NEXAVAR 200 MG FILM KAPLI TABLET, 112 ADET
Fiyat ve paketler
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Nexavar 200 mg ne için kullanılır?
KT 1NEXAVAR'ın etkin maddesi olan sorafenib, protein kinaz inhibitörleri adı verilen bir ilaç grubuna aittir. Kanserli hücrelerin büyümesini yavaşlatarak ve büyümelerini sağlayan kan akımını keserek çalışmaktadır.
NEXAVAR:
- İnterferon alfa ve/veya interlökin 2 adı verilen diğer kanser ilaçları ile tedaviden yanıt alınmayan ya da bu ilaçların yan etkileri nedeniyle tedavinin uygun olmadığı erişkinlerde, ilerlemiş renal hücreli karsinoma adı verilen böbrek kanseri tedavisinde kullanılır.
- Lokal tedavi yöntemleri denilen girişimsel tedavilerin uygun olmadığı, hafif derecede karaciğer yetmezliği olan (Child-Pugh A evre), bölgesel olarak ilerlemiş ve metastatik (diğer organlara yayılmış) hepatoselüler karsinoma adı verilen karaciğer kanseri tedavisinde kullanılır.
- Daha önce damar hücresi kaynaklı büyüme faktörünü bloke eden ilaçlar (örneğin; sunitinib, pazopanib ve aksitinib gibi diğer kanser türlerinde kullanılan ilaçlar) gibi hedefe yönelik bir tedavi almamış, ameliyat ve radyoterapi gibi lokal tedavilere uygun olmayan veya bu tedaviler sonrası hastalığı ilerleyen, son 14 ay içerisinde radyolojik değerlendirme kriterlerine göre ilerlemiş radyoaktif iyot tedavisine dirençli bölgesel nüks veya başka organ yayılımı olan farklılaşmış (metastatik diferansiye) tiroid kanserlerinde tek ilaç olarak hastalık ilerlemesine kadar kullanılır. Hastalık ilerlemesi sonrası başka ilaçlarla birlikte ya da tek ilaç olarak kullanılamaz.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · Kullanmayınız- Sorafenibe veya NEXAVAR içindeki yardımcı maddelerden herhangi birine karşı alerjiniz (aşırı duyarlılığınız) var ise.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KT 2 · Dikkatli kullanınız- Cilt problemleri yaşıyorsanız (NEXAVAR, özellikle eller ve ayaklarda döküntüye ve deri reaksiyonlarına neden olabilir. Bu deri değişiklikleri genellikle sorafenib tedavisinin ilk altı haftasında meydana gelir. Eğer herhangi bir değişiklik fark ederseniz doktorunuza danışınız, doktorunuz size deri tedavisine başlayabilir. Doktorunuz deri tedavilerini, ve/veya NEXAVAR dozunda değişikliği önerebilir. Eğer deri değişikliği düzelmez ise, doktorunuz NEXAVAR tedavisini durdurabilir.),
- Kan basıncınız (tansiyon) yüksekse veya tedavi sırasında tansiyonunuz yüksek çıkmaya başlarsa,
- Eğer anevrizmanız (kan damarının zayıflaması sonucu genişlemesi) varsa ya da geçmişte olduysa veya kan damarı duvarında bir yırtılma olduysa,
- Şeker hastasıysanız, (Düşük kan şekeri riskinin en aza indirgenmesi için anti-diyabetik (kan şekerini düzenleyen) ilaç dozajının ayarlanmasının gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi amacıyla, diyabetik hastalarda (şeker hastalarında) kan şekeri düzeyleri düzenli olarak kontrol edilmelidir)
- Kanama sorunlarınız varsa,
- Varfarin (kanı sulandırıcı bir ilaç) tedavisi görüyorsanız,
- Cerrahi bir girişim ya da dişlerinizle ilgili bir işlem geçirecekseniz ya da yakın zamanda geçirdiyseniz,
- Kalp ritminizde anormallik var ise (örn.; “QT aralığının uzaması” olarak adlandırılan anormal elektrik sinyali gibi), yüksek dozda antrasiklin (kemoterapi tedavisinde kullanılan bir ilaç) tedavisi görüyorsanız, prokainamid, sotalol, amiodaron gibi kalp ritmi ile ilişkili ilaçlar kullanıyorsanız, haloperidol ve karbamazepin gibi kalp ritminizde anormallik oluşturabilecek farklı ilaçları kullanıyorsanız, magnezyum, kalsiyum, potasyum değerleriniz düşük ise,
- Kalbinizle ilgili sorunlar varsa veya göğüs ağrısı çekiyorsanız,
- Tedavi esnasında yüksek ateş, bulantı, kusma ya da şiddetli mide (karın) ağrısının eşlik ettiği barsak delinmesi (gastrointestinal perforasyon) oluşabilir. Bu durumda doktorunuz tedavinize ara verebilir.
- Karaciğerinizde şiddetli bir sorun varsa (Karaciğerde ileri derecede fonksiyon bozukluğuna sebep olan (Child-Pugh C) hasar),
- İlaca bağlı gelişen karaciğerde iltihaplanma (ilaç indüklü hepatit),
- Aynı zamanda irinotekan, kapesitabin veya dosetaksel (kanser ilaçları) ile tedavi görüyorsanız,
- Aynı zamanda ağız yoluyla neomisin (bir çeşit antibiyotik) ve benzeri antibiyotikleri kullanıyorsanız,
- Böbrek fonksiyon bozukluğunuz varsa, doktorunuz sıvı ve elektrolit tedavisi uygulayabilir.
- NEXAVAR kadınlarda ve erkeklerde üreme yeteneğini azaltabilir. Sizin veya eşinizin hamile olma (fertilite) olasılığınız varsa, NEXAVAR kullanmadan önce tavsiye amaçlı doktorunuza danışınız.
- Eğer, aşağıdaki semptomları yaşıyorsanız, hayatı tehdit edici bir durum olabileceğinden derhal doktorunuza başvurunuz: mide bulantısı, nefes darlığı, düzensiz kalp atışı, kas krampları, nöbet, idrar bulanıklığı ve yorgunluk. Bunlar, ölmekte olan kanser hücrelerinin parçalanma ürünlerinin neden olduğu, kanser tedavisi sırasında ortaya çıkabilecek bir grup metabolik komplikasyon (Tümör lizis sendromu (TLS)) nedeniyle ortaya çıkabilir ve böbrek fonksiyonlarında değişikliklere ve akut böbrek yetmezliğine neden olabilir (ayrıca bkz. bölüm 4: Olası Yan Etkiler).
Tiroid kanseri hastasıysanız, doktorunuz kalsiyum ve tiroid hormonu değerlerinizi kontrol edecektir.
Akciğer kanserinde platin-esaslı kemoterapide sorafenib kullanılması yüksek düzeyde ölüme neden olur. Yapılan çalışmalarda platin-esaslı kemoterapiye sorafenib eklenmesiyle daha fazla solunum yetmezliği, kanama ve enfeksiyona bağlı istenmeyen olaylar görülmüş ancak ölüm nedenleri arasında öne çıkan bir durum olmamıştır.
Bu uyarılar, geçmişteki herhangi bir dönemde dahi olsa, sizin için geçerliyse lütfen doktorunuza danışınız.
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlar gibi, NEXAVAR'ın içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir.
NEXAVAR'ın olası yan etkileri görülme sıklıklarına göre aşağıda verilmiştir:
Çok yaygın: 10 hastanın en az 1'inde görülebilir.
Yaygın: 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinde veya birinden fazla görülebilir.
Yaygın olmayan: 100 hastanın birinden az, fakat 1.000 hastanın birinde veya birinden fazla görülebilir.
Seyrek: 1.000 hastanın birinden az, fakat 10.000 hastanın birinde veya birinden fazla görülebilir.
Bilinmiyor: Eldeki veriler ile tahmin edilememektedir.
Aşağıdakilerden biri olursa, NEXAVAR'ı kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
- Alerji (aşırı duyarlılık) reaksiyonları (deri reaksiyonları ve kurdeşen dahil)
- Ani gelişen ve şiddetli alerjik reaksiyon (anafilaktik reaksiyon)
- Nefes alma ve yutma zorluğuna neden olabilen alerjik reaksiyon ile birlikte deride şişme (örneğin yüzde, dilde) (anjiyoödem)
- Çok yaygın
- İshal (diyare)
- Bulantı
- Yorgunluk
- Ağrı (ağız, karın, kemik, tümör ağrısı ve baş ağrısı dahil)
- Saç dökülmesi (alopesi)
- El-ayak deri reaksiyonu olarak adlandırılan bir deri sorunu (Bu durum avuç içlerinizde ve ayak tabanlarınızda kızarıklık, ağrı, şişme ya da keseciklere yol açar. Eğer bu yan etki sizde ortaya çıkarsa, hemen doktorunuza bildiriniz.)
- Döküntü
- Kaşıntı (pruritus)
- Kızarıklık (eritem)
- Kusma
- Hayatı tehdit edici ya da ölümcül olabilecek kanama sorunları (mide bağırsak sisteminde kanama, solunum yolunda kanama, ve beyin kanaması dahil) (hemoraji)
- Yüksek tansiyon (hipertansiyon)
- Enfeksiyonlar
- İştah kaybı (anoreksi)
- Kabızlık (konstipasyon)
- Eklem ağrısı (artralji)
- Ateş
- Kilo kaybı
- Deri kuruluğu
- Lenfosit adı verilen özel bir kan hücresi türünde azalma (lenfopeni)
- Kanda fosfat azlığı (hipofosfatemi)
- Kanda amilaz ve lipaz maddelerinde artış
- Yaygın
- Grip benzeri hastalık
- Hazımsızlık (dispepsi)
- Yutma güçlüğü (disfaji)
- Ağız kuruluğu ve dilde ağrı dahil ağızda iltihap (stomatit ve mukozal inflamasyon)
- Kandaki kalsiyum seviyelerinde azalma (hipokalsemi)
- Kandaki potasyum seviyelerinde azalma (hipokalemi)
- Kan şekeri seviyesinde azalma (hipoglisemi)
- Kas ağrısı (miyalji)
- Deride hissizlik veya karıncalanma ile sonuçlanan bir sinir hücresi hastalığı (periferik duyusal nöropati)
- Depresyon
- Erkeklerde sertleşme sorunu (erektil disfonksiyon)
- Konuşma bozukluğu (disfoni)
- Akne
- Deri iltihabı (dermatit)
- Derinin pullar ve plaklar halinde dökülmesi (deskuamasyon)
- Kalp kasının yeterince kan alamaması, kalp krizi, kalp yetmezliği, göğüs ağrısı dahil hayatı tehdit edici ya da ölümcül olabilecek kalp sorunları (Konjestif kalp yetmezliği, miyokard iskemisi ve/veya enfarktüsü)
- Kulak çınlaması (tinnitus)
- Böbrek yetmezliği
- İdrarda protein varlığında artma (proteinüri)
- Güçsüz hissetme (asteni)
- Kan testlerinde çeşitli kan hücreleri olan beyaz hücreler (akyuvarlar), kırmızı hücreler (alyuvarlar), kan pulcukları (trombositler), nötrofil denilen özel bir akyuvar türünde azalma (lökopeni, nötropeni, anemi, trombositopeni)
- Kıl kökü iltihabı (folikülit)
- Tiroid bezinin az çalışması (hipotiroidi)
- Kanda sodyum azlığı (hiponatremi)
- Tat duyusunun bozulması (disguzi)
- Yüzde ve genellikle derinin diğer alanlarında kızarıklık (sıcak basması)
- Burun akıntısı (rinore)
- Mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması (gastroözofajial reflü hastalığı)
- Deri tümörleri (keratoakantomalar) ve deri kanseri (skuamöz hücreli karsinom)
- Derinin dış tabakasının kalınlaşması (hiperkeratoz)
- Ani, istemsiz kas kasılması (kas spazmları)
- Kan testlerinde transaminaz adlı maddelerde geçici artışlar Yaygın olmayan
- Mide iltihabı (gastrit)
- Pankreas iltihabı (pankreatit), safra kesesi iltihabı (kolesistit) veya safra yolları iltihabının (kolanjit) neden olduğu karın ağrısı
- Safradaki boya maddesinde (bilirübin) artışın neden olduğu (hiperbilirubinemi) sarı deri veya gözler (sarılık)
- Alerji (aşırı duyarlılık) reaksiyonları (deri reaksiyonları ve kurdeşen dahil)
- Vücutta su kaybı (dehidratasyon)
- Erkeklerde meme büyümesi (jinekomasti)
- Akciğer dokusundaki hastalık benzeri olaylar (zatürre, şiddetli solunum güçlüğü ve akciğer iltihabı gibi)
- Egzama
- Tiroid bezinin fazla çalışması (hipertiroidi)
- Deride çoklu döküntüler (eritema multiforme)
- Baş ağrısı, zihin karışıklığı (konfüzyon), bulanık görme, bulantı, kusma ve kasılma nöbetlerine (konvülsiyon) neden olabilen kan basıncında ani ve ciddi yükselme (hipertansif kriz) (hayatı tehdit edici ya da ölümcül olabilecek)
- Hayatı tehdit edici ya da ölümcül olabilecek mide veya bağırsak delinmesi (gastrointestinal perforasyon)
- Ani gelişen baş ağrısı, görme bozuklukları, bilinç değişiklikleri ve kasılma nöbetlerinin ortaya çıkmasına neden olabilen geri dönüşümlü posteriyör lökoensefalopati (hayati tehdit edici ya da ölümcül olabilecek)
- Ani gelişen ve şiddetli alerjik reaksiyon (anafilaktik reaksiyon)
- Kan testlerinde alkalen fosfataz adlı maddede geçici artışlar
- Kan pıhtılaşma testlerinin sonuçlarında değişiklik (INR ve protrombin değerlerinde) Seyrek
- Nefes alma ve yutma zorluğuna neden olabilen alerjik reaksiyon ile birlikte deride şişme (örneğin yüzde, dilde) (anjiyoödem)
- Kalp ritminde bozukluk (QT uzaması)
- Bulantı, kusma, karın ağrısı ve sarılığa neden olabilen karaciğer iltihabı (ilaca bağlı hepatit) (hayatı tehdit edici ya da ölümcül olabilecek)
- Daha önce radyasyon tedavisi yapılan bölgede güneş yanığına benzer kızarıklık (radyasyon dermatiti)
- Deride geniş yırtılmaları da içeren, deri ve mukoza zarında ağrılı vezikül oluşumu gibi ciddi deri reaksiyonları (Stevens-Johnson Sendromu ve hayatı tehdit edici ya da ölümcül olabilecek toksik epidermal nekroliz)
- Böbrek problemlerine yol açabilecek anormal kas yıkımı (rabdomiyoliz)
- Böbrekten fazla miktarda protein atılmasıyla karakterize bir durum (nefrotik sendrom)
- Döküntü ile sonuçlanabilecek cilt damarlarında inflamasyon (lökositoklastik vaskülit) Bilinmiyor
- Uyuşukluk, davranış değişiklikleri ya da zihin karışıklığı (konfüzyon) ile ilişkili olabilen beyin fonksiyon bozukluğu (ensefalopati)
- Kan damarı duvarında bir yırtık (anevrizmalar ve arter diseksiyonları) veya kan damarının zayıflaması ve genişlemesi
- Mide bulantısı, nefes darlığı, düzensiz kalp atışı, kas krampları, nöbet, idrar bulanıklığı ve yorgunluk (Tümör lizis sendromu (TLS)) (bkz. bölüm 2).
Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız, doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
NEXAVAR'ın gebelik ve/veya fetüs/yenidoğan üzerinde zararlı farmakolojik etkileri bulunmaktadır. NEXAVAR hamilelik sırasında, kesin olarak gerekli olmadıkça kullanılmamalıdır. Kadınlar NEXAVAR ile tedavi sırasında hamile kalmamalıdır ve ayrıca tedavi durdurulduktan sonra en az 2 hafta süreyle hamile kalmamalıdır. Kadınlar ve erkekler NEXAVAR tedavisi sırasında ve tedavi durdurulduktan sonra en az 2 hafta süreyle etkili doğum kontrolü yöntemleri kullanmalıdır.
NEXAVAR kadınlarda ve erkeklerde üreme yeteneğini azaltabilir. NEXAVAR kullanmadan önce tavsiye amaçlı doktorunuza danışınız.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz, hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Bebeğinizin büyümesini ve gelişimini engelleyebileceği için, NEXAVAR emzirme döneminde kullanılmamalıdır. Eğer emziriyorsanız ya da emzirmeyi planlıyorsanız, doktorunuza danışınız.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Nexavar 200 mg muadilleri
Nexavar 200 mg ile aynı etken maddeyi (sorafenib tosilat) içeren 2 eşdeğer ilaç bulunmaktadır.
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonMetastatik renal hücreli karsinoma (mRHK) tedavisinde interferon alfa ve/veya interlökin-2 ile yanıt alınamadığı veya bu tip tedavilerin yan etki nedeniyle uygun olmadığı durumlarda kullanılması için endikedir. Hazırlanacak raporda lokal tedavi yöntemlerinin uygun olmadığı ve fonksiyonel karaciğer rezervinin Child Pugh A evresinde olduğu klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirtilen, lokal ileri ve metastatik hepatoselüler kanserli olguların tedavisinde endikedir. Daha önce VEGF-TKİ gibi hedefe yönelik bir tedavi almamış cerrahi ve radyoterapi gibi lokal tedavilere uygun olmayan veya bu tedaviler sonrası progresyon gösteren, son 14 ay içerisinde RECIST kriterlerine göre progresyon göstermiş radyoaktif iyot tedavisine dirençli lokal relaps veya metastatik diferansiye tiroid kanserlerinde monoterapi olarak progresyona kadar kullanımı endikedir. Progresyon sonrası kombinasyon veya monoterapi olarak kullanılamaz.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarSorafenibe ya da diğer bileşenlerinden herhangi birine karşı şiddetli aşırı duyarlılığı bilinen hastalarda kontrendikedir.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriAnevrizmalar ve arter diseksiyonları VEGF yolak inhibitörlerinin, hipertansiyonu olan veya olmayan hastalarda kullanılması, anevrizmalar ve/veya arter diseksiyonları oluşumunu kolaylaştırabilir. başlamadan önce hipertansiyon veya anevrizma öyküsü gibi risk faktörleri olan hastalarda bu risk dikkatle değerlendirilmelidir. Dermatolojik toksisiteler: El-ayak deri reaksiyonu (palmar-plantar eritrodisestezi) ve döküntü sorafenibe bağlı en yaygın advers ilaç reaksiyonlarını temsil etmektedir. Döküntü ve el-ayak deri reaksiyonu sıklıkla CTC (National Cancer Institute Common Toxicity Criteria) derece 1 ve 2’dir ve genel olarak sorafenib tedavisinin ilk altı haftası içinde ortaya çıkmaktadır. Dermatolojik toksisitelerin tedavisinde semptomatik iyileşme amaçlı topikal tedaviler, tedavinin geçici olarak durdurulması ve/veya sorafenib doz modifikasyonu ya da şiddetli veya ısrarlı durumlarda sorafenib tedavisine tamamen son verilmesi gibi yöntemler uygulanabilir Hipertansiyon riski: Sorafenib tedavisi alan hastalarda hipertansiyon insidansında artış gözlenmiştir. uygulanan ilk 6 hafta boyunca kan basıncı haftalık olarak takip edilmelidir. Bu süreden sonra, kan basıncı izlenmeli ve hipertansiyon, gerekirse, standart tıbbi uygulama doğrultusunda tedavi edilmelidir. HSK çalışmasında, hipertansiyon ile tedavi edilen hastaların yaklaşık %9,4’ünde ve plasebo ile tedavi edilen gruptaki hastaların %4,3’ünde bildirilmiştir. RHK Çalışması 1'de, hipertansiyon ile tedavi edilen hastaların yaklaşık %16,9’unda ve plasebo ile tedavi edilen gruptaki hastaların %1,8’inde bildirilmiştir. DTK çalışmasında, hipertansiyon ile tedavi edilen hastaların yaklaşık %40,6’sında ve plasebo ile tedavi edilen hastaların %12,4’ünde bildirilmiştir. Hipertansiyon sıklıkla hafif ile orta derecelidir, tedavinin erken dönemlerinde ortaya çıkar ve standart antihipertansif rejimlerle tedavi edilebilir niteliktedir. Kan basıncı düzenli olarak izlenmeli ve gerekli olduğunda standart tıbbi uygulama doğrultusunda tedavi edilmelidir. Uygun ve yeterli bir antihipertansif tedaviye karşın şiddetli ya da ısrarlı hipertansiyon veya hipertansif kriz olgularında, sorafenibin tamamen kesilmesi gündeme getirilmelidir. HSK çalışmasında ile tedavi edilen 297 hastadan 1'inde, RHK Çalışması 1'de ile tedavi edilen 451 hastadan 1'inde ve DTK çalışmasında ile tedavi edilen 207 hastadan 1'inde hipertansiyon nedeniyle tedavinin kalıcı olarak kesilmesi gerekmiştir. Hipoglisemi Sorafenib tedavisi sırasında, klinik açıdan semptomatik ve bilinç kaybı nedeniyle hastaneye yatış gerektiren bazı olgular dahil olmak üzere, kan glukoz değerinde azalmalar bildirilmiştir. Semptomatik hipoglisemi geliştiği takdirde, sorafenib geçici olarak kesilmelidir. Diyabetik hastalardaki anti-diyabetik tıbbi ürün dozajının ayarlanmasının gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi için kan glukoz düzeyleri düzenli olarak kontrol edilmelidir. Hemoraji riski: Sorafenib uygulamasını takiben kanama riskinde artış ortaya çıkabilir. Şiddetli kanama olaylarının insidansı seyrektir. HSK çalışmasında, nedensellikten bağımsız olarak aşırı kanama belirgin olarak izlenmemiş ve özofagus varislerinde kanama oranı ile tedavi edilen hastalarda %2,4 ve plasebo ile tedavi edilen hastalarda %4 olarak kaydedilmiştir. Herhangi bir bölgede ölümle sonuçlanan kanama, ile tedavi edilen hastaların %2,4’ünde ve plasebo ile tedavi edilen hastaların %4’ünde bildirilmiştir. RHK çalışma 1’de, nedensellikten bağımsız olarak kanama ile tedavi edilen gruptaki hastaların %15,3’ünde ve plasebo ile tedavi edilen gruptaki hastaların %8,2’sinde bildirilmiştir. CTCAE Derece 3 ve 4 kanama, ile tedavi edilen hastalarda sırasıyla %2 ve %0 olarak kaydedilirken, plasebo ile tedavi edilen hastalarda sırasıyla %1,3 ve %0,2 olarak bildirilmiştir. RHK çalışmasında her tedavi grubunda bir ölümcül hemoraji gerçekleşmiştir. DTK çalışmasında, kanama ile tedavi edilen hastaların %17,4’ünde ve plasebo ile tedavi edilen hastaların %9,6’sında bildirilmiş ancak CTCAE Derece 3 kanama insidansı ile tedavi edilen hastalarda %1 ve plasebo ile tedavi edilen hastalarda %1,4 olmuştur. Derece 4 kanama hiç bildirilmezken, plasebo edilen bir hastada ölümcül hemoraji meydana gelmiştir. Eğer herhangi bir kanama olayı tıbbi girişim gerektirirse sorafenib tedavisinin tamamen kesilmesi gündeme getirilmelidir. Potansiyel kanama riski nedeniyle diferansiye tiroid kanserli hastalarda sorafenib uygulanmadan önce trakeal, bronşiyal ve özefageal infiltrasyon lokalize terapi ile tedavi edilmelidir. Varfarin: Sorafenib tedavisinde iken varfarin alan bazı hastalarda, yaygın olmayan kanama olayları ya da Uluslararası Normalize Oran (INR) değerlerinde yükselmeler bildirilmiştir. Eş zamanlı olarak varfarin almakta olan hastalar, protrombin zamanında uzama, INR ve klinik kanama epizodları için düzenli şekilde izlenmelidir. Yara iyileşmesi komplikasyonları: Sorafenibin yara iyileşmesi üzerindeki etkisi konusunda randomize bir çalışma yürütülmemiştir. Majör cerrahi girişim geçirecek hastalarda bir önlem olarak sorafenib tedavisinin geçici olarak durdurulması önerilir. Majör cerrahi girişim sonrasında tedaviye yeniden başlama zamanı konusundaki klinik deneyim kısıtlıdır. Bu nedenle, majör cerrahi girişim sonrasında sorafenib tedavisine tekrar başlama kararı yara iyileşmesinin yeterliliğine yönelik klinik yargıya dayandırılmalıdır. Yaşlı popülasyon Böbrek yetmezliği olguları bildirilmiştir. Böbrek fonksiyonunun izlenmesi düşünülmelidir. QT aralığının uzaması: ventriküler aritmiler açısından riskin artmasına neden olabilecek bir durum olan QT/QTc aralığını uzattığı gösterilmiştir. Konjenital uzun QT sendromu olan hastalarda kullanımından kaçınınız. Sorafenib, yüksek kümülatif dozda antrasiklin tedavisi gören, bazı antiaritmik ilaçları veya QT uzamasına neden olan diğer tıbbi ürünleri kullanan hastalar gibi QTc uzaması olan veya gelişebilecek hastalar ile hipokalemi, hipokalsemi veya hipomagnezemi gibi elektrolit bozuklukları olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Bu hastalarda kullanımı sırasında elektrokardiyogram ve elektrolit ölçümü (magnezyum, kalsiyum, potasyum) ile periyodik izlem göz önünde bulundurulmalıdır. QTc aralığı 500 milisaniyenin üzerinde olduğu veya başlangıca göre 60 milisaniye veya üzeri artış gösterdiği takdirde kullanımı durdurulmalıdır. Kardiyak iskemi ve/veya enfarktüs: Randomize, plasebo kontrollü, çift kör bir çalışmada (çalışma 1,.1.), tedaviye bağlı kardiyak iskemi/enfarktüs olayları sorafenib grubunda (% 4.9), plasebo grubuna (%0.4) kıyasla daha yüksektir. Çalışma 3’te, tedaviye bağlı kardiyak iskemi/enfarktüs olaylarının insidansı sorafenib grubunda % 2.7 iken, plasebo grubunda %1.3’tür. Stabil olmayan koroner arter hastalığı öyküsü olan ya da yakın zamanda miyokard enfarktüsü geçiren hastalar bu çalışmanın dışında bırakılmıştır. Kardiyak iskemi ve/veya enfarktüs geçiren hastalarda sorafenibe geçici olarak ya da tamamen son verilmesi gündeme getirilmelidir. Tümör lizis sendromu (TLS) Sorafenib ile tedavi edilen hastalarda pazarlama sonrası gözetimde bazıları ölümcül olan Tümör lizis sendromu (TLS) vakaları bildirilmiştir. TLS için risk faktörleri arasında yüksek tümör yükü, önceden var olan kronik böbrek yetmezliği, oligüri, dehidratasyon, hipotansiyon ve asidik idrar bulunur. Klinik olarak tespit edildiğinde, bu hastalar yakından izlenmeli, derhal tedavi edilmeli ve profilaktik hidrasyon düşünülmelidir. Karaciğer yetmezliği: Child-Pugh C (şiddetli) karaciğer yetmezliği olan hastalara ilişkin veri bulunmamaktadır. Sorafenib başlıca karaciğer yoluyla elimine edildiği için şiddetli karaciğer yetmezliği olan hastalarda ilaca sistemik maruziyet artabilir. İlaç İndüklü Hepatit: Sorafenib indüklü hepatit, karaciğer yetmezliği ve ölümle sonuçlanabilecek şekilde, transaminazlarda anlamlı artışlarla birlikte seyreden hepatosellüler paternde karaciğer hasarıyla karakterizedir. Bilirubin ve INR'de de artış görülebilir. Global monoterapi veritabanında, normalin üst sınırının 20 kat üzerine çıkan transaminaz düzeyleri veya anlamlı klinik sekel bırakan transaminaz artışları (örneğin INR artışı, assit, ölümcül sonuç veya transplantasyon) olarak tanımlanan şiddetli ilaç indüklü karaciğer hasarı insidansı 3.357 hastada iki hasta (%0,06) olarak kayıtlıdır. Karaciğer fonksiyon testleri düzenli olarak izlenmelidir. Viral hepatit veya altta yatan malignitede progresyon gibi alternatif bir açıklaması olmayan anlamlı transaminaz artışı izlendiği takdirde kesilmelidir. Hipokalsemi: Diferansiye tiroid kanserli hastalarda sorafenib kullanılıyorken, kan kalsiyum düzeyinin yakından izlenmesi önerilmektedir. Klinik çalışmalarda hipokalsemi; diferansiye tiroid kanserli hastalarda (özellikle hipoparatiroidizm öyküsü olanlarda), renal hücreli veya hepatoselüler kanserli hastalar ile karşılaştırıldığında daha sık ve daha şiddetli görülmüştür. DTK’de Tiroid Stimüle Edici Hormon (TSH) Supresyonu: eksojen tiroid supresyonunu olumsuz etkiler. DTK çalışmasında, hastaların %99'unun başlangıçtaki tiroid stimüle edici hormon (TSH) düzeyi 0,5 mU/l'nin altındadır. 0,5 mU/l'nin üzerine çıkan TSH düzeyleri, ile tedavi edilen hastaların %41'inde, plasebo ile tedavi edilen hastaların %16'sında gözlemlenmiştir. kullanırken TSH supresyonunda bozulma görülen hastalarda, medyan maksimum TSH 1,6 mU/l olup, hastaların %25'inde TSH düzeyi 4,4 mU/l'nin üzerinde kaydedilmiştir. Diferansiye tiroid kanserli hastalarda sorafenib kullanılıyorken, TSH düzeyinin yakından izlenmesi ve gerekirse tiroid replasman tedavisinde ayarlama yapılması önerilmektedir. İlaç etkileşimleri: UGT1A yolu: Sorafenib, esas olarak UGT1A1 yolu veya UGT1A9 yolu aracılığıyla metabolize veya elimine edilen bileşikler (örn. irinotekan) ile birlikte uygulanırken dikkatli olunması önerilmektedir. Dosetaksel: Dosetaksel (75 ya da 100 mg/m 2) ile birlikte sorafenib (günde iki kez 200 ya da 400 mg) uygulaması (dosetaksel uygulaması sırasında sorafenibe 3 gün ara verme şeklinde), dosetaksel EAA değerinde %36-80 artış ile sonuçlanmıştır…
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerEnfeksiyonlar ve enfestasyonlar Çok yaygın: Enfeksiyon Yaygın: Folikülit Kan ve lenf sistemi hastalıkları Çok yaygın: Lenfopeni Yaygın: Lökopeni, nötropeni, anemi, trombositopeni Bağışıklık sistemi hastalıkları Yaygın olmayan: Anafilaktik reaksiyon, aşırı duyarlılık reaksiyonları (deri reaksiyonları ve ürtiker dahil) Seyrek: Anjiyoödem Endokrin hastalıkları Yaygın: Hipotiroidizm Yaygın olmayan: Hipertiroidizm Metabolizma ve beslenme hastalıkları Çok yaygın: Anoreksi, hipofosfatemi Yaygın: Hipokalsemi, hipokalemi, hiponatremi, hipoglisemi Yaygın olmayan: Dehidrasyon Bilinmiyor: Tümör lizis sendromu Psikiyatrik hastalıklar Yaygın: Depresyon Sinir sistemi hastalıkları Yaygın: Periferik duyusal nöropati, disguzi Yaygın olmayan: Geri dönüşümlü posterior lökoensefalopati* Bilinmiyor: Ensefalopati Kulak ve içkulak hastalıkları Yaygın: Tinnitus Kardiyak hastalıklar Yaygın: Konjestif kalp yetmezliği*, miyokard iskemisi ve/veya enfarktüsü* Seyrek: QT uzaması Vasküler hastalıklar Çok yaygın: Hemoraji (gastrointestinal,* solunum yolu* ve serebral hemoraji* dahil), hipertansiyon Yaygın: Sıcak basması (flushing) Yaygın olmayan: Hipertansif kriz* Bilinmiyor: Anevrizmalar ve arter diseksiyonları Solunum, göğüs bozuklukları ve mediyastinal hastalıklar Yaygın: Rinore, disfoni Yaygın olmayan: İnterstisyel akciğer hastalığı benzeri olaylar* (pnömonit, radyasyon pnömoniti, akut solunum güçlüğü, interstisyel pnömoni, pulmonit ve akciğer inflamasyonu bildirimleri de dahil olmak üzere). Gastrointestinal hastalıklar Çok yaygın: Diyare, bulantı, kusma, konstipasyon Yaygın: Stomatit (ağız kuruluğu ve glossodini dahil), dispepsi, disfaji, gastroözofajiyal reflü hastalığı Yaygın olmayan: Pankreatit, gastrit, gastrointestinal perforasyonlar* Hepatobiliyer hastalıklar Yaygın olmayan: Bilirübin artışı ve sarılık, kolesistit, kolanjit Seyrek: İlaca bağlı hepatit* Deri ve derialtı dokusu hastalıkları Çok yaygın: Deri kuruluğu, döküntü, alopesi, el-ayak deri reaksiyonu**, pruritus, eritem Yaygın: Deride keratoakantomalar/skuamöz hücreli kanser, eksfolyatif dermatit, akne, deri deskuamasyonu, hiperkeratoz Yaygın olmayan: Egzama, eritema multiforme Seyrek: Radyasyon dermatiti, lökositoklastik vaskülit, Stevens-Johnson sendromu, toksik epidermal nekroliz* Kas-iskelet bozuklukları, bağ dokusu ve kemik hastalıkları Çok yaygın: Artralji Yaygın: Miyalji, kas spazmları Seyrek: Rabdomiyoliz Böbrek ve idrar yolu hastalıkları Yaygın: Böbrek yetmezliği, proteinüri Seyrek: Nefrotik sendrom Üreme sistemi ve meme hastalıkları Yaygın: Erektil disfonksiyon Yaygın olmayan: Jinekomasti Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Çok yaygın: Yorgunluk, ağrı (ağız, abdominal, kemik, tümör ağrısı ve baş ağrısı dahil), ateş Yaygın: Asteni, grip benzeri hastalık, mukozal inflamasyon Araştırmalar Çok yaygın: Kilo kaybı, amilaz artışı, lipaz artışı Yaygın: Transaminazlarda geçici artış Yaygın olmayan: Kan alkalen fosfatazında geçici artış, anormal INR (Uluslararası Normalizasyon Oranı), protrombin düzeyinde anormallik * Bu advers reaksiyonlar hayatı tehdit edici ya da ölümcül sonuç verebilir. Bu gibi olaylar ya yaygın olmayan ya da yaygın olmayandan daha az sıklıktadır. **MedDRA’da palmar plantar eritrodisestezi sendromuna uygun düşmektedir. Bazı advers ilaç reaksiyonları ile ilgili ilave bilgi Konjestif Kalp Yetmezliği Yürütülen klinik çalışmalarda, konjestif kalp yetmezliği sorafenib tedavisi gören hastaların (n=2276) %1,9’unda advers olay olarak bildirilmiştir. Renal hücreli karsinoma (RHK) çalışması 11213’te (çalışma 1) konjestif kalp yetmezliğiyle uyumlu advers olaylar sorafenib tedavisi gören hastaların %1,7 ve plasebo grubunun %0.7’sinde bildirilmiştir. Hepatoselüler karsinoma (HSK) çalışması 100554’de (çalışma 3), sorafenib tedavisi görenlerin %0,99’unda, plasebo kullananların ise %1,1’inde bu olaylar bildirilmiştir. İleri küçük hücre dışı akciğer karsinomu (KHDAK) olan hastaların ilk basamak tedavisi olarak sorafenibin ikili platinyum-bazlı kemoterapilerle (karboplatin/paklitaksel ve ayrı ayrı gemsitabin/sisplatin) kombine kullanımına karşılık sadece ilgili ikili platinyum-bazlı kemoterapinin güvenlilik ve etkililiğinin karşılaştırıldığı iki randomize plasebo kontrollü çalışma, genel sağkalımın iyileşmesi olan birincil sonlanım noktasına ulaşamamıştır. Güvenlilik olayları genellikle daha önce bildirilen olaylarla uyumludur. Ancak, iki çalışmada da tek başına ikili platinyum-bazlı kemoterapi (karboplatin/paklitaksel ve ayrı ayrı gemsitabin/sisplatin) tedavisiyle karşılaştırıldığında, sorafenib ve ikili platinyum-bazlı kemoterapi tedavisi uygulanan skuamöz hücreli akciğer kanseri olan bir hasta alt grubunda daha yüksek mortalite izlenmiştir (HR 1,22, %95 GA 0,82-1,80). Bu bulgulara ilişkin kesin bir gerekçe tanımlanmamıştır. Güvenlilik aynı zamanda bir faz II çalışma havuzunda da değerlendirilmiştir. Bu toplu veriler, sorafenib ile tedavi edilen 638 hastaya aittir ve bunların arasında 202 hastada renal hücreli karsinoma, 137 hastada hepatoselüler karsinoma ve 299 hastada başka kanser türleri bulunmaktadır. Bu toplu veriler içinde sorafenib tedavisindeki hastalarda en sık bildirilen ilaca bağlı advers olaylar; döküntü (%38), diyare (%37), el-ayak deri reaksiyonu (%35) ve yorgunluk (%33) olmuştur. Sorafenib tedavisindeki hastalarda ortak toksisite kriterleri (CTC) (v 2.0) Derece 3 ve 4 ilaca bağlı advers olaylar, sırasıyla %37 ve %3’dür. Klinik çalışmalarda, renal hücreli karsinoma veya hepatoselüler karsinoma çalışmalarında yer alan hastalar ile karşılaştırıldığında diferansiye tiroid kanserli hastalarda el-ayak deri reaksiyonu, diyare, alopesi, kilo kaybı, hipertansiyon, hipokalsemi ve deride keratoakantomalar/skuamöz hücreli kanser gibi belli advers ilaç reaksiyonları büyük ölçüde daha yüksek sıklıkta ortaya çıkmıştır. RHK hastalarında laboratuvar test anormallikleri (Çalışma 11213) (çalışma 1): Lipaz ve amilaz düzeylerinde artış sık olarak bildirilmiştir. Çalışma 11213’te, Advers olaylar için ortak terminoloji kriterleri (CTCAE) derece 3 ya da 4 lipaz artışları, sorafenib grubundaki hastaların %12’sinde bildirilirken, plasebo grubundaki hastaların %7’sinde bildirilmiştir. CTCAE derece 3 ya da 4 amilaz artışları, sorafenib grubundaki hastaların %1’inde bildirilirken, plasebo grubundaki hastaların %3’ünde bildirilmiştir. Çalışma 1’de klinik pankreatit, sorafenib tedavisindeki 451 hastanın 2’sinde (CTCAE derece 4) ve plasebo grubundaki 451 hastanın 1’inde (CTCAE derece 2) bildirilmiştir. Hipofosfatemi sık rastlanan laboratuvar anomalisidir, sorafenib tedavisindeki hastaların %45’inde, plasebo hastalarının %11’inde gözlenmiştir. CTCAE derece 3 hipofosfatemi (1 2 mg/dl), sorafenib ile tedavi edilen hastaların %13’ünde ve plasebo grubundaki hastaların %3’ünde ortaya çıkmıştır. CTCAE derece 4 hipofosfatemi (< 1 mg/dl) olgusu sorafenib ve plasebo kollarında bildirilmemiştir. Sorafenib ile ilişkili hipofosfateminin etiyolojisi bilinmemektedir. CTCAE derece 3 ya da 4 olaylar, lenfopeni için sorafenib tedavisindeki hastaların %13’ünde ve plasebo hastalarının %7’sinde, nötropeni için sorafenib tedavisindeki hastaların %5 ve plasebo hastalarının %2’sinde, anemi için sorafenib tedavisindeki hastaların %2 ve plasebo hastalarının %4’ünde, ve trombositopeni için sorafenib tedavisindeki hastaların %1 ve plasebo hastalarının %0’ında bildirilmiştir. Sorafenib ile tedavi edilen hastaların %12’sinde hipokalsemi bildirilirken plasebo alan hastalarda bu oran %7,5 olmuştur. Bildirilen çoğu hipokalsemi düşük derecededir (CTCAE Derece 1 ve 2). CTCAE derece 3 Hipokalsemi (6 7 mg /dL) sorafenib ile tedavi edilen hastaların %1.1’inde, plasebo grubundaki hastaların ise %0,2’sinde görülmüş; CTCAE derece 4 Hipokalsemi de (<6 mg/dL) sorafenib ile tedavi edilen hastaların %1.1’inde, plasebo grubundaki hastaların ise %0,5’inde görülmüştür. Sorafenib ile ilişkili hipokalseminin etiyolojisi bilinmemektedir. Sorafenib ile tedavi edilen hastaların % 5,4’ünde hipokalemi bildirilirken, plasebo alan hastalarda bu oran % 0,7 olmuştur. Bildirilen çoğu hipokalemi düşük derecededir (CTCAE derece 1). CTCAE derece 3 hipokalemi, sorafenib ile tedavi edilen hastaların % 1,1’ünde, plasebo grubundaki hastaların ise % 0,2’sinde görülmüştür. Derece 4 hipokalemi bildirilmemiştir. HSK hastalarında laboratuvar anormallikleri (Çalışma 100554): Lipaz artışı ile tedavi edilen hastaların %40‘ında gözlenirken, plasebo grubundaki hastaların %37’sinde gözlenmiştir. CTCAE derece 3 ya da 4 lipaz artışları, her iki grupta da hastaların %9‘unda ortaya çıkmıştır. Amilaz artışları, ile tedavi edilen hastaların %34‘ünde gözlenirken, plasebo grubundaki hastaların %29’unda gözlenmiştir. CTCAE derece 3 ya da 4 amilaz artışları, her iki grupta da hastaların %2‘sinde bildirilmiştir. Lipaz ve amilaz artışlarının çoğu geçicidir ve olguların büyük çoğunluğunda tedavisine ara verilmemiştir. Klinik pankreatit tedavisindeki 297 hastanın 1’inde bildirilmiştir (CTCAE derece 2). Hipofosfatemi sık rastlanan bir laboratuvar bulgusudur, ile tedavi edilen hastaların %35’inde, plasebo hastalarının %11’inde gözlenmiştir. CTCAE derece 3 hipofosfatemi (1–2 mg/dL), ile tedavi edilen hastaların %11’inde ve plasebo grubundaki hastaların %2’sinde ortaya çıkmıştır; plasebo grubunda bildirilen 1 CTCAE derece 4 hipofosfatemi (<1 mg/dL) olgusu bulunmaktadır. ile ilişkili hipofosfateminin etiyolojisi bilinmemektedir. Karaciğer fonksiyon testlerindeki artışlar, çalışmanın 2 kolu arasında karşılaştırılabilir niteliktedir. Aspartat aminotransferaz (AST) artışları ile tedavi edilen hastaların %94’ü ve plasebo hastalarının %91’inde gözlenmiştir. CTCAE derece 3 ya da 4 AST artışları, ile tedavi edilen hastaların %16’sında ve plasebo grubundaki hastaların %17’sinde bildirilmiştir. ALT artışları ile tedavi edilen hastaların %69’unda ve plasebo hastalarının %68’inde gözlenmiştir. CTCAE derece 3 ya da 4 alanin aminotransferaz (ALT) artışları, ile tedavi edilen hastaların %3’ünde ve plasebo tedavisindeki hastaların %8’inde bildirilmiştir…
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.