OZURDEX 700 MCG APLİKATÖRDE İNTRAVİTREAL İMPLANT, 1 ADET
Fiyat ve paketler
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Ozurdex 700 mcg ne için kullanılır?
KT 1OZURDEX®'in etkin maddesi deksametazondur. Deksametazon, kortikosteroidler olarak adlandırılan ilaçlar grubuna dahildir.
Yukarıdaki resimde OZURDEX®'i görmektesiniz.
OZURDEX® aşağıdaki durumlarda kullanılmaktadır:
- Erişkinlerde gözdeki damarların tıkanmasının neden olduğu görme kaybının tedavisi için kullanılır. Bu tıkanma, makula olarak adlandırılan retina bölgesinde (gözün arkasındaki ışığa duyarlı tabaka) şişkinliğe neden olan sıvı birikmesine yol açar. Şişkinlik, okuma gibi görevler için kullanılan merkezi görmeyi etkileyen makula hasarına neden olabilir. OZURDEX®, bu makular şişkinliğin azaltılması yolu ile etki eder, bu da makula hasarını azaltmaya veya daha çok hasar görmesini önlemeye yardımcı olur.
- Gözün arkasında oluşan iltihabın tedavisinde kullanılır. Bu iltihap görme kaybına ve/veya uçuşan lekeler görmeye (görüş alanı boyunca hareket eden siyah noktalar ya da ufak çizgiler) sebep olur. OZURDEX®, bu iltihabı azaltmak yolu ile etki eder.
- Diyabetik maküler ödeme bağlı gelişen görme kaybının tedavisinde kullanılır. Diyabetik maküler ödem, şeker hastalığına bağlı olarak gözün arkasındaki ışığa duyarlı tabakada oluşan şişkinliktir.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · Kullanmayınız- Deksametazona veya OZURDEX®'in diğer bileşenlerinden herhangi birine karşı alerjiniz (aşırı duyarlılığınız) varsa
- Gözünüzün içinde veya etrafında herhangi bir çeşit enfeksiyon varsa (bakteri, virüs veya mantara bağlı)
- Kullanmakta olduğunuz bir ilaç ile tam anlamıyla kontrol edilemeyen göz tansiyonunuz veya yüksek göz içi basıncınız var ise.
- Tedavi edilecek gözde lens yoksa ve lens kapsülünün (“kese”) arkasında yırtık varsa
- Tedavi edilecek gözde, katarakt ameliyatı yapılmışsa ve gözün ön kısmına yerleştirilmiş (ön kamara intraoküler lens) ya da gözün beyaz kısmına (sklera) veya renkli kısmına (iris) sabitlenmiş yapay bir lensiniz varsa ve lens kapsülünün (“kese”) arkasında yırtık varsa
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriİçin yapılanlar dahil intravitreal enjeksiyonlar, endoftalmit, intraoküler inflamasyon, artmış göz içi basıncı ve retina dekolmanı ile ilişkili olabilir. Her zaman için uygun aseptik enjeksiyon teknikleri uygulanmalıdır. İlave olarak, bir enfeksiyon veya göz içi basıncı artışı meydana gelirse erken tedaviye olanak sağlamak amacıyla hastalar enjeksiyondan sonra takip edilmelidir. Gözlem için enjeksiyondan hemen sonra optik sinir başı perfüzyonunun kontrolü, enjeksiyon sonrasındaki 30 dakika içinde tonometri ve enjeksiyonu takip eden ikinci ve yedinci günler arasında biyomikroskop incelemesi kullanılabilir. Hastalar, endoftalmit veya yukarıda sözü geçen herhangi bir olaya dair gözde ağrı, görmede bulanıklık gibi anlamlı herhangi bir semptom görülmesi durumunda, gecikmeden doktorlarına başvurmaları konusunda bilgilendirilmelidir. Posterior kapsül yırtığı olan tüm hastalar, örneğin vitrektomi geçmişi olan veya olmayan posterior lens (örneğin katarakt cerrahisinden kaynaklanan) ve/veya vitreal boşluğa açılan irisi (örneğin iridektomiye bağlı) olanlar ön kamaraya implant migrasyonu riski altında bulunmaktadır. İmplantın ön kamaraya migrasyonu kornea ödemine yol açabilir. Uzun süreli şiddetli kornea ödemi, kornea nakli ihtiyacına kadar ilerleyebilir. kontrendike olduğu hastaların dışında kalanlarda sadece dikkatli bir risk yarar değerlendirmesi yapıldıktan sonra uygulanmalıdır. Bu hastalar cihazın yer değiştirmesine dair erken teşhis ve tedaviye olanak sağlamak için implant migrasyonu belirtileri yönünden yakından takip edilmelidir. dahil kortikosteriodlerin kullanımı katarakt (posterior subkapsüler katarakt dahil), göz içi basıncında artış, steroid kaynaklı glokoma sebep olabilir ve sekonder oküler enfeksiyonlarla sonuçlanabilir. 3 yıllık diyabetik maküler ödem klinik çalışmalarında, çalışma gözü fakik olan ve ile tedavi edilen hastaların %59’u çalışma gözünde katarakt cerrahisi geçirmiştir. İlk enjeksiyondan sonra katarakt insidansı, posteriyor segmentte non-infeksiyöz üveiti olan hastalarda, RVDT/SRVT hastalarına kıyasla daha yüksek gibi görünmektedir. RVDT/SRVT klinik çalışmalarında katarakt, ikinci bir enjeksiyon uygulanan fakik lensli hastalarda daha sık bildirilmiştir. İlk tedavi sırasında 368 hastadan yalnızca 1’inde ve ikinci tedavi sırasında 302 hastadan 3’ünde katarakt cerrahisi gerekmişti. Non-infeksiyöz üveit tedavisi çalışmasında, 62 fakik lens hastasından 1’i tek enjeksiyondan sonra katarakt cerrahisi geçirmiştir. Posteriyor segmentte non-infeksiyöz üveiti olan hastalarda konjonktival hemoraji prevalansının, RVDT/SRVT ve diyabetik maküler ödem hastalarına kıyasla daha yüksek olduğu görünmektedir. Bu durum, intravitreal enjeksiyon prosedürüne ya da topikal ve/veya sistemik kortikosteroidlerin veya non-steroid antiinflamatuar ilaçların eşzamanlı kullanımına bağlı olabilir. Tablo kendiliğinden düzeldiği için tedavi gerekli değildir. Oküler steroid tedavisi ve intravitreal enjeksiyonlardan beklendiği gibi, göz içi basıncı (GİB) artabilir. Göz içi basıncındaki artış normalde, göz içi basınç düşürücü ilaçla tedavi edilebilir. Göz içi basıncında başlangıç dönemine kıyasla ≥10 mmHg’lık bir artış görülen hastaların büyük bir bölümünde, bu GİB artışı, enjeksiyondan sonraki 45 ve 60 gün arasında ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, başlangıç dönemindeki düzeyi ne olursa olsun, düzenli aralıklarla GİB kontrolü yapılmalı ve enjeksiyon sonrasında göz içi basıncındaki herhangi bir artış uygun bir şekilde tedavi edilmelidir. Retinal ven tıkanıklığından sonra maküler ödem gelişen, ya da posteriyor segmentte non-infeksiyöz üveiti olan 45 yaşından küçük hastalarda göz içi basıncında artış olasılığı daha yüksektir. Kortikosteroidler oküler viral (örneğin herpes simpleks) enfeksiyon geçmişi olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır ve aktif oküler herpes simpleks’te kullanılmamalıdır. her iki göze eş zamanlı olarak uygulanmasının güvenliliği ve etkililiği üzerinde çalışılma yapılmamıştır. Bu nedenle her iki göze eşzamanlı olarak uygulanması önerilmemektedir. retinal ven tıkanıklığına sekonder olarak maküler ödem gelişen ve anlamlı retinal iskemisi olan hastalarda incelenmemiştir. Bu nedenle, kullanımı önerilmemektedir. Tip 1 diyabeti olan sınırlı sayıda gönüllü Faz 3 çalışmalarında araştırılmıştır ve bu gönüllülerde verilen yanıt, Tip 2 diyabeti olan gönüllülerden anlamlı bir şekilde farklı olmamıştır. RVO’da, uygulanan hastaların %2’sinde antikoagülan tedavi uygulanmıştır; bu hastalarda herhangi bir hemorajik advers olay bildiriminde bulunulmamıştır. Diyabetik maküler ödemde, hastaların %8’inde antikoagülan tedavi kullanılmıştır. Antikoagülan tedavi uygulanan hastalar arasında, hemorajik advers olayların sıklığı ve sham gruplarında benzer olmuştur (%29 ve %32). Antikoagülan tedavi uygulanmayan hastalar arasında, ile tedavi edilen hastaların %27’si hemorajik advers olay bildirmiştir, buna karşılık bu oran plasebo grubunda %20 olmuştur. Vitröz hemoraji, ile tedavi edilen hastalardan antikoagülan tedavi almış olanların (%11) antikoagülan tedavi almamış olanlara (%6) kıyasla daha büyük bir kısmında bildirilmiştir. Klinik araştırmaların herhangi bir evresinde, hastaların %56’sı kadarına klopidogrel gibi antiplatelet ilaçlar kullanılmıştır. Eşzamanlı antiplatelet ilaçları kullanan hastalar için, hemorajik advers olaylar, endikasyon ve tedavi sayısından bağımsız olarak enjeksiyonu yapılan hastalarda (%29’a kadar), sham grubuna kıyasla (%23’e kadar) biraz daha yüksek oranda bildirilmiştir. En sık karşılaşılan hemorajik advers olay, konjonktival hemoraji olmuştur (%24’e kadar). antikoagülan ya da antiplatelet ilaç almakta olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Görmede bozukluk Sistemik ve topikal kortikosteroid kullanımıyla görmede bozukluk bildirilebilir. Eğer hastada bulanık görme veya diğer görsel rahatsızlık semptomları gözlenirse, topikal kortikosteroidlerin kullanımından sonra bildirilmiş olan; katarakt, glokom veya sistemik ve merkezi seröz koryoretinopati (SSKR) gibi nadir hastalıklar için olası nedenler değerlendirilmelidir.
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlar gibi OZURDEX®'in içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir.
Yan etkiler aşağıdaki kategorilerde gösterildiği şekilde sıralanmıştır:
- Çok yaygın: 10 hastanın en az 1'inde görülebilir
Yaygın: 100 hastanın 1'i ila 10'u arasındaki kişide görülebilir Yaygın olmayan: 1.000 hastanın 1'i ila 10'u arasındaki kişi sayısında görülebilir Seyrek: 10.000 hastanın 1'i ila 10'u arasındaki kişi sayısında görülebilir Çok seyrek: 10.000 hastanın birinden az kişide görülebilir Sıklığı bilinmeyen: Eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor Aşağıdakilerden biri olursa, OZURDEX®'i kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz.
- Kurdeşen
- Şişme (yüz ve boğazda şişme dahil)
Bunların hepsi çok ciddi yan etkilerdir.
Eğer bunlardan biri sizde mevcut ise, sizin OZURDEX® ' e karşı ciddi alerjiniz var demektir.
Acil tıbbi müdahaleye veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir.
OZURDEX® kullanıldığında aşağıdaki yan etkiler görülebilir:
Çok yaygın:
- Göz içi basıncı artışı**
- Katarakt (lensin bulanıklaşması) **
- Konjonktival hemoraji (göz yüzeyinde kanama) *
Yaygın:
- Oküler hipertansiyon (gözde yüksek basınç)
- Subkapsüler katarakt (lensin arkasında bulanıklaşma)
- Vitreus kanaması (göz içine kanama)**
- Görme keskinliğinde azalma*
- Görme bozukluğu/rahatsızlığı
- Vitreus dekolmanı (gözün arkasındaki ışığa duyarlı tabakadan göz içindeki kolloidal yumuşak tabakanın ayrılması) *
- Vitreusta (göz içindeki jel) uçuşan siyah noktalar*
- Vitreusta opasiteler (göz içindeki jelde uçuşan cisimler) *
- Blefarit (göz kapağı iltihabı)
- Göz ağrısı*
- Fotopsi (ışık çakmaları görmek) *
- Konjonktival (göz kapaklarının iç ve gözlerin beyaz kısmını (sklera) kaplayan ince ve şeffaf bir zara ait) ödem *
- Gözün önünde nokta görme hissi (uçuşmalar dahil)*
- Buğu ya da sis içerisinden bakma hissi*
- Konjonktival hiperemi* (göz kapaklarının iç ve gözlerin beyaz kısmını (sklera) kaplayan ince ve şeffaf bir zarda kızarıklık)
- Baş ağrısı
Yaygın olmayan:
- Nekrotizan retinit (gözün arka kısmında şiddetli iltihaplanma) (genellikle viral enfeksiyona bağlı)
- Endoftalmi (gözün içinde ağır enfeksiyon veya iltihaplanma) *
- Glokom (artan göz içi basıncının optik sinir hasarı ile ilişkili olduğu göz hastalığı)
- Gözün arkasında ışığa duyarlı tabakanın ayrılması (retinal dekolmanı)*
- Gözün arkasındaki ışığa duyarlı tabakanın yırtılması (retina yırtılması) *
- Göz içindeki jelin (vitreus) dışarı sızmasına bağlı olarak göz basıncının azalması*
- Göz içinde ön bölümün iltihaplanması*
- İltihap nedeniyle gözün önünde protein ve hücre artışı*
- Gözde anormallik hissi*
- Göz kapağında kaşıntı
- Sklerada hiperemi (göz akında kızarma) *
- İmplant migrasyonu (OZURDEX® implantın gözün arka tarafından ön tarafına geçmesi nedeniyle görmede bulanıklık ve azalmaya yol açması, bu durum gözün saydam kısmında (kornea) şişmeye yol açabilir) *
- OZURDEX® implantın kazara yanlış yerleştirilmesi nedeniyle göz dokusunda zedelenme*
- Migren *Bu yan etkiler tek başına OZURDEX® implantından kaynaklanmaz, bunlara enjeksiyon prosedürü de sebep olabilir. Enjeksiyon sayısı arttıkça bu etkilerden daha fazla yaşayabilirsiniz. **Bu yan etkiler 2 enjeksiyondan fazla uygulama alan hastalarda 2 enjeksiyondan az enjeksiyon uygulanan hastalara göre daha sık görülmüştür.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Çocuk doğurma yaşındaki kadınlar tedavi süresince etkili doğum kontrolü uygulamalıdır.
Hamile kadınlarda OZURDEX® kullanımına ilişkin bir deneyim mevcut değildir; o nedenle olası riskler bilinmemektedir. Eğer hamile iseniz veya hamile kalmayı düşünüyorsanız OZURDEX® tedavisinden önce bunu doktorunuzla konuşunuz. Eğer sizin için yararı, bebeğiniz üzerindeki riskten fazla değil ise gebeliğiniz süresinde OZURDEX® kullanılmamalıdır.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emziren kadınlarda OZURDEX® kullanımına ilişkin bir deneyim mevcut değildir; o nedenle olası riskler bilinmemektedir. Eğer emziriyorsanız veya emzirmeyi düşünüyorsanız OZURDEX® tedavisinden önce bunu doktorunuzla konuşunuz. Açık bir şekilde gerekli olmadığı sürece, emzirme sırasında OZURDEX® kullanımı önerilmemektedir.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerOZURDEX® uyarı gerektiren yardımcı madde içermemektedir.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonRetina Ven Dalı Tıkanıklığı (RVDT) veya Santral Retinal Ven Tıkanıklığını (SRVT) takiben, maküler ödemi olan yetişkin hastaların tedavisinde endikedir. Gözün posteriyor segmentinde, kendisini non-infeksiyöz üveit şeklinde gösteren inflamasyonu olan yetişkin hastaların tedavisinde endikedir. Diyabetik maküler ödem tedavisinde endikedir.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarEtkin maddeye veya sıralanan yardımcı maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılık Aktif epitelyal herpes simpleks keratiti (dendritik keratit), çiçek (vaccinia), su çiçeği, mikobakteriyel enfeksiyonlar ve fungal hastalıklar dahil, çoğunlukla kornea ve konjonktivanın viral hastalıklarından oluşan aktif veya şüpheli oküler veya perioküler enfeksiyon İleri glokom (sadece ilaçla yeterince kontrol altına alınamayan vakalar) Posterior lens kapsülü yırtığı olan afakik gözlerde Ön Kamara İntraoküler Lensi (ÖKİL), iris veya transkleral sabitlenmiş intraoküler lensi ve posterior lens kapsülü yırtığı olan gözlerde.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriİçin yapılanlar dahil intravitreal enjeksiyonlar, endoftalmit, intraoküler inflamasyon, artmış göz içi basıncı ve retina dekolmanı ile ilişkili olabilir. Her zaman için uygun aseptik enjeksiyon teknikleri uygulanmalıdır. İlave olarak, bir enfeksiyon veya göz içi basıncı artışı meydana gelirse erken tedaviye olanak sağlamak amacıyla hastalar enjeksiyondan sonra takip edilmelidir. Gözlem için enjeksiyondan hemen sonra optik sinir başı perfüzyonunun kontrolü, enjeksiyon sonrasındaki 30 dakika içinde tonometri ve enjeksiyonu takip eden ikinci ve yedinci günler arasında biyomikroskop incelemesi kullanılabilir. Hastalar, endoftalmit veya yukarıda sözü geçen herhangi bir olaya dair gözde ağrı, görmede bulanıklık gibi anlamlı herhangi bir semptom görülmesi durumunda, gecikmeden doktorlarına başvurmaları konusunda bilgilendirilmelidir. Posterior kapsül yırtığı olan tüm hastalar, örneğin vitrektomi geçmişi olan veya olmayan posterior lens (örneğin katarakt cerrahisinden kaynaklanan) ve/veya vitreal boşluğa açılan irisi (örneğin iridektomiye bağlı) olanlar ön kamaraya implant migrasyonu riski altında bulunmaktadır. İmplantın ön kamaraya migrasyonu kornea ödemine yol açabilir. Uzun süreli şiddetli kornea ödemi, kornea nakli ihtiyacına kadar ilerleyebilir. kontrendike olduğu hastaların dışında kalanlarda sadece dikkatli bir risk yarar değerlendirmesi yapıldıktan sonra uygulanmalıdır. Bu hastalar cihazın yer değiştirmesine dair erken teşhis ve tedaviye olanak sağlamak için implant migrasyonu belirtileri yönünden yakından takip edilmelidir. dahil kortikosteriodlerin kullanımı katarakt (posterior subkapsüler katarakt dahil), göz içi basıncında artış, steroid kaynaklı glokoma sebep olabilir ve sekonder oküler enfeksiyonlarla sonuçlanabilir. 3 yıllık diyabetik maküler ödem klinik çalışmalarında, çalışma gözü fakik olan ve ile tedavi edilen hastaların %59’u çalışma gözünde katarakt cerrahisi geçirmiştir. İlk enjeksiyondan sonra katarakt insidansı, posteriyor segmentte non-infeksiyöz üveiti olan hastalarda, RVDT/SRVT hastalarına kıyasla daha yüksek gibi görünmektedir. RVDT/SRVT klinik çalışmalarında katarakt, ikinci bir enjeksiyon uygulanan fakik lensli hastalarda daha sık bildirilmiştir. İlk tedavi sırasında 368 hastadan yalnızca 1’inde ve ikinci tedavi sırasında 302 hastadan 3’ünde katarakt cerrahisi gerekmişti. Non-infeksiyöz üveit tedavisi çalışmasında, 62 fakik lens hastasından 1’i tek enjeksiyondan sonra katarakt cerrahisi geçirmiştir. Posteriyor segmentte non-infeksiyöz üveiti olan hastalarda konjonktival hemoraji prevalansının, RVDT/SRVT ve diyabetik maküler ödem hastalarına kıyasla daha yüksek olduğu görünmektedir. Bu durum, intravitreal enjeksiyon prosedürüne ya da topikal ve/veya sistemik kortikosteroidlerin veya non-steroid antiinflamatuar ilaçların eşzamanlı kullanımına bağlı olabilir. Tablo kendiliğinden düzeldiği için tedavi gerekli değildir. Oküler steroid tedavisi ve intravitreal enjeksiyonlardan beklendiği gibi, göz içi basıncı (GİB) artabilir. Göz içi basıncındaki artış normalde, göz içi basınç düşürücü ilaçla tedavi edilebilir. Göz içi basıncında başlangıç dönemine kıyasla ≥10 mmHg’lık bir artış görülen hastaların büyük bir bölümünde, bu GİB artışı, enjeksiyondan sonraki 45 ve 60 gün arasında ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, başlangıç dönemindeki düzeyi ne olursa olsun, düzenli aralıklarla GİB kontrolü yapılmalı ve enjeksiyon sonrasında göz içi basıncındaki herhangi bir artış uygun bir şekilde tedavi edilmelidir. Retinal ven tıkanıklığından sonra maküler ödem gelişen, ya da posteriyor segmentte non-infeksiyöz üveiti olan 45 yaşından küçük hastalarda göz içi basıncında artış olasılığı daha yüksektir. Kortikosteroidler oküler viral (örneğin herpes simpleks) enfeksiyon geçmişi olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır ve aktif oküler herpes simpleks’te kullanılmamalıdır. her iki göze eş zamanlı olarak uygulanmasının güvenliliği ve etkililiği üzerinde çalışılma yapılmamıştır. Bu nedenle her iki göze eşzamanlı olarak uygulanması önerilmemektedir. retinal ven tıkanıklığına sekonder olarak maküler ödem gelişen ve anlamlı retinal iskemisi olan hastalarda incelenmemiştir. Bu nedenle, kullanımı önerilmemektedir. Tip 1 diyabeti olan sınırlı sayıda gönüllü Faz 3 çalışmalarında araştırılmıştır ve bu gönüllülerde verilen yanıt, Tip 2 diyabeti olan gönüllülerden anlamlı bir şekilde farklı olmamıştır. RVO’da, uygulanan hastaların %2’sinde antikoagülan tedavi uygulanmıştır; bu hastalarda herhangi bir hemorajik advers olay bildiriminde bulunulmamıştır. Diyabetik maküler ödemde, hastaların %8’inde antikoagülan tedavi kullanılmıştır. Antikoagülan tedavi uygulanan hastalar arasında, hemorajik advers olayların sıklığı ve sham gruplarında benzer olmuştur (%29 ve %32). Antikoagülan tedavi uygulanmayan hastalar arasında, ile tedavi edilen hastaların %27’si hemorajik advers olay bildirmiştir, buna karşılık bu oran plasebo grubunda %20 olmuştur. Vitröz hemoraji, ile tedavi edilen hastalardan antikoagülan tedavi almış olanların (%11) antikoagülan tedavi almamış olanlara (%6) kıyasla daha büyük bir kısmında bildirilmiştir. Klinik araştırmaların herhangi bir evresinde, hastaların %56’sı kadarına klopidogrel gibi antiplatelet ilaçlar kullanılmıştır. Eşzamanlı antiplatelet ilaçları kullanan hastalar için, hemorajik advers olaylar, endikasyon ve tedavi sayısından bağımsız olarak enjeksiyonu yapılan hastalarda (%29’a kadar), sham grubuna kıyasla (%23’e kadar) biraz daha yüksek oranda bildirilmiştir. En sık karşılaşılan hemorajik advers olay, konjonktival hemoraji olmuştur (%24’e kadar). antikoagülan ya da antiplatelet ilaç almakta olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Görmede bozukluk Sistemik ve topikal kortikosteroid kullanımıyla görmede bozukluk bildirilebilir. Eğer hastada bulanık görme veya diğer görsel rahatsızlık semptomları gözlenirse, topikal kortikosteroidlerin kullanımından sonra bildirilmiş olan; katarakt, glokom veya sistemik ve merkezi seröz koryoretinopati (SSKR) gibi nadir hastalıklar için olası nedenler değerlendirilmelidir.
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerOftalmik steroid tedavisi veya intravitreal enjeksiyonlar (yükselmiş GİB, katarakt oluşumu ve sırayla konjonktival veya vitreal kanama) sonrasında sıklıkla görülen advers reaksiyonlar, tedavisinden sonra en sık bildirilen advers reaksiyonlardır. Daha az sıklıkla bildirilen, ancak daha ciddi advers reaksiyonlar, endoftalmi, nekrotizan retinit, retina dekolmanı ve retina yırtığını içerir. Baş ağrısı ve migren dışında kullanımı ile ilgili hiçbir sistemik advers ilaç etkisi saptanmamıştır. Faz III klinik çalışmalardan derlenen ile ilgili olduğu düşünülen advers reaksiyonlar (DMÖ, RVDT/SRVT ve üveit) ve spontan bildirimler MedDRA sistem organ sınıfı ile aşağıdaki düzende sıralanmaktadır. Her sıklık derecesi grubunda advers reaksiyonlar azalan ciddiyet sırasına göre sunulmaktadır. Sinir sistemi hastalıkları: Yaygın: Baş ağrısı Yaygın olmayan: Migren Göz hastalıkları: Çok yaygın: Göz içi basıncı artışı**, katarakt**, konjonktival hemoraji* Yaygın: Oküler hipertansiyon, subkapsüler katarakt, vitreus kanaması (hemoraji)**, görme keskinliğinde azalma*, görme bozukluğu/rahatsızlığı, vitreus dekolmanı*, vitreusta uçuşan siyah noktalar*, vitreusta opasiteler*, blefarit, göz ağrısı*, fotopsi*, konjonktival ödem*, konjonktival hiperemi* Yaygın olmayan: Nekrotizan retinit, endoftalmi*, glokom, retina dekolmanı*, retina yırtılması*, gözde hipotoni*, ön kamara iltihabı*, ön kamarada hücre/“flare” (hücre proteini)*, gözde anormal duyular*, göz kapağında kaşıntı, sklerada hiperemi* Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar: Yaygın olmayan: Korneal ödem ile birlikte veya korneal ödem olmadan cihaz dislokasyonu* (implant migrasyonu). Göz dokusu zedelenmesi ile sonuçlanan cihazın uygulanmasında komplikasyon* (yanlış implant yerleşimi) * İntravitreal enjeksiyon prosedürü ile ilişkili olduğu düşünülen istenmeyen etkileri belirtir (bu advers reaksiyonların sıklığı uygulanan tedavilerin sayısı ile orantılıdır) ** 24 aylık gerçek dünya gözlemsel çalışmasına göre, RVO’yu takiben maküler ödem ve posterior segment non-infeksiyöz üveit tedavisinde 2 enjeksiyondan fazla uygulama alan hastalarda, 2 ve daha az enjeksiyon alan hastalara göre bu advers etkiler daha sık bildirilmiştir: katarakt oluşumu (% 24,7’ye karşı %17,7), katarak ilerlemesi (%32’ye karşı % 13,1), vitreus kanaması (% 6’ya karşı %2), göz içi basıncı artışı (% 24’e karşı % 16,6). Seçili advers reaksiyonların tanımı Diyabetik Maküler Ödem diyabetik maküler ödemi olan hastalardaki klinik güvenliliği iki adet faz 3 randomize, çift kör, sham kontrollü çalışmada değerlendirilmiştir. Her iki çalışmada, toplam 347 hasta ve 350 hasta sham uygulanmak üzere randomize edilmiştir. Tüm çalışma dönemi boyunca alan hastaların çalışma gözünde en sık olarak bildirilen advers reaksiyonlar katarakt ve göz içi basınç artışı olmuştur (aşağıya bakınız). 3 yıl süren diyabetik maküler ödem klinik çalışmalarında, başlangıçta çalışma gözü fakik olan ve ile tedavi edilen hastaların %87’sinde belirli bir derece lens opasifikasyonu/ katarakt başlangıcı görülmüştür. Gözlenen tüm katarakt tiplerinin (kortikal katarak, diyabetik katarakt, nükleer katarakt, subkapsüler katarakt, lentiküler katarakt, katarakt) insidansı, 3 yıllık çalışmalarda ile tedavi edilen ve çalışma gözü fakik olan hastalarda %68 olmuştur. Çalışma gözü fakik olan hastaların %59’u için 3. yıldaki son ziyarette katarakt cerrahisi gerekmiştir, bunların birçoğu 2. ve 3. yılda yapılmıştır. Başlangıçta, çalışma gözündeki göz içi basınç her iki çalışma gözünde de aynı olmuştur (15,3 mmHg). Başlangıçtaki göz içi basınçtan ortalama artış, grubunda tüm ziyaretlerde 3,2 mmHg’yi aşmamıştır; ortalama göz içi basıncı enjeksiyon sonrasındaki 1,5. ayda en yüksek seviyeye ulaşmış olup her bir enjeksiyondan sonraki 6. ay itibariyle yaklaşık olarak başlangıç düzeylerine dönmüştür. tedavisinden sonraki göz içi basınç artışının hızı ve büyüklüğü, tekrarlı enjeksiyonundan sonra artmamıştır. ile tedavi edilen hastaların %28’inde başlangıca göre, çalışma süresince bir veya daha fazla ziyarette ≥ 10 mm Hg artış olmuştur. Başlangıçta, hastaların %3’ü için göz içi basınç düşürücü ilaç gerekmiştir. Sonuç olarak, hastaların %42’si için 3 yıllık çalışmalar süresince belirli bir aşamada göz içi basınç düşürücü ilaç gerekmiş olup, bu hastaların çoğunluğu için birden fazla ilaç gerekmiştir. En fazla kullanım (%33) ilk 12 ayda meydana gelmiş ve yıldan yıla benzer olarak kalmıştır. ile tedavi edilen toplam 4 hastanın (%1) çalışma gözünde, göz içi basınç artışının tedavisi için işlem yapılmıştır. ile tedavi edilen bir hasta için, steroid kaynaklı göz içi basıç artışını tedavi etmek için insizyonel cerrahi (trabekülektomi) gerekmiştir, 1 hasta ön kamara fibrinin sıvı çıkışını bloke etmesinin göz içi basınç artışına yol açması nedeniyle trabekülektomi geçirmiştir, 1 hasta dar açılı glokom nedeniyle iridotomi geçirmiş olup 1 hasta da katarakt cerrahisi nedeniyle iridektomi geçirmiştir. Hiçbir hasta için göz içi basıncını kontrol etmek amacıyla implantın alınması gerekmemiştir. RVDT/SRVT santral ya da dal retinal ven tıkanıklığı sonrasında maküler ödem gelişen hastalardaki klinik güvenliliği, Faz III randomize, çift kör, sham kontrollü iki çalışmada değerlendirilmiştir. Bu iki Faz III çalışmada, toplam 427 hasta ve 426 hasta sham uygulanmak üzere randomize edilmiştir. randomize edilerek tedavi edilen toplam 401 hasta (%94), başlangıç tedavisi dönemini tamamlamıştır (180 güne kadar). Hastaların toplam %47,3’ü en az bir advers reaksiyon geçirmiştir. uygulanan hastalarda en sık bildirilen advers reaksiyonlar göz içi basıncında artış (%24) ve konjonktival hemoraji (%14,7) olmuştur. RVDT hastalarındaki advers reaksiyon profili, SRVT hastalarında gözlenen ile benzerdi; ancak SRVT hasta alt-grubundaki bütünsel advers reaksiyon insidansı daha yüksekti. ile oluşan göz içi basınç (GİB) artışı 60 günde doruğa ulaşmış ve 180 günde başlangıç dönemindeki düzeylerine dönmüştür. GİB artışları ya tedavi gerektirmemiş ya da GİB düşürücü topikal ilaçların geçici sürelerle kullanılmasıyla tedavi edilmiştir. Başlangıç tedavisi dönemi sırasında uygulanan hastaların %0,7’sinde çalışma yapılan gözdeki GİB artışı için lazer ya da cerrahi girişimlere gerek duyulurken, sham uygulanan hastalarda bu oran %0,2 olmuştur. İkinci bir enjeksiyonu uygulandıktan sonra analiz edilen 341 hastanın advers reaksiyon profili, ilk enjeksiyondan sonrakine benzerdir. Toplam %54 hastada en az bir advers reaksiyon gelişmiştir. GİB artış insidansı (%24,9) ilk enjeksiyondan sonra gözlenene benzer niteliktedir ve aynı şekilde açık etiketli. günde başlangıç düzeylerine dönmüştür. Bir yıl sonraki bütünsel katarakt insidansı, ilk 6 aydakine kıyasla daha yüksekti. Üveit gözün posterior segmentinde, kendisini non-infeksiyöz üveit şeklinde gösteren inflamasyonu olan hastalardaki klinik güvenliliği, çok-merkezli, kör, randomize bir çalışmada değerlendirilmiştir. Toplam 77 hasta ve 76 hasta sham uygulanmak üzere randomize edilmiştir. randomize edilerek tedavi edilen toplam 73 hasta (%95) 26 haftalık çalışmayı tamamlamıştır. uygulanan hastaların çalışma yapılan gözlerinde en sık bildirilen advers reaksiyonlar konjonktival hemoraji (%30,3), göz içi basıncında artış (%25) ve katarakt (%11,8) olmuştur.
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.