VALAMOR 200 MG FİLM KAPLI TABLET, 63 ADET
Fiyat ve paketler
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Valamor 200 mg ne için kullanılır?
KT 1VALAMOR 200 mg film kaplı tabletler, sikline bağımlı kinaz (CDK) 4 ve 6 inhibitörleri adı verilen bir ilaç grubuna dahil olan ribosiklib etkin maddesini içeren; açık grimsi mor, çentiksiz, yuvarlak, eğimli kenarlı, bir tarafında “RIC” ve diğer tarafında “NVR” işlemeli tabletlerdir.
VALAMOR, NSAİ (steroidal olmayan aromataz inhibitörü) ile birlikte kullanımı halinde Östrojen reseptörü (ER) en az %10 pozitif, insan epidermal büyüme faktörü 2 (HER2)-negatif pre/peri/postmenopozal (menopoz öncesi, menopoza geçiş dönemi sırasında veya menopoza girmiş) metastatik (hastalığı vücudun diğer bölümlerine yayılmış) meme kanseri olan, daha önce metastatik hastalık için endokrin tedavi almamış hastalar ile birlikte adjuvan (ana kanser tedavisi sonrası, kanserin tekrar riskini azaltmak amacıyla kullanılan) NSAİ tedavisinin tamamlanmasından 12 ay sonra nüks etmiş (tekrarlamış) veya adjuvan tamoksifen tedavisi sırasında veya sonrasında nüks etmiş hastalarda endikedir.
VALAMOR Östrojen reseptörü (ER) en az %10 pozitif ve HER2-negatif olan pre/peri/postmenopozal (menopoz öncesi, menopoza geçiş dönemi sırasında veya menopoza girmiş) metastatik (hastalığı vücudun diğer bölümlerine yayılmış) meme kanserli daha önce fulvestrant kullanmamış hastalarda:
1- Metastatik hastalık tedavisi için bir sıra ve en az 6 ay aromataz inhibitörü alırken klinik ve/veya radyolojik hastalık ilerlemesi görülenlerde fulvestrant ile birlikte kullanılır.
2- Adjuvan aromataz inhibitörü tedavisini en az 12 ay süreyle kullandıktan sonra ya da adjuvan aromataz inhibitörü tedavisi tamamlandıktan sonraki 12 ay içinde nüks (tekrar)/metastaz (hastalığın vücudun diğer bölgelerine yayılması) gelişen hastalarda fulvestrant ile birlikte kullanılır. Adjuvan aromataz inhibitörü alırken ilk 12 ay içinde nüks görülen hastalarda veya metastatik hastalık nedeniyle bir sıradan daha fazla aromataz inhibitörü tedavisi almış olan hastalarda kullanılamaz.
Pre/perimenopozal (menopoz öncesi veya menopoza geçiş dönemi sırasında) kadınlarda endokrin tedavisi, bazı hormonların üretimini engelleyen luteinize edici hormon salgılatıcı hormon (LHRH) agonisti ile birleştirilmelidir.
VALAMOR, CDK 4 ve 6 proteinleri tarafından iletilen büyüme sinyallerini durdurarak ve böylece kanser hücrelerinin büyümesini ve yayılmasını engelleyerek etki gösterir. İleri veya metastatik meme kanserinde kanserin ilerlemesini geciktirebilir.
VALAMOR'un nasıl etki gösterdiği ya da bu ilacın neden size reçete edildiği hakkında herhangi bir sorunuz olursa lütfen doktorunuza veya eczacınıza sorunuz.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · Kullanmayınız- Eğer ribosiklibe veya bu ilacın içeriğinde yer alan maddelerin herhangi birine karşı alerjiniz varsa (yer fıstığı; soya).
Alerjiniz olabileceğini düşünüyorsanız doktorunuzun tavsiyesini isteyiniz.
VALAMOR'u kullanmadan önce doktorunuz veya eczacınızla görüşünüz.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KT 2 · Dikkatli kullanınızAşağıdaki durumlardan herhangi biri sizin için geçerliyse, VALAMOR'u kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza söyleyiniz:
- Çocuk doğurma olasılığınız varsa,
- Enfeksiyonlara bağlı ateşiniz, boğaz ağrınız veya ağız yaralarınız varsa (düşük akyuvar (beyaz kan hücreleri) düzeyinin işaretleri).
- Karaciğeriniz ile ilgili herhangi bir sorununuz varsa ya da önceden herhangi bir tür karaciğer hastalığınız olduysa.
- Kalp hastalıklarınız ya da uzamış QT sendromu (QT aralığı uzaması) da dahil olmak üzere düzensiz kalp atışı gibi kalp ritmi bozukluklarınız veya kanınızda düşük potasyum, magnezyum, kalsiyum veya fosfor düzeyleri varsa ya da önceden olduysa.
VALAMOR ile tedaviniz sırasında aşağıdakilerden herhangi birisinin birlikte görülmesi halinde derhal doktorunuza veya eczacınıza haber veriniz:
- Deri döküntüsü, deride kızarma, dudaklarda, gözlerde veya ağızda kabarcıklar, deride soyulma, yüksek ateş, grip benzeri semptomlar ve lenf nodlarında büyüme (şiddetli deri reaksiyonunun belirtileri olabilir)
Şiddetli bir deri reaksiyonu oluşması durumunda, doktorunuz VALAMOR tedavisini hemen sonlandırmanızı isteyecektir.
- Solunum güçlüğü, öksürük, nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi yeni veya kötüleşen solunum belirtileri (şiddetli ve hayati tehlike yaratabilen akciğer iltihabı belirtileri) VALAMOR ile tedavi sırasında izlem
Karaciğer fonksiyonunuzun (transaminazlar ve bilirubin düzeyleri) ve vücudunuzdaki kan hücrelerinin (akyuvar, alyuvar ve trombositler) ve elektrolitlerin (potasyum, kalsiyum, magnezyum ve fosfat dahil kan tuzları) miktarını izlemek için VALAMOR ile tedavinizden önce ve tedavi sırasında düzenli kan testleri olacaksınız. Ayrıca, elektrokardiyogram (EKG) adlı bir test ile VALAMOR ile tedavinizden önce ve tedavi sırasında kalbinizin elektriksel aktivitesine de bakılacaktır. Gerekirse, VALAMOR tedaviniz esnasında böbrek fonksiyonunuzun değerlendirilmesi için ilave testler yapılabilir. Gerekirse doktorunuz karaciğer ve böbrek fonksiyonunuzun, kan hücrelerinizin, elektrolit düzeylerinizin ve kalp aktivitenizin normale dönmesine olanak tanımak için VALAMOR tedavinizi geçici olarak durdurmaya veya dozu azaltmaya karar verebilir. Doktorunuz VALAMOR tedavinizi kalıcı olarak sonlandırmaya da karar verebilir.
Bu uyarılar, geçmişteki herhangi bir dönemde dahi olsa sizin için geçerliyse lütfen doktorunuza danışınız.
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerDiğer tüm ilaçlarda olduğu gibi, VALAMOR ile tedavi edilen hastalar bazı yan etkiler yaşayabilir; ancak yan etkiler tüm hastalarda görülmez. Bu bölümü dikkatlice okuyunuz. Ciddi olabilecek yan etkiler ilk olarak sunulmuş (“Bazı yan etkiler ciddi olabilir”), ardından diğer tüm yan etkiler (“Diğer olası yan etkiler”) azalan sıklık sırasına göre verilmiştir.
Yan etkiler aşağıdaki kategorilerde gösterildiği şekilde sıralanmıştır:
Çok yaygın :10 hastanın en az 1'inde görülebilir.
Yaygın :10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilir.
Yaygın olmayan :100 hastanın birinden az, fakat 1.000 hastanın birinden fazla görülebilir.
Seyrek :1.000 hastanın birinden az, fakat 10.000 hastada birden fazla görülebilir.
Çok seyrek :10.000 hastanın birinden az görülebilir.
Bilinmiyor :Eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor.
Bazı yan etkiler ciddi olabilir.
Aşağıdakilerden biri olursa, VALAMOR'u kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
- Ateş, terleme veya titreme, öksürük, grip benzeri semptomlar, kilo kaybı, nefes darlığı, balgamınızda kan, vücudunuzda ağrılar, vücudunuzda ılık veya ağrılı bölgeler, ishal veya karın ağrısı veya çok yorgun hissetme (enfeksiyon belirti veya semptomları).
- Ateş, titremeler, güçsüzlük, boğaz ağrısı veya ağız ülserleri gibi semptomların eşlik ettiği sık enfeksiyonlar (beyaz kan hücresi türleri olan lökositler veya lenfositlerin düşük düzeylerine dair belirtiler).
- Karaciğer sağlığı hakkında bilgi veren kan testlerinin anormal sonuçları (anormal karaciğer fonksiyon testleri).
- Kendiliğinden kanama veya morarma (düşük kan trombositleri (kan pulcukları) düzeylerinin belirtileri).
- En az 38,3°C'lik tek bir ateş nöbeti veya bir saatten fazla 38°'nin üzerinde ateş ve/veya enfeksiyonlu boğaz ağrısı veya ağız ülseri (febril nötropeni (ateşle seyreden beyaz kan hücre tiplerinden birinde düşüş)).
- Yorgunluk, kaşıntılı sarı deri veya gözlerinizin akında sararma, bulantı veya kusma, iştah kaybı, karnın (abdomen) üst sağ tarafında ağrı, koyu veya kahverengi idrar, normalden daha kolay kanama veya morarma (bunlar karaciğer problemi belirtileri olabilir).
- Kanda azalmış potasyum düzeyi, bu kalp ritminde bozukluklara yol açabilir.
- Göğüs ağrısı veya rahatsızlığı, kalp atışında değişiklikler (hızlı veya yavaş), çarpıntı, sersemlik, bayılma, baş dönmesi, dudaklarda mavi renge dönme, nefes darlığı, alt uzuvlarınızda veya derinizde şişlik (ödem) (bunlar kalp problemlerinin belirtileri olabilir).
- Kalp atışında artış, nefes darlığı veya hızlı soluk alma, ateş ve titremelerin eşlik ettiği ciddi enfeksiyonlar (bunlar kan sisteminde bir enfeksiyon olan ve hayatı tehdit edebilen kan zehirlenmesinin belirtileri olabilir).
- Deri döküntüsü, deride kızarma, dudaklarda, gözlerde veya ağızda kabarcıklar, deride soyulma, yüksek ateş, grip benzeri semptomlar ve lenf nodlarında büyüme belirtilerinin herhangi biri ile birlikte görülebildiği şiddetli deri reaksiyonu. (toksik epidermal nekroliz [TEN])
Doktorunuz daha düşük bir doz almanızı, VALAMOR ile tedavinizde kesinti yapmanızı veya tedaviyi tamamen bırakmanızı isteyebilir.
VALAMOR şiddetli ve hayati tehlike yaratabilen akciğer iltihabına yol açabilir. Solunum güçlüğü, nefes darlığı, balgamlı-balgamsız öksürük, göğüs ağrısı gibi belirtileri ilk kez yaşadığınızda ya da bu belirtiler ağırlaştığında derhal doktorunuza danışınız.
Bunların hepsi çok ciddi yan etkilerdir.
Eğer bunlardan biri sizde mevcut ise, sizin VALAMOR'a karşı ciddi alerjiniz var demektir.
Acil tıbbi müdahaleye veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir.
Diğer yan etkiler aşağıda listelenenleri içerir. Eğer bu yan etkilerden herhangi biri şiddetli hal alırsa, doktorunuza veya eczacınıza söyleyiniz.
Diğer olası yan etkiler Çok yaygın
- Yorgunluk, soluk renkli ten (düşük alyuvar düzeyinin olası bir işareti, anemi (kansızlık))
- Nötropeni (kandaki nötrofil olarak bilinen kan hücresi seviyesinin düşmesi)
- Lökopeni (kanda bulunan lökosit (akyuvar veya beyaz kan hücresi) sayısının azalması)
- Lenfopeni (kandaki lenfosit olarak bilinen kan hücresi seviyesinin düşmesi)
- Boğaz ağrısı, burun akıntısı, ateş (solunum yolu enfeksiyonu işaretleri)
- Ağrılı ve sık idrara çıkma (idrar yolu enfeksiyonu işaretleri)
- Gastroenterit (mide bağırsak iltihabı)
- Sepsis (kan zehirlenmesi)
- İştah azalması
- Nefes darlığı (dispne), solunum güçlüğü
- Sırt ağrısı
- Bulantı (hasta hissetme)
- İshal
- Kusma
- Kabızlık
- Stomatit (ağız yaraları ve eşlik eden dişeti iltihabı)
- Karın ağrısı
- Dispepsi (mide bozukluğu, hazımsızlık, mide ekşimesi)
- Alopesi (saç dökülmesi veya saç incelmesi)
- Döküntü
- Prurit (kaşıntı)
- Bitkinlik (yorgunluk)
- Asteni (güçsüzlük)
- Pireksi (ateş)
- Baş ağrısı
- Periferik ödem (ellerde, ayak bileklerinde veya ayaklarda şişlik)
- Baş dönmesi veya sersemlik
- Öksürük
- Anormal karaciğer fonksiyonu testleri (kanda yer alan ALT ve AST enzimlerinin düzeyinde yükselme, kan bilirubin düzeyinde yükselme) Yaygın
- Karın ağrısı, mide bulantısı, kusma ve ishal (bir sindirim sistemi enfeksiyonu alan mide ve bağırsak iltihabı işaretleri)
- Kendiliğinden kanama veya morarma (düşük trombosit düzeyi işaretleri)
- Febril nötropeni (ateşin eşlik ettiği kandaki nötrofil olarak bilinen kan hücresi seviyesinin düşmesi durumu)
- Göz sulanması (gözyaşı salgısında artış)
- Gözlerde kuruluk
- Bayılma (senkop)
- Kan kalsiyum düzeyinde düşüş; bazen kramplara neden olabilir (hipokalsemi)
- Kan fosfat düzeyinde düşüş (hipofosfatemi)
- Kan potasyum düzeyinde düşüş, bu durum kalp ritminde bozukluğa yol açabilir (hipopotasemi)
- Disguzi (ağızda tuhaf tat)
- Karaciğerde kimyasal madde kaynaklı (artış göstermiş bir madde, zehir, vb.) oluşan hasar (hepatotoksisite)
- Anormal böbrek kan testi sonucu (kanda yüksek kreatinin düzeyi)
- Elektrokardiyogramda (EKG'de) QT uzaması: (EKG'de QT süresi olarak adlandırılan ve bir kalp atımı sırasında kalp karıncıklarının bir kez kasılıp gevşemesini gösteren sürenin (QT'nin) uzaması)
- Eritem (deride kızarıklık)
- Vertigo (baş dönmesi hissi)
- Cilt kuruluğu
- Vitiligo (ciltte yer yer renk kaybı)
- Ağız kuruluğu
- Ağız ve yutak ağrısı (boğaz ağrısı)
- İnterstisyel akciğer hastalığı/pnömonit (akciğer iltihabı) Seyrek
- Ciltte bir hedef tahtası ya da “hedef tahtasının merkezi” gibi görünebilen, koyu kırmızı bir merkez ve bu merkezi çevreleyen daha soluk kırmızı halkaların olduğu kırmızı beneklere veya lekelere neden olan bir cilt reaksiyonu (eritema multiforme) Bilinmiyor
- Toksik epidermal nekroliz (TEN) (mukoza zarı ve cildin enfeksiyona ya da ilaca bağlı olarak reaksiyon göstermesi ile ortaya çıkan bir rahatsızlık) Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Eğer hamileyseniz, ya da hamile olduğunuzu düşünüyorsanız veya bebek sahibi olmayı planlıyorsanız, tavsiye için VALAMOR almadan önce doktorunuza başvurunuz. Doktorunuz, hamilelik sırasında VALAMOR kullanmanın potansiyel riskleri üzerine sizinle konuşacaktır.
VALAMOR doğmamış bebeğinize zarar verebileceği için hamilelik sırasında kullanılmamalıdır. Çocuk doğurma potansiyeli bulunan bir kadınsanız, VALAMOR ile tedaviye başlamadan önce gebelik testinizin negatif olması gerekir. VALAMOR kullanırken ve son VALAMOR dozundan en az 21 gün sonrasına kadar etkili doğum kontrol yöntemleri (örn.; prezervatif ve diyafram gibi çift bariyer kontrasepsiyon) kullanmalısınız. Etkili doğum kontrol yöntemleri için doktorunuza başvurunuz.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
VALAMOR kullanırken ve son VALAMOR dozundan en az 21 gün sonrasına kadar emzirmemelisiniz.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerVALAMOR soya yağı içerir. Eğer yer fıstığı ya da soyaya alerjiniz varsa bu tıbbi ürünü kullanmayınız.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonNSAİ (nonsteroidal aromataz inhibitörü) ile kombine kullanımı halinde Östrojen reseptörü (ER) en az %10 pozitif, insan epidermal büyüme faktörü 2 (HER2) negatif pre/peri/postmenopozal metastatik meme kanseri olan, daha önce metastatik hastalık için endokrin tedavi almamış hastalar ile birlikte adjuvan NSAİ tedavisinin tamamlanmasından 12 ay sonra relaps yapmış veya adjuvan tamoksifen tedavisi sırasında veya sonrasında relaps yapmış hastalarda endikedir. Östrojen reseptörü (ER) en az %10 pozitif ve HER2 (-) olan pre/peri/postmenopozal metastatik meme kanserli daha önce fulvestrant kullanmamış hastalarda: 1 Metastatik hastalık tedavisi için bir sıra ve en az 6 ay aromataz inhibitörü alırken klinik ve/veya radyolojik hastalık progresyonu görülenlerde fulvestrant ile birlikte kullanılır. 2 Adjuvan aromataz inhibitörü tedavisini en az 12 ay süreyle kullandıktan sonra ya da adjuvan aromataz inhibitörü tedavisi tamamlandıktan sonraki 12 ay içinde nüks/metastaz gelişen hastalarda fulvestrant ile birlikte kullanılır. Adjuvan aromataz inhibitörü alırken ilk 12 ay içinde relaps görülen hastalarda veya metastatik hastalık nedeniyle bir sıradan daha fazla aromataz inhibitörü tedavisi almış olan hastalarda kullanılamaz. Pre/perimenopozal kadınlarda endokrin tedavisi, luteinize edici hormon salgılatıcı hormon (LHRH) agonisti ile birleştirilmelidir.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarEtkin maddeye ya da yer fıstığına, soyaya ya da listelenen yardımcı maddelerin herhangi birine karşı aşırı duyarlılık.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriKritik visseral hastalık Ribosiklibin etkililiği ve güvenliliği kritik visseral hastalığı olan hastalarda araştırılmamıştır. Nötropeni Nötropeninin şiddetine bağlı olarak Tablo 2’de tarif edildiği gibi ile tedaviye ara verilmesi, dozun azaltılması veya tedavinin kesilmesi gerekebilir. Hepatobiliyer toksisite ile tedaviye başlanmadan karaciğer fonksiyon testleri yapılmalıdır. ile tedaviye başlandıktan sonra karaciğer fonksiyon testleri izlenmelidir. Transaminaz yükselmelerinin şiddetine bağlı olarak Tablo 3’te tarif edildiği gibi ile tedaviye ara verilmesi, dozun azaltılması veya tedavinin kesilmesi gerekebilir. Başlangıçta AST/ALT derece ≥ 3 yükselmeleri olan hastalar için öneriler belirlenmemiştir. QT aralığında uzama Çalışma E2301’de (MONALEESA-7) ribosiklib artı tamoksifen alan hastaların (%16,1) ve ribosiklib artı bir nonsteroidal aromataz inhibitörü (NSAI) alan hastaların (%7,3), çalışma başlangıcına kıyasla > 60 milisaniyelik bir QTcF aralığı artışı gözlenmiştir. tamoksifen ile kombinasyon halinde kullanımı önerilmemektedir. Tedaviye başlanmadan önce EKG değerlendirmesi yapılmalıdır. ile tedavi sadece QTcF değerleri <450 milisaniye olan hastalarda başlatılmalıdır. EKG, ilk siklusun yaklaşık 14. gününde ve sonrasında klinik durum gerektirdikçe tekrarlanmalıdır. Tedaviye başlanmadan önce, ilk altı siklusun başında ve sonrasında klinik durum gerektirdikçe serum elektrolitlerinin (potasyum, kalsiyum, fosfor ve magnezyum dahil) izlemi yapılmalıdır. Anormallik varsa ile tedaviye başlanmadan önce ve ile tedavi sırasında düzeltilmelidir. Halihazırda QTc uzaması olan ya da QTc uzaması açısından önemli riske sahip hastalarda kullanımından kaçınılmalıdır. Bu hastalar: Uzun QT sendromu olan hastalar. Yakın zamanda geçirilmiş miyokard enfarktüsü, konjestif kalp yetmezliği, stabil olmayan anjina ve bradiaritmiler dahil kontrol edilmemiş veya önemli kalp hastalığı olan hastalar. Elektrolit anormallikleri olan hastalardır. QTcF aralığında klinik olarak anlamlı uzamaya yol açabileceğinden QTc aralığını uzattığı bilinen ilaçlar ve/veya güçlü CYP3A4 inhibitörleri ile birlikte kullanımından kaçınılmalıdır. Güçlü bir CYP3A4 inhibitörü ile tedavinden kaçınılamazsa, doz günde bir kez 400 mg’a düşürülmelidir. Tedavi sırasında gözlenen QT uzamasına bağlı olarak Tablo 4’te tarif edildiği gibi ile tedaviye ara verilmesi, dozun azaltılması veya tedavinin kesilmesi gerekebilir. Şiddetli kutanöz reaksiyonlar tedavisi ile toksik epidermal nekroliz (TEN) bildirilmiştir. Şiddetli kutanöz reaksiyonları düşündüren işaret ve semptomlar (örn., sıklıkla kabarcıklar veya mukozal lezyonlar ile birlikte progresif geniş çaplı deri döküntüsü) ortaya çıkarsa, acilen bırakılmalıdır. İnterstisyel Akciğer Hastalığı/Pnömonit ve diğer siklin-bağımlı kinaz (CDK4/6) inhibitörleriyle tedavi edilen hastalarda şiddetli, yaşamı tehdit eden veya ölümcül interstisiyel akciğer hastalığı (İAH) ve/veya pnömonit oluşabilir. Üç Faz-III klinik çalışmada (MONALEESA-2, MONALEESA-3, MONALEESA-7) ribosiklib tedavisi alan hastaların %1,6’sında herhangi bir dereceden İAH/pnömonit, %0,4’ünde Derece 3 ya da Derece 4, %0,1’inde ölüm rapor edilmiştir. Ruhsatlandırma sonrasında ek İAH/Pnömonit olgularına rastlanmış olup, ölümlü vakalar bildirilmiştir. Hastalar, İAH/Pnömonit düşündüren akciğer semptomları (örn., hipoksi, öksürük, dispne) açısından takip edilmelidir. İAH/Pnömonit kuşkusu yaratacak yeni veya kötüleşen solunum semptomları olan hastalarda hemen kullanımı durdurularak hasta değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Tekrarlayan semptomatik veya şiddetli İAH veya pnömonit gözlenen hastalarda kullanımı kalıcı olarak bırakılmalıdır. Kan kreatinin yükselmesi Ribosiklib, proksimal tübüllerden kreatinin aktif salgılanmasında rol oynayan renal taşıyıcılar organik katyon taşıyıcı 2 (OCT2) ve çoklu ilaç ve toksin ekstrüzyon proteini 1’in (MATE1) bir inhibitörü olarak kan kreatinin artışına neden olabilir. Tedavi sırasında kan kreatinin artışı durumunda, böbrek yetmezliğini dışlamak için böbrek fonksiyonunun daha fazla değerlendirilmesi önerilir. CYP3A4 substratları Ribosiklib 600 mg dozda güçlü bir CYP3A4 inhibitörü ve 400 mg dozda orta güçte bir CYP3A4 inhibitörüdür. Bu nedenle, ribosiklib CYP3A4 ile metabolize edilen tıbbi ürünlerle etkileşime girebilir ki bu da CYP3A4 substratlarının serum konsantrasyonlarında artışa yol açabilir. Dar terapötik indekse sahip duyarlı CYP3A4 substratları ile eş zamanlı kullanım durumunda dikkat önerilmektedir ve CYP3A4 inhibitörleri ile birlikte uygulamaya ilişkin öneriler için diğer ürünün KÜB’üne danışılmalıdır. Böbrek yetmezliği Şiddetli böbrek yetmezliği olan hastalar için önerilen 200 mg’lık başlangıç dozunun, normal böbrek fonksiyonu olan hastalardaki standart başlangıç dozuna kıyasla yaklaşık %45 daha düşük maruziyet ile sonuçlandığı tahmin edilmektedir. Bu başlangıç dozundaki etkinlik araştırılmamıştır. Şiddetli böbrek yetmezliği olan hastalar, toksisite belirtileri açısından yakından takip edilerek dikkatli olunmalıdır. Çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlar Çocuk doğurma potansiyeli olan kadınların, kullanırken ve son dozdan en az 21 gün sonrasına kadar etkili bir doğum kontrol yöntemi kullanmaları önerilmelidir. Soya lesitini soya lesitini içerir. Yer fıstığına veya soyaya aşırı duyarlılığı olan hastalar kullanmamalıdır.
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerBu belgede yan etki sıklıkları tablo sütunlarında verildiği için aşağıdaki listede sıklıklar eksik ya da başka bir etkinin yanında görünebilir; sıklıklar için KÜB belgesinin aslına bakınız.
Birleştirilmiş veri kümesinde ribosiklib artı herhangi bir kombinasyon için sıklığın plasebo artı herhangi bir kombinasyon için sıklıktan fazla olduğu en yaygın advers reaksiyonlar (≥ %20 sıklıkla bildirilen) nötropeni, enfeksiyonlar, bulantı, yorgunluk, diyare, lökopeni, kusma, baş ağrısı, konstipasyon, alopesi, öksürük, döküntü, sırt ağrısı, anemi ve anormal karaciğer fonksiyonu testleridir. Birleştirilmiş veri kümesinde ribosiklib artı herhangi bir kombinasyon için sıklığın plasebo artı herhangi bir kombinasyon için sıklıktan fazla olduğu en yaygın derece advers reaksiyonlar (≥2 sıklıkla bildirilen) nötropeni, lökopeni, anormal karaciğer fonksiyonu testleri, lenfopeni, enfeksiyonlar, sırt ağrısı, anemi, yorgunluk, hipofosfatemi ve kusmadır. Nedensel ilişkiye bakılmaksızın, faz III çalışmalarında kombinasyona bakmaksızın ribosiklib alan hastalarda advers olaylara bağlı doz azaltımı hastaların %39,5’inde; faz III çalışmalarında herhangi bir kombinasyon ve ribosiklib alan hastalarda tedavinin kalıcı olarak durdurulması hastaların %8,7’sinde bildirilmiştir. Advers reaksiyonların tablo halinde özeti Ribosiklibin genel güvenlilik profili, ribosiklibi endokrin tedavisi (N=582, bir aromataz inhibitörü ile kombinasyon halinde ve N=483, fulvestrant ile kombinasyon halinde) ile kombinasyon halinde alan ve HR-pozitif, HER2-negatif ileri veya metastatik meme kanseri üzerine randomize, çift kör, plasebo kontrollü faz III klinik çalışmalara (MONALEESA-2, MONALEESA-7 NSAI alt grubu ve MONALEESA-3) katılan 1065 hastanın birleştirilmiş veri kümesine dayanmaktadır. Pazarlama sonrasında, ilave advers reaksiyonlar görülmüştür. Birleştirilmiş faz III çalışmaların veri kümesi genelinde ribosiklib tedavisine medyan maruziyet süresi 19,2 ay olup hastaların %61,7’sinde maruziyet ≥12 aydır. Her bir sıklık gruplandırması içinde advers reaksiyonlar azalan ciddilik derecelerine göre sunulmaktadır. Ayrıca, her advers reaksiyon için karşılık gelen sıklık kategorisi şu sisteme dayanmaktadır (2 Karın ağrısı: Karın ağrısı, üst karın ağrısı. 3 Hepatotoksisite: Hepatik sitoliz, ilaç kaynaklı karaciğer hasarı, hepatotoksisite, karaciğer yetmezliği, otoimmün hepatit (tek bir vaka). 4 Döküntü: Döküntü, makülo-papüler döküntü, kaşıntılı doküntü. 5 Anormal karaciğer fonksiyonu testleri: ALT düzeyinde yükselme, AST düzeyinde yükselme, kan bilirubin düzeyinde yükselme. Seçilen advers reaksiyonların tanımı Nötropeni en sık bildirilen advers reaksiyon (%75,4) olup, faz III çalışmalarında ribosiklib ve herhangi bir kombinasyon kullanan hastaların %62’sinde nötrofil sayımlarında derece 3 veya 4 azalma (laboratuvar bulgularına dayanarak) bildirilmiştir. Derece 2, 3 veya 4 nötropeni görülen hastalar arasında, bir olay yaşamış hastalar için başlangıca kadar geçen medyan süre 17 gündür. Derece ≥3 düzelmeye (normalizasyona veya derece <3’e) kadar geçen medyan süre ribosiklib artı herhangi bir kombinasyon tedavisi kollarında tedavide ara vermeyi ve/veya azaltmayı ve/veya tedavinin bırakılmasını takiben 12 gündür. Febril nötropeni faz III çalışmalarında ribosiklibe maruz kalmış hastaların yaklaşık %1,7’sinde bildirilmiştir. Hastalara herhangi bir ateş durumunu derhal bildirmeleri söylenmelidir. Nötropeni, şiddet derecesine dayalı olarak laboratuvar izlemi, dozlara ara verme ve/veya doz modifikasyonu ile kontrol edilmiştir. Nötropeniye bağlı tedavinin bırakılması düşük oranda gerçekleşmiştir (%0,8). Hepatobiliyer toksisite Faz III klinik çalışmalarda, hepatobiliyer toksisite durumu ribosiklib artı herhangi bir kombinasyon kolundaki hastalarda, plasebo artı herhangi bir kombinasyon kolundaki hastalara kıyasla daha yüksek bir oranda görülmüş (sırasıyla, %27,3’e karşılık %19,6), ribosiklib artı herhangi bir kombinasyon ile tedavi edilen hastalar arasında daha fazla derece advers olay bildirilmiştir (sırasıyla, %13,2’ye kıyasla %6,1). Transaminazlarda yükselme gözlemlenmiştir. Ribosiklib ve plasebo kollarında sırasıyla ALT (%11,2’ye karşılık %1,7) ve AST’de (%7,8’e karşılık %2,1) derece 3 veya 4 artışlar bildirilmiştir. Kolestaz yokluğunda alkalen fosfataz normal iken ALT veya AST değerlerinde normalin üst sınırının üç katından büyük ve toplam bilirubin değerinde normalin üst sınırının iki katından büyük eş zamanlı yükselmeler, 6 hastada görülmüştür (Çalışma A2301’de 4 hasta; ribosiklib tedavisi bırakıldıktan sonra düzeyleri 154 gün içinde normale dönmüştür ve Çalışma F2301’de 2 hasta; ribosiklib tedavisi bırakıldıktan sonra düzeyleri sırasıyla 121 ve 532 gün içinde normale dönmüştür). Çalışma E2301’de (MONALEESA-7) bu gibi vakalar raporlanmamıştır. Hepatobiliyer toksisite olayları nedeniyle dozlara ara verme ve/veya doz ayarlamaları, ribosiklib artı herhangi bir kombinasyon ile tedavi edilen hastaların %12,3’ünde, ağırlıklı olarak ALT düzeyinde yükselme (%7,9) ve/veya AST düzeyinde yükselme (%7,3) nedeniyle bildirilmiştir. Ribosiklib artı herhangi bir kombinasyon tedavisinin, anormal karaciğer fonksiyonu testleri veya hepatotoksisite nedeniyle kesilmesi, hastaların sırasıyla %2,4 ve %0,3’ünde söz konusu olmuştur. Faz III çalışmalarda, derece 3 veya 4 ALT veya AST artışı olaylarının %70,9’u tedavinin ilk 6 ayı içinde meydana gelmiştir. Derece 3 veya 4 ALT/AST artışı görülen hastalar arasında başlangıca kadar geçen medyan süre ribosiklib artı herhangi bir kombinasyon kolu için 92 gündür. Ribosiklib artı herhangi bir kombinasyon kolunda düzelmeye (normalizasyona veya derece ≤2’ye) kadar geçen medyan süre 21 gündür. QT uzaması Çalışma E2301’de (MONALEESA-7) çalışma başlangıcına göre gözlenen ortalama QTcF artışı, NSAI artı plasebo alt grubu ile karşılaştırıldığında tamoksifen artı plasebo alt grubunda yaklaşık 10 milisaniye daha yüksek olarak tek başına tamoksifenin, ribosiklib artı tamoksifen grubunda gözlenen QTcF değerlerine katkıda bulunmuş olabilecek bir QTcF uzatma etkisinin olduğunu düşündürmüştür. Plasebo kolunda, çalışma başlangıcına göre >60 milisaniyelik QTcF aralığı artışı tamoksifen alan (%6,7) hastada görülürken, NSAI alan hiçbir hastada görülmemiştir. Ribosiklib artı tamoksifen alan hastaların (%16,1) ve ribosiklib artı bir NSAI alan hastaların (%7,3), çalışma başlangıcına kıyasla > 60 milisaniyelik bir QTcF aralığı artışı gözlenmiştir. Ribosiklibin tamoksifen ile kombinasyon halinde kullanımı önerilmemektedir. Faz III klinik çalışmalarda, ribosiklib artı aromataz inhibitörü veya fulvestrant kollarında hastaların %9,3’ü ve plasebo artı aromataz inhibitörü veya fulvestrant kollarında hastaların %3,5’i en az bir QT aralığı uzaması olayı deneyimlemiştir (EKG’de QT uzaması ve senkop dahil). EKG verilerinde inceleme, 15 hastanın (%1,4) >500 milisaniye başlangıç sonrası QTcF değerine sahip olduğunu ve 61 hastanın (%5,8) QTcF aralıklarında başlangıca göre >60 milisaniye artış yaşadığını göstermiştir. Torsade de pointes vakaları bildirilmemiştir. Elektrokardiyogramda QT uzaması ve senkop nedeniyle dozlara ara verme/doz ayarlamaları, ribosiklib artı aromataz inhibitörü veya fulvestrant ile tedavi edilen hastaların %2,9’unda bildirilmiştir. EKG verilerinin analizi, ribosiklib artı aromataz inhibitörü veya fulvestrant kollarında ve plasebo artı aromataz inhibitörü veya fulvestrant kollarında sırasıyla 55 hasta (%5,2) ve 12 hastada (%1,5) en az bir >480 milisaniye başlangıç sonrası QTcF sonucu göstermiştir. >480 milisaniye QTcF uzaması olan hastalar arasında olayın başlangıcına kadar geçen medyan süre kombinasyona bakılmaksızın 15 gün olmuş ve dozlara ara verildiğinde ve/veya doz azaltıldığında bu değişikliklerin geri dönüşlü olduğu görülmüştür. Böbrek yetmezliği olan hastalar Üç önemli çalışmada, hafif böbrek yetmezliği olan 341 hasta ve orta derecede böbrek yetmezliği olan 97 hasta ribosiklib ile tedavi edilmiştir. Şiddetli böbrek yetmezliği olan hastalar çalışmaya dahil edilmemiştir. Tedavi sırasında başlangıçtaki böbrek yetmezliğinin derecesi ile kan kreatinin değerleri arasında bir korelasyon bulunmaktadır. Hafif veya orta derecede böbrek yetmezliği olan hastalarda QT uzaması ve trombositopeni oranlarında hafif artış gözlenmiştir. Bu toksisiteler durumunda izleme ve doz ayarlama önerileri için 4.
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.