DIDRONAT 400 MG TABLET, 30 ADET
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Didronat 400 mg ne için kullanılır?
KT 1- Etidronat disodyum bifosfonat olarak isimlendirilen hormonal olmayan bir ilaç grubunun içinde yer alır.
- DİDRONAT, aşağıda belirtilen durumların tedavisinde kullanılır.
- Osteoporoza yakalanma riski olan menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda kemik kaybını önlemede ve mevcut osteoporoz (kemik kütlesinin azaldığı ve kemik kırılganlığının artmış olduğu durum) tedavisinde, aynı zamanda kortikosteroid tedavisi kullanımından dolayı meydana gelen osteoporozu önlemede ve tedavisinde,
- Yetişkinlerde ağrılı veya ağrısız kemiklerde büyüme ile karakterize Paget hastalığının tedavisinde,
- Kalça ekleminin cerrahi yolla yeniden şekillendirilmesi veya oluşturulması ameliyatı, belkemiği yaralanmaları, kafa travmaları ve yanık sonrası gelişen normal dışı kemik oluşumu,
- Maligniteyle ilişkili hiperkalsemi (kandaki kalsiyum miktarının fazla olması) tedavisinin sürdürülmesinde
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · Kullanmayınız- Etidronat disodyum veya ürünün içerisindeki herhangi bir maddeye karşı alerjiniz (hipersensitivite) varsa
- Osteomalasiniz varsa (kemikte ağrı, yorgunluk)
- Yemek borusunda daralma ya da yutma güçlüğü dahil yemek borusu sorunlarınız varsa
İlacı çocuklara vermeyiniz.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KT 2 · Dikkatli kullanınızAğız yoluyla alınan bifosfonatların (DİDRONAT'ın da içinde bulunduğu bir grup ilaç) kullanımı ile yemek borusu kanseri riskinin artabileceğini bildiren bazı çalışmalar bulunmakla birlikte bu ilişki net olarak kanıtlanmamıştır. Bu nedenle, Barret özofagusu (yemek borusunu etkileyen bir hastalık) hastalığınız varsa, DİDRONAT ve diğer bifosfonatların kullanımından kaçınılmalıdır. Bu hastalıklar konusunda doktorunuzdan bilgi alınız
- Böbrek yetmezliği veya böbrek taşı (şimdi veya geçmişte)
- Enterokolit gibi bağırsak problemleriniz (kalın ve ince bağırsağın enflamasyonu)
- Tam olarak iyileşmemiş kırık kemik
- Çenede ağrı, şişlik veya uyuşma veya 'ağır çene hissi' veya dişlerde gevşeme (süregelen diş ameliyatınız varsa, diş doktorunuza DİDRONAT kullandığınızı söyleyiniz).
- Kemik görüntüleme ajanlarının tanısal yararlılığı mevcut veya yakın zamanda kullanılan etidronat kullanımdan dolayı bozulabilir.
- Atipik femur (Uyluk kemiği) kırığı oluşabilir.
- Osteonekroz (kemik dokusunun ölümü)
Bu uyarılar geçmişteki herhangi bir dönemde dahi olsa sizin için geçerliyse lütfen doktorunuza danışınız.
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerBütün ilaçlarda olduğu gibi DİDRONAT'ta bazı yan etkilere neden olabilir, ancak bu yan etkiler herkes de görülmez.
Tüm ilaçlar gibi DİDRONAT'ın içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir.
Yan etkiler aşağıdaki kategorilerde gösterildiği şekilde sınıflandırılmıştır:
Çok yaygın: 10 hastanın en az birinde görülebilir.
Yaygın: 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilir.
Yaygın olmayan: 100 hastanın birinden az, fakat 1.000 hastanın birinden fazla görülebilir.
Seyrek: 1000 hastanın birinden az görülebilir.
Çok seyrek: 10.000 hastanın birinden az görülebilir.
Bilinmiyor: Eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor.
Çok yaygın görülen yan etkiler
- İshal
- Bulantı (hasta hissetme)
- Yaygın olmayan yan etkiler
- Eklem ağrısı ya da artrit gibi eklem problemleri Seyrek görülen yan etkiler
- Bacaklarda ve kollarda karıncalanma duygusu
- Sersemlik
- Kan anormallikleri
- Dilin yanması
- Saç dökülmesi
- Eritema multiforme (bir çeşit deri hastalığı)
- Var olan astımın kötüleşmesi
- Duyu bozukluğu (parestezi)
- Deride sıvı tutulumunu da içeren aşırı duyarlılık (anjiyoödem)
- Döküntü ve/veya kaşıntı
- Mide ülserinin kötüleşmesi
- Çok seyrek görülen yan etkiler
- Çene kemiğinde ağrısı
- Kulakta ağrı, akıntı ve/veya enfeksiyon varsa doktorunuza söyleyiniz. Bu durum kulaktaki kemik hasarının belirtisi olabilir.
Eğer iyileşemiyorsanız ve boğaz ağrısı, ateş ve morarmalarınız varsa, kan testi için doktorunuzla iletişime geçmeniz gerekebilir.
DİDRONAT tedavisine kemik kırığı görülebilir. Eğer kemik kırığı oluşursa, doktorunuza söyleyiniz; muhtemelen kırık kemiğiniz iyileşene kadar tableti almayı bırakmanız gerekebilir.
Doktorunuz size tedaviye tekrardan ne zaman başlamanız gerektiğini söyleyecektir.
Uzun dönem osteoporoz tedavisi alan hastalarda olağan dışı kalça kırığı seyrek olarak görülebilir. Olası kalça kemik kırığının erken semptomları olarak kalçada ağrı, güçsüzlük ve rahatsızlık varsa, doktorunuzla iletişime geçiniz.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
DİDRONAT alırken hamile kalmamak önemlidir, bu yüzden gerekli olan doğum kontrol önlemleri alınmalıdır.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Etidronat disodyum (aktif madde)'un anne sütüne geçtiği bilenmemektedir. Bu yüzden ilaç emzirme döneminde kullanılmamalıdır.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerUyarı gerektiren herhangi bir madde bulunmamaktadır.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonPostmenopozal osteoporozun ve kortikosteroid sebepli osteoporozun önlenmesi ve tedavisinde kullanılır. Yetişkinlerde ağrılı veya ağrısız Paget ve maligniteyle ilişkili hiperkalsemi tedavisinin sürdürülmesinde endikedir. Kalça artroplastisi, omurilik yaralanmaları, kafa travmaları ve yanık sonrası gelişen heterotopik ossifikasyonun önlenmesi ve tedavisinde endikedir.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarEtidronat disodyum veya ilacın bileşenlerinden herhangi birine karşı aşırı duyarlılığı olanlarda ve klinik açıdan belirgin osteomalazide kontrendikedir. Striktür ya da akalazya gibi özofajeal boşalmayı geciktiren özofagus anormalliklerinde kontrendikedir.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriPagetik hastalarda, doktor ile aşırı tedaviden kaçınmak için önerilen doz rejimine sadık kalmalıdır. Tedaviye yanıt yavaş başlayabilir ve ilaçla tedavi kesildikten sonra bile aylarca devam edebilir. Dozaj, vaktinden önce artırılmamalı ve de hastalığın tekrarlama belirtileri belirginleşmeden önce tedaviye tekrar başlanmamalıdır. Tedavinin tekrarına, en az 3 aylık ara verildikten sonra başlanmalıdır. Etidronat disodyum metabolize edilmez ve böbrekler tarafından atılır. Klinik uygulama eksikliğinden dolayı böbrek fonksiyon yetmezliği olan hastalarda dikkatli bir şekilde kullanılmalıdır. Ağır böbrek yetmezliği olan hastalarda etidronat disodyum kullanılmamalıdır. Böbrek taşı geçmişi olan hastalarda dikkatli bir şekilde kullanılmalıdır. Böbrek fonksiyon yetmezliği ve böbrek taşı geçmişi olan hastalarda serum ve üriner kalsiyum seviyeleri düzenli olarak kontrol edilmelidir. Tedaviye başlanmadan önce ve tedavi sırasında 3 aylık aralarda serum fosfat, serum alkalin fosfataz ve mümkünse idrarda hidroksiprolin ölçülmelidir. Eğer ilacın verilmesinden 3 ay sonra tedavi öncesi düzeyleri en az % 25 azalmış ise hasta tedaviye dirençlidir. Eğer serum fosfat düzeyleri dirençli hastalarda değişmemişse, farmakolojik olarak aktif miktarının absorpsiyonu serum fosfat artışı ile bağlantılı olduğundan doz artışı dikkatli yapılmalıdır. Bu yükselme, genellikle hastalığın biyokimyasal göstergelerindeki azalma ile bağlantılıdır. İlacın 3 ya da daha fazla ay verilmesinden sonra normal üst limitin üstünde serum fosfat yükselmesi, azalan aktivitenin klinik ya da biyokimyasal bulguları ile ilişkili değildir, etkisine karşı hastalık direnci, mümkündür ve ilacın kesilmesi dikkate alınmalıdır. Etidronat disodyum, kemik oluşumunu baskılayabilir ve kemik gelişimi sırasında altta yatan osteoid mineralizasyonunu geciktirebilir. Bu etkiler, doz ve zamana bağlıdır. 10-20 mg/kg/gün dozlarda dikkate değecek bir şekilde birikebilen osteoid, tedavi sonrası mineralleşir. Serum fosfat artışının yüksek ve hastalığındaki düzelmenin düşük olduğu hastalar, özellikle yeni osteoid mineralizasyonunu geciktirme eğiliminde olabilir. Bu durumlarda, günde 200 mg, aşırı olabilir, dozlar daha az sıklıkta uygulanabilir. Paget hastalığı olan hastalarda yeterli miktarda kalsiyum ve D vitamini alımı sağlanmalıdır. Kalsiyum ve D vitamini alımı düşük olan hastalar, kalsiyum homeostazını etkileyen ilaca özellikle duyarlı olabilir ve tedavisi sırasında yakından izlenmelidir. Etidronat disodyum, serum paratiroid hormon ya da kalsiyum düzeylerini ters etkilemez. Etidronat disodyum alan hastalarda genel olarak 10-20 mg/kg/gün dozları ile ilişkili hiperfosfotemi gözlenmiştir. Buna bağlı yan etki yoktur ve bu tedaviye devam etmek için dayanak teşkil etmemektedir. Bu, fosfatın renal tübüller reabsorpsiyonunda ilaca-bağlı artışa bağlı olarak görülür. Serum fosfat düzeyleri tedaviden 2-4 hafta sonra genellikle normale döner. Önemli klinik ishali olan hastalarda özellikle yüksek dozlarda bağırsak hareketlerinde artış ve diyare görülebilir. Mevcut Pagetik bölgelerde ağrı artışı ya da devam etmesi ve/veya önceden asemptomatik olan bölgelerde ağrı oluşumu, 5 mg/kg/gün dozunda bildirilmiştir. Yüksek dozlarda, insidans yaklaşık olarak %20 artar. Tedavi devam ederken, ağrı bazı hastalarda ortadan kalkarken diğer hastalarda devam eder. Kırıklar, Paget hastalığı olan hastalarda ortak özelliklerden biridir. 6 aylık 5 mg/kg/gün dozlarda kırık riskinde artış görülmemiştir. 3 aydan daha fazla 20 mg/kg/gün dozlarda yeni şekillenen osteoidin mineralizasyonu, zayıflayabilir ve kırık riski artabilir. Ayrıca kırık riski, ağır ve ciddi hastalığı, çoklu kırık geçmişi ve/veya hızlı ilerlemiş osteolitik lezyonları olan hastalarda artabilir. Bu nedenle kırıklar oluştuğunda ilaç kesilmeli ve kırık kaynayana kadar tedavi durdurulmalıdır. Tedaviye yanıt alınamamış hastalarda etidronat disodyumun sonlandırılabilmesi için litik lezyonların hakim olduğu hastalar, radyografik ve biyokimyasal olarak izlenmelidir. Osteojenik sarkoma insidansının, Paget hastalığında arttığı bilinmektedir. Tedavili ya da tedavisiz Pagetik lezyonlar X-ışını ile belirgin olarak görülebilir, periosteal sınırların belirginliğinin kaybı olasıdır. Böyle lezyonları, osteojenik sarkomadan ayırmak için dikkatlice değerlendirilmelidir. Genellikle diş çekilmesi ve/veya lokal enfeksiyonlar (osteomiyelit dahil) ile ilişkili çene osteonekrozu, intravenöz bifosfanat uygulaması dahil tedavi rejimi alan kanserli hastalarda bildirilmiştir. Ayrıca, bu hastaların çoğu kemoterapi ve kortikosteroid almaktadır. Ayrıca, çene osteonekrozu bifosfonat alan osteoporozlu hastalarda da bildirilmiştir. Risk faktörleri (örn. Kanser, kemoterapi, radyoterapi, kortikosteroid, zayıf oral hijyen) taşıyan hastalarda bifosfonatlarla tedaviden önce uygun bir önleyici dişçilik ile diş kontrolleri yapılmalıdır. Tedavi devam ederken, bu hastalar, mümkünse dişlerle ilgili aşırı işlemlerden kaçınmalıdır. Bifosfonat tedavisi devam ederken çene osteonekrozu gelişen hastalar için diş cerrahisi durumu daha da kötüleştirebilir. Dişlerle ilgili işlem gereken hastalar için, yeterli veri olmasa bile bifosfonat tedavisinin kesilmesi çene osteonekroz riskini azaltır. Tedavi eden doktorun klinik kararı, bireysel yarar/zarar değerlendirilmesine dayanarak her bir hastanın yönetim planını yönlendirmelidir. Atipik femur kırıkları Atipik subtrokanerik ve diyafizel femoral kırıklar, öncelikli olarak uzun süre osteoporoz tedavisi gören hastalar olmak üzere, bifosfonat tedavisinde bildirilmiştir. Bu enine veya kısa eğri kırıklar küçük trokanterin aşağısından suprakondilerin yukarısına kadar her yerde görülebilir. Bu kırıklar travmanın olmadığı veya az olduğu durumlardan sonra meydana gelir ve bazı hastalar, tam bir femoral kırık mevcut olmadan önce haftalardan aylara kadar sık sık stres kırıklarının şekilsel özellikleriyle ilişkili kalça veya kasık ağrısı çekerler. Kırıklar sıklıkla bilateraldir; bu yüzden kontralateral femur, aralıksız femoral şaft kırığı olan ve bifosfonat tedavisi alan hastalarda incelenmelidir. Bu kırıkların zayıf oranda iyileştiği bildirilmiştir. Atipikal femur kırığı teşhisi konan hastalarda bifosfonat tedavisinin kesilmesine bireysel yarar/risk değerlendirilmesine göre karar verilmelidir. Bifosfonat tedavisi boyunca hastalara herhangi bir kalça, kasık veya uyluk ağrılarını bildirmeleri önerilmiştir ve bu gibi semptomları olan hastalar tamamlanmamış femur kırığı için değerlendirilmelidir. Oral bifosfonat kullanımı ile özofagus kanseri riskinin artabileceğini bildiren bazı çalışmalar bulunmakla birlikte bu ilişki net olarak kanıtlanmamıştır. Bu nedenle Barret özofagusu veya gastroözofageal reflü zemininde artmış özofagus kanser riski olan hastalarda bu ilaçların kullanımından kaçınılmalıdır. Dış kulak yolunda osteonekroz Çoğunlukla uzun süreli tedaviyle ilişkili olarak, bifosfonat kullanımı ile dış kulak yolunda osteonekroz vakaları bildirilmiştir. Dış kulak yolundaki osteonekroz için olası risk faktörleri steroid kullanımı, kemoterapi ve/veya enfeksiyon ve travma gibi lokal risk faktörlerini içermektedir. Kronik kulak enfeksiyonları dahil olmak üzere kulak semptomları görülen bifosfonat alan hastalarda, dış kulak yolunda osteonekroz olasılığı düşünülmelidir.
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerKan ve lenf sistemi hastalıkları Seyrek: Lökopeni, agranülositoz, pansitopeni Sinir sistemi hastalıkları Seyrek: Parestezi, periferal nöropati, konfüzyon Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıkları Seyrek: Astım alevlenmesi Gastrointestinal hastalıklar Çok yaygın: Diyare, bulantı Seyrek: Komplikasyonlu peptik ülser alevlenmesi Deri ve deri altı doku hastalıkları Seyrek: Hipersensitivite reaksiyonu, anjio-ödem/ürtiker, döküntü ve/veya kaşıntı, dil yanması, alopesi, eritema multiforme Kas-iskelet bozukluklar, bağ doku ve kemik hastalıkları Yaygın olmayan: Artropati (artralji ve artrit) Çok seyrek: Çene osteonekrozu Pazarlama sonrası deneyim Seyrek: Atipikal subtrokanterik ve diyafizal femoral kırıklar (bifosfonatların advers etkisi) Çok seyrek: Dış kulak yolunda osteonekroz (bifosfonat sınıfı advers reaksiyonu).
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.