KADCYLA 100 MG IV İNFÜZYONLUK ÇÖZELTİ KONSANTRESI İÇİN TOZ
Fiyat ve paketler
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Kadcyla 100 mg ne için kullanılır?
KT 1KADCYLA, etkin madde olarak birbirine bağlanan iki maddeden oluşan trastuzumab emtansine içerir:
- trastuzumab - insan epidermal büyüme faktörü reseptörü 2 (HER2) adı verilen bir antijene (bir hedef protein) seçici olarak bağlanan bir monoklonal antikordur. HER2, bazı kanser hücrelerinin yüzeyinde bol miktarda bulunur ve hücrelerin büyümesini tetikler. Trastuzumab HER2'ye bağlandığında kanser hücrelerinin büyümesini durdurabilir ve ölmelerine neden olabilir.
- DM1 (emtansine) - KADCYLA'nın kanser hücresine girmesinden sonra aktif olan anti-kanser bir maddedir.
- Trastuzumab, Çin Hamster Yumurtalık hücrelerinden üretilmiştir.
KADCYLA, aşağıdaki durumlarda meme kanserli yetişkin hastaların tedavisi için kullanılır:
- kanser hücreleriniz, üzerlerinde çok sayıda HER2 proteini taşıyorsa – doktorunuz kanserinizi bu açıdan test edecektir.
- trastuzumab ilacını ve taksan olarak bilinen bir ilacı zaten almış iseniz.
- kanser, memeye yakın bölgelere veya vücudunuzun diğer kısımlarına yayılmış ise (metastaz olmuşsa).
- Kanser vücudun diğer bölümlerine yayılmamışsa ve tedavi ameliyat sonrası verilecekse (ameliyat sonrası tedaviye adjuvan tedavi denir) KADCYLA, kanser hücrelerinin üzerindeki HER2 proteinlerine bağlanır. Bu durum kanserin büyümesini durdurabilir ve ayrıca kanser hücresini öldürebilir. KADCYLA, HER2 proteinlerine bağlandıktan sonra kanser hücresine girerek kanserin öldürülmesine yardımcı olan DM1 ilacını serbest bırakır.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · KullanmayınızEğer trastuzumab emtansine veya bu ilacın içeriğindeki yardımcı maddelerden herhangi birine karşı alerjiniz varsa.
Emin değilseniz, KADCYLA uygulanmadan önce doktorunuzla veya hemşirenizle konuşunuz.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KT 2 · Dikkatli kullanınızBiyoteknolojik ürünlerin takip edilebilirliğinin sağlanması için uygulanan ürünün ticari ismi ve seri numarası mutlaka hasta dosyasına kaydedilmelidir.
KADCYLA, mevcut bazı durumları kötüleştirebilir veya yan etkilere yol açabilir. Dikkat etmeniz gereken yan etkiler konusunda detaylar için bkz. Bölüm 4.
Aşağıdaki durumlarda, KADCYLA uygulanmadan önce doktorunuzla veya hemşirenizle konuşunuz.
- geçmişte trastuzumab kullanımından kaynaklanan ve yüzde kızarıklık, üşüme, ateş, nefes darlığı, nefes almada zorluk, hızlı kalp atımı ya da kan basıncında düşme gibi belirtiler ile kendini belli eden infüzyonla ilişkili ciddi bir reaksiyon oluştuysa
- kan sulandırıcı ilaçlarla (örn. varfarin, heparin) tedavi alıyorsanız
- geçmişinizde herhangi bir karaciğer rahatsızlığı geçirdiyseniz, doktorunuz tedavi öncesi ve sırasında karaciğer fonksiyonlarınızı kontrol etmek için kan testi yapacaktır Yukarıdakiler sizin için geçerliyse (ya da emin değilseniz) KADCYLA uygulanmadan önce doktorunuzla veya hemşirenizle konuşunuz.
KADCYLA uygulanırken aşağıdakilerden herhangi birini fark ederseniz, derhal doktorunuza veya hemşirenize bildiriniz:
- Solunum problemleri: KADCYLA nefes darlığı (istirahat halindeyken veya herhangi bir faaliyet yaparken) ve öksürük gibi ciddi solunum problemlerine neden olabilir. Bunlar akciğerinizde ciddi ve hatta ölüme neden olabilecek iltihaplanmanın belirtileri olabilir. Akciğer hastalığı geliştiği takdirde doktorunuz bu ilaçla tedaviyi durdurabilir.
- Karaciğer problemleri: KADCYLA, karaciğerdeki hücrelerde iltihaplanma veya hasara neden olabilir; bu da karaciğerin normal şekilde çalışmasını engelleyebilir. İltihaplanmış veya hasarlı karaciğer hücreleri, belli maddeleri (karaciğer enzimlerini) kan dolaşımına normalden yüksek miktarlarda bırakabilir, bu da kan testlerinde yüksek karaciğer enzimleriyle sonuçlanır. Çoğu zaman hiçbir bulgu görülmeyecektir. Derinizde ve gözlerinizin beyazında sarılaşma gibi bazı bulgular (sarılık) görülebilir. Doktorunuz, tedaviden önce ve tedavi sırasında düzenli olarak karaciğer fonksiyonlarınızı test etmek için kan değerlerinizi kontrol edecektir.
Karaciğerde nadir olarak görülen bir diğer anormallik ise nodüler rejeneratif hiperplazi (NRH) olarak bilinen bir durumdur. Bu anormallik, karaciğer yapısında değişikliğe neden olur ve karaciğer fonksiyonlarını değiştirebilir. Zaman içinde bu durum, sıvı toplanmasına bağlı karında şişkinlik hissi veya şişme ve yemek borusu veya rektumdaki anormal kan damarlarından kanama gibi bulgulara yol açabilir.
- Kalp problemleri: KADCYLA kalp kasını zayıflatabilir. Kalp kası zayıfladığında hastalarda istirahat halinde veya uyurken nefes darlığı, göğüs ağrısı, bacak veya kollarda şişme ve hızlı veya düzensiz kalp atımı hissedilmesi gibi bulgular gelişebilir. Doktorunuz, tedaviden önce ve tedavi sırasında düzenli olarak kalp fonksiyonlarınızı kontrol edecektir. Yukarıdaki bulgulardan herhangi birini fark ederseniz vakit kaybetmeden doktorunuza bildirmelisiniz.
- İnfüzyonla ilişkili reaksiyonlar veya alerjik reaksiyonlar: KADCYLA, ilaç uygulamasının birinci gününde infüzyon sırasında veya infüzyondan sonra yüzde kızarmaya, titreme nöbetlerine, ateşe, solunum güçlüğüne, düşük kan basıncına, hızlı kalp atımına, yüzde ve dilde ani şişmeye veya yutkunma güçlüğüne neden olabilir. Doktorunuz veya hemşireniz bu yan etkilerden herhangi birinin görülüp görülmediğini kontrol edecektir. Bir reaksiyon geliştiği takdirde infüzyon yavaşlatılacak ya da durdurulacak ve size bu yan etkileri gidermek için tedavi uygulanabilecektir. Belirtiler iyileştikten sonra infüzyona devam edilebilir.
- Kanama problemleri: KADCYLA, kanınızda bulunan trombosit denilen hücrelerin sayısını azaltabilir. Trombositler, kanınızın pıhtılaşmasına yardımcı olur, bu nedenle beklenmedik morarma veya kanamalar oluşabilir (burun kanamaları, diş eti kanamaları gibi). Doktorunuz kanınızı trombositlerdeki azalma açısından düzenli olarak kontrol edecektir. Herhangi bir beklenmedik morarma veya kanama fark ederseniz vakit kaybetmeden doktorunuza bildirmelisiniz.
- Nörolojik problemler: KADCYLA sinirlere hasar verebilir. Oluşabilecek bulgular; karıncalanma, ağrı, hissizlik, kaşıntı, sürünme hissi (bir şeyin deride yavaşça ve hafifçe hareket ettiği hissi), ellerinizde ve ayaklarınızda batma ve iğnelenmedir. Doktorunuz, sizi nörolojik problemlere ilişkin belirti ve bulgular açısından izleyecektir.
- Enjeksiyon yeri reaksiyonu: İnfüzyon sırasında infüzyon bölgesinde yanma hissi, ağrı veya hassasiyet hissederseniz, bu KADCYLA'nın kan damarı dışına sızdığını gösteriyor olabilir. Derhal doktorunuz veya hemşirenize bildirmelisiniz. KADCYLA kan damarının dışına sızmışsa, infüzyondan sonraki günler veya haftalar içinde cildinizde ağrı, renk değişikliği, kabarma ve soyulma (deri nekrozu) oluşabilir.
KADCYLA uygulanırken yukarıda belirtilenlerden herhangi birini fark ederseniz, derhal doktorunuza veya hemşirenize söyleyiniz.
KADCYLA, 18 yaşından küçük bireyler için önerilmemektedir. Bunun nedeni, bu yaş grubunda nasıl etki gösterdiğine dair bilgi bulunmamasıdır.
Bu uyarılar, geçmişteki herhangi bir dönemde dahi olsa, sizin için geçerliyse lütfen doktorunuza danışınız.
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlar gibi, KADCYLA'nın içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir.
Yan etkiler aşağıdaki kategorilerde gösterildiği şekilde sıralanmıştır:
Çok yaygın : 10 hastanın en az 1'inde görülebilir.
Yaygın : 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilir.
Yaygın olmayan : 100 hastanın birinden az, fakat 1000 hastanın birinden fazla görülebilir Seyrek : 1000 hastanın birinden az, fakat 10.000 hastanın birinden fazla görülebilir.
Çok seyrek : 10000 hastanın birinden az görülebilir.
Bilinmiyor Eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor.
Aşağıdakilerden herhangi birini fark ederseniz, hemen doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
- Çok yaygın
- KADCYLA, karaciğerdeki hücrelerde iltihaba veya hasara neden olabilir; bu da kan testlerinde yüksek karaciğer enzimleriyle sonuçlanır. Çoğu vakada, KADCYLA tedavisi sırasında karaciğer enzimi düzeyleri hafif ve geçici olarak yükselir, herhangi bir belirtiye neden olmaz ve karaciğer fonksiyonunu etkilemez.
- Beklenmedik morarma ve kanama (burun kanaması gibi)
- Karıncalanma, ağrı, hissizlik, kaşıntı, sürünme hissi (bir şeyin deride yavaşça ve hafifçe hareket ettiği hissi), ellerinizde ve ayaklarınızda batma ve iğnelenme. Bu belirtiler sinir hasarını gösteriyor olabilir.
Yaygın
- İnfüzyon sırasında veya infüzyondan sonra 24 saate kadar yüzde kızarma, titreme nöbeti, ateş, solunum güçlüğü, düşük kan basıncı veya hızlı kalp atımı - Bunlar infüzyonla ilişkili reaksiyonlar olarak adlandırılır.
- Kalp problemleri meydana gelebilir. Pek çok hastada kalp problemlerinden ileri gelen belirtiler görülmeyecektir. Belirtiler meydana geldiğinde öksürük, istirahat halinde veya uyurken nefes darlığı, göğüs ağrısı, ayak bileği veya kollarda şişme, hızlı veya düzensiz kalp atımı hissedilmesi gözlenebilir.
Yaygın olmayan
- Akciğerlerinizin iltihabı, nefes darlığı (istirahat halindeyken veya herhangi bir faaliyet yaparken), öksürük veya kuru bir öksürük şeklinde öksürük nöbetleri gibi solunum problemlerine yol açabilir. Bu belirtiler akciğer dokusunun iltihabını gösteriyor olabilir.
- Alerjik reaksiyonlar meydana gelebilir ve pek çok hastada, kaşıntı veya göğüs sıkışması gibi hafif belirtiler görülebilir. Daha şiddetli vakalarda yüz veya dilde şişme, yutma güçlüğü ya da nefes almada zorluk meydana gelebilir.
Seyrek
- Derinizde ve gözlerinizin beyazında sarılaşma (sarılık) meydana gelebilir. Bunlar şiddetli karaciğer hasarının belirtileri olabilir.
Bilinmiyor
- İnfüzyon bölgesinin etrafındaki bölgeye KADCYLA infüzyon çözeltisi sızarsa, infüzyon bölgesinde cildinizde ağrı, renk değişikliği, kabarma ve soyulma (deri nekrozu) oluşabilir. Derhal doktorunuza veya hemşirenize bildirmelisiniz.
Bunların hepsi ciddi yan etkilerdir. Acil tıbbi müdahale gerekebilir.
Diğer yan etkiler şunlardır Çok yaygın
- Kırmızı kan hücrelerinde azalma (kan testinde gösterilir)
- Kusma
- İshal
- Ağız kuruluğu
- İdrar yolları enfeksiyonu
- Kabızlık
- Mide ağrısı
- Öksürük
- Nefes darlığı
- Ağızda iltihap
- Uyuma güçlüğü
- Kas veya eklem ağrısı
- Ateş
- Baş ağrısı
- Yorgun hissetme
- Güçsüzlük
- Yaygın
- Üşüme veya grip benzeri belirtiler
- Potasyum düzeylerinde azalma (kan testinde görülür)
- Deri döküntüsü
- Beyaz kan hücrelerinde azalma (kan testinde görülür)
- Göz kuruluğu, gözlerde sulanma veya bulanık görme
- Gözde kızarıklık veya enfeksiyon
- Hazımsızlık
- Bacak ve/veya kollarda şişme
- Diş eti kanaması
- Kan basıncında artış
- Sersemlik hissi
- Tat alma kaybı
- Kaşıntı
- Hatırlamada güçlük
- Saç kaybı
- El ve ayak derisinde reaksiyon (Palmar-plantar eritrodisestezi sendromu)
- Tırnak bozukluğu
- Yaygın olmayan
- KADCYLA'nın neden olabileceği başka bir anormallik, karaciğerin nodüler rejeneratif hiperplazisi olarak bilinen bir durumdur. Bu anormallik karaciğer yapısının değişmesine neden olabilir. Hastalarda karaciğer fonksiyonlarını değiştirebilecek nodüller meydana gelir. Zaman içinde bu durum, karında sıvı toplanmasına bağlı şişkinlik hissi veya şişme ve yemek borusu veya rektumdaki anormal kan damarlarından kanama gibi belirtilere yol açabilir.
- KADCYLA infüzyon çözeltisi infüzyon yerinin çevresine sızabilir. Deride hassasiyet veya kızarıklık ya da infüzyon yerinde şişme meydana gelebilir.
KADCYLA tedavinizin sonlandırılmasının ardından herhangi bir yan etki oluşursa, doktorunuzla konuşunuz ve KADCYLA tedavisi aldığınızı söyleyiniz.
Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Hamileyseniz KADCYLA kullanmanız önerilmemektedir çünkü bu ilaç doğmamış bebeğinize zarar verebilir.
- Hamileyseniz, hamile olabileceğinizi düşünüyorsanız veya bebek sahibi olmayı planlıyorsanız, KADCYLA kullanmadan önce doktorunuzla konuşunuz.
- KADCYLA ile tedaviniz sırasında, hamile kalmamak için etkili doğum kontrol (kontrasepsiyon) yöntemlerini kullanınız. Sizin için hangi doğum kontrol yönteminin en iyisi olduğunu doktorunuzla konuşunuz.
- Doğum kontrolüne KADCYLA'nın son dozundan en az 7 ay sonrasına kadar devam etmelisiniz. Doğum kontrolünü bırakmadan önce doktorunuzla konuşunuz.
- Erkek hastalar veya kadın partnerleri de etkili doğum kontrolünü kullanmalıdır.
- KADCYLA tedavisi sırasında hamile kalırsanız, derhal doktorunuza danışınız.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
KADCYLA tedavisi sırasında emzirmemelisiniz. Ayrıca, KADCYLA'nın son infüzyonundan sonra 7 ay boyunca emzirmemelisiniz. KADCYLA'nın içeriğindeki maddelerin anne sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Bu konuda doktorunuza danışınız.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerKADCYLA her dozunda 1 mmol (23 mg)'dan daha az sodyum ihtiva eder; yani esasında “sodyum içermediği” kabul edilir.
KADCYLA her flakonda 1,1 mg polisorbat 20 içerir; bu da mililitre başına 0,2 mg'a eşdeğerdir. Polisorbat 20 alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Eğer bilinen herhangi bir alerjiniz varsa doktorunuza söyleyiniz.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Diğer dozlar ve formlar
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonMetastatik Evre: daha önce metastatik meme kanseri için trastuzumab ve bir basamak taksan tedavisi almış ve hastalığı sonrasında progresyon göstermiş, HER-2/neu testi immunhistokimyasal olarak 3+ (+++) veya FISH/SISH/CISH pozitif olan metastatik meme kanseri hastalarında kurtarma tedavisinde tek ajan olarak progresyona kadar endikedir. Progresyon sonrası tek ajan veya kombinasyon tedavisinin bir parçası olarak kullanılamaz. Erken Evre: HER-2/neu testi immunhistokimyasal olarak 3+ (+++) veya FISH/SISH/CISH pozitif olan, neoadjuvan olarak yeterli süre (en az 4 kür) taksan ve anti-HER2 tedavi almış ve cerrahi sonrasında patolojik incelemede memede 1 cm’in üzerinde invaziv rezidü hastalık veya lenf düğümünde invaziv rezidü hastalık mevcut olan erken evre meme kanseri hastalarının adjuvan tedavisinde tek ajan olarak en fazla 14 kür kullanımı endikedir.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarEtkin maddeye veya listelenmiş yardımcı maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılığı olduğu bilinen hastalarda kontrendikedir.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriBiyoteknolojik ürünlerin takip edilebilirliğinin sağlanması için uygulanan ürünün ticari ismi ve seri numarası mutlaka hasta dosyasına kaydedilmelidir.. Medikasyon hatalarını önlemek amacıyla, hazırlanan ve uygulanan tıbbi ürünün trastuzumab içeren başka bir ürün (trastuzumab veya trastuzumab deruxtecan vb.) değil (trastuzumab emtansine) olduğundan emin olmak için flakon etiketlerinin kontrol edilmesi önemlidir. Trombositopeni ile trombositopeni veya trombosit sayısında azalma yaygın olarak bildirilmiş ve bunlar tedavinin kesilmesine, doz azaltımına ve doz kesilmesine yol açan en yaygın advers reaksiyonlar olmuştur. Klinik çalışmalarda Asyalı hastalarda trombositopeni insidansının ve şiddetinin daha yüksek olduğu görülmüştür Her dozundan önce trombosit sayısının izlenmesi önerilir. Trombositopenisi olan hastalar (≤100.000/mm3) ve antikoagülan tedavi (örn. varfarin, heparin, düşük moleküler ağırlıklı heparinler) alan hastalar tedavisi uygulanırken yakından izlenmelidir. Tedaviye başlanmadan önce trombosit sayısı ≤100.000/mm3 olan hastalarda incelenmemiştir. Trombosit sayısının Derece 3’e veya daha fazla (<50.000/mm3) azaldığı vakalarda trombosit sayısı Derece 1’e (≥75.000/mm3) düzelmeden uygulanmaz. Hemoraji ile tedavi sırasında, merkezi sinir sistemi, solunum ve gastrointestinal hemorajiler dâhil olmak üzere hemorajik vakalar bildirilmiştir. Bu kanamaların bazıları ölümle sonuçlanmıştır. Gözlemlenen vakaların bazılarında hastalarda trombositopeni görüldüğü ve bazılarının eşzamanlı olarak anti-koagülan veya antiplatelet tedavi aldıkları; diğer hastalarda ise bilinen ek risk faktörü bulunmadığı bildirilmiştir. Bu tür ilaçlarla birlikte kullanım medikal olarak gerekliyse, kullanım sırasında dikkat edilmeli ve ek gözlem yapılması düşünülmelidir. Hepatotoksisite Klinik çalışmalarda tedavisi sırasında, ağırlıklı olarak serum transaminazların konsantrasyonlarında asemptomatik artışlar şeklinde (Derece 1-4 transaminit) hepatotoksisite gözlenmiştir. Transaminaz yükselmeleri, tedavi uygulamasından sonraki 8. günde pik yükselmesi ile genelde geçici olmuş ve ardından bir sonraki siklustan önce Derece 1 veya altına gerileyerek düzelmiştir. Transaminazlar üzerinde kümülatif bir etki de gözlenmiştir (Derece 1-2 ALT/AST anormallikleri olan hastaların oranı birbirini takip eden sikluslar ile artmıştır). Transaminaz düzeyleri yükselmiş hastalar, vakaların büyük bir kısmında son dozundan sonraki 30 gün içerisinde Derece 1’e veya normal düzeylere iyileşmiştir. ile tedavi edilen hastalarda karaciğerin nodüler rejeneratif hiperplazisi (NRH) dahil ve bazıları ilacın neden olduğu karaciğer hasarına bağlı olarak ölümcül bir sonuca neden olan ciddi hepatobiliyer bozukluklar gözlenmiştir. Gözlenen vakalar, komorbiditelerden ve/veya hepatotoksik potansiyeli olduğu bilinen eş zamanlı tıbbi ürünlerden de kaynaklanıyor olabilir. Tedaviye başlamadan ve her dozdan önce, karaciğer fonksiyonu izlenmelidir. Başlangıçta ALT yükselmesi (örneğin karaciğer metastazından dolayı) olan hastalar, Derece 3-5 hepatik olay veya karaciğer fonksiyon testi artışı açısından daha yüksek riskli karaciğer hasarına yatkın olabilirler. Serum transaminazlarında ve total bilirubinde artış için doz azaltılması veya sonlandırılması belirtilmektedir. ile tedavi edilen hastalarda karaciğer biyopsilerinde, karaciğer nodüler rejeneratif hiperplazisi (NRH) olan vakalar tespit edilmiştir. NRH nadir görülen, hepatik parankimin küçük rejeneratif nodüllere yaygın benign dönüşümüyle karakterize bir karaciğer hastalığıdır; NRH, sirotik olmayan portal hipertansiyona yol açabilir. NRH tanısı yalnızca histopatoloji yoluyla doğrulanabilir. NRH, portal hipertansiyon klinik semptomları ve/veya karaciğerin bilgisayarlı tomografi (BT) taramasında görülen siroz benzeri yapıları olan ancak transaminaz düzeyleri normal ve diğer siroz belirtileri bulunmayan tüm hastalarda düşünülmelidir. NRH tanısı konulursa tedavisi süresiz olarak sonlandırılmalıdır. Tedaviye başlanmadan önce serum transaminazları >2,5 x NÜS veya total bilirubin >1,5 x NÜS olan hastalarda incelenmemiştir. Serum transaminazları >3 x NÜS veya eş zamanlı total bilirubini >2 x NÜS olan hastalarda tedavi süresiz olarak sonlandırılmalıdır. Karaciğer yetmezliği olan hastaların tedavisinde dikkatli olunmalıdır.. Nörotoksisite ile yapılan klinik çalışmalarda, esasen Derece 1 ve başlıca duyusal olmak üzere, periferik nöropati bildirilmiştir. Başlangıçta Derece ≥3 periferik nöropatisi olan MMK hastaları ve Derece ≥2 periferik nöropatisi olan eEMK hastaları klinik çalışmalara dahil edilmemiştir. Derece 3 veya 4 periferik nöropatisi olan hastalarda, semptomlar geçene kadar veya Derece ≤2’ye düzelene kadar, tedavisi geçici olarak sonlandırılmalıdır. Hastalar, nörotoksisite belirtileri/semptomları açısından düzenli şekilde klinik olarak izlenmelidir. Sol ventrikül disfonksiyonu tedavisi uygulanan hastalar, sol ventrikül disfonksiyonu gelişimi açısından yüksek risk altındadır. tedavisi uygulanan hastalarda sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (SVEF) <%40 olarak gözlenmiştir ve bu nedenle semptomatik konjestif kalp yetmezliği (KKY) potansiyel bir risktir. Bir kardiyak olay için ve trastuzumab tedavisinin uygulandığı adjuvan meme kanseri çalışmalarında tanımlanan genel risk faktörleri arasında ileri yaş (>50 yaş), düşük başlangıç SVEF değerleri (<%55), adjuvan olarak paklitaksel kullanımından önce veya sonra düşük SVEF düzeyleri, önceden veya eş zamanlı olarak antihipertansif ilaç kullanımı, önceden bir antrasiklin ile yapılan tedavi ve yüksek vücut kitle indeksi (>25 kg/m2) yer almaktadır. Tedaviye başlanmadan önce ve tedavi boyunca da düzenli aralıklarla (örn. üç ayda bir) standart kardiyak fonksiyon testi (ekokardiyogram veya MUGA (multigated acquisition)) yapılmalıdır. Sol ventrikül disfonksiyonu vakalarında doz uygulaması ertelenmeli veya gerektiği durumda tedavi kesilmelidir. Klinik çalışmalarda hastaların başlangıçtaki SVEF düzeyi ≥%50 şeklinde olmuştur. Konjestif kalp yetmezliği (KKY), tedavi gerektiren ciddi kardiyak aritmi, 6 aylık randomizasyon içerisinde miyokard enfarktüsü veya stabil olmayan anjina ya da ilerlemiş maligniteye bağlı istirahat halinde mevcut dispne öyküsü olan hastalar klinik çalışmalara dahil edilmemiştir. Gerçek yaşam koşullarında başlangıç SVEF’i %40-49 olan MMK hastalarının bir gözlemsel çalışmasında (BO39807), başlangıca göre >%10 SVEF düşüşü ve/veya KKY olayları gözlenmiştir. Düşük SVEF’li MMK hastalarında trastuzumab emtansine uygulama kararı, ancak dikkatli bir fayda risk değerlendirmesinden sonra verilmeli ve bu hastalarda kardiyak fonksiyon yakından izlenmelidir. Pulmoner toksisite klinik çalışmalarında, bazıları akut solunum güçlüğü sendromuna veya fatal sonuçlara neden olan, pnömoninin de dahil olduğu interstisyel akciğer hastalığı (İAH) vakaları bildirilmiştir. Belirti ve bulgular arasında dispne, öksürük, halsizlik ve pulmoner infiltratlar vardır. ≥ Derece 3 veya Derece 2 için standart tedaviye yanıt vermeyen tedavisinin kalıcı olarak kesilmesi gereken adjuvan radyasyon pnömonisi dışında, İAH veya pnömoni tanısı konulan hastalarda tedavisinin süresiz olarak sonlandırılması önerilir. İlerlemiş malignite komplikasyonları, komorbiditeler ve eş zamanlı pulmoner radyasyon tedavisi nedeniyle istirahat halindeki dispnesi olan hastalar pulmoner olaylar açısından artmış risk altında olabilirler. İnfüzyon ile ilişkili reaksiyonlar tedavisi, infüzyonla ilişkili reaksiyonlar (İİR) nedeniyle trastuzumabın süresiz olarak sonlandırıldığı hastalarda incelenmemiştir; bu hastalar için tedavisi önerilmez. Hastalar, özellikle ilk infüzyon sırasında, infüzyonla ilişkili reaksiyonlar açısından yakından gözlenmelidir. Aşağıda belirtilen semptomların biri veya daha fazlası ile karakterize infüzyonla ilişkili reaksiyonlar (sitokin salınımına bağlı) bildirilmiştir: yüzde kızarıklık, üşüme, pireksi, dispne, hipotansiyon, hırıltı, bronkospazm ve taşikardi. Genelde bu semptomlar şiddetli olmamıştır. Pek çok hastada bu reaksiyonlar infüzyon sonlandırıldıktan sonra birkaç saat ile bir gün arasında düzelmiştir. Şiddetli bir İİR görülen hastalarda bulgu ve belirtiler düzelene kadar tedavi kesilmelidir. Tekrar tedaviye başlama kararı, reaksiyonların şiddetinin klinik değerlendirmesine dayanılarak verilmelidir. İnfüzyon ile ilişkili yaşamsal tehlikeli bir reaksiyon durumunda tedavi süresiz olarak sonlandırılmalıdır. Aşırı duyarlılık reaksiyonları tedavisi, aşırı duyarlılık nedeniyle trastuzumabın süresiz olarak sonlandırıldığı hastalarda incelenmemiştir; bu hastalar için tedavisi önerilmez. Hastalar, İİR ile aynı klinik tabloyu gösterebilen aşırı duyarlılık/alerjik reaksiyonlar için yakından gözlenmelidir. ile yapılan klinik çalışmalarda ciddi, anafilaktik reaksiyonlar gözlenmiştir. Bu tür reaksiyonların tedavisi için ilaçların yanı sıra acil durum ekipmanları da hemen kullanılmak üzere mevcut olmalıdır. Gerçek bir aşırı duyarlılık reaksiyonu durumunda (reaksiyon şiddetinin izleyen infüzyonlarla arttığı durum) tedavisi süresiz olarak sonlandırılmalıdır. Enjeksiyon yeri reaksiyonları İntravenöz enjeksiyon esnasında trastuzumab emtansine’in ekstravazasyonu lokal ağrıya neden olabilir. İstisnai durumlarda şiddetli doku lezyonu ve epidermal nekroz vakaları meydana gelebilir. Ekstravazasyon meydana gelirse infüzyon hemen sonlandırılmalı ve infüzyondan sonraki günler ila haftalar içinde nekroz oluşabileceğinden hasta düzenli olarak muayene edilmelidir. Yardımcı maddeler her dozunda 1 mmol (23 mg)’dan daha az sodyum ihtiva eder; yani esasında “sodyum içermediği” kabul edilir. her flakonda 1,1 mg polisorbat 20 içerir; bu da 0,2 mg/mL’ye eşdeğerdir. Polisorbat 20 alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerBu hasta popülasyonunda: En yaygın ciddi advers ilaç reaksiyonları (AİR, hastaların %0,5’inden fazla) hemoraji, pireksi, trombositopeni, dispne, karın ağrısı, kas-iskelet ağrısı ve, kusma olmuştur. ile en yaygın AİR’ler bulantı, halsizlik, kas-iskelet ağrısı, hemoraji, baş ağrısı, transaminazlarda artış, trombositopeni ve periferik nöropati olmuştur. Bildirilen AİR’lerin çoğu Derece 1 veya 2 olmuştur. En yaygın Ulusal Kanser Enstitüsü Advers Olaylar için Ortak Terminoloji Kriterleri (NCI-CTCAE) Derece ≥3 AİR’ler trombositopeni, transaminazlarda artış, anemi, nötropeni, halsizlik ve hipokalemi olmuştur. Advers reaksiyonların tablo şeklinde listesi tedavisi uygulanan 2.611 hastadaki AİR’ler Tablo 3’te sunulmaktadır. Sıklık kategorileri şeklinde tanımlanmıştır. Her sıklık grubunda ve SOS’de advers reaksiyonlar azalan ciddiyet sırasıyla sunulmaktadır. AİR’ler, toksisite değerlendirmesi için NCI-CTCAE kullanılarak bildirilmiştir. Tablo 3 Klinik çalışmalarda tedavisi uygulanan hastalarda AİR’lerin tablo şeklinde listesi Sistem Organ Sınıfı Sıklık Yan etkiler Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar Çok yaygın İdrar yolu enfeksiyonu Kan ve lenf sistemi hastalıkları Çok yaygın Trombositopeni, Anemi Yaygın Nötropeni, Lökopeni Bağışıklık sistemi hastalıkları Yaygın İlaç aşırı duyarlılığı Metabolizma ve beslenme hastalıkları Yaygın Hipokalemi Psikiyatrik hastalıklar Çok yaygın Uykusuzluk Sinir sistemi hastalıkları Çok yaygın Periferik nöropati, Baş ağrısı Yaygın Baş dönmesi, Tat alma bozukluğu (Disguzi), Hafıza bozukluğu Göz hastalıkları Yaygın Göz kuruluğu, Konjonktivit, Bulanık görme, Gözyaşı salgısında artış Kardiyak hastalıklar Yaygın Sol ventrikül disfonksiyonu Vasküler hastalıklar Çok yaygın Kanama Yaygın Hipertansiyon Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıklar Çok yaygın Epistaksis (Burun kanaması), Öksürük, Dispne Yaygın olmayan Pnömoni (İnterstisyel Akciğer Hastalığı İAH) Gastrointestinal hastalıklar Çok yaygın Stomatit, İshal, Kusma, Bulantı, Kabızlık, Ağız kuruluğu, Karın ağrısı Yaygın Dispepsi, Diş eti kanaması Hepatobilier hastalıklar Çok yaygın Transaminazlarda artış Yaygın Kan alkalin fosfatazında artış, Kan bilirubinde artış Yaygın olmayan Hepatotoksisite, Nodüler rejeneratif hiperplazi, Portal hipertansiyon Seyrek Karaciğer yetmezliği Deri ve deri altı doku hastalıkları Yaygın Döküntü, Kaşıntı (Pruritus), Alopesi, Tırnak bozukluğu, Palmar-plantar eritrodizestezi sendromu, Ürtiker (Kurdeşen) Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları Çok yaygın Kas-iskelet ağrısı, Artralji, Miyalji Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Çok yaygın Halsizlik (Yorgunluk), Ateş (Pireksi), Asteni (Güçsüzlük) Yaygın Periferik ödem, Titreme (Üşüme) Yaygın olmayan Enjeksiyon yerinde ekstravazasyon Yaralanma, zehirlenme ve prosedüre bağlı komplikasyonlar Yaygın İnfüzyonla ilişkili reaksiyonlar Yaygın olmayan Radyasyon pnömonisi Tablo 3, MMK çalışmalarında (N= 1.871; trastuzumab emtansine’in medyan siklus sayısı 10) ve KATHERINE'de (N=740; medyan siklus sayısı 14) genel tedavi döneminden birleştirilmiş verileri göstermektedir. Seçilmiş advers reaksiyonların açıklanması Trombositopeni veya trombosit sayısında azalma trastuzumab emtansine ile yapılan MMK klinik çalışmalardaki hastaların %24,9’unda bildirilmiş ve bu tedavi kesilmesine yol açan en yaygın advers reaksiyon olmuştur (%2,6). Trastuzumab emtansine ile yapılan eEMK klinik çalışmalarında hastaların %28,6’sında trombositopeni bildirilmiştir ve tüm dereceler ve Derece ≥ 3 için en sık bildirilen advers reaksiyondur ve ayrıca tedavinin sonlandırılmasına (% 4,2), dozun kesilmesine ve doz azaltımına yol açan en yaygın yan etkidir. Bu hastaların çoğunda Derece 1 veya 2 olay (≥50.000/mm3) oluşmuştur; en düşük düzey 8. gün itibariyle oluşmuş ve genellikle, bir sonraki planlanmış dozda Derece 0 veya 1’e (≥75.000/mm3) iyileşmiştir. Klinik çalışmalarda trombositopeni insidansı ve şiddeti Asyalı hastalarda daha yüksek olmuştur. Irktan bağımsız olarak Derece 3 veya 4 olayların (<50.000/mm3) insidansı trastuzumab emtansine ile tedavi edilen MMK hastalarında %8,7, eEMK hastalarında %5.7 olmuştur. Trombositopeniye ilişkin doz modifikasyonları için.2 ve 4.4. Hemoraji Trastuzumab emtansine ile yapılan MMK klinik çalışmalarında hastaların %34,8'inde hemorajik olaylar bildirilmiştir ve ciddi hemorajik (Derece ≥3) olayların insidansı %2,2'sinde meydana gelmiştir. eEMK klinik çalışmalarında hastaların %29'unda hemorajik olaylar bildirilmiştir ve bir tane Derece 5 olay dahil olmak üzere ciddi hemorajik (Derece ≥3) olayların insidansı %0,4'tür. Gözlemlenen vakaların bazılarında hastalarda trombositopeni görüldüğü; bazılarının eşzamanlı olarak anti-koagülan veya antiplatelet tedavi aldıkları ve diğer hastalarda bilinen ek risk faktörü bulunmadığı bildirilmiştir. Hem eEMK ve hem de MMK çalışmalarında fatal sonuçlare neden olan kanamalar gözlenmiştir. Transaminazlarda (AST/ALT) artma Klinik çalışmalarda tedavisi sırasında serum transaminazlarda artma (Derece 1-4) gözlenmiştir. Transaminaz artışları genellikle geçici olmuştur. transaminazlar üzerinde kümülatif bir etkisi gözlenmiştir ve genellikle tedavi sonlandırıldığında düzelmiştir. MMK klinik çalışmalarında hastaların %24,2’sinde transaminaz artışı bildirilmiştir. Hastaların %4,2 ve %2,7’sinde sırasıyla Derece 3 veya 4 AST ve ALT artışı bildirilmiştir ve genellikle ilk tedavi sikluslarında oluşmuştur (1-6). eEMK klinik çalışmalarında hastaların %32,6’sında transaminaz artışı bildirilmiştir. Hastaların %1,6’sında Derece 3 veya 4 transaminaz artışı bildirilmiştir. Genellikle Derece ≥3 hepatik olaylar kötü klinik sonuç ile ilişkili olmamıştır; sonraki takip değerleri, hastanın çalışmada kalmasına ve çalışma tedavisini aynı veya daha düşük dozda almaya devam etmesine olanak veren aralıklara düzelme eğiliminde olmuştur. maruziyeti (EAA), maksimum serum konsantrasyonu (Cmaks), toplam trastuzumab maruziyeti (EAA) veya DM1 Cmaks’ı ve transaminazlarda artış arasında ilişki gözlenmemiştir. Transaminaz artışı durumunda doz modifikasyonları için.2 ve 4.4. Sol Ventrikül Disfonksiyonu Trastuzumab emtansine ile yapılan MMK klinik çalışmalardaki hastaların %2,2’sinde sol ventrikül disfonksiyonu bildirilmiştir. Olayların çoğu, SVEF’de asemptomatik Derece 1 veya 2 azalmalar olmuştur. Derece 3 veya 4 olaylar, MMK hastaların %0,4’ünde bildirilmiştir. Gözlemsel bir çalışmada (BO39807), başlangıçta %40-49 SVEF ile trastuzumab emtansine başlayan MMK hastalarının yaklaşık %22’si (32’de 7), başlangıç ve/veya KKY’den >%10 SVEF düşüşü yaşamıştır; bu hastaların çoğunda başka kardiyovasküler risk faktörleri vardır. eEBC'li hastaların %3'ünde sol ventriküler disfonksiyon meydana gelmiş ve hastaların %0,5'inde Derece 3 görülmüştür ve daha yüksek dereceli olay görülmemiştir. SVEF düşüş olaylarında doz ayarlaması için.2 Tablo 2 ve. Periferik Nöropati Trastuzumab emtansine’in klinik çalışmalarında, çoğunlukla Derece 1 ve ağırlıklı olarak duyusal olan periferik nöropati bildirilmiştir. MMK'li hastalarda, genel periferik nöropati insidansı %29 ve Derece ≥ 2 için %8,6 olmuştur. eEMK'li hastalarda, genel insidans %32 ve Derece ≥ 2 için %10,1 olmuştur. İnfüzyon ile ilişkili reaksiyonlar İnfüzyon ile ilişkili reaksiyonlar aşağıdaki semptomlardan biri veya birkaçı ile karakterizedir: yüzde kızarıklık, üşüme, pireksi, dispne, hipotansiyon, hırıltı, bronkospazm ve taşikardi. İnfüzyon ile ilişkili reaksiyonlar, ile yapılan MMK klinik çalışmalarındaki hastaların %4’ünde bildirilmiş, altı adet Derece 3 olay bildirilirken, Derece 4 olay görülmemiştir. İnfüzyon ile ilişkili reaksiyonlar, eEMK hastaların %1,6’sında bildirilmiş, Derece 3 ve Derece 4 olay görülmemiştir. İnfüzyon ile ilişkili reaksiyonlar, infüzyon bittikten sonra birkaç saatten, bir güne kadar olan sürede düzelmiştir. Klinik çalışmalarda doz ilişkisi gözlenmemiştir. İnfüzyon ile ilişkili reaksiyonların varlığında doz modifikasyonları için.2 ve 4.4. Aşırı duyarlılık reaksiyonları Aşırı duyarlılık, ile yapılan MMK klinik çalışmalarında hastaların %2,6’sında bildirilmiş, bir Derece 3 ve bir Derece 4 olay bildirilmiştir. Aşırı duyarlılık, eEMK hastaların %2,7’sinde bildirilmiş, hastaların %0,4’ünde Derece 3 olay görülmüştür ve daha yüksek dereceli olay görülmemiştir. Genel olarak, aşırı duyarlılık reaksiyonlarının çoğu hafif veya orta şiddette olmuş ve tedaviyle düzelmiştir. Aşırı duyarlılık reaksiyonları varlığında doz modifikasyonları için.2 ve 4.4. İmmünojenisite Diğer bütün terapötik proteinlerde olduğu gibi, için de immün yanıt potansiyeli mevcuttur. Yedi klinik çalışmadan toplam 1.243 hasta, karşı anti-terapötik antikor (ATA) yanıtları için birden fazla zaman noktasında test edilmiştir. Doz uygulamasını takiben, hastaların %5,1’ü bir veya birden fazla doz sonrası zaman noktasında antitrastuzumab emtansine antikoru açısından pozitif olmuştur. Faz I ve Faz II çalışmalarında, hastaların %6,4'ü anti-trastuzumab emtansine antikorları testinde pozitif çıkmıştır. EMILIA çalışmasında (TDM4370g/BO21977), hastaların %5,2'si anti-trastuzumab emtansine antikorları testinde pozitif çıkmıştır ve bunların 13'ü nötralize edici antikorlar için de pozitif çıkmıştır. KATHERINE (BO27938) çalışmasında, hastaların %4’ü antitrastuzumab emtansine antikorları testinde pozitif çıkmıştır ve bunların 5'i nötralize edici antikorlar için de pozitif çıkmıştır. İlaca karşı antikorların düşük görülme sıklığı nedeniyle, bu antikorların trastuzumab emtansinin farmakokinetiği, farmakodinamiği, güvenliliği ve/veya etkinliği üzerindeki etkisi bilinmemektedir. Ekstravazasyon ile yapılan klinik çalışmalarda, ekstravazasyona sekonder reaksiyonlar gözlenmiştir. Bu reaksiyonlar genellikle hafif ya da orta derecede olmuş ve infüzyon bölgesinde eritem, hassasiyet, deri iritasyonu, ağrı veya şişme şeklinde görülmüştür. Bu reaksiyonlar en sık olarak infüzyonun ilk 24 saati içinde gözlenmiştir…
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.