OFEV 150 MG YUMUSAK KAPSUL, 60 ADET
Fiyat ve paketler
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Ofev 150 mg ne için kullanılır?
KT 1OFEV kapsüller, aktif madde olarak nintedanib içerir ve ve tirozin kinaz inhibitörleri adı verilen ilaç sınıfına dahildir. OFEV yetişkinlerde idiyopatik pulmoner fibrozisin (İPF), ilerleyici (progresif) fenotipli diğer kronik fibrozan interstisyel akciğer hastalıklarının (İAHler) ve sistemik skleroza bağlı interstisyel akciğer hastalığının (SSk-İAH) tedavisi için kullanılır.
İdiyopatik pulmoner fibrozis (İPF) İPF, akciğerlerinizdeki dokunun zamanla kalınlaşıp sertleştiği ve nedbeleştiği bir durumdur.
Akciğer dokusunun kalınlaşması, sonuçta, oksijenin akciğerlerden kan dolaşımına taşınma yeteneğini azaltır ve derin nefes almak zorlaşır. OFEV, akciğer dokusunun daha fazla nedbeleşmesini ve sertleşmesini azaltmaya yardımcı olur.
Progresif fenotipli diğer kronik fibrozan interstisyel akciğer hastalıkları (İAH'ler) İPF dışında, akciğerlerinizdeki dokunun zamanla kalınlaşıp sertleştiği ve nedbeleştiği (akciğer fibrozu) ve kötüleşmeye devam ettiği (progresif fenotip) başka hastalıklar vardır. Bu hastalıklara örnekler arasında, aşırı duyarlılık pnömonisi, otoimmun İAH'ler (örn. romatoid artritle ilişkili İAH), idiyopatik spesifik olmayan interstisyel pnömoni, sınıflandırılamayan idiyopatik interstisyel pnömoni ve diğer İAH'ler bulunmaktadır. OFEV, akciğer dokusunun nedbeleşmesinin ve sertleşmesinin ilerlemesini azaltmaya yardımcı olur.
Sistemik skleroza bağlı interstisyel akciğer hastalığı (SSk-İAH)) Skleroderma olarak da bilinen sistemik skleroz (SSk) vücudun pek çok bölgesindeki bağ dokusunu etkileyen nadir, kronik bir otoimmün hastalıktır. SSk ciltte ve akciğer gibi diğer iç organlarda fibrozise (hastalıklı alanların yara izini andıran bir görünüm kazanması ve sertleşme) yol açar. Fibrozisin akciğerleri etkilediği duruma interstisyel akciğer hastalığı (İAH) adı verilir ve bu nedenle hastalık SSk-İAH olarak adlandırılır. Akciğerdeki fibrozis, oksijenin akciğerlerden kan dolaşımına taşınma yeteneğini azaltır ve nefes alma kapasitesi de düşer.
OFEV, akciğer dokusunun nedbeleşmesini ve sertleşmesini azaltmaya yardımcı olur.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · Kullanmayınız- Hamileyseniz,
- Eğer nintedanib, yer fıstığı veya soya ile bu ilacın diğer bileşenlerinden herhangi birine (bkz.
Yukarıda, “Yardımcı maddeler “) karşı alerjiniz varsa
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KT 2 · Dikkatli kullanınızAşağıdaki durumlarda bu ilacı almadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız:
- Eğer karaciğer problemleriniz varsa veya daha önce olduysa,
- Böbrekleriniz ile ilgili probleminiz varsa veya daha önce olduysa ya da idrarınızda yüksek miktarda protein tespit edildiyse,
- Eğer kanama problemleriniz varsa veya daha önce olduysa,
- Eğer kan pıhtılaşmasını önlemek için kan sulandırıcı ilaçlar (varfarin, fenprokumon veya heparin gibi) alıyorsanız,
- Eğer, pirfenidon alıyorsanız. Bu durumda ishal, bulantı, kusma ve karaciğer problemleri riski artabilir.
- Kalp problemleriniz varsa veya daha önce olduysa (örneğin, kalp krizi),
- Eğer yakın zamanda ameliyat geçirdiyseniz. Nintedanib, yaralarınızın iyileşmesini etkileyebilir. Bu nedenle, ameliyat olacaksanız, OFEV tedavisi büyük olasılıkla bir süre için durdurulacaktır. Bu ilaçla tedavinize yeniden ne zaman başlanacağına doktorunuz karar verecektir.
- Yüksek tansiyonunuz varsa
- Eğer akciğer kan damarlarınızda anormal yüksek kan basıncı varsa (pulmoner hipertansiyon)
- Eğer anevrizmanız (bir kan damarı duvarının genişlemesi ve zayıflaması) varsa ya da geçmişte olduysa veya kan damarı duvarında bir yırtılma olduysa.
Bu bilgilere dayanarak doktorunuz, örneğin karaciğer fonksiyonlarınızı kontrol etmek için, bazı kan testleri isteyebilir. Doktorunuz bu testlerin sonuçlarını sizinle tartışarak OFEV kullanıp kullanamayacağınıza karar verecektir.
Bu ilacı kullanırken aşağıdakilerden biri olursa, derhal doktorunuza bildiriniz:
- Eğer ishaliniz olursa. İshalin erken aşamada tedavi edilmesi önemlidir (bkz. Bölüm 4).
- Eğer bulantı veya kusmanız olursa
- Eğer cildinizde veya gözlerinizin beyaz kısmında sararma (sarılık), koyu renkli veya kahverengi renkli (çay rengi) idrar, mide bölgenizin üst sağ tarafında (abdomen) ağrı, normalden daha kolaylıkla ortaya çıkan kanama veya morarma veya yorgunluk hissi gibi açıklanamayan belirtiler yaşarsanız. Bu belirtiler ciddi karaciğer probleminin belirtileri olabilir.
- Eğer midenizde şiddetli ağrı, ateş, üşüme, mide bulantısı, kusma veya karında sertlik veya şişkinliğiniz olursa. Çünkü bu belirtiler bağırsak duvarınızda bir delik olduğunu (gastrointestinal perforasyon) gösterebilir. Gastrointestinal perforasyon riskini arttırabileceği için eğer; daha önce peptik ülseriniz veya divertikül (bağırsak duvarınızdan çıkıntı oluşturan kese) hastalığınız olduysa veya eş zamanlı olarak nonsteroid anti inflamatuvar ilaç (ağrı ve şişliklerin tedavisinde kullanılan ilaçlar) veya steroid ilaç (iltihap ve alerji tedavisinde kullanılan ilaçlar) kullanıyorsanız.
- Eğer midenizde şiddetli ağrı veya kramp, dışkıda kırmızı kan veya ishal varsa, bunlar yetersiz kan akışından kaynaklanan bağırsak iltihabının belirtileri olabilir;
- Eğer bir uzvunuzda ağrı, şişlik, kızarıklık, sıcaklık olursa. Çünkü bu belirtiler toplardamarlarınızdan birinde bir kan pıhtısı olduğunu gösteriyor olabilir.
- Eğer göğsünüzde, tipik olarak vücudunuzun sol tarafında, baskı hissi veya ağrı varsa, boyun, çene omuz veya kolda ağrı, hızlı kalp atışı, nefes darlığı, bulantı, kusmanız olursa. Çünkü bunlar, kalp krizi belirtileri olabilir.
- Eğer büyük bir kanamanız olursa.
- Eğer berelenme, kanama, ateş, yorgunluk ve kafa karışıklığı yaşıyorsanız. Bu, trombotik mikroanjiyopati (TMA) olarak bilinen kan damarlarındaki hasarın bir belirtisi olabilir.
- Eğer baş ağrısı, görme değişiklikleri, kafa karışıklığı, nöbet veya kol ya da bacakta güçsüzlük gibi diğer nörolojik rahatsızlıklar, yüksek tansiyon olsun ya da olmasın, yaşarsanız. Bu durum posterior reversible ensefalopati sendromu (PRES) adı verilen bir beyin rahatsızlığının belirtileri olabilir.
Çocuklar ve adolesanlar OFEV, çocuklar ve 18 yaşından küçük adolesanlar tarafından kullanılmamalıdır.
Bu uyarılar, geçmişteki herhangi bir dönemde dahi olsa sizin için geçerliyse lütfen doktorunuza danışınız.
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlar gibi bu ilaç da yan etkilere yol açabilir. Bu yan etkiler herkeste görülmeyebilir.
OFEV tedavisi süresince aşağıdaki yan etkileri yaşarsanız özel dikkat göstermeniz gerekmektedir:
Aşağıdakilerden herhangi birini fark ederseniz, hemen doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
Alerji ve aşırı duyarlılık yan etkileri gözlenmemiştir. Bununla birlikte, deri döküntüsü, yüzde, dilde şişme, nefes almakta güçlük gibi belirtileriniz olursa derhal doktorunuza veya bir hastaneye başvurunuz.
İshal (çok yaygın, 10 hastada 1'den fazlasını etkileyebilir):
İshal, dehidratasyona, yani, vücudunuzda sıvı ve önemli tuzların (sodyum veya potasyum gibi elektrolitler) kaybına yol açabilir. İshalin ilk belirtileri ortaya çıkar çıkmaz bolca sıvı içiniz ve derhal doktorunuzla iletişime geçiniz. Mümkün olan en çabuk şekilde, uygun ishal tedavisine (örneğin loperamid) başlayınız.
Aşağıdakilerden herhangi birini fark ederseniz doktorunuza söyleyiniz:
Bu ilaçla tedavi sırasında aşağıdaki diğer yan etkiler gözlenmiştir:
Yan etkiler aşağıdaki kategorilerde gösterildiği şekilde sıralanmıştır:
Çok yaygın : 10 hastanın en az birinde görülebilir.
Yaygın : 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilir.
Yaygın olmayan : 100 hastanın birinden az, fakat 1.000 hastanın birinden fazla görülebilir.
Seyrek : 1.000 hastanın birinden az, fakat 10.000 hastanın birinden fazla görülebilir.
Çok seyrek : 10.000 hastanın birinden az görülebilir.
Bilinmiyor : Eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor.
İdiyopatik pulmoner fibrozis (İPF) Çok yaygın
- Mide bulantısı
- Vücut alt bölgesinde (karın) ağrı
- Karaciğer enzim testlerinde anormal sonuçlar
- Yaygın
- Kusma
- İştah kaybı
- Kilo kaybı
- Kanama
- Döküntü
- Baş ağrısı
- Yaygın olmayan
- Pankreatit (pankreas bezinin iltihaplanması)
- Kalın bağırsakta iltihaplanma
- Ciddi karaciğer problemleri
- Kan pulcuklarının (trombosit) sayısında düşme (trombositopeni)
- Yüksek tansiyon (hipertansiyon)
- Sarılık (yüksek bilirubin düzeylerine bağlı olarak derinin ve gözlerin sararması)
- Kaşıntı
- Kalp krizi
- Saç dökülmesi (alopesi)
- İdrarınızda yüksek protein miktarı (proteinüri)
Bilinmiyor:
- Böbrek yetmezliği
- Kan damarı duvarında bir yırtık (anevrizmalar ve arter diseksiyonları) veya kan damarı duvarının zayıflaması ve genişlemesi
- Baş ağrısı, görme değişiklikleri, kafa karışıklığı, nöbet veya bir kol veya bacakta güçsüzlük gibi diğer nörolojik rahatsızlıklar gibi, yüksek tansiyon olsun ya da olmasın, semptomlarla seyreden bir beyin rahatsızlığı (posterior reversibl ensefalopati sendromu) İlerleyici fenotipli diğer kronik fibrozan interstisyel akciğer hastalıkları (İAHler) Çok yaygın
- Mide bulantısı
- Kusma
- İştah kaybı
- Vücut alt bölgesinde (karın) ağrı
- Karaciğer enzim testlerinde anormal sonuçlar
- Yaygın
- Kilo kaybı
- Yüksek tansiyon (hipertansiyon)
- Kanama
- Ciddi karaciğer problemleri
- Döküntü
- Baş ağrısı
- Yaygın olmayan
- Pankreatit (pankreas bezinin iltihaplanması)
- Kalın bağırsakta iltihaplanma
- Kan pulcuklarının (trombosit) sayısında düşme (trombositopeni)
- Sarılık (yüksek bilirubin düzeylerine bağlı olarak derinin ve gözlerin sararması)
- Kaşıntı
- Kalp krizi
- Saç dökülmesi (alopesi)
- İdrarınızda yüksek protein miktarı (proteinüri)
Bilinmiyor:
- Böbrek yetmezliği
- Kan damarı duvarında bir yırtık (anevrizmalar ve arter diseksiyonları) veya kan damarı duvarının zayıflaması ve genişlemesi
- Baş ağrısı, görme değişiklikleri, kafa karışıklığı, nöbet veya bir kol veya bacakta güçsüzlük gibi diğer nörolojik rahatsızlıklar gibi, yüksek tansiyon olsun ya da olmasın, semptomlarla seyreden bir beyin rahatsızlığı (posterior reversibl ensefalopati sendromu) Sistemik skleroza bağlı interstisyel akciğer hastalığı (SSk-İAH) Çok yaygın
- Mide bulantısı
- Kusma
- Vücut alt bölgesinde (karın) ağrı
- Karaciğer enzim testlerinde anormal sonuçlar
- Yaygın
- Kanama
- Yüksek tansiyon (hipertansiyon)
- İştah kaybı
- Kilo kaybı
- Baş ağrısı
- Yaygın olmayan
- Kalın bağırsak iltihabı
- Ciddi karaciğer problemleri
- Böbrek yetmezliği
- Kan pulcuklarının (trombosit) sayısında düşme (trombositopeni)
- Döküntü
- Kaşıntı
- Bilinmiyor
- Kalp krizi
- Pankreatit
- Sarılık (yüksek bilirubin düzeylerine bağlı olarak derinin ve gözlerin sararması)
- Kan damarı duvarında bir yırtık (anevrizmalar ve arter diseksiyonları) veya kan damarı duvarının zayıflaması ve genişlemesi
- Saç dökülmesi (alopesi)
- İdrarınızda yüksek protein miktarı (proteinüri)
- Baş ağrısı, görme değişiklikleri, kafa karışıklığı, nöbet veya bir kol veya bacakta güçsüzlük gibi diğer nörolojik rahatsızlıklar gibi, yüksek tansiyon olsun ya da olmasın, semptomlarla seyreden bir beyin rahatsızlığı (posterior reversibl ensefalopati sendromu)
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Eğer hamileyseniz, hamile olabileceğinizi düşünüyorsanız veya bebek sahibi olmayı planlıyorsanız, bu ilacı almadan önce doktorunuz veya eczacınıza danışınız.
Hamileliğiniz süresince bu ilacı almayınız, çünkü henüz doğmamış bebeğinize zarar verebilir ve bebekte doğum kusurlarına neden olabilir.
OFEV tedavisine başlamadan önce hamile olmadığınızı kesinleştirmek için hamilelik testi yaptırmalısınız. Lütfen doktorunuzla konuşunuz.
Hamilelikten korunma
- Hamile kalabilecek kadınlar, OFEV kullanmaya başlarken, OFEV kullanırken ve tedavi kesildikten sonra en az 3 ay süresince, hamileliği önlemek amacıyla yüksek etkili bir doğum kontrol yöntemi kullanmalıdır.
- Sizin için en uygun yöntemlere karar vermek için konuyu doktorunuzla konuşunuz.
- Kusma ve/veya ishal veya diğer gastrointestinal rahatsızlıklar, doğum kontrol ilaçları gibi oral hormonal kontraseptiflerin emilimini etkileyebilir ve bunların etkinliği azaltabilir.
- Eğer OFEV ile tedaviniz sırasında hamile kalırsanız veya hamile olabileceğinizi düşünüyorsanız, derhal doktorunuza veya eczacınıza söyleyiniz.
OFEV ile tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
OFEV kullanırken emzirmeyiniz, çünkü emen bebeğe zarar verme riski söz konusu olabilir Emziriyorsanız, bu ilacı kullanmadanm önce mutlaka doktorunuza danışınız.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerKapsüller soya lesitini içermektedir. Eğer, yer fıstığı veya soyaya alerjiniz varsa bu ilacı kullanmayınız (bkz. Bölüm 2).
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Ofev 150 mg muadilleri
Ofev 150 mg ile aynı etken maddeyi (nintedanib) içeren 1 eşdeğer ilaç bulunmaktadır.
Diğer dozlar ve formlar
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonYetişkinlerde, idiyopatik pulmoner fibrozis (İPF) tedavisinde endikedir. ayrıca yetişkinlerde progresif fenotipli diğer kronik fibrozan interstisyel akciğer hastalıklarının (İAH) tedavisinde endikedir. Yetişkinlerde sistemik skleroza bağlı interstisyel akciğer hastalığının (SSk-İAH) tedavisinde endikedir.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarGebelik Nintedanibe, yer fıstığına, soyaya veya sıralanan yardımcı maddelerin herhangi birine karşı hipersensitivite durumlarında kontrendikedir.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriGastrointestinal hastalıklar Diyare Klinik çalışmalarda en sık bildirilen gastrointestinal advers reaksiyon diyaredir. Bu advers reaksiyon hastaların çoğunda hafif ila orta şiddettedir ve tedavinin ilk 3 ayında ortaya çıkar. Pazarlama sonrasında, dehidratasyon ve elektrolit bozukluklarına yol açan ciddi diyare vakaları bildirilmiştir. Hastalar, diyarenin, ilk belirtileri ortaya çıkar çıkmaz, yeterli hidrasyon ve antidiyareik ilaçlarla (örneğin loperamid) tedavi edilmelidir. Diyare, doz azaltılmasını veya tedaviye ara verilmesini de gerektirebilir. tedavisine, azaltılmış bir dozla (günde iki kez 100 mg) veya tam dozla (günde iki kez 150 mg) tekrar başlanabilir. Semptomatik tedaviye rağmen geçmeyen inatçı, şiddetli diyare söz konusu ise, tedavisi kesilmelidir. Bulantı ve kusma Mide bulantısı ve kusma, sıklıkla bildirilen gastrointestinal advers reaksiyonlardır. Mide bulantısı ve kusma şikayeti olan hastaların çoğunda olay, hafif-orta şiddettedir. Klinik çalışmalarda, mide bulantısı, hastaların %2,1’ine, kusma, hastaların %1,4’ine kadar kısmında tedavisinin kesilmesine yol açmıştır. Uygun destekleyici tedaviye rağmen (antiemetik tedavi dahil) semptomlar devam ederse, dozun azaltılması veya tedaviye ara verilmesi gerekebilir. Tedaviye azaltılmış dozla (günde iki kez 100 mg) veya tam dozla (günde iki kez 150 mg) yeniden başlanabilir. İnatçı şiddetli semptomlar varsa, tedavisi tamamen kesilmelidir. Karaciğer fonksiyonu Orta (Child Pugh B) veya şiddetli (Child Pugh C) karaciğer yetmezliği olan hastalarda güvenlilik ve etkililiği çalışılmamıştır. Bu nedenle, bu tip hastalarda tedavisi önerilmez. Artmış maruziyete bağlı olarak, hafif şiddette karaciğer yetmezliği (Child Pugh A) olan hastalarda advers reaksiyon riski artmış olabilir. Hafif karaciğer yetmezliği (Child Pugh A) olan hastalar, azaltılmış bir dozuyla tedavi edilmelidir. Nintedanib tedavisi ile, ölümle sonuçlanan ağır karaciğer hasarı da dahil, ilaç tedavisinin indüklediği karaciğer hasarı gözlenmiştir. Karaciğer olaylarının çoğunluğu, tedavinin ilk 3 ayında ortaya çıkar. Bu nedenle, tedavi başlamadan önce ve tedavisinin ilk ayı boyunca hepatik transaminazlar ve bilirubin düzeyleri araştırılmalıdır. Hastalar, tedavinin daha sonraki iki ayı süresince düzenli aralıklarla ve sonrasında da periyodik olarak (örneğin, her bir hasta ziyaretinde veya klinik olarak gerektikçe) izlenmelidir. Karaciğer enzimleri (ALT, AST, kanda alkalen fosfataz (ALP), gammaglutamiltransferaz (GGT),.8) ve bilirubin düzeylerindeki yükselmeler, vakaların çoğunda dozun azaltılması veya ilacın kesilmesi ile geri döndürülebilir. Eğer transaminazlarda (AST veya ALT), >3x “normalin üst limiti” yükselme ölçülürse, dozunun azaltılması veya tedavisine ara verilmesi önerilir ve hasta yakından izlenmelidir. Transaminazlar başlangıç değerlerine döndüğünde, tedavisine tam dozda (günde iki kez 150 mg) yeniden başlanabilir veya azaltılmış bir dozla (yani günde iki kez 100 mg) yeniden başlanıp daha sonra tam doza çıkarılabilir. Karaciğer testlerinin herhangi birindeki artış karaciğer hasarının klinik belirti veya semptomları ile ilişkili bulunursa (örneğin, sarılık), tedavisine tamamen son verilmelidir. Karaciğer enzimlerindeki artışların alternatif nedenleri araştırılmalıdır. Vücut ağırlığı düşük (<65 kg) hastalarla, Asya ırkından hastalar ve kadın hastalarda karaciğer enzimlerinin yükselme riski daha fazladır. Nintedanib maruziyeti, hasta yaşı ile lineer artış göstermiştir, bu durum, karaciğer enzimlerinin yükselmesi riskini arttırabilir. Bu risk faktörleri olan hastaların yakından izlenmesi önerilir. Renal fonksiyonlar Nintedanib kullanımı ile, bazıları fatal seyreden renal bozukluk/yetmezlik vakaları bildirilmiştir. Hastalar, özellikle de renal bozukluk/yetmezlik için risk faktörleri bulunanlar, nintedanib tedavisi sırasında izlenmelidir. Renal bozukluk/yetmezlik gelişmesi halinde, tedavide ayarlama yapılması düşünülmelidir. Hemoraji Vasküler endotelyal büyüme faktörü reseptörünün (VEGFR) inhibisyonu, kanama riskinde artış ile ilişkili olabilir. Kanamaya kalıtsal olarak eğilimi olan hastalar veya tam doz antikoagülan ilaçlarla tedavi gören hastalar da dahil olmak üzere, kanama riski olduğu bilinen hastalar klinik çalışmalara dahil edilmemiştir. Pazarlama sonrası dönemde, bazıları fatal seyretmiş olan ciddi ve ciddi olmayan hemoraji vakaları, rapor edilmiştir (antikoagülan tedavi alan veya almayan veya kanamaya neden olabilecek başka bir ilaç kullanan hastalar dahil). Bu nedenle bu hastalar sadece, beklenen yarar potansiyel riske ağır basarsa ile tedavi edilmelidir. Arteriyel tromboembolik olaylar Yakın zamanda geçirilmiş miyokard enfarktüsü veya inme öyküsü olan hastalar klinik çalışmalara dahil edilmemiştir. Klinik çalışmalarda arteriyel tromboembolik olaylar sık olmayan şekilde bildirilmiştir (INPULSIS çalışmasında, %2,5 ve plasebo %0,7; INBUILD çalışmasında %0,9 ve plasebo %0,9; SENSCIS çalışmasında %0,7 ve plasebo %0,7). INPULSIS çalışmalarında iskemik kalp hastalığına işaret eden advers olaylar, ve plasebo grupları arasında dengeli olmakla birlikte, miyokard-infarktüsü, grubundaki hastalarda (%1,6), plaseboya göre (%0,5), daha yüksek bir oranda görülmüştür. INBUILD çalışmasında miyokard infarktüsü düşük sıklıkta görülmüştür; %0,9 ve plasebo %0,9. SENSCIS çalışmasında miyokard enfarktüsü plasebo grubunda düşük sıklıkta (% 0,7) görülürken, grubunda görülmemiştir. Bilinen koroner arter hastalığı olan hastalar da dahil olmak üzere, kardiyovasküler riski daha yüksek olan hastaları tedavi ederken dikkatli olunmalıdır. Akut miyokard iskemisinin belirti ve semptomlarını gösteren hastalarda tedaviye ara verilmesi düşünülmelidir. Anevrizmalar ve arter diseksiyonları VEGF yolak inhibitörlerinin, hipertansiyonu olan veya olmayan hastalarda kullanılması, anevrizmalar ve/veya arter diseksiyonları oluşumunu kolaylaştırabilir. başlamadan önce hipertansiyon veya anevrizma öyküsü gibi risk faktörleri olan hastalarda bu risk dikkatle değerlendirilmelidir. Venöz tromboembolizm Klinik çalışmalarda, nintedanib ile tedavi edilen hastalarda venöz tromboembolizm riskinde artma gözlenmemiştir. Nintedanibin etki mekanizması nedeniyle hastalar, tromboembolik olaylar açısından daha yüksek risk altında olabilir. Gastrointestinal perforasyonlar ve iskemik kolit Klinik çalışmalarda perforasyon yaşayan hastaların sıklığı her iki tedavi grubunda da %0,3’e kadardır. Hastalar, nintedanibin etki mekanizması nedeniyle, gastrointestinal perforasyonlar açısından daha yüksek risk altında olabilir. Pazarlama sonrası dönemde, bazıları fatal olan, gastroinstestinal perforasyon ve iskemik kolit vakaları bildirilmiştir. Daha önce abdominal ameliyat geçirmiş hastalar, peptik ülser öyküsü, divertiküler hastalık öyküsü olan veya eş zamanlı olarak kortikosteroid veya NSAİİ kullanan hastalar tedavi edilirken özellikle dikkat gösterilmelidir. ile tedaviye, abdominal ameliyattan en az 4 hafta geçtikten sonra başlanmalıdır. Gastrointestinal perforasyon veya iskemik kolit gelişen hastalarda tedavisine tamamen son verilmelidir. İstisnai olarak, iskemik kolitin tamamen çözülmesinden ve hastanın durumunun ve diğer risk faktörlerinin dikkatli bir şekilde değerlendirilmesinden sonra tedavisi yeniden başlatılabilir. Nefrotik düzeyde proteinüri ve trombotik mikroanjiyopati Pazarlama sonrasında, böbrek fonksiyon bozukluğu ile birlikte ya da birlikte olmaksızın çok az nefrotik düzeyde proteinüri vakası bildirilmiştir. Bireysel vakalardaki histolojik bulgular, renal trombüsü olan veya olmayan glomerüler mikroanjiyopati ile uyumludur. Rezidüel proteinüri görülen bazı vakalarda kesilmesinden sonra semptomların tersine döndüğü gözlenmiştir. Nefrotik sendrom belirtisi veya semptomları gelişen hastalarda tedaviye ara verilmesi düşünülmelidir. VEGF yolu inhibitörleri, nintedanib için çok az vaka raporu dahil olmak üzere, trombotik mikroanjiyopati (TMA) ile ilişkilendirilmiştir. Nintedanib alan bir hastada TMA ile ilişkili laboratuvar veya klinik bulgular ortaya çıkarsa, nintedanib tedavisi kesilmeli ve TMA için kapsamlı değerlendirme tamamlanmalıdır. Posterior reversibl ensefalopati sendromu (PRES) Pazarlama sonrasında bazı posterior reversibl ensefalopati sendromu (PRES) vakaları bildirilmiştir. PRES; baş ağrısı, hipertansiyon, görme bozuklukları, nöbet, letarji, konfüzyon, diğer görsel ve nörolojik bozukluklarla ortaya çıkabilen ve ölümcül olabilen nörolojik bir hastalıktır (manyetik rezonans görüntülemesi ile doğrulanmıştır). PRES diğer VEGF inhibitörleri ile de bildirilmiştir. PRES'ten şüpheleniliyorsa nintedanib tedavisi kesilmelidir. Daha önce PRES geçiren hastalarda nintedanib tedavisinin yeniden başlatılması sonucunda neler olabileceği bilinmemektedir ve bu husus doktorun önerisine bırakılmalıdır. Hipertansiyon uygulaması, kan basıncını artırabilir. Sistemik kan basıncı, periyodik olarak ve klinik açıdan gerektiğinde ölçülmelidir. Pulmoner hipertansiyon Pulmoner hipertansiyonu olan hastalarda kullanımına ilişkin veriler sınırlıdır. Ciddi pulmoner hipertansiyonu olan hastalar (kardiyak indeks ≤2 L/dk/m² veya parenteral epoprostenol/ treprostinil veya anlamlı sağ kalp yetmezliği) INBUILD ve SENSCIS çalışmalarına dahil edilmemiştir. Şiddetli pulmoner hipertansiyonu olan hastalarda kullanılmamalıdır. Hafif ila orta şiddette pulmoner hipertansiyonu olan hastalarda yakından izlem önerilir. Yara iyileşmesi komplikasyonu Klinik çalışmalarda, yara iyileşmesinin bozulması şeklinde görülen olayların sıklığında bir artış gözlenmemiştir. Nintedanib, etki mekanizmasına bağlı olarak yara iyileşmesini bozabilir. Nintedanibin yara iyileşmesi üzerindeki etkisini araştıran hiçbir özel çalışma yapılmamıştır. Bu nedenle, ile tedaviye, sadece, yeterli yara iyileşmesi olduğuna klinik değerlendirme ile karar verildikten sonra başlanmalı veya perioperatif olarak ara verilmiş olması durumunda yeniden başlanmalıdır…
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerBu belgede yan etki sıklıkları tablo sütunlarında verildiği için aşağıdaki listede sıklıklar eksik ya da başka bir etkinin yanında görünebilir; sıklıklar için KÜB belgesinin aslına bakınız.
Klinik çalışmalarda ve pazarlama sonrası dönemde nintedanib kullanımı ile ilişkili en sık bildirilen advers reaksiyonlar arasında diyare, bulantı, kusma, abdominal ağrı, iştah azalması, kilo kaybı ve hepatik enzimlerde yükselme bulunur. Seçilmiş advers reaksiyonların yönetimi için.4. Advers reaksiyonların tablolu özeti Tablo 1 advers reaksiyonların özetini, MedDRA sistem organ sınıflamasına ve aşağıda tanımlanan sıklık sınıflarına göre vermektedir. Tablo 1: Sıklık sınıflarına göre advers reaksiyonların özeti Sıklık Sistem Organ Sınıfı Tercih edilen terim İdiyopatik pulmoner fibrozis Progresif fenotipli diğer kronik fibrozan interstisyel akciğer hastalıkları Sistemik skleroza bağlı interstisyel akciğer hastalığı Kan ve lenf sistemi hastalıkları Trombositopeni Yaygın olmayan Metabolizma ve beslenme hastalıkları Vücut ağırlığında azalma Yaygın İştah kaybı Yaygın Çok yaygın Dehidratasyon Yaygın olmayan Bilinmiyor Kardiyak hastalıklar Miyokard enfarktüsü Yaygın olmayan Bilinmiyor Vasküler hastalıklar Kanama Yaygın Hipertansiyon Yaygın olmayan Yaygın Anevrizmalar ve arter diseksiyonları Bilinmiyor Gastrointestinal hastalıklar Diyare Çok yaygın Çok yaygın Çok yaygın Bulantı Çok yaygın Çok yaygın Çok yaygın Abdominal ağrı Çok yaygın Çok yaygın Çok yaygın Kusma Yaygın Çok yaygın Çok yaygın Pankreatit Yaygın olmayan Bilinmiyor Kolit Yaygın olmayan Hepatobiliyer hastalıklar İlaca bağlı karaciğer hasarı Yaygın olmayan Hepatik enzimlerde yükselme Çok yaygın Çok yaygın Çok yaygın Alanin aminotransferaz (ALT) yükselmesi Yaygın Çok yaygın Aspartat aminotransferaz (AST) yükselmesi Yaygın Gamma glutamil transferaz (GGT) yükselmesi Yaygın Hiperbilirubinemi Yaygın olmayan Bilinmiyor Kan alkalen fosfataz (ALP) düzeyinde yükselme Yaygın olmayan Yaygın Deri ve deri altı doku hastalıkları Döküntü Yaygın olmayan Kaşıntı Yaygın olmayan Alopesi Yaygın olmayan Bilinmiyor Böbrek ve idrar yolu hastalıkları Böbrek yetmezliği Bilinmiyor Yaygın olmayan Proteinüri Yaygın olmayan Bilinmiyor Sinir sistemi hastalıkları Baş ağrısı Yaygın Posterior reversibl ensefalopati sendromu Bilinmiyor Seçilmiş advers reaksiyonların açıklaması Diyare Klinik çalışmalarda bildirilen en yaygın gastrointestinal olay diyaredir. Hastaların çoğunda bu durum hafif ila orta şiddettedir. Diyare ortaya çıkan hastaların daha fazlası, diyarenin tedavinin ilk 3 ayı içinde başladığını bildirmiştir. Hastaların çoğunda, diyare, antidiyareik tedavi, dozun azaltılması veya tedaviye ara verilmesi ile kontrol altına alınmıştır. Klinik çalışmalarda bildirilen diyare olaylarının özeti Tablo 2’de yer almaktadır. Tablo 2: Klinik çalışmalarda 52 haftalık sürede diyare olayları INPULSIS INBUILD SENSCIS Plasebo Diyare Şiddetli diyare dozunun azaltılmasına neden olan diyare tedavisinin kesilmesine neden olan diyare Hepatik enzimlerde yükselme INPULSIS çalışmalarında karaciğer enzimlerinde yükselmeler, ve plasebo ile tedavi edilen hastaların sırasıyla %13,6’ya karşı %2,6’sında bildirilmiştir. INBUILD çalışmasında, karaciğer enzimlerinde yükselmeler ve plasebo ile tedavi edilen hastaların sırasıyla %22,6’ya karşı %5,7’sinde bildirilmiştir. SENSCIS çalışmasında ve plasebo tedavisi uygulanan hastaların sırasıyla % 13,2’ye karşı % 3,1’inde karaciğer enzim artışı bildirilmiştir. Karaciğer enzimlerindeki yükselmeler geri dönüşümlüdür ve klinik olarak belirgin karaciğer hastalığı ile ilişkili değildir. Özel popülasyonlar, diyare ve hepatik enzimlerde artış durumlarında önerilen önlemler ve doz ayarlamaları konularında daha fazla bilgi için, ek olarak, sırasıyla, 4.4 ve 4.2 bölümlerine bakınız. Kanama Klinik çalışmalarda, kanama yaşayan hastaların sıklığı, kolunda hafif oranda daha yüksek veya tedavi kolları arasında karşılaştırılabilir seviyededir (INPULSIS için %10,3 ve plasebo %7,8, INBULD için %11,1 ve plasebo %12,7, SENSCIS için %11,1 ve plasebo %8,3). Ciddi olmayan epistaksis en sık bildirilen kanama olayıdır. Ciddi kanama olayları, her iki tedavi grubunda da, düşük sıklıktadır (INPULSIS için %1,3 ve plasebo: %1,4; INBUILD için %0,9 ve plasebo %1,5; SENSCIS için %1,4 ve plasebo % 0,7). Pazarlama sonrası kanama olayları gastrointestinal, respiratuvar ve santral sinir sistemi organlarını kapsar, ancak bunlarla sınırlı değildir. En sık görülenler gastrointestinal kanamalardır. Proteinüri Klinik çalışmalarda, proteinüri yaşayan hastaların sıklığı düşük ve tedavi kolları arasında karşılaştırılabilir olmuştur (INPULSIS için % 0,8 ve plasebo % 0,5; INBUILD için % 1,5 ve plasebo % 1,8; SENSCIS için % 1 ve plasebo % 0). Klinik çalışmalarda nefrotik sendrom bildirilmemiştir. Pazarlama sonrasında, böbrek fonksiyon bozukluğu ile birlikte ya da birlikte olmaksızın çok az nefrotik düzeyde proteinüri vakası bildirilmiştir. Bireysel vakalardaki histolojik bulgular, renal trombüsü olan veya olmayan glomerüler mikroanjiyopati ile uyumludur. Rezidüel proteinüri görülen bazı vakalarda kesilmesinden sonra semptomların tersine döndüğü gözlenmiştir. Nefrotik sendrom belirtisi veya semptomları gelişen hastalarda tedaviye ara verilmesi düşünülmelidir.
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.