PLASORİN 5 MG TABLET, 28 ADET
Fiyat ve paketler
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Plasorin 5 mg ne için kullanılır?
KT 1PLASORİN “antikoagülan”( kan pıhtılaşmasını önleyen) olarak bilinen ilaç grubunun bir üyesidir. Bu ilaç bazen kan inceltici olarak da adlandırılır. Kanınızda pıhtı oluşması ihtimalini azaltmak için kullanılır. Kan pıhtıları kalp krizi, inme, bacaklarda ve akciğerde kan pıhtısına bağlı tıkanma oluşumu gibi diğer ciddi tıbbi sorunlara yol açabilir.
PLASORİN aşağıdaki durumlarda kullanılır:
- Toplardamarlarda kan pıhtısına bağlı tıkanmaların ve ardından akciğerlerde kan pıhtısı oluşumunun önlenmesi ve tedavisi
- Kalp ritminin çok hızlı ve düzensiz olmasına yol açan bir bozukluk (atrial fibrilasyon) ve/veya kalp kapağı takılması sonucu, kalpte pıhtıların oluşmasının ve bu pıhtıların başka damarlara giderek (emboli) tıkanmaya yol açmasının önlenmesi ve tedavisi
- Kalp krizi ardından gelişen ölüm, kalp krizinin tekrarlaması, inme ya da pıhtıların başka damarlara giderek (emboli) tıkanmaya yol açma riskinin azaltılması
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · Kullanmayınız- Hamileyseniz (kalbinize takılmış mekanik kalp kapağı nedeniyle toplardamarlarda pıhtı oluşumu ve pıhtının başka damarlara giderek (emboli) tıkanmaya yol açma riskiniz olması durumu hariç). Detaylı bilgi için ''Hamilelik'' bölümü altında yazılan bilgilere bakınız.
- Kanama eğiliminiz veya kan hücrelerinizle ilgili bir hastalığınız (kan diskrazileri) varsa
- Yakın zamanda beyin, omurilik veya göz ameliyatı geçirdiyseniz ya da size geniş yüzeylerin açılmasını gerektiren travma cerrahisi uygulandıysa
- Aşağıdaki durumlara bağlı kanama eğilimi söz konusuysa
- Mide bağırsak sistemi, idrar yolları ve üreme sistemi ya da solunum sisteminizde aktif yaralarla (ülser) ilişkili kanama eğilimi ya da aşikar kanamalar,
- Beyin, omurilikte kanama,
- Beyin damarlarında balonlaşma (anevrizma), aort damarı yırtılması
- Kalbin dışını saran zarın iltihabı (perikardit) ve kalbin dış zarı boşluğunda sıvı toplanması,
- Kalbin iç zarında bakterilerin neden olduğu iltihap (endokardit)
- Gebelikte düşük tehdidi,
- Gebelikte kan basıncı artışı, idrarda protein bulunması ve vücudun su tutmasıyla seyreden hastalık (preeklampsi) ve bu durumun ileri bir aşaması olan eklampsi (bilinç kaybı, kasılmalar ile başlayıp, koma ile sonuçlanabilen gebelik zehirlenmesi)
- Gözetim altında olmayan ve tedavi uyuncu ile ilgili yüksek risk taşıyan bir hastalığınız varsa,
- Beyin omurilik sıvısı örneği almak için bel bölgesine bir iğneyle girilerek yapılan tıbbi işlem (lomber ponksiyon) gibi kanamaya yol açma ihtimali olan teşhis ve tedavi uygulamaları yapıldıysa
- Bölgesel olarak büyük çaplı anestezi veya bel bölgesine blok anestezi uygulanması söz konusuysa
- Kontrolsüz tansiyon yüksekliğiniz varsa
- PLASORİN' in içeriğinde bulunan etkin maddeye (varfarin) veya diğer yardımcı maddelerden herhangi birisine karşı aşırı hassasiyetiniz (alerji) varsa.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KT 2 · Dikkatli kullanınızUYARI: KANAMA RİSKİ PLASORİN ciddi ve ölümcül kanamalara neden olabilir. Kanama ihtimali tedavinin ilk ayında yüksektir. Kanama açısından risk faktörleri şunlardır:
- pıhtılaşmanın aşırı derecede önlenmesi (aşırı antikoagülasyon),
- 65 yaş ve üzerinde olmak,
- kan pıhtılaşma ölçümlerinin değişkenlik gösterme öyküsü,
- mide ve bağırsak kanaması öyküsü,
- yüksek tansiyon,
- beyin damar hastalıkları,
- kansızlık (kan sayımı değerlerinin normalin altında olması),
- kanser,
- travma (örneğin kaza veya cerrahi girişim),
- böbrek problemleri,
- bazı genetik faktörler ve uzun süreli varfarin tedavisi.
Tedavi uygulanan tüm hastalarda düzenli INR (Uluslararası Normalize Oran adı verilen kanınızın ne kadar sürede pıhtılaştığını gösteren bir değer) takibi gerçekleştirilmelidir.
Kanama riski yüksek olanlarda daha sık INR takibi yapılması, istenen INR değerine göre dikkatli bir doz ayarlaması ve duruma uygun olan en kısa süreli tedavi uygulanması yararlı olabilir. Buna rağmen kanama riski ortadan kalkmaz. Doktorunuz sizin için en uygun olan INR değerlerini belirleyecektir. INR değerinizi sizin için belirlenen hedef aralıkta sürdürebilmek için PLASORİN dozunuzda gerektiğinde ayarlamalar yapılacaktır.
İlaçlar, diyet değişiklikleri ve diğer faktörler PLASORİN tedavisinin sağladığı INR değerini etkiler. Bitkisel ilaçlar dahil olmak üzere başka ilaçların başlanması, kesilmesi ya da doz değişikliği sırasında INR daha sık takip edilmelidir. Kanama riskini minimize edecek önlemleri almalı, kanama belirtileri ya da bulgularını doktorunuza bildirmelisiniz.
Doku ölümü (nekrozu) Deri ve diğer dokularda sık olmamakla birlikte hücre ölümü ve kangren gelişebilir. Genellikle PLASORİN tedavisine başlandıktan sonra birkaç gün içinde ortaya çıkmaktadır.
Etkilenen dokunun çıkartılması gerekebilir. Bu durumda PLASORİN tedavisi kesilmeli ve gerekiyorsa başka bir tedaviye geçilmelidir.
Kalsifilaksi (deri ve yağ dokusundaki damarlarda kalsiyum birikmesi) Böbrek yetmezliği olup diyaliz uygulanan hastalarda daha sık olmak üzere kanda kalsiyum artışına bağlı olarak gelişen bir durum olan kalsifilaksi deride kalsiyum birikimine yol açar.
PLASORİN kullanırken bu durum gelişirse tedavi kesilmelidir.
Heparine Bağlı Trombositopeni Heparine bağlı olarak, pıhtılaşmayı sağlayan kan hücresi (trombositler) sayısının azalması ve morarma ve kanamaların daha kolay oluşmasına sebep olması (heparine bağlı trombositopeni (HİT) veya heparine bağlı olarak trombositopeni ile beraber kan damarında pıhtılaşma (tromboz) olması (HİTTS) gibi bir hastalığınız varsa PLASORİN başlangıç tedavisi olarak kullanılmamalıdır. Trombosit sayısı normal düzeye döndüğünde PLASORİN tedavisi düşünülebilir.
Atardamarda Pıhtı Ve Kolesterol Pıhtısı (Sistemik Ateroemboli Ve Kolesterol Mikroembolisi) PLASORİN tedavisi sırasında atardamarlarda pıhtının yol açtığı tıkanıklık ve kandaki yağın (kolesterol) yol açtığı ufak tıkanıklıklar gelişebilir. Böbrek, pankreas, dalak ve karaciğer gibi organlarda doku ölümüne yol açabilir. Ayak parmaklarınızda gelişirse “mor ayak parmağı” adı verilen durum gelişebilir. Bu durumlarda PLASORİN tedavisi kesilmeli ve gerekiyorsa başka bir tedaviye geçilmelidir.
Böbrek Problemleri PLASORİN alan kişilerde böbrek hasarı oluşabilir. İdrarınızda kan olması durumunda, derhal doktorunuza bildiriniz. Böbrek problemleriniz olması durumunda, PLASORİN ile tedaviniz devam ederken doktorunuz kanama ile ilgili takip yapmak üzere daha sık tahlil yaptırabilir.
Mekanik Kalp Kapağı Olan Gebe Kadınlar PLASORİN pıhtı oluşma riski yüksek olan mekanik kalp kapağı olan gebeler dışında, gebelik döneminde kullanılmamalıdır. Eğer gebeyseniz ve mekanik kalp kapakçığınız varsa, doktorunuz tedavinin size olası faydaları ve bebeğinize potansiyel zararlarını değerlendirerek PLASORİN tedavisine başlanması veya sürdürülmesine sizinle birlikte karar verecektir.
Ayrıca eğer,
- Orta dereceli veya şiddetli karaciğer yetmezliğiniz varsa,
- Bir enfeksiyonunuz varsa veya bağırsak floranızda herhangi bir bozukluk varsa (örneğin antibiyotik tedavisi, besinlerin sindirim kanalından emilimi ile ilgili problemler),
- Vücudunuza kalıcı kateter yerleştirildiyse (örneğin idrar kesenize sonda konduysa),
- Şiddetli veya orta dereceli yüksek tansiyon rahatsızlığınız varsa,
- Protein C aracılı antikoagülan (pıhtılaşmayı azaltma) yanıtı eksikliğiniz varsa,
- Katarakt veya lens cerrahisi gibi bir göz ameliyatı geçirecekseniz,
- Kandaki alyuvarların aşırı artmasıyla seyreden bir kan hastalığınız (polistemi vera) varsa,
- Kan damarlarınızda iltihaplanmaya neden olan bir bozukluğunuz (vaskülit) varsa,
- Şeker hastalığınız (diyabetes mellitus) varsa doktorunuzu bilgilendiriniz. Bu hastalıklar PLASORİN tedavisinin riskini arttırabilir.
PLASORİN tedavisine vereceğiniz yanıt için kan testi yaptırmalısınız. Bu kan testine PT/INR testi denir. PT/INR testi, kanınızın ne kadar hızlı pıhtılaştığını gösterir. Doktorunuz hangi PT/INR sonucunun size uygun olduğunu söyleyecektir. Doktorunuz PLASORİN dozunuzu ayarlayarak hedef PT/INR seviyenizin korunması sağlanacaktır.
Aşağıdaki durumlar INR yanıtının artmasına ve azalmasına sebep olabilir. Bu durumlardan herhangi biri sizin için geçerliyse doktorunuzu bilgilendiriniz:
- K vitamini alımında artış,
- K vitamini eksikliği,
- Varfarine karşı doğuştan direnç,
- İshal,
- Karaciğer problemleri,
- Beslenme bozukluğu,
- Yağ emilim bozukluğu (steatore).
PLASORİN Kullanan Hastalarda Diş Müdahaleleri ve Ameliyatlar Hastayı tedavi etmekte olan doktor ile diş hekimi ve cerrah arasındaki yakın iş birliği esastır.
Diş tedavisi yaptırmadan önce diş hekimine mutlaka PLASORİN kullandığınızı söylemeniz gerekir.
Bu uyarılar, geçmişteki herhangi bir dönemde dahi olsa sizin için geçerliyse lütfen doktorunuza danışınız.
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlar gibi PLASORİN'in içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir.
Aşağıdakilerden biri olursa, PLASORİN'i kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz: Şiddetli alerjik reaksiyon (döküntü, kaşıntı, yüz ve dudakların şişmesi, ya da ağız ve boğazın nefes almayı ve yutmayı güçleştirecek şekilde şişmesi) Deri dokusunun ölümü (nekroz ve kangren) (PLASORİN'e başladıktan hemen sonra görülebilir. Bu durumun oluşma nedeni kan pıhtıları oluşması ve vücudunuzun bir kısmındaki kan akışını bloke etmesidir.
Vücudunuzun herhangi bir yerinde ağrı, renk değişimi veya ısı değişimi varsa hemen doktorunuzu arayınız. Vücudunuzun etkilenen kısmında doku ölümünü veya kaybını (ampütasyon) önlemek için acil tıbbi müdahale gerekebilir) Ayak parmaklarında morarma (Mor ayak parmağı sendromu): Ayak parmaklarınızda ağrı olması ve doku renginin mor veya koyu renk alması Şiddetli kanama Bunlar çok ciddi yan etkilerdir. Acil tıbbi müdahaleye veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir.
Yan etkiler aşağıdaki kategorilerde gösterildiği şekilde sıralanmıştır:
Yaygın: 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilir.
Yaygın olmayan: 100 hastanın birinden az, fakat 1000 hastanın birinden fazla görülebilir.
Seyrek: 1000 hastanın birinden az, fakat 10000 hastanın birinden fazla görülebilir.
Çok seyrek: 10.000 hastanın birinden az görülebilir.
Bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor) Yaygın
- Kansızlık (anemi)
- Baş dönmesi*, baş ağrısı*
- Gözde kanama
- Göğüs ağrısı*
- Kanama, tansiyon düşmesi*, baygınlık*
- Burun kanaması, nefes darlığı*, kanlı öksürük
- Karın ağrısı*, ishal, dişeti kanaması, bulantı, makattan kanama, kusma
- Deride çürük, kaşıntı, döküntü
- Eklem ve kas ağrısı*
- Kanlı idrar
- Safra kanallarından atılım bozukluğuna bağlı karaciğer iltihabı (PLAVİN ve kalp hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir ilaç olan tiklopidinin birlikte uygulanması ile ilişkilendirilmektedir)
- Bitkinlik*, yorgunluk, şişlik*
- Yaygın olmayan
- Aşırı duyarlılık reaksiyonları
- Kafa içinde kanama*, uyuşma*
- Halsizlik*
- Göğüs boşluğunda kanama
- Karında şişlik, tat alma bozukluğu, yutma güçlüğü*, gaz/şişkinlik, kanlı kusma, kanamaya bağlı katran rengi dışkı
- Saç dökülmesi, dermatit (bir tür deri hastalığı), deride kırmızı nokta halinde kanama, kurdeşen
- Eklem içinde kanama
- Vajinal kanama
- Titreme, bitkinlik*, ağrı*
- Kanda karaciğer enzim düzeyinde yükselme
- Seyrek
- Aşırı duyarlılığa bağlı gelişen, tansiyon düşmesi, bilinç kaybı ya da nefes darlığına yol açan reaksiyon (anafilaksi)
- Felç*
- Şok*, damar iltihabı
- Akciğerlerde kanama
- Karın zarı arkasında kanama
- Deride hücre ölümü (nekroz)
- Çok seyrek
- Böbreküstü bezinde kanama
- Omurilikte kanamaya bağlı kitle
- Kalp zarında kanama
- Kan damarlarında küçük kan yağı parçacıklarının tıkanmaya yol açması (sistemik kolesterol mikroembolizmi), ayak parmaklarında morarma* (mor ayak parmağı sendromu), atardamarda pıhtının yol açtığı tıkanıklık, yağ parçacıklarının başka damarlara taşınarak tıkanmaya yol açması, doku ölümü
- Akciğerlerde kireçlenme
- İçi sıvı dolu kabarcıklarla görülen deri bozukluğu
- Kadında adet kanamasında artış
- Solukluk*
- Bilinmiyor
- Doku ve organlarda ölümcül olan/olmayan kanama
- Kanda kalsiyum düzeyi artışına bağlı deride kalsiyum birikimi (kalsifilaksi)
- Akut böbrek hasarı * Kanamayla ilişkili oluşan rahatsızlıklar sonucu ortaya çıkan belirtiler.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
PLASORİN pıhtı oluşma riski yüksek olan mekanik kalp kapağı olan gebeler dışında, gebelik döneminde kullanılmamalıdır.
PLASORİN gebelik döneminde kullanıldığı takdirde ciddi doğum kusurlarına yol açmaktadır. Doğmamış çocuğunuzda hasara, hatta ölüme neden olabilecek doğumsal hatalara yol açabilir. Eğer hamile kalma ihtimaliniz varsa etkili bir doğum kontrol yöntemi uygulayınız. PLASORİN tedaviniz bittikten sonra en az 1 ay daha etkili bir doğum kontrol yöntemi uygulamaya devam ediniz.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Sınırlı veriye göre varfarin insan sütünde bulunmamıştır. Memedeki bebek açısından bir risk olduğu göz ardı edilemez. Doktorunuz, anne ve bebek açısından PLASORİN tedavisinin yarar/risk değerlendirmesini yapacak ve size uygun tavsiyede bulunacaktır. Eğer emzirirken PLASORİN kullanmanız önerilirse, doktorunuz sizi ve bebeğinizi olası kanamalar yönünden dikkatli gözetim altında tutacaktır ve gerekli testleri düzenli olarak yaptıracaktır.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerPLASORİN bileşiminde laktoz içermektedir. Eğer daha önceden doktorunuz tarafından bazı şekerlere karşı intoleransınız (dayanıksızlığınız) olduğu söylenmişse, bu tıbbi ürünü almadan önce doktorunuzla temasa geçiniz.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Plasorin 5 mg muadilleri
Plasorin 5 mg ile aynı etken maddeyi (varfarin sodyum) içeren 3 eşdeğer ilaç bulunmaktadır.
Diğer dozlar ve formlar
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonVenöz tromboz ve ardından gelişen pulmoner embolinin (PE) profilaksi ve tedavisinde, Atrial fibrilasyon (AF) ve/veya kalp kapağı replasmanı ile ilişkili tromboembolik komplikasyonların profilaksi ve tedavisinde, Miyokard enfarktüsü (MI) ardından gelişen ölüm, rekürrent MI ve inme ya da sistemik emboli gibi tromboembolik olay riskinin azaltılması. Kullanım kısıtlamaları varolan bir trombüs üzerinde doğrudan bir etkisi yoktur ve iskemik doku hasarını geri döndürmez. Bununla beraber, bir trombüs oluştuğu zaman antikoagülan tedavisinin amaçları, oluşan pıhtının daha fazla büyümesini engellemek ve ciddi veya olası fatal sekelle sonuçlanabilecek sekonder tromboembolik komplikasyonları engellemektir.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarGebelik (Tromboemboli riski yüksek olan mekanik kalp kapağına sahip gebe kadınlar dışında) Hemorajik eğilimler ya da kan diskrazileri Yakın zamanda yapılan (1) santral sinir sistemi ameliyatı (2) göz ameliyatı ya da (3) geniş yüzeylerin açılmasını gerektiren travma cerrahisi (1) gastrointestinal, ürogenital ya da solunum sisteminde aktif ülserasyonla ilişkili kanama eğilimi ya da aşikar kanamalar; (2) merkezi sinir sisteminde kanama; (3) serebral anevrizma, aort diseksiyonu; (4) perikardit ve perikardiyal efüzyonlar; (5) bakteriyel endokardit gibi durumlarla ilişkili kanamalar ve bunlara bağlı kanama eğilimleri Düşük tehdidi, eklamsi ve preeklamsi Gözetim altında olmayan ve tedavi uyuncu ile ilgili yüksek risk taşıyan hastalarda Kontrolsüz kanama potansiyeli taşıyan lomber ponksiyon ve diğer diagnostik veya terapötik prosedürler Majör bölgesel, lomber blok anestezi uygulaması Malign hipertansiyon Varfarin veya bu ilacın diğer bileşenlerine karşı bilinen aşırı duyarlılık.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriDoku nekrozu Deri ve diğer dokularda nekroz ve/veya gangren yaygın olmamakla birlikte (< % 0,1) ciddi bir risktir. Nekroz lokal tromboz ile ilişkili olabilir ve genellikle tedavisi başlandıktan sonra birkaç gün içinde ortaya çıkmaktadır. Şiddetli nekroz olgularında etkilenen doku, uzuv, meme veya penisin debridmanı veya amputasyonu ile tedavi edildiği bildirilmiştir. UYARI: KANAMA RİSKİ majör ve fatal kanamaya neden olabilir. Kanama ihtimali tedavinin ilk ayında yüksektir. Kanama açısından risk faktörleri şunlardır: yüksek yoğunlukta antikoagülasyon (INR > 4,0), yaş ≥65, INR değerlerinin değişkenlik gösterme öyküsü, gastrointestinal kanama öyküsü, hipertansiyon, serebrovasküler hastalık, anemi, malignite, travma, böbrek yetmezliği, bazı genetik faktörler ve uzun süreli Varfarin tedavisi. INR > 4,0 hastaların çoğunda ek bir terapötik yarar sağlamazken yüksek patolojik kanama riski ile ilişkilidir. Tedavi uygulanan tüm hastalarda düzenli INR takibi gerçekleştirilmelidir. Kanama riski yüksek olanlarda daha sık INR takibi yapılması, istenen INR değerine göre dikkatli doz ayarlaması ve klinik durum için uygun olan en kısa süreli tedavi uygulanması yararlı olabilir. Bununla birlikte INR değerinin terapötik aralıkta tutulması kanama riskini ortadan kaldırmaz. İlaçlar, diyet değişiklikleri ve diğer faktörler tedavisinin sağladığı INR değerini etkiler. Bitkisel ilaçlar dahil olmak üzere başka ilaçların başlanması, kesilmesi ya da doz değişikliği sırasında INR daha sık takip edilmelidir. Hastalara kanama riskini minimize edecek önlemleri almaları, kanama belirtileri ya da semptomlarını bildirmeleri söylenmelidir. Nekrozun altta yatan bir hastalık nedeniyle gelişip gelişmediğinin saptanması için dikkatli bir klinik değerlendirme yapılması gerekir. Çeşitli tedavi girişimleri denenmiş olmakla birlikte nekroz için tek tip etkili bir tedavi bulunmamaktadır. Nekroz gelişirse tedavisi sonlandırılmalıdır. Antikoagülasyon tedavisi ihtiyacı sürüyorsa alternatif ilaçlar düşünülmelidir. Kalsifilaksi vasküler kalsifikasyon ve deri nekrozuna sebep olan çok seyrek fakat ciddi bir durumdur. Ölüm oranı yüksektir. Aynı zamanda kalsifik üremik arteriolopati olarak da bilinmektedir. Bu durum en yaygın olarak, son evre böbrek hastalığı nedeniyle diyaliz uygulanan hastalarda veya protein C veya S eksikliği, hiperfosfatemi, hiperkalsemi, veya hipoalbuminemi gibi bilinen risk faktörleri taşıyan hastalarda gözlenmektedir. Varfarin kullanan hastalarda kalsifilaksi vakaları raporlanmıştır. Vakalarda yaygın olarak önceden var olan böbrek hastalığı raporlanmıştır, fakat bazı raporlarda normal böbrek fonksiyonları bildirilmiştir. Bu hastalarda kalsifilaksi tanısı konulduğunda tedavisi kesilmeli, özgün kalsifilaksi destek tedavisine başlanmalı ve alternatif antikoagülan tedavi düşünülmelidir. Akut böbrek hasarı Değişmiş glomerüler bütünlüğü veya böbrek rahatsızlığı hikayesi olan hastalarda kullanımı ile beraber, muhtemelen aşırı antikoagülasyon ve hematüri episodları ile bağlantılı olarak, akut böbrek hasarı gelişebilir. Böbrek fonksiyonları bozulmuş olan hastalarda antikoagülasyon izleminin daha sık yapılması tavsiye edilmektedir. Sistemik ateroemboli ve kolesterol mikroembolisi ile yapılan antikoagülan tedavi ateromatöz plak embolisini artırabilir. Sistemik ateroemboli ve kolesterol mikroembolisi embolizasyon yerine bağlı olarak çeşitli belirti ve semptomlarla görülebilir. En yaygın tutulan viseral organlar böbrekler olup bunu pankreas, dalak ve karaciğer izler. Bazı olgularda nekroz ya da ölüme yol açabilir. Ayaklardaki mikroemboliden kaynaklanan sendrom “ayak parmaklarında morarma” (purple toe syndrome) olarak bilinir. Böyle bir fenomen gözlendiğinde tedavisi kesilmeli ve antikoagülasyon tedavisi ihtiyacı sürüyorsa alternatif ilaçlar düşünülmelidir. Heparine bağlı trombositopeni heparine bağlı trombositopenisi (HIT), heparine bağlı trombositopeni ve tromboz sendromu (HITTS) olan hastalarda başlangıç tedavisi olarak kullanılmamalıdır. HIT ve HITTS olan hastalarda heparin tedavisi kesilip varfarin tedavisi başlandığında veya sürdürüldüğünde, ekstremitede iskemi, nekroz ve gangren görülmüştür. Bazı hastalarda etkilenmiş bölgenin amputasyonundan doğan sekel ve/veya ölüm gözlenmiştir. tedavisi trombosit sayısı normal düzeye döndüğünde düşünülebilir. Mekanik kalp kapağı olan gebe kadınlarda kullanım gebe bir kadına uygulandığında fetal hasara neden olabilir. gebelikte kontrendike olmakla birlikte kullanımının potansiyel yararı tromboembolik riski yüksek olan mekanik kalp kapakçığı olan gebe kadınlarda riskten fazla olabilir. Bu durumda başlanması ve sürdürülmesi kararı, hastanın tıbbi durumunun özel risk ve yararları ile güncel tıbbi kılavuzlar dikkate alınarak hasta ile birlikte gözden geçirilmelidir. Gebelikte maruziyeti tanımlanmış bir majör konjenital malformasyon paterni (Varfarin embriyopatisi ve fetotoksisitesi), ölümcül fetal hemoraji, spontan düşük riskinde artış ve fetal mortaliteye neden olur. Bu ilaç gebelik sırasında kullanıldığında ya da ilaç kullanırken hasta gebe kalırsa, hastaya fetüsün potansiyel zararları konusunda bilgi verilmelidir. Üreme potansiyeli olan kadınlar Gebelikte maruziyeti gebeliğin kaybına, doğum kusurlarına ya da fetal ölüme neden olabilir. tedavisi uygulanan ve üreme potansiyeli olan kadınlarla gebelik planlaması tartışılmalıdır. Varfarin tedavisinin riskini artırabilecek diğer klinik durumlar: Orta dereceli veya şiddetli karaciğer yetmezliği Enfeksiyon hastalıkları veya bağırsak florasında bozukluklar (Sprue, antibiyotik tedavisi gibi) Kalıcı kateter kullanımı Şiddetli veya orta dereceli hipertansiyon Protein C aracılı antikoagülan yanıtı eksikliği: doğal olarak ortaya çıkan antikoagülan protein C ve protein S sentezini azaltır. Protein C ya da kofaktörü protein S’nin kalıtsal ya da kazanılmış eksikliği Varfarin uygulaması ardından gelişen doku nekrozu ile ilişkili bulunmuştur. tedavisine başlanırken 5-7 gün boyunca heparin ile eş zamanlı antikoagülasyon tedavisi bu hastalardaki doku nekrozu riskini azaltabilir. Göz cerrahisi: Katarakt cerrahisinde kullanımı, sivri iğne ve lokal anestezik bloğun minör komplikasyonlarını anlamlı derecede artırır fakat görmeyi tehdit eden potansiyel operatif hemorajik komplikasyonlarla ilişkili değildir. tedavisinin kesilmesi ya da dozunun azaltılması ciddi tromboembolik komplikasyonlara yol açabilir. Lens cerrahisi gibi rölatif olarak daha az invaziv ve daha az karmaşık göz cerrahisinde antikoagülan tedavinin riskleri yararlarına göre değerlendirilerek karar verilmelidir. Polisitemi vera Vaskülit Diabetes mellitus INR'yi etkileyen faktörler Artan INR yanıtına sebep olabilecek faktörler şunlardır: diyare, hepatik bozukluklar, beslenme bozukluğu, steatore veya K vitamini eksikliği. Azalan INR yanıtına sebep olabilecek faktörler şunlardır: K vitamini alımında artış veya kalıtsal varfarin direnci. Diş müdahaleleri ve ameliyatlar Bazı diş müdahaleleri ya da cerrahi prosedürler tedavisine ara verilmesini ya da dozunun değiştirilmesini gerektirebilir. Kısa bir süre için bile olsa tedavisinin kesilmesinin yarar ve riskleri düşünülmelidir. Diş ya da cerrahi müdahalesinden hemen önce INR saptanmalıdır. Ameliyat öncesinde, ameliyat sırasında ya da ameliyattan hemen sonra antikoagülan tedavi gereken ve minimal invaziv prosedür uygulanacak hastalarda dozunun INR değerinin terapötik aralığın en alt düzeyinde korunacağı şekilde ayarlanması antikoagülasyonun güvenli biçimde sürdürülmesini sağlayabilir. Yardımcı maddeler: Laktoz monohidrat: Nadir kalıtımsal galaktoz intoleransı, Lapp laktaz yetmezliği ya da glukoz galaktoz malabsorpsiyon problemi olan hastaların bu ilacı kullanmamaları gerekir.
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerKan ve lenf sistemi hastalıkları Yaygın: Anemi Bilinmiyor: Doku ve organlarda fatal veya fatal olmayan hemoraji (minör kanama fatal sonlanımlı dahil şiddetli kanama) tedavisi sırasında ortaya çıkabilir. Hemoraji herhangi bir doku ya da organda görülebilir ve ilgili semptom ve komplikasyonları ile birlikte iç ya da dış kanama halinde gelişebilir. Tipik olarak etkilenen vücut sistemleri üst (dişeti kanaması, hematemez) ya da alt (melena, hematokezi, rektal kanama) gastrointestinal sistem, retroperitoneal bölge, solunum yolları (epistaksis, hemoptizi, nadiren pulmoner alveolar hemoraji), genitoüriner sistem (hematüri, vajinal kanama, menoraji) ve deriyi (kontüzyon, ekimoz ve peteşi) içerir. İntrakranial hemoraji ya da spinal hematom dahil merkezi sinir sistemi kanaması, oküler, intraartiküler, plöral, perikardiyal, adrenal ve hepatik hemoraji de ortaya çıkabilir. Bağışıklık sistemi hastalıkları Yaygın olmayan: Hipersensitivite Seyrek: Anafilaktik reaksiyon Endokrin hastalıklar Çok seyrek: Adrenal hemoraji Sinir sistemi hastalıkları Yaygın: Baş dönmesi*, baş ağrısı* Yaygın olmayan: İntrakranial hemoraji, parestezi* Seyrek: Paralizi* Çok seyrek: Spinal hematom Psikiyatrik hastalıklar Yaygın olmayan: Letarji* Göz hastalıkları Yaygın: Gözde hemoraji Kardiyak hastalıklar Yaygın: Göğüs ağrısı* Çok seyrek: Perikardial hemoraji Vasküler hastalıklar Yaygın: Hemoraji, hipotansiyon*, senkop* Seyrek: Şok*, vaskülit Çok seyrek: Sistemik kolesterol mikroembolizmi, ayak parmaklarında morarma (mor ayak parmağı sendromu)*, arteriyel emboli, yağ embolisi, nekroz Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıkları Yaygın: Epistaksis, dispne*, hemoptizi Yaygın olmayan: Hemotoraks Seyrek: Pulmoner alveolar hemoraji Çok seyrek: Pulmoner kalsifikasyon Gastrointestinal hastalıklar Yaygın: Karın ağrısı*, diyare, tat almada bozukluk, dişeti kanaması, bulantı, rektal kanama, kusma Yaygın olmayan: Karında distansiyon, disjözi, disfaji*, gaz/şişkinlik, hematemez, melena Seyrek: Retroperitoneal hemoraji Deri ve deri altı doku hastalıkları Yaygın: Ekimoz, kaşıntı, döküntü Yaygın olmayan: Alopesi, dermatit, peteşi, ürtiker Seyrek: Deri nekrozu Çok seyrek: Bülloz dermatit Bilinmiyor: Kalsifilaksi Kas-iskelet bozukluklar, bağ doku ve kemik hastalıkları Yaygın: Artralji*, miyalji* Yaygın olmayan: Hemartroz Böbrek ve idrar yolu hastalıkları Yaygın: Hematüri, kolestatik hepatit (ve tiklopidinin birlikte uygulanmasıyla ilişkilendirilmektedir.) Bilinmiyor: Akut böbrek hasarı Üreme sistemi ve meme hastalıkları Yaygın olmayan: Vajinal hemoraji Çok seyrek: Menoraji Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Yaygın: Asteni*, yorgunluk*, şişlik* Yaygın olmayan: Titreme, bitkinlik*, ağrı* Çok seyrek: Solukluk* Araştırmalar Yaygın olmayan: Hepatik enzim yükselmesi * Hemorajik komplikasyonlar sonucu ortaya çıkan semptomlar ya da tıbbi durumlar.
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.