LASTET 50 MG KAPSUL, 20 ADET
Fiyat ve paketler
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Lastet 50 mg ne için kullanılır?
KT 1LASTET, etkin madde olarak etoposid içeren, birçok kanser türünün tedavisinde kullanılan bir ilaçtır.
LASTET, akciğer kanseri (küçük hücreli ve küçük hücreli olmayan tipleri), üreme hücresi (germ hücre) tümörü, meme kanseri, lenf kanseri (Hodgkin lenfoma, Hodgin dışı lenfoma), çeşitli doku tümörleri (sarkomlar) ve mide kanserinin tedavisinde kullanılmaktadır.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · Kullanmayınız- LASTET'in etkin maddesi olan etoposide ya da kapsül içeriğindeki yardımcı maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılığınız varsa,
- LASTET uygulamasından sonra, üşüme, titreme, ateş, kalp çarpıntısı, zor nefes alma ve kan basıncı düşüşü gibi aşırı duyarlılık reaksiyonlarının meydana gelmesi durumunda LASTET tedavisi derhal durdurulmalıdır.
- Kemik iliği baskılanması (miylosüpresyon) oluşmuşsa (daha önceki tedavilerden ya da ışın tedavisinden (radyoterapi) kaynaklanan miyelosüpresyon durumunda) kullanılmamalıdır. İlaç uygulaması kemik iliğinin kendini toparlaması için yetecek, uygun aralıklarda yapılmalıdır ve kan hücreleri dikkatli bir şekilde izlenmelidir,
- Lökopeni (kandaki beyaz kan hücresi sayısının azalması) ve trombositopeni (kandaki trombosit sayısının azalması) durumunda (LASTET tedavisine, kan sayım değerleri normale döndükten sonra (lökositler>4000/μl, trombositler>100.000 μl) devam edilmelidir),
- Enfeksiyonunuz varsa,
- Karaciğer ve böbrek bozukluğunuz varsa,
- Hamileyseniz ya da emziriyorsanız,
- Serum albümin seviyesi düşük hastalarda,
- LASTET tedavisine başlamadan önce sinirsel fonksiyonların normal çalıştığından emin olunmalıdır.
- Kalp krizi tehlikesi olan hastalarda kullanılmamalıdır.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KT 2 · Dikkatli kullanınız- LASTET tedavisi süresince ilacın vücutta gösterdiği etkilerin izlenmesi, hastaların korunması ve bakımına yönelik uygun cihazlar ve teknik şartlar mevcut olmalıdır.
- LASTET tedavisine başlamadan önce, tedavi süresince ve her bir tedavi küründen önce kan değerleri (lökosit, trombosit ve hemoglobin), karaciğer ve böbrek işlevleri dikkatli şekilde takip edilmelidir.
- Lökosit (akyuvar) sayısının 2000/mm3, granülosit sayısının 500/mm3 ve trombosit (kan pıhtılaşmasında görevli hücre) sayısının 50.000/mm3 seviyesinin altına düşmesi halinde tedaviye ara verilmeli ve dolaşımdaki kan hücrelerinin seviyeleri tekrar kabul edilebilir değerlere (trombositler>100.000/mm3, lökositler>4000/mm3) yükselmeden tedaviye yeniden başlanmamalıdır. LASTET'in tek başına ya da diğer ilaçlarla kullanılması sırasında kan hücrelerinin seviyesi genellikle 21 gün içinde normale döner.
- Kemik iliğini baskılayan ilaçlar ya da diğer kanser ilaçlarıyla birlikte LASTET kullanılırken, LASTET'in dozunun azaltılması gerekebilir.
- LASTET yüksek dozlarda uygulandığında kalp üzerinde zararlı etkiler oluşabilir.
- LASTET ile diğer kanser ilaçlarının birlikte kullanılması löseminin oluşmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle hastalar yakın gözlem altında tutulmalıdır.
- LASTET diğer kanser ilaçlarıyla birlikte kullanımı sırasında, tümör lizis sendromu olarak isimlendirilen bir durum meydana gelebilir. Tümör lizis sendromu, kanser hücrelerinin parçalanarak kana karışması ve karaciğer, böbrek ya da kalp gibi organları etkilemesiyle meydana gelen, bazen ölümcül olabilen bir durumdur. Bu nedenle LASTET tedavisi süresince hastaların yakından izlenmesi gerekir.
- Aşırı duyarlılık reaksiyonları (üşüme, titreme, ateş, kalp çarpıntısı, zor nefes alma ve kan basıncı düşüşü gibi) oluşması durumunda hastaya bu belirtileri ortadan kaldıracak ilaçlar (kortikosteroid, antihistaminik gibi) uygulanmalıdır.
- LASTET tedavisine başlamadan önce var olan enfeksiyonlar tedavi edilmelidir.
- LASTET tedavisi süresince kanamaya ve enfeksiyona eğilim olabilmektedir.
- LASTET, mide bulantısı ve kusmaya neden olabilir. Buna engel olmak için mide bulantı – kusmayı önleyici ilaçlar kullanılabilir.
Bu uyarılar geçmişteki herhangi bir dönemde dahi olsa sizin için geçerliyse lütfen doktorunuza danışınız
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlar gibi LASTET'in içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir.
Aşağıdakilerden biri olursa, LASTET'i kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
- Aşırı duyarlılık reaksiyonları (cilt kızarıklığı, yüz ve dilde şişme, öksürük, terleme, ciltte morarma, gırtlakta kasılma, kramp nöbetleri ve kan basıncı artışı gibi) Bunların hepsi çok ciddi yan etkilerdir.
Eğer bunlardan biri sizde mevcut ise, sizin LASTET'e karşı ciddi alerjiniz var demektir. Acil tıbbi müdahaleye veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir.
Aşağıdakilerden herhangi birini fark ederseniz hemen doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
- Kalp atımının hızlanması
- Kalp atımında düzensizlikler
- Solunum derinliğinde ve hızında artma, soğuk ve solgun deri, kalp atım hızının azalması, baş dönmesi, öksürük, bilinç bulanıklığı, fiziksel hareketlerin kontrol edilememesi
- Yutma güçlüğü
- Ciddi oranda kilo kaybı
- Geçici baş dönmesi
- Bilinç bulanıklığı
- Geçici körlük
- Gözden beyine iletilen görme sinyallerinin iletiminin aksaması nedeniyle çoğunlukla tek gözde meydana gelen görme kaybı (Optik nörit)
- Tansiyon yükselmesi ya da düşmesi
- Bulantı, kusma
- İştahsızlık
- Ağız içi yaralar
- Kollarda ve bacaklarda uyuşma
- Göğüste yeri tam belli olmayan sıkışma hissi veren bir ağrı durumunda; bu ağrı sol kola veya çeneye doğru yayılıp hareket edildiğinde artıyor, dinlenirken azalıyor ancak geçmiyorsa, soğuk terleme, mide bulantısı, nefes darlığı ve huzursuzluk varsa (miyokard enfarktüsü)
Bunların hepsi ciddi yan etkilerdir. Acil tıbbi müdahale gerekebilir.
Aşağıdakilerden herhangi birini fark ederseniz, doktorunuza söyleyiniz
- Mide ağrısı
- Kabızlık
- İshal
- Kaşıntı
- Deride kızarıklık, kaşıntı
- Halsizlik
- Yüzde sıcak basması
- Ödem
- Baş ağrısı
- Kas krampları
- Ciltte renk değişiklikleri
- Saç dökülmesi
- Şiddetli saç dökülmesi
Bunlar LASTET'in hafif yan etkileridir.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
- LASTET, genetik materyale zarar vererek anne karnındaki çocuğu etkileyebilir ve çeşitli sakatlıklara neden olabilir. Bu nedenle LASTET hamile kadınlarda kullanılmamalıdır.
- LASTET tedavisi süresince hamile kalmayınız.
- Tedavi sırasında hamile kalırsanız genetik konularında danışmanlık almalısınız.
- Hamileyseniz ve başka bir tedavi seçeneği mümkün değilse, bu tedavinin anne karnındaki çocuk için zararlı etkilere ilişkin riskleri hakkında tıbbi danışmanlık almalısınız.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
LASTET tedavisi süresince emzirme durdurulmalıdır.
Erkek hastalar
- LASTET genetik yapıya zarar verebilir. Bu nedenle LASTET tedavisi gören erkek hastalar, tedavi süresince ve tedaviden sonraki 6 ay boyunca uygun yöntemlerle korunmalıdırlar.
- LASTET tedavisi erkek hastalarda geri dönüşümlü olmayan kısırlığa yola açabilir. Bu nedenle erkek hastalar LASTET tedavisine başlamadan önce spermlerinin saklanması ve korunması için tıbbi yardım almaları konusunda uyarılmalıdır.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerÖzel önlem alınmasını gerektirecek yardımcı madde içermez.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonKüçük hücreli akciğer kanseri, küçük hücreli dışı akciğer kanseri, germ hücre tümörü, over kanseri, meme kanseri, Hodgkin lenfoma, Hodgkin dışı lenfoma, sarkomlar ve mide kanserinde endikedir.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarEtoposide, podofilotoksine, podofilotoksin türevlerine veya ilacın diğer bileşenlerinden herhangi birine karşı bilinen hipersensitivitesi (aşırı duyarlılığı) olan ve ağır karaciğer ve/veya böbrek yetmezliğiniz olan hastalarda kullanılmamalıdır. Miyelosüpresyon, doz sınırlayıcı bir yan etkisidir. Bundan dolayı, ilaç, fayda risk oranı karşılaştırması haklı göstermediği müddetçe, daha önce uygulanan ilaç tedavisinden veya radyoterapiden kaynaklanan ağır miyelosüpresyonlu hastalarda kullanılmamalıdır. Önceden miyelosüpresyon olan hastaların etoposid ile tedavi edildiği durumlarda özel dikkat gösterilmelidir. İlaç uygulaması, kemik iliğinin yenilenmesi için uygun aralıklarda yapılmalıdır. Bununla birlikte kan hücrelerinin (granülositler, eritrositler ve trombositler) dikkatli bir şekilde izlenmesi gerekir. Lökopeni ve/veya trombopeni durumunda, tedavisi, kan sayım değerleri normale döndükten sonra (lökositler>4000/mikrolitre, trombositler>100.000 mikrolitre) sürdürülmelidir. Akut enfeksiyonlu hastalara reçete edilmemelidir. Karaciğer veya böbrek işlev bozukluğu olan hastalar, sadece bu işlev bozukluğunun altta yatan hastalıkla bağlantılı olduğu durumlarda ile tedavi edilmelidir. Karaciğer ve böbrek işlevi bozuklukları etoposid eliminasyonunu olumsuz etkileyebileceğinden dolayı, hastanın böbrek ve karaciğer işlevleri, temel kan kimyası değerleri (serum bilirubin ve kreatinin) yardımıyla kontrol edilmelidir. İşlev bozukluğu tespit edilmesi durumunda, örneğin doz düşürme veya tedaviyi kesme gibi uygun önlemler alınmalıdır. Serum albümin seviyesi düşük olan hastalarda, etoposide bağlı toksisite riski artabilir. Tedaviye başlamadan önce nörolojik işlevler muayene edilmelidir. tedavisi uygulamak için, periferal sinir sistemi işlevlerinin normal olması şarttır. Göreceli kontrendikasyon: Miyokard enfarktüsü tehlikesi, düşük kemik iliği rezervi.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriTedavi süresince ilaç geçimliliğini izlemeye ve toksik belirtiler gösteren hastaların korunmasına ve bakımına yönelik uygun cihazlar ve teknik şartlar mevcut olmalıdır. Tedaviye başlamadan önce, tedavi sırasında ve her bir tedavi küründen önce kan sayım değerleri (lökositler, trombositler ve hemoglobin), karaciğer ve böbrek işlevleri kontrol edilmeli ve nörolojik işlevler tetkik edilmelidir. Lökosit sayısının 2000/mm3, mutlak nötrofil granülosit sayısının 500/mm3 ve trombosit sayısının 50.000/mm3 seviyesinin altına düşmesi halinde tedaviye ara verilmeli ve dolaşımdaki kan hücrelerinin seviyeleri tekrar kabul edilebilir değerlere (trombositler>100.000/mm3, lökositler>4000/mm3) yükselmeden tedaviye yeniden başlanmamalıdır. Etoposidin monoterapi olarak veya kombinasyon içinde kullanılmasına bağlı olarak, dolaşımdaki kan hücrelerinin seviyeleri genellikle 21 gün içinde normal değerlere geri döner. Miyelosüpresif ve antineoplastik etkili diğer ilaçlarla birlikte uygulanan kombinasyon tedavisinde etoposid dozu düşürülmelidir. Etoposid, yüksek dozlarda uygulanan diğer ilaçlarla birlikte önerilen dozun üzerindeki dozlarda uygulandığında kardiyotoksisite meydana gelebilir. Üşüme ve titreme nöbetleri, ateş, taşikardi, bronkospazm, dispne ve kan basıncı düşüşü olaylarını içeren olası anafilaktoid reaksiyonlarda, tedavi derhal kesilmeli ve hastaya, sempatomimetik, kortikosteorid, antihistaminik ilaçlar veya plazma ikame edici çözeltiler verilmelidir. Ortaya çıkması muhtemel ağır enfeksiyon ve/veya kanama epizotlarıyla hızlı ve etkin bir şekilde mücadele etmek için uygun şartlar oluşturulmalıdır. Etoposid tedavisine başlanmadan önce var olan enfeksiyonlar tedavi edilmelidir. Hastaların % 30-40’ında mide bulantısı ve kusma meydana gelir. İstenmeyen bu etkileri kontrol etmede antiemetiklerden yararlanılabilir. Etoposid genetik yapıya hasar verebilir (bakınız 5.3). Bundan dolayı, erkekler, tedavi sırasında ve tedavi sonrası 6 aylık dönem içinde çocuk sahibi olmamalıdır. İrreversibl infertilite olasılığı mevcuttur. Etoposid ile birlikte diğer antineoplastik ilaçlarla tedavi gören hastalarda prelösemik fazla birlikte ya da prelösemik faz olmaksızın seyrek olarak akut löseminin ortaya çıktığı rapor edilmiştir. İkincil löseminin gelişimiyle ilgili ne kümülatif risk ne de eğilim faktörleri bilinmektedir. Etoposidin tedavi şemalarında kullanılabilecek dozları ve kümülatif dozları tavsiye edilmiştir ancak kesin olarak belirlenmemiştir. Epipodofilotoksinler uygulanan bazı ikincil lösemili hastalarda 11q23 kromozomunda anormallik gözlemlenmiştir. Bu anormallik epipodofilotoksinleri içermeyen kemoterapi rejimleriyle tedavi edildikten sonra gelişen ikincil lösemide ve “de novo” (daha önce görülmeyen) oluşan lösemide görülmüştür. Diğer karakteristik ise epipodofilotoksin tedavisi almış ikincil lösemi hastalarında görülen kısa süreli bir latent dönemden sonra yaklaşık ortalama 32 ayda gelişen lösemi ile ilişkilidir. Etoposidin diğer kemoterapi ilaçlarıyla birlikte kullanılması sonrası tümör lizis sendromunun ortaya çıktığı (bazen ölümcül olabilen) vakalar bildirilmiştir. Tümör lizis sendromunun erken belirtilerini fark etmek için, hastanın yakından izlenmesi gerekir. Bu durum özellikle, tedaviye duyarlı büyük hacimli tümörler ve böbrek yetmezliği gibi risk faktörleri olan hastalar için geçerlidir. Olası komplikasyon oluşumu nedeniyle bu hastalarda uygun tedbir tedavileri alınmalıdır. Gerek enfeksiyon, gerekse kanamaya eğilimin oluşmamasına veya ağırlaşmamasına özellikle dikkat edilmelidir. Özel önlem alınmasını gerektirecek yardımcı madde içermez.
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerEnfeksiyonlar ve enfestasyonlar Yaygın: Ağır enfeksiyonlar (Kist ve polipler dahil olmak üzere) iyi huylu ve kötü huylu neoplazmlar Yaygın olmayan: Akut lösemi (özellikle başka antineoplastik etkili ilaçlarla kombine edilerek uygulanan etoposid tedavisinin geç sonucu olarak). Monositik tümörlü hastalarda etoposid tedavisinden sonra sekonder lösemi riski yaklaşık % 1’dir. Bu löseminin karakteristik özellikleri; görece kısa latans süresi (ortalama 35 ay), monositik veya miyelomonositer FAB alt-tipi, vakaların yaklaşık % 50’sinde 11q23’de kromozom anormallikleri ve kemoterapiye iyi cevap vermesidir. Sekonder lösemi riski toplam kümülatif doz artışıyla (Etoposid > 2 g/m2) birlikte artar. Çok seyrek: Tümör lizis sendromu (bazen ölümcül olabilen) Kan ve lenf sistemi hastalıkları Çok yaygın: En önemli ve doz sınırlayıcı yan etki, reversibl kemik iliği süpresyonudur. Bunun şiddeti doza bağlıdır ve ölümcül olabilir. Hastaların % 60 91’inde lökosit sayısı azalması (yaklaşık olarak 21 sonra ortaya çıkar), % 717’sinde şiddetli lökosit sayısı azalması (1000/mikrolitre’den az), % 28 41’inde trombosit sayısı azalması ve % 4 20’sinde şiddetli trombosit sayısı azalması (50000/mikrolitre’den az) gözlemlenmiştir. En düşük lökosit değerlerine gün sonra ve en düşük trombosit sayımı değerlerine gün sonra ulaşılmıştır. Hastaların yaklaşık % 40’ında hemoglobin düşüşü gözlemlenmiştir. 20 gün sonra kan sayımı değerleri genel olarak tekrar normale dönmüştür. Etoposidin kemik iliği üzerindeki etkisi kümülatif değildir. Ağır kemik iliği süpresyonu beraberinde enfeksiyonlara veya kanamalara yol açabilir. Bağışıklık sistemi hastalıkları Yaygın: Uygun tedavi önlemlerinin (adrenalin, antihistaminikler, glukokortikoidler) alınmasını gerektiren üşüme ve titreme nöbetleri, ateş, taşikardi, bronkospazm, dispne ve kan basıncı düşüşü olayları hastaların gözlemlenmiştir. Ayrıca nöbet tarzında cilt kızarıklığı (eritem), yüz ve dil ödemi, öksürük, terleme, siyanoz, laringospazm, kramp nöbetleri ve kan basıncı artışı olaylarını içeren anafilaktoid reaksiyonlar da gözlemlenmiştir. Çok seyrek: İnfüzyon uygulamasında solunumun infüzyon kesildikten sonra spontane olarak yeniden düzene girdiği apne vakaları. Bronkospazmla bağlantılı ani ölümcül reaksiyonlar rapor edilmiştir. Sinir sistemi hastalıkları Yaygın: Santral sinir sistemi yan etkileri (bitkinlik, uyuklama), periferal sinir sistemi yan etkileri. Yaygın olmayan: Kramp nöbetleri ve konfüzyon, hiperkinezi, akinezi, somnolans, baş dönmesi, yorgunluk, ağızda tat kalması, geçici kortikal körlük ve optik nevrit de dahil merkezi sinir sistemi etkileri. Seyrek: Periferik nöropati Bilinmiyor: Ekstremitelerde uyuşma ve baş ağrısı Göz hastalıkları Bilinmiyor: Geçici kortikal körlük, optik nörit Kardiyak hastalıklar Çok seyrek: Kalp ritim bozuklukları, miyokard enfarktüsü (ancak etoposid ile bağlantısı ispatlanamamıştır). Seyrek: Hipotansiyon, hipertansiyon Bilinmiyor: Aritmi, taşikardi Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıkları Yaygın olmayan: İnterstisyel pnömoni, pnömoni ve pulmoner fibroz. Bilinmiyor: Apne Gastrointestinal hastalıklar Çok yaygın: % 31 43 sıklıkla mide bulantısı ve kusma meydana gelir ve genel olarak antiemetik tedaviyle kontrol edilebilir (bakınız). % 1 13 sıklıkla diyare, % 10 13 sıklıkla iştahsızlık gözlemlenmiştir. Yaygın: Hastaların % 1 6’sında ağız mukozası enflamasyonu görülebilir; bunun için ağız hijyenine özen gösterilmelidir. Mukozit ve özofajit meydana gelebilir. Tat alma hissi bozulabilir. Yaygın olmayan: Yutma zorluğu (disfaji), karın ağrısı, obstipasyon. Hepato-bilier hastalıklar Yaygın: Karaciğer işlev bozuklukları % 0–3 sıklıkla gözlemlenmiştir. Yüksek dozlarda, bilirubin, SGOT ve alkalik fosfatazın serum değerlerinde artışa neden olabilir. Seyrek: γ-GTP, LDH seviyelerinde yükselme Deri ve derialtı doku hastalıkları Çok yaygın: % 66’ya kadar varan sıklıkta saç dökülmesi meydana gelir ve bazı durumlarda saç tamamen dökülür, fakat tedaviden sonra saç yeniden çıkar. Yaygın olmayan:Döküntü, ürtiker, cilt renginde bozulma (pigmentasyon) ve kaşıntı. Çok seyrek: Radyoterapi ve müteakip etoposid tedavisinden sonra, bir hastanın ışın uygulanan bölgesinde enflamatuvar ve kaşıntılı cilt kızarması meydana gelmiştir. Bunun yanında, Stevens-Johnson sendromu ve toksik epidermal nekroliz (ölümcül bir vaka) bildirilmiştir; ancak bunların etoposidle bağlantısı kanıtlanamamıştır. Böbrek ve idrar hastalıkları Seyrek: İdrarda protein Bilinmiyor: BUN ve kreatinin seviyelerinde artış Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Seyrek: Yüzde sıcak basması, ödem, total serum protein seviyelerinde azalma Bilinmiyor: Geçici metabolik asidoz, halsizlik, intermitten kas krampları ve ateş, sodyum, potasyum, klor, kalsiyum gibi elektrolitlerde anormallikler, şuur bulanıklığı, yorgunluk, tat değişikliği. Araştırmalar Seyrek: Malign hücrelerin hızlı bir şekilde tahrip olmasından (Tümör Lizis Sendromu) dolayı kanda ürik asit artışı (hiperüriskemi) (bakınız. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri). Özellikle hikayesinde gut olan hastalarda bunu dikkate almak gerekir. Hiperürisemi, hastaya allopurinol verilerek tedavi edilebilir.
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.