CAELYX 2 MG/ML IV İNFUZYONLUK ÇÖZELTİ HAZIRLAMAK İÇİN KONSANTRE, 1 ADET
Fiyat ve paketler
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Caelyx 2 mg/mL ne için kullanılır?
KT 1- CAELYX tümör tedavisinde kullanılan farmakoterapötik grubu antrasiklinler ve benzerleri olan bir ilaçtır.
- CAELYX, kalp problemleri açısından risk altında olan hastalarda meme kanserini tedavi etmek için kullanılır. CAELYX, kadınlardaki ilerlemiş over (yumurtalık) kanseri tedavisinde kullanılır. CAELYX kanser hücrelerinin öldürülmesi, tümör boyutlarının küçültülmesi, tümör büyümesinin geciktirilmesi ve hayatta kalma süresinin uzatılması için kullanılır.
- CAELYX, daha önce en az bir sıra tedavi almış ve kök hücre nakli yapılmış veya nakil için uygun olmayan hastalarda, progresif multipl miyelomun (kan kanseri) tedavisinde bortezomib ile kombinasyon halinde kullanılır.
- CAELYX ayrıca AIDS'e bağlı Kaposi sarkomu (AIDS-KS) adı verilen hastalıkta düzelme sağlamak için de kullanılmaktadır; tümörün yassılaşıp incelmesini, hatta küçülmesini bile sağlayabilir. Kaposi sarkomunun diğer belirtileri de, örn., tümörün etrafındaki şişlik gibi, kaybolabilir veya bu belirtilerde düzelme sağlanabilir.
- Pegile lipozomlar, ilacın kan dolaşımından normal dokudan ziyade kanserli dokuya geçmesini sağlarlar.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · KullanmayınızEğer doksorubisin hidroklorüre ya da CAELYX'in içerdiği diğer yardımcı maddelere karşı aşırı duyarlı (alerjik) iseniz kullanmayınız (yardımcı maddeler listesine bakınız).
CAELYX lokal (yerel) tedavi ya da sistemik alfa-interferon ile etkili bir şekilde tedavi edilebilecek AIDS-KS hastalarında kullanılmamalıdır.
CAELYX soya yağı ihtiva eder. Eğer fıstık ya da soyaya alerjiniz varsa bu tıbbi ürünü kullanmayınız.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KT 2 · Dikkatli kullanınız- El ve ayaklarda ağrılı, kızarık cilt döküntüleri meydana gelirse.
- Kalp hastalığı ya da karaciğer hastalığı için tedavi görüyor iseniz
- Şeker hastası (diyabet) iseniz, çünkü CAELYX şeker içermektedir ve vücuda verilmeden önce şeker içeren dekstroz çözeltisi içinde sulandırılarak hazırlanmaktadır. Bu durum diyabet tedavinizde bir ayarlama yapılmasını gerektirebilir.
- Kemik iliği baskılanması potansiyelinden ötürü, kanama ve enfeksiyon belirtileri oluşabilir. Ayrıca ikincil kan kanserlerinin oluşma ihtimali söz konusudur, dolayısıyla tedavi süresince kan sayımları yapılmalıdır.
- Siz, dalağı alınmış bir Kaposi sarkomu hastası iseniz.
- Ağzınızda yaralar, renk değişikliği veya herhangi bir rahatsızlık hissederseniz.
- Ölümcül vakalar da dahil olmak üzere pegile lipozomal doksorubisin alan hastalarda interstisyel akciğer hastalığı vakaları gözlenmiştir. İnterstisyel akciğer hastalığının belirtileri fiziksel aktiviteden kaynaklanmayan öksürük ve bazen ateşle birlikte nefes darlığıdır. İnterstisyel akciğer hastalığının belirtileri olabilecek semptomlar yaşarsanız derhal tıbbi yardım alınız.
Bu uyarılar geçmişteki herhangi bir dönemde dahi olsa sizin için geçerliyse lütfen doktorunuza danışınız.
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlar gibi, CAELYX'in içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir.
Aşağıdakilerden biri olursa, CAELYX'i kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
- Yüz, dudaklar, ağız, dil veya boğazda şişlik, yutma veya solunum güçlüğü ve kaşıntılı döküntüyü (kurdeşen) içerebilecek şiddetli alerjik reaksiyon
- Akciğerlerdeki hava yollarının iltihaplanıp daralarak, öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığına (astım) neden olması
- Kızarma, terleme, üşüme veya ateş
- Göğüs ağrısı veya göğüste rahatsızlık hissi
- Sırt ağrısı
- Yüksek veya düşük kan basıncı
- Hızlı kalp atışı
- Krizler (nöbetler)
Enjeksiyon sıvısı cilt altındaki damarlardan dokulara sızabilir. CAELYX infüzyonu yapılırken, eğer enjeksiyon yerinde sızlama ya da batma hissederseniz, derhal doktorunuza haber veriniz.
Bunların hepsi çok ciddi yan etkilerdir.
Eğer bunlardan biri sizde mevcut ise, sizin CAELYX'e karşı ciddi alerjiniz var demektir. Acil tıbbi müdahaleye veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir.
Eğer aşağıdaki ciddi yan etkilerden biri fark edilirse, derhal doktorunuza haber verilmelidir:
- Ateş, yorgunluk hissi veya morarma ya da kanama bulguları (çok yaygın)
- Özellikle eller veya ayaklarda kızarıklık, şişlik, soyulma veya hassasiyet (el-ayak sendromu). Bu etkiler çok yaygın olarak görülmüştür ve bazen şiddetli olabilirler. Şiddetli durumlarda belirli günlük aktiviteleri etkileyebilirler ve tamamen iyileşmeden önce 4 hafta veya daha uzun sürebilirler. Doktor bir sonraki tedaviyi erteleyebilir ya da dozu azaltabilir (Aşağıdaki “El-ayak sendromundan korunma ve tedavi stratejileri” bölümüne bakınız);
- Ağızda yaralar, şiddetli ishal veya kusma ya da bulantı (çok yaygın)
- Akciğer enfeksiyonları (pnömoni) veya görmenizi etkileyebilecek enfeksiyonlar dahil enfeksiyonlar (yaygın)
- Nefes darlığı (yaygın)
- Şiddetli karın ağrısı (yaygın)
- Şiddetli güçsüzlük (yaygın)
- Yüz, dudaklar, ağız, dil veya boğazda şişlik, yutma veya solunum güçlüğü ve kaşıntılı döküntüyü içerebilecek şiddetli alerjik reaksiyon (yaygın olmayan)
- Kardiyak arrest (kalbin solunumunun durması); kalbin vücudun geri kalanına yeterli kan pompalayamadığı, bu nedenle nefes darlığı yaşamanıza neden olan ve bacaklarda şişliğe yol açabilecek kalp yetmezliği (yaygın olmayan) kan pıhtısının akciğerlere taşınarak göğüs ağrısına ve nefes darlığına neden olması (yaygın olmayan) bacak yumuşak dokusunda bazen ağrıyla birlikte ayaktayken veya yürürken kötüleşen şişkinlik, sıcaklık veya hassasiyet (seyrek)
- Özellikle ağız, burun, gözler ve genital bölge çevresinde (Stevens-Johnson sendromu) veya vücudun büyük bir bölümünde (toksik epidermal nekroliz) kabarcık ve ciltte soyulma ile seyreden şiddetli veya yaşamı tehdit edici döküntü (seyrek).
Diğer yan etkiler
İnfüzyonlar arası dönemde görülen yan etkiler şu şekilde sınıflandırılır:
Çok yaygın : 10 hastanın en az 1'inde görülebilir.
Yaygın : 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilir.
Yaygın olmayan : 100 hastanın birinden az, fakat 1.000 hastanın birinden fazla görülebilir.
Seyrek : 1.000 hastanın birinden az, fakat 10.000 hastanın birinden fazla görülebilir.
Çok seyrek : 10.000 hastanın birinden az görülebilir.
Bilinmiyor : eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor.
Çok yaygın
- Beyaz kan hücreleri sayısında azalma. Bu, enfeksiyon ihtimalini artırabilir. Nadir durumlarda, beyaz kan hücreleri düşüklüğü şiddetli enfeksiyona yol açabilir. Anemi (kırmızı kan hücrelerinde azalma) yorgunluğa neden olabilir ve kanda trombosit düşüklüğü kanama riskini artırabilir. Kan hücrelerinizdeki değişiklik potansiyeli nedeniyle size düzenli kan testleri yapılacaktır.
- İştah azalması;
- Kabızlık;
- Cilt kızarıklığı, alerjik cilt döküntüsü, ciltte kırmızı veya kabarık döküntü dahil cilt döküntüleri
- Saç dökülmesi
- Kaslar, göğüs kası, eklemler, kollar veya bacaklarda ağrı
- Çok yorgun hissetme
- Yaygın
- Vücudun tamamında ciddi enfeksiyon (sepsis), akciğer enfeksiyonları, herpes zoster virüsü enfeksiyonları (zona), bir tür bakteriyel enfeksiyon (mycobacterium avium kompleks enfeksiyonu), idrar yolu enfeksiyonu, mantar enfeksiyonları (pamukçuk ve ağızda pamukçuk), saç köklerinde enfeksiyon, boğaz enfeksiyonu veya tahrişi, burun, sinüs veya boğaz enfeksiyonu (soğuk algınlığı)
- Ateşle birlikte görülen bir beyaz kan hücresi türünün (nötrofil) sayısında azalma
- Şiddetli kilo kaybı ve kas atrofisi, vücutta yeterli su olmaması (dehidratasyon), kanda potasyum, sodyum veya kalsiyum düşüklüğü
- Zihin karışıklığı, kaygılanma, depresyon, uyuma güçlüğü
- Karıncalanma, uyuşukluk, ağrı veya ağrı hissi kaybına neden olabilecek sinir hasarı, sinir ağrısı, ciltte olağandışı his (karıncalanma veya böcek geziyormuş hissi gibi), özellikle ciltte his veya duyarlılık azalması
- Tat alma duyusunda değişiklik, baş ağrısı, uyuşukluk ile birlikte yorgunluk hissi; baş dönmesi;
- Göz iltihabı (konjonktivit)
- Hızlı kalp atışı
- Yüksek veya düşük kan basıncı, kızarma
- Fiziksel aktivite ile ortaya çıkabilecek nefes darlığı, burun kanaması, öksürük
- Mide zarı veya yemek borusu iltihabı, ağızda ülser (yara), hazımsızlık, yutma güçlüğü, ağız ağrısı, ağız kuruluğu
- Ciltte pullanma veya kuruluk, cilt kızarıklığı, ciltte kabarcık oluşumu veya ülser (yara), kaşıntı, koyu renkli cilt yamaları gibi cilt sorunları
- Aşırı terleme
- Kas spazmı veya ağrısı
- Kas, kemik veya sırt ağrısı
- İdrar yaparken ağrı
- İlaç infüzyonuna alerjik reaksiyon, grip benzeri hastalık, üşüme, burun, ağız veya soluk borusu gibi vücuttaki boşluklar ve yolların zarında iltihaplanma, güçsüzlük hissi, genel olarak iyi hissetmeme, vücutta sıvı birikimine bağlı şişlik; el, bilek veya ayaklarda şişlik
- Kilo kaybı
CAELYX tek başına kullanıldığında, bu etkilerin bazılarının ortaya çıkma olasılığı daha düşüktür ve bazıları ise hiç görülmemiştir.
Yaygın olmayan
- Herpes simplex virüsü enfeksiyonları (uçuk veya genital herpes), mantar enfeksiyonu
- Tüm kan hücresi türlerinde azalma, 'trombosit' (kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücreler) sayısında artış
- Alerjik reaksiyon
- Kanda potasyum yüksekliği, kanda magnezyum düşüklüğü
- Birden çok vücut alanını etkileyen sinir hasarı
- Krizler (nöbetler), bayılma
- Özellikle dokunulduğunda hoş olmayan veya ağrılı his, uyku hali
- Bulanık görme, göz sulanması
- Kalbin hızlı veya düzensiz attığı hissi (çarpıntı), kalp kası hastalığı, kalp hasarı
- Enjeksiyonun uygulandığı bölgede doku hasarı (nekroz), şişliğe ve ağrıya neden olan damar iltihaplanması, doğrulunca veya ayağa kalkınca baş dönmesi
- Göğüste rahatsızlık hissi
- Gaz çıkarma, diş eti iltihaplanması (gingivit)
- Ciltte pullanma veya soyulma, alerjik cilt döküntüsü, ciltte ülser (yara) veya kurdeşen, ciltte renk değişikliği, cildin doğal renginde (pigment) değişim, cilt altındaki kanamaya bağlı küçük kırmızı veya mor lekeler, tırnak sorunları, akne gibi cilt sorunları veya döküntüler
- Kas güçsüzlüğü
- Meme ağrısı
- Enjeksiyonun uygulandığı bölgede tahriş veya ağrı
- Yüzde şişlik, yüksek vücut sıcaklığı
- Daha önce radyasyon tedavisi alan veya damar içine kemoterapi enjeksiyonu ile hasar gören bir vücut bölgesinde enflamasyon, kızarıklık veya ağrı gibi belirtiler tekrarlayabilir Seyrek
- Bağışıklık sistemi zayıf kişilerde meydana gelen enfeksiyon
- Kemik iliğinde üretilen kan hücrelerinin sayısında azalma
- Görme değişiklikleri veya körlüğe neden olabilecek retina iltihabı
- Anormal kalp ritmi, yavaş kalp atışıyla birlikte görülebilecek EKG'de (elektrokardiyogram) anormal kalp takibi, kalp atışını ve ritmini etkileyen kalp sorunu, kanda oksijen seviyesinin azalması nedeniyle ciltte ve mukozada mavileşme
- Kan damarlarının genişlemesi
- Boğazda sıkışma hissi
- Dilde yara ve şişlik, dudakta ülser (yara)
- İçi sıvı dolu kabarcıklarla görülen cilt döküntüsü
- Vajina enfeksiyonu, skrotum kızarıklığı
- Burun, ağız veya soluk borusu gibi vücuttaki boşluklar ve yolların zarıyla ilgili sorunlar
- Anormal karaciğer kan testleri, kandaki 'kreatinin' seviyesinde artış.
Bilinmiyor
- Hızla gelişen ve kan hücrelerini etkileyen kan kanseri (akut miyeloid lösemi), kan hücrelerini etkileyen kemik iliği hastalığı (miyelodisplastik sendrom), ağız veya dudak kanseri
- Fiziksel aktivite ile ortaya çıkmayan, muhtemelen ateşin eşlik ettiği öksürük ve nefes darlığı (İnterstisyel akciğer hastalığı).
Aşağıdaki etkilerden bazıları CAELYX'e değil, sizin hastalığınıza bağlı olabilir:
- Genel bir yorgunluk ve zayıflık hissi, el ve ayaklarda karıncalanma veya ağrı.
El-ayak sendromundan korunma ve tedavi stratejileri:
- Mümkün olan zamanlarda el ve/veya ayaklarınızı soğuk su banyosu içinde tutunuz (örn. televizyon izlerken, okurken ya da radyo dinlerken);
- El ve ayaklarınızı açık halde/çıplak tutunuz (çorap, eldiven vb. şeyler giymeyiniz);
- Serin yerlerde bulununuz;
- Sıcak havalarda serin su ile duş alınız;
- Bacaklarda travmaya neden olabilecek yoğun egzersizlerden kaçınınız (örn. hızlı tempolu yürüyüş /yavaş koşu);
- Cildinizi çok sıcak su ile temas ettirmeyiniz (örn. jakuzi, sauna);
- Sıkı çorap ve ayakkabılar, yüksek topuklu ayakkabılar giymeyiniz.
Piridoksin (B6 vitamini):
- B6 vitamini eczanelerde bulunmaktadır;
- Kızarıklık veya karıncalanma gibi ilk belirtiler ortaya çıkınca her gün 50-150 mg dozunda B6 vitamini alınız.
Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
CAELYX'in etkin maddesi doksorubisin hidroklorür bebekte doğum kusurlarına yol açabildiği için, hamile olduğunuzu doktorunuza söylemeniz önemlidir.
Kadınlar CAELYX alırken ve CAELYX tedavisinin kesilmesini takip eden sekiz ay boyunca hamile kalmaktan kaçınmalı ve doğum kontrol yöntemi kullanmalıdır. Erkekler, eşlerinin hamile kalmaması için CAELYX alırken ve CAELYX tedavisinin kesilmesini takip eden altı ay boyunca doğum kontrol yöntemi kullanmalıdır.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Doksorubisin hidroklorür süt emen bebeklere zarar verebilir; bu nedenle bebeğini emziren kadınlar CAELYX tedavisine başlamadan önce emzirmeyi kesmelidir. Sağlık uzmanları HIV enfeksiyonu (AIDS) taşıyan kadınların, HIV bulaşmasını önlemek amacıyla, bebeklerini hiçbir şekilde emzirmemelerini önermektedir.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddeler- Bu tıbbi ürün her ml dozunda 1 mmol (23 mg)'dan daha az sodyum ihtiva eder; yani esasında “sodyum içermediği kabul edilebilir”. (3,19 mg/ml N-(karbamoil- metoksipolietilen glikol
- -1,2-distearoil-sn-glisero-3-fosfoetanolamin sodyum tuzu (MPEG-DSPE) ve eser miktarda sodyum hidroksit ihtiva eder)
- Bu tıbbi ürün tam doymuş soya fosfatidilkolin (HSPC) ihtiva eder. Eğer fıstık ya da soyaya alerjiniz varsa bu tıbbi ürünü kullanmayınız.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonArtmış kardiyak riske sahip metastatik meme kanseri hastaları için monoterapi olarak, Birinci basamak platin bazlı bir kemoterapi rejiminin başarısız olduğu kadınlarda ileri over kanserinin tedavisi için, Daha önce en az bir sıra tedavi almış ve kök hücre nakli yapılmış veya nakil için uygun olmayan hastalarda, progresif multipl miyelomun tedavisinde bortezomib ile kombinasyon halinde, Düşük CD4 sayımlarına (<200 CD4 lenfosit/mm3) ve yaygın mukakütanöz veya viseral hastalığa sahip hastalarda AIDS ile ilişkili Kaposi sarkomunun (KS) tedavisi için endikedir. Birinci basamak sistemik kemoterapi olarak veya hastalığı bir vinka alkaloidi, bleomisin ve standart doksorubisin (veya diğer antrasiklin) ajanlarından en az ikisinden oluşan önceki kombinasyon sistemik kemoterapi ile progresyon göstermiş AIDS-KS hastalarında veya bu tedaviye toleranssız hastalarda ikinci basamak kemoterapi olarak kullanılabilir.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarBileşenlerine veya doksorubisin hidroklorür formülasyonlarına karşı aşırı duyarlılık reaksiyonları gösteren hastalarda kontrendikedir. lokal tedavi ya da sistemik alfa-interferon ile etkili bir şekilde tedavi edilebilecek AIDSKS hastalarında kullanılmamalıdır. soya yağı ihtiva eder. Eğer fıstık ya da soyaya alerjiniz varsa bu tıbbi ürünü kullanmayınız.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriFarmakokinetik özellikleri ve doz uygulama rejimlerinin farklı olması nedeniyle, diğer doksorubisin hidroklorür formülasyonları ile birbirinin yerine kullanılmamalıdır. Kardiyak toksisite: alan bütün hastalar, rutin olarak sık EKG takibi altında tutulmalıdır. T-dalgası düzleşmesi, S-T segmenti depresyonu ve benign aritmiler gibi geçici EKG değişiklikleri, tedavisine ara verilmesi için kesin gösterge sayılmamaktadır. Buna karşılık QRS kompleksindeki kısalma, kalp toksisitesi için daha kesin bir kanıt sayılmaktadır. Bu değişiklik meydana gelirse, antrasiklin kökenli kalp hasarında en kesin test olan endomiyokard biyopsisi düşünülmelidir. Kalp fonksiyonunun değerlendirilmesi ve takibi için EKG’ye kıyasla daha spesifik bir metod, ekokardiyografi veya tercihen Multigated Anjiyografi (MUGA) ile sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunun ölçümüdür. Bu yöntemler, tedavisi başlatılmadan önce rutin olarak uygulanmalıdır ve tedavi süresince periyodik olarak tekrarlanmalıdır. Hayat boyu kümülatif antrasiklin dozunu (450 mg/m2) aşan her ilave uygulamasından önce sol ventrikül fonksiyonunun değerlendirilmesi zorunludur. Kalp performansını antrasiklin tedavisi süresince takip etmek için kullanılan yukarıda adı geçen değerlendirme testleri ve yöntemleri, aşağıda belirtilen sırada uygulanmalıdır: EKG takibi, sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunun ölçülmesi, endomiyokard biyopsisi. Test sonuçları tedavisiyle ilişkili olası bir kalp hasarına işaret ederse, sürdürülecek tedavinin sağlayacağı fayda miyokard hasarı riski ile dikkatlice karşılaştırılmalıdır. Tedavi gerektiren kardiyovasküler hastalığı olanlar, sadece elde edilecek fayda hastanın karşılaşacağı riski aşıyorsa almalıdır. alan ve kalp fonksiyonu bozuk olan hastaların dikkatle izlenmesi gereklidir. Kardiyomiyopatiden kuşkulanıldığı her durumda, yani sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunun tedavi öncesi değerlere göre daha düşük çıkması ve/veya sol ventrikül ejeksiyonunun prognostik olarak uyumlu değerlerden düşük olması (örneğin <% 45) durumlarında, endomiyokard biyopsileri düşünülebilir. Geri dönüşümsüz kalp hasarı oluşturma riskine karşılık devam ettirilecek tedavinin sağlayacağı fayda dikkatlice değerlendirilmelidir. Kardiyomiyopati nedeniyle olan konjestif kalp yetmezliği, EKG değişiklikleri olmaksızın aniden meydana gelebilir ve aynı zamanda tedavinin sonlandırılmasından haftalar sonra ortaya çıkabilir. Diğer antrasiklinleri almış olan hastalara dikkat edilmelidir. Doksorubisin hidroklorürün toplam dozu, diğer antrasiklinler/antrakinonlar gibi veya örneğin 5-fluorourasil gibi kardiyotoksik maddelerle yapılan daha önce yapılmış (veya eşzamanlı) tedavinin dikkate alınmasını da gerektirir. Kardiyak toksisite; mediastinal radyasyon tedavisi görmüş veya eşzamanlı siklofosfamid tedavisi gören hastalarda 450 mg/m2 kümülatif antrasiklin dozundan daha düşük dozda da oluşabilir. Over ve meme kanseri için önerilen 50 mg/m2 doz rejiminde kardiyak güvenlilik profili, AIDS-KS hastalarına uygulanan 20 mg/m2 doz rejimininkinden farklı değildir. Kemik iliği supresyonu: ile tedavi edilmiş pek çok hastada, önceden var olan AIDS hastalığı, eşzamanlı veya önceden alınan çok sayıda ilaç ya da kemik iliği tümörleri gibi faktörler mevcudiyetinde tedaviye başlandığında zaten kemik iliği supresyonu vardır. Pivotal bir araştırmada 50 mg/m2 dozla tedavi gören over kanserli hastalarda miyelosupresyon genellikle hafif/orta şiddette ve reversibl olmuş, nötropenik infeksiyon episodları ile veya sepsisle birlikte seyretmemiştir. Ayrıca topotekan ile tedavi uygulanan kontrollü bir klinik araştırmada tedavi ile bağlantılı sepsis sıklığı, ile tedavi gören over kanseri hastalarında topotekan ile tedavi gören gruba kıyasla belirgin olarak daha düşük olmuştur. Meme veya over kanserli hastalardaki bulguların aksine AIDS-KS’li hastalarda miyelosupresyon, dozu sınırlayan bir faktör gibi görünmektedir. Kemik iliği supresyonu potansiyelinden ötürü, periyodik yapılan kan sayımları tedavisi boyunca sıklıkla ve en az her dozundan önce yapılmalıdır. İnatçı, şiddetli kemik iliği supresyonu, süperenfeksiyon ya da kanamalar ile sonuçlanabilir. Bleomisin/vinkristin rejimine karşı, AIDS-KS hastalarında yapılan kontrollü klinik çalışmalarda fırsatçı enfeksiyonların, tedavisi alanlarda nispeten daha sık geliştiği görülmüştür. Bu nedenle doktorlar ve hastalar uygun önlemleri almalıdır. Sekonder hematolojik maligniteler: Diğer DNA hasarı oluşturan antineoplastik ilaçlarla olduğu gibi, doksorubisin ile kombinasyon tedavisi gören hastalarda sekonder akut myeloid lösemiler ve myelodisplaziler bildirilmiştir. Bu nedenle doksorubisin ile tedavi edilen her hasta hematolojik açıdan kontrol edilmelidir. Sekonder oral neoplazmalar: uzun süre maruz kalan (bir yıldan fazla) ya da 720 mg/m2’den daha yüksek bir kümülatif dozu almakta olan hastalarda, çok ender olarak sekonder oral kanser olguları bildirilmiştir. Sekonder oral kanser olguları, hem tedavisi esnasında, hem de son dozdan 6 yıl sonrasına kadar görülmüştür. Hastalar oral ülserasyon ya da sekonder oral kansere işaret edebilecek herhangi bir oral rahatsızlık yönünden düzenli aralıklarla incelenmelidir. İnfüzyonla ilişkili reaksiyonlar: İnfüzyonun başlangıcından sonra birkaç dakika içinde astım, yüzde kızarıklık, ürtiker benzeri döküntü, göğüs ağrısı, ateş, hipertansiyon, taşikardi, kaşıntı, terleme, nefes darlığı, yüzde ödem, ürperme, sırt ağrısı, boğazda ve göğüste sıkışma hissi ve/veya hipotansiyon gibi semptomlar gösteren, alerji-benzeri veya anaflaktoid-benzeri reaksiyonlar olarak tanımlanan ciddi ve bazen hayatı tehdit edici nitelikte infüzyon reaksiyonları oluşabilir. Çok nadir olarak, infüzyon reaksiyonları ile ilişkili konvülsiyonlar da gözlenmiştir. İnfüzyonun geçici olarak durdurulması, tedaviye gerek kalmaksızın semptomların düzelmesini sağlar. Fakat bu semptomları tedavi etmede kullanılan ilaçlar (örn. Antihistaminikler, kortikosteroidler, adrenalin ve antikonvülsanlar gibi) ve acil müdahale sırasında kullanılacak diğer araçlar hazır bulundurulmalıdır. Hastaların çoğunda tüm semptomlar düzeldikten sonra semptomlar tekrar etmeksizin tedaviye yeniden başlanabilir. İnfüzyon reaksiyonları ilk tedavi siklusundan sonra ender olarak tekrar etmektedir. İnfüzyon reaksiyonu riskini minimuma indirmek için başlangıç dozu 1 mg/dakikadan daha yüksek hızda verilmemelidir. El-Ayak Sendromu (Palmar plantar eritrodisestezi sendromu) (PPE): PPE ağrılı, maküler kızarık cilt döküntüleri ile karakterizedir. Bu olayı yaşayan hastalarda, genellikle bu iki veya üç tedavi küründen sonra görülmektedir. İyileşme genellikle 1-2 hafta içinde meydana gelir ve bazı durumlarda tam iyileşme 4 hafta veya daha uzun sürebilir. PPE profilaksisi ve tedavisinde günde 50-150 mg piridoksin ve kortikosteroidler kullanılmış olsa da, bu tedaviler Faz III çalışmalarda değerlendirilmemiştir. PPE’nin önlenmesi ve tedavisine yönelik diğer stratejiler arasında; el ve ayakları soğuk suya maruz bırakarak soğuk tutmak (ıslatma, banyo veya yüzme), aşırı ısıdan/sıcak sudan kaçınmak ve el ve ayakları serbest bırakmak (sıkan çorap, eldiven ya da ayakkabı giymemek) yer alır. PPE’nin öncelikle doz planıyla ilişkili olduğu görülmekte ve doz aralığı 1-2 hafta uzatılarak azaltılabilmektedir. Bununla birlikte, bu reaksiyon bazı hastalarda şiddetli ve hastayı güçsüzleştirici olabilmekte ve tedavinin sonlandırılmasını gerektirebilmektedir. İnterstisyel akciğer hastalığı (İAH): Pegile lipozomal doksorubisin alan hastalarda ölümcül vakalar da dahil olmak üzere akut başlangıçlı olabilen interstisyel akciğer hastalığı (İAH) gözlenmiştir. Hastalarda dispne, kuru öksürük ve ateş gibi solunum semptomlarında kötüleşme görülürse, kullanımına ara verilmeli ve hasta derhal araştırılmalıdır. Eğer İAH doğrulanırsa, kesilmeli ve hasta uygun şekilde tedavi edilmelidir. Ekstravazasyon: Çok nadir olarak ekstravazasyonu takiben lokal nekroz bildirilmiş olsa da, tahriş edici olduğu kabul edilmektedir. Hayvan çalışmaları, doksorubisin hidroklorürün lipozomal formülasyon olarak uygulamasının ekstravazasyon hasarı potansiyelini azalttığını göstermiştir. Ekstravazasyon bulgu veya belirtilerinin (batma, eritem gibi) ortaya çıkması halinde, infüzyon hemen sonlandırılmalı ve başka bir damardan yeniden başlanmalıdır. Ekstravazasyon bölgesine yaklaşık 30 dakika buz uygulaması, lokal reaksiyonun hafifletilmesine yardımcı olabilir. İntramüsküler ya da subkutan yoldan verilmemelidir. Doz modifikasyonu veya kesilmesi gereken ortak yan etkiler için bakınız. Diyabet hastaları: her flakonunun şeker (sukroz) içerdiği ve intravenöz infüzyonunun % 5 (50 mg/ml) dekstroz içinde verildiği dikkatten kaçmamalıdır. Bu tıbbi ürün tam doyurulmuş soya fosfatidilkolin (HSPC) ihtiva eder. Eğer fıstık ya da soyaya alerjiniz varsa kullanmayınız. Bu tıbbi ürün her dozunda 1 mmol (23 mg)’dan daha az sodyum ihtiva eder; yani esasında “sodyum içermediği kabul edilebilir”.
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerEn sık olarak görülen advers reaksiyonlar nötropeni, bulantı, lökopeni, anemi ve yorgunluk olmuştur. Şiddetli advers reaksiyonlar (hastaların ≥ % 2’sinde meydana gelen Derece advers reaksiyonlar); nötropeni, PPE, lökopeni, lenfopeni, anemi, trombositopeni, stomatit, yorgunluk, diyare, kusma, bulantı, pireksi, dispne ve pnömoni olmuştur. Daha az sıklıkla bildirilen şiddetli advers reaksiyonlar arasında Pneumocystis jirovecii pnömonisi, karın ağrısı, sitomegalovirüs retiniti dahil sitomegalovirüs enfeksiyonu, asteni, kardiyak arrest, kalp yetmezliği, konjestif kalp yetmezliği, pulmoner embolizm, tromboflebit, venöz tromboz, anafilaktik reaksiyon, anafilaktoid reaksiyon, toksik epidermal nekroliz ve Stevens-Johnson sendromu yer almıştır. Advers reaksiyonların tablo halinde listesi Tablo 5’te; meme kanseri, over kanseri, multipl miyelom ve AIDS ilişkili KS’nin tedavisi için alan 4231 hastada meydana gelen advers ilaç reaksiyonları özetlenmektedir. Pazarlama sonrası advers reaksiyonlar da dahil edilmiş ve bunlar “ b” ile gösterilmiştir. Advers reaksiyonlar, her sıklık grubunda ilgili olduğu yerde azalan ciddiyet sırasında sunulmaktadır. Tablo 5: ile tedavi edilen hastalarda görülen advers reaksiyonlar Sistem Organ Sınıfı Sıklık (Tüm Dereceler) Advers İlaç Reaksiyonu Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar Yaygın Sepsis Pnömoni Pneumocystis jirovecii pnömonisi Sitomegalovirüs koryoretiniti dahil sitomegalovirüs enfeksiyonu Mycobacterium avium kompleks enfeksiyonu Kandidiyaz Herpes zoster İdrar yolu enfeksiyonu Enfeksiyon Üst solunum yolu enfeksiyonu Oral kandidiyazis Folikülit Farenjit Nazofarenjit Yaygın olmayan Herpes simplex Mantar enfeksiyonu Seyrek Fırsatçı enfeksiyon (Aspergillus, Histoplazma, İzospora, Lejyonella, Microsporidium, Salmonella, Stafilokok, Toksoplazma, Tüberküloz)a Benign, malign ve belirsiz neoplazmlar (kistler ve polipler dâhil) Bilinmiyor Akut miyeloid lösemi b Miyelodisplastik sendrom b Oral neoplazm b Kan ve lenf sistemi hastalıkları Çok yaygın Lökopeni Nötropeni Lenfopeni Anemi (hipokromik dahil) Yaygın Trombositopeni Febril nötropeni Yaygın olmayan Pansitopeni Trombositoz Seyrek Kemik iliği yetmezliği Bağışıklık sistemi hastalıkları Yaygın olmayan Aşırı duyarlılık Anafilaktik reaksiyon Seyrek Anafilaktoid reaksiyon Metabolizma ve beslenme hastalıkları Çok yaygın İştah azalması Yaygın Kaşeksi Dehidratasyon Hipokalemi Hiponatremi Hipokalsemi Yaygın olmayan Hiperkalemi Hipomagnezemi Psikiyatrik hastalıklar Yaygın Zihin bulanıklığı Anksiyete Depresyon Uykusuzluk Sinir sistemi hastalıkları Yaygın Periferik nöropati Periferik duyusal nöropati Nevralji Parestezi Hipoestezi Disgözi Baş ağrısı Uyuklama hali Baş dönmesi Yaygın olmayan Polinöropati Konvülsiyon Senkop Dizestezi Somnolans Göz hastalıkları Yaygın Konjonktivit Yaygın olmayan Bulanık görme Gözyaşı salgısında artış Seyrek Retinit Kardiyak hastalıklara Yaygın Taşikardi Yaygın olmayan Çarpıntı Kardiyak arrest Kalp yetmezliği Konjestif kalp yetmezliği Kardiyomiyopati Kardiyotoksisite Seyrek Ventriküler aritmi Sağ dal bloku İletim bozukluğu Atriyoventriküler blok Siyanoz Vasküler hastalıklar Yaygın Hipertansiyon Hipotansiyon Kızarma (flushing) Yaygın olmayan Pulmoner embolizm İnfüzyon bölgesi nekrozu (yumuşak doku nekrozu ve cilt nekrozu dahil) Flebit Ortostatik hipotansiyon Seyrek Tromboflebit Venöz tromboz Vazodilatasyon Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıklar Yaygın Dispne Efor dispnesi Epistaksi Öksürük Yaygın olmayan Astım Göğüs bölgesinde ağrı Seyrek Boğazda sıkışma hissi Bilinmiyor İnterstisyel akciğer hastalığı Gastrointestinal hastalıklar Çok yaygın Stomatit Bulantı Kusma Diyare Kabızlık Yaygın Gastrit Aftöz stomatit Ağız ülserasyonu Dispepsi Disfaji Özofajit Karın ağrısı Üst karın ağrısı Oral ağrı Ağız kuruluğu Yaygın olmayan Flatulans Gingivit Seyrek Glosit Dudak ülserasyonu Deri ve deri altı dokusu hastalıkları Çok yaygın El-Ayak (Palmar plantar eritrodisestezi) sendromua Döküntü (eritematöz, makülo-papüler ve papüler) Alopesi Yaygın Deride pullanma Kabarcık Cilt kuruluğu Eritem Kaşıntı Hiperhidroz Deride hiperpigmentasyon Yaygın olmayan Dermatit Eksfoliyatif dermatit Akne Deri ülseri Alerjik dermatit Ürtiker Deride renk değişimi Peteşi Pigmentasyon bozukluğu Tırnak hastalığı Seyrek Toksik epidermal nekroliz Eritema multiforme Büllöz dermatit Likenoid keratoz Bilinmiyor Stevens-Johnson sendromub Kas-iskelet sistemi ve bağ dokusu hastalıkları Çok yaygın Kas-iskelet sistemi ağrısı (kas-iskelet sistemi kaynaklı göğüs ağrısı, sırt ağrısı, ekstremite ağrısı dahil) Yaygın Kas spazmları Miyalji Artralji Kemik ağrısı Yaygın olmayan Kas güçsüzlüğü Böbrek ve idrar yolu hastalıkları Yaygın Dizüri Üreme bozuklukları Yaygın olmayan Meme ağrısı Seyrek Vajinal enfeksiyon Skrotal eritem Genel hastalıklar ve Çok yaygın Ateş Yorgunluk uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Yaygın İnfüzyonla ilişkili reaksiyon Ağrı Göğüs ağrısı Grip benzeri hastalık Üşüme Mukoza enflamasyonu Asteni Halsizlik Ödem Periferik ödem Yaygın olmayan Uygulama bölgesinde ekstravazasyon Enjeksiyon bölgesi reaksiyonu Yüz ödemi Hipertermi Seyrek Mukoza zarı hastalığı Araştırmalar Yaygın Kilo kaybı Yaygın olmayan Azalmış ejeksiyon fraksiyonu Seyrek Karaciğer fonksiyon testi anormalliği (Kanda bilirubin yüksekliği, Alanin aminotransferaz yüksekliği ve Aspartat aminotransferaz yüksekliği dahil) Kan kreatinin düzeyinde artış Yaralanma, zehirlenme ve prosedüre bağlı komplikasyonla r Yaygın olmayan Radyasyon tekrarlama (recall) fenomenia a Bkz. Seçili advers reaksiyonların tanımı b Pazarlama sonrası advers reaksiyon. Seçili advers reaksiyonların tanımı El-Ayak Sendromu (Palmar plantar eritrodisestezi) Meme/over kanseri klinik çalışmalarında en yaygın olarak bildirilen istenmeyen etki El Ayak Sendromu (palmar-plantar eritrodisestezi) (PPE) olmuştur. Genel PPE insidansı, over kanseri klinik çalışmasında % 41,3 ve meme kanseri klinik çalışmasında % 51,1 olarak bildirilmiştir. Bu etkiler çoğunlukla hafif olmuş, şiddetli (derece 3) vakalar ise hastaların sırasıyla %16,3’ü ve %19,6’sında bildirilmiştir. Yaşamı tehdit eden (derece 4) vakaların insidansı < %1 olarak bildirilmiştir. PPE seyrek olarak tedavinin biçimde sonlandırılmasına neden olmuştur (%1,9 ve %10,8). PPE, + bortezomib kombinasyon tedavisi ile tedavi edilen multipl miyelom hastalarının %16’sında bildirilmiştir. Derece 3 PPE, hastaların %5’inde bildirilmiştir. Derece 4 PPE bildirilmemiştir. PPE oranı, AIDS-KS popülasyonunda önemli ölçüde daha düşük bulunmuştur (tüm dereceler %1,3; derece 3 %0,4; derece 4 PPE yok). bakınız. Fırsatçı enfeksiyonlar ile yürütülen klinik çalışmalarda, istenmeyen solunum etkileri yaygın şekilde meydana gelmiş olup, AIDS popülasyonunda fırsatçı enfeksiyonlarla ilişkili olabilir. Fırsatçı enfeksiyonlar, KS hastalarında uygulamasından sonra gözlenmiş olup, HIV ile indüklenmiş immün yetmezliği olan hastalarda sıkça görülmektedir. Klinik çalışmalarda en sık olarak gözlenen fırsatçı enfeksiyonlar; kandidiyaz, sitomegalovirüs, herpes simplex, Pneumocystis jirovecii pnömonisi ve mycobacterium avium kompleksi olmuştur. Kardiyak toksisite Konjestif kalp yetmezliğinin insidansında artış, hayat boyu > 450 mg/m2 kümülatif dozlarda doksorubisin tedavisiyle ya da kardiyak risk faktörü taşıyan hastalarda daha düşük dozlarda tedaviyle ilişkili bulunmuştur. 460 mg/m2’nin üstünde kümülatif dozlarını alan her on AIDS-KS hastasından dokuzundaki endomiyokard biyopsileri, antrasiklinin yol açtığı kardiyomiyopatiye dair bir kanıta işaret etmemektedir. AIDS-KS hastalarında tavsiye edilen dozları, her iki üç haftada bir 20 mg/m2’dir. AIDS-KS hastaları için kalp toksisitesinin dikkate alınmasını gerektiren düzeye geldiği kümülatif doz (> 400 mg/m2) 40 60 haftalık bir dönem içinde 20’den fazla seans gerektirebilir. Kümülatif antrasiklin dozları 509 mg/m2 1680 mg/m2 olan 8 solid tümör hastasından endomiyokardiyal biyopsi alınmıştır. Billingham kardiyotoksisite puanı, 0-1,5 derece bulunmuştur. Bu derecelendirme puanı, kardiyotoksisite olmaması ile hafif kardiyak toksisiteye karşılık gelmektedir. ve doksorubisinin çalışıldığı pivotal Faz 3 çalışmasında 509 hastadan 58’inde (% 11,4) (her 4 haftada bir 50 mg/m2 kullanan hastaya karşılık her 3 haftada bir 60 mg/m2 doksorubisin kullanan 48 hasta) tedavi sırasında ve/veya sonrasında protokolde tanımlanan kardiyak toksisite görülmüştür. Protokolde kardiyak toksisite şöyle tanımlanmıştır: İstirahat halinde sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu normal değerler içerisinde iken 20 puan veya daha fazla düşme ya da sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu normalin altında bir değerde iken 10 puan veya daha fazla düşme. kullanan ve sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu kriter alınarak tanımlanan, kardiyak toksisitesi olan 10 hastadan hiçbirinde konjestif kalp yetmezliği belirti ve semptomları görülmemiştir. Buna karşılık doksorubisin kullanan ve ventrikül ejeksiyon fraksiyonu kriterlerine göre kardiyak toksisitesi olan 48 hastadan 10’unda konjestif kalp yetmezliği belirti ve semptomları görülmüştür. Meme ve over kanserli hastaların bir alt-grubunu da içine alan, hayat boyu 1532 mg/m2 kümülatif antrasiklin dozlarına kadar 50 mg/m2/siklus dozunda tedavi görmüş olan solid tümör hastalarında, klinik olarak anlamlı kardiyak disfonksiyon oranı düşüktür. 50 mg/m2/siklus ile tedavi edilen 418 hastada, başlangıç döneminde ve daha sonra izlemede en az bir kez daha sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (LVEF) ölçümü yapılmış ve MUGA sintigrafisi ile değerlendirilmiştir. Bu 418 hasta arasından 88 hastanın kümülatif antrasiklin dozu 400 mg/m2'nin üzerindeydi; bu düzeydeki bir ilaç-teması değeri, konvansiyonel doksorubisin formülasyonunda, kardiyovasküler toksisite riskinde artış ile birliktedir. Bu 88 hastanın yalnızca 13’ünün (% 15) LVEF değerlerinde, başlangıçtaki LVEF değerinin % 45'inden daha düşük, ya da 20 puan azalma şeklinde tanımlanan, klinik olarak anlamlı en az bir değişiklik bulunuyordu…
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.