları dışındaki diğer sistemik kanser tedavileriyle kombinasyonu önerilmez. Prednizon/prednizolon ile kombinasyon halinde abirateron asetat tedavisinden sonra veya tam tersi sıralamayla tedavinin uygulanabileceği güvenli döneme veriler sınırlıdır. ve abirateronun eliminasyon yarılanma ömrü doğrultusunda, abirateron asetat ve prednizon/prednizolon kombinasyonunun son uygulamasından en az 5 gün sonra başlatılması önerilmektedir. Sonraki sistemik kanser tedavisi, son uygulamasından sonraki en az 30 günlük süre içinde başlatılmamalıdır. Asemptomatik veya hafif semptomatik kemik metastazları bulunan hastaların tedavisi: Asemptomatik veya hafif semptomatik kastrasyona dirençli prostat kanseri hastalarında abirateron asetat ve prednizon/prednizolon tedavisine eklendiği bir klinik çalışmada, ölüm ve kırık riskinde artış olduğu gözlenmiştir. Kastrasyona dirençli prostat kanseri ve yalnızca asemptomatik kemik metastazları bulunan yetişkinlerde tedavisinin yararı belirlenmemiştir. Bu nedenle, kastrasyona dirençli prostat kanseri ve yalnızca asemptomatik kemik metastazları bulunan yetişkinlerin tedavisinde kullanımı önerilmemektedir. Hafif semptomatik kemik metastazları ve kastrasyona dirençli prostat kanseri bulunan yetişkinlerde, tedavi yararı için yüksek osteoblastik aktivite gerekebileceği göz önüne alınarak, tedavinin yararının risklere ağır basıp basmadığı dikkatle değerlendirilmelidir. Düşük düzeyde osteoblastik kemik metastazları bulunan hastalar: Klinik çalışmalarda, kemik metastazı sayısı 6’dan az olan hastalarda kırık riskinin artmış olduğu ve istatistiksel olarak anlamlı sağkalım yararı elde edilmediği görülmüştür. Önceden belirlenmiş bir alt grup analizi de total ALP <220 U/L olan hastalarda genel sağkalımın anlamlı derecede artmadığını göstermiştir. Bu nedenle, düşük düzeyde osteoblastik kemik metastazları bulunan hastalarda radyum-223 kullanılması önerilmemektedir. Kemik iliğinin baskılanması: ile tedavi edilen hastalarda kemik iliğinin baskılanması, özellikle trombositopeni, nötropeni, lökopeni ve pansitopeni bildirilmiştir. Bu nedenle, tedavi başlangıcında ve her dozundan önce hastalarda hematolojik değerlendirme yapılmalıdır. İlk uygulaması öncesinde mutlak nötrofil sayısı (ANC) ≥ 1,5 x 109/L, trombosit sayısı ≥ 100 x 109/L ve hemoglobin düzeyi ≥ 10 g/dL olmalıdır. Sonraki uygulamalardan önce ANC ≥ 1 x 109/L ve trombosit sayısı ≥ 50 x 109/L olmalıdır. Standart bakım alınmasına rağmen son uygulamasından sonraki 6 haftada bu değerlerde düzelme olmaması durumunda, ile tedaviye ancak dikkatli bir yarar/risk değerlendirmesinden sonra devam edilmelidir. Riskli kemik iliği rezervi olan hastalar örn. sitotoksik kemoterapi ve/veya radyasyon tedavisinin (EBRT) ardından veya kemiğin gelişmiş difüz infiltrasyonu olan prostat kanseri hastaları (EOD4; “superscan”) dikkatlice tedavi edilmelidir. Nötropeni ve trombositopeni gibi hematolojik advers reaksiyonların bu hastalardaki görülme sıklığında Faz III çalışması sırasında artış gözlenmiştir. tedavisinden sonra yapılan sitotoksik kemoterapinin etkililiği ve güvenliliği kanıtlanmamıştır. Mevcut sınırlı veriler, sonrasında kemoterapi alan hastaların plasebo sonrası kemoterapi alan hastalara kıyasla benzer hematolojik profilde olduğunu göstermektedir (ayrıca bakınız). Crohn hastalığı ve ülseratif kolit: güvenliliği ve etkililiği, Crohn hastalığı ve ülseratif koliti olan hastalarda araştırılmamıştır. dışkı ile atılımı nedeniyle radyasyon, akut enflamatuvar bağırsak hastalığının kötüleşmesine yol açabilir. Akut enflamatuvar bağırsak hastalığı olan hastalarda sadece dikkatli bir risk-fayda değerlendirmesinin ardından uygulanmalıdır. Spinal kord basısı: Tedavi edilmemiş öngörülen ya da yerleşik spinal kord basısı olan hastalarda, tedavisine başlanmadan ya da tedaviye kaldığı yerden devam edilmeden önce klinik olarak endike olma durumuna göre standart bakım ile tedavi tamamlanmalıdır. Kemik kırıkları: kemik kırıkları riskini artırmaktadır. Klinik bir çalışmada, abirateron asetat ve prednizon/prednizolon tedavisine eklenmesi, kolundaki kırık insidansının yaklaşık üç kat artmasıyla sonuçlanmıştır. Özellikle osteoporozla ilgili tıbbi öyküsü bulunan hastalarda ve 6’dan az sayıda kemik metastazı bulunanlarda kırık riskinin arttığı kaydedilmiştir. dejeneratif kemik hastalığı (osteoporoz) bölgeleri veya yakın zamanda (mikro)kırık gelişmiş bölgeler gibi kemik döngüsünün yüksek olduğu bölgelerde biriktiği düşünülmektedir. Eşzamanlı steroid kullanımı gibi diğer faktörler kırık riskinin daha da artmasına yol açabilir. Radyum-223 tedavisine başlanmadan önce, hastaların kemik durumu (örn. sintigrafi, kemik mineral yoğunluğu ölçümü ile) ve başlangıçtaki kırık riski (örn. osteoporoz, 6’dan az sayıda kemik metastazı, kırık riskini arttıran ilaçlar, düşük vücut kütle indeksi) dikkatle değerlendirilmeli ve en az 24 ay süresince yakından izlenmelidir. ile tedaviye başlamadan ya da tedaviye devam etmeden önce, bifosfonat veya denosumab kullanımı gibi önleyici önlemler düşünülmelidir. Başlangıçtaki kırık riski yüksek olan hastalarda tedavinin yararının risklerine ağır basıp basmadığı dikkatle değerlendirilmelidir. Kemik kırıkları olan hastalarda, tedavisine başlanmadan ya da tedaviye kaldığı yerden devam edilmeden önce kırıkların ortopedik stabilizasyonu gerçekleştirilmelidir. Çene osteonekrozu: ile birlikte bisfosfonatlar ile tedavi edilen hastalarda, çenede osteonekroz (ÇO) gelişimi riski göz ardı edilememektedir. Faz III çalışmasında plasebo kolundaki % 0,33 hasta ile karşılaştırıldığında, kolunda % 0,67 hastada ÇO vakası raporlanmıştır. Bununla birlikte, tüm ÇO hastaları ön veya eşlik eden bisfosfonatlar (örn. zoledronik asit) ve ön kemoterapiye (örn. dosetaksel) maruz bırakılmıştır. Sekonder malign neoplazmlar: hastanın genel uzun vadeli kümülatif radyasyona maruziyetine katkıda bulunmaktadır. Bu nedenle, uzun süreli kümülatif radyasyona maruz kalma, kanser ve kalıtsal kusurların riski ile ilişkilendirilebilmektedir. Özellikle, osteosarkom, miyelodisplastik sendrom ve lösemi riski artabilmektedir. Üç yıla kadar klinik takip çalışmalarında, bağlı hiçbir kanser vakası bildirilmemiştir. Erkeklerde doğum kontrolü: Radyasyonun spermatogenez üzerindeki potansiyel etkileri nedeniyle, erkeklere tedavisi sırasında ve tedaviden sonraki 6 aya kadar etkili doğum kontrol yöntemleri kullanmaları önerilmelidir. Gastrointestinal toksisite: diyare, bulantı ve kusma insidansını artırır ve bunun sonucunda dehidrasyon meydana gelebilir. Hastaların oral alım ve sıvı durumu dikkatle takip edilmelidir. Hastalara ciddi veya inatçı diyare, bulantı, kusma yaşıyorlarsa, tıbbi destek istemeleri tavsiye edilmelidir. Dehidrasyon veya hipovolemi belirti ve semptomları gösteren hastalar derhal tedavi edilmelidir. Sodyum: Uygulanan hacme bağlı olarak, bu tıbbi ürün her dozda 54 mg’a (2.35 mmol’e) kadar sodyum içerir. Bu durum, kontrollü sodyum diyetinde olan hastalar için göz önünde bulundurulmalıdır.
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerKullanan hastalarda en sık gözlenen advers ilaç reaksiyonları; diyare, bulantı, kusma, trombositopeni ve kemik kırığıdır. En ciddi advers ilaç reaksiyonları trombositopeni ve nötropenidir. Advers reaksiyonların listesi ile gözlenen advers ilaç reaksiyonları aşağıda yer almaktadır. Bu advers ilaç reaksiyonları Sistem Organ Sınıfına (MedDRA versiyon 14.1) göre sınıflandırılmıştır. Belirli bir reaksiyonu, eşanlamlı terimleri ve ilişkili durumları tanımlamak için en uygun MedDRA terimi kullanılmıştır. Şu terimler ve sıklık dereceleri kullanılmıştır:). Klinik çalışmalarda, bifosfonatların veya denosumabın eşzamanlı kullanımı radyum-223 monoterapisiyle tedavi alan hastalarda kırık insidansını azaltmıştır. Kırıklar, ilk radyum-223 dozundan sonra 24 aya kadar olan süreçte ortaya çıkmıştır. Trombositopeni ve Nötropeni Trombositopeni (tüm evreleri), ile tedavi edilen hastaların %11,5’inde ve plasebo uygulanan hastaların %5.6’sında görülmüştür. Evre 3 ve 4 trombositopeni, ile tedavi edilen hastaların %6.3’ünde ve plasebo uygulanan hastaların %2’sinde gözlenmiştir. Genel olarak, evre 3 ve 4 trombositopeni sıklığı, önceden dosetaksel kullanmış hastalar (ile tedavi edilen hastalarda %8,9’a karşın plasebo alan hastalarda %2,9) ile karşılaştırıldığında, önceden dosetaksel kullanmamış hastalarda daha düşüktür (ile tedavi edilen hastalarda %2,8’e karşın plasebo alan hastalarda %0,8). EOD (“SuperScan”) hastalarında trombositopeni (tüm dereceleri) ile tedavi edilen hastaların %19,6’sında ve plasebo alan hastaların %6,7’sinde bildirilmiştir. Derece 3 ve 4 trombositopeni, ile tedavi edilen hastaların %5,9’unda ve plasebo alan hastaların %6,7’sinde gözlenmiştir. Nötropeni (tüm evreler), ile tedavi edilen hastaların %5’inde ve plasebo uygulanan hastaların %1’inde bildirilmiştir. Evre 3 ve 4 nötropeni, ile tedavi edilen hastaların %2,2’sinde, plasebo uygulanan hastaların %0,7’sinde gözlenmiştir. Genel olarak, evre 3 ve 4 nötropeni sıklığı, önceden dosetaksel kullanmış hastalar (ile tedavi edilen hastalarda %3,2’ye karşın plasebo alan hastalarda %0,6) ile karşılaştırıldığında, önceden dosetaksel kullanmamış hastalarda daha düşüktür (ile tedavi edilen hastalarda %0,8’e karşın plasebo alan hastalarda %0,8). Bir faz I çalışmasında, tek dozunun intravenöz uygulamasından 2 ila 3 hafta sonra nötrofil ve trombosit sayısı en alt seviyelerde görülmüştür. Enjeksiyon yeri reaksiyonları ile tedavi edilen hastaların %1,2’sinde ve plasebo uygulanan hastaların %0’ında eritem, ağrı ve şişlik gibi evre 1 ve 2 enjeksiyon yeri reaksiyonları bildirilmiştir. İkincil malign neoplazmalar, hastaların toplam uzun vadeli kümülatif radyasyon maruziyetine katkı yapmaktadır. Uzun vadeli kümülatif radyasyon maruziyeti, kanser riskinde artış ve kalıtsal defektler ile ilişkilendirilebilmektedir. Özellikle, osteosarkom, miyelodisplastik sendrom ve lösemi riski artabilir. Üç yıla kadar takip süreli klinik çalışmalarda kaynaklı kanser vakası bildirilmemiştir.
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.