NPLATE 250 MCG ENJEKSİYONLUK ÇÖZELTİ HAZIRLAMAK İÇİN TOZ, 1 ADET
Fiyat ve paketler
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Nplate 250 mcg ne için kullanılır?
KT 1Etkin madde romiplostimdir.
NPLATE'in etkin maddesi, immün trombositopeni (ITP olarak adlandırılır) hastalarında düşük trombosit sayılarını tedavi etmek için kullanılan bir protein olan romiplostimdir. ITP vücudunuzun bağışıklık sisteminin kendi trombositlerini yok ettiği bir hastalıktır. Trombositler kanınızda bulunan, yaraların kapanmasına ve kan pıhtılarının oluşumuna yardım eden hücrelerdir. Çok düşük trombosit sayıları berelenmelere ve ciddi kanamalara sebep olabilir.
NPLATE, daha önce kortizon (steroid) tedavisi ve bağışıklık sistemini baskılayan (immünsüpresif) tedavi almış ancak yeterli yanıt alınamamış veya bu tedavilerin uygulanmasına engel durumu bulunan, dalağı alınmış ya da alınamamış kronik ITP tanısı alan yetişkin ve 1 yaş üzeri çocuk hastaların tedavisinde kullanılır.
NPLATE, miyelodisplastik sendrom (MDS) kaynaklı trombositopeninin tedavisinde veya ITP dışında herhangi bir nedene bağlı trombositopeninin tedavisinde endike değildir.
NPLATE kemik iliğini (kemikte kan hücrelerinin üretildiği bölüm) uyararak daha fazla trombosit üretimi sağlar. Bu ITP ile ilişkili berelenme ve kanamaların önlenmesine yardımcı olur.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · Kullanmayınız- romiplostime veya bu ilacın diğer herhangi bir içeriğine karşı alerjiniz varsa.
- Escherichia coli (E. coli) mikroorganizması kullanılarak DNA teknolojisi ile üretilen diğer ilaçlara alerjiniz varsa.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriTedavinin sonlandırılmasından sonra yeniden trombositopeni ve kanama oluşumu NPLATF?’in kesilmesi ile birlikte yeniden trombositopeni meydana gelebilir. Antikoagülan veya anti-trombosit ajan varlığında kesilmesi ile kanama riski artar. Hastalar trombosit sayısında azalma açısından yakından izlenmeli ve in kesilmesinden sonra kanamayı engellemek için tıbbi olarak yönetilmelidir. ile tedavi kesilirse, güncel tedavi kılavuzlarına göre ITP tedavisinin yeniden başlatılması önerilmektedir. Ek tıbbi uygulamalar antikoagülan ve/veya antitrombosit tedavisinin sonlandırılması, antikoagülasyonun tersine çevrilmesi veya trombosit desteğini içerebilir. 4 Kemik iliğinde retikülin artışı Kemik iliği retikülin artışının kemik iliğindeki megakaryositlerin sayısında artışa ve akabinde sitokin salınımına yol açan TPO reseptör stilümasyonunun bir sonucu olduğu düşünülmektedir. Retikülin artışı periferik kan hücrelerindeki morfolojik değişiklikler ile ortaya konabilir ve kemik iliği biyopsisi ile tespit edilebilir. Bu yüzden, ile tedaviye başlamadan önce ve tedavi sırasında periferik kan yayması ve tam kan sayımı (TKS) ile hücresel morfolojik anormallikler için incelemeler önerilmektedir. klinik çalışmalarında gözlenen retikülin artışlarına ilişkin bilgi için bakınız. Eğer hastada etkililik kaybı veya anormal periferik kan yayması gözlendiyse, tedavisi sonlandırılmalı, fiziksel muayene yapılmalı ve retikülin için uygun boyama ile kemik iliği biyopsisi dikkate alınmalıdır. Eğer uygunsa, daha önceki kemik iliği biyopsisi ile karşılaştırma yapılmalıdır. Eğer hastalarda etkililik korunur ve anormal periferik kan yayması gözlenirse, doktor, kemik iliği biyopsisinin değerlendirilmesi dahil, uygun klinik kararları takip etmeli ve ?in risk-yarar karşılaştırması yapılarak alternatif ITP tedavi seçenekleri yeniden değerlendirilmelidir. Trombotik/tromboembolik komplikasyonlar ITP popülasyonunda romiplostim kullanımıyla derin ven trombozu, pulmoner emboli ve miyokard infarktüsü gibi trombotik/tromboembolik olaylar gözlenmiştir. Bu olaylar trombosit sayısından bağımsız olarak meydana gelmiştir. Klinik çalışmalarda gözlenen trombotik/tromboembolik olay insidansları ile %6 plasebo ile %3,6 olmuştur. Tromboembolizm için bilinen risk faktörleri olan hastalarda kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Bunlar ileri yaş, uzun süreli immobilizasyon, malignite, kontraseptif ve hormon replasman tedavisi, cerrahi/travma, obezite ve sigara kullanımı, kalıtımsal (örneğin, Faktör V Leiden) veya edinilmiş (örneğin, ATIII eksikliği, antifosfolipid sendromu) risk faktörleri olabilir ancak sadece bunlarla sınırlı değildir. Hastaların trombotik/tromboembolik olay belirtileri ve semptomları açısından izlenmesi ve kurumsal kılavuz ve standart tıbbi uygulamaya göre derhal tedavi edilmesi önerilir. Kronik karaciğer hastalığı olup alan hastalarda portal ven trombozunun da aralarında olduğu tromboembolik olaylar (TEE ler) bildirilmiştir. bu popülasyonlarda dikkatli şekilde kullanılmalıdır. Doz ayarlama kuralları takip edilmelidir. Mevcut Miyelodisplastik Sendromun (MDS) ilerlemesi için pozitif bir yarar/risk oranı yalnızca kronik ITP ile ilişkili trombositopeni için ortaya konmuştur ve, trombositopeni ile ilişkili diğer klinik durumlarda kullanılmamalıdır. Yetişkinlerde ve yaşlılarda ITP tanısı trombositopeni ortaya çıkaran diğer klinik durumların dışlanmasıyla doğrulanmış olmalıdır, özellikle de MDS tanısı dışlanmalıdır. Normalde sistemik semptomlar veya periferik blast hücresi artışı gibi anormal belirtiler gözlenen hastalarda, hastalığın ve tedavinin seyri sırasında kemik iliği aspirasyonu ve biyopsisi yapılmalıdır. Yetişkin MDS'li hastalarda ile yapılan klinik çalışmalarda blast hücresi sayılarında geçici artış görülen vakalar gözlenmiştir ve MDS hastalığının ilerleyerek AMLI dönüştüğü vakalar bildirilmiştir. MDS’li hastalar üzerinde gerçekleştirilen randomize plasebo kontrollü bir çalışmada tedavisi, romiplostim alan hastalarda hastalığın AML’ye progresyon sergilediği vakaların sayısal olarak daha yüksek olması ve dolaşımdaki blastlarda %10’un 5 üzerinde artış olması nedeniyle erken şekilde durdurulmuştur. MDS hastalığının AML’ye progresyonunun gözlendiği vakalar arasında başlangıçta MDS RAEB-1 olarak sınıflandırılan hastaların, daha düşük riskli MDS’ye kıyasla AML’ye progresyon olasılığının daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Klinik çalışmalar dışında, MDS’den kaynaklanan veya ITP dışı başka herhangi bir trombositopeni sebebinden kaynaklanan trombositopeninin tedavisinde kullanılmamalıdır. NPLATPFE’e yanıt kaybı Önerilen doz aralığında yanıt kaybı veya ile trombosit yanıtını korumada başarısız olunması durumunda immünojenesite veya artan kemik iliği retikülini gibi nedensel faktörler araştırılmalıdır. İlaç tedavisi hataları alan hastalarda doz aşımı veya düşük dozlama gibi ilaç tedavisi hataları rapor edilmiştir, doz hesaplama ve doz ayarlama kuralları takip edilmelidir. Bazı pediyatrik hastalarda doğru doz uygulaması, sulandırma sonrasında ilave bir seyreltme adımı gerektirir ve bu da ilaç uygulama hatalarına ilişkin riski arttırmaktadır. Doz aşımı trombotik/tromboembolik komplikasyonlarla ilişkili trombosit sayısındaki aşırı artışa sebep olabilir. Eğer trombosit sayısında aşırı artış olursa, kullanımı sonlandırılmalı ve trombosit sayısı takip edilmelidir. Dozlama ve uygulama önerilerine uygun olarak ile tedaviye yeniden başlanılmalıdır. Düşük dozlama, beklenenden daha düşük trombosit sayısına ve potansiyel bir kanamaya sebep olabilir. alan hastalarda trombosit sayısı takip edilmelidir. NPLATEin alyuvarlar ve akyuvarlar üzerindeki etkisi ITP hastalarında ve klinik olmayan toksikoloji çalışmalarında (sıçanlar ve maymunlar), akyuvar (artış) ve alyuvar (düşüş) parametrelerinde değişiklik gözlenmiştir. Splenektomi durumundan bağımsız olarak, hastalarda eşzamanlı anemi ve lökositoz (4 haftalık pencerede) görülebilir fakat daha önce splenektomi geçirmiş hastalarda daha sık görülmüştür. ile tedavi edilen hastalarda bu parametrelerin izlenmesi düşünülmelidir. Biyoteknolojik ürünlerin takip edilebilirliğinin sağlanması için uygulanan ürünün ticari ismi ve seri numarası mutlaka hasta dosyasına kaydedilmelidir.
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlar gibi NPLATE de içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkilere sebep olabilir.
Aşağıdakilerden biri olursa, NPLATE'i kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz ve size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
- Döküntü, yaygın kaşıntılı döküntü (ürtiker) ve yutkunmada veya nefes almada zorluğa sebep olabilen yüz, dudak, ağız, dil veya boğazın şişmesini (anjiyoödem) içeren alerjik reaksiyonlar.
Bunların hepsi çok ciddi yan etkilerdir. Eğer bunlardan biri sizde mevcut ise, sizin NPLATE'e karşı ciddi alerjiniz var demektir. Acil tıbbi müdahaleye veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir.
Yan etkiler aşağıdaki kategorilerde gösterildiği şekilde sıralanmıştır.
Çok yaygın: 10 hastanın 1'inden fazla görülebilir.
Yaygın: 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinde veya birinden fazla görülebilir.
Yaygın olmayan:
100 hastanın birinden az, fakat 1.000 hastanın birinde veya birinden fazla görülebilir.
Seyrek: 1.000 hastanın birinden az fakat 10.000 hastanın birinde veya birinden fazla görülebilir.
Çok seyrek: 10.000 hastanın birinden az görülebilir.
Bilinmiyor: Eldeki verilerle tahmin edilemiyor.
ITP'li yetişkinlerde görülen olası yan etkiler
Çok yaygın:
- Baş ağrısı;
- Alerjik reaksiyon;
- Üst solunum yolu enfeksiyonu.
Yaygın:
- Kemik iliği lifleri (retikülin) artışı dahil olmak üzere kemik iliği bozukluğu;
- Uyumada güçlük (insomnia);
- Baş dönmesi;
- Ellerde veya ayaklarda karıncalanma veya uyuşukluk (parestezi);
- Migren;
- Deride kızarma;
- Akciğer arterinde kan pıhtısı (pulmoner emboli);
- Bulantı;
- İshal;
- Karın ağrısı;
- Hazımsızlık (dispepsi);
- Kabızlık;
- Deride kaşıntı (pruritus);
- Deri altına kanama (ekimoz);
- Berelenme (kontüzyon);
- Döküntü;
- Eklem ağrısı (artralji);
- Kas ağrısı veya güçsüzlüğü (miyalji);
- Ellerinizde ve ayaklarınızda ağrı;
- Kas spazmı;
- Sırt ağrısı;
- Kemik ağrısı;
- Yorgunluk (bitkinlik);
- Enjeksiyon yeri reaksiyonları;
- Ellerde ve ayaklarda şişme (periferik ödem);
- Grip benzeri semptomlar (influenza benzeri hastalık);
- Ağrı;
- Zayıflık (asteni);
- Ateş (pireksi);
- Titreme;
- Yutkunmada veya nefes almada zorluğa sebep olabilen yüz, dudak, ağız, dil veya boğazın şişmesi (anjiyoödem);
- Mide ve bağırsak enfeksiyonu (gastroenterit);
- Çarpıntı;
- Sinüslerin iltihabı (sinüzit);
- Akciğerlere hava taşıyan kanalların iltihabı (bronşit);
- Toplardamarda kan pıhtısı (derin ven trombozu).
Yaygın: (kan veya idrar tahlillerinde ortaya çıkabilir)
- Düşük trombosit sayısı (trombositopeni) ve NPLATE'i bıraktıktan sonra düşük trombosit sayısı (trombositopeni);
- Normalden fazla trombosit sayısı (trombositoz);
- Kansızlık (anemi).
Yaygın olmayan:
- Kemik iliği yetmezliği; kemik iliğinde yara dokusu oluşumuna sebep olan bozukluk (miyelofibroz); dalak büyümesi (splenomegali); vajina kanaması (vajinal hemoraji), rektum kanaması (rektal hemoraji); ağızdan kanama (ağız hemorajisi); enjeksiyon yeri kanaması (enjeksiyon yeri hemorajisi);
- Kalp krizi (miyokard infarktüsü); kalp hızı artışı;
- Baş dönmesi veya bir dönme hissi (vertigo);
- Gözle ilgili problemler: gözde kanama (konjonktival hemoraji); odaklanmada güçlük veya bulanık görme (akomodasyon bozukluğu, papilödem veya göz bozukluğu); körlük; kaşıntılı göz (göz pruritusu); gözyaşı artışı (lakrimasyon artışı); veya görsel rahatsızlıklar;
- Sindirim sistemi problemleri: kusma; nefes kokusu (ağız kokusu); yutmada güçlük (disfaji); hazımsızlık veya yanma (gastroözofageal reflü hastalığı); dışkıda kan (hematokezya); mide rahatsızlığı; ağız ülserleri veya ağızda kabarıklıklar (stomatit); dişte renk değişimi;
- Kilo azalması; kilo artışı; alkol intoleransı; iştah kaybı (anoreksi veya iştah azalması); su kaybı;
- Genel olarak kötü hissetmek (malez); göğüs ağrısı; iritabilite (uyaranlara aşırı tepki); yüzde şişme (yüz ödemi); sıcak hissetme; vücut sıcaklığında artış; sinirli hissetmek;
- Grip; bölgesel enfeksiyon; burun ve boğaz yollarında iltihaplanma (nazofarenjit);
- Burun ve boğaz problemleri: öksürük; burun akıntısı (rinore); boğaz kuruluğu; nefes darlığı veya nefes almakta zorlanma (dispne); burun tıkanıklığı; ağrılı nefes alma (ağrılı respirasyon);
- Ürik asit (gıda yıkım ürünü) sebepli ağrılı şiş eklemler (gut);
- Kas gerginliği; kas güçsüzlüğü; omuz ağrısı; kas seğirmesi;
- Sinir sisteminizle ilgili problemler: istemsiz kas kasılmaları (klonus); tat duyusunda bozulma (disguzi); tat duyusunda azalma (hipoguzi); özellikle deride azalmış duyu hissi (hipoestezi); kollarda ve bacaklarda sinir fonksiyonlarında bozulma (periferik nöropati); transvers sinüste kan pıhtısı (transvers sinüs trombozu);
- Depresyon; anormal rüyalar;
- Saç dökülmesi (alopesi); ışığa duyarlılık (fotosensitivite reaksiyonu); akne; alerjenle temas sonrası deride alerjik reaksiyon (kontakt dermatit); döküntü ve kabarıklıklarla seyreden deri tablosu (ekzema); deri kuruluğu; deride kırmızılık (eritem); şiddetli pullanma veya soyulan döküntü (eksfoliyatif döküntü); anormal saç büyümesi; tekrarlayan kaşımaya bağlı derinin kalınlaşması ve kaşıntı (prurigo); deri yüzeyi altında kanama veya deri altında morarma (purpura); kabarık deri döküntüsü (papüler döküntü); kaşıntılı deri döküntüsü (pruritik döküntü); yaygın kaşıntılı döküntü (ürtiker); deride kabarıklık (deri nodülü); anormal deri kokusu;
- Dolaşımla ilgili problemler: karaciğer veninde kan pıhtısı (portal ven trombozu); düşük kan basıncı (hipotansiyon); artmış kan basıncı, bir kan damarının tıkanması (periferik emboli); ellerde, bileklerde veya ayaklarda azalmış kan akımı (periferik iskemi); bir vende dokunulduğunda aşırı derecede hassas olabilen şişme ve pıhtı (flebit veya yüzeyel tromboflebit); kan pıhtısı (tromboz);
- Ayaklarda ve ellerde yanıcı ağrı, kızarıklık ve sıcaklık periyodları ile karakterize nadir bir hastalık (eritromelalji).
Yaygın olmayan: (kan veya idrar tahlillerinde ortaya çıkabilir)
- Kırmızı kan hücrelerinin, beyaz kan hücrelerinin ve trombositlerin hepsinin sayıca azaldığı nadir bir tür anemi (aplastik anemi);
- Artmış beyaz kan hücre sayısı (lökositoz);
- Aşırı trombosit üretimi (trombositemi); artmış trombosit sayısı; kandaki kanamayı engelleyen hücrelerin anormal sayısı (anormal trombosit sayısı);
- Bazı kan testlerinde değişiklikler (transaminazlarda artış; kanda laktat dehidrojenaz artışı);
- Veya beyaz kan hücrelerinin kanseri (multipl myelom);
- İdrarda protein.
ITP'li çocuklarda görülen olası yan etkiler
Çok yaygın:
- Üst solunum yolu enfeksiyonu;
- Burunda ve boğazda ağrı (orofarengeal ağrı);
- Kaşıntılı, akan veya tıkalı burun (rinit);
- Öksürük;
- Karın üst bölgesinde ağrı,
- İshal;
- Döküntü;
- Ateş (pireksi);
- Morarma (kontüzyon).
Yaygın:
- Mide ve bağırsak enfeksiyonu (gastroenterit);
- Boğaz ağrısı ve yutkunmada rahatsızlık (farenjit);
- Gözde iltihaplanma (konjonktivit);
- Kulak enfeksiyonu;
- Sinüslerde iltihaplanma (sinüzit);
- El, kol ve ayaklarda şişme;
- Deri yüzeyi altında kanama veya deri altında morarma (purpura);
- Kaşıntılı döküntü (ürtiker).
Yaygın olmayan:
- Normalden fazla trombosit sayısı (trombositoz).
Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Hamileyseniz, hamile olduğunuzu düşünüyorsanız veya hamile kalmayı planlıyorsanız, bu ilacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışın. Doktorunuz tarafından gerekli görülmedikçe NPLATE'in gebelikte kullanımı önerilmemektedir.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
NPLATE'in insan sütünde bulunup bulunmadığı bilinmemektedir. Emziriyorsanız NPLATE kullanımı önerilmemektedir. Emzirmenin çocuğunuza yararını ve tedavinin size yararını göz önünde bulundurarak emzirmeyi kesmek ya da NPLATE tedavisini kesmek arasında bir seçim yapılmalıdır.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerKullanım yolu nedeni ile herhangi bir uyarı gerekmemektedir.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonErişkin ve 1lyaş üzeri pediyatrik hastalarda kortikosteroid, intravenöz immünoglobülin veya splenektomi tedavilerinden yeterli yanıt alınamayan ya da bu tedavilerin uygulanmasına engel durumu bulunan ve tedavi endikasyonu mevcut olan kronik immün trombositopeni (ITP) olgularında kullanımı endikedir. Kullanım kısıtlamaları mevcuttur: MDS ilişkili trombositopeni varlığında, kronik ITP dışındaki trombositopeni olgularında kullanımı endike değildir. 1.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarRomiplostime, herhangi bir yardımcı maddeye veya £. coli’den türetilmiş proteinlere karşı alerjik hassasiyeti olduğu bilinen hastalarda kontrendikedir.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriTedavinin sonlandırılmasından sonra yeniden trombositopeni ve kanama oluşumu NPLATF?’in kesilmesi ile birlikte yeniden trombositopeni meydana gelebilir. Antikoagülan veya anti-trombosit ajan varlığında kesilmesi ile kanama riski artar. Hastalar trombosit sayısında azalma açısından yakından izlenmeli ve in kesilmesinden sonra kanamayı engellemek için tıbbi olarak yönetilmelidir. ile tedavi kesilirse, güncel tedavi kılavuzlarına göre ITP tedavisinin yeniden başlatılması önerilmektedir. Ek tıbbi uygulamalar antikoagülan ve/veya antitrombosit tedavisinin sonlandırılması, antikoagülasyonun tersine çevrilmesi veya trombosit desteğini içerebilir. 4 Kemik iliğinde retikülin artışı Kemik iliği retikülin artışının kemik iliğindeki megakaryositlerin sayısında artışa ve akabinde sitokin salınımına yol açan TPO reseptör stilümasyonunun bir sonucu olduğu düşünülmektedir. Retikülin artışı periferik kan hücrelerindeki morfolojik değişiklikler ile ortaya konabilir ve kemik iliği biyopsisi ile tespit edilebilir. Bu yüzden, ile tedaviye başlamadan önce ve tedavi sırasında periferik kan yayması ve tam kan sayımı (TKS) ile hücresel morfolojik anormallikler için incelemeler önerilmektedir. klinik çalışmalarında gözlenen retikülin artışlarına ilişkin bilgi için bakınız. Eğer hastada etkililik kaybı veya anormal periferik kan yayması gözlendiyse, tedavisi sonlandırılmalı, fiziksel muayene yapılmalı ve retikülin için uygun boyama ile kemik iliği biyopsisi dikkate alınmalıdır. Eğer uygunsa, daha önceki kemik iliği biyopsisi ile karşılaştırma yapılmalıdır. Eğer hastalarda etkililik korunur ve anormal periferik kan yayması gözlenirse, doktor, kemik iliği biyopsisinin değerlendirilmesi dahil, uygun klinik kararları takip etmeli ve ?in risk-yarar karşılaştırması yapılarak alternatif ITP tedavi seçenekleri yeniden değerlendirilmelidir. Trombotik/tromboembolik komplikasyonlar ITP popülasyonunda romiplostim kullanımıyla derin ven trombozu, pulmoner emboli ve miyokard infarktüsü gibi trombotik/tromboembolik olaylar gözlenmiştir. Bu olaylar trombosit sayısından bağımsız olarak meydana gelmiştir. Klinik çalışmalarda gözlenen trombotik/tromboembolik olay insidansları ile %6 plasebo ile %3,6 olmuştur. Tromboembolizm için bilinen risk faktörleri olan hastalarda kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Bunlar ileri yaş, uzun süreli immobilizasyon, malignite, kontraseptif ve hormon replasman tedavisi, cerrahi/travma, obezite ve sigara kullanımı, kalıtımsal (örneğin, Faktör V Leiden) veya edinilmiş (örneğin, ATIII eksikliği, antifosfolipid sendromu) risk faktörleri olabilir ancak sadece bunlarla sınırlı değildir. Hastaların trombotik/tromboembolik olay belirtileri ve semptomları açısından izlenmesi ve kurumsal kılavuz ve standart tıbbi uygulamaya göre derhal tedavi edilmesi önerilir. Kronik karaciğer hastalığı olup alan hastalarda portal ven trombozunun da aralarında olduğu tromboembolik olaylar (TEE ler) bildirilmiştir. bu popülasyonlarda dikkatli şekilde kullanılmalıdır. Doz ayarlama kuralları takip edilmelidir. Mevcut Miyelodisplastik Sendromun (MDS) ilerlemesi için pozitif bir yarar/risk oranı yalnızca kronik ITP ile ilişkili trombositopeni için ortaya konmuştur ve, trombositopeni ile ilişkili diğer klinik durumlarda kullanılmamalıdır. Yetişkinlerde ve yaşlılarda ITP tanısı trombositopeni ortaya çıkaran diğer klinik durumların dışlanmasıyla doğrulanmış olmalıdır, özellikle de MDS tanısı dışlanmalıdır. Normalde sistemik semptomlar veya periferik blast hücresi artışı gibi anormal belirtiler gözlenen hastalarda, hastalığın ve tedavinin seyri sırasında kemik iliği aspirasyonu ve biyopsisi yapılmalıdır. Yetişkin MDS'li hastalarda ile yapılan klinik çalışmalarda blast hücresi sayılarında geçici artış görülen vakalar gözlenmiştir ve MDS hastalığının ilerleyerek AMLI dönüştüğü vakalar bildirilmiştir. MDS’li hastalar üzerinde gerçekleştirilen randomize plasebo kontrollü bir çalışmada tedavisi, romiplostim alan hastalarda hastalığın AML’ye progresyon sergilediği vakaların sayısal olarak daha yüksek olması ve dolaşımdaki blastlarda %10’un 5 üzerinde artış olması nedeniyle erken şekilde durdurulmuştur. MDS hastalığının AML’ye progresyonunun gözlendiği vakalar arasında başlangıçta MDS RAEB-1 olarak sınıflandırılan hastaların, daha düşük riskli MDS’ye kıyasla AML’ye progresyon olasılığının daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Klinik çalışmalar dışında, MDS’den kaynaklanan veya ITP dışı başka herhangi bir trombositopeni sebebinden kaynaklanan trombositopeninin tedavisinde kullanılmamalıdır. NPLATPFE’e yanıt kaybı Önerilen doz aralığında yanıt kaybı veya ile trombosit yanıtını korumada başarısız olunması durumunda immünojenesite veya artan kemik iliği retikülini gibi nedensel faktörler araştırılmalıdır. İlaç tedavisi hataları alan hastalarda doz aşımı veya düşük dozlama gibi ilaç tedavisi hataları rapor edilmiştir, doz hesaplama ve doz ayarlama kuralları takip edilmelidir. Bazı pediyatrik hastalarda doğru doz uygulaması, sulandırma sonrasında ilave bir seyreltme adımı gerektirir ve bu da ilaç uygulama hatalarına ilişkin riski arttırmaktadır. Doz aşımı trombotik/tromboembolik komplikasyonlarla ilişkili trombosit sayısındaki aşırı artışa sebep olabilir. Eğer trombosit sayısında aşırı artış olursa, kullanımı sonlandırılmalı ve trombosit sayısı takip edilmelidir. Dozlama ve uygulama önerilerine uygun olarak ile tedaviye yeniden başlanılmalıdır. Düşük dozlama, beklenenden daha düşük trombosit sayısına ve potansiyel bir kanamaya sebep olabilir. alan hastalarda trombosit sayısı takip edilmelidir. NPLATEin alyuvarlar ve akyuvarlar üzerindeki etkisi ITP hastalarında ve klinik olmayan toksikoloji çalışmalarında (sıçanlar ve maymunlar), akyuvar (artış) ve alyuvar (düşüş) parametrelerinde değişiklik gözlenmiştir. Splenektomi durumundan bağımsız olarak, hastalarda eşzamanlı anemi ve lökositoz (4 haftalık pencerede) görülebilir fakat daha önce splenektomi geçirmiş hastalarda daha sık görülmüştür. ile tedavi edilen hastalarda bu parametrelerin izlenmesi düşünülmelidir. Biyoteknolojik ürünlerin takip edilebilirliğinin sağlanması için uygulanan ürünün ticari ismi ve seri numarası mutlaka hasta dosyasına kaydedilmelidir.
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerGözlenen en yaygın advers reaksiyonlar arasında aşırı duyarlılık reaksiyonları (döküntü, ürtiker ve anjioödem dahil) ve baş ağrısı bulunur. Advers reaksiyonların tablo haline getirilmiş listesi : ve Her bir MedDRA sistem organ sınıfı ve sıklık gruplaması içinde, istenmeyen etkiler azalan insidans sırası ile sunulmuştur. organ sınıfı Enfeksiyonlar ve Üst solunum yolu Gastroenterit İnfluenza enfestasyonlar enfeksiyonu Farenjit*** Lokalize enfeksiyon Rinit*** Konjonktivit*** Nazofarenjit Kulak enfeksiyonu*** Sinüzit*** Bronşit**** İyi huylu ve kötü Multipl myelom huylu neoplazmalar Miyelofibrozis (kist ve polipler de dahil olmak üzere) Kan ve lenf sistemi Kemik iliği Aplastik anemi hastalıkları bozukluğu* Kemik iliği yetmezliği Trombositopeni* Lökositoz Anemi Splenomegali Trombositemi Trombosit sayısında artış Anormal trombosit say1S1 mE e e hastalıkları Metabolizma ve Alkol intoleransı beslenme hastalıkları Anoreksi İştah azalması Dehidratasyon Gut b E a Anormal rüyalar Sinir sistemi Baş ağrısı Baş dönmesi Klonus hastalıkları Migren Disguzi Parestezi Hipoestezi Hipoguzi Periferik nöropati Transvers sinüs trombozu 8 organ sınıfı Göz hastalıkları Konjonktival hemoraji Akomodasyon bozukluğu Körlük Göz bozukluğu Göz kaşıntısı Artmış lakrimasyon Papilödem Görme rahatsızlıkları t E E hastalıkları b s E Kalp atım hızı artışı Vasküler hastalıklar Kızarma Hipotansiyon Derin ven trombozu Periferik emboli Periferik iskemi Flebit Yüzeysel tromboflebit Tromboz Eritromelalji Solunum, göğüs Orofarengeal ağrı*** Pulmoner emboli* Öksürük bozuklukları ve Rinore mediastinal hastalıklar Boğaz kuruluğu Dispne Burun tıkanıklığı Ağrılı solunum Gastrointestinal Karnın üst bölgesinde Bulantı Kusma hastalıklar ağrj** Diyare Rektal hemoraji Karın ağrısı Nefes kokusu Kabızlık Disfaji Dispepsi Gastroözofageal reflü hastalığı Hematokezya Ağız içi kanama Mide rahatsızlığı Stomatit Dişte renk değişikliği b E hastalıklar Transaminazlarda artış 9 organ sınıfı Deri ve deri altı doku Kaşıntı Alopesi hastalıkları Ekimoz Fotosensitivite Döküntü reaksiyonu Akne Kontakt dermatit Deride kuruluk Egzama Eritem Eksfoliyatif döküntü Saç uzamasında anormallik Prurigo Purpura Papüler döküntü Kaşıntılı döküntü Deri nodülü Anormal deri kokusu Ürtiker Kas-iskelet Artralji Kas gerginliği bozuklukları, bağ Miyalji Kas güçsüzlüğü doku ve kemik Kas spazmları Omuz ağrısı hastalıkları Ekstremitede ağrı Kas seğirmesi Sırt ağrısı Kemik ağrısı EE hastalıkları meme haan PRR meme hastalıkları Genel bozukluklar ve Yorgunluk Enjeksiyon yeri uygulama bölgesine Periferik ödem kanaması ilişkin hastalıklar İnfluenza benzeri Göğüs ağrısı hastalık İritabilite Ağrı Halsizlik Asteni Yüz ödemi Pireksi Sıcak hissetme Titreme Gergin hissetme Enjeksiyon yeri reaksiyonu Periferik şişlik *** Araştırmalar Kan basıncı artışı Kanda laktat dehidrojenaz artışı Vücut sıcaklığında artış Kilo kaybı Kilo artışı K zehirlenme *.4. ** Aşırı duyarlılık reaksiyonlarına döküntü, ürtiker ve anjiyoödem olguları dahildir. *** Pediyatrik çalışmalarda gözlenen ilave advers reaksiyonlar. **** ITP süresi 12 aya kadar olan yetişkin hastalarda gözlenen ek advers reaksiyonlar. 10 Seçilmiş advers reaksiyonların tanımı Ek olarak aşağıda listelenen reaksiyonların tedavisiyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Kanama vakaları Tüm yetişkin ITP klinik programı kapsamında, kanama vakaları ile trombosit sayısı arasında ters orantılı bir ilişki gözlenmiştir. Klinik açıdan anlamlı (3. derece ve üstü) tüm kanama vakaları trombosit sayısı < 30 x10°/L iken görülmüştür. 2. derece üstü tüm kanama vakaları trombosit sayısı < 50 x 10°/L iken görülmüştür. ve plasebo ile tedavi uygulanan hastalar arasında kanama olaylarının genel insidansı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmemiştir. Yetişkinler üzerinde gerçekleştirilen plasebo kontrollü iki çalışmada, 9 hastada ciddi şiddette kanama vakası raporlanmıştır (5 romiplostim, 4 plasebo); Olasılık Oranı = 0,59; %95 CI =). 2 veya daha yüksek derecede kanama vakaları romiplostim ile tedavi edilen hastaların %15’inde, plasebo ile tedavi edilen hastaların %34’ünde rapor edilmiştir (Olasılık Oranı; = 0,35; %95 CI =. Faz 3 pediyatri çalışmasında ortalama birleşik kanama episodu sayısı (SS) romiplostim kolunda 1,9, plasebo kolunda ise 4,0 olmuştur. Trombositoz 4 kontrollü ve kontrol grubuna yer verilmeyen 5 klinik çalışmada romiplostim tedavisi alan tüm yetişkin ITP hastalarının analizinde, 3 trombositoz vakası bildirilmiştir, n = 271. Bu 3 vakadan herhangi birinde trombosit sayısının yükselmesi ile ilişkili bir klinik sekel bildirilmemiştir. Pediyatrik hastalarda trombositoz, yaygın olmayan sıklıkta 1 vakada görülmüştür (%0,4). 3. derece ve üstü veya ciddi trombositoz görülme sıklığı 1’dir. (%0,4). Tedavinin sonlandırılmasından sonra trombositopeni 4 kontrollü ve kontrol grubuna yer verilmeyen 5 klinik çalışmada, romiplostim tedavisi alan tüm yetişkin ITP hastalarının analizine dayanarak, tedavinin sonlandırılmasından sonra 4 trombositopeni vakası bildirilmiştir, n = 271. Mevcut Miyelodisplastik Sendromun İlerlemesi (MDS) Yetişkin romiplostim alan MDS’li hastalar üzerinde gerçekleştirilen randomize plasebo kontrollü bir çalışmada plaseboya kıyasla romiplostim alan hastalarda MDS hastalığının AML ye progresyon sergilediği vakaların sayısal olarak daha yüksek ve blast hücrelerinde geçici artışlar olması nedeniyle erken şekilde durdurulmuştur. MDS hastalığının AML progresyon sergilediğinin gözlendiği vakalar arasında başlangıçta MDS RAEB-I1 sınıflandırmasına sahip olan hastaların AML progresyon olasılığının daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Genel sağkalım plasebo ile benzer saptanmıştır. Kemik iliğinde retikülin artışı Yetişkinlerde yapılan klinik çalışmalarda, 271 hastanın 4’ünde romiplostim tedavisi, kemik iliğinde retikülin birikmesi nedeniyle sonlandırılmıştır. Ek olarak 6 hastada, kemik iliği biyopsisinde retikülin gözlenmiştir.. 11 Çalışma sırasında yapılmış değerlendirilebilir bir kemik iliği biyopsisi olan hastalarda yapılan bir pediyatrik klinik çalışmada, 27 hastanın 5’inde (%18,5) romiplostim maruziyetinden sonra 1. yılda (kohort 1) ve 36 hastanın 17’sinde (%47,2) romiplostim maruziyetinden sonra 2. yılda (kohort 2) retikülin artışı ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte hiçbir hasta, başlangıçta veya tedavi sırasında altta yatan ITP tanısı ile uyumlu olmayan herhangi bir kemik iliği anormalliği sergilememiştir. İmmünojenisite Tüm terapötik proteinlerde olduğu gibi, immünojenisite potansiyeli mevcuttur. Yetişkin ITP hastalarıyla yapılan klinik çalışmalarda romiplostime ve TPO’ya karşı gelişen antikorlar incelenmiştir. Hastaların, sırasıyla %5,7 ve %3,2’sinde romiplostim ve TPO’yu bağlayıcı antikor gelişimi pozitif iken, sadece 4 hastada romiplostim üzerinde nötralizan etki gösteren antikor pozitif saptanmıştır, fakat bu antikorlar endojen TPO ile çapraz reaksiyona girmemiştir. Bu 4 hastanın 2’sinde, hastanın son zaman noktasında romiplostim için nötrleştirici antikor testiyle negatif sonuç alınmış (geçici pozitif), 2 hastanın ise son zaman noktasında da pozitif olduğu kaydedilmiştir (persistan antikorlar). Romiplostime ve TPO’ya karşı önceden var olan antikor insidansı sırasıyla %3,3 ve %3,0. Pediyatrik çalışmalarda herhangi bir andaki romiplostimi bağlayıcı antikor insidansı %9,6 olmuştur. Başlangıçta 27 hastanın 2’sinde önceden var olan bağlayıcı, nötralize edici olmayan romiplostim antikorları tespit edilmiştir. Ek olarak %2,8’inde romiplostime karşı nötralize edici antikorlar gelişmiştir. Hastaların toplam %3,9’unda romiplostim tedavisi sırasında herhangi bir zamanda TPO’yu bağlayıcı antikorlar ortaya çıkmıştır. Bu 11 hastanın 2’sinde TPO’ya karşı önceden beri mevcut olan nötralize edici olmayan bağlayıcı antikor tespit edilmiştir. TPO’ya nötrleştirici antikorlar için başlangıçta negatif sonuç alınan bir gönüllüde (%0,35), çalışma sırasında başlangıç sonrası zayıf pozitif bir sonuç alınmıştır (anti-romiplostim antikorlarının sürekli negatif olduğu kaydedilmiştir). Gönüllünün TPO’ya nötrleştirici antikorlar için geçici bir antikor yanıtı verdiği, çalışma döneminde test yapılan son zaman noktasında gönüllünün sonucunun negatif olduğu görülmüştür. Pazarlama sonrası kayıt çalışmasına, 19 onaylanmış pediyatrik hasta dahil edilmiştir. Tedavi sonrası romiplostimi bağlayıcı antikor insidansı %16 olmuştur. Bunların %5,3’ü romiplostimi nötralize edici antikor açısından pozitiftir. TPO’ya karşı antikor tespit edilmemiştir. Bu çalışmaya 184 onaylanmış yetişkin hasta dahil edilmiştir. Bu hasta grubu için, tedavi sonrası romiplostimi bağlayıcı antikor insidansı %3,8 ve bunların %0,5’i romiplostimi nötralize edici antikor görülmesi açısından pozitiftir. Yetişkin hastaların toplam %2,2 sinde TPO’yu bağlayan ve nötralize edici olmayan antikor gelişmiştir. Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler: Pediyatrik popülasyon: Kontrollü 2 ve kontrollü olmayan 3 klinik çalışmada, ITP tanısı konulmuş olan 282 pediyatrik vakaya romiplostim tedavisi uygulanmıştır. Medyan tedaviye maruziyet süresi 65,4 hafta olmuştur. Genel olarak güvenlilik profili yetişkinlerde görülene benzer şekildedir. Pediyatrik advers reaksiyonlar, hasta insidansının romiplostim kolunda plasebo kolundan en az %5 daha yüksek ve hasta insidansının romiplostimle tedavi edilen hastalıklarda en az 12 %5 olduğu pediyatrik ITP randomize güvenlilik çalışmalarının sonuçlarından (kontrollü 2 klinik çalışma) ve yine pediyatrik ITP güvenlilik çalışmalarının sonuçlarının her birinden (2 kontrollü ve 3 kontrollü olmayan klinik çalışma) elde edilmiştir. 1 yaş ve üzerindeki pediyatrik ITP hastalarında görülen en yaygın advers reaksiyonlar üst solunum yolu enfeksiyonu, rinit, öksürük, orofarengeal ağrı, üst abdominal ağrı, diyare, döküntü, ateş, kontüzyon (çok yaygın olarak bildirilmiştir) ve farenjit, konjonktivit, kulak enfeksiyonu, gastroenterit, sinüzit, purpura, ürtiker ve periferik ödem (yaygın olarak bildirilmiştir)’dir…
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.