XGEVA 120 MG SC ENJEKSİYONLUK ÇÖZELTİ, 1 ADET
Fiyat ve paketler
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Xgeva 120 mg ne için kullanılır?
KT 1Etkin maddesi denosumabdır.
XGEVA®, kemiklere yayılan kanserin (kemik metastazı) veya dev hücreli kemik tümörünün neden olduğu kemik yıkımını yavaşlatmakta kullanılan bir protein (monoklonal antikor) olan denosumab maddesini içerir.
XGEVA®, daha önce zoledronik asit kullanmamış, kırık veya bası riski yüksek omurga kemiği (vertebra), uyluk kemiği (femur), kol kemiği (humerus) gibi yük taşıyan kemiklere yayılım göstermiş meme kanseri, hormon dirençli prostat kanseri veya küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastalarında kemikte hastalığın ilerlemesine kadar kullanılır. Kemikte hastalığın ilerlemesi veya kemikle ilişkili olayların gelişimi sonrasında XGEVA® tedavisine devam edilemez. XGEVA® ayrıca, yetişkinlerde ve kemik büyümesi durmuş ergenlerde, ameliyatla tedavi edilemeyen veya ameliyatın en iyi seçenek olmadığı, dev hücreli kemik tümörünü tedavi etmekte de kullanılır.
Multipl miyelom tanısı konmuş olup antimiyelom tedavi endikasyonu olan, kreatinin klerensi 30 ml/dk altında olan hastalarda miyelom ilişkili kemik komplikasyonlarının önlenmesinde endikedir.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · Kullanmayınız- Denosumaba ya da XGEVA®'nın diğer bileşenlerinden herhangi birine alerjiniz varsa (Bkz. yardımcı maddeler).
- Kanınızdaki kalsiyum seviyesi çok düşükse ve bu durum tedavi edilmemişse.
Diş veya ağız cerrahisinden kalan iyileşmemiş yaralarınız varsa, doktorunuz size XGEVA® uygulamayacaktır.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KT 2 · Dikkatli kullanınız- Kalsiyum ve D vitamini takviyesi:
Kan kalsiyum değerleriniz yüksek değilse, XGEVA® tedavisi görürken kalsiyum ve D vitamini takviyesi almanız gerekir. Doktorunuz bu konuyu sizinle konuşacaktır. Kanınızdaki kalsiyum seviyesi düşükse, doktorunuz XGEVA® tedavinize başlamadan önce size kalsiyum takviyesi vermeye karar verebilir.
- Kanda düşük kalsiyum seviyeleri:
XGEVA® tedavisi görürken kaslarınızda spazm, seğirme ya da kramp olursa ve/veya el ya da ayak parmaklarınızda ya da ağız çevresinde uyuşma ya da karıncalanma olursa ve/veya nöbet, bilinç bulanıklığı ya da bilinç kaybı meydana gelirse hemen doktorunuza haber veriniz. Kanınızdaki kalsiyum seviyeleri düşük olabilir.
- Böbrek yetmezliği:
Şiddetli böbrek sorunlarınız, böbrek yetmezliğiniz varsa, ya da geçmişte diyalize ihtiyaç duyduysanız, doktorunuza haber veriniz. Bu durumlar, özellikle kalsiyum takviyesi almamanız halinde kanınızdaki kalsiyum seviyesinin düşmesi riskini arttırabilir. Doktorunuz sizi, düşük kalsiyum düzeyi belirtileri ve semptomları için izleyecektir.
- Ağız, dişler ya da çene ile ilgili sorunlar:
Kanserle ilişkili durumlar için XGEVA® enjeksiyonu uygulanan hastalarda çene osteonekrozu (çenede kemik hasarı) adı verilen yan etki yaygın olarak (10 kişiden 1'ini etkileyebilir) bildirilmiştir. Çene osteonekrozu tedavi sonlandırıldıktan sonra da ortaya çıkabilir.
Çene osteonekrozu ağrılı olabilen tedavi edilmesi zor bir durum olduğu için, gelişmesini önlemek önemlidir. Çene osteonekrozu gelişmesine ilişkin riski azaltmak için alabileceğiniz birtakım önlemler bulunmaktadır:
Tedaviye başlamadan önce doktorunuza/hemşirenize/eczacınıza (sağlık mesleği mensubuna) ağzınız ve dişlerinizle ilgili herhangi bir sorununuz varsa söyleyiniz.
Ağzınızda diş tedavilerinden veya ağız cerrahisinden kalan iyileşmemiş yaralar varsa, doktorunuz, tedavinizi başlatmayı ertelemelidir. Doktorunuz, XGEVA® tedavinize başlamadan önce diş hekimi muayenesi önerebilir.
Tedavi görürken, ağız hijyeninizin iyi olmasını sağlamalısınız ve rutin diş kontrolü yaptırmalısınız. Eğer diş protezi kullanıyorsanız, bunların iyi oturduğundan emin olmalısınız.
Dişlerinizle ilgili tedavi alıyorsanız veya dental ameliyat geçirecekseniz (örn. diş çekimi), doktorunuza dişlerinize ilişkin tedaviniz hakkında bilgi veriniz ve diş hekiminize XGEVA® ile tedavi edildiğinizi söyleyiniz.
Ağzınızda ya da dişlerinizde; sallanan diş, ağrı ya da şişme, iyileşmeyen yaralar veya akıntı gibi herhangi bir sorun yaşarsanız, bunlar çene osteonekrozunun işaretleri olabileceği için hemen doktorunuza ve diş hekiminize haber veriniz.
Kemoterapi ve/veya radyoterapi alan hastalar, steroidler veya anti-anjiyogenik ilaçlar (kanser tedavisinde kullanılır) kullananlar, dental ameliyat geçirenler, rutin diş muayenesinden geçmeyenler veya dişeti hastalığı olan ya da sigara kullananlar çene osteonekrozu gelişmesi bakımından daha yüksek risk altında olabilirler.
- Kulakta kemik hasarı:
Kulak ağrısı, kulak akıntısı ve/veya kulak iltihabı yaşamanız durumunda doktorunuzla konuşunuz. Bunlar kulakta kemik hasarının belirtisi olabilir.
- Uyluk kemiğinde olağan dışı kırıklar:
Bazı kişilerde XGEVA® tedavisi sırasında uyluk kemiğinde olağan dışı kırıklar meydana gelmiştir. Kalçanızda, kasığınızda veya uyluk kemiğinizde yeni veya olağan dışı bir ağrı hissederseniz doktorunuzla iletişime geçiniz.
- XGEVA® tedavisinin kesilmesinin ardından kanda yüksek kalsiyum düzeyleri:
Tedavinin kesilmesinin ardından haftalar ila aylar içinde dev hücreli kemik tümörü bulunan bazı hastalarda yüksek kalsiyum düzeyi görülebilir. XGEVA® alımını durdurduktan sonra doktorunuz yüksek kalsiyum düzeyi belirtilerini ve semptomlarını izleyecektir.
Biyoteknolojik ürünlerin takip edilebilirliğinin sağlanması için uygulanan ürünün ticari ismi ve seri numarası mutlaka hasta dosyasına kaydedilmelidir.
Bu uyarılar, geçmişteki herhangi bir dönemde dahi olsa sizin için geçerliyse lütfen doktorunuza danışınız.
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlar gibi XGEVA®'nın içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir.
Aşağıdakilerden biri olursa, XGEVA®'yı kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
- Kaslarınızda spazm, seğirme, kramp, el ya da ayak parmaklarınızda ya da ağzınızın çevresinde uyuşma ya da karıncalanma ve/veya nöbet, bilinç bulanıklığı ya da bilinç kaybı. Bu durumlar, kanınızdaki kalsiyum seviyelerinin düşük olduğunun işaretleri olabilir. Ayrıca kanda kalsiyum seviyelerinin düşük olması, kalp ritminde QT uzaması adı verilen ve elektrokardiyogram (EKG) ile görülebilen bir değişikliğe yol açabilir.
- Hırıltı ya da nefes darlığı; yüzde, dudaklarda, dilde, boğazda ya da vücudun diğer kısımlarında şişlik; ciltte döküntü, kaşınma ya da ürtiker gibi aşırı duyarlılık belirtilerinde.
XGEVA® tedavisi görürken veya doktorunuzun XGEVA® tedavinizi sonlandırmasının ardından aşağıdaki belirtilerden herhangi biri ortaya çıkarsa lütfen hemen doktorunuza ve diş hekiminize haber veriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
- Ağzınızda ve/veya çenenizde ağrı, ağzınızda ya da çenenizde şişlik ya da iyileşmeyen yaralar, akıntı, çenenizde uyuşma ya da ağırlık hissi ya da dişinizin sallanması çenenizde kemik hasarı (osteonekroz) oluştuğunun işareti olabilir.
Bunların hepsi çok ciddi yan etkilerdir.
- Eğer bunlardan biri sizde mevcut ise, acil tıbbi müdahaleye veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir.
Yan etkiler aşağıdaki kategorilerde gösterildiği şekilde sıralanmıştır.
Çok yaygın: 10 hastanın en az 1'inde görülebilir.
Yaygın: 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinde veya birinden fazla görülebilir.
Yaygın olmayan: 100 hastanın birinden az, fakat 1.000 hastanın birinde veya birinden fazla görülebilir.
Seyrek: 1.000 hastanın birinden az fakat 10.000 hastanın birinde veya birinden fazla görülebilir.
Çok seyrek: 10.000 hastanın birinden az görülebilir.
Bilinmiyor: Eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor.
Çok yaygın:
- Bazen şiddetli olabilen kemik, eklem ve/veya kas ağrısı
- Nefes darlığı
- İshal
- Kanda düşük kalsiyum seviyeleri (hipokalsemi)
Yaygın:
- Kanda düşük fosfat seviyeleri (hipofosfatemi)
- Ağızda ya da çenede geçmeyen ağrı ve/veya iyileşmeyen yaralar (çene osteonekrozu)
- Diş kaybı
- Aşırı terleme
- İleri evre kanser hastalarında: başka bir tür kanser gelişimi
- Saç dökülmesi (alopesi)
Yaygın olmayan:
- Dev hücreli kemik tümörü bulunan hastalarda tedavinin kesilmesinin ardından kanda yüksek kalsiyum düzeyleri (hiperkalsemi)
- Kalçada, kasıkta veya uyluk kemiğinde yeni ya da olağan dışı ağrı (olası uyluk kemiği kırığının erken göstergesi olabilir)
- Ciltte oluşan kızarıklıklar veya ağız içinde yaralar (likenoid ilaç erüpsiyonu)
Seyrek:
- Alerjik reaksiyonlar (örn: hırıltı ya da nefes darlığı; yüzde, dudaklarda, dilde, boğazda ya da vücudun diğer kısımlarında şişlik; ciltte döküntü, kaşınma ya da ürtiker). Nadiren, alerjik reaksiyonlar şiddetli olabilir.
Bilinmiyor:
- Kulak ağrısı, kulak akıntısı ve/veya kulak iltihabı yaşamanız durumunda doktorunuzla konuşunuz. Bunlar kulakta kemik hasarının belirtisi olabilir.
Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar üreme toksisitesi göstermiştir.
XGEVA®, hamile kadınlarda test edilmemiştir. Hamileyseniz, hamile olabileceğinizi düşünüyorsanız ya da hamile kalmayı planlıyorsanız, bu durumu doktorunuza söylemeniz önemlidir. Eğer hamile iseniz XGEVA® kullanmamalısınız. Hamile kalma potansiyeline sahip kadınların XGEVA® tedavisi görürken ve XGEVA® ile tedavi sonlandırıldıktan sonra en az 5 ay süreyle etkili doğum kontrol yöntemleri kullanması gerekmektedir.
XGEVA® tedavisi devam ederken veya tedaviyi bırakalı 5 aydan daha kısa bir süre olmuşken hamile kalırsanız lütfen doktorunuzu bilgilendirin.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
XGEVA®'nın anne sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Bebek emziriyorsanız ya da emzirmeyi planlıyorsanız bu durumu doktorunuza söylemeniz önemlidir. Doktorunuz bu durumda emzirmenin bebeğe olan faydaları ile XGEVA®'nın anneye olan faydalarını göz önüne alarak emzirmeyi bırakmak ile XGEVA® kullanmayı bırakmak arasında bir tercih yapmanıza yardımcı olacaktır.
XGEVA® tedavisi sırasında emziriyorsanız, lütfen doktorunuzu bilgilendiriniz.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerXGEVA® sorbitol içerir.
Eğer doktorunuz size bazı şekerlere hassasiyet durumunuz olduğunu söylediyse, XGEVA® sorbitol (E420) içerdiği için, bu ilacı almadan önce doktorunuza danışınız.
Nadir görülen kalıtsal fruktoz hassasiyet sorunları bulunan hastalar XGEVA® kullanmamalıdır.
XGEVA® sodyum içerir.
Bu tıbbi ürün, 120 mg'da 1 mmol'den (23 mg) daha az oranda sodyum içerir, yani esas olarak 'sodyum içermez'.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonDaha önce zoledronik asit kullanmamış, kırık veya bası riski yüksek vertebra, femur, humerus gibi yük taşıyan kemiklere metastaz yapmış meme kanseri, hormon refrakter prostat kanseri veya küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastalarında kemik progresyonuna kadar kullanımı endikedir. Kemik progresyonu sonrası veya iskeletle ilişkili olay gelişimi sonrası denosumab tedavisine devam edilemez. Kemikte dev hücreli tümörün cerrahi yöntemlerle çıkartılamadığı veya cerrahi uygulamanın şiddetli morbidite ile sonuçlanmasının muhtemel olduğu yetişkinlerin ve iskeleti olgunlaşmış adolesanların tedavisinde endikedir. Multipl miyelom tanısı konmuş olup antimiyelom tedavi endikasyonu olan, kreatinin klerensi 30 ml/dk altında olan hastalarda miyelom ilişkili kemik komplikasyonlarının önlenmesinde endikedir.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarEtkin maddeye ya da listelenen yardımcı maddelerin herhangi birine karşı aşırı duyarlılık. Şiddetli, tedavi edilmemiş hipokalsemi. Dental cerrahi veya ağız cerrahisi kaynaklı iyileşmemiş lezyonlar.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriKalsiyum ve D Vitamini Takviyesi Hiperkalsemi bulunmaması şartıyla, tüm hastalara kalsiyum ve D vitamini takviyesi gereklidir. Hipokalsemi tedavisine başlamadan önce, önceden var olan hipokalsemi tedavi edilmelidir. Hipokalsemi, tedavisi sırasında herhangi bir zamanda meydana gelebilir. Aşağıdaki hallerde kalsiyum seviyelerinin izlenmesi gerekmektedir; ilk dozu verilmeden önce, İlk doz verildikten sonraki iki hafta içerisinde, Hipokalseminin şüpheli belirtileri görüldüğünde (belirtiler için.8). Hipokalsemi riski olan hastalarda veya hastanın klinik durumu temel alınarak tedavi sırasında kalsiyum seviyesinin ilave izlenmesi değerlendirilmelidir. Hipokalsemi belirtilerini raporlamaları için hastalar teşvik edilmelidir. kullanımı sırasında hipokalsemi ortaya çıkarsa, ilave kalsiyum takviyesi ve ilave izleme gerekli olabilir. Pazarlama sonrası deneyimde, şiddetli semptomatik hipokalsemi (ölümcül vakalar dahil) bildirilmiş olup, bu olguların çoğunluğu tedavinin ilk haftalarında görülmüştür ancak bu durum tedavinin ilerleyen dönemlerinde de görülebilir. Böbrek Yetmezliği Ciddi böbrek yetmezliği (kreatinin klerensi < 30 ml/dakika) olan veya diyaliz uygulanan hastalarda hipokalsemi gelişme riski daha yüksektir. Böbrek yetmezliğinin derecesi arttıkça hipokalsemi gelişme riski ve beraberinde paratiroid hormonlarında yükselme riski artar. Kalsiyum düzeylerinin düzenli olarak izlenmesi, bu hastalarda özellikle önemlidir. Çene Osteonekrozu (ÇO) tedavisi alan hastalarda ÇO yaygın olarak bildirilmiştir. Ağzında iyileşmemiş yumuşak doku lezyonları bulunan hastalarda tedaviye başlama/yeni tedavi kürü ertelenmelidir. tedavisine başlamadan önce koruyucu diş hekimliği uygulamaları çerçevesinde dental inceleme ve bireysel fayda-risk değerlendirilmesinin yapılması önerilmektedir. Bir hastanın ÇO gelişme riski değerlendirilirken aşağıdaki risk faktörleri dikkate alınmalıdır: kemik resorpsiyonunu inhibe eden tıbbi ürünün potensi (potensi yüksek bileşiklerde daha yüksek risk), uygulama yolu (parenteral uygulama için daha yüksek risk) ve kemik rezorpsiyon tedavisinin kümülatif dozu. kanser, komorbid koşullar (örn. anemi, koagülopatiler, enfeksiyon), sigara kullanımı. eşzamanlı tedaviler: kortikosteroidler, kemoterapi, anjiyojenez inhibitörleri, başa ve boyna uygulanan radyoterapi. ağız hijyeninin kötü olması, periodontal hastalıklar, uyum sorunu olan diş protezleri, önceden var olan dental hastalıklar, invazif dental prosedürler örn. diş çekimi. Tüm hastalara ağız hijyenine özen göstermeleri, rutin dental kontrollerini yaptırmaları ve ile tedavi sırasında diş sallanması, ağrı veya şişme ya da iyileşmeyen yaralar veya akıntı gibi herhangi bir oral semptom görüldüğü takdirde derhal bildirmeleri tavsiye edilmelidir. Tedavi sırasında, invazif dental prosedürler dikkatle değerlendirildikten sonra uygulanmalıdır ve invazif dental prosedürlerin uygulamasına yakın zamanda gerçekleştirilmesinden kaçınılmalıdır. ÇO gelişen her hastada, tedavi yönetim planı; tedaviyi gerçekleştiren doktor ve ÇO konusunda uzman bir diş hekimi veya ağız cerrahı ile yakın işbirliği içerisinde yapılmalıdır. Durum düzelene kadar ve mümkünse katkıda bulunan risk faktörleri hafifletilene dek tedavisinin geçici olarak durdurulması düşünülmelidir. Dış Kulak Yolunda Osteonekroz Denosumabla dış kulak yolunda osteonekroz bildirilmiştir. Dış kulak yolunda osteonekroz için olası risk faktörleri arasında steroid kullanımı, kemoterapi ve/veya enfeksiyon ya da travma gibi lokal risk faktörleri bulunmaktadır. Kronik kulak enfeksiyonları dahil kulak semptomları sergileyen ve denosumab alan hastalarda dış kulak yolunda osteonekroz göz önünde bulundurulmalıdır. Atipik Femur Kırıkları kullanan hastalarda atipik femur kırıkları bildirilmiştir. Atipik femur kırıkları femurun subtrokanterik ve diafizer bölgelerinde hafif travma ile veya travma olmaksızın ortaya çıkabilir. Spesifik radyografik bulgular bu olayları karakterize etmektedir. Atipik femur kırıkları, belirli birtakım komorbid koşulları (örn. D vitamini eksikliği, romatoid artrit, hipofosfatazi) olan hastalarda ve belirli farmasötik ajanların (örn. bifosfonatlar, glukokortikoidler, proton pompası inhibitörleri) kullanımlarında da bildirilmiştir. Bu olaylar ayrıca antiresorptif terapi olmaksızın da meydana gelmiştir. Bisfosfonatlarla ilişkili olarak bildirilen benzer kırıklar genellikle bilateraldir; bu nedenle denosumab tedavisi alan ve femur şaft kırığı bulunan hastalarda kontralateral femur incelenmelidir. Atipik femur kırığından şüphelenilen hastalarda tedavisinin bırakılmasıyla ilgili karar, hastaya özgü bireysel fayda-risk değerlendirmesi temelinde değerlendirilmelidir. tedavisi sırasında, hastalar yeni veya olağan dışı uyluk kemiği, kalça veya kasık ağrısını bildirmeleri konusunda uyarılmalıdır. Bu tür semptomları olan hastalar kısmi femur kırığı bakımından değerlendirilmelidir. Dev Hücreli Kemik Tümörü Bulunan ve İskeleti Büyüyen Hastalarda Tedavinin Bırakılmasının Ardından Hiperkalsemi Tedavinin bırakılmasının ardından haftalar ila aylar içinde dev hücreli kemik tümörü bulunan ve ile tedavi edilen hastalarda hastaneye yatış gerektiren ve akut renal hasar ile komplike hale gelen klinik olarak anlamlı hiperkalsemi görülmüştür. Tedavi kesildikten sonra hastalar, hiperkalsemi belirti ve semptomları açısından gözlemlenir, serum kalsiyum değerinin periyodik olarak değerlendirilmesi göz önünde bulundurulur ve hastanın kalsiyum ve D vitamini takviyesi gereklilikleri yeniden değerlendirilir. İskeleti büyüyen hastalarda önerilmez. Bu hasta grubunda ayrıca haftalar ila aylar içinde klinik olarak anlamlı hiperkalsemi bildirilmiştir. Diğerleri tedavisi gören hastalar, eşzamanlı olarak denosumab içeren diğer tıbbi ürünlerle (osteoporoz endikasyonları için) tedavi edilmemelidir. tedavisi gören hastalara eşzamanlı olarak bifosfonat tedavisi verilmemelidir. Dev hücreli kemik tümöründe malignite veya metastatik hastalığın progresyonu, dev hücreli kemik tümörü bulunan hastalarda sık görülmeyen bir olaydır ve bilinen bir risktir. Hastalar malignitenin, yeni radyolüsensinin veya osteolizin radyolojik işaretleri açısından izlenmelidir. Mevcut klinik veriler, ile tedavi edilen dev hücreli kemik tümörü bulunan hastalarda bir malignite riski artışı öne sürmemektedir. Biyoteknolojik ürünlerin takip edilebilirliğinin sağlanması için uygulanan ürünün ticari ismi ve seri numarası mutlaka hasta dosyasına kaydedilmelidir. sorbitol (E420) içerir. Nadir kalıtımsal früktoz intolerans problemi olan hastaların bu ilacı kullanmamaları gerekir. Bu tıbbi ürün, 120 mg’da 1 mmol’den (23 mg) daha az oranda sodyum içerir, yani esasen ‘sodyum içermez’.
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerGörülen en yaygın advers reaksiyonlar kas-iskelet ağrısıdır. Çene osteonekrozu olguları kullanan hastalarda yaygın şekilde gözlenmiştir. Advers etkilerin tablo halinde listesi Dört faz III ve iki faz II klinik çalışmadaki ve pazarlama sonrası deneyim insidans oranlarına dayanarak advers etkilerin sınıflandırılması için aşağıdaki yöntem kullanılmıştır : Advers etkiler, her sıklık grubu ve sistem organ sınıfı için azalan ciddiyet sırasına göre sunulmuştur. Tablo 1. Kemik tutulumlu ilerlemiş malignitelere sahip olan, multipl miyelomu veya dev hücreli kemik tümörü bulunan hastalarda bildirilen advers etkiler MedDRA sistem organ sınıfı Sıklık kategorisi Advers etkiler (Kist ve polipler de dahil olmak uzere) iyi huylu ve kötü huylu neoplazmalar Yaygın Yeni primer malignite Bağışıklık sistemi hastalıkları Seyrek İlaç hipersensitivitesi Seyrek Anafilaktik reaksiyon Metabolizma ve beslenme hastalıkları Çok yaygın Hipokalsemi 1,2 Yaygın Hipofosfatemi Yaygın olmayan Dev hücreli kemik tümörü bulunan hastalarda tedavinin bırakılmasının ardından hiperkalsemi Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıkları Çok yaygın Dispne Gastrointestinal hastalıkları Çok yaygın Diyare Yaygın Diş çekimi MedDRA sistem organ sınıfı Sıklık kategorisi Advers etkiler Deri ve deri altı dokusu hastalıkları Yaygın Hiperhidroz Yaygın Alopesi Yaygın olmayan Likenoid ilaç erüpsiyonları Kas-iskelet bozuklukları, bağ dokusu ve kemik hastalıkları Çok yaygın Kas-iskelet ağrısı Yaygın Çene osteonekrozu 1 Yaygın olmayan Atipik femur kırıkları Bilinmiyor Dış kulak yolunda osteonekroz 1 Seçilmiş advers etkilerin açıklamaları başlıklı bölüme bakınız 2 Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler bölümüne bakınız 3. En yüksek hipokalsemi insidansı multipl miyelom hastalarıyla yapılan faz III çalışmada gözlemlenmiştir. Hipokalsemi, tedavisi alan hastaların %16,9’unda, zoledronik asit tedavisi alan hastaların %12,4’ünde bildirilmiştir. tedavisi alan hastaların %1,4’ünde ve zoledronik asit tedavisi alan hastaların %0,6’sında serum kalsiyum düzeyinde 3. derece azalma saptanmıştır. Serum kalsiyum düzeyinde 4. derece azalma ise tedavisi alan hastaların %0,4’ünde ve zoledronik asit tedavisi alan hastaların %0,1’inde tespit edilmiştir. Kemik tutulumlu ilerlemiş malignitesi bulunan hastalarla yapılan aktif-kontrollü üç adet faz III klinik araştırmada, ile tedavi edilen hastaların %9,6’sında, zoledronik asit ile tedavi edilen hastaların ise %5’inde hipokalsemi bildirilmiştir. ile tedavi edilen hastaların %2,5’inde, zoledronik asit ile tedavi edilen hastaların ise %1,2’sinde serum kalsiyum seviyelerinde 3. derece düşüş görülmüştür. ile tedavi edilen hastaların %0,6’sında, zoledronik asit ile tedavi edilen hastaların ise %0,2’sinde serum kalsiyum seviyelerinde 4. derece düşüş görülmüştür. Dev hücreli kemik tümörü bulunan hastalarda gerçekleştirilen iki adet faz II tek kollu klinik çalışmada, hastaların %5,7’sinde hipokalsemi bildirilmiştir. Bu advers olayların hiçbiri ciddi kabul edilmemiştir. Pazarlama sonrası deneyimde, ciddi semptomatik hipokalsemi vakaları (ölümcül vakalar dahil) bildirilmiş olup olguların büyük bir kısmı tedavinin ilk haftalarında meydana gelmiştir. Örnek olarak şiddetli semptomatik hipokalseminin klinik bulguları arasında QT aralığında uzama, tetani, nöbetler ve mental durum değişikliği (koma dahil) yer almıştır. Klinik çalışmalardaki hipokalsemi semptomları ise parastezi veya kaslarda sertlik, seğirme, spazmlar ve kas kramplarını içermektedir. Çene osteonekrozu (ÇO) Klinik çalışmalarda, ÇO insidansının daha uzun süreli maruziyetle birlikte arttığı görülmüştür; ayrıca tedavisi durdurulduktan sonra da ÇO tanısı konulanlar olmuş, olguların büyük bölümü son dozdan sonraki 5 ay içerisinde ortaya çıkmıştır. ÇO veya çene osteomyeliti öyküsü olan, ağız cerrahisi gerektiren aktif dental veya çene rahatsızlığı bulunan, iyileşmemiş dental/ağız cerrahisi olan veya herhangi bir invazif diş prosedürü planlanmış olan hastalar klinik araştırmalara dahil edilmemiştir. İskeletle ilişkili olayları (SRE) önleme klinik çalışmalarında denosumab tedavisi uygulanan gönüllülerde ÇO insidansı zoledronik asit alan gönüllülere kıyasla daha yüksek bulunmuştur. En yüksek ÇO insidansı multipl miyelom hastalarıyla yapılan faz III çalışmada gözlemlenmiştir. Bu çalışmanın çift kör tedavi fazında tedavisi alan (medyan maruziyet 19,4 ay; aralık 1-52) hastaların %5,9’unda ve zoledronik asit tedavisi alan hastaların %3,2’sinde ÇO doğrulanmıştır. Bu çalışmanın çift kör tedavi fazı tamamlandığında, grubunda (medyan maruziyet 19,4 ay; aralık 1-52) doğrulanmış ÇO’nun hasta yılına göre ayarlanmış insidansı 100 hasta yılı için tedavinin ilk yılında 2, ikinci yılında 5 ve sonrasında 4,5 olarak belirlenmiştir. ÇO’ye kadar geçen medyan süre 18,7 ay (aralık: 1-44) olarak kaydedilmiştir. Kemik tutulumlu ilerlemiş malignitesi bulunan hastalarla yapılan aktif-kontrollü üç adet faz III klinik araştırmanın primer tedavi aşamalarında, (medyan maruziyet 12 ay; aralık: 0,1-40,5) ile tedavi edilen hastaların %1,8’inde, zoledronik asit ile tedavi edilen hastaların ise %1,3’ünde ÇO görüldüğü bildirilmiştir. Bu vakaların klinik özellikleri, tedavi grupları arasında benzerlik göstermiştir. Doğrulanmış ÇO görülen gönüllülerin çoğunun (her iki tedavi grubunda %81), diş çekimi, zayıf ağız hijyeni ve/veya dental cihaz kullanımı öyküsü vardır. Gönüllülerin çoğu kemoterapi almaktadır ya da geçmişte almıştır. Meme veya prostat kanserli hastalar üzerinde yapılan araştırmalara uzatma tedavisi fazı dahil edilmiştir (medyan genel maruziyet 14,9 ay; aralık: 0,1-67,2). ÇO, uzatma tedavisi fazı sırasında meme ve prostat kanserli hastaların %6,9’unda doğrulanmıştır. Doğrulanan ÇO’nun hasta-yılına uyarlanmış genel insidansı 100 hasta yılı için tedavinin ilk yılında 1,1, ikinci yılında 3,7 ve sonrasında 4,6’dır. ÇO’ya kadar geçen ortalama süre 20,6 aydır (aralık: 4 53). İsveç, Danimarka ve Norveç'te veya zoledronik asit ile tedavi edilen kanserli 2.877 hastada yapılan randomize olmayan, retrospektif, gözlemsel bir çalışma; tıbbi olarak doğrulanmış ÇO'nun 5 yıllık insidans oranlarının alan hastalardan oluşan bir kohortta CI: 4,4, 7,3; 20 aylık medyan takip süresi) ve zoledronik asit alan hastalardan oluşan ayrı bir kohortta CI: 0,8, 2,3; 13 aylık medyan takip süresi) olduğunu göstermiştir. Zoledronik asitten geçen hastalarda ÇO'nun 5 yıllık insidans oranı CI: 4,2, 10; 13 aylık medyan takip süresi) olmuştur. Daha uzun tedavi maruziyeti (7 yıla kadar) ile metastatik olmayan prostat kanserli hastalarda (endike olmadığı bir hasta popülasyonu) yapılan bir faz III çalışmasında hasta yılının ayarlandığı doğrulanmış ÇO insidansı; 100 hasta yılı için tedavinin birinci yılında 1,1, ikinci yılında 3 ve sonrasında 7,1 olmuştur. Dev hücreli kemik tümörü bulunan hastaların yer aldığı uzun süreli faz II açık etiketli klinik çalışmada (Çalışma 6,.1), bir ergenin dahil olduğu hastaların %6,8’inde ÇO varlığı doğrulanmıştır (medyan doz sayısı: 34; aralık: 4 116). Çalışma tamamlandığında, güvenlilik takibi dahil olmak üzere çalışmada geçen medyan sürenin 60,9 ay olduğu belirlenmiştir (aralık: 0 112,6). Doğrulanmış ÇO’nun hasta yılına göre ayarlanmış insidansı 100 hasta yılı için toplam 1,5 olarak kaydedilmiştir (tedavinin ilk yılında 100 hasta yılı için 0,2, ikinci yılında 1,5, üçüncü yılında 1,8, dördüncü yılında 2,1, beşinci yılında 1,4 ve sonrasında 2,2). ÇO’ya kadar geçen medyan süre 41 ay olmuştur (aralık: 11 96) İlaca bağlı aşırı duyarlılık reaksiyonları Pazarlama sonrası deneyimde, tedavisi alan hastalarda, seyrek anafilaktik reaksiyonlar dahil olmak üzere, aşırı duyarlılık olayları bildirilmiştir. Atipik femur kırıkları Klinik araştırma programında, tedavisi alan hastalarda atipik femur kırıkları yaygın olmayan sıklıkta bildirilmiştir ve tedavinin uzun sürmesiyle bu risk artar. Atipik femur kırıkları, tedavi boyunca ve tedavinin kesilmesinden 9 ay sonrasına kadar görülmüştür. Likenoid ilaç erüpsiyonları Pazarlama sonrası deneyimde hastalarda likenoid ilaç erüpsiyonları (örneğin, liken planus benzeri reaksiyonlar) bildirilmiştir. Kas-iskelet ağrısı Pazarlama sonrası deneyimde alan hastalarda şiddetli olgular dahil kas-iskelet ağrısı bildirilmiştir. Klinik çalışmalarda kas-iskelet ağrısı, hem denosumab hem de zoledronik asit tedavi gruplarında çok yaygın görülmüştür. Çalışma tedavisinin bırakılmasına yol açan kas-iskelet ağrısının yaygın olmadığı görülmüştür. Yeni primer maligniteler İleri evre malignitesi bulunan ve kemik tutulumu olan hastaların yer aldığı aktif kontrollü dört faz III klinik çalışmanın primer çift kör tedavi fazlarında, tedavisi alan (medyan maruziyet 13,8 ay; aralık. 1-51,7) 3.691 hastanın 54’ünde (%1,5) ve zoledronik asit tedavisi alan (medyan maruziyet 12,9 ay; aralık: 1-50,8) 3.688 hastanın 33’ünde (%0,9) yeni primer malignite bildirilmiştir. Birinci yılda kümülatif insidans sırasıyla denosumab için %1,1, zoledronik asit için %0,6 olmuştur. Belirli bir kanser veya kanser grupları için tedaviyle ilgili herhangi bir model belirgin olmamıştır. Pediyatrik popülasyon, dev hücreli kemik tümörü bulunan, iskeleti olgunlaşmış 28 ergenin kaydedildiği açık etiketli bir çalışmada incelenmiştir. Bu sınırlı verilere dayanarak, advers olay profilinin yetişkinlere benzer olduğu görülmüştür. Pediyatrik hastalarda, pazarlama sonrası deneyimde tedavinin bırakılmasının ardından klinik olarak anlamlı hiperkalsemi bildirilmiştir. Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler: Böbrek yetmezliği: İlerlemiş kanseri bulunmayan, ciddi böbrek yetmezliği (kreatinin klerensi < 30 ml/dakika) bulunan ya da diyaliz alan hastalarla yapılan bir klinik çalışmada, kalsiyum takviyesi olmaması durumunda hipokalsemi gelişimi riskinin daha fazla olduğu görülmüştür. tedavisi sırasında hipokalsemi gelişme riski, böbrek yetmezliğinin derecesi arttıkça yükselmektedir…
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.