DELSTRIGO 100 MG/300 MG/300 MG FİLM KAPLI TABLET, 30 ADET
Fiyat ve paketler
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Delstrigo 100/300/300 mg ne için kullanılır?
KÜB 4.1 · EndikasyonGeçmişte veya halihazırda non-nükleozid revers transkriptaz inhibitörü (NNRTİ) sınıfına, lamivudine veya tenofovire direnç kanıtları bulunmayan insan bağışıklık yetmezliği virüsü tip 1 (HIV-1) enfeksiyonlu yetişkinlerin tedavisi için endikedir. NNRTİ sınıfı, lamivudin veya tenofovir'e karşı geçmişte veya şu anda direnç kanıtı olmayan ve tenofovir disoproksil içermeyen diğer rejimlerin kullanımını engelleyen toksisiteler yaşamış olan HIV-1 ile enfekte 12 yaş ve üzeri en az 35 kg ağırlığındaki ergenlerin tedavisinde de endikedir.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · Kullanmayınız- Doravirin, lamivudin veya tenofovir disoproksile veya yardımcı maddelerden herhangi birine alerjik iseniz.
- Aşağıdaki ilaçlardan herhangi birini alıyorsanız:
- Karbamazepin, okskarbazepin, fenobarbital, fenitoin (nöbetler için kullanılan ilaçlar)
- Rifampisin, rifapentin (verem için kullanılan ilaçlar)
- St. John's wort (Sarı kantaron-Hypericum perforatum, depresyon veya kaygı için kullanılan bitkisel bir ilaç) veya bu maddeyi içeren ürünler
- Mitotan (kanser tedavisinde kullanılan bir ilaç)
- Enzalutamid (prostat kanserinin tedavisinde kullanılan bir ilaç)
- Lumakaftor (kistik fibrozis tedavisinde kullanılan bir ilaç) Yukarıdakiler sizin için geçerliyse DELSTRIGO almayınız. Kullanma talimatındaki herhangi bir bilgiden emin olamazsanız DELSTRIGO almadan önce doktorunuzla, eczacınızla veya hemşirenizle konuşunuz. Ayrıca “Diğer ilaçlar ile birlikte kullanımı” bölümündeki listeye de bakınız.
DELSTRIGO'yu aşağıdaki durumlarda DİKKATLE KULLANINIZ DELSTRIGO almadan önce doktorunuzla, eczacınızla veya hemşirenizle konuşunuz.
HIV kan yoluyla veya HIV'li bir kişiyle cinsel ilişki yoluyla bulaşır. DELSTRIGO alırken de başkalarına HIV bulaştırma ihtimaliniz vardır ancak etkili tedavi riski azaltır. Başka kişilere enfeksiyon bulaştırmadan kaçınmak için ne yapabileceğiniz hakkında doktorunuzla konuşunuz.
Bu ilaç, HIV enfeksiyonunun çaresi değildir. DELSTRIGO alırken, yine HIV enfeksiyonu ile ilişkili enfeksiyonlar veya başka hastalıklar geliştirebilirsiniz.
Şiddetli cilt reaksiyonları DELSTRIGO tedavisiyle ilişkili olarak Stevens-Johnson sendromu/toksik epidermal nekroliz dahil olmak üzere şiddetli cilt reaksiyonları bildirilmiştir. Bölüm 4'te açıklanan bu şiddetli cilt reaksiyonlarıyla ilgili semptomlardan herhangi birini fark ederseniz DELSTRIGO'yu kullanmayı bırakınız ve derhal tıbbi yardım alınız.
Hepatit B enfeksiyonunun kötüleşmesi Sizde hem HIV hem de hepatit B virüs enfeksiyonu varsa, DELSTRIGO almayı bırakmanız halinde hepatit B'niz kötüleşebilir. Tedaviyi durdurmanızdan sonra birkaç ay boyunca size kan testleri yapılması gerekebilir. Hepatit B tedaviniz hakkında doktorunuzla konuşunuz.
Böbrek yetmezliği dahil, yeni veya kötüleşen böbrek sorunları Bunlar DELSTRIGO alan kişilerde görülebilir. DELSTRIGO tedavisi öncesinde ve tedavi sırasında doktorunuz böbrek fonksiyonunuzu kontrol etmek için size kan testleri yapacaktır.
Kemik sorunları DELSTRIGO alan hastalardan bazılarında bu sorunlar meydana gelebilir. Osteoporozunuz (kemik erimesi) varsa, daha önce kemik kırığı geçirdiyseniz veya kemiklerinizle ilgili sorunlarınız varsa doktorunuza bildiriniz. Kemik sorunları (kalıcı veya kötüleşen kemik ağrısı şeklinde ortaya çıkan ve bazen kırıklarla sonuçlanabilen) aynı zamanda böbrek tübül hücrelerinde meydana gelen hasara bağlı olarak da meydana gelebilir (bkz. Bölüm 4).
Kemik ağrınız veya kırığınız varsa doktorunuza bildiriniz.
Tenofovir disoproksil ayrıca kemik kütlesinde kayba da neden olabilir. Klinik çalışmalarda en belirgin kemik kaybı, tenofovir disoproksilin hastalarda güçlendirilmiş bir proteaz inhibitörü ile birlikte kullanıldığı durumlarda gözlenmiştir.
Genel olarak, tenofovir disoproksilin yetişkinlerdeki ve çocuklardaki uzun dönem kemik sağlığı ve gelecekteki kırık riski üzerindeki etkileri belirsizdir.
İmmün reaktivasyon sendromu DELSTRIGO dahil olmak üzere herhangi bir HIV ilacı almaya başlamanızdan sonra bu durum gelişebilir. Bağışıklık sisteminiz güçlenebilir ve uzun zamandır vücudunuzda sessiz kalmış enfeksiyonlarla savaşmaya başlayabilir. HIV ilacınıza başladıktan sonra yeni herhangi bir belirti yaşamaya başlarsanız hemen doktorunuzu arayınız.
Otoimmün bozukluklar (bağışıklık sistemi sağlıklı vücut dokusuna saldırdığında ortaya çıkan bir durum), HIV enfeksiyonunuzun tedavisi için ilaç almaya başladıktan sonra da ortaya çıkabilir. Otoimmün bozukluklar, tedavinin başlamasından aylar sonra ortaya çıkabilir.
Herhangi bir enfeksiyon belirtisi veya kas güçsüzlüğü, ellerde ve ayaklarda başlayan ve vücudun gövdesine doğru hareket eden güçsüzlük, çarpıntı, titreme veya hiperaktivite gibi başka belirtiler fark ederseniz, lütfen gerekli tedaviyi almak için derhal doktorunuza haber veriniz.
Bu uyarılar, geçmişteki herhangi bir dönemde dahi olsa sizin için geçerliyse lütfen doktorunuza danışınız.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriAntiretroviral tedavi ile etkili viral baskılamanın cinsel yolla HIV-1 bulaşma riskini önemli ölçüde azalttığı kanıtlanmış olsa da, artık bir risk dışlanamamaktadır. Bulaşmayı önlemek için önlemler ulusal kılavuzlara uygun olarak alınmalıdır. NNRTİ substitüsyonları ve doravirin kullanımı Doravirin başka herhangi bir antiretroviral tedaviyle geçmişte virolojik başarısızlık yaşayan hastalarda değerlendirilmemiştir. Tarama sırasında saptanan NNRTİ ile ilişkili mutasyonlar Faz 2b/3 çalışmalarında dışlama kriterlerinin bir parçası olmuştur. Çeşitli NNRTİ substitüsyonlarının yol açtığı ve klinik etkililikte azalmayla ilişkili olan duyarlılık azalmasına dair bir eşik değer belirlenmemiştir. NNRTİ sınıfına direnç bulguları mevcut olan HIV-1 enfeksiyonlu hastalarda doravirin kullanımını destekleyen yeterli klinik kanıt yoktur. Şiddetli kutanöz advers reaksiyonlar (SCARs) Şiddetli kutanöz advers reaksiyonlar (SCARs), Stevens-Johnson sendromu (SJS) / toksik epidermal nekroliz (TEN) dahil olmak üzere, doravirin içeren rejimlerin pazarlama sonrası deneyimleri sırasında bildirilmiştir. Reçete sırasında hastalar, belirtiler ve semptomlar konusunda bilgilendirilmeli ve cilt reaksiyonları açısından yakından izlenmelidir. Bu reaksiyonları düşündüren belirtiler ve semptomlar ortaya çıkarsa, doravirin içeren rejimler hemen kesilmeli ve alternatif bir tedavi düşünülmelidir (uygun olduğunda). Klinik durum yakından izlenmeli ve uygun tedavi başlatılmalıdır. Eğer hasta, doravirin içeren rejimlerin kullanımıyla TEN gibi ciddi bir reaksiyon geliştirmişse, bu hastada herhangi bir zamanda doravirin içeren rejimlerle tedaviye tekrar başlanmamalıdır. HIV-1 ve HBV koenfeksiyonlu hastalarda şiddetli akut hepatit B alevlenmesi Antiretroviral tedaviye başlamadan önce, HIV-1’li tüm hastalar hepatit B virüsünün (HBV) varlığı yönünden test edilmelidir. Lamivudin veya tenofovir disoproksili (bileşenlerinden ikisi) almayı bırakan HIV-1 ve HBV ile koenfekte hastalarda hepatit B’nin şiddetli akut alevlenmeleri (örn., dekompanse karaciğer ve karaciğer yetmezliği) raporlanmıştır. HIV-1 ve HBV ile koenfekte hastalar tedavisini durdurmalarından sonra en azından birkaç ay süreyle hem klinik hem de laboratuvar tetkikleriyle yakından izlenmelidir. Eğer uygunsa, özellikle ilerlemiş karaciğer hastalığı veya sirozu olan hastalara anti-hepatit B tedavisi başlanması gerekebilir çünkü tedaviden sonra hepatitin alevlenmesi karaciğer dekompansasyonu ve karaciğer yetmezliğine yol açabilir. Yeni başlayan veya kötüleşen böbrek fonksiyon bozukluğu bir bileşeni olan tenofovir disoproksilin kullanımıyla akut böbrek yetmezliği ve Fanconi sendromu (böbrek tübüllerinde hasar ile birlikte ağır hipofosfatemi) vakaları dahil böbrek fonksiyon bozukluğu bildirilmiştir. eş zamanlı veya yakın tarihte uygulanan nefrotoksik ürünler (örn., yüksek doz veya çoklu non-steroid anti-inflamatuvar tıbbi ürünler) ile birlikte kullanımından kaçınılmalıdır. Böbrek fonksiyon bozukluğu için risk faktörleri bulunan ve tenofovir disoproksil ile stabil seyreden HIV enfeksiyonlu hastalarda yüksek dozda veya çoklu NSAİİ’lere başlandıktan sonra akut böbrek yetmezliği vakaları raporlanmıştır. Bazı hastaların hastaneye yatması ve renal replasman tedavisi alması gerekmiştir. Böbrek fonksiyon bozukluğu riski taşıyan hastalarda gerekirse NSAİİ’lere alternatifler düşünülmelidir. Devamlı veya kötüleşen kemik ağrısı, ekstremitelerde ağrı, kırıklar ve/veya kaslarda ağrı veya güçsüzlük proksimal renal tübülopatinin belirtileri olabilir ve riskli hastalarda böbrek fonksiyonunun değerlendirilmesi düşünülmelidir. tedavisine başlamadan önce ve klinik yönden uygun olduğunda tedavi sırasında tüm hastalarda tahmini kreatinin klerensinin değerlendirilmesi önerilir. Geçmişte adefovir dipivoksil alırken renal olaylar yaşayan hastalar dahil, böbrek fonksiyon bozukluğu için risk taşıyan hastalarda tahmini kreatinin klerensi, serum fosfor, idrarda glukoz ve idrarda proteinin başlanmadan önce değerlendirilmesi önerilir ve tedavisi sırasında hastanın tıbbi durumuna uygun biçimde böbrek fonksiyonunun daha sık takibi yapılmalıdır. Lamivudin ve tenofovir disoproksil esas olarak böbrekler yoluyla atılır. Tahmini kreatinin klerensi dakikada 50 mL’nin altına düşerse kesilmelidir çünkü lamivudin ve tenofovir disoproksil için gereken doz aralığı ayarlaması sabit dozlu kombine tabletle yapılamamaktadır. Yetişkin popülasyonda kemik etkileri Osteomalazi gibi kalıcı ya da kötüleşen kemik ağrısı şeklinde ortaya çıkabilen ve nadiren kırıklara katkıda bulunabilen kemik anormallikleri, tenofovir disoproksil kaynaklı proksimal renal tübülopati ile ilişkili olabilir. Tenofovir disoproksil ile yapılan, HIV veya HBV ile enfekte hastalarda 144 haftaya kadar süren randomize kontrollü klinik çalışmalarda kemik mineral yoğunluğunda (KMY) azalmalar gözlenmiştir. Bu KMY azalmaları genellikle tedavinin kesilmesini takiben düzelme göstermiştir. Diğer çalışmalarda (ileriye dönük ve kesitsel), en çarpıcı KMY azalmaları, güçlendirilmiş bir proteaz inhibitör rejimi kapsamında, tenofovir disoproksil ile tedavi edilen hastalarda görülmüştür. Genel olarak, tenofovir disoproksil ile ilişkili kemik anormallikleri ve tenofovir disoproksilin kemik sağlığı ile kırık riski üzerindeki uzun dönem etkilerine dair sınırlı veriler göz önünde bulundurulduğunda, osteoporozu olan veya kemik kırığı öyküsü bulunan hastalar için alternatif tedavi rejimleri düşünülmelidir. Kemik anormalliklerinden kuşkulanılırsa veya tespit edilirse, o zaman uygun konsültasyon yapılmalıdır. Pediyatrik popülasyonda kemik etkileri Kemik toksisitesinin uzun vadeli etkileri ile ilgili belirsizlikler bulunmaktadır. Bu nedenle, tedavinin fayda/risk dengesini vaka bazında uygun şekilde değerlendirmek, tedavi süresince uygun izlemi belirlemek (tedavinin kesilmesine ilişkin kararlar dahil) ve takviye gereksinimini göz önünde bulundurmak için multidisipliner bir yaklaşım önerilmektedir. Tenofovir disoproksil, kemik mineral yoğunluğunda (KMY) azalmaya neden olabilir. Tenofovir disoproksil ile ilişkili KMY değişikliklerinin uzun vadeli kemik sağlığı ve gelecekteki kırık riski üzerindeki etkileri ise belirsizdir. Pediyatrik hastalarda kemik anormallikleri tespit edilirse veya şüphelenilirse, endokrinoloji ve/veya nefroloji uzmanına danışılması gerekmektedir. Diğer antiviral ürünlerle eş zamanlı uygulama Doravirin/lamivudin/tenofovir disoproksil, lamivudin içeren diğer tıbbi ürünlerle veya tenofovir disoproksil ya da tenofovir alafenamid içeren tıbbi ürünlerle veya adefovir dipivoksil ile eş zamanlı uygulanmamalıdır. Doz ayarlaması için gerek duyulmadıkça (örn., rifabutin ile kullanımda) doravirin/ lamivudin/ tenofovir disoproksil ile birlikte doravirin uygulanmamalıdır. CYP3A indükleyicileriyle birlikte kullanım Doravirine maruz kalımı azaltabilen tıbbi ürünlerle birlikte doravirin reçetelerken dikkatli olunmalıdır. İmmün reaktivasyon sendromu İmmün reaktivasyon sendromu kombine antiretroviral ilaçlarla tedavi edilen hastalarda bildirilmiştir. Kombine antiretroviral tedavinin ilk fazında, bağışıklık sistemi yanıt veren hastalarda sessiz veya rezidüel fırsatçı enfeksiyonlara (örn., Mycobacterium avium enfeksiyonu, sitomegalovirüs, Pneumocystis jirovecii pnömonisi veya tüberküloz) karşı enflamatuvar yanıt gelişebilir ve bu yanıt daha ileri düzeyde değerlendirme ve tedavi gerektirebilir. İmmün reaktivasyon zemininde otoimmün hastalıkların da ortaya çıktığı bildirilmiştir (örn., Graves hastalığı, otoimmün hepatit, polimyozit ve Guillain-Barré sendromu); ancak başlangıca kadar geçen zaman daha değişkendir ve tedaviye başlandıktan çok sonraki aylarda sonra gelişebilir. Yardımcı maddeler Laktoz: laktoz monohidrat içerir. Nadir kalıtımsal galaktoz intoleransı, total laktaz eksikliği ya da glukoz-galaktoz malabsorpsiyon problemi olan hastaların bu tıbbi ürünü kullanmamaları gerekir. Sodyum: Bu ilaç her tablet başına 1 mmol sodyum (23 mg) dan daha az sodyum içerir yani aslında “sodyum içermez”.
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerHer ilaç gibi bu ilaç da yan etkilere yol açabilir ancak bunlar herkeste görülmez. Doktorunuza danışmadan bu ilacı almayı bırakmayınız.
Aşağıdaki belirtilerden herhangi birini fark ederseniz DELSTRIGO'yu kullanmayı bırakın ve derhal tıbbi yardım alın:
Gövdede genellikle merkezi kabarcıklarla birlikte kırmızımsı, yükselmemiş, hedef benzeri veya dairesel lekeler, cilt soyulması, ağız, boğaz, burun, genital bölge ve gözlerde ülserler. Bu şiddetli cilt döküntüleri ateş ve grip benzeri belirtilerle (Stevens-Johnson sendromu/toksik epidermal nekroliz) başlayabilir. Bu reaksiyonların sıklığı mevcut verilerden tahmin edilememektedir.
Çok yaygın: 10 hastanın en az 1'inde görülebilir.
Yaygın: 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinde veya daha fazlasında görülebilir.
Yaygın olmayan: 100 hastanın birinden az, fakat 1.000 hastanın birinde veya daha fazlasında görülebilir.
Seyrek: 1.000 hastanın birinden az, fakat 10.000 hastanın birinde veya daha fazlasında görülebilir.
Çok seyrek: 10.000 hastanın birinden az görülebilir.
Bilinmiyor: Eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor.
Oluşabilecek diğer yan etkiler
Yaygın:
- Anormal rüyalar, uyuma güçlüğü (uykusuzluk)
- Baş ağrısı, baş dönmesi, uyku hali
- Öksürük, burun semptomları
- Kusacakmış gibi olmak (bulantı), ishal, mide ağrısı, kusma, anüsten gaz çıkarma
- Saç dökülmesi, döküntü
- Kas belirtileri (ağrı, tutukluk)
- Kemik kütlesi kaybı
- Yorgunluk hissi, ateş
Kan testleri aşağıdakileri de gösterebilir:
- Karaciğer enzimlerinin (ALT) düzeylerinde artış
Yaygın olmayan:
- Kabuslar, depresyon, kaygı, asabiyet, kafa karışıklığı, intihar düşünceleri
- Konsantrasyon güçlüğü, hafıza sorunları, el ve ayaklarda karıncalanma, kaslarda gerginlik, uyku kalitesinde azalma
- Yüksek kan basıncı
- Kabızlık, mide rahatsızlığı, midede şişkinlik veya gerginlik (abdominal distansiyon), hazımsızlık, yumuşak dışkılar, mide spazmları, sık dışkılama, pankreas iltihabı (pankreatit) (mide ağrısı ve kusmaya neden olur)
- Kaşıntı
- Eklem ağrısı, kas dokusunun yıkımı, kas güçsüzlüğü
- Güçsüz hissetmek, genel olarak kendini kötü hissetmek
Kan testleri aşağıdakileri de gösterebilir:
- Kanınızdaki beyaz kan hücrelerinin sayısında azalma (nötropeni)
- Kanınızdaki kırmızı kan hücrelerinin sayısında azalma (anemi)
- Kanınızdaki trombosit düzeylerinde azalma (sizde kanama daha kolay gelişebilir)
- Fosfat düzeylerinde azalma
- Kanınızdaki potasyum düzeylerinde azalma
- Kanınızdaki kreatinin düzeylerinde artış
- Karaciğer enzimlerinin (AST) düzeylerinde artış
- Lipaz düzeylerinde artış
- Amilaz düzeylerinde artış
- Hemoglobin düzeylerinde azalma
Kas ağrısı, kas güçsüzlüğü ve kanda potasyum veya fosfat azalmaları böbrek tübül hücrelerinde hasara bağlı olarak ortaya çıkabilir.
Seyrek:
- Agresyon (saldırganlık), halüsinasyonlar (sanrılar), değişikliklere uyum gösterme güçlüğü, ruh hali değişiklikleri, uyurgezerlik
- Solunum güçlüğü, bademciklerde büyüme
- Tam dışkılayamama hissi
- Karaciğer büyümesi veya karaciğer yağlanması, gözlerde veya ciltte sararma, karaciğer iltihabından kaynaklanan karın ağrısı
- Alerjiye bağlı deri iltihabı, yanaklar, burun, çene ve alında kızarıklık, yüzde kabarıklıklar veya sivilceler, yüz, dudaklar, dil veya boğazda şişlik
- Kas güçsüzlüğü, kemiklerde güçsüzleşme (kemik ağrısı eşlik eder ve bazen kırıklara yol açar)
- Böbrek hasarı, böbrek taşları, böbrek yetmezliği, böbrek tübül hücrelerinde hasar, böbrek yaralanması, çok fazla idrara çıkmak ve susama hissi
- Göğüste ağrı, üşüme hissi, ağrı, susama
Kan testleri aşağıdakileri de gösterebilir:
- Magnezyum düzeylerinde azalma
- Laktik asidoz (kanda laktik asit fazlası)
- Kreatin fosfokinaz düzeylerinde artış
Çok seyrek:
Kan testleri aşağıdakileri de gösterebilir:
- Kemik iliğinin yeni kırmızı kan hücreleri üretememesi (saf kırmızı hücre aplazisi) Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · HamilelikBu ilacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Hamile iseniz, hamile olabileceğinizi düşünüyorsanız veya bebek sahibi olmayı planlıyorsanız, DELSTRIGO almanın riskleri ve faydaları hakkında doktorunuzla konuşunuz. Hamilelik döneminde DELSTRIGO kullanımından kaçınılması önerilir çünkü bu ilaç hamilelik döneminde çalışılmamıştır ve siz hamileyken DELSTRIGO'nun bebeğinize zarar verip vermediği bilinmemektedir.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · EmzirmeBu ilacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
HIV'li kadınlar emzirmemelidir çünkü HIV anne sütü yoluyla bebeğe geçebilir. Bebeğinizi nasıl en iyi şekilde besleyebileceğiniz konusunda doktorunuzla konuşunuz.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerDELSTRIGO tabletleri laktoz içerir. Eğer daha önceden doktorunuz size laktoza tahammülsüzlüğünüz olduğunu söylediyse bu ilacı almadan önce doktorunuzla konuşunuz.
Bu ilaç her tablet başına 1 mmol sodyum (23 mg) dan daha az sodyum içerir yani aslında “sodyum içermez”.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonGeçmişte veya halihazırda non-nükleozid revers transkriptaz inhibitörü (NNRTİ) sınıfına, lamivudine veya tenofovire direnç kanıtları bulunmayan insan bağışıklık yetmezliği virüsü tip 1 (HIV-1) enfeksiyonlu yetişkinlerin tedavisi için endikedir. NNRTİ sınıfı, lamivudin veya tenofovir'e karşı geçmişte veya şu anda direnç kanıtı olmayan ve tenofovir disoproksil içermeyen diğer rejimlerin kullanımını engelleyen toksisiteler yaşamış olan HIV-1 ile enfekte 12 yaş ve üzeri en az 35 kg ağırlığındaki ergenlerin tedavisinde de endikedir.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarEtkin maddelere veya listelenen yardımcı maddelerden herhangi birine aşırı duyarlılık. Sitokrom P450 3A (CYP3A) enziminin güçlü indükleyicileri olan tıbbi ürünlerle eş zamanlı uygulama kontrendikedir çünkü doravirinin plazma konsantrasyonlarında anlamlı azalmaların görülmesi beklenir ve bu da etkinliğini azaltabilir. Bu tıbbi ürünler aşağıdakileri içerir ancak bunlarla sınırlı değildir: Karbamazepin, okskarbazepin, fenobarbital, fenitoin Rifampisin, rifapentin St. John’s wort (Sarı kantaron-Hypericum perforatum) Mitotan Enzalutamid Lumakaftor.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriAntiretroviral tedavi ile etkili viral baskılamanın cinsel yolla HIV-1 bulaşma riskini önemli ölçüde azalttığı kanıtlanmış olsa da, artık bir risk dışlanamamaktadır. Bulaşmayı önlemek için önlemler ulusal kılavuzlara uygun olarak alınmalıdır. NNRTİ substitüsyonları ve doravirin kullanımı Doravirin başka herhangi bir antiretroviral tedaviyle geçmişte virolojik başarısızlık yaşayan hastalarda değerlendirilmemiştir. Tarama sırasında saptanan NNRTİ ile ilişkili mutasyonlar Faz 2b/3 çalışmalarında dışlama kriterlerinin bir parçası olmuştur. Çeşitli NNRTİ substitüsyonlarının yol açtığı ve klinik etkililikte azalmayla ilişkili olan duyarlılık azalmasına dair bir eşik değer belirlenmemiştir. NNRTİ sınıfına direnç bulguları mevcut olan HIV-1 enfeksiyonlu hastalarda doravirin kullanımını destekleyen yeterli klinik kanıt yoktur. Şiddetli kutanöz advers reaksiyonlar (SCARs) Şiddetli kutanöz advers reaksiyonlar (SCARs), Stevens-Johnson sendromu (SJS) / toksik epidermal nekroliz (TEN) dahil olmak üzere, doravirin içeren rejimlerin pazarlama sonrası deneyimleri sırasında bildirilmiştir. Reçete sırasında hastalar, belirtiler ve semptomlar konusunda bilgilendirilmeli ve cilt reaksiyonları açısından yakından izlenmelidir. Bu reaksiyonları düşündüren belirtiler ve semptomlar ortaya çıkarsa, doravirin içeren rejimler hemen kesilmeli ve alternatif bir tedavi düşünülmelidir (uygun olduğunda). Klinik durum yakından izlenmeli ve uygun tedavi başlatılmalıdır. Eğer hasta, doravirin içeren rejimlerin kullanımıyla TEN gibi ciddi bir reaksiyon geliştirmişse, bu hastada herhangi bir zamanda doravirin içeren rejimlerle tedaviye tekrar başlanmamalıdır. HIV-1 ve HBV koenfeksiyonlu hastalarda şiddetli akut hepatit B alevlenmesi Antiretroviral tedaviye başlamadan önce, HIV-1’li tüm hastalar hepatit B virüsünün (HBV) varlığı yönünden test edilmelidir. Lamivudin veya tenofovir disoproksili (bileşenlerinden ikisi) almayı bırakan HIV-1 ve HBV ile koenfekte hastalarda hepatit B’nin şiddetli akut alevlenmeleri (örn., dekompanse karaciğer ve karaciğer yetmezliği) raporlanmıştır. HIV-1 ve HBV ile koenfekte hastalar tedavisini durdurmalarından sonra en azından birkaç ay süreyle hem klinik hem de laboratuvar tetkikleriyle yakından izlenmelidir. Eğer uygunsa, özellikle ilerlemiş karaciğer hastalığı veya sirozu olan hastalara anti-hepatit B tedavisi başlanması gerekebilir çünkü tedaviden sonra hepatitin alevlenmesi karaciğer dekompansasyonu ve karaciğer yetmezliğine yol açabilir. Yeni başlayan veya kötüleşen böbrek fonksiyon bozukluğu bir bileşeni olan tenofovir disoproksilin kullanımıyla akut böbrek yetmezliği ve Fanconi sendromu (böbrek tübüllerinde hasar ile birlikte ağır hipofosfatemi) vakaları dahil böbrek fonksiyon bozukluğu bildirilmiştir. eş zamanlı veya yakın tarihte uygulanan nefrotoksik ürünler (örn., yüksek doz veya çoklu non-steroid anti-inflamatuvar tıbbi ürünler) ile birlikte kullanımından kaçınılmalıdır. Böbrek fonksiyon bozukluğu için risk faktörleri bulunan ve tenofovir disoproksil ile stabil seyreden HIV enfeksiyonlu hastalarda yüksek dozda veya çoklu NSAİİ’lere başlandıktan sonra akut böbrek yetmezliği vakaları raporlanmıştır. Bazı hastaların hastaneye yatması ve renal replasman tedavisi alması gerekmiştir. Böbrek fonksiyon bozukluğu riski taşıyan hastalarda gerekirse NSAİİ’lere alternatifler düşünülmelidir. Devamlı veya kötüleşen kemik ağrısı, ekstremitelerde ağrı, kırıklar ve/veya kaslarda ağrı veya güçsüzlük proksimal renal tübülopatinin belirtileri olabilir ve riskli hastalarda böbrek fonksiyonunun değerlendirilmesi düşünülmelidir. tedavisine başlamadan önce ve klinik yönden uygun olduğunda tedavi sırasında tüm hastalarda tahmini kreatinin klerensinin değerlendirilmesi önerilir. Geçmişte adefovir dipivoksil alırken renal olaylar yaşayan hastalar dahil, böbrek fonksiyon bozukluğu için risk taşıyan hastalarda tahmini kreatinin klerensi, serum fosfor, idrarda glukoz ve idrarda proteinin başlanmadan önce değerlendirilmesi önerilir ve tedavisi sırasında hastanın tıbbi durumuna uygun biçimde böbrek fonksiyonunun daha sık takibi yapılmalıdır. Lamivudin ve tenofovir disoproksil esas olarak böbrekler yoluyla atılır. Tahmini kreatinin klerensi dakikada 50 mL’nin altına düşerse kesilmelidir çünkü lamivudin ve tenofovir disoproksil için gereken doz aralığı ayarlaması sabit dozlu kombine tabletle yapılamamaktadır. Yetişkin popülasyonda kemik etkileri Osteomalazi gibi kalıcı ya da kötüleşen kemik ağrısı şeklinde ortaya çıkabilen ve nadiren kırıklara katkıda bulunabilen kemik anormallikleri, tenofovir disoproksil kaynaklı proksimal renal tübülopati ile ilişkili olabilir. Tenofovir disoproksil ile yapılan, HIV veya HBV ile enfekte hastalarda 144 haftaya kadar süren randomize kontrollü klinik çalışmalarda kemik mineral yoğunluğunda (KMY) azalmalar gözlenmiştir. Bu KMY azalmaları genellikle tedavinin kesilmesini takiben düzelme göstermiştir. Diğer çalışmalarda (ileriye dönük ve kesitsel), en çarpıcı KMY azalmaları, güçlendirilmiş bir proteaz inhibitör rejimi kapsamında, tenofovir disoproksil ile tedavi edilen hastalarda görülmüştür. Genel olarak, tenofovir disoproksil ile ilişkili kemik anormallikleri ve tenofovir disoproksilin kemik sağlığı ile kırık riski üzerindeki uzun dönem etkilerine dair sınırlı veriler göz önünde bulundurulduğunda, osteoporozu olan veya kemik kırığı öyküsü bulunan hastalar için alternatif tedavi rejimleri düşünülmelidir. Kemik anormalliklerinden kuşkulanılırsa veya tespit edilirse, o zaman uygun konsültasyon yapılmalıdır. Pediyatrik popülasyonda kemik etkileri Kemik toksisitesinin uzun vadeli etkileri ile ilgili belirsizlikler bulunmaktadır. Bu nedenle, tedavinin fayda/risk dengesini vaka bazında uygun şekilde değerlendirmek, tedavi süresince uygun izlemi belirlemek (tedavinin kesilmesine ilişkin kararlar dahil) ve takviye gereksinimini göz önünde bulundurmak için multidisipliner bir yaklaşım önerilmektedir. Tenofovir disoproksil, kemik mineral yoğunluğunda (KMY) azalmaya neden olabilir. Tenofovir disoproksil ile ilişkili KMY değişikliklerinin uzun vadeli kemik sağlığı ve gelecekteki kırık riski üzerindeki etkileri ise belirsizdir. Pediyatrik hastalarda kemik anormallikleri tespit edilirse veya şüphelenilirse, endokrinoloji ve/veya nefroloji uzmanına danışılması gerekmektedir. Diğer antiviral ürünlerle eş zamanlı uygulama Doravirin/lamivudin/tenofovir disoproksil, lamivudin içeren diğer tıbbi ürünlerle veya tenofovir disoproksil ya da tenofovir alafenamid içeren tıbbi ürünlerle veya adefovir dipivoksil ile eş zamanlı uygulanmamalıdır. Doz ayarlaması için gerek duyulmadıkça (örn., rifabutin ile kullanımda) doravirin/ lamivudin/ tenofovir disoproksil ile birlikte doravirin uygulanmamalıdır. CYP3A indükleyicileriyle birlikte kullanım Doravirine maruz kalımı azaltabilen tıbbi ürünlerle birlikte doravirin reçetelerken dikkatli olunmalıdır. İmmün reaktivasyon sendromu İmmün reaktivasyon sendromu kombine antiretroviral ilaçlarla tedavi edilen hastalarda bildirilmiştir. Kombine antiretroviral tedavinin ilk fazında, bağışıklık sistemi yanıt veren hastalarda sessiz veya rezidüel fırsatçı enfeksiyonlara (örn., Mycobacterium avium enfeksiyonu, sitomegalovirüs, Pneumocystis jirovecii pnömonisi veya tüberküloz) karşı enflamatuvar yanıt gelişebilir ve bu yanıt daha ileri düzeyde değerlendirme ve tedavi gerektirebilir. İmmün reaktivasyon zemininde otoimmün hastalıkların da ortaya çıktığı bildirilmiştir (örn., Graves hastalığı, otoimmün hepatit, polimyozit ve Guillain-Barré sendromu); ancak başlangıca kadar geçen zaman daha değişkendir ve tedaviye başlandıktan çok sonraki aylarda sonra gelişebilir. Yardımcı maddeler Laktoz: laktoz monohidrat içerir. Nadir kalıtımsal galaktoz intoleransı, total laktaz eksikliği ya da glukoz-galaktoz malabsorpsiyon problemi olan hastaların bu tıbbi ürünü kullanmamaları gerekir. Sodyum: Bu ilaç her tablet başına 1 mmol sodyum (23 mg) dan daha az sodyum içerir yani aslında “sodyum içermez”.
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerDoravirin + 2 nükleozid revers transkriptaz inhibitörleri (NRTİ’ler) ile yapılan Faz 3 klinik çalışmalarda en sık raporlanmış advers reaksiyonlar bulantı (%4) ve baş ağrısıdır (%3). Her bir sıklık gruplamasında, istenmeyen etkiler azalan ciddiyet sırasına göre sunulmaktadır. Tablo 2: Doravirin/lamivudin/tenofovir disoproksil ile ilişkili advers reaksiyonların tablolaştırılmış özeti Sıklık Advers reaksiyonlar Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar Seyrek Püstüler döküntü Kan ve lenf sistemi hastalıkları Yaygın olmayan nötropeni*, anemi*, trombositopeni* Çok seyrek saf eritrosit aplazisi* Metabolizma ve beslenme bozuklukları Yaygın olmayan hipofosfatemi, hipopotasemi* Seyrek hipomagnezemi, laktik asidoz* Psikiyatrik hastalıklar Yaygın anormal rüyalar, uykusuzluk Yaygın olmayan kabuslar, depresyon, anksiyete, iritabilite, konfüzyon durumu, intihar düşüncesi Seyrek agresyon, halüsinasyon, uyum bozukluğu, ruh hali değişikliği, uyurgezerlik Sinir sistemi hastalıkları Yaygın baş ağrısı, baş dönmesi, uyku hali Yaygın olmayan dikkat bozukluğu, hafıza bozukluğu, parestezi, hipertoni, uyku kalitesinde azalma Çok seyrek periferik nöropati (veya parestezi)* Vasküler hastalıklar Yaygın olmayan hipertansiyon Solunum, göğüs ve mediastinal hastalıkları Yaygın öksürük*, nazal semptomlar* Seyrek dispne, tonsiler hipertrofi Gastrointestinal hastalıklar Yaygın bulantı, diyare, abdominal ağrı, kusma, flatülans Yaygın olmayan konstipasyon, abdominal rahatsızlık, abdominal distansiyon, hazımsızlık, yumuşak feçes, gastrointestinal motilite bozukluğu, pankreatit* Seyrek rektal tenesmus Hepatobiliyer hastalıklar Seyrek hepatik steatoz*, hepatit† Deri ve deri altı doku hastalıkları Yaygın saç dökülmesi*, döküntü Yaygın olmayan prurit Seyrek alerjik dermatit, rozase, anjiyoödem* Bilinmiyor toksik epidermal nekroliz Kas, iskelet ve bağ dokusu hastalıkları Yaygın kas hastalıkları*, kemik mineral yoğunluğunda azalma* Yaygın olmayan miyalji, artralji, rabdomiyoliz*‡, kas güçsüzlüğü*‡ Seyrek kas-iskelet ağrısı, osteomalazi (kemik ağrısı şeklinde kendini gösterir ve seyrek olarak kırıklara katkıda bulunur)*, miyopati* Böbrek ve idrar yolu hastalıkları Yaygın olmayan kreatinin artışı*, proksimal renal tübülopati (Fanconi sendromu dahil)* Seyrek akut böbrek hasarı, böbrek hastalığı, idrar yollarında taş, böbrek taşı, akut böbrek yetmezliği*, böbrek yetmezliği*, akut tübüler nekroz*, nefrit (akut interstisyel nefrit dahil)*, nefrojenik diabetes insipidus* Genel rahatsızlıklar ve uygulama bölgesine ilişkin durumlar Yaygın yorgunluk, ateş* Yaygın olmayan asteni, kırıklık Seyrek göğüs ağrısı, üşüme, ağrı, susama hissi Araştırmalar Yaygın alanin aminotransferaz artışı Yaygın olmayan aspartat aminotransferaz artışı, lipaz artışı, amilaz artışı, hemoglobin azalması Seyrek kanda kreatin fosfokinaz artışı *Bu advers reaksiyon Faz 3 klinik çalışmalarda (DRIVE-FORWARD, DRIVE-AHEAD, DRIVE-SHIFT) doravirin ile ilişkili bir advers reaksiyon olarak tespit edilmemiş ancak 3TC ve/veya TDF’nin Kısa Ürün Bilgisine (KÜB) dayanarak bu tabloya bir advers reaksiyon olarak dahil edilmiştir. 3TC veya TDF için KÜB’ünde yer alan en yüksek sıklığa sahip kategori kullanılmaktadır. †Bu advers reaksiyon, Faz 3 klinik çalışmalarda (DRIVE-FORWARD, DRIVE-AHEAD, DRIVE-SHIFT) doravirin ile ilişkili bir advers reaksiyon olarak tanımlanmamıştır; ancak doravirin içeren rejimlerin pazarlama sonrası kullanımında görülmüş ve 3TC ile TDF’nin Kısa Ürün Bilgisinde (KÜB) listelenen bir advers reaksiyondur. 3TC ve TDF KÜB’lerinde bildirilen en yüksek sıklık kategorisi kullanılmıştır. ‡Bu advers reaksiyon proksimal renal tübülopatinin bir sonucu olarak ortaya çıkabilir. Bu durumun yokluğunda tenofovir disoproksil ile nedensel biçimde ilişkili olduğu kabul edilmemektedir. 1uykusuzluk (insomnia) terimi şunları içerir: insomnia, uyku evresinin başında uykusuzluk ve uyku bozukluğu 2depresyon terimi şunları içerir: depresyon, depresif duygudurum, majör depresyon ve persistan depresif bozukluk 3anksiyete terimi şunları içerir: anksiyete ve genel anksiyete bozukluğu 4abdominal ağrı terimi şunları içerir: abdominal ağrı ve üst abdominal ağrı 5abdominal rahatsızlık terimi şunları içerir: abdominal rahatsızlık ve epigastrik rahatsızlık 6yumuşak feçes terimi şunları içerir: yumuşak feçes ve anormal feçes. 7gastrointestinal motilite bozukluğu terimi şunları içerir: gastrointestinal motilite bozukluğu ve sık bağırsak hareketleri 8döküntü terimi şunları içerir: döküntü, maküler döküntü, eritematöz döküntü, yaygın döküntü, makülo-papüler döküntü, papüler döküntü ve ürtikaryal döküntü 9alanin aminotransferaz artışı terimi şunları içerir: alanin aminotransferaz artışı ve hepatoselüler hasar Seçili advers reaksiyonların tanımı Bağışıklık reaktivasyon sendromu Kombine antiretroviral tedavinin (KART) başlangıcında şiddetli immün yetmezliği olan HIV ile enfekte hastalarda, asemptomatik veya rezidüel fırsatçı enfeksiyonlara enflamatuar bir reaksiyon ortaya çıkabilir. Otoimmün bozukluklar (Graves hastalığı ve otoimmün hepatit gibi) da rapor edilmiştir; bununla birlikte, bildirilen başlama süresi daha değişkendir ve bu olaylar tedavinin başlamasından aylar sonra ortaya çıkabilir. Laktik asidoz Tenofovir disoproksil ile tek başına veya diğer antiretrovirallerle kombinasyon halinde laktik asidoz vakaları bildirilmiştir. Dekompanse karaciğer hastalığı olan hastalar veya laktik asidozu indüklediği bilinen eşzamanlı tıbbi ürünleri alan hastalar gibi predispozan faktörleri olan hastalar, ölümcül sonuçlar dahil olmak üzere tenofovir disoproksil tedavisi sırasında ciddi laktik asidoz yaşama riski altındadır. Şiddetli kutanöz advers reaksiyonlar (SCARs) Doravirin içeren tedavi rejimleriyle ilişkili olarak toksik epidermal nekroliz (TEN) gibi şiddetli kutanöz advers reaksiyonlar (SCARs) bildirilmiştir. Pediyatrik popülasyon Doravirin/lamivudin/tenofovir disoproksilin güvenliliği, açık etiketli bir çalışmada (IMPAACT 2014 (Protocol 027)) 12 ila 18 yaşından küçük 45 HIV-1 ile enfekte, virolojik olarak baskılanmış veya daha önce tedavi görmemiş pediyatrik hastada değerlendirilmiştir. Pediyatrik gönüllülerdeki güvenlilik profili yetişkinlerdekine benzerdi.
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.