SİMPONİ 50 MG/0,5 ML PEN SC ENJEKSİYONLUK ÇÖZELTİ İÇEREN KULLANIMA HAZIR KALEM ,1 KALEM
Fiyat ve paketler
| Paket | Barkod | Fiyat | Birim fiyat |
|---|---|---|---|
| paket | 8699593950162 | 17.828,81 TL | |
| paket | 8699593950155 | 17.828,81 TL |
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Simponi 50 mg/0,5 mL ne için kullanılır?
KÜB 4.1 · EndikasyonRomatoid artrit (RA): metotreksatla kombine olarak; orta ila ciddi, aktif, metotreksat dahil hastalığı modifiye eden anti-romatizmal ilaç (DMARD) tedavisine yeterli yanıt alınamamış olan romatoid artrit tedavisinde endikedir. metotreksatla kombine olarak; radyografiyle ölçülen eklem hasarının ilerleme hızını yavaşlattığı ve fiziksel fonksiyonda düzelme sağladığı gösterilmiştir. Jüvenil idiyopatik artrit Poliartiküler jüvenil idiyopatik artrit (pJIA): metotreksat ile önceki tedaviye yeterli düzeyde yanıt alınamamış, vücut ağırlığı en az 40 kg olan çocuklarda metotreksat ile kombine olarak poliartiküler jüvenil idiyopatik artritin tedavisinde endikedir. Psoriatik artrit (PsA): tek başına veya metotreksatla kombine olarak; hastalığı modifiye eden antiromatizmal ilaç (DMARD) tedavisine yeterli yanıt alınamamış olan aktif ve progresif psoriatik artrit tedavisinde endikedir. Hastalığın poliartiküler simetrik alt tipleri olan hastalarda radyografiyle ölçülen periferik eklem hasarının ilerleme hızını yavaşlattığı ve fiziksel fonksiyonda düzelme sağladığı gösterilmiştir. Aksiyal spondilartrit Ankilozan spondilit (AS): konvansiyonel tedaviye yeterli yanıt vermemiş yetişkinlerde şiddetli, aktif ankilozan spondilit tedavisinde endikedir. Radyografik olarak AS kanıtı olmayan aksiyal spondilartrit (nr-Aksiyal SpA): manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ile objektif inflamasyon bulguları olan yüksek C-reaktif proteinin (CRP) eşlik ettiği veya etmediği ancak radyolojik olarak AS kanıtı olmayan ve nonstreoid antiinflamatuvar ilaçlara (NSAİİ) yetersiz yanıt veren veya bu ilaçlara intoleransı olan ciddi, aktif aksiyal spondilartritli yetişkin hastaların tedavisinde endikedir. Ülseratif kolit (ÜK): kortikosteroidler ve 6-merkaptopürin (6-MP) veya azatioprin (AZA) gibi konvansiyonel tedavilere yeterli yanıt vermemiş olan veya bu tip tedavileri tolere edemeyen ya da tıbbi kontrendikasyonları bulunan yetişkin hastalarda orta ila şiddetli aktif ülseratif kolitin tedavisi için endikedir.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · Kullanmayınız- Golimumaba veya SIMPONI'nin içerdiği yardımcı maddelere karşı alerjiniz (aşırı duyarlılığınız) varsa,
- Verem (tüberküloz) hastasıysanız veya ağır bir enfeksiyon geçirmekteyseniz,
- Orta derecede veya şiddetli kalp yetmezliğiniz varsa.
Eğer yukarıda yer alan durumların sizin için geçerli olup olmadığından emin değilseniz doktorunuzla veya eczacınızla temasa geçiniz.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleri65 yaş üstü hastalarda ölümle sonuçlanabilecek ciddi enfeksiyon riski 65 yaş altındakilere göre daha yüksektir. İzlenebilirlik Biyolojik ürünlerin takip edilebilirliğinin sağlanması için uygulanan ürünün ticari ismi ve seri numarası mutlaka hasta dosyasına kaydedilmelidir. Enfeksiyonlar tedavisi öncesinde, sırasında ve sonrasında hastalar, tüberküloz dahil enfeksiyonlar bakımından yakından izlenmelidir. Golimumabın eliminasyon süresi 5 aya kadar uzayabildiğinden söz konusu hastaların bu süre boyunca da izlenmesi gerekir. Ciddi bir enfeksiyon ya da sepsis gelişen bir hastada, tedavisine daha fazla devam edilmemelidir. Klinik bakımdan önemli, aktif bir enfeksiyonu olan hastalara verilmemelidir. Kronik bir enfeksiyonu olan ya da yineleyen enfeksiyon anamnezi veren hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Hastalar, enfeksiyonla ilgili potansiyel risk faktörleri ve bunlardan sakınmaları konusunda uygun şekilde bilgilendirilmelidir. TNF-blokerleri kullanan hastalar ciddi enfeksiyonlara karşı daha duyarlıdır. alan hastalarda ölümleri de içeren bakteri (sepsis ve pnömoni dahil), mikobakteri (tüberküloz dahil) ve invazif mantar enfeksiyonları ile fırsatçı enfeksiyonlar bildirilmiştir. Bu ciddi enfeksiyonlardan bazıları aynı zamanda, arka plandaki hastalığa ilave olarak enfeksiyonlara zemin hazırlayan immunosupresif tedavi de alan hastalarda görülmüştür. tedavisi altındayken yeni bir enfeksiyon gelişen hastalar yakından izlenmeli ve tanı amacıyla tam bir değerlendirmeden geçirilmelidir. Yeni bir ciddi enfeksiyon ya da sepsis gelişen hastalarda uygulaması durdurulmalı ve bu enfeksiyon kontrol altına alınıncaya kadar uygun antimikrobiyal veya antifungal tedaviye başlanmalıdır. Histoplazmoz, koksidioidomikoz veya blastomikoz gibi invazif mantar enfeksiyonlarının endemik olduğu bölgelerde yaşamış ya da bu bölgelere yolculuk yapmış hastalarda tedavisine başlanmadan önce, bu tedavinin faydaları ve riskleri dikkatle değerlendirilmelidir. ile tedavi edilen riskli hastalarda, eğer ciddi bir sistemik hastalık gelişirse bir invaziv fungal enfeksiyon akla gelmelidir. Bu hastalarda uygun olduğunda; tanı ve ampirik antifungal tedavi uygulanmasına, invaziv fungal enfeksiyonu olan hastaların tedavisinde uzmanlığı olan bir hekim görüşü alınarak karar verilmelidir. Tüberküloz alan hastalarda tüberküloz bildirilmiştir. Bildirilen tüberkülozun, bu raporların büyük bölümünde kendisini lokal ya da yaygın enfeksiyon şeklinde gösteren, akciğer dışı tüberküloz olduğunun altı çizilmelidir. tedavisine başlanmadan önce tüm hastalar, aktif ve inaktif (‘latent’) tüberküloz bakımından değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme, kişisel tüberküloz öyküsü veya tüberkülozla olası temas ve önceki ve/veya güncel immunosupresif tedavi dahil ayrıntılı bir tıbbi anamnez alınmasını içermelidir. Tüm hastalarda aktif tarama testleri (yani tüberkülin deri veya kan testi ve göğüs radyografileri) gerçekleştirilmelidir (yerel önerilere uyulması gerekebilir). Bu testlerin yapıldığının kaydedilmesi önerilir. Doktorlara, özellikle ağır hasta veya bağışıklık sorunları olan hastalarda olmak üzere yalancı negatif tüberkülin deri testi sonuçlarının taşıdığı risk anımsatılmalıdır. Aktif tüberküloz tanısı konulursa tedavisine başlanmamalıdır. Latent tüberkülozdan şüphelenildiğinde, tüberküloz tedavisinde uzman bir doktora danışılmalıdır. tedavisinin fayda/risk dengesi, aşağıda anlatılan bütün durumlarda son derece dikkatli değerlendirilmelidir. İnaktif (‘latent’) tüberküloz tanısı konulursa, tedavisine başlanmadan önce ve yerel öneriler doğrultusunda anti-tüberküloz tedaviyle latent tüberküloz tedavisi başlatılmalıdır. Çok sayıda veya önemli tüberküloz risk faktörleri mevcut olan ve latent tüberküloz testi negatif sonuç veren hastalarda, başlanmadan önce anti-tüberküloz tedavi uygulanması düşünülmelidir. başlanmadan önce anti-tüberküloz tedavi kullanımı, latent veya aktif tüberküloz anamnezi veren ancak yeterli bir tedavi kürünün uygulandığı doğrulanamayan hastalarda da düşünülmelidir. Latent tüberküloz tedavisi sırasında ve sonrasında ile tedavi edilen hastalarda aktif tüberküloz vakaları görülmüştür. Latent tüberküloz testi negatif sonuç veren hastalar, latent tüberküloz için tedavi almakta olan hastalar veya daha önce tüberküloz enfeksiyonu için tedavi görmüş hastalar dahil olmak üzere, alan hastalar aktif tüberkülozun semptom ve bulguları yönünden yakından takip edilmelidir. Bütün hastalara, tedavisi sırasında veya sonrasında, tüberkülozu düşündüren belirtiler/semptomlar (örneğin inatçı öksürük, aşırı zayıflama/kilo kaybı, düşük dereceli ateş) ortaya çıkarsa doktora başvurmaları gerektiği bildirilmelidir. Hepatit B virüsü reaktivasyonu Virüsün kronik taşıyıcısı (yani yüzey antijeni pozitif) olan hastalarda dahil, bir TNF-antagonisti kullanılması sırasında hepatit B reaktivasyonu geliştiği bildirilmiştir. Bazı vakalar ölümle sonuçlanmıştır. tedavisine başlanmadan önce hastalar HBV enfeksiyonu yönünden test edilmelidir. HBV enfeksiyon testi pozitif sonuç veren hastalarda, hepatit B tedavisinde uzman olan bir hekime danışılması önerilir. tedavisine ihtiyaç duyan HBV taşıyıcıları, tedavi süresince ve ayrıca tedavi bittikten sonra aylar boyunca, aktif HBV enfeksiyonuna ait belirtiler ve semptomlar açısından yakından izlenmelidir. HBV taşıyıcısı olan hastaların HBV reaktivasyonunu önlemek için TNF-antagonist tedavisiyle birlikte anti-viral ilaçlarla tedavi edilmesine dair yeterli veri yoktur. HBV reaktivasyonu gelişen hastalarda verilmesi durdurulmalı ve uygun destek tedavisiyle birlikte etkili anti-viral tedavi uygulanmalıdır. Maligniteler ve lenfoproliferatif hastalıklar TNF-blokeri tedavisinin, malignitelerin gelişmesindeki potansiyel rolü bilinmemektedir. Bir TNF-antagonistiyle tedavi edilen hastalarda lenfomalar, lösemiler veya diğer malignitelerin muhtemel gelişme riski, bugünkü bilgilerimizle dışlanamamaktadır. Malignite öyküsü olan hastalarda TNF-blokeri tedavisi veya malignite gelişen hastalarda tedaviye devam edilmesi düşünülürken dikkatli olmak gerekir. Pediyatrik malignite Pazarlama sonrası dönemde, TNF-bloker ajanlarla tedavi edilen (tedaviye ≤18 yaşında başlanmıştır) çocuklar, ergenler ve 22 yaşına kadar olan genç erişkinlerde bazıları ölümle sonuçlanan maligniteler bildirilmiştir. Bu hastaların yaklaşık yarısında malignite olarak lenfomalar gelişmiş, diğerlerinde ise seyrek görülen ve genellikle immunosupresyona eşlik edenler de dahil olmak üzere çeşitli ve farklı maligniteler geliştiği bildirilmiştir. TNFblokerleriyle tedavi edilen çocuklarda ve ergenlerde malignite gelişme riski dışlanamaz. Lenfoma ve lösemi dahil bütün TNF-blokerleriyle yapılan klinik çalışmaların kontrollü bölümlerinde; anti-TNF tedavisi alan hastalarda gelişen lenfoma vakalarının sayısının, kontrol hastalarıyla karşılaştırıldığında daha fazla olduğu gözlenmiştir. Faz IIb ve Faz III klinik çalışmaları sırasında ile tedavi edilen romatoid artrit, psoriatik artrit ve ankilozan spondilit hastalarındaki lenfoma insidansı, toplum genelinde beklenenden daha yüksek bulunmuştur. ile tedavi edilen hastalarda lösemi vakaları bildirilmiştir. Uzun süredir devam eden, ileri derecede aktif, enflamatuvar hastalığı olan romatoid artritli hastalarda altta yatan lenfoma ve lösemi gelişme riski daha yüksektir ve bu, risk tahminini karmaşık hale getirir. Diğer TNF-bloker ajanlarla tedavi edilen hastalarda pazarlama sonrası dönemde seyrek hepatosplenik T hücreli lenfoma (HSTCL) vakaları rapor edilmiştir. Seyrek görülen bu T hücreli lenfoma tipi çok agresif bir hastalık seyri izler ve genellikle ölümcüldür. Bu vakaların büyük kısmı adolesan ve genç yetişkin erkeklerde görülmüştür ve bu kişilerin neredeyse tümü, enflamatuvar barsak hastalığı için eş zamanlı olarak azatioprin (AZA) veya 6-merkaptopürin (6-MP) almıştır. AZA veya 6-MP ile kombinasyonunun potansiyel riski dikkatle değerlendirilmelidir. TNF-blokerleri ile tedavi edilen hastalarda hepatosplenik T hücreli lenfoma gelişme riski dışlanamaz. Lenfoma dışındaki diğer maligniteler Romatoid artrit, psoriatik artrit, ankilozan spondilit ve ülseratif kolit hastalarındaki Faz IIb ve Faz III çalışmalarının kontrollü bölümlerinde, lenfoma dışındaki diğer malignitelerin (melanom dışı deri kanseri hariç) insidansı, ve kontrol gruplarında benzer bulunmuştur. Kolon displazisi/karsinomu Golimumab tedavisinin displazi veya kolon kanseri gelişme riskini etkileyip etkilemediği bilinmemektedir. Displazi veya kolon karsinomu gelişimi açısından artmış risk taşıyan tüm ülseratif kolitli hastalar (örneğin, uzun zamandır devam eden ülseratif kolit veya primer sklerozan kolanjiti olan hastalar) veya geçmişinde displazi veya kolon karsinomu öyküsü olan hastalar, tedaviden önce ve tüm hastalık seyri boyunca displaziler yönünden düzenli olarak taranmalıdır. Bu değerlendirme yerel tavsiyelere uygun şekilde kolonoskopi ve biyopsileri içermelidir. Displazi tanısı yeni konmuş, ile tedavi edilen hastalarda her bir hastaya yönelik riskler ve faydalar dikkatle gözden geçirilmeli ve tedaviye devam edip etmeme kararı değerlendirilmelidir. şiddetli, persistan astım hastalarında kullanılmasını değerlendiren, eksplorasyon amaçlı bir klinik çalışmada, ile tedavi edilen hastalarda kontrol hastalarına göre daha fazla malignite bildirilmiştir. Bu bulgunun anlamlılığı bilinmemektedir. Başka bir anti-TNF ajan olan infliksimabın, orta ila şiddetli kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan hastalarda kullanıldığı eksplorasyon amaçlı bir klinik çalışmada; infliksimabla tedavi edilen hastalarda kontrol hastalarına göre çoğu akciğerlerde veya baş ve boyunda olmak üzere daha fazla malignite bildirilmiştir. Bu hastaların tümünde aşırı sigara kullanma öyküsü mevcuttur. KOAH hastalarında ve ayrıca aşırı sigara kullanımı nedeniyle malignite riski artmış olan hastalarda herhangi bir TNF-antagonisti kullanılırken dikkatli olmak gerekir. Cilt kanserleri dahil TNF-bloker ajanlarla tedavi edilen hastalarda melanom ve Merkel hücreli karsinom bildirilmiştir…
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlar gibi, SIMPONI'nin içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir.
Bazı hastalarda ciddi yan etkiler görülebilir ve tedaviye ihtiyaç duyabilirler. Bazı yan etkilerin riski 100 mg'lık dozda, 50 mg'lık dozla karşılaştırıldığında daha fazladır. Yan etkiler son enjeksiyondan sonraki aylarda görülebilir.
Yan etkiler, aşağıda tanımlanan belirli sıklıklar ile meydana gelebilir:
- Çok yaygın (10 hastada 1 kişiden fazla görülen)
- Yaygın (10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilir) Yaygın olmayan (100 hastanın birinden az, fakat 1.000 hastanın birinden fazla görülebilir) Seyrek (1.000 hastanın birinden az fakat 10.000 hastanın birinden fazla görülebilir) Çok seyrek (10.000 hastanın birinden az görülebilir) Bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor) Aşağıdakilerden biri olursa SIMPONI'yi kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
- Ciddi olabilen veya nadiren yaşamı tehdit eden alerjik reaksiyonlar (seyrek). Alerjik reaksiyon belirtileri yüzde, dudaklarda, ağız veya boğazda şişme (yutkunmayı veya nefes almayı zorlaştırabilir), deri döküntüsü, kurdeşen, ellerde, ayaklarda veya ayak bileklerinde şişmeyi içerebilir. Bu reaksiyonların bazıları SIMPONI ilk kez uygulandıktan sonra görülmüştür.
- Ciddi enfeksiyonlar (tüberküloz, ciddi kan enfeksiyonları ve pnömoniyi içeren bakteriyel enfeksiyonlar, şiddetli mantar enfeksiyonları ve diğer fırsatçı enfeksiyonlar dahil) (yaygın). Enfeksiyon belirtileri ateş, yorgunluk, (inatçı) öksürük, nefes darlığı, gribe benzer semptomlar, kilo kaybı, gece terlemeleri, ishal, yaralar, diş sorunları ve idrara çıkarken yanma hissini içerebilir.
- Hepatit B taşıyıcısı iseniz veya geçmişte hepatit B geçirdiyseniz, hepatit B virüsünün yeniden aktivasyonu (seyrek). Belirtiler cilt ve gözlerin renginde sararma, koyu kahverengi idrar, karnın sağ tarafında ağrı, ateş, mide bulantısı, kusma ve çok yorgun hissetmeyi içerebilir.
- Multipl skleroz gibi sinir sistemi hastalıkları (seyrek). Sinir sistemi hastalığının belirtileri görmenizde değişiklikler, kollarınızda veya bacaklarınızda güçsüzlük ve vücudunuzun herhangi bir bölgesinde uyuşma veya karıncalanmayı içerebilir.
- Lenf düğümü kanseri (lenfoma) (seyrek). Lenfoma belirtileri lenf düğümlerinde şişlik, kilo kaybı veya ateşi içerebilir.
- Kalp yetmezliği (seyrek). Kalp yetmezliği belirtileri nefes darlığı ve ayaklarınızın şişmesini içerebilir.
- Bağışıklık sistemi hastalıklarının belirtileri:
- Lupus (seyrek). Belirtiler eklem ağrısı ve yanaklarda veya kollarda güneşe duyarlı döküntüyü içerebilir.
- Sarkoidoz (seyrek). Belirtiler inatçı öksürük, nefes darlığı, göğüste ağrı, ateş, lenf düğümlerinizde şişlik, kilo kaybı, deri döküntüleri ve bulanık görmeyi içerebilir.
- Küçük kan damarlarında şişlik (vaskulit) (seyrek). Belirtileri ateş, baş ağrısı, kilo kaybı, gece terlemeleri, döküntü, uyuşukluk ve karıncalanma gibi sinir sorunlarını içerebilir.
- Deri kanseri (yaygın olmayan). Deri kanserinin belirtileri derinizin görünümünde değişikliği ya da deriniz üzerinde kitleleri içerebilir.
- Kan hastalığı (yaygın). Kan hastalığının belirtileri düşmeyen ateş, çok kolay morluk veya kanama gelişmesi ve cildin çok solgun görünmesini içerebilir.
- Kan kanseri (lösemi) (seyrek). Löseminin belirtileri ateş, yorgun hissetme, sık görülen enfeksiyonlar, kolay morarma ve gece terlemelerini içerebilir.
Bunların hepsi çok ciddi yan etkilerdir. Eğer bunlardan biri sizde mevcut ise sizin SIMPONI'ye karşı ciddi alerjiniz var demektir. Acil tıbbi müdahaleye veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir.
Diğer yan etkiler:
- Çok yaygın
- Üst solunum yolu enfeksiyonları, boğaz ağrısı veya ses kısıklığı, burun akıntısı Yaygın
- Doktorunuz tarafından yapılmış kan testleri esnasında bulunan anormal karaciğer testi sonuçları (artmış karaciğer enzimleri)
- Baş dönmesi
- Baş ağrısı
- Uyuşma hissi veya karıncalanma hissi
- Yüzeysel mantar enfeksiyonları
- Apse
- Bakteri enfeksiyonları (selülit gibi)
- Düşük kırmızı kan hücresi sayısı (kansızlık)
- Düşük beyaz kan hücresi sayısı
- Pozitif kan lupus testi
- Alerjik reaksiyonlar (yüzünüzde, dudaklarınızda, ağzınızda veya gırtlağınızda yutmanızı veya nefes almanızı zorlaştırabilen şişme, deri döküntüsü, kurdeşen, ellerinizin, ayaklarınızın veya ayak bileklerinizin şişmesi)
- Hazımsızlık
- Mide ağrısı
- Kusacakmış gibi hissetmek (mide bulantısı)
- Grip
- Bronşit
- Sinüs enfeksiyonu
- Uçuk
- Yüksek tansiyon
- Ateş
- Astım, nefes darlığı, hırıltılı solunum
- Mide ve bağırsak hastalıkları (mide çeperinde ve kolonda enflamasyonu içerebilir ve bu durum ateşe neden olabilir)
- Ağızda ağrı ve ülserler
- Enjeksiyon yeri reaksiyonları (kızarıklık, sertlik, ağrı, morluk, kaşıntı, karıncalanma ve tahriş)
- Saç dökülmesi
- Deride döküntü ve kaşıntı
- Uyuma güçlüğü
- Depresyon
- Güçsüz hissetme
- Kemik kırıkları
- Göğüste rahatsızlık
- Yaygın olmayan
- Böbrek enfeksiyonu
- Kanserler, deri kanseri ve derideki koyu renkli benler dahil kanser olmayan kitleler veya yumrular
- Deride kabarcıklar
- Vücutta şiddetli enfeksiyon (sepsis), bazen düşük kan basıncı dahil (septik şok)
- Sedef hastalığı (avuçlarda ve/veya tabanlarında olanlar ve/veya deride kabarcıklar şeklinde olanlar dahil)
- Trombosit sayısının düşük olması
- Birleşik düşük trombosit, kırmızı ve beyaz hücre sayısı
- Tiroid hastalıkları
- Kandaki şeker düzeylerinde artış
- Kandaki kolesterol düzeylerinde artış
- Denge bozuklukları
- Görme bozuklukları
- Göz iltihabı (konjonktivit)
- Göz alerjisi
- Kalp ritminde düzensizlik hissi
- Kalbin kan damarlarında daralma
- Kan pıhtıları
- Yüzde, boyunda veya diğer deri bölgelerinde kızarıklık
- Kabızlık
- Akciğerlerde kronik iltihabi durum
- Asit reflü
- Safra kesesi taşları
- Karaciğer hastalıkları
- Meme hastalıkları
- Adet kanaması düzensizlikleri
- Seyrek
- Kemik iliğinin kan hücrelerini üretememesi
- Beyaz kan hücresi sayısında şiddetli düşüş
- Eklemlerde veya etrafındaki dokuda enfeksiyon
- İyileşmede gecikme
- İç organların kan damarlarında iltihap
- Lösemi
- Melanom (bir cilt kanseri tipi)
- Merkel hücreli karsinoma (bir cilt kanseri tipi)
- Likenoid reaksiyonlar (kaşıntılı kırmızımsı-mor deri döküntüsü ve/veya mukoza zarlarında iplik benzeri beyaz-gri çizgiler)
- Deride pullanma, soyulma
- Akciğerleri, cildi ve lenf düğümlerini etkileyebilen bağışıklık bozuklukları (en sık sarkoidoz tablosu şeklinde kendini gösterir)
- El veya ayak parmaklarında ağrı ve renk değişikliği
- Tat alma bozuklukları
- Mesane hastalıkları
- Böbrek hastalıkları
- Derideki kan damarlarının iltihabına bağlı döküntü Bilinmiyor
- Çoğunlukla genç insanları etkileyen nadir bir kan kanseri (hepatosplenik T-hücreli lenfoma)
- Kaposi sarkomu, insan herpes virüsü 8 enfeksiyonu ile ilişkili nadir bir kanser türüdür. Kaposi sarkomu en yaygın olarak, ciltte mor lezyonlar halinde belirir.
- Dermatomiyozit (kas zayıflığına eşlik eden deri döküntüsü) adı verilen durumun kötüleşmesi
Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirmeye başlamadan önce, SIMPONI ile son tedavinizin 6 ay önce yapılmış olması gerekmektedir. Size SIMPONI uygulanacaksa emzirmeyi durdurmalısınız.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerLateks duyarlılığı:
Kullanıma hazır kalemin bir bölümü (iğne kapağı) lateks içerir. Lateks, şiddetli alerjik reaksiyonlara neden olabildiğinden sizde veya bakımınızdan sorumlu kişide lateks duyarlılığı varsa SIMPONI kullanmadan önce doktorunuzla temasa geçiniz.
Sorbitol (fruktoz) intoleransı:
SIMPONI, her kullanıma hazır kalemde 20,5 mg sorbitol (E420) içerir. Bazı şekerlere karşı intoleransınız olduğu söylenmişse, SIMPONI kullanmadan önce doktorunuza söyleyiniz.
Polisorbat 80:
SIMPONI, her kullanıma hazır kalemde 0,075 mg polisorbat 80 (E433) içerir. Polisorbatlar alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Bilinen herhangi bir alerjiniz varsa doktorunuza söyleyiniz.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonRomatoid artrit (RA): metotreksatla kombine olarak; orta ila ciddi, aktif, metotreksat dahil hastalığı modifiye eden anti-romatizmal ilaç (DMARD) tedavisine yeterli yanıt alınamamış olan romatoid artrit tedavisinde endikedir. metotreksatla kombine olarak; radyografiyle ölçülen eklem hasarının ilerleme hızını yavaşlattığı ve fiziksel fonksiyonda düzelme sağladığı gösterilmiştir. Jüvenil idiyopatik artrit Poliartiküler jüvenil idiyopatik artrit (pJIA): metotreksat ile önceki tedaviye yeterli düzeyde yanıt alınamamış, vücut ağırlığı en az 40 kg olan çocuklarda metotreksat ile kombine olarak poliartiküler jüvenil idiyopatik artritin tedavisinde endikedir. Psoriatik artrit (PsA): tek başına veya metotreksatla kombine olarak; hastalığı modifiye eden antiromatizmal ilaç (DMARD) tedavisine yeterli yanıt alınamamış olan aktif ve progresif psoriatik artrit tedavisinde endikedir. Hastalığın poliartiküler simetrik alt tipleri olan hastalarda radyografiyle ölçülen periferik eklem hasarının ilerleme hızını yavaşlattığı ve fiziksel fonksiyonda düzelme sağladığı gösterilmiştir. Aksiyal spondilartrit Ankilozan spondilit (AS): konvansiyonel tedaviye yeterli yanıt vermemiş yetişkinlerde şiddetli, aktif ankilozan spondilit tedavisinde endikedir. Radyografik olarak AS kanıtı olmayan aksiyal spondilartrit (nr-Aksiyal SpA): manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ile objektif inflamasyon bulguları olan yüksek C-reaktif proteinin (CRP) eşlik ettiği veya etmediği ancak radyolojik olarak AS kanıtı olmayan ve nonstreoid antiinflamatuvar ilaçlara (NSAİİ) yetersiz yanıt veren veya bu ilaçlara intoleransı olan ciddi, aktif aksiyal spondilartritli yetişkin hastaların tedavisinde endikedir. Ülseratif kolit (ÜK): kortikosteroidler ve 6-merkaptopürin (6-MP) veya azatioprin (AZA) gibi konvansiyonel tedavilere yeterli yanıt vermemiş olan veya bu tip tedavileri tolere edemeyen ya da tıbbi kontrendikasyonları bulunan yetişkin hastalarda orta ila şiddetli aktif ülseratif kolitin tedavisi için endikedir.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarEtkin maddeye veya yardımcı maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılık. Aktif tüberküloz (TB) veya sepsis gibi diğer şiddetli enfeksiyonlar ve fırsatçı enfeksiyonlar. Orta veya şiddetli derecede (NYHA sınıf III/IV) kalp yetmezliği.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleri65 yaş üstü hastalarda ölümle sonuçlanabilecek ciddi enfeksiyon riski 65 yaş altındakilere göre daha yüksektir. İzlenebilirlik Biyolojik ürünlerin takip edilebilirliğinin sağlanması için uygulanan ürünün ticari ismi ve seri numarası mutlaka hasta dosyasına kaydedilmelidir. Enfeksiyonlar tedavisi öncesinde, sırasında ve sonrasında hastalar, tüberküloz dahil enfeksiyonlar bakımından yakından izlenmelidir. Golimumabın eliminasyon süresi 5 aya kadar uzayabildiğinden söz konusu hastaların bu süre boyunca da izlenmesi gerekir. Ciddi bir enfeksiyon ya da sepsis gelişen bir hastada, tedavisine daha fazla devam edilmemelidir. Klinik bakımdan önemli, aktif bir enfeksiyonu olan hastalara verilmemelidir. Kronik bir enfeksiyonu olan ya da yineleyen enfeksiyon anamnezi veren hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Hastalar, enfeksiyonla ilgili potansiyel risk faktörleri ve bunlardan sakınmaları konusunda uygun şekilde bilgilendirilmelidir. TNF-blokerleri kullanan hastalar ciddi enfeksiyonlara karşı daha duyarlıdır. alan hastalarda ölümleri de içeren bakteri (sepsis ve pnömoni dahil), mikobakteri (tüberküloz dahil) ve invazif mantar enfeksiyonları ile fırsatçı enfeksiyonlar bildirilmiştir. Bu ciddi enfeksiyonlardan bazıları aynı zamanda, arka plandaki hastalığa ilave olarak enfeksiyonlara zemin hazırlayan immunosupresif tedavi de alan hastalarda görülmüştür. tedavisi altındayken yeni bir enfeksiyon gelişen hastalar yakından izlenmeli ve tanı amacıyla tam bir değerlendirmeden geçirilmelidir. Yeni bir ciddi enfeksiyon ya da sepsis gelişen hastalarda uygulaması durdurulmalı ve bu enfeksiyon kontrol altına alınıncaya kadar uygun antimikrobiyal veya antifungal tedaviye başlanmalıdır. Histoplazmoz, koksidioidomikoz veya blastomikoz gibi invazif mantar enfeksiyonlarının endemik olduğu bölgelerde yaşamış ya da bu bölgelere yolculuk yapmış hastalarda tedavisine başlanmadan önce, bu tedavinin faydaları ve riskleri dikkatle değerlendirilmelidir. ile tedavi edilen riskli hastalarda, eğer ciddi bir sistemik hastalık gelişirse bir invaziv fungal enfeksiyon akla gelmelidir. Bu hastalarda uygun olduğunda; tanı ve ampirik antifungal tedavi uygulanmasına, invaziv fungal enfeksiyonu olan hastaların tedavisinde uzmanlığı olan bir hekim görüşü alınarak karar verilmelidir. Tüberküloz alan hastalarda tüberküloz bildirilmiştir. Bildirilen tüberkülozun, bu raporların büyük bölümünde kendisini lokal ya da yaygın enfeksiyon şeklinde gösteren, akciğer dışı tüberküloz olduğunun altı çizilmelidir. tedavisine başlanmadan önce tüm hastalar, aktif ve inaktif (‘latent’) tüberküloz bakımından değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme, kişisel tüberküloz öyküsü veya tüberkülozla olası temas ve önceki ve/veya güncel immunosupresif tedavi dahil ayrıntılı bir tıbbi anamnez alınmasını içermelidir. Tüm hastalarda aktif tarama testleri (yani tüberkülin deri veya kan testi ve göğüs radyografileri) gerçekleştirilmelidir (yerel önerilere uyulması gerekebilir). Bu testlerin yapıldığının kaydedilmesi önerilir. Doktorlara, özellikle ağır hasta veya bağışıklık sorunları olan hastalarda olmak üzere yalancı negatif tüberkülin deri testi sonuçlarının taşıdığı risk anımsatılmalıdır. Aktif tüberküloz tanısı konulursa tedavisine başlanmamalıdır. Latent tüberkülozdan şüphelenildiğinde, tüberküloz tedavisinde uzman bir doktora danışılmalıdır. tedavisinin fayda/risk dengesi, aşağıda anlatılan bütün durumlarda son derece dikkatli değerlendirilmelidir. İnaktif (‘latent’) tüberküloz tanısı konulursa, tedavisine başlanmadan önce ve yerel öneriler doğrultusunda anti-tüberküloz tedaviyle latent tüberküloz tedavisi başlatılmalıdır. Çok sayıda veya önemli tüberküloz risk faktörleri mevcut olan ve latent tüberküloz testi negatif sonuç veren hastalarda, başlanmadan önce anti-tüberküloz tedavi uygulanması düşünülmelidir. başlanmadan önce anti-tüberküloz tedavi kullanımı, latent veya aktif tüberküloz anamnezi veren ancak yeterli bir tedavi kürünün uygulandığı doğrulanamayan hastalarda da düşünülmelidir. Latent tüberküloz tedavisi sırasında ve sonrasında ile tedavi edilen hastalarda aktif tüberküloz vakaları görülmüştür. Latent tüberküloz testi negatif sonuç veren hastalar, latent tüberküloz için tedavi almakta olan hastalar veya daha önce tüberküloz enfeksiyonu için tedavi görmüş hastalar dahil olmak üzere, alan hastalar aktif tüberkülozun semptom ve bulguları yönünden yakından takip edilmelidir. Bütün hastalara, tedavisi sırasında veya sonrasında, tüberkülozu düşündüren belirtiler/semptomlar (örneğin inatçı öksürük, aşırı zayıflama/kilo kaybı, düşük dereceli ateş) ortaya çıkarsa doktora başvurmaları gerektiği bildirilmelidir. Hepatit B virüsü reaktivasyonu Virüsün kronik taşıyıcısı (yani yüzey antijeni pozitif) olan hastalarda dahil, bir TNF-antagonisti kullanılması sırasında hepatit B reaktivasyonu geliştiği bildirilmiştir. Bazı vakalar ölümle sonuçlanmıştır. tedavisine başlanmadan önce hastalar HBV enfeksiyonu yönünden test edilmelidir. HBV enfeksiyon testi pozitif sonuç veren hastalarda, hepatit B tedavisinde uzman olan bir hekime danışılması önerilir. tedavisine ihtiyaç duyan HBV taşıyıcıları, tedavi süresince ve ayrıca tedavi bittikten sonra aylar boyunca, aktif HBV enfeksiyonuna ait belirtiler ve semptomlar açısından yakından izlenmelidir. HBV taşıyıcısı olan hastaların HBV reaktivasyonunu önlemek için TNF-antagonist tedavisiyle birlikte anti-viral ilaçlarla tedavi edilmesine dair yeterli veri yoktur. HBV reaktivasyonu gelişen hastalarda verilmesi durdurulmalı ve uygun destek tedavisiyle birlikte etkili anti-viral tedavi uygulanmalıdır. Maligniteler ve lenfoproliferatif hastalıklar TNF-blokeri tedavisinin, malignitelerin gelişmesindeki potansiyel rolü bilinmemektedir. Bir TNF-antagonistiyle tedavi edilen hastalarda lenfomalar, lösemiler veya diğer malignitelerin muhtemel gelişme riski, bugünkü bilgilerimizle dışlanamamaktadır. Malignite öyküsü olan hastalarda TNF-blokeri tedavisi veya malignite gelişen hastalarda tedaviye devam edilmesi düşünülürken dikkatli olmak gerekir. Pediyatrik malignite Pazarlama sonrası dönemde, TNF-bloker ajanlarla tedavi edilen (tedaviye ≤18 yaşında başlanmıştır) çocuklar, ergenler ve 22 yaşına kadar olan genç erişkinlerde bazıları ölümle sonuçlanan maligniteler bildirilmiştir. Bu hastaların yaklaşık yarısında malignite olarak lenfomalar gelişmiş, diğerlerinde ise seyrek görülen ve genellikle immunosupresyona eşlik edenler de dahil olmak üzere çeşitli ve farklı maligniteler geliştiği bildirilmiştir. TNFblokerleriyle tedavi edilen çocuklarda ve ergenlerde malignite gelişme riski dışlanamaz. Lenfoma ve lösemi dahil bütün TNF-blokerleriyle yapılan klinik çalışmaların kontrollü bölümlerinde; anti-TNF tedavisi alan hastalarda gelişen lenfoma vakalarının sayısının, kontrol hastalarıyla karşılaştırıldığında daha fazla olduğu gözlenmiştir. Faz IIb ve Faz III klinik çalışmaları sırasında ile tedavi edilen romatoid artrit, psoriatik artrit ve ankilozan spondilit hastalarındaki lenfoma insidansı, toplum genelinde beklenenden daha yüksek bulunmuştur. ile tedavi edilen hastalarda lösemi vakaları bildirilmiştir. Uzun süredir devam eden, ileri derecede aktif, enflamatuvar hastalığı olan romatoid artritli hastalarda altta yatan lenfoma ve lösemi gelişme riski daha yüksektir ve bu, risk tahminini karmaşık hale getirir. Diğer TNF-bloker ajanlarla tedavi edilen hastalarda pazarlama sonrası dönemde seyrek hepatosplenik T hücreli lenfoma (HSTCL) vakaları rapor edilmiştir. Seyrek görülen bu T hücreli lenfoma tipi çok agresif bir hastalık seyri izler ve genellikle ölümcüldür. Bu vakaların büyük kısmı adolesan ve genç yetişkin erkeklerde görülmüştür ve bu kişilerin neredeyse tümü, enflamatuvar barsak hastalığı için eş zamanlı olarak azatioprin (AZA) veya 6-merkaptopürin (6-MP) almıştır. AZA veya 6-MP ile kombinasyonunun potansiyel riski dikkatle değerlendirilmelidir. TNF-blokerleri ile tedavi edilen hastalarda hepatosplenik T hücreli lenfoma gelişme riski dışlanamaz. Lenfoma dışındaki diğer maligniteler Romatoid artrit, psoriatik artrit, ankilozan spondilit ve ülseratif kolit hastalarındaki Faz IIb ve Faz III çalışmalarının kontrollü bölümlerinde, lenfoma dışındaki diğer malignitelerin (melanom dışı deri kanseri hariç) insidansı, ve kontrol gruplarında benzer bulunmuştur. Kolon displazisi/karsinomu Golimumab tedavisinin displazi veya kolon kanseri gelişme riskini etkileyip etkilemediği bilinmemektedir. Displazi veya kolon karsinomu gelişimi açısından artmış risk taşıyan tüm ülseratif kolitli hastalar (örneğin, uzun zamandır devam eden ülseratif kolit veya primer sklerozan kolanjiti olan hastalar) veya geçmişinde displazi veya kolon karsinomu öyküsü olan hastalar, tedaviden önce ve tüm hastalık seyri boyunca displaziler yönünden düzenli olarak taranmalıdır. Bu değerlendirme yerel tavsiyelere uygun şekilde kolonoskopi ve biyopsileri içermelidir. Displazi tanısı yeni konmuş, ile tedavi edilen hastalarda her bir hastaya yönelik riskler ve faydalar dikkatle gözden geçirilmeli ve tedaviye devam edip etmeme kararı değerlendirilmelidir. şiddetli, persistan astım hastalarında kullanılmasını değerlendiren, eksplorasyon amaçlı bir klinik çalışmada, ile tedavi edilen hastalarda kontrol hastalarına göre daha fazla malignite bildirilmiştir. Bu bulgunun anlamlılığı bilinmemektedir. Başka bir anti-TNF ajan olan infliksimabın, orta ila şiddetli kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan hastalarda kullanıldığı eksplorasyon amaçlı bir klinik çalışmada; infliksimabla tedavi edilen hastalarda kontrol hastalarına göre çoğu akciğerlerde veya baş ve boyunda olmak üzere daha fazla malignite bildirilmiştir. Bu hastaların tümünde aşırı sigara kullanma öyküsü mevcuttur. KOAH hastalarında ve ayrıca aşırı sigara kullanımı nedeniyle malignite riski artmış olan hastalarda herhangi bir TNF-antagonisti kullanılırken dikkatli olmak gerekir. Cilt kanserleri dahil TNF-bloker ajanlarla tedavi edilen hastalarda melanom ve Merkel hücreli karsinom bildirilmiştir…
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerRomatoid artrit, psoriatik artrit, ankilozan spondilit, ülseratif kolit ve radyografik olarak AS kanıtı olmayan aksiyal spondilartritin incelendiği pivot çalışmaların kontrollü döneminde, en yaygın istenmeyen ilaç reaksiyonu golimumab ile tedavi edilen hastaların %12,6’sında ve kontrol hastalarının %11’inde bildirilen üst solunum yolu enfeksiyonu olmuştur. Golimumab ile bildirilen en ciddi istenmeyen ilaç reaksiyonları, ciddi enfeksiyonlar (sepsis, pnömoni, tüberküloz, invazif mantar enfeksiyonu ve fırsatçı enfeksiyonlar), demiyelinizan bozukluklar, HBV reaktivasyonu, konjestif kalp yetmezliği, otoimmün süreçler (lupus-benzeri sendrom), hematolojik reaksiyonlar, şiddetli sistemik hipersensitivite (anaflaktik reaksiyonu içeren), vaskülit, lenfoma ve lösemiyi içermiştir. Advers reaksiyonların listesi Golimumab ile yürütülen klinik çalışmalarda gözlenen ve tüm dünyada pazarlama sonrası kullanım sırasında rapor edilen istenmeyen ilaç reaksiyonları, aşağıda listelenmektedir. Belirtilen sistem organ sınıflarındaki advers ilaç reaksiyonları sıklık bakımından aşağıda sınıflanan şekilde listelenmiştir: Her sıklık grubundaki istenmeyen etkiler, ciddiyeti gittikçe azalacak şekilde verilmiştir. Enfeksiyon ve enfestasyonlar Çok yaygın: Üst solunum yolu enfeksiyonları (nazofarenjit, farenjit, larenjit ve rinit) Yaygın: Bakteri enfeksiyonları (örneğin selülit) Alt solunum yolu enfeksiyonu (örneğin pnömoni) Viral enfeksiyonlar (örneğin influenza ve herpes) Bronşit Sinüzit Yüzeysel mantar enfeksiyonları Apse Yaygın olmayan: Septik şok dahil sepsis Piyelonefrit Seyrek: Tüberküloz Fırsatçı enfeksiyonlar (örneğin invazif mantar enfeksiyonları, bakteri enfeksiyonları, atipik mikobakteri enfeksiyonları ve protozoa enfeksiyonları) Hepatit B reaktivasyonu Bakteriyel artrit Enfektif bursit İyi huylu ve kötü huylu neoplazmalar (kist ve polipler de dahil olmak üzere) Yaygın olmayan: Neoplazmlar (örneğin deri kanseri, skuamöz hücreli karsinom ve melanositik nevüs) Seyrek: Lenfoma Lösemi Melanom Merkel hücreli karsinom Bilinmiyor: Hepatosplenik T hücreli lenfoma* Kaposi sarkomu Kan ve lenf sistemi hastalıkları Yaygın: Lökopeni (nötropeniyi içeren) Anemi Yaygın olmayan: Trombositopeni Pansitopeni Seyrek: Aplastik anemi Agranülositoz Bağışıklık sistemi hastalıkları Yaygın: Alerjik reaksiyonlar (bronkospazm, aşırı duyarlılık, ürtiker) Otoantikor pozitifliği Seyrek: Ciddi sistemik aşırı duyarlılık reaksiyonları (anaflaktik reaksiyon dahil) Vaskülit (sistemik) Sarkoidoz Endokrin hastalıklar Yaygın olmayan: Tiroid bozuklukları (örneğin hipotiroidizm, hipertiroidizm ve guatr) Metabolizma ve beslenme hastalıkları Yaygın olmayan: Kan glukozunun yükselmesi Lipidlerin artması Psikiyatrik hastalıklar Yaygın: Depresyon Uykusuzluk Sinir sistemi hastalıkları Yaygın: Baş dönmesi Baş ağrısı Parestezi Yaygın olmayan: Denge bozuklukları Seyrek: Demiyelinizan bozukluklar (merkezi ve periferik) Tat duyumunda değişiklik Göz hastalıkları Yaygın olmayan: Görme bozuklukları (örneğin bulanık görme, görme keskinliğinin azalması) Konjonktivit Göz alerjisi (örneğin kaşıntı ve iritasyon) Kardiyak hastalıklar Yaygın olmayan: Aritmi İskemik koroner arter bozuklukları Seyrek: Konjestif kalp yetmezliği (yeni başlayan veya kötüleşen) Vasküler hastalıklar Yaygın: Hipertansiyon Yaygın olmayan: Tromboz (örneğin derin ven trombozu ve aort trombozu) Yüzde ve vücudun diğer bölgelerinde kızarma Seyrek: Raynaud fenomeni Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıklar Yaygın: Astım ve ilişkili semptomlar (örneğin hırıltılı solunum ve bronşlarda hiperreaktivite) Yaygın olmayan: İnterstisyel akciğer hastalığı Gastrointestinal hastalıklar Yaygın: Dispepsi Gastrointestinal ve abdominal ağrı Bulantı Gastrointestinal enflamatuvar bozukluk (örn., gastrit ve kolit) Stomatit Yaygın olmayan: Kabızlık Gastroözofageal reflü hastalığı Hepatobiliyer hastalıklar Yaygın: Alanin aminotransferaz artışı Aspartat aminotransferaz artışı Yaygın olmayan: Kolelitiyaz Karaciğer bozuklukları Deri ve deri altı doku hastalıkları Yaygın: Kaşıntı Deri döküntüsü Alopesi Dermatit Yaygın olmayan: Büllöz deri reaksiyonları Psoriazis (yeni başlayan veya daha önceki mevcut palmar/plantar ve püstüler psoriazisinn kötüleşmesi) Ürtiker Seyrek: Likenoid reaksiyonlar Deri soyulması Vaskülit (kütanöz) Bilinmiyor: Dermatomiyozit semptomlarının kötüleşmesi Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları Seyrek: Lupus-benzeri sendrom Böbrek ve idrar yolu hastalıkları Seyrek: Mesane bozuklukları Böbrek bozuklukları Üreme sistemi ve meme hastalıkları Yaygın olmayan: Meme bozuklukları Menstrüasyon bozuklukları Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Yaygın: Pireksi Asteni Enjeksiyon yerinde reaksiyon (örneğin enjeksiyon yerinde eritem, ürtiker, sertleşme, ağrı, morarma, kaşıntı, tahriş ve parestezi) Göğüste rahatsızlık hissi Seyrek: İyileşme bozukluğu Yaralanma, zehirlenme ve prosedürden kaynaklanan komplikasyonlar Yaygın: Kemik kırıkları * Diğer TNF-bloker ajanlarla gözlenmiştir. Bu bölüm boyunca, medyan takip süresi (yaklaşık 4 yıl) tüm golimumab kullanımı için genel olarak verilmiştir. Golimumab kullanımının doz ile tanımlandığı durumlarda, hastalarda dozlar arasında geçiş yapılmış olabileceğinden dolayı (50 mg doz için yaklaşık 2 yıl, 100 mg doz için yaklaşık 3 yıl) medyan takip süresi değişmektedir. Seçilmiş istenmeyen ilaç reaksiyonlarının tarifi Enfeksiyonlar Pivot çalışmaların kontrollü döneminde en yaygın istenmeyen reaksiyon, golimumab ile tedavi edilen hastaların %12,6’sında (100 hasta yılı başına insidans: 60,8; %95 GA: 55, 67,1) ve kontrol hastalarının %11’inde (100 hasta yılı başına insidans: 54,5: %95 GA: 46,1, 64) bildirilen üst solunum yolu enfeksiyonu olmuştur. Medyan takip süresi yaklaşık 4 yıl olan çalışmaların kontrollü ve kontrolsüz bölümlerinde, üst solunum yolu enfeksiyonlarının 100 hasta yılı başına insidansı golimumab ile tedavi edilen hastalarda 34,9 olay olmuştur (%95 GA: 33,8, 36). Pivot çalışmaların kontrollü döneminde, enfeksiyonlar golimumab ile tedavi edilen hastaların %23’ünde (100 hasta yılı başına insidans: 132; %95 güven aralığı: 123,3, 141,1) ve kontrol hastalarının %20,2’sinde (100 hasta yılı başına insidans 122,3; %95 GA: 109,5, 136,2) gözlenmiştir. Medyan takip süresi yaklaşık 4 yıl olan çalışmaların kontrollü ve kontrolsüz bölümlerinde, golimumab ile tedavi edilen hastalarda enfeksiyonların 100 hasta yılı başına insidansı 81,1 olay olmuştur (%95 GA: 79,5, 82,8). Romatoid artrit, psoriatik artrit, ankilozan spondilit ve radyografik olarak AS kanıtı olmayan aksiyal spondilartrit çalışmalarının kontrollü döneminde ciddi enfeksiyonlar; golimumabla tedavi edilen hastaların %1,2’sinde ve kontrol ile tedavi edilen hastaların %1,2’sinde gözlenmiştir. Romatoid artrit, psoriatik artrit, ankilozan spondilit ve radyografik olarak AS kanıtı olmayan aksiyal spondilartrit çalışmalarının kontrollü döneminde, 100 hasta takip yılı başına ciddi enfeksiyonların insidansı golimumab 100 mg grubunda 7,3 (%95 GA: 4,6, 11,1), golimumab 50 mg grubunda 2,9 (%95 GA: 1,2, 6) ve plasebo grubunda 3,6 (%95 GA: 1,5, 7) olmuştur. Golimumab indüksiyonu yapılan ülseratif kolit çalışmalarının kontrollü döneminde ciddi enfeksiyonlar golimumab ile tedavi edilen hastaların %0,8’inde ve kontrol hastalarının %1,5’inde gözlenmiştir. Tüberküloz, sepsis ve pnömoni dahil bakteri enfeksiyonları, invazif mantar enfeksiyonları ve diğer fırsatçı enfeksiyonlar, golimumabla tedavi edilen hastalarda gözlenen ciddi enfeksiyonlardır; bunlardan bazıları ölümle sonuçlanmıştır. Medyan takip süresi 3 yıla kadar olan pivot çalışmaların kontrollü ve kontrolsüz bölümlerinde, golimumab 100 mg alan hastalarda fırsatçı enfeksiyonlar ve tüberküloz dahil ciddi enfeksiyonların insidansı golimumab 50 mg alan hastalara kıyasla daha yüksek bulunmuştur. Tüm ciddi enfeksiyonların 100 hasta yılı başına insidansı golimumab 100 mg alan hastalarda 4,1 (%95 GA: 3,6, 4,5) ve golimumab 50 mg alan hastalarda 2,5 (%95 GA: 2, 3,1) olmuştur. Maligniteler Lenfoma Pivot çalışmalarda golimumab ile tedavi edilen hastalarda lenfoma insidansı, genel popülasyonda beklenenden daha yüksek olmuştur. Medyan takip süresi 3 yıla kadar olan bu çalışmaların kontrollü ve kontrolsüz bölümlerinde, golimumab 100 mg alan hastalarda golimumab 50 mg alan hastalara kıyasla daha yüksek lenfoma insidansı gözlenmiştir. Lenfoma tanısı 11 hastada konmuştur (golimumab 50 mg tedavi gruplarında 1 hasta ve golimumab 100 mg tedavi gruplarında 10 hasta); 100 hasta takip yılı başına lenfoma insidansı (%95 GA) golimumab 50 mg ve 100 mg için sırasıyla 0,03 olay ve 0,13 olay iken plasebo için 0 olmuştur. Lenfomaların büyük kısmı, daha önceden anti-TNF ajanlar almış, hastalık süresi daha uzun ve hastalığı daha refrakter (yanıtsız) olan hastaları dahil eden GO-AFTER klinik çalışmasında görülmüştür. Lenfoma dışındaki diğer maligniteler Pivot çalışmaların kontrollü dönemlerinde ve yaklaşık 4 yıllık takip döneminin sonuna kadar, lenfoma dışında kalan diğer malignitelerin insidansının (melanom dışı deri kanseri hariç), golimumab ve kontrol gruplarında benzer olduğu görülmüştür. Yaklaşık 4 yıllık takip döneminin sonuna kadar, lenfoma dışındaki malignitelerin insidansı (melanom dışı deri kanseri hariç) genel popülasyon ile benzer bulunmuştur. Medyan takip süresi 3 yıla kadar olan pivot çalışmaların kontrollü ve kontrolsüz bölümlerinde plasebo ile tedavi edilen 5, golimumab 50 mg ile tedavi edilen 10 ve golimumab 100 mg ile tedavi edilen 31 hastaya melanom dışı deri kanseri tanısı konmuş ve söz konusu kanserlerin 100 hasta takip yılı başına insidansı (%95 GA) kombine golimumab kullananlarda 0,36 plasebo verilenlerde ise 0,87 olarak hesaplanmıştır…
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.