DUROGESIC 12 MCG/SAAT TRANSDERMAL FLASTER, 5 ADET
Fiyat ve paketler
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Durogesic 12 mcg/saat ne için kullanılır?
KT 1- Sürekli ağrı tedavisine ihtiyacı olan yetişkin ve halihazırda opioid ilaç kullanan ve sürekli ağrı tedavisine ihtiyacı olan 2 yaşından büyük çocuklarda şiddetli ve uzun süreli ağrıların giderilmesine yardımcı olur.
- DUROGESIC güçlü ağrı kesiciler olan opioidler olarak adlandırılan bir ilaç grubuna dahildir.
- Flaster deriye yapıştırılabilmesi için yapışkan bir yüzeye sahiptir.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · Kullanmayınız- Fentanile veya flasterdeki diğer maddelerden herhangi birine (yukarıda yardımcı maddeler listesine bakınız) karşı alerjiniz varsa,
- Ani ağrı veya ameliyat sonrası ağrı gibi kısa süreli ağrınız varsa
- Nefes alma güçlüğünüz varsa ya da yavaş ya da sığ nefes alıyorsanız.
DUROGESIC'i kullanmayınız.
Yukarıdakilerden herhangi biri sizin için ya da çocuğunuz için geçerliyse DUROGESIC 'i kullanmayınız. Emin değilseniz kullanmadan önce doktorunuzla, eczacınızla veya hemşirenizle konuşunuz.
Flaster başkasına yapışırsa Flasteri sadece doktorun reçetelediği kişi kullanmalıdır. Bazen flaster, yakın fiziksel temasta bulunan veya hasta ile aynı yatağı paylaşan aile bireylerine de kaza sonucu yapışabilir. Başka birine (özellikle bir çocuğa) yapışan flaster ilacın diğer kişinin derisinin içine nüfuz etmesine yol açarak yavaş ya da sığ nefes alma gibi nefes alma güçlüklerine neden olabilir; bu durum ölümcül olabilir. Flasterin başka bir kişinin cildine yapışması durumunda hemen flasteri çıkarınız ve doktorunuzu arayınız.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriCiddi advers etki görülen hastalar, serum fentanil konsantrasyonlarının kademeli olarak azalması ve ancak 20 ile 27 saat sonra yaklaşık %50’sine düşmesi nedeniyle, tedavisinin kesilmesinden sonra en az 24 saat ya da daha uzun süre ile klinik semptomların gerektirdiği şekilde kontrol altında tutulmalıdır. Hastalar ve bakıcıları özellikle çocuklar için, öldürücü olabilecek bir miktarda etkin madde içerdiği konusunda bilgilendirilmelidir. Bu nedenle tüm flasterler hem kullanım öncesi hem de sonrası çocukların göremeyeceği ya da ulaşamayacağı yerlerde saklanmalıdır. Kazara yutma ile ilişkili ölümcül sonuç, yanlış kullanım ve suistimal dahil olmak üzere riskler nedeniyle, hastalara ve bakıcılarına başkalarının erişemeyeceği güvenli ve emniyetli bir yerde saklamaları tavsiye edilmelidir. Daha önce opioid tedavisi almamış ve opioidlere tolerans gelişmemiş hastalar Daha önce opioid tedavisi almamış hastalarda ilk opioid tedavisi olarak kullanılması, özellikle kanser harici ağrısı olan hastalarda, çok seyrek olarak belirgin solunum depresyonu ve/veya ölüm vakaları ile ilişkilendirilmiştir. Daha önce opioid tedavisi almamış hastalarda, başlangıç tedavisi olarak en düşük dozu kullanılsa bile, özellikle yaşlı ya da karaciğer yetmezliği ya da böbrek yetmezliği olan hastalarda, ciddi veya hayatı tehdit eden hipoventilasyon potansiyeli söz konusudur. Tolerans gelişmesi yatkınlığı bireyler arasında oldukça değişiklik göstermektedir. opioid toleransı gelişmiş olan hastalarda kullanılması önerilmektedir. Solunum Depresyonu Bazı hastalarda kullanımıyla önemli solunum depresyonu görülebilir; hastalar bu etkiye karşı izlenmelidir. Solunum depresyonu çıkarılmasından sonra da sürebilir. dozu arttıkça solunum depresyonu olasılığı da artar. Opioidler, merkezi uyku apnesi (MUA) ve uyku ile ilişkili hipoksi de dahil olmak üzere uyku ile ilişkili solunum bozukluklarına neden olabilir. Opioid kullanımı, doza bağlı bir şekilde MUA riskini artırır. MUA ile başvuran hastalarda toplam opioid dozunun azaltılması düşünülmelidir. Benzodiazepinler veya ilgili ilaçlar gibi sedatif ilaçlar, alkol ve MSS depresan narkotik ilaçlar dahil merkezi sinir sistemi (MSS) depresanları ile birlikte kullanım ile ilişkili riskler benzodiazepinler veya ilişkili ilaçlar gibi sedatif ilaçlar, alkol ya da MSS depresan narkotik ilaçlar ile birlikte kullanımı, sedasyon, solunum depresyonu, koma ve ölüme neden olabilir. Bu risklerden dolayı, sedatif ilaçlarla birlikte reçetelenmesi yalnızca alternatif tedavi opsiyonları bulunmayan hastalar için düşünülmelidir. sedatif ilaçlarla birlikte reçete edilmesine karar verilirse, etkili en düşük doz kullanılmalı ve tedavi süresi mümkün olduğu kadar kısa olmalıdır. Hastalar solunum depresyonu ve sedasyonun bulgu ve belirtileri için yakından takip edilmelidir. Bu açıdan, hastalara ve bakım verenlerine bu belirtilere karşı dikkatli olmaları söylenmelidir. Kronik Akciğer Hastalığı kronik obstrüktif akciğer hastalığı veya diğer akciğer hastalıkları olan hastalarda daha ciddi advers etkileri görülebilir. Bu hastalarda, opioidler solunum hızını azaltır ve solunum yolu direncini arttırır. Uzun süreli tedavi etkileri ve tolerans Tüm hastalarda, opioidlerin tekrarlayan uygulamalarıyla analjezik etkilere tolerans, hiperaljezi, fiziksel bağımlılık ve psişik bağımlılık gelişebilirken, opioid ile indüklenmiş konstipasyon gibi bazı yanı etkiler için eksik tolerans gelişir. Özellikle kanser dışı kronik ağrıları olan hastalarda, uzun dönemde sürekli opioid tedavisiyle ağrı yoğunluğunda anlamlı bir düzelme sağlanamayabileceği bildirilmiştir. Tedavi süresince, tedaviye devamın gerekliliğini değerlendirmek için hekim ile hasta arasında sık sık iletişim kurulmalıdır. Devam etmenin hiçbir faydası olmadığına karar verilirse, yoksunluk belirtilerinin önlenmesi için doz tedricen azaltılmalıdır. Fiziksel olarak opioidlere bağımlı bir hastada aniden kesilmemelidir. Tedavinin aniden kesilmesi veya dozun azaltılması durumunda ilaç yoksunluk sendromu ortaya çıkabilir. Fiziksel olarak opioidlere bağımlı bir hastada hızla kesilmesinin ciddi yoksunluk semptomlarına ve kontrolsüz ağrıya yol açabileceğine dair raporlar mevcuttur. Bir hasta artık tedaviye ihtiyaç duymadığında, yoksunluk semptomlarını minimuma indirmek için dozun kademeli olarak azaltılması tavsiye edilir. Yüksek bir dozun azaltılması haftalar veya aylar alabilir. Opioid ilaç yoksunluk sendromu, aşağıdakilerden bazıları veya tümü ile karakterize edilir: huzursuzluk, gözyaşı, şiddetli burun akıntısı, esneme, terleme, üşüme, miyalji, midriyazis ve çarpıntı. Ayrıca sinirlilik, ajitasyon, anksiyete, hiperkinezi, titreme, güçsüzlük, uykusuzluk, anoreksi, karın krampları, bulantı, kusma, ishal, kan basıncında artış, solunum hızında veya kalp atım hızında artış gibi başka belirtiler de gelişebilir. Tolerans ve Opioid kullanım bozukluğu (suistimal ve bağımlılık) Tekrarlayan kullanımı, Opioid kullanım bozukluğuna (OKB) yol açabilir. Daha yüksek dozda ve daha uzun süreli opioid tedavisi Opioid kullanım bozukluğu (OKB) gelişme riskini artırabilir. suistimali veya kasıtlı olarak kötüye kullanımı doz aşımı ve/veya ölümle sonuçlanabilir. Opioid kullanım bozukluğu (OKB) gelişme riski, kişisel veya aile öyküsünde (anne-baba veya kardeşler) madde kullanım bozuklukları (alkol kullanım bozukluğu dâhil) olan hastalarda, hâlihazırda sigara içenlerde ya da diğer ruh sağlığı bozuklukları (örn, majör depresyon, anksiyete ve kişilik bozuklukları) öyküsü olan hastalarda daha yüksektir. ile tedaviye başlamadan önce ve tedavi sırasında, hasta ile tedavi hedefleri ve bir tedavi sonlandırma planı üzerinde anlaşılmalıdır. Tedavi öncesinde ve sırasında hasta Opioid kullanım bozukluğu (OKB) risk ve bulguları açısından bilgilendirilmelidir. Bu bulgular meydana gelirse, hastalara hekimleriyle iletişime geçmesi tavsiye edilmelidir. Başta yüksek risk altındakiler olmak üzere opioid ilaçlarla tedavi edilen hastalar, ilaç arama davranışı (örn. çok erken reçete yenileme talepleri) gibi Opioid kullanım bozukluğu (OKB) bulguları açısından izlenmelidir. Bu, birlikte kullanılan opioidler ve psikoaktif ilaçların (benzodiazepinler gibi) gözden geçirilmesini de içerir. Opioid kullanım bozukluğu (OKB) bulgu ve belirtileri gösteren hastalar için, bir bağımlılık uzmanına danışılması düşünülmelidir. Opioid tedavisi sonlandırılacak ise. Kafa İçi Basıncında Artış Dahil Santral Sinir Sistemi Durumları, kafa içi basıncında artış, bilinç bozukluğu veya komaya dair kanıtlar görülen hastalar gibi özellikle CO2 retansiyonunun kafa içi etkilerine özellikle hassas olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. beyin tümörü olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Kardiyak Hastalıklar Fentanil bradikardiye neden olabilir ve dolayısıyla bradiaritmili hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Hipotansiyon Opioidler özellikle akut hipovolemisi olan hastalarda hipotansiyona neden olabilir. Altta yatan semptomatik hipotansiyon ve/veya hipovolemi ile tedavi başlatılmadan önce düzeltilmelidir. Karaciğer Yetmezliği Fentanil karaciğerde inaktif metabolitlere metabolize olduğundan, karaciğer yetmezliği fentanilin eliminasyonunu geciktirebilir. kullanan karaciğer yetmezliği olan hastalar, fentanilin toksisite belirtilerine karşı dikkatle izlenmeli ve gerektiğinde dozu düşürülmelidir. Böbrek Yetmezliği Her ne kadar böbrek fonksiyonunun azalmasının fentanil atılımını klinik olarak anlamlı bir seviyede etkilemesi beklenmese de fentanil farmakokinetiği bu popülasyonda değerlendirilmediğinden dikkat edilmesi önerilir. Tedavi yalnızca yararların risklerden daha ağır bastığı durumlarda düşünülmelidir. kullanan böbrek yetmezliği olan hastalar, fentanilin toksisite belirtilerine karşı dikkatle izlenmeli ve gerektiğinde dozu düşürülmelidir. Opioid kullanmamış böbrek yetmezliği olan hastalar için ek kısıtlamalar mevcuttur. Ateşli hastalar / Dış Isı Uygulaması Vücut ısısı artarsa fentanil konsantrasyonları artabilir. Bu sebeple, ateşli hastalar opioid yan etkilerine karşı izlenmeli ve gerekliyse dozu ayarlanmalıdır. Sistemden salınan fentanil miktarında ısıya bağlı artış görülme potansiyeli vardır ve bu olası doz aşımı ve ölümle sonuçlanabilir. Tüm hastaların uygulama alanını, ısıtıcı ped, sıcak su şişeleri, elektrikli battaniye, ısıtılmış su yatağı, ısı veya bronzlaşma lambası (solaryum), yoğun güneş banyosu, uzun süreli sıcak su banyoları, saunalar, kaplıcalar ve sıcak küvetler gibi direkt dış ısı kaynaklarına maruz bırakmamaları tavsiye edilmelidir. Serotonin Sendromu, serotonerjik nörotransmitter sistemlerini etkileyen ilaçlarla birlikte uygulandığında dikkatli olunması önerilir. Potansiyel olarak yaşamı tehdit eden serotonin sendromunun gelişimi, Seçici Serotonin Geri Alım İnhibitörleri (SSRI) ve Serotonin ve Norepinefrin Geri Alım İnhibitörleri (SNRI) gibi serotonerjik ilaçlar ve serotonin metabolizmasını bozan ilaçlarla (monoamin oksidaz inhibitörleri; MAOI dahil) birlikte kullanım sonucunda meydana gelebilir. Bu durum tavsiye edilen dozda oluşabilir. Serotonin sendromu ruhsal durum değişiklikleri (ör. ajitasyon, halüsinasyon, koma), otonomik instabilite (ör. taşikardi, labil kan basıncı, hipertermi), nöromüsküler anormallikler (ör. hiperrefleksi, inkoordinasyon, rijidite) ve/veya gastrointestinal semptomları (ör. bulantı, kusma, ishal) içerebilir. Serotonin sendromundan şüpheleniliyorsa, kullanımının hızla sonlandırılması düşünülmelidir. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşim CYP3A4 inhibitörleri ile etkileşim: flasterin sitokrom P450 3A4 (CYP3A4) inhibitörleri ile birlikte kullanımı fentanilin plazma konsantrasyonlarında artış ile sonuçlanabileceğinden terapötik ve yan etkilerinde artış ve uyarma ile ciddi solunum depresyonuna neden olabilir. Bu nedenle, yararın advers etki riskine ağır basmadığı sürece, transdermal fentanil ile sitokrom P450 3A4 inhibitörlerinin birlikte kullanılması önerilmemektedir. Genellikle, bir hasta ilk flasterini uygulamadan önce, CYP3A4 inhibitörü ile tedaviyi kestikten sonra 2 gün beklemelidir…
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlar gibi, DUROGESIC'in içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir.
Siz, eşiniz ya da bakımvereniniz flasteri kullanan kişide aşağıdakilerden birini fark ederse, flasteri çıkarın ve bir doktor çağırın ya da en yakın hastaneye gidin.
Aşağıdakilerden biri olursa, DUROGESIC'i kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
- Kendinizi her zamankinden daha uykulu ya da sersemlemiş olarak hissederseniz,
- Soluk alıp vermeniz her zamankinden daha yavaş ya da zayıf hale gelirse, Yukarıdaki tavsiyelere göre hareket edip flasteri kullanan kişiyi olabildiğince hareket ettirin ve konuşturun. Çok seyrek olarak soluk alıp vermenizle ilgili bu zorlanmalar özellikle daha önceden opioid grubundan güçlü ağrı kesicileri (DUROGESIC veya morfin gibi) hiç kullanmamış kişilerde yaşamı tehdit edebilen boyutlarda olabilmekte hatta ölüme neden olabilmektedir.
- Yüzünüzde ya da boğazınızda aniden şişme oluşması, cildinizde aniden ağır bir tahriş, kızarma ya da kabarcıklanma olması,
Bu belirtiler ciddi bir alerjik tepkiyi gösterebilir (Sıklığı bilinmiyor).
- Havale ya da nöbet geçirme (Yaygın değildir),
- Bilinç bulanıklığı veya bilinç kaybı (Yaygın değildir).
Bunların hepsi çok ciddi yan etkilerdir. Eğer bunlardan biri sizde mevcut ise, sizin DUROGESIC'e karşı ciddi alerjiniz var demektir. Acil tıbbi müdahaleye veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir.
Bu çok ciddi yan etkilerin hepsi oldukça seyrek görülür.
Yan etkiler şu şekilde sınıflandırılır:
Çok yaygın : 10 hastanın en az 1'inde görülebilir.
Yaygın : 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilir.
Yaygın olmayan : 100 hastanın birinden az, fakat 1.000 hastanın birinden fazla görülebilir.
Seyrek : 1.000 hastanın birinden az, fakat 10.000 hastanın birinden fazla görülebilir.
Çok seyrek : 10.000 hastanın birinden az görülebilir.
Bilinmiyor : Eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor
Aşağıdaki yan etkiler de bildirilmiştir:
- Çok yaygın
- Mide bulantısı, kusma, kabızlık
- Uyku hali (somnolans)
- Baş dönmesi
- Baş ağrısı
- Yaygın
- Aşırı duyarlılık (alerjik tepkiler)
- İştahsızlık
- Uyuma güçlüğü
- Depresyon
- Anksiyete veya kafa karışıklığı
- Halüsinasyonlar (gerçekte olmayan şeyleri görme ve hissetme, olmayan sesleri işitme)
- Kas titremeleri veya kasılmaları
- Deride karıncalanma ya da uyuşma hissi (parestezi)
- Dönme hissi (vertigo)
- Kalbiniz normalden hızlı veya düzensiz çarpması (çarpıntı, taşikardi)
- Kan basıncında yükselme (hipertansiyon)
- Nefes darlığı (dispne)
- İshal (diyare)
- Ağızda kuruma
- Mide/karın ağrısı veya hazımsızlık
- Aşırı terleme
- Kaşıntı, deri döküntüsü ya da deride kızarıklık
- Kas spazmları
- İdrara çıkamama ya da mesaneyi tamamen boşaltamama
- Çok yorgun, güçsüz ya da genel olarak kötü hissetme
- Üşüme
- Ellerde, bileklerde ya da ayaklarda şişlik (periferik ödem) Yaygın olmayan
- Ajitasyon ya da zihin karışıklığı
- Aşırı mutluluk (öfori)
- Özellikle deride azalmış hisler ya da hassasiyet (hipoestezi)
- Nöbet (bilincin kapanabildiği ve kontrol edilemeyen kas kasılmaları ile seyreden durum)
- Hafıza kaybı
- Bulanık görme
- Yavaş kalp atımı (bradikardi) ya da düşük kan basıncı (hipotansiyon)
- Deride kandaki oksijen miktarının azalmasından kaynaklanan mavi renk (siyanoz)
- Bağırsaklarda kasılma kaybı (ileus)
- Kaşıntılı deri döküntüsü (egzama), alerjik reaksiyon ya da flasterin yapıştırıldığı yerde başka deri rahatsızlıkları
- Grip benzeri hastalık
- Vücut ısısında değişim hissi
- Ateş
- Kas seğirmesi
- Ereksiyon sağlayamama ve sürdürememe (impotans) veya cinsel ilişki sorunları
- Yutma güçlüğü (disfaji)
- Uygulama bölgesinde hassasiyet, aşırı duyarlılık
- İlaç kesilme sendromu
- Vücut ısısı artışı, ateş (pireksi)
- Seyrek
- Göz bebeklerinde küçülme (miyozis)
- Zaman zaman solunumun duraklaması (apne)
- Solunum hızı ve derinliğinde azalma (hipo-ventilasyon)
- Bağırsak tıkanıklığı (subileus)
- Uygulama bölgesinde deri rahatsızlığı, egzema
- Bilinmiyor
- Acil tedavi edilmesi gereken ciddi ve hayatı tehlikeye atan aşırı duyarlılık durumu (anafilaktik şok, anafilaktik reaksiyon, anafilaktoid reaksiyon)
- Erkek seks hormonu eksikliği (androjen yetmezliği)
- Deliryum (ajitasyon, huzursuzluk, dezoryantasyon, bilinç bulanıklığı, korku, olmayan şeyler görme veya işitme, uyku bozukluğu ve kâbus gibi belirtilerden birkaçını içerebilir)
- Anormal derecede yüzeyel ve yavaş solunum
- İlaç toleransı, ilaç bağımlılığı, ilacın kötüye kullanımı (bkz. Bölüm 2)
- DUROGESIC'e bağımlılık geliştirebilirsiniz (bkz. Bölüm 2) Flasterin uygulama yerinde deride döküntüler, kızarıklıklar veya hafif kaşıntı fark edebilirsiniz.
Bu genellikle hafiftir ve flaster çıkarıldıktan sonra kaybolur. Eğer kaybolmazsa, veya flaster cildinizi kötü bir şekilde tahriş ederse, doktorunuza bildiriniz.
Flasterlerin sürekli olarak kullanılması ilacın etkisini azaltabilir (ona alışırsınız veya ağrıya daha duyarlı olabilirsiniz) ya da ilaca bağımlı hale gelebilirsiniz.
Eğer başka bir ağrı kesiciden DUROGESIC'e geçiş yaparsanız veya DUROGESIC kullanmayı aniden bırakırsanız bulantı, kusma, ishal, anksiyete veya titreme gibi geri çekilme etkileri yaşayabilirsiniz.
Anneleri hamilelik esnasında uzun süre DUROGESIC kullanan yeni doğan bebeklerde yoksunluk belirtileri bildirilmiştir.
Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza ya da eczacınıza danışınız.
Eğer hamileyseniz, hamile olduğunuzu düşünüyor ya da bebek sahibi olmayı planlıyorsanız, bu ilacı kullanmadan önce doktorunuza ya da eczacınıza danışınız.
Doktorunuzla görüşmeden gebelik boyunca DUROGESIC kullanmamalısınız.
DUROGESIC, yenidoğan bebeğin solunumunu etkileyebileceğinden, doğum sırasında kullanılmamalıdır.
Hamilelik sırasında uzun süreli DUROGESIC kullanımı, yenidoğan bebeğinizde fark edilip tedavi edilmezse yaşamı tehdit edici olabilecek yoksunluk semptomlarına (çok tiz ağlama, huzursuzluk, nöbetler, yetersiz beslenme ve ishal gibi) neden olabilir. Bebeğinizde yoksunluk semptomları olabileceğini düşünüyorsanız, derhal doktorunuzla konuşunuz.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza ya da eczacınıza danışınız.
DUROGESIC emzirme döneminde kullanılmamalıdır. DUROGESIC flaster çıkarıldıktan sonra 3 gün süreyle bebek emzirilmemelidir. Çünkü ilaç anne sütüne geçebilir.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerHerhangi bir ilave uyarı bulunmamaktadır.
DUROGESIC durdurulduğunda oluşan yoksunluk semptomları Bu ilacı almayı aniden kesmeyiniz. Huzursuzluk, uyumakta zorluk, sinirlilik, ajitasyon, anksiyete, kalp atışınızı hissetme (çarpıntı), kan basıncı artışı, bulantı veya kusma, ishal, iştahsızlık, sallanma, titreme veya terleme gibi yoksunluk semptomları ortaya çıkabilir. Bu ilacı almayı bırakmak istiyorsanız, önce doktorunuzla konuşunuz. Doktorunuz, genellikle dozu kademeli olarak azaltıp böylece istenmeyen yoksunluk etkilerini en aza indirecek şekilde bunu nasıl yapacağınızı size söyleyecektir.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Diğer dozlar ve formlar
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonYetişkinler: uzun süre tedavi edilmesi gereken ciddi kronik ağrılarda kullanılabilir. Çocuklar: Opioid terapisi almakta olan 2 yaş ve üzeri çocuklarda ciddi kronik ağrının uzun süreli tedavisinde kullanılabilir.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarEtkin madde ya da yardımcı maddelerden herhangi birisine karşı aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir. Kısa dönemli kullanım sırasında doz titrasyonu fırsatı olmadığı ve ciddi veya yaşamı tehdit eden hipoventilasyon olasılığı söz konusu olduğu için akut veya postoperatif ağrı tedavisinde kontrendikedir. Ciddi solunum depresyonunda kontrendikedir.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriCiddi advers etki görülen hastalar, serum fentanil konsantrasyonlarının kademeli olarak azalması ve ancak 20 ile 27 saat sonra yaklaşık %50’sine düşmesi nedeniyle, tedavisinin kesilmesinden sonra en az 24 saat ya da daha uzun süre ile klinik semptomların gerektirdiği şekilde kontrol altında tutulmalıdır. Hastalar ve bakıcıları özellikle çocuklar için, öldürücü olabilecek bir miktarda etkin madde içerdiği konusunda bilgilendirilmelidir. Bu nedenle tüm flasterler hem kullanım öncesi hem de sonrası çocukların göremeyeceği ya da ulaşamayacağı yerlerde saklanmalıdır. Kazara yutma ile ilişkili ölümcül sonuç, yanlış kullanım ve suistimal dahil olmak üzere riskler nedeniyle, hastalara ve bakıcılarına başkalarının erişemeyeceği güvenli ve emniyetli bir yerde saklamaları tavsiye edilmelidir. Daha önce opioid tedavisi almamış ve opioidlere tolerans gelişmemiş hastalar Daha önce opioid tedavisi almamış hastalarda ilk opioid tedavisi olarak kullanılması, özellikle kanser harici ağrısı olan hastalarda, çok seyrek olarak belirgin solunum depresyonu ve/veya ölüm vakaları ile ilişkilendirilmiştir. Daha önce opioid tedavisi almamış hastalarda, başlangıç tedavisi olarak en düşük dozu kullanılsa bile, özellikle yaşlı ya da karaciğer yetmezliği ya da böbrek yetmezliği olan hastalarda, ciddi veya hayatı tehdit eden hipoventilasyon potansiyeli söz konusudur. Tolerans gelişmesi yatkınlığı bireyler arasında oldukça değişiklik göstermektedir. opioid toleransı gelişmiş olan hastalarda kullanılması önerilmektedir. Solunum Depresyonu Bazı hastalarda kullanımıyla önemli solunum depresyonu görülebilir; hastalar bu etkiye karşı izlenmelidir. Solunum depresyonu çıkarılmasından sonra da sürebilir. dozu arttıkça solunum depresyonu olasılığı da artar. Opioidler, merkezi uyku apnesi (MUA) ve uyku ile ilişkili hipoksi de dahil olmak üzere uyku ile ilişkili solunum bozukluklarına neden olabilir. Opioid kullanımı, doza bağlı bir şekilde MUA riskini artırır. MUA ile başvuran hastalarda toplam opioid dozunun azaltılması düşünülmelidir. Benzodiazepinler veya ilgili ilaçlar gibi sedatif ilaçlar, alkol ve MSS depresan narkotik ilaçlar dahil merkezi sinir sistemi (MSS) depresanları ile birlikte kullanım ile ilişkili riskler benzodiazepinler veya ilişkili ilaçlar gibi sedatif ilaçlar, alkol ya da MSS depresan narkotik ilaçlar ile birlikte kullanımı, sedasyon, solunum depresyonu, koma ve ölüme neden olabilir. Bu risklerden dolayı, sedatif ilaçlarla birlikte reçetelenmesi yalnızca alternatif tedavi opsiyonları bulunmayan hastalar için düşünülmelidir. sedatif ilaçlarla birlikte reçete edilmesine karar verilirse, etkili en düşük doz kullanılmalı ve tedavi süresi mümkün olduğu kadar kısa olmalıdır. Hastalar solunum depresyonu ve sedasyonun bulgu ve belirtileri için yakından takip edilmelidir. Bu açıdan, hastalara ve bakım verenlerine bu belirtilere karşı dikkatli olmaları söylenmelidir. Kronik Akciğer Hastalığı kronik obstrüktif akciğer hastalığı veya diğer akciğer hastalıkları olan hastalarda daha ciddi advers etkileri görülebilir. Bu hastalarda, opioidler solunum hızını azaltır ve solunum yolu direncini arttırır. Uzun süreli tedavi etkileri ve tolerans Tüm hastalarda, opioidlerin tekrarlayan uygulamalarıyla analjezik etkilere tolerans, hiperaljezi, fiziksel bağımlılık ve psişik bağımlılık gelişebilirken, opioid ile indüklenmiş konstipasyon gibi bazı yanı etkiler için eksik tolerans gelişir. Özellikle kanser dışı kronik ağrıları olan hastalarda, uzun dönemde sürekli opioid tedavisiyle ağrı yoğunluğunda anlamlı bir düzelme sağlanamayabileceği bildirilmiştir. Tedavi süresince, tedaviye devamın gerekliliğini değerlendirmek için hekim ile hasta arasında sık sık iletişim kurulmalıdır. Devam etmenin hiçbir faydası olmadığına karar verilirse, yoksunluk belirtilerinin önlenmesi için doz tedricen azaltılmalıdır. Fiziksel olarak opioidlere bağımlı bir hastada aniden kesilmemelidir. Tedavinin aniden kesilmesi veya dozun azaltılması durumunda ilaç yoksunluk sendromu ortaya çıkabilir. Fiziksel olarak opioidlere bağımlı bir hastada hızla kesilmesinin ciddi yoksunluk semptomlarına ve kontrolsüz ağrıya yol açabileceğine dair raporlar mevcuttur. Bir hasta artık tedaviye ihtiyaç duymadığında, yoksunluk semptomlarını minimuma indirmek için dozun kademeli olarak azaltılması tavsiye edilir. Yüksek bir dozun azaltılması haftalar veya aylar alabilir. Opioid ilaç yoksunluk sendromu, aşağıdakilerden bazıları veya tümü ile karakterize edilir: huzursuzluk, gözyaşı, şiddetli burun akıntısı, esneme, terleme, üşüme, miyalji, midriyazis ve çarpıntı. Ayrıca sinirlilik, ajitasyon, anksiyete, hiperkinezi, titreme, güçsüzlük, uykusuzluk, anoreksi, karın krampları, bulantı, kusma, ishal, kan basıncında artış, solunum hızında veya kalp atım hızında artış gibi başka belirtiler de gelişebilir. Tolerans ve Opioid kullanım bozukluğu (suistimal ve bağımlılık) Tekrarlayan kullanımı, Opioid kullanım bozukluğuna (OKB) yol açabilir. Daha yüksek dozda ve daha uzun süreli opioid tedavisi Opioid kullanım bozukluğu (OKB) gelişme riskini artırabilir. suistimali veya kasıtlı olarak kötüye kullanımı doz aşımı ve/veya ölümle sonuçlanabilir. Opioid kullanım bozukluğu (OKB) gelişme riski, kişisel veya aile öyküsünde (anne-baba veya kardeşler) madde kullanım bozuklukları (alkol kullanım bozukluğu dâhil) olan hastalarda, hâlihazırda sigara içenlerde ya da diğer ruh sağlığı bozuklukları (örn, majör depresyon, anksiyete ve kişilik bozuklukları) öyküsü olan hastalarda daha yüksektir. ile tedaviye başlamadan önce ve tedavi sırasında, hasta ile tedavi hedefleri ve bir tedavi sonlandırma planı üzerinde anlaşılmalıdır. Tedavi öncesinde ve sırasında hasta Opioid kullanım bozukluğu (OKB) risk ve bulguları açısından bilgilendirilmelidir. Bu bulgular meydana gelirse, hastalara hekimleriyle iletişime geçmesi tavsiye edilmelidir. Başta yüksek risk altındakiler olmak üzere opioid ilaçlarla tedavi edilen hastalar, ilaç arama davranışı (örn. çok erken reçete yenileme talepleri) gibi Opioid kullanım bozukluğu (OKB) bulguları açısından izlenmelidir. Bu, birlikte kullanılan opioidler ve psikoaktif ilaçların (benzodiazepinler gibi) gözden geçirilmesini de içerir. Opioid kullanım bozukluğu (OKB) bulgu ve belirtileri gösteren hastalar için, bir bağımlılık uzmanına danışılması düşünülmelidir. Opioid tedavisi sonlandırılacak ise. Kafa İçi Basıncında Artış Dahil Santral Sinir Sistemi Durumları, kafa içi basıncında artış, bilinç bozukluğu veya komaya dair kanıtlar görülen hastalar gibi özellikle CO2 retansiyonunun kafa içi etkilerine özellikle hassas olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. beyin tümörü olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Kardiyak Hastalıklar Fentanil bradikardiye neden olabilir ve dolayısıyla bradiaritmili hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Hipotansiyon Opioidler özellikle akut hipovolemisi olan hastalarda hipotansiyona neden olabilir. Altta yatan semptomatik hipotansiyon ve/veya hipovolemi ile tedavi başlatılmadan önce düzeltilmelidir. Karaciğer Yetmezliği Fentanil karaciğerde inaktif metabolitlere metabolize olduğundan, karaciğer yetmezliği fentanilin eliminasyonunu geciktirebilir. kullanan karaciğer yetmezliği olan hastalar, fentanilin toksisite belirtilerine karşı dikkatle izlenmeli ve gerektiğinde dozu düşürülmelidir. Böbrek Yetmezliği Her ne kadar böbrek fonksiyonunun azalmasının fentanil atılımını klinik olarak anlamlı bir seviyede etkilemesi beklenmese de fentanil farmakokinetiği bu popülasyonda değerlendirilmediğinden dikkat edilmesi önerilir. Tedavi yalnızca yararların risklerden daha ağır bastığı durumlarda düşünülmelidir. kullanan böbrek yetmezliği olan hastalar, fentanilin toksisite belirtilerine karşı dikkatle izlenmeli ve gerektiğinde dozu düşürülmelidir. Opioid kullanmamış böbrek yetmezliği olan hastalar için ek kısıtlamalar mevcuttur. Ateşli hastalar / Dış Isı Uygulaması Vücut ısısı artarsa fentanil konsantrasyonları artabilir. Bu sebeple, ateşli hastalar opioid yan etkilerine karşı izlenmeli ve gerekliyse dozu ayarlanmalıdır. Sistemden salınan fentanil miktarında ısıya bağlı artış görülme potansiyeli vardır ve bu olası doz aşımı ve ölümle sonuçlanabilir. Tüm hastaların uygulama alanını, ısıtıcı ped, sıcak su şişeleri, elektrikli battaniye, ısıtılmış su yatağı, ısı veya bronzlaşma lambası (solaryum), yoğun güneş banyosu, uzun süreli sıcak su banyoları, saunalar, kaplıcalar ve sıcak küvetler gibi direkt dış ısı kaynaklarına maruz bırakmamaları tavsiye edilmelidir. Serotonin Sendromu, serotonerjik nörotransmitter sistemlerini etkileyen ilaçlarla birlikte uygulandığında dikkatli olunması önerilir. Potansiyel olarak yaşamı tehdit eden serotonin sendromunun gelişimi, Seçici Serotonin Geri Alım İnhibitörleri (SSRI) ve Serotonin ve Norepinefrin Geri Alım İnhibitörleri (SNRI) gibi serotonerjik ilaçlar ve serotonin metabolizmasını bozan ilaçlarla (monoamin oksidaz inhibitörleri; MAOI dahil) birlikte kullanım sonucunda meydana gelebilir. Bu durum tavsiye edilen dozda oluşabilir. Serotonin sendromu ruhsal durum değişiklikleri (ör. ajitasyon, halüsinasyon, koma), otonomik instabilite (ör. taşikardi, labil kan basıncı, hipertermi), nöromüsküler anormallikler (ör. hiperrefleksi, inkoordinasyon, rijidite) ve/veya gastrointestinal semptomları (ör. bulantı, kusma, ishal) içerebilir. Serotonin sendromundan şüpheleniliyorsa, kullanımının hızla sonlandırılması düşünülmelidir. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşim CYP3A4 inhibitörleri ile etkileşim: flasterin sitokrom P450 3A4 (CYP3A4) inhibitörleri ile birlikte kullanımı fentanilin plazma konsantrasyonlarında artış ile sonuçlanabileceğinden terapötik ve yan etkilerinde artış ve uyarma ile ciddi solunum depresyonuna neden olabilir. Bu nedenle, yararın advers etki riskine ağır basmadığı sürece, transdermal fentanil ile sitokrom P450 3A4 inhibitörlerinin birlikte kullanılması önerilmemektedir. Genellikle, bir hasta ilk flasterini uygulamadan önce, CYP3A4 inhibitörü ile tedaviyi kestikten sonra 2 gün beklemelidir…
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerBu belgede yan etki sıklıkları tablo sütunlarında verildiği için aşağıdaki listede sıklıklar eksik ya da başka bir etkinin yanında görünebilir; sıklıklar için KÜB belgesinin aslına bakınız.
Vasküler hastalıklar Hipertansiyon Hipotansiyon Solunum, Göğüs Bozuklukları Ve Mediastinal Hastalıklar Dispne Solunum depresyonu, solunum güçlüğü Apne, hipoventilasyon Bradipne Gastrointestinal Hastalıklar Bulantı, kusma, konstipasyon Diyare, ağız kuruluğu, abdominal ağrı, üst abdominal ağrı, dispepsi İleus, disfaji Subileus Deri ve Deri Altı Doku Hastalıkları Hiperhidroz, kaşıntı, döküntü, eritem Egzama, alerjik dermatit, cilt bozukluğu, dermatit, kontak dermatit Kas-iskelet Bozuklukları, Bağ Doku ve Kemik Hastalıkları Kas spazmları Kas seğirmesi Böbrek ve İdrar Yolu Hastalıkları Üriner retansiyon Üreme Sistemi ve Meme Hastalıkları Erektil disfonksiyon, seksüel disfonksiyon Genel Bozukluklar ve Uygulama Bölgesine İlişkin Hastalıklar Yorgunluk, periferik ödem, asteni, halsizlik, üşüme hissi Uygulama bölgesi reaksiyonu, grip benzeri hastalık, vücut sıcaklığında değişiklik hissi, uygulama bölgesi hipersensitivites Uygulama bölgesi dermatiti, uygulama bölgesi egzeması İlaç toleransı i, ilaç kesilme sendromu, pireksi* *Atanan sıklık (yaygın olmayan) sadece kanser dışı ağrısı olan yetişkin ve pediyatrik klinik çalışma gönüllülerinin insidans analizlerine dayalıdır. Pediyatrik Hastalar güvenliliği malign veya malign olmayan kronik veya sürekli ağrının tedavisi için 3 klinik çalışmaya katılan 289 pediyatrik (<18 yaş) gönüllüde değerlendirilmiştir. Bu gönüllüler en az bir doz almıştır ve güvenlilik verisi sağlamıştır. ile tedavi edilen çocuk ve adolesanlardaki advers etki profili, yetişkinlerde gözlenen ile benzerdir. Ciddi hastalıklara eşlik eden ağrının hafifletilmesi için kullanılan opioidlerden beklenenin ötesinde pediyatrik popülasyonda herhangi bir risk tanımlanmamıştır. 2 yaşındaki çocuklarda belirtilen şekilde kullanımı ile ilişkili herhangi bir pediyatrik spesifik risk görülmemektedir. Pediyatrik gönüllülerde yapılan bu 3 klinik çalışmadan toplanan güvenlilik verilerine göre en yaygın rapor edilen (yani, ≥%10 insidans) advers reaksiyonlar kusma (%33,9), bulantı (%23,5), baş ağrısı (%16,3), kabızlık (%13,5), diyare (%12,8) ve kaşıntıdır (%12,8). Tolerans Tekrarlayan kullanımda tolerans gelişebilir. İlaç bağımlılığı tekrarlayan kullanımı terapötik dozlarda dahi ilaç bağımlılığına yol açabilir. İlaç bağımlılığı riski hastanın bireysel risk faktörleri, doz ve opioid ile tedavinin süresine bağlı olarak farklılık gösterebilir. Opioid yoksunluk semptomları Başka bir opioid analjezikten tedavisine geçen veya tedavisi aniden kesilen bazı hastalarda opioid yoksunluk semptomları (bulantı, kusma, diyare, anksiyete ve titreme gibi) görülebilir. Neonatal yoksunluk sendromu Gebelik sırasında kronik olarak kullanan annelerin yenidoğan bebeklerinde neonatal yoksunluk sendromu bildirilmiştir. Serotonin sendromu Fentanil yüksek derecede serotonerjik ilaçlar ile eşzamanlı uygulandığında serotonin sendromu vakaları rapor edilmiştir.
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.