GLYXAMBI 10MG/5 MG FİLM KAPLI TABLET, 30 TABLET
Fiyat ve paketler
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Glyxambi 10/5 mg ne için kullanılır?
KT 1Bir yüzünde Boehringer Ingelheim firma sembolü ve diğer yüzünde "10/5" basılıdır. Tabletin her bir kenarı 8 mm uzunluktadır.
GLYXAMBI, şeker hastalığında kullanılan (antidiyabetik) bir ilaçtır ve empagliflozin ve linagliptin isimli iki etkin madde içerir:
- Empagliflozin, böbreklerde sodyum glikoz taşıyıcı 2 (SGLT2) adı verilen bir proteini bloke ederek etkisini gösterir. SGLT2, kanın böbreklerden süzülmesi sırasında, glikozun (kan şekeri) kan dolaşımına geri emilmesini sağlayarak, idrarla atılmasını engeller. Bu ilaç, bu proteini bloke ederek glikozun, sodyumun ve suyun idrarla atılmasını sağlar. Böylece tip 2 şeker hastalığınız (tip 2 diyabet) nedeni ile gereğinden yüksek olan glikoz düzeylerinizin düşmesine yardımcı olur.
- Linagliptin, farklı bir yolla çalışır. Bu ilaç, DPP-4 isimli bir proteini engelleyerek, kan glikoz düzeylerini düşürmek için pankreastan daha fazla insülin üretilmesini sağlar.
GLYXAMBI, empagliflozinin metformin ve/veya sülfonilüre ile kombinasyonuyla veya linagliptinin metformin ve/veya sülfonilüre ile kombinasyonuyla şeker hastalığı kontrol edilemeyen 18 yaş veya üstündeki erişkin, tip 2 diyabet hastalarının tedavisinde, metformin ve/veya sülfonilüreye eklenerek kullanılır.
GLYXAMBI, empagliflozin ve linagliptini içeren ilaçları ayrı ayrı tabletler halinde kullanmakta olan hastalarda, tek bir tablet olarak kullanılabilir. Eğer GLYXAMBI almaya başladınız ise, artık ayrı tabletler halinde kullandığınız empagliflozin tablet ve linagliptin tableti kesinlikle bir daha kullanmayınız.
Doktorunuzun, hemşirenizin veya eczacınızın önerdiği diyet ve egzersiz planına uymaya devam etmeniz çok önemlidir.
Tip 2 diyabet nedir?
Tip 2 diyabet, genlerinizden ve yaşam tarzınızdan kaynaklanan bir hastalıktır. Eğer tip 2 diyabetiniz varsa, pankreasınız kanınızdaki glikoz seviyesini kontrol etmek için yeterli insülini yapamıyor ve vücudunuz kendi insülinini etkili bir şekilde kullanamıyor demektir. Bu durum kanınızda glikoz düzeyinin yükselmesi ile sonuçlanır, bu da kalp hastalığı, böbrek hastalığı, körlük ve uzuvlarınızda dolaşım güçlüğü gibi tıbbi sorunlara yol açabilir.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · Kullanmayınız- Empagliflozin, linagliptin veya diğer SGLT2 inhibitörlerine (örneğin, dapagliflozin, kanagliflozin) veya diğer DPP-4 inhibitörlerine (örneğin, sitagliptin, vildagliptin) veya yukarıda, “yardımcı maddeler” başlığı altında verilen yardımcı maddelerden herhangi birine karşı alerjiniz varsa
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KT 2 · Dikkatli kullanınızGLYXAMBI kullanmadan önce ve tedaviniz süresince doktorunuz ile aşağıdaki hususları konuşunuz.
- Tip 1 diyabetiniz varsa. Bu tip diyabet genellikle siz gençken başlar ve vücudunuz hiç insülin üretmez. Tip 1 diyabetiniz varsa GLYXAMBI kullanmamalısınız.
- Hızlı kilo kaybı, mide bulantısı veya kusma, mide ağrısı, aşırı susama, hızlı ve derin nefes alma, kafa karışıklığı, olağan dışı yorgunluk veya uyku hali, nefesinizde tatlı bir koku hissi, ağzınızda tatlı veya metalik bir tat duyusu veya idrarınızda veya terinizde farklı bir koku gibi belirtiler yaşarsanız, derhal doktorunuzla temasa geçiniz veya en yakındaki hastaneye başvurunuz ve doktorunuzdan daha fazla tavsiye alana kadar bu ilacı kullanmayı bırakınız. Bunlar "diyabetik ketoasidoz" belirtisi olabilir. Diyabetik ketoasidoz, diyabet hastalığında, idrarınızda veya kanınızda düzeyleri yükselen ve laboratuvar testleri ile tespit edilebilen "keton cisimcikleri” nedeniyle yaşayabileceğiniz bir sorundur. Diyabetik ketoasidoz gelişmesi riski, uzun süreli açlık, aşırı alkol tüketimi, vücudun susuz kalması, insülin dozunda ani düşüşler veya insülin ihtiyacınızın artmasına yol açan majör cerrahi veya ciddi bir hastalık nedenleriyle artabilir.
- “Sülfonilüre” (örneğin, glimepirid, glipizid) olarak bilinen diğer anti-diyabetikler ve/veya insülin kullanıyorsanız. Doktorunuz, kan şekeri düzeyinizin çok fazla düşmesini (hipoglisemi) önlemek için, GLYXAMBI ile beraber aldığınızda, bu ilaçların dozunu düşürmek isteyebilir.
- Bir pankreas hastalığınız varsa veya daha önce geçirdiyseniz.
- Böbreklerinizle ilgili ciddi bir probleminiz varsa. Doktorunuz günlük dozunuzu sınırlayabilir veya başka bir ilaç kullanmanızı önerebilir (ayrıca bkz. Bölüm “3. GLYXAMBI nasıl kullanılır?”).
- Ciddi karaciğer problemleriniz varsa. Doktorunuz, farklı bir ilaç almanızı isteyebilir.
- Vücutta su kaybı (dehidratasyon) riski altında olma ihtimaliniz varsa, örneğin:
- Mideniz bulanıyorsa, ishalseniz veya ateşiniz varsa ya da yiyemiyor veya içemiyorsanız
- İdrar üretimini artıran [idrar sökücü] veya kan basıncını azaltan ilaçlar kullanıyorsanız o 75 yaşından büyükseniz
Olası belirtiler Bölüm 4'te “dehidratasyon” altında listelenmiştir. Doktorunuz, çok fazla vücut sıvısı kaybını önleyecek şekilde iyileşene kadar sizden GLYXAMBI'yi kullanmayı bırakmanızı isteyebilir. Dehidratasyonu önlemenin yöntemlerini sorunuz.
- Laboratuvar tahlillerinde görülen, kanınızdaki kırmızı kan hücrelerinin oranında (hematokrit) bir artış yaşıyorsanız (ayrıca bkz. bölüm 4 'Olası yan etkiler nelerdir?'). GLYXAMBI ile tedaviniz süresince aşağıdakilerden birini yaşarsanız, doktorunuza başvurunuz:
- İnatçı ve şiddetli karın ağrısı gibi akut pankreatit belirtileri gelişirse. Olası belirtiler, Bölüm “4. Olası yan etkiler” bölümünde listelenmiştir. Doktorunuzun tedavinizi değiştirmesi gerekebilir.
- Böbreklerinizde veya idrar yolunuzda ateşle seyreden ciddi bir enfeksiyon varsa. Doktorunuz, iyileşinceye kadar GLYXAMBI kullanmanızı durdurabilir.
- Cildinizde blisterler (içi sıvı dolu olabilen kabarcıklar) ve erozyonlar (deride yüzeysel yaralar veya tahrişler) gözlüyorsanız, bu, büllöz pemfigoid adı verilen bir durumu gösteriyor olabilir. Doktorunuz bu durumda GLYXAMBİ kullanmayı durdurmanızı isteyebilir.
Eğer, üreme organlarınızda veya üreme organları ile makat arasındaki bölgede ağrı, hassasiyet, kızarıklık veya şişlik gibi belirtilerin bir arada ortaya çıkmasıyla birlikte ateşiniz de varsa veya genel olarak kendinizi iyi hissetmiyorsanız derhal doktorunuzla görüşünüz. Bu belirtiler, seyrek görülen, ancak ciddi ve hatta hayati tehlike yaratabilen, nekrotizan fasiit veya Fournier gangreni adı verilen bir enfeksiyon durumunu gösteriyor olabilir. Fournier gangreni, cilt altı dokunuzun tahrip olmasına yol açar. Fournier gangreni derhal tedavi edilmelidir.
Eklem ağrsı bu ilacı kullanan bazı hastalarda, şiddetli ve sakatlığa yol açabilen şekilde ortaya çıkabilir. Eklem ağrısı, ilaca başladıktan bir gün sonra ile yıllar arasında ortaya çıkabilir. İlacın bırakılmasıyla birlikte genellikle ağrı azalır veya tamamen geçer. Eğer tekrar aynı ilacı veya benzer bir ilacı kullanırsanız, ağrı yeniden başlayabilir .Böyle bir durumla karşılaştığınızda doktorunuz ilacınızı değiştirebilir.
Ayak bakımı Tüm şeker hastaları için olduğu gibi, ayaklarınızı düzenli olarak kontrol etmeniz ve sağlık personeli tarafından ayak bakımı için yapılan önerilere uymanız çok önemlidir.
Böbrek fonksiyonları Doktorunuz, GLYXAMBI tedavisine başlamadan önce ve tedaviniz süresince düzenli olarak, böbreklerinizin nasıl çalıştığını kontrol edecektir.
İdrar glikozu Bu ilacın etki mekanizması nedeniyle, ilacı kullandığınız sürece, idrarınız şeker testine pozitif sonuç verecektir.
Bu uyarılar, geçmişteki herhangi bir dönemde dahi olsa sizin için geçerliyse lütfen doktorunuza danışınız.
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlarla olduğu gibi GLYXAMBI'nin içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir, ancak, bu yan etkiler herkeste görülmeyebilir.
Sıklık kategorileri:
Çok yaygın: 10 hastanın en az 1'inde görülebilir.
Yaygın: 10 hastanın 1'inden az, fakat 100 hastanın 1'inden fazla görülebilir.
Yaygın olmayan: 100 hastanın 1'inden az, fakat 1.000 hastanın 1'inden fazla görülebilir.
Seyrek: 1.000 hastanın 1'inden az, fakat 10.000 hastanın 1'inden fazla görülebilir.
Çok seyrek: 10.000 hastanın 1'inden az görülebilir.
Bilinmiyor: Eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor.
Aşağıdakilerden biri olursa, GLYXAMBI'yi kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
- Diyabetik ketoasidoz, seyrek görülür
- Diyabetik ketoasidoz belirtileri şunlardır (ayrıca bölüm “2. GLYXAMBI kullanmadan önce dikkat edilmesi gerekenler” bölümüne bakınız)
- İdrarınızda veya kanınızda “keton cisimcikleri” düzeyinin artması
- Hızlı kilo kaybı
- Bulantı veya kusma
- Mide ağrısı
- Aşırı susuzluk
- Hızlı ve derin nefes alma
- Kafa karışıklığı
- Olağan dışı yorgunluk veya uyku hali
- Nefesinizde tatlı bir koku hissi, ağzınızda tatlı veya metalik bir tat veya idrarınızın veya terinizin kokusunda farklılık
Bu durum kan şekeri düzeyiniz ne olursa olsun ortaya çıkabilir. Doktorunuz GLYXAMBI tedavinize geçici olarak veya tamamen son verebilir.
Bunların hepsi çok ciddi yan etkilerdir.
Eğer bunlardan biri sizde mevcut ise, acil tıbbi müdahaleye veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir.
Aşağıdakilerden herhangi birini fark ederseniz, hemen doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
Alerjik reaksiyonlar, yaygın olmayan sıklıkta görülür Bu ilaç, kurdeşen (ürtiker) ve yüzde, dudaklarda, dilde ve boğazda şişme (bu belirtiler nefes almada ve yutkunmada zorluklara (anjiyoödem) neden olabilir) dahil olmak üzere, ciddi olabilecek alerjik reaksiyonlara yol açabilir.
Pankreas iltihabı (pankreatit), yaygın olmayan sıklıkta görülür Bu ilaç, genellikle inatçı, şiddetli, sırtınıza kadar ulaşabilen karın (mide) ağrısı belirtilerini gösteren, sıklıkla bulantı veya kusmaya neden olan, pankreatite yol açabilir. Doktorunuzun tedavinizi değiştirmesi gerekecektir.
Düşük kan şekeri (hipoglisemi), yaygın olarak görülür Eğer GLYXAMBI ile birlikte, bir sülfonilüre veya insülin gibi kan şekerini düşürücü başka bir ilaç alıyorsanız kan şekerinizin çok düşük olması riski (hipoglisemi) var demektir. Kan şekerinizin çok fazla düşmesi halinde şu belirtiler görülebilir:
- Titreme, terleme, çok endişeli olma veya kafa karışıklığı hissetme, hızlı kalp atışı
- Aşırı açlık, baş ağrısı
Doktorunuz, düşük kan şekerinizi nasıl tedavi edeceğinizi ve yukarıdaki belirtilerden birini yaşarsanız ne yapacağınızı size anlatacaktır. Eğer kan şekerinizin düştüğünü gösteren belirtilerden birini yaşarsanız, glikoz tableti çiğneyiniz, şeker içeriği yüksek atıştırmalıklar yiyiniz veya meyve suyu içiniz. Eğer mümkünse kan şekerinizi ölçünüz ve dinleniniz.
U İdrar yolu enfeksiyonu, yaygın olarak görülür.
İdrar yolu enfeksiyonunun belirtileri şunlardır:
- İdrar yaparken yanma hissi
- Bulanık görünen idrar
- Kalçada veya sırtın ortasında ağrı (böbreklerde enfeksiyon varsa) Acil idrar yapma ihtiyacı veya daha sık idrara çıkma, bu ilacın çalışma şekline bağlı olabilir.
Ancak bu belirtiler, idrar yolu enfeksiyonu nedeniyle de görülebilir. Eğer bu belirtilerin arttığını düşünüyorsanız doktorunuza danışmalısınız.
Vücuttan sıvı kaybı (dehidratasyon), yaygın olmayan sıklıkta görülür
Dehidratasyonun belirtileri özel değildir, ancak belirtileri arasında şunlar bulunabilir:
- Olağan dışı susuzluk hissi
- Baygınlık hissi veya ayağa kalktığınızda baş dönmesi
- Bayılma veya bilinç kaybı
Bunların hepsi ciddi yan etkilerdir. Acil tıbbi müdahale gerekebilir.
GLYXAMBI kullanırken görülebilecek diğer yan etkiler
Yaygın:
- Genital mantar enfeksiyonu (pamukçuk gibi)
- Burun veya boğaz iltihabı (nazofarenjit)
- Öksürük
- Normalden daha fazla idrar yapma veya daha sık idrara çıkma ihtiyacı
- Kaşıntı
- Deri döküntüsü
- Kanda amilaz enziminde artma
- Pankreas enzimi lipazda artma
- Susama
- Kabızlık
- Yaygın olmayan
- İdrar yaparken gerginlik veya ağrı
- Kan laboratuvar testleri, kandaki yağ düzeylerinde değişiklikler, kırmızı kan hücrelerinin miktarında artma (hematokrit yükselmesi) ve böbrek fonksiyonları ile ilişkili değişiklikler (filtrasyon hızında azalma ve kan kreatinin düzeyinde artma) gösterebilir.
Seyrek
- Ağızda yara
Üreme organlarınızın veya üreme organları ile makat arasındaki bölgenin ciddi seyreden bir yumuşak doku enfeksiyonu. Bu enfeksiyon, “nekrotizan fasiit” veya “Fournier gangreni” olarak adlandırılır.
Çok seyrek
- Böbreklerin iltihaplanması (tübülointersitisyel nefrit) Bilinmiyor
- Deride kabarma (büllöz pemfigoid)
Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Eğer hamileyseniz, hamile olabileceğinizi düşünüyorsanız veya hamile kalmayı planlıyorsanız bu ilacı almadan önce doktorunuz ile görüşünüz.
GLYXAMBI'nin doğmamış bebek üzerinde zararlı olup olmadığı bilinmemektedir. Bir tedbir olarak, gebelik süresince bu ilacı kullanmaktan kaçınmanız önerilir.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
GLYXAMBI formülünde bulunan etkin maddelerin, insanlarda anne sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Emzirme dönemi boyunca GLYXAMBI kullanmayınız.
Üreme GLYXAMBI'nin insan doğurganlığı üzerinde etkisi olup olmadığı bilinmemektedir.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerGLYXAMBI'nin içeriğinde uyarı gerektiren herhangi bir yardımcı madde bulunmamaktadır.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Diğer dozlar ve formlar
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonEmpagliflozin ve linagliptinin sabit doz kombinasyonu, 18 yaş ve üstündeki erişkin tip 2 diabetes mellitus hastalarında; Metformin ve/veya sülfonilüre ve komponentlerinden birinin yeterli glisemik kontrolü sağlamadığı durumlarda, glisemik kontrolü iyileştirmek için Empagliflozin ve linagliptinin ayrı ayrı tabletlerinin kombinasyonu ile halen tedavi edilmekte olan hastalarda endikedir. (Çalışılan kombinasyonlar ile ilgili mevcut veriler için, 4.4, 4.5 ve 5.1’e bakınız).
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarEtkin maddelere, diğer Sodyum-Glikoz-Ko-Taşıyıcı-2 (SGLT2) inhibitörlerinden herhangi birine, diğer Dipeptidil-Peptidaz-4 (DPP-4) inhibitörlerinden herhangi birine veya listelenmiş yardımcı maddelerden herhangi birine karşı hipersensitivite durumunda kontrendikedir.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriDiyabetik ketoasidoz (DKA) Seyrek diyabetik ketoasidoz vakaları, yaşamı tehdit eden ve ölümcül vakalar dahil, klinik çalışmalarda ve pazarlama sonrası çalışmalarda empagliflozin dahil SGLT2 inhibitörleriyle tedavi edilen hastalarda rapor edilmiştir. Bazı hastalarda durumun ortaya çıkışı, kan glikoz değerlerinde sadece orta düzeyde (14 mmol/L’nin (250 mg/dL) altında) bir yükselme şeklinde ortaya çıkan atipik bir tablo şeklinde görülmüştür. DKA’nın, empagliflozinin daha yüksek dozlarında ortaya çıkma olasılığının daha fazla olup olmadığı bilinmemektedir. DKA riski, bulantı, kusma, anoreksi, abdominal ağrı, aşırı susama, nefes almada güçlük, konfüzyon, olağan dışı yorgunluk veya uyku hali gibi, spesifik olmayan semptomların görülmesi halinde düşünülmelidir. Bu semptomlar ortaya çıkarsa, kan şekeri düzeyine bakmaksızın, hastalar derhal ketoasidoz açısından değerlendirilmelidir. DKA şüphesi bulunan veya DKA tanısı konan hastalarda, empagliflozin ile tedavi derhal sonlandırılmalıdır. Majör cerrahi prosedürler veya ciddi akut medikal hastalıklar için hastaneye yatırılan hastalarda, tedaviye ara verilmelidir. Bu hastalarda ketonların izlenmesi tavsiye edilir. İdrar yerine kan keton düzeylerinin ölçülmesi tercih edilir.Keton değerleri normale dönünce ve hastanın durumu stabilize edilince empagliflozin tedavisi yeniden başlatılabilir. Empagliflozin tedavisine başlamadan önce, ketoasidoz predispozisyonu açısından hasta öyküsündeki etkenler değerlendirilmelidir. Empagliflozin ile uzun süreli diyabetik ketoasidoz ve uzun süreli glukozüri gözlemlenmistir. Diyabetik ketoasidoz, empagliflozinin kesilmesinden sonra plazma yarı ömründen beklenenden daha uzun sürebilir. Insülin eksikliği gibi empagliflozinden bağımsız faktörler, ketoasidozun uzun süreli dönemlerinde rol oynayabilir. Düşük beta-hücre fonksiyon rezervi olan hastalar (örneğin, düşük C-peptit düzeyli tip 2 diyabetli hastalar veya latent otoimmün diyabetli yetişkin hastalar (LADA) veya pankreatit hikayesi olan hastalar), kısıtlı gıda alımı veya ağır dehidratasyona yol açan durumlara sahip hastalar, insülin dozları azaltılmış h a s t a l a r ve akut tıbbi hastalık, cerrahi veya alkol bağımlılığına bağlı olarak insülin gereksinimi artan hastalarda DKA riski daha yüksek olabilir. SGLT2 inhibitörleri bu hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Daha önce, SGLT2 inhibitör tedavisi uygulanırken DKA görülen hastalarda, başka bir tetikleyici faktör net olarak tanımlanıp sorun çözülmedikçe, SGLT2 inhibitör tedavisine yeniden başlanması önerilmez. Tip 1 diyabetli hastalarda kullanılmamalıdır. Tip 1 diyabetli hastalardaki bir klinik çalışma programına ait veriler, plaseboya kıyasla insüline ek olarak empagliflozin 10 mg ve 25 mg ile tedavi edilen hastalarda yaygın bir sıklıkla artan DKA göstermiştir. Böbrek yetmezliği 60 mL/dk/1,73 m2 altında eGFR veya <60 mL/dk altında CrCl değerlerine sahip hastalarda günlük empagliflozin/linagliptin dozu, 10 mg/5 mg ile sınırlıdır. eGFR, 30 mL/dk/1,73 m2 altında veya CrCl, 30 mL/dk altında olduğunda empagliflozin/linagliptin önerilmez. Empagliflozin/linagliptin, SDBH’si olan hastalarda veya diyaliz hastalarında kullanılmamalıdır. Bu hastalarda kullanımı destekleyecek verileri yetersizdir. Böbrek fonksiyonunun izlenmesi Böbrek fonksiyonunun değerlendirilmesi aşağıdaki gibi önerilir: başlanmadan önce ve tedavi süresince düzenli aralıklarla, yani en az yılda bir, Birlikte kullanıldığında böbrek fonksiyonları üzerinde negatif bir etkisi olabilecek herhangi ilaca başlanmadan önce. P P P P Hepatik hasar: Klinik çalışmalarda empagliflozin ile hepatik hasar vakaları bildirilmiştir. Empagliflozin ile hepatik hasar arasında bir nedensellik ilişkisi kurulmamıştır. Hematokrit yükselmesi: Empagliflozin tedavisinde hematokritte yükselme gözlenmiştir. Hematokritte belirgin artış görülen hastalar izlenmeli ve altta yatan hematolojik hastalık açısından araştırılmalıdır. Kronik böbrek hastalığı Albüminüri varlığında ve yokluğunda kronik böbrek hastalığı olan hastalarda (eGFR ≥30 mL/dk/1,73 m2) diyabet tedavisine yönelik empagliflozin kullanımıyla ilgili deneyim mevcuttur. Albüminüri hastaları, empagliflozin ile tedaviden daha fazla fayda görebilir. Hacim deplesyonu riski SGLT2 inhibitörlerinin etki mekanizmasına bağlı olarak, terapötik glikozüriye eşlik eden osmotik diürez kan basıncında orta derecede bir düşmeye yol açabilir. Bu nedenle bilinen kardiyovasküler hastalığı olan, hipotansiyon öyküsü olan antihipertansif tedavi (örneğin, tiyazid ve kıvrım diüretikleri, ayrıca.5) alan hastalar veya 75 yaş ve üstündeki hastalar gibi empagliflozin ile indüklenen kan basıncı düşmesinin bir risk oluşturabildiği hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Empagliflozin alan hastalarda, sıvı kaybına yol açabilen durumlarda (örneğin, gastrointestinal hastalık) hacim durumunun (örneğin, fiziksel muayene, kan basıncı ölçümleri, hematokrit dahil laboratuvar testleri) ve elektrolit düzeylerinin dikkatle izlenmesi önerilir. Sıvı kaybı düzelinceye kadar, tedavisine geçici bir süre ara verilmesi düşünülmelidir. Yaşlı hastalar: Empagliflozinle tedavi edilen, özellikle de 25 mg/gün kullanan 75 yaş ve üstündeki hastalarda hacim deplesyonuna ait advers reaksiyon riskinin arttığı bildirilmiştir. Bu nedenle, hacim deplesyonuna yol açabilecek bir ilaçla (örneğin, diüretikler, ACE inhibitörleri) eş zamanlı kullanılması halinde, bu hastaların sıvı alımlarına özellikle dikkat edilmelidir. Uİdrar yolu enfeksiyonları klinik çalışmalarında, empagliflozin veya linagliptin ile tedavi edilen hastalar ve ile tedavi edilen hastalar arasında idrar yolu enfeksiyonu insidansları, genel olarak, benzer bulunmuştur. Empagliflozin klinik çalışmalarında idrar yolu enfeksiyonları insidansına göre sıklıklar karşılaştırılabilir bulunmuştur. 18-24 hafta süreli plasebo kontrollü çift kör çalışmaların oluşturduğu bir havuzda, advers olay olarak bildirilen idrar yolu enfeksiyonlarının genel sıklığı, empagliflozin 25 mg ve plasebo ile tedavi edilen hastalarda benzer bulunmuş, empagliflozin 10 mg ile tedavi edilenlerde ise daha yüksek olmuştur. Pazarlama sonrasında, empagliflozin ile tedavi edilen hastalarda piyelonefrit ve ürosepsis dahil komplike idrar yolu enfeksiyonu vakaları bildirilmiştir. Piyelonefrit ve ürosepsis, klinik çalışmalarda ile tedavi edilen hastalarda rapor edilmemiştir. Bununla birlikte, komplike idrar yolu enfeksiyonu görülen hastalarda tedavisine geçici bir süre ara verilmesi düşünülmelidir. Perineumda nekrotizan fasiit (Fournier gangreni) Empagliflozin dahil olmak üzere SGLT2 inhibitörü kullanan kadın ve erkek hastalarda, perineumda nekrotizan fasiit (Fournier gangreni olarak da bilinir) vakaları bildirilmiştir. Bu durum, seyrek ama ciddi ve potansiyel olarak hayati tehlike yaratan bir olaydır ve acil cerrahi girişim ve antibiyotik tedavisini gerektirir. Hastalar, genital veya perineal bölgelerde ağrı, hassasiyet, eritem veya şişlik ile birlikte ateş veya kırıklık semptomlarından bazılarını birlikte hissetmeleri halinde doktora başvurmaları konusunda uyarılmalıdır. Ürögenital enfeksiyon veya perineal absenin, nekrotizan fasiitten önce ortaya çıkabileceği akılda tutulmalıdır. Eğer Fournier gangreninden şüphe edilirse, tedavisi kesilmeli ve derhal tedavi (antibiyotikler ve cerrahi debridman dahil) başlanmalıdır. Alt ekstremite amputasyonları: Alt ekstremite amputasyonu (primer olarak baş parmak) vakalarında bir artış, diğer bir SGLT2 inhibitörü ile devam eden uzun dönemli klinik çalışmalarda gözlenmiştir. Bunun bir sınıf etkisi olup olmadığı bilinmemektedir. Tüm diyabetik hastalar için olduğu gibi, hastalara rutin koruyucu ayak bakımı konusunda eğitim verilmesi önemlidir. U Laboratuvar idrar tahlillerinin değerlendirilmesi Empagliflozinin etki mekanizmasına bağlı olarak kullanan hastaların idrarında glikoz testi pozitif olacaktır. 1,5-anhidroglusitol (1,5-AG) tahlilinde müdahale 1,5-AG ölçümleri, SGLT2 inhibitörleri alan hastalarda glisemik kontrolün değerlendirilmesinde güvenilir olmadığından glisemik kontrolün 1,5-AG tahlili izlenmesi önerilmemektedir Glisemik kontrolü izlemek için alternatif yöntemlerin kullanılması tavsiye edilir. Akut pankreatit Dipeptidil peptidaz-4 (DPP-4) inhibitörlerinin kullanımı akut pankreatit gelişimi riski ile ilişkilendirilmiştir. Linagliptin kullanan hastalarda akut pankreatit gözlenmiştir. Medyan gözlem süresi 2,2 yıl olan kardiyovasküler ve renal güvenlilik çalışmasında (CARMELINA), linagliptin ile tedavi edilen hastaların %0,3’ünde ve plasebo ile tedavi edilen hastaların %0,1’inde tanısı doğrulanmış akut pankreatit bildirilmiştir. Hastalar, akut pankreatitin karakteristik semptomları hakkında bilgilendirilmelidir. Eğer pankreatit şüphesi varsa, kesilmelidir; eğer akut pankreatit kesinleşmişse, tedavisine yeniden başlanmamalıdır. Pankreatit öyküsü olan hastalarda dikkat edilmelidir. Artralji DPP-4 inhibitörleri alan hastalarda, şiddetli ve sakatlığa yol açabilen artraljiye dair pazarlama sonrası vakalar raporlanmıştır. Tedavi başlangıcından itibaren, semptomların başlama zamanı bir gün ile yıllar arasında değişmiştir. İlaç bırakıldığında semptomların da ortadan kalktığı ve hastalara aynı ilaç veya farklı bir DPP-4 inhibitörü yeniden verildiğinde semptomların tekrar meydana geldiği görülmüştür. DPP-4 inhibitörleri, şiddetli eklem ağrısının olası nedeni olarak düşünülmeli ve uygunsa ilaç bırakılmalıdır. Büllöz Pemfigoid: Linagliptin kullanan hastalarda büllöz pemfigoid gözlenmiştir. CARMELINA çalışmasında, linagliptin ile tedavi edilen hastaların %0,2’sinde büllöz pemfigoid bildirilmiş, plasebo ile tedavi edilen hastalarda ise bu reaksiyon gözlenmemiştir. DPP-4 inhibitörleri alan hastalarda, hastaneye başvuru gerektiren büllöz pemfigoid vakaları pazarlama sonrasında raporlanmıştır. Birçok vakada, ilaç bırakıldığında ve sistemik/topikal immünsupresif tedavi uygulandığında hastaların düzeldiği görülmüştür. kullanırken ciltte oluşabilecek kabarcık ve erozyonların bildirilmesi hastalara anlatılmalıdır…
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerBu belgede yan etki sıklıkları tablo sütunlarında verildiği için aşağıdaki listede sıklıklar eksik ya da başka bir etkinin yanında görünebilir; sıklıklar için KÜB belgesinin aslına bakınız.
En sık bildirilen advers reaksiyon, idrar yolu enfeksiyonudur (10 mg empagliflozin/5 mg linagliptin ile %7,5 ve 25 mg empagliflozin/5 mg linagliptin ile %8,5). En ciddi advers reaksiyonlar, ketoasidoz, pankreatit (%0,2), hipersensitivite (%0,6) ve hipoglisemi (%2,4) olmuştur. Genel olarak, güvenlilik profili, her bir aktif bileşenin (empagliflozin ve linagliptin) güvenlilik profilleriyle aynı doğrultudadır. ile herhangi bir ek advers reaksiyon tanımlanmamıştır. Sıklık kategorileri, şeklinde tanımlanmıştır. Tablo 2: Bildirilen plasebo kontrollü çalışmalar ve pazarlama sonrası deneyimden elde edilen advers reaksiyonların (MedDRA) tablolu listesi Sistem organ sınıfı Sıklık Advers reaksiyon Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar Yaygın İdrar yolu enfeksiyonu 1,* (piyelonefrit ve ürosepsis dahil)4 Yaygın Vajinal monoliyaz, vulvovajinit, balanit ve diğer genital enfeksiyonlar,* Yaygın Nazofarenjit 2 Seyrek Perineumda nekrotizan fasiit (Fournier gangreni) # Bağışıklık sistemi hastalıkları Yaygın olmayan Hipersensitivite Yaygın olmayan Anjioödem, ürtiker Metabolizma ve beslenme hastalıkları Yaygın Hipoglisemi (sülfonilüre veya insülin ile birlikte kullanıldığında) * Yaygın Susuzluk Seyrek Diyabetik ketoasidoz,# Vasküler hastalıklar Yaygın olmayan Hacim deplesyonu,*,b Solunum göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıklar Yaygın Öksürük Gastrointestinal hastalıklar Yaygın olmayan Seyrek Konstipasyon Pankreatit 2 Ağızda ülserasyon 3 Deri ve deri altı doku hastalıkları Yaygın Prurit 1 Yaygın Döküntü 3,4 Bilinmiyor Büllöz pemfigoid 2,a Böbrek ve idrar yolu hastalıkları Yaygın İdrar yapmada artış 1,* Yaygın olmayan Dizüri 1 Çok seyrek Tübülointerstisyel nefrit Araştırmalar Yaygın Amilaz artışı 2 Yaygın Lipaz artışı 2 Yaygın olmayan Hematokrit artışı 1,5 Yaygın olmayan Serum lipidlerinde artış 1,6 Yaygın olmayan Kan kreatinin düzeyinde artış/Glomerüler filtrasyon hızında azalma 1,* 1 Empagliflozinle deneyimlerden derlenmiştir 2 Linagliptinle deneyimlerden derlenmiştir 3 Linagliptin pazar sonrası deneyimlerinden derlenmiştir 4 Empagliflozin pazar sonrası deneyimlerinden derlenmiştir 5 Hematokritte başlangıca göre ortalama değişiklikler 10mg/5mg ve 25 mg/5 mg için sırası ile %3,3 ve %4,2, buna karşılık plasebo için %0,2’dir. Empagliflozin ile bir klinik çalışmada, tedavinin durdurulmasından sonraki 30 günlük takip süresinden sonra hematokrit değerleri başlangıç değerlerine doğru geri dönmüştür. 6 10mg/5mg ve 25 mg/5 mg’a karşı plasebo ile başlangıca göre ortalama artış yüzdesi sırası ile total kolesterol için %3,2 ve %4,6’a karşı %0,5, HDL-kolesterol için %8,5 ve %6,2’e karşı %0,4, LDL kolesterol için %5,8 ve %11’a karşı %3,3, trigliserit için %-0,5 ve %3,3’e karşı %6,4. a CARMELINA çalışmasında linagliptin ile tedavi edilen hastaların %0,2’sinde büllöz pemfigoid bildirilmiştir. Plasebo ile tedavi edilen hastalarda bildirilmemiştir. b (Hastaların yarısının, tip 2 diabetes mellitus’lu olduğu) kalp yetersizliği olan hastalardaki empagliflozin çalışmalarına ait havuzlanmış veriler, daha yüksek bir hacim deplesyonu sıklığı sergilemiştir (“çok yaygın”: plasebo için %9,7’ye kıyasla empagliflozin için %11,4). #.4 * Ek bilgi için aşağıdaki alt başlığa bakınız Seçilmiş advers reaksiyonların açıklanması Hipoglisemi Tip 2 diyabeti olan ve metforminle arka plan tedavide yeterli glisemik kontrolü sağlanamayan hastalarda yürütülen havuzlanmış klinik çalışmalarda, bildirilen hipoglisemik olayların sıklığı %2,4 olmuştur. Doğrulanan hipoglisemik olayların insidansı düşüktür. Empagliflozin veya linagliptin tedavisi ile karşılaştırıldığında, farklı doz yitilikleriyle tedavi edilen hastalardaki insidansta belirgin bir farklılık yoktur. Aktif kontrollü veya plasebo kontrollü çalışmalarda, alan bir hastada, doğrulanmış (araştırmacı tarafından tanımlanmış) majör bir hipoglisemik olay (yardım gerektiren olay olarak tanımlanmıştır) gözlenmiştir (genel sıklık %0,1). Empagliflozin ve linagliptinden elde edilen deneyimlere dayanarak, birlikte insülin ve/veya sülfonilüre tedavisi ile hipoglisemi riskinde bir artış beklenir. Empagliflozin ile hipoglisemi görülme sıklığı, ilgili çalışmalarda, arka plan tedavisine bağlıdır ve monoterapi olarak, metformine ekleme tedavisi olarak ve pioglitazon+/-metformine ekleme tedavisi olarak, empagliflozin ile plasebo için benzerdir. Hipoglisemisi olan hastaların sıklığı, metformin+sülfonilüreye ekleme tedavisi olarak (empagliflozin 10 mg: %16,1, empagliflozin 25 mg: %11,5, plasebo %8,4), bazal insülin+/-metformin ve +/-sülfonilüreye ekleme tedavisi olarak (ilk 18 hafta boyunca insülinin ayarlanamadığı sürede empagliflozin 10 mg: %19,5, empagliflozin 25 mg: %28,4, plasebo %20,6; 78 hafta süreli çalışma boyunca empagliflozin 10 mg ve 25 mg: %36,1, plasebo %35,3) ve metforminle birlikte veya birlikte olmayan şekilde MDI insüline ekleme tedavisi olarak verildiğinde (ilk 18 hafta boyunca insülinin ayarlanamadığı sürede empagliflozin 10 mg: %39,8, empagliflozin 25 mg: %41,3, plasebo: %37,2; 52 hafta süreli çalışma boyunca empagliflozin 10 mg: %51,1, empagliflozin 25 mg: %57,7, plasebo: %58) plaseboya göre, empagliflozin ile tedavi edilen hastalarda artmıştır. Empagliflozin ile majör hipoglisemi (yardım gerektiren olaylar) Majör hipoglisemik olay yaşayan hastaların sıklığı düşüktür ve monoterapi, metformin +/ sülfonilüreye ekleme tedavisi ve pioglitazon+/-metformine ekleme tedavisi olarak, empagliflozin ile plasebo için benzerdir. Majör hipoglisemik olay yaşayan hastaların sıklığı, bazal insülin +/ metformin ve +/sülfonilüreye ekleme tedavisi olarak (insülinin ayarlanamadığı ilk 18 hafta boyunca: empagliflozin 10 mg: %0, empagliflozin 25 mg: %1,3, plasebo: %0; 78 hafta süreli çalışma boyunca empagliflozin 10 mg: %0, empagliflozin 25 mg: %1,3, plasebo: %0) ve metforminle birlikte veya birlikte olmayan şekilde MDI insüline ekleme tedavisi olarak verildiğinde (ilk 18 hafta boyunca insülinin ayarlanamadığı sürede ve 52 hafta süreli çalışma boyunca, empagliflozin 10 mg: %1,6, empagliflozin 25 mg: %0,5, plasebo: %1,6) plaseboya göre, empagliflozin ile artmıştır. Linagliptin ile hipoglisemi Klinik çalışmalarda linagliptin ile en sık bildirilen advers olay, linagliptin+metformin+ sülfonilüre (%22,9’a karşılık plasebo %14,8) üçlü kombinasyonu ile görülen hipoglisemidir. Plasebo kontrollü çalışmalarda hipoglisemi (%10,9; N=471) hafif (%80; N=384), orta (%16,6; N=78) veya şiddetli (%1,9; N=9) yoğunlukta gözlenmiştir. İdrar yolu enfeksiyonu ile yapılan klinik çalışmalarda, ile tedavi edilen hastalardaki idrar yolu enfeksiyonu sıklığı (25 mg/5 mg: %8,5; 10 mg/5 mg: %7,5), empagliflozin ve linagliptin ile tedavi edilen hastalarla karşılaştırıldığında belirgin bir fark göstermemiştir. Sıklıklar, empagliflozin klinik çalışmalarında bildirilenler ile karşılaştırılabilir bulunmuştur. Empagliflozin çalışmalarında, idrar yolu enfeksiyonu genel sıklığı, empagliflozin 25 mg ve plasebo (%7 ve %7,2) ile tedavi edilen hastalarda benzerdir ve empagliflozin 10 mg (%8,8) ile tedavi edilen hastalarda daha yüksektir. Plaseboya benzer şekilde, kronik veya tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu öyküsü olan hastalarda, empagliflozin için idrar yolu enfeksiyonu daha sık bildirilmiştir. İdrar yolu enfeksiyonunun yoğunluğu, hafif, orta ve şiddetli yoğunluk bildiren raporlar için plasebo ile benzerdir. İdrar yolu enfeksiyonu, empagliflozin ile tedavi edilen kadın hastalarda plaseboya göre daha sık bildirilmiştir, ancak erkek hastalar için bu durum geçerli değildir. Vajinal monoliyaz, vulvovajinit, balanit ve diğer genital enfeksiyonlar ile yapılan klinik çalışmalarda, ile tedavi edilen hastalardaki genital enfeksiyonlar (25 mg/5 mg: %3; 10 mg/5 mg: %2,5), linagliptine göre daha sık, ancak empagliflozine göre daha az sıklıkta bildirilmiştir. Genel olarak, için sıklıklar, empagliflozin klinik çalışmalarında rapor edilenlerle karşılaştırılabilir bulunmuştur. Empagliflozin çalışmalarında, vajinal monoliyaz, vulvovajinit, balanit ve diğer genital enfeksiyonlar plasebo (%1) ile karşılaştırıldığında, empagliflozin 10 mg (%4) ve empagliflozin 25 mg (%3,9) tedavilerinde daha sık bildirilmiştir. Bu enfeksiyonlar, plasebo ile karşılaştırıldığında, kadın hastalarda empagliflozin ile daha sık bildirilmiştir. Sıklıktaki farklılıklar erkek hastalarda daha az belirgindir. Genital kanal enfeksiyonları, hafif ve orta derecededir ve hiçbirinin yoğunluğu şiddetli olmamıştır. Genital enfekiyonlarla eş zamanlı olarak fimozis/edinilmiş fimozis vakaları bildirilmiş olup bazı vakalarda sirkumsizyon gerekmiştir. İdrar çıkışında artış ile yapılan klinik çalışmalarda, idrar çıkışında artış, ile tedavi edilen hastalarda (25 mg/5 mg: %2,6; 10 mg/5 mg: %1,4), linagliptine göre daha sık ve empagliflozine göre benzer sıklıkta bildirilmiştir. Genel olarak, için sıklıklar, empagliflozin klinik çalışmalarında bildirilenlerle karşılaştırılabilir bulunmuştur. Empagliflozin ile yapılan klinik çalışmalarda, ürinasyon artışı (önceden tanımlanmış terimler olan pollakiüri, poliüri, nokturi dahil), plaseboyla karşılaştırıldığında (%1,4) empagliflozin (empagliflozin 10 mg:%3,5; empagliflozin 25 mg: %3,3) ile tedavi edilen hastalarda daha yüksek sıklıkta gözlenmiştir. İdrar çıkışında artış, çoğunlukla hafif veya orta yoğunluktadır. Bildirilmiş noktüri sıklığı, plasebo ve empagliflozin arasında karşılaştırılabilir oranlardadır. Hacim deplesyonu ile yapılan klinik çalışmalarda, ile tedavi edilen hastalardaki hacim deplesyonu sıklığı (25 mg/5 mg: %0,4; 10 mg/5 mg: %0,8), empagliflozin ve linagliptin ile tedavi edilen hastalarla karşılaştırıldığında belirgin bir fark göstermemiştir. Sıklıklar, empagliflozinin klinik çalışmalarında bildirilenler ile karşılaştırılabilir bulunmuştur…
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.