CALIRA-MET XR 5 MG/1000 MG FILM KAPLI TABLET (56 ADET)
Fiyat ve paketler
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Calira Met XR 5/1000 mg ne için kullanılır?
KT 1- CALİRA-MET XR oral kan şekerini düşürücü ilaç kombinasyonları olarak adlandırılan bir ilaç grubuna dahildir.
- CALİRA-MET XR, “tip 2 diyabet” olarak adlandırılan bir tür şeker hastalığının tedavisinde yetişkinlerde kullanılır.
- CALİRA-MET XR, tek başına dapagliflozin veya tek başına metforminin kanınızdaki şeker miktarını kontrol altında tutamaması durumunda, diyet ve egzersizle birlikte kan şekerinizi düşürmek için kullanılır.
- CALİRA-MET XR tip 1 diyabeti (vücudun insülin üretemediği bir tür şeker hastalığı) olan hastalarda kullanılmaz.
- CALİRA-MET XR diyabetik ketoasidozu (kanda veya idrarda ketonların düzeyinde artış) olan kişilerde kullanılmaz.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · Kullanmayınız- Dapagliflozine, metformine veya bu ilacın bileşiminde bulunan yardımcı maddelerden herhangi birine karşı alerjiniz varsa. CALİRA-MET XR'nin içeriğinde bulunan yardımcı maddelerin listesi için bu Kullanma Talimatı'nın “Yardımcı Maddeler” bölümüne bakınız.
CALİRA-MET XR'ye karşı gelişen ciddi alerjik reaksiyonun belirtileri şunları içerebilir:
- deri döküntüsü,
- derinizde kabarık kırmızı lekeler (kurdeşen),
- yüzde, dudaklarda, dilde ve boğazda solunum veya yutma güçlüğüne yol açabilecek şişlik.
- Daha önce bir diyabetik koma yaşadıysanız,
- Kontrolsüz diyabetiniz varsa, örneğin ciddi hiperglisemi (kan şekeri yüksekliği), bulantı, kusma, diyare, hızlı kilo kaybı, laktik asidoz (bkz. aşağıda “laktik asidoz riski”) veya ketoasidoz. Ketoasidoz, diyabetik komaya neden olabilen “keton cisimlerinin” kanda birikmesi durumudur. Belirtileri, karın ağrısı, hızlı ve derin nefes alma, uykulu olma veya nefesin sıradışı olarak meyvemsi bir şekilde kokmasıdır.
- Daha önce bir kalp krizi geçirdiyseniz ya da kalp yetmezliğiniz veya kan dolaşımınızla ilgili ciddi problemleriniz veya nefes problemleriniz varsa,
- Ciddi azalmış böbrek fonksiyonunuz varsa,
- Metabolik asidoz veya diyabetik ketoasidoz (kanda veya idrarda ketonların düzeyinde artış) adı verilen bir durum sizde varsa. Belirtiler, hızlı kilo kaybı, kendini hasta hissetme ya da hasta olma, karın ağrısı, hızlı ve derin nefes alma, uyku hali, nefesinizde tatlı bir koku, ağızda tatlı ya da metalik bir tat ya da idrar ya da terde farklı bir kokuyu içerir.
- Ciddi enfeksiyonunuz varsa,
- Vücudunuzdan çok sıvı kaybı olmuşsa (dehidratasyon), örneğin uzun süren veya ciddi diyare ya da üst üste birkaç kez kustuysanız,
- Karaciğeriniz ile ilgili problemleriniz varsa,
- Hergün veya zaman zaman yüksek miktarda alkol alıyorsanız, (bkz. CALİRA-MET XR'nin yiyecek ve içecek ile kullanılması)
Sizde bu belirtilerden herhangi biri varsa, CALİRA-MET XR kullanmayı durdurunuz ve derhal doktorunuzla görüşünüz ya da size en yakın hastanenin acil servisine başvurunuz.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KT 2 · Dikkatli kullanınız- Eğer “laktik asidoz” yaşarsanız: bu ilaçtaki etkin maddelerden biri olan metformin, laktik asidoz (kanda laktik asit artışı) adı verilen ölüme de yol açabilen nadir ancak ciddi bir yan etkiye neden olabilir. Belirtiler, kendini çok hasta hissetme ya da hasta olma, kusma, karın ağrısı, kas krampları, şiddetli yorgunluk, nefes alma güçlüğünü veya vücut sıcaklığı ve kalp atışının azalmasını içerir. Laktik asidoz acil bir tıbbi durumdur ve hastanede tedavi edilmelidir. Eğer sizde bu durum oluşursa, laktik asidoz komaya neden olabildiği için acil hastane tedavisine ihtiyacınız olabilir. Derhal bu ilacı almayı kesin ve bir doktor ile temas kurun ya da derhal en yakın hastaneye gidin (bkz. Bölüm 4). İlaç ambalajını yanınıza alınız.
- Laktik asidoz gelişme riski; kontrol edilemeyen şeker hastalığı, ciddi enfeksiyonlar, uzun süre açlık veya alkol alımı, vücudun fazla su kaybı, karaciğer sorunları ve vücudun bir bölümünde oksijenin azaldığı rahatsızlıklar (örn. ani ağır kalp rahatsızlığı gibi) ile birlikte artabilir.
- Eğer “tip 1 diyabetiniz” varsa-bu tip genellikle gençken başlar ve vücudunuz insülin üretmez.
- Eğer hızlı kilo kaybı, kendini hasta hissetme ya da hasta olma, karın ağrısı, aşırı susama, hızlı ve derin nefes alma, konfüzyon, alışılmadık uyku hali ya da bitkinlik, nefesinizde tatlı bir koku, ağızda tatlı ya da metalik bir tat ya da idrar ya da terde farklı bir koku yaşarsanız bir doktor ile temas kurun ya da derhal en yakın hastaneye gidin. Bu semptomlar “diyabetik ketoasidoz”un bir belirtisi olabilir (testlerde ortaya çıkan idrar ya da kanınızda artmış “keton cisimcikleri” nedeniyle diyabette yaşayabileceğiniz bir problem). Uzun süreli açlık, aşırı alkol tüketimi, dehidratasyon (çok fazla vücut sıvısı kaybı), insülin dozunda ani azalmalar ya da büyük cerrahi ya da ciddi hastalıklara bağlı olarak daha fazla insülin gerekmesi durumlarında diyabetik ketoasidoz gelişme riski artar.
- CALİRA-MET XR ile tedaviniz sırasında, doktorunuz böbrek fonksiyonlarınızı yılda en az bir kez veya eğer yaşlı ve/veya kötüleşen böbrek fonksiyonunuz varsa daha sık kontrol edecektir.
- Eğer kanınızda sizi dehidrate hale getirebilecek (çok fazla vücut sıvısı kaybı) çok yüksek düzeyde glukoz varsa. Dehidratasyonun muhtemel belirtileri 4. Bölüm başında verilmiştir. Bu belirtilerden herhangi biri varsa bu ilacı almadan önce doktorunuza söyleyiniz.
- Eğer tansiyon düşürücü ilaç (anti-hipertansif) kullanıyorsanız ve düşük kan basıncı (hipotansiyon) öykünüz varsa. Daha detaylı bilgi, aşağıda “Diğer ilaçlar ile birlikte kullanımı” başlığı altında verilmektedir.
- Eğer ciddi kalp hastalığı öykünüz varsa ya da daha önce inme (felç) geçirdiyseniz.
- Eğer sık üriner sistem enfeksiyonunuz (idrar yolu iltihabı) oluyorsa. Bu ilaç üriner sistem enfeksiyonlarına neden olabilir ve doktorunuz sizi daha yakından takip etmek isteyebilir. Ciddi enfeksiyon gelişirse doktorunuz tedavinizi geçici olarak değiştirmeyi düşünebilir.
- Eğer 75 yaş üzerinde iseniz bu ilacı almaya başlamamalısınız. Bunun nedeni bazı yan etkilere daha yatkın olabilmenizdir.
- CALİRA-MET XR ile aynı tedavi grubunda başka bir ürün için yürütülmekte olan uzun süreli klinik çalışmalarda, bir organın tamamının veya bir kısmının vücuttan kesilerek uzaklaştırılmasında (esas olarak ayak baş parmağı) bir artış gözlenmiştir. Bunun bir sınıf etkisi oluşturup oluşturmadığı bilinmemektedir. Tüm diyabetli hastalar için olduğu gibi, ayaklarınızı düzenli olarak kontrol etmeniz önemlidir ve doktorunuz tarafından hastalara rutin önleyici ayak bakımı konusunda bilgi verilmesi gerekmektedir.
- Diyabet için “pioglitazon” içeren başka bir ilaç kullanıyorsanız, bu ilacı kullanmaya başlamamalısınız.
- Kanınızda bulunan kırmızı kan hücrelerinin miktarında kan testinde görülür bir artış varsa, Bu uyarılar geçmişteki herhangi bir dönemde dahi olsa sizin için geçerliyse lütfen doktorunuza danışınız.
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlar gibi, CALİRA-MET XR'nin içeriğinde bulunan maddelere duyarlı kişilerde yan etkiler olabilir.
CALİRA-MET XR'nin içeriğindeki etkin maddelerden biri olan metformin HCl seyrek görülen; fakat ciddi bir yan etki olan “laktik asidoz”a yol açabilir. Bu durum kanda laktik asit birikmesidir ve ölüme neden olabilir. Laktik asidoz tıbbi bir acil durumdur ve hastanede tedavi edilmelidir. Laktik asidoz özellikle böbrekleri iyi çalışmayan hastalarda ortaya çıkmaktadır.
Aşağıdaki “laktik asidoz”a ilişkin belirtilerden biri olursa, CALİRA-MET XR'yi kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz.
- Kendinizi çok güçsüz veya yorgun hissediyorsanız,
- Kas ağrınız varsa,
- Nefes alıp vermede güçlük çekiyorsanız,
- Alışılmadık uyku hali varsa veya her zamankinden daha fazla uyuyorsanız,
- Mide-karın ağrılarınız, bulantınız veya kusmanız varsa,
- Vücut sıcaklığınızda ve kalp atışınızda azalma varsa.
Aşağıdaki durumlar sizde söz konusu ise CALİRA-MET XR ile laktik asidoz olma ihtimaliniz daha yüksektir:
- Böbreklerinizle ilgili problemleriniz varsa veya böbrekleriniz, enjekte edilen boyanın kullanıldığı belirli röntgen testlerinden etkilenmişse. Böbrekleri gerektiği gibi çalışmayan kişiler CALİRA-MET XR kullanmamalıdır.
- Karaciğer problemleriniz varsa,
- Kalp yetmezliği gibi vücüttaki oksijeninin azaldığı durumlar varsa (kalbin vücudun ihtiyacı olan oksijeni taşıyacak kadar kan pompalama görevini tam olarak yerine getirememesi durumu) varsa,
- Aşırı alkol tüketiyorsanız,
- Uzun süre aç kaldıysanız,
- Sıvı kaybınız oluyorsa (vücut sıvılarından büyük miktarlar kaybediyorsanız). Eğer ateşli hastalığınız varsa, kusuyorsanız veya ishalseniz bu durum söz konusu olabilir. Sıvı kaybı ayrıca hareketle veya egzersizle birlikte çok terleyip yeterli sıvı tüketmediğinizde de olur.
- Ameliyat olduysanız,
- Kalp krizi, ağır enfeksiyon veya inme (felç) geçirdiyseniz,
- 65 yaş ve üzerindeyseniz ve böbreklerinizi test ettirmediyseniz.
Yan etkiler aşağıdaki kategorilerde gösterildiği şekilde sıralanmıştır:
Çok yaygın: 10 hastanın en az 1'inde görülebilir.
Yaygın: 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinde veya birinden fazla görülebilir.
Yaygın olmayan: 100 hastanın birinden az, fakat 1.000 hastanın birinde veya birinden fazla görülebilir.
Seyrek: 1.000 hastanın birinden az, fakat 10.000 hastanın birinde veya birinden fazla görülebilir.
Çok seyrek: 10.000 hastanın birinden az görülebilir.
Sıklığı bilinmeyen: Eldeki veriler ile tahmin edilememektedir.
CALİRA-MET XR ile olası diğer yan etkiler şunlardır
- Sıvı kaybı. CALİRA-MET XR bazı kişilerde sıvı kaybına neden olabilir (vücut sıvısı ve tuz kaybı).
Dehidratasyon belirtileri şunlardır:
- çok kuru veya yapışkan ağız, aşırı susuzluk hissi
- çok uykulu veya yorgun hissetme
- az miktarda idrar yapma ya da idrar yapmama
- hızlı kalp atışı.
- Üriner sistem enfeksiyonu. Yaygın görülür (10 kişiden 1'ini etkileyebilir).
Ciddi üriner sistem enfeksiyonunun belirtileri şunlardır:
- Ateş ve/veya titremeler
- İdrar yaparken yanma hissi
- Sırt ya da yan ağrısı
Seyrek olmasına rağmen idrarınızda kan görürseniz derhal doktorunuza bildiriniz.
Eğer aşağıdaki yan etkilerden herhangi birini yaşarsanız derhal en yakın hastaneye başvurun
- Diyabetik ketoasidoz, yaygın görülen bir yan etki değildir (1.000 kişiden 1'ini etkileyebilir)
- Diyabetik ketoasidoz belirtileri şunlardır (ayrıca bkz. Bölüm 2 CALİRA-MET XR'yi kullanmadan önce dikkat edilmesi gerekenler):
- idrar ya da kanınızda artmış “keton cisimleri (idrar ve kanda normal koşullarda bulunmaması gereken madde)” düzeyleri
- hızlı kilo kaybı
- hasta hissetmek veya hasta olmak
- karın ağrısı
- aşırı susama
- hızlı ve derin nefes alma
- konfüzyon (sersemlik)
- alışılmadık uyku hali veya yorgunluk
- nefesinizde tatlı bir koku, ağzınızda tatlı ya da metalik bir tat ya da idrar ya da terinizde farklı bir koku.
Bu durum kan glukozu düzeyinden bağımsız oluşabilir. Doktorunuz CALİRA-MET XR ile tedavinizi geçici veya kalıcı olarak durdurmaya karar verebilir.
Eğer aşağıdaki yan etkilerden herhangi birini yaşarsanız en kısa zamanda doktorunuzla temas kurunuz
- Düşük kan şekeri düzeyleri (hipoglisemi), çok yaygın görülür (10 kişide 1'den fazlasını etkileyebilir)-bu ilacı bir sülfonilüre veya kanınızda şeker miktarını azaltan insülin gibi başka ilaçlarla birlikte aldığınızda meydana gelebilir.
Düşük kan şekerinin belirtileri şunlardır:
- Titreme, terleme, çok endişeli hissetme, hızlı kalp atışı hissetme
- Açlık hissetme, baş ağrısı, görme değişikliği
- Duygu durumunuzda bir değişiklik ya da şaşkınlık hissi.
Doktorunuz düşük kan şekeri düzeylerini nasıl tedavi edeceğinizi ve yukarıdaki belirtilerden herhangi birini yaşarsanız ne yapacağınızı söyleyecektir.
CALİRA-MET XR'nin diğer yan etkileri şunlardır:
Çok yaygın:
- Bulantı, kusma
- Diyare ya da karın ağrısı
- İştah kaybı
- Yaygın
- Penis veya vajinada genital enfeksiyon (pamukçuk) (tahriş, kaşınma, olağandışı akıntı veya koku)
- Sırt ağrısı
- İdrara daha sık çıkma ve daha sık su içme ihtiyacı
- Kandaki kolesterol ya da yağ oranında artış (testlerde gösterilir)
- Kanınızdaki kırmızı kan hücrelerinin miktarında değişiklikler (testlerde gösterilir)
- Tat değişiklikleri
- Baş dönmesi
- Kaşıntı
- Yaygın olmayan
- Susama
- Kabızlık
- İdrar yaparken rahatsızlık
- Geceleri idrar yapmak için uykudan uyanma
- Ağız kuruluğu
- Kilo kaybı
- Laboratuar kan testlerinde (kreatinin ya da üre) değişiklikler
- Böbrek fonksiyonunda azalma
- Mantar enfeksiyonu
- Çok seyrek
- Kanda B12 vitamini düzeylerinde azalma
- Karaciğer fonksiyon testlerinde anormallikler, karaciğer iltihabı (hepatit)
- Ciltte kızarma (eritem), kaşıntı veya kaşıntılı bir döküntü (ürtiker) Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Gebeyseniz ya da emziriyorsanız, gebe olabileceğiniz düşünüyorsanız ya da bebek sahibi olmayı planlıyorsanız, bu ilacı almadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışın. Gebe kalırsanız, gebeliğin ikinci ve üçüncü trimesterlerinde (son altı ay) önerilmediği için bu ilacı almayı bırakmalısınız. Gebe iken kan şekerinizi kontrol etmenin en iyi yolu hakkında doktorunuzla konuşunuz.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emziriyorsanız ya da emzirmek istiyorsanız bu ilacı almadan önce doktorunuzla konuşunuz.
Emziriyorsanız bu ilacı kullanmamalısınız. Bu ilacın insan sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerCALİRA-MET XR tabletler laktoz anhidr (bir çeşit şeker) ihtiva eder. Eğer daha önceden doktorunuz tarafından bazı şekerlere karsı intoleransınız olduğu söylenmişse bu tıbbi ürünü almadan önce doktorunuzla temasa geçiniz.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Calira Met XR 5/1000 mg muadilleri
Calira Met XR 5/1000 mg ile aynı etken maddeyi (dapagliflozin, metformin hidroklorür) içeren 3 eşdeğer ilaç bulunmaktadır.
Diğer dozlar ve formlar
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonXR, tip 2 diabetes mellitusu olan erişkin hastalarda dapagliflozin ve metforminin her ikisi ile tedavinin uygun olduğu durumlarda glisemik kontrolü iyileştirmek için diyet ve egzersize ilave olarak endikedir.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarXR aşağıdaki durumlarda kontredikedir: Dapagliflozine, metformine veya listelenen yardımcı maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılıkta, Her tipte metabolik ketoasidoz (laktik asidoz, diyabetik ketoasidoz), Diyabetik pre-koma; Ağır böbrek yetmezliği (GFR<30 ml/dk.) Aşağıdakiler gibi böbrek fonksiyonunu bozma potansiyeli olan durumlar: − dehidratasyon, − şiddetli enfeksiyon, − şok, Aşağıdakiler gibi doku hipoksisine neden olabilecek akut ya da kronik hastalık: − kalp veya solunum yetmezliği, − yakın tarihte miyokard infarktüsü, − şok; Karaciğer fonksiyon bozukluğu; Akut alkol intoksikasyonu, alkolizm.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriGenel XR tip 1 diabetes mellitusu olan hastalarda veya diyabetik ketoasidoz tedavisinde kullanılmamalıdır. Laktik asidoz: Pazarlama sonrasında, fatal olgular da dahil olmak üzere metformin ile ilişkili laktik asidoz olguları ortaya çıkmıştır. Bu olguların yavaş bir başlangıcı vardır ve huzursuzluk, miyaljiler, karın ağrısı, solunum sıkıntısı ya da uyuşuklukta artış gibi spesifik olmayan semptomlar eşlik eder, bununla birlikte, ciddi asidoz ile birlikte hipotermi, hipotansiyon ve dirençli bradiaritmiler de ortaya çıkmıştır. Metformin ile ilişkili laktik asidoz yüksek kan laktat konsantrasyonları (>5 mmol/Litre), anyon boşluğu asidozu (ketonüri ya da ketonemi kanıtı olmadan) ve bir laktat: piruvat oranı artışıyla karakterize olmuştur; metforminin plazma düzeyleri genellikle >5 mcg/mL'dir. Metformin laktatın karaciğer tarafından alınmasını azaltır, kandaki laktat düzeyleri artar ve bu durum başta risk altındaki hastalar olmak üzere laktik asidoz riskini artırır. Dehidratasyon durumunda (ciddi diyare, kusma, ateş, sıvı alımında azalma) XR bırakılmalıdır. Doktora başvurulması önerilmelidir. Renal fonksiyonu azaltan ilaçlar dikkatle kullanılmalı ve aşırı alkol alımı, hepatik yetmezlik, yeterince kontrol altına alınamayan diyabet, ketozis, uzun süreli açlık, hipoksiyle ilişkili herhangi bir durum laktik asidoza yol açabilir. Laktik asidoz asidotik dispne, abdominal ağrı, kas krampları, asteni, hipotermi ve takiben koma ile karakterizedir. Şüpheli semptomlar gözlenmesi durumunda hasta XR almayı bırakmalıdır ve derhal tıbbi yardım almalıdır. Tanıya ilişkin laboratuar bulguları kan pH düzeyinde düşüş (<7,35), plazma laktat düzeylerinde 5 mmol/l'nin üzerine artış, anyon açığı ve laktat/pirüvat oranında artış yer alır. Eğer metformin ile ilişkili laktik asidoz şüphesi olursa, bir hastane ortamında hızla genel destekleyici önlemler alınmalı ve beraberinde derhal XR bırakılmalıdır. XR ile tedavi edilen ve laktik asidoz tanısı ya da güçlü şüphesi bulunan hastalarda asidozu düzeltmek ve birikmiş olan metformini uzaklaştırmak için derhal hemodiyaliz yapılması önerilir (metformin hidroklorür, iyi hemodinamik koşullar altında 170 mL/dakika'ya kadar bir klirens ile diyalize edilebilir). Hemodiyaliz genellikle semptomların düzelmesine ve iyileşmeye yol açmaktadır. Hastalar ve aileleri laktik asidoz semptomları hakkında eğitilmeli ve eğer bu semptomlar ortaya çıkarsa XR’yi bırakmaları ve bu semptomları sağlık bakımını sağlayanlara bildirmeleri konusunda uyarılmalıdır. Metformin ile ilişkili laktik asidozun bilinen ve olası risk faktörlerinin her biri için, metformin ile ilişkili laktik asidoz riskni azaltmaya ve tedavisine yönelik öneriler aşağıda sunulmuştur: Böbrek bozukluğu Bu tıbbi ürünün bir bileşeni olan dapagliflozinin etkililiği böbrek fonksiyonuna bağlıdır, orta düzeyde böbrek bozukluğu olan hastalarda etkililik azalır ve ağır böbrek bozukluğu olanlarda da muhtemelen etkililik hiç yoktur. Bu nedenle ortadan ağıra değişen (GFR<60 ml/dk. olan hastalar) düzeyde böbrek bozukluğu olan hastalarda bu tıbbi ürünün kullanılması önerilmez. Pazarlama sonrası metformin ile ilişkili laktik asidoz olguları öncelikle anlamlı böbrek bozukluğu olan hastalarda ortaya çıkmıştır. Metformin birikimi ve metformin ile ilişkili laktik asidoz riski, metformin büyük ölçüde böbrekler aracılığıyla atıldığı için böbrek bozukluğunun şiddetine bağlı olarak artmaktadır. Böbrek fonksiyonları aşağıdaki durumlarda değerlendirilmelidir: XR’ye başlamadan önce ve kullanmayı takiben düzenli olarak bir glomüler filtrasyon oranı hesaplaması (eGFR) yapılmalıdır. GFR seviyeleri hafif böbrek bozukluğuna yaklaşanlarda ve yaşlı hastalarda yılda en az 2 ila 4 defa, Renal fonksiyonda düşüşe neden olabilecek eşzamanlı tıbbi ürün başlatılmasının öncesinde ve ardından periyodik olarak. GFR<60 mL/dak düzeyinin altına gerçekleşen renal fonksiyon düşüşlerinde tedavi durdurulmalıdır. Metformin, GFR değeri<30 mL/dak düzeyinin altında olan hastalarda kontrendikedir ve renal fonksiyonda değişikliğe neden olan durumların varlığında geçici olarak durdurulmalıdır. XR alan tüm hastalarda en azından yılda bir kez eGRF ölçümü yapılmalıdır. Böbrek bozukluğu gelişimi açısından risk altında olan hastalarda (örn. yaşlılar), böbrek fonksiyonu daha sık değerlendirilmelidir. İlaç Etkileşimleri XR’nin spesifik ilaçlarla eşzamanlı kullanımı metformin ile ilişkili laktik asidoz riskini arttırabilir: böbrek fonksiyonunu bozabilenler, anlamlı hemodinamik değişikliklere yol açabilir, asit-baz dengesiyle etkileşime girebilir ya da metformin birikimini artırabilirler (örn. katyonik ilaçlar). Bu nedenle hastaların daha sık takibi dikkate alınmalıdır. Antihipertansiflerin (ACE-I ve ARB) kullanımı böbrek fonksiyonlarını azaltabilir. Yaşlı hastalarda böbrek fonsiyonunda azalma sık görülür ve asemptomatiktir. Böbrek fonksiyonunun bozulabileceği durumlarda, örneğin anti-hipertansif veya diüretik tedavisi başlatılırken ya da bir NSAİİ ile tedaviye başlanırken, özel dikkat gösterilmelidir. 65 yaş ve üzeri Yaşlı hastalarda genç hastalara kıyasla hepatik, renal ya da kardiyak bozukluk olasılığı daha fazla olduğu için, metformin ile ilişkili laktik asidoz riski hastanın yaşı ile birlikte artmaktadır. ≥65 yaşındaki gönüllülerde plaseboya kıyasla dapagliflozin uygulanan gönüllülerin daha yüksek bir oranı böbrek yetersizliği veya yetmezliği ile ilişkili advers reaksiyonlar yaşamıştır. Böbrek fonksiyonu ile ilişkili en yaygın bildirilen advers reaksiyon serum kreatinin artışıdır ve vakaların çoğunun geçici ve geri çevrilebilir olduğu görülmüştür. Yaşlı hastaların volüm deplesyonu riski daha yüksek ve diüretiklerle tedavi görme olasılığı daha fazla olabilir. ≥65 yaşındaki gönüllüler arasında dapagliflozin uygulananların daha yüksek bir oranı volüm deplesyonu ile ilişkili advers reaksiyonlar yaşamıştır. 75 yaş ve üzeri hastalarda terapötik deneyim kısıtlıdır. Bu popülasyonda tedavi başlatılması önerilmemektedir. Kontrast Madde ile Radyolojik Çalışmalar Metformin ile tedavi edilen hastalara intravasküler iyotlu kontrast ajanların uygulanması böbrek fonksiyonunda akut bir azalma ve laktik asidoz oluşmasına yol açmıştır. Karaciğer bozukluğu, alkolizm ya da kalp yetmezliği öyküsü olan hastalarda ya da intra-arteriyel iyotlu kontrast madde uygulanacak olan hastalarda iyotlu kontrast görüntüleme zamanında ya da öncesinde CALİRAMET XR kesilmelidir. Görüntüleme prosedüründen 48 saat sonra eGFR yeniden değerlendirilir ve eğer böbrek fonksiyonu stabil ise yeniden XR başlanır. Alt ekstremite ampütasyonları Bir başka SGLT2 inhibitörüyle yürütülmekte olan uzun süreli klinik çalışmalarda alt ekstremite ampütasyonlarında (esas olarak ayak baş parmağı) bir artış gözlenmiştir. Bunun bir sınıf etkisi oluşturup oluşturmadığı bilinmemektedir. Tüm diyabetli hastalar için olduğu gibi, hastalara rutin önleyici ayak bakımı konusunda bilgi verilmesi gerekmektedir. Hipoksik Durumlar Akut konjestif kalp yetmezliği durumunda (özellikle hipoperfüzyon ve hipoksemi eşlik ettiğinde) çeşitli pazarlama sonrası metformin ile ilişkili laktik asidoz olguları meydana gelmiştir. Kardiyovasküler kollaps (şok), akut miyokard infarktüsü, sepsis ve hipoksemi ile ilişkili başka koşullar, laktik asidoz ile ilişkili olmuştur ve ayrıca prerenal azotemiye de neden olabilirler. Bu tür olaylar olduğunda XR kesilmelidir. Aşırı Alkol Alımı Alkol metforminin laktat metabolizması üzerindeki etkini şiddetlendirir ve bu durum metformin ile ilişkili laktik asidoz riskini arttırabilir. XR alırken hastalar aşırı alkol alımı konusunda uyarılmalıdır. Karaciğer Bozukluğu Karaciğer bozukluğu olan hastalarda metformin ile ilişkili laktik asidoz olguları gelişmiştir. Bu durum kanda daha yüksek laktat düzeyleriyle sonuçlanan laktat klirensi bozukluğuna bağlı olabilir. Bu nedenle, karaciğer hastalığının klinik ya da laboratuar kanıtı olan hastalarda XR kullanılmamalıdır. Hacim deplesyonu, hipotansiyon ve/veya elektrolit dengesizliği bulunan hastalarda kullanım Etki mekanizması nedeniyle, dapagliflozin kan basıncında orta düzeyde bir azalışla birlikte diürezi artırır ve bu durum yüksek kan glukozu konsantrasyonları bulunan hastalarda daha belirgin olabilir. Bu tıbbi ürün, loop diüretikleri alan ya da örneğin akut hastalığa (gastrointestinal hastalık gibi) bağlı hacim deplesyonu olan hastalarda önerilmez. Bilinen kardiyovasküler hastalığı olan hastalar, hipotansiyon öyküsüyle birlikte antihipertansif tedavi alan hastalar ya da yaşlı hastalar gibi kan basıncında dapagliflozin kaynaklı düşüşün risk oluşturabileceği hastalarda dikkatli olunmalıdır. Bu tıbbi ürünü alan hastalarda, hacim deplesyonuna yol açabilecek eşzamanlı koşulların olması durumunda, hacim durumunun dikkatli takibi (örn. fizik muayene, kan basıncı ölçümleri, hematokrit dahil laboratuar testleri) ve elektrolit takibi önerilir. Hacim deplesyonu gelişen hastalarda, deplesyon durumu düzelinceye kadar bu tıbbi ürün ile tedaviye geçici olarak ara verilmesi önerilir. Ketoasidoz Dapagliflozini de içeren SGLT2 inhibitörleriyle tedavi edilen hastalarda klinik çalışmalarda ve pazarlama sonrasında, yaşamı tehdit edici olanlar da dahil olmak üzere nadir diyabetik ketoasidoz (DKA) olguları bildirilmiştir. Bir dizi olguda, durumun ortaya çıkış biçimi atipik olmuş, kan glukozu değerleri 14 mmol/l (250 mg/dl) altında olmak üzere sadece orta düzeyde artmıştır. Daha yüksek dapagliflozin dozlarıyla DKA’nın ortaya çıkma olasılığının daha fazla olup olmadığı bilinmemektedir. Bulantı, kusma, anoreksi, karın ağrısı, aşırı susama, nefes alma güçlüğü, konfüzyon, alışılmadık yorgunluk ya da uyku hali gibi spesifik olmayan semptomlar olduğunda diyabetik ketoasidoz riski dikkate alınmalıdır. Bu semptomların ortaya çıkması durumunda hastalar kan glukozu düzeyinden bağımsız olarak derhal ketoasidoz açısından değerlendirilmelidir. DKA tanısı ya da şüphesi olması durumunda, dapagliflozin tedavisi derhal kesilmelidir. Majör cerrahi prosedürler ya da akut ciddi tıbbi hastalıklar nedeniyle hastaneye yatırılan hastalarda tedaviye ara verilmelidir…
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerMonoterapi-metformin hidroklorür Plasebo-kontrollü klinik çalışmalarda uzatılmış salımlı metformin hidroklorür ile tedavi edilen hastaların >%5’inde bildirilen ve plasebo ile tedavi edilen hastalardan daha fazla olan en yaygın advers reaksiyonlar diyare ve bulantı/ kusma olmuştur (her ikisi de çok yaygın). Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar Yaygın: Genital enfeksiyon Vulvovaginal mikotik enfeksiyon, balanit, vaginal enfeksiyon, fungal genital enfeksiyon, vulvovaginal kandidiyazis, kandida balaniti, vulvovaginit, genital kandidiyazis, vulvit, balanopostit, erkek genital enfeksiyonu, genitoüriner sistem enfeksiyonu, openil apseler, penil enfeksiyon, postit, vulval apse ve bakteriyel vaginit. Üriner sistem enfeksiyonu Üriner sistem enfeksiyonu, sistit, Escherichia üriner sistem enfeksiyonu, genitoüriner sistem enfeksiyonu, piyelonefrit, trigonit, üretrit, böbrek enfeksiyonu ve prostatit Yaygın olmayan: Mantar enfeksiyonu Metabolizma ve beslenme bozuklukları Çok yaygın: Hipoglisemi (SU ya da insulin ile birlikte kullanıldığında) Yaygın olmayan: Hacim deplesyonu, susama Seyrek: Diyabetik ketoasidoz Çok seyrek: Laktik asidoz, B12 vitamini eksikliği Sinir sistemi bozuklukları Yaygın: Tat alma bozukluğu, baş dönmesi Gastrointestinal bozukluklar Çok yaygın: Gastrointestinal semptomlar Yaygın olmayan: Konstipasyon, ağız kuruluğu Hepatobiliyer bozukluklar Çok seyrek: Karaciğer fonksiyonu bozuklukları, hepatit Cilt ve cilt-altı dokusu bozuklukları Yaygın: Döküntü, Genel döküntü, Pruritik döküntü, Maküler döküntü, Makülo-papüler döküntü, Püstüler döküntü; Veziküler döküntü, Eritematöz döküntü. Çok seyrek: Ürtiker, eritem, prurit. Kas-iskelet, bağ dokusu ve kemik bozuklukları Yaygın: sırt ağrısı Renal Üriner Bozukluklar Yaygın: pollakiüri, poliüri, idrar çıkışında azalma Yaygın olmayan: Noktüri, böbrek bozukluğu Üreme sistemi ve meme bozuklukları Yaygın: Vulvovaginal kaşıntı, genital kaşıntı İncelemeler Yaygın: Hematokrit artışı, renal kreatinin klirensi azalması, dislipidemi Yaygın olmayan: Kanda kreatinin artışı, kanda üre artışı, kilo kaybı Dapagliflozin 10 mg ile tedavi edilen hastaların ≥%5’indeki ilave advers reaksiyonlar, plasebo/karşılaştırma hastalarındakinden ≥%1 daha fazladır ve dapagliflozin 10 mg ile tedavi edilen en az üç fazla hastada ortaya çıkmış, araştırmacı tarafından dapagliflozin ile ilişkisinden bağımsız olarak bildirilmiş ve tedavi rejimine göre incelenmiştir. Bu kriterleri karşılayan metformin ile tedavi bileşeni olan tek çalışma şu olmuştur: metformine ilave: başağrısı (dapagliflozin 10 mg %5,3. ve plasebo %3,1). Orta derecede böbrek bozukluğu olan hastalar üzerine yapılmış özel bir çalışmada, 104. haftaya kadar kemik kırığı şeklinde bir advers olayı olan 13 hasta bildirilmiş, bunlardan 8’i dapagliflozin 10 mg grubunda ortaya çıkmıştır. Bu 13 kırığın sekizi, eGFR 30 ila 45 mL/dak/1,73 m2 olan hastalarda olmuş, 13 kırığın 11’i ilk 52 hafta içinde bildirilmiştir. Kırık yeri açısından belirgin bir yapı olmamıştır. Bu çalışmada bu analitlerin başlangıç değerlerinin yüksek olduğu şartlarda, plasebo ile karşılaştırıldığında dapagliflozin 10 mg ile tedavi edilen hastalarda 52. Haftada ve 104. haftaya kadar devam edecek şekilde ortalama paratiroid hormonu (PTH) ve serum fosforunda daha fazla artışlar gözlenmiştir. Hacim deplesyonu Hacim deplesyonu ile ilgili reaksiyonlar (dehidrasyon, hipovolemi veya hipotansiyon bildirimleri dahil) 10 mg dapagliflozin ve plasebo alan gönüllülerin sırasıyla %1,1’inde ve %0,7’sinde bildirilmiştir; ciddi reaksiyonlar gönüllülerin<%0,2’sinde gözlenmiştir ve 10 mg dapagliflozin ile plasebo gruplarında dengeli oldukları görülmüştür. Hipoglisemi Hipogliseminin sıklığı her bir çalışmada kullanılan arkaplan tedavinin tipine bağlı olmuştur. İlave ya da arkaplan tedavi olarak sülfonilüreler ya da insülini içeren dapagliflozin çalışmalarında, plasebo tedavisine kıyasla dapagliflozin tedavisiyle hipoglisemi oranları daha yüksek olmuştur. Başlangıç kombinasyonu olarak metformin ile dapagliflozin kullanılan çalışmalarda, tek başına metformine ilave ya da sitagliptine ilave (metformin ile birlikte ya da değil) ya da saksagliptin ve metformin ile kombinasyonda, plasebo da dahil olmak üzere 102 haftalık tedaviye kadar minör hipoglisemi atakları olan hastaların sıklığı tedavi grupları arasında benzer olmuştur. Bir sülfonilüre ya da insülini içermeyen tüm dapagliflozin ve metformin çalışmalarında sadece dapagliflozin 10 mg ve sitagliptin (metformin olmadan) alan bir hastada hipoglisemi şeklinde bir majör olay meydana gelmiştir. 52 haftaya kadar metformin ve bir sülfonilüre ile kombinasyon ek çalışmasında bildirilen majör hipoglisemi atağı olmamıştır. Dapagliflozin 10 mg artı metformin ve bir sulfonilüre ile tedavi edilen hastaların %15,6’sında ve plasebo artı metformin ve bir sülfonilüre ile tedavi edilen hastaların %4,6’sında minör hipoglisemi atakları bildirilmiştir. 208 haftaya kadar dapagliflozini glipizid ile karşılaştıran bir metformine ek çalışmasında, glipizid artı metformin ile tedavi edilen hastalarda 3 (%0,7) majör hipoglisemi atağı görülürken, dapagliflozin artı metformin ile tedavi edilenlerde bu durum oluşmamıştır. Dapagliflozin artı metformin ile tedavi edilen hastaların %3,2’sinde ve glipizid artı metformin ile tedavi edilen hastaların %45,6’sında minör hipoglisemi atakları bildirilmiştir. Uzatılmış salımlı eksenatid (metformin temelinde) ile eşzamanlı olarak başlananan bir dapagliflozin 10 mg çalışmasında, majör ya da minör hipoglisemi atağı bildirilmemiştir. 24 aya kadar süreyle dapagliflozin 10 mg artı insülini plasebo artı insulin ile karşılaştıran bir insüline ilave çalışmasında (metformin de dahil olmak üzere 2 ilave oral antidiyabetik ajan ile birlikte olan ya da olmayan), dapagliflozin 10 mg artı insulin ile tedavi edilen bir hastada 1 (%0,5) majör hipoglisemi atağı ve plasebo artı insülin ile tedavi edilen bir hastada 1 (%0,5) atak olmuştur. 104. haftada insüline eklenen dapagliflozin 10 mg ya da plasebo ile tedavi edilen hastaların sırasıyla %1,0 ve %0,5’inde majör hipoglisemi atakları bildirilmiştir. 24 haftaya kadar dapagliflozin 10 mg artı insulin ile tedavi edilen hastaların %40,3’ünde ve plasebo artı insülin ile tedavi edilen hastaların %34'ünde minör ataklar bildirilmiştir. 104. haftada, insüline ek olarak dapagliflozin 10 mg ya da plasebo ile tedavi edilen hastaların sırasıyla %53,1 ve %41,6’sında minör ataklar bildirilmiştir. Arkaplan tedavi olarak büyük bölümü insülin alan (tek başına veya bir ya da daha fazla oral antidiyabetik tedaviyle birlikte) hastaları dahil eden 2 ilave çalışmada minör hipoglisemi atağı oranı da plasebo ile tedavi edilenlerle karşılaştırıldığında dapagliflozin 10 mg ile tedavi edilen hastalarda artmıştır. Maligniteler 21-çalışmalı, aktif ve plasebo-kontrollü grupta (monoterapi olarak ya da diğer antidiyabetik tedavilerle kombine olarak dapagliflozin), malign ya da tanımlanmamış tümörleri olan hastaların genel oranı dapagliflozin (%1,50) ve plasebo/karşılaştırma ilacı (%1,50) ile tedavi edilen hastalar arasında benzer olmuş ve hayvan verilerinde karsinojenisite ya da mutajenisite uyarısı olmamıştır. Farklı organ sistemlerinde oluşan tümör olguları dikkate alındığında, dapagliflozin ile ilişkili nispi risk bazı tümörler için (örn. mesane ve meme) 1'in üzerinde ve diğerleri için (örn. kan ve lenfatik, over, renal sistem) 1’in altında olmuştur. Herhangi bir organ sistemindeki risk artışları ya da azalmaları istatistiksel açıdan anlamlı olmamıştır. Klinik dışı çalışmalarda tümör bulgularının olmaması ve ilk ilaç maruziyeti ile tümör tanısı arasındaki kısa gecikme göz önüne alındığında, spesifik tümör tipine özel bir nedensel ilişki olası görünmemektedir. Karaciğer Fonksiyon Testleri 21-çalışmalı, aktif ve plasebo-kontrollü grupta (monoterapi olarak ya da diğer antidiyabetik tedavilerle kombine olarak dapagliflozin), serum alanin aminotransferaz (ALT) ya da aspartat aminotransferaz (AST) yükselmelerinin insidansı açısından tedavi grupları arasında dengesizlik olmamıştır. Dapagliflozin 10 mg ile tedavi edilen hastaların %1,2’sinde ve karşılaştırma ilacıyla tedavi edilen hastaların %1,6’sında alanin aminotransferaz (ALT)>3 x ULN bildirilmiştir. Herhangi bir dozda dapagliflozin ile 7 hastada (%0,1), dapagliflozin 10 mg ile 5 hastada (%0,2) ve karşılaştırma ilacı ile 4 hastada (%0,1) alanin aminotransferaz ya da AST>3 x ULN ve bilirubin>2 x ULN bildirilmiştir. Azalmış Böbrek Fonksiyonu ile İlişkili Olaylar 13-çalışmalı, kısa vadeli, plasebo-kontrollü grupta, azalmış böbrek fonksiyonu ile ilişkili olarak bildirilen olay terimleri gruplanmıştır (örn. azalmış renal kreatinin klirensi, böbrek bozukluğu, artmış kan kreatinini ve azalmış glomerüler filtrasyon hızı). Bu olaylar grubu, dapagliflozin 10 mg ve plasebo alan hastaların sırasıyla %3,2 ve %1,8’inde bildirilmiştir. Normal böbrek fonksiyonu ya da hafif böbrek bozukluğu olan hastalarda (başlangıç eGFR ≥60 mL/dak/1,73m2) dapagliflozin 10 mg ve plasebo alan hastaların sırasıyla %1,3 ve %0,8’inde azalmış böbrek fonksiyonu ile ilişkili olaylar bildirilmiştir. Azalmış böbrek fonksiyonu ile ilişkili olaylar başlangıç eGFR ≥30 ve <60 mL/dak/1,73m2 olan hastalarda daha yaygın olmuştur (dapagliflozin 10mg ile %18,5 ve plasebo ile %9,3). Azalmış böbrek fonksiyonu ile ilişkili olaylar bulunan hastalarda serum kreatinini daha da değerlendirilmiş, gözlemlenen kreatinin artışlarının çoğu başlangıca göre ≤0,5 mg/dL olmuştur. Kreatinin artışları sürekli tedavi sırasında genellikle geçici olmuş ya da tedavi bırakıldıktan sonra geri dönüşlü bulunmuştur. 13-çalışmalı, kısa vadeli, plasebo-kontrollü grupta ortalama serum kreatinini düzeylerinde 1. haftada küçük bir artış olmuş (başlangıca göre ortalama değişim: dapagliflozin 10mg için 0,041 mg/dL ve plasebo için -0,008 mg/dL) ve 24. haftada başlangıca göre azalmıştır (başlangıca göre ortalama değişim: dapagliflozin 10 mg için 0,019 mg/dL ve plasebo için 0,008 mg/dL). 102. haftaya kadar başka değişiklik olmamıştır…
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.