BLEOMITU 15 MG ENJEKSİYONLUK/İNFÜZYONLUK ÇÖZELTİ HAZIRLAMAK İÇIN TOZ (1 ADET)
Fiyat ve paketler
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Bleomitu 15 mg ne için kullanılır?
KT 1Bleomisin sülfat etkin maddesi üretim prosesinde reaktif olarak diğer hayvan kaynaklı ürünler sınıfına giren balık tozu ve domuz peptonu kullanılmıştır.
Bleomisin sitotoksik ilaçlar olarak adlandırılan bir ilaç grubundadır. Bu ilaçlar kanser ilaçları olarak bilinen kemoterapi ilaçlarıdır. Kanser hücrelerine saldırır ve bu hücrelerin bölünmesini engeller.
BLEOMİTU aşağıdaki durumların tedavisinde kullanılır:
- Baş ve boyun, serviks ve dış genital bölgede bulunan belirli kanser türleri (skuamöz hücreli karsinom),
- Bazı lenf nodu kanser türleri (Hodgkin hastalığı ve orta ve yüksek dereceli Hodgkin dışı lenfoma)
- Testis kanseri
- Akciğerlerde sıvı birikmesi (kanserin bir sonucu olarak) BLEOMİTU tek başına ya da diğer kanser ilaçlarıyla birlikte ya da radyoterapi ile birlikte kullanılabilir.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · Kullanmayınız- Bleomisin sülfata ya da bu ilacın içindeki herhangi bir maddeye karşı alerjiniz varsa ya da benzer herhangi bir anti-kanser ilaca karşı alerjiniz varsa,
- Ataksi-Telanjiektazi hastasıysanız (koordinasyon güçlüğü ve enfeksiyon riskine yol açan çok nadir görülen kalıtsal bir hastalık)
- Akut akciğer enfeksiyonunuz veya ciddi akciğer yetmezliğiniz varsa,
- Bleomisinin sebep olduğu (muhtemelen) akciğer hasarı geçmişiniz varsa,
- Emziriyorsanız (“Gebelik ve emzirme” bölümüne bakınız)
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriBleomisin kemoterapisi alan hastalar deneyimli onkologlar tarafından dikkatle izlenmelidir. Akciğer veya mediastinal radyoterapiyi takiben oldukça titiz bir risk/yarar değerlendirmesi yapılmalıdır. Bleomisin, böbrek fonksiyon bozukluğu durumunda sadece dikkatle ve azaltılmış dozda kullanılmalıdır. Bleomisinin erkek ve kadın germ hücreleri üzerindeki olası mutajenik etkileri nedeniyle, tedavi sırasında ve tedavinin bitiminden sonra 6 aya kadar güvenilir doğum kontrolü sağlanmalıdır. Kan ve lenfatik sistem bozuklukları Bleomisin ve diğer antineoplastik ajanlarla eşzamanlı tedavi gören hastalarda akut miyeloid lösemi ve miyelodisplastik sendrom bildirilmiştir. Pulmoner reaksiyonlar Bleomisin ile tedavi sırasında hastalar herhangi bir pulmoner disfonksiyon belirtisi açısından dikkatle izlenmelidir. Pulmoner reaksiyonlar en ciddi yan etkilerdir ve tedavi edilen hastaların yaklaşık %10’unda tedavi sırasında veya tedavinin bitiminden sonra ortaya çıkar. En yaygın şekli interstisyel pnömonidir. Bu durum derhal teşhis ve tedavi edilmezse, pulmoner fibrozise dönüşebilir. Tedavi edilen hastaların yaklaşık %1’i bu hastalıktan ölmüştür. Bleomisin ile tedavi gören hastaların haftalık olarak göğüs röntgenleri çekilmelidir. Bunlar, kürün tamamlanmasından sonra 4 haftaya kadar çekilmeye devam etmeli ve hastalar yaklaşık 2 ay boyunca klinik inceleme altında tutulmalıdır. Eşzamanlı olarak toraksa radyasyon tedavisi uygulandığında, muhtemelen daha sık olarak incelenmeli veya toraks röntgeni yapılmalıdır. Bleomisin ile tedavi edilmiş hastalarda %100 oksijen ile akciğer fonksiyon testleri kullanılmamalıdır. Alternatif olarak %21’den daha az oksijen kullanan akciğer fonksiyon testleri önerilmektedir. Karbon monoksit için pulmoner difüzyon kapasitesinin aylık analizi planlanabilir. Akciğer fonksiyonu çalışması, özellikle karbon monoksit difüzyonu ve vital kapasitenin ölçülmesi, genellikle akciğer toksisitesinin erken teşhisini mümkün kılar. Pulmoner toksisite hem dozla hem de yaşla ilişkilidir ve 70 yaşın üzerindekilerde ve 400 üniteden fazla toplam doz alan hastalarda daha sık görülür. Torasik ışınlama ve cerrahi anestezi sırasında hiperoksi ile önemli ölçüde artar. Düşük doz alan genç hastalarda da zaman pulmoner toksisite gözlenmiştir. Akciğerlerde damar duvarının elastikiyetinin kısmen tahrip olmasına yol açan vasküler değişiklikler meydana gelir. Bleomisinin neden olduğu pulmoner hasarın en erken belirtisi dispnedir. İnce raller en erken belirtidir. Pulmoner değişiklikler fark edilirse, bunların ilaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı belirlenene kadar bleomisin tedavisi kesilmelidir. Hastalar geniş spektrumlu antibiyotikler ve kortikosteroidler ile tedavi edilmelidir. Dispne, öksürük, bazal krepitasyonlar veya neoplazmaya veya eşlik eden bir akciğer hastalığına açıkça atfedilemeyen akciğer infiltrasyonu durumunda, bleomisin uygulaması derhal kesilmeli ve hasta bir kortikosteroid ve geniş spektrumlu antibiyotiklerle tedavi edilmelidir. Yüksek oksijen konsantrasyonları dikkatle kullanılmalıdır. Bleomisin sonucu akciğer hasarı oluşması durumunda, bleomisin artık uygulanmamalıdır. Bleomisinin pulmoner toksisitesi toplam 400 ünite dozun aşılmasıyla (yaklaşık 225 Unit/m2 VYA’ya karşılık gelir) dozla ilişkili gibi görünse de, özellikle yaşlı hastalarda, böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda, önceden akciğer hastalığı olan hastalarda, torasik radyoterapi öyküsü olan veya eşzamanlı torasik radyoterapi alan hastalarda ve oksijen uygulaması gerektiren hastalarda daha düşük dozlarda da görülebilir. Bu hastalar dikkatle izlenmeli ve hastanın klinik gözlemine dayanarak bleomisin dozu azaltılmalı veya doz aralığı uzatılmalıdır. Bleomisin akciğer kanserli hastalarda çok dikkatli kullanılmalıdır, çünkü bu hastalarda pulmoner toksisite insidansı artmıştır. Uygulanan bleomisin dozunun idrarla değişmeden atıldığından, böbrek fonksiyonunun atılım oranı üzerinde önemli bir etkisi vardır. Böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalara normal dozlar uygulandığında plazma konsantrasyonları önemli ölçüde yükselir. Dikkat gerektiren diğer klinik durumlar arasında, toksisite artabileceğinden ciddi kalp hastalığı veya hepatik disfonksiyonu olan hastalar ve ölümcül sistematik disfonksiyonlar oluşabileceğinden suçiçeği olan hastalar yer alır. Bu tıbbi ürün her dozunda 1 mmol (23 mg)’dan daha az sodyum ihtiva eder; yani aslında sodyum içermez. İdiyosenkratik reaksiyonlar/ aşırı duyarlılık Bleomisin ile tedavi edilen lenfoma hastalarının yaklaşık %1'inde klinik olarak anafilaksiye benzeyen idiyosenkratik reaksiyonlar bildirilmiştir. Reaksiyon hemen veya birkaç saatlik gecikmeden sonra olabilir ve genellikle ilk veya ikinci dozdan sonra ortaya çıkar. Hipotansiyon, konfüzyon, ateş, titreme, hırıltılı solunum ve stridordan oluşur. Tedavi semptomatiktir ve volüm ekspansiyonu, vazopressörler, antihistaminikler ve kortikosteroidleri içerir. Anafilaktoid reaksiyon olasılığı nedeniyle (literatüre göre lenfoma hastalarının %1'inde), hastalara başlangıçta 1-2 ünitelik bir test dozu verilmelidir. Akut reaksiyon görülmezse tam doz uygulanabilir. Diğer Bleomisin kullanımını takiben, özellikle diğer antineoplastik ajanlarla kombinasyon halinde, vasküler toksisite rapor edilmiştir. Olaylar klinik olarak heterojendir ve miyokard enfarktüsü, serebrovasküler olaylar, trombotik mikroanjiyopatiler, örneğin hemolitik üremik sendrom ve serebral arteriti içerir. Üreme yeteneğine sahip yetişkinlerde veya ergenlerde, cinsel bezler üzerindeki etkiler göz önünde bulundurulmalıdır. Diğer sitotoksik aktif maddeler gibi bleomisin de hızla büyüyen tümörleri olan hastalarda tümör lizis sendromunu tetikleyebilir. Uygun destekleyici tedavi ve farmakolojik önlemler bu tür komplikasyonları önleyebilir veya hafifletebilir. Kreatinin klerensi 50 mL/dak'dan düşük olan hastalar dikkatle tedavi edilmeli ve bleomisin uygulaması sırasında böbrek fonksiyonları dikkatle izlenmelidir. Bu hastalarda böbrek fonksiyonları normal olanlara göre daha düşük bleomisin dozları gerekebilir. İntravenöz uygulama Damar ağrısı oluşabilir, bu nedenle enjeksiyon konsantrasyonuna ve uygulama hızına dikkat etmek önemlidir. İntravenöz olarak mümkün olduğunca yavaş enjekte edin. İntramüsküler uygulama Özellikle pediyatrik hastalara uyguluyorsanız, aynı bölgeye ve innerve bölgelere tekrarlanan enjeksiyonlardan kaçının. Enjeksiyon iğnesinin yerleştirilmesi şiddetli ağrıya neden olursa veya kan şırıngaya geri akarsa, iğneyi hemen geri çekin ve farklı bir bölgeye enjekte edin.
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlar gibi BLEOMİTU'nun içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir.
Aşağıdakilerden biri olursa, BLEOMİTU'yu kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
- Şiddetli nefes alma güçlüğü
- Pnömoni (zatürre) (belirtileri; ateş, üşüme, nefes darlığı ve öksürük)
- Şiddetli alerjik reaksiyonlar. Sizde ani kaşıntılı döküntü (kurdeşen), ellerde, ayaklarda, ayak bileklerinde, yüzde, dudaklarda, ağızda ya da boğazda (nefes almayı ya da yutmayı zorlaştıracak şekilde) şişme görülebilir ve bayılacak gibi hissedebilirsiniz.
Bunlar hepsi çok ciddi yan etkilerdir. Eğer bunlardan biri sizde mevcut ise, sizin BLEOMİTU'ya karşı ciddi alerjiniz var demektir. Acil tıbbi müdahaleye veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir.
Bu çok ciddi yan etkilerin hepsi oldukça seyrek görülür.
Aşağıdakilerden herhangi birini fark ederseniz hemen doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
Yan etkiler aşağıdaki kategorilerde gösterildiği şekilde sınıflandırılmıştır:
Çok yaygın: 10 hastanın en az birinde görülebilir.
Yaygın: 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilir.
Yaygın olmayan: 100 hastanın birinden az, fakat 1.000 hastanın birinden fazla görülebilir.
Seyrek: 1.000 hastanın birinden az görülebilir fakat 10.000 hastanın birinden fazla görülebilir.
Çok seyrek: 10.000 hastanın birinden az görülebilir.
Bilinmiyor: Eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor.
Çok yaygın
- İnterstisyel pnömoni (akciğerde iltihabi değişiklikler)
- Pulmoner fibrozis (Alvoeller arasındaki bağ dokusunun artması sonucu oluşan akciğer dokusu hastalığı)
- Nefes darlığı
- İştahsızlık
- Kilo verme
- Bulantı ve kusma
- Mukozit (mukoza zarının iltihaplanması)
- Ağız iltihabı (ağız mukozasının iltihaplanması)
- Ciltte iltihaplı kızarıklık
- Kaşıntı
- Çatlaklar (çatlak izleri)
- Kabarcık
- Hiperpigmentasyon (pigment oluşumunda artış)
- Parmak uçlarında hassasiyet ve şişlik
- Hiperkeratoz (derinin aşırı kalınlaşması)
- Saç dökülmesi
- Yaygın
- Şiddetli aşırı duyarlılık reaksiyonları. İlk veya ikinci dozdan birkaç saat sonra bu reaksiyonlar hemen veya gecikmiş bir süre sonra ortaya çıkabilir. Ani bir rahatsızlık hissederseniz hemen doktorunuza söyleyiniz. Hırıltılı solunum, nefes almada zorluk, göz kapaklarında, yüzde veya dudaklarda şişme, döküntü veya kaşıntı (özellikle tüm vücudunuzu etkileyen). İdiosenkratik reaksiyon (çeşitli aşırı duyarlılık reaksiyonu türleri)
- Baş ağrısı
- Akut solunum yetmezliği (akut solunum sıkıntısı sendromu – ARDS)
- Solunum yetmezliği
- Pulmoner emboli
- Döküntü, ürtiker, eritem
- Endürasyon (derinin sertleşmesi)
- Şişme (dokularda sıvı tutulmasına bağlı olarak)
- İltihaplı cilt reaksiyonu
- Ateşlenme, üşüme, halsizlik
- Yaygın olmayan
- Miyelosüpresyon (kemik iliğinde hasar)
- Lökopeni (beyaz kan hücresi sayısında azalma)
- Nötropeni (kandaki nötrofil granülositlerinde azalma)
- Trombositopeni (trombositlerde azalma)
- Hemoraji (kanama)
- Baş dönmesi
- Sersemlik
- Düşük tansiyon
- Ağız köşelerinde enfeksiyon ve ishal
- Tırnaklarda deformasyon ve renk değişikliği, basınç noktalarında iri kabarcık oluşumu
- Kas ve eklem ağrısı
- İdrar azlığı
- İdrar yaparken ağrı
- Sık idrara çıkma
- İdrar retansiyonu
- Tümörlü bölgede ağrı
- Flebit (toplardamar iltihabı)
- Damar duvarında hipertrofi (kalınlaşma) ve venöz giriş daralması (i.v. uygulama ile)
- Sertleşme (kas içine veya lokal uygulamayı takiben dokunun sertleşmesi) Seyrek
- Nötropenik ateş (beyaz kan hücrelerinin azalmasından kaynaklanan ateş)
- Kalp krizi, perikardit (kalbi çevreleyen fibröz kesenin iltihaplanması) ve göğüs ağrısı
- Serebral enfeksiyon, trombotik mikroanjiyopati (kılcal damar ve arteriyol hastalığı), hemolitik üremik sendrom (kan ve böbrekleri etkileyen ciddi hastalık)
- Serebral arterit (beyindeki küçük ve orta büyüklükteki arterlerin iltihaplanması)
- Raynaud fenomeni (vasküler bir bozukluk), artiyel tromboz, derin damar trombozu
- Karaciğer yetmezliği
- Skleroderma (bağ dokusunun sertleşmesi)
- Çok Seyrek
- Tümör lizis sendromu (tümörlerin hızla parçalanmasını takip eden durum) Bilinmiyor
- Çok yoğun enfeksiyon (sepsis)
- Kan hücrelerinde ciddi azalma (pansitopeni)
- Kırmızı kan hücrelerinde azalma (anemi)
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Hamileyseniz, hamile kalmayı veya bebek sahibi olmayı planlıyorsanız, düşünüyorsanız, bu ilacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Hayvan çalışmaları, bu ilacın embriyoya zarar verebileceğini göstermiştir.
BLEOMİTU; özellikle hamileliğin ilk 3 ayında kesinlikle gerekli olmadıkça, hamilelik sırasında kullanılmamalıdır.
Bleomisin tedavisi hamileliğin ilk üç ayında hayati öneme sahipse, gebeliğin sonlandırılması konusunda tıbbi konsültasyon şarttır.
Hem erkek hem de kadınlar, BLEOMİTU kullanımı sırasında ve tedavinin bitiminden sonraki 6 ay boyunca hamileliği önlemek için önlemler almalıdır. Hamilelik BLEOMİTU tedavisi sırasında ortaya çıkarsa, doktorunuz tarafından genetik danışmanlık önerilir.
Gelecekte çocuk sahibi olmak isteyen erkekler, BLEOMİTU ile tedaviye başlamadan önce sperm depolamak için tavsiye almalıdır; çünkü tedavi ile geri dönüşü olmayan bir şekilde kısır hale gelme olasılığı vardır.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
BLEOMİTU emziren kadınlarda kullanılmamalıdır. İlacın kullanımı zorunlu ise tedavi süresince emzirme bırakılmalıdır.
Bleomisin veya metabolik parçalanma ürünlerinin sütünüze geçip geçmediği bilinmemekle birlikte, bleomisinin çocuğunuz için zararlı olma olasılığı bulunduğundan, bleomisin ile tedavi sırasında emzirmemelisiniz.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerBu tıbbi ürün her dozunda 1 mmol (23 mg)'dan daha az sodyum ihtiva eder; yani aslında sodyum içermez.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Bleomitu 15 mg muadilleri
Bleomitu 15 mg ile aynı etken maddeyi (bleomisin sülfat) içeren 2 eşdeğer ilaç bulunmaktadır.
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonAşağıdaki hastalıkların tedavisinde kullanılır: Baş ve boyun, serviks ve dış genital bölgede skuamöz hücreli karsinom (SCC) Hodgkin lenfoma Yetişkinlerde orta ve yüksek dereceli Hodgkin dışı lenfoma Testiküler karsinoma (seminom ve nonseminom) Malign plevral efüzyonların intraplevral tedavisi Bleomisin monoterapi olarak kullanılabilir, ancak genellikle diğer sitostatikler ve/veya radyoterapi ile kombine edilir.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarEtkin maddeye veya listelenen yardımcı maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılık Ataksi teleanjiektazi Akciğer enfeksiyonu, ciddi derecede bozulmuş akciğer fonksiyonu veya bleomisine bağlı akciğer hasarı öyküsü Emzirme.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriBleomisin kemoterapisi alan hastalar deneyimli onkologlar tarafından dikkatle izlenmelidir. Akciğer veya mediastinal radyoterapiyi takiben oldukça titiz bir risk/yarar değerlendirmesi yapılmalıdır. Bleomisin, böbrek fonksiyon bozukluğu durumunda sadece dikkatle ve azaltılmış dozda kullanılmalıdır. Bleomisinin erkek ve kadın germ hücreleri üzerindeki olası mutajenik etkileri nedeniyle, tedavi sırasında ve tedavinin bitiminden sonra 6 aya kadar güvenilir doğum kontrolü sağlanmalıdır. Kan ve lenfatik sistem bozuklukları Bleomisin ve diğer antineoplastik ajanlarla eşzamanlı tedavi gören hastalarda akut miyeloid lösemi ve miyelodisplastik sendrom bildirilmiştir. Pulmoner reaksiyonlar Bleomisin ile tedavi sırasında hastalar herhangi bir pulmoner disfonksiyon belirtisi açısından dikkatle izlenmelidir. Pulmoner reaksiyonlar en ciddi yan etkilerdir ve tedavi edilen hastaların yaklaşık %10’unda tedavi sırasında veya tedavinin bitiminden sonra ortaya çıkar. En yaygın şekli interstisyel pnömonidir. Bu durum derhal teşhis ve tedavi edilmezse, pulmoner fibrozise dönüşebilir. Tedavi edilen hastaların yaklaşık %1’i bu hastalıktan ölmüştür. Bleomisin ile tedavi gören hastaların haftalık olarak göğüs röntgenleri çekilmelidir. Bunlar, kürün tamamlanmasından sonra 4 haftaya kadar çekilmeye devam etmeli ve hastalar yaklaşık 2 ay boyunca klinik inceleme altında tutulmalıdır. Eşzamanlı olarak toraksa radyasyon tedavisi uygulandığında, muhtemelen daha sık olarak incelenmeli veya toraks röntgeni yapılmalıdır. Bleomisin ile tedavi edilmiş hastalarda %100 oksijen ile akciğer fonksiyon testleri kullanılmamalıdır. Alternatif olarak %21’den daha az oksijen kullanan akciğer fonksiyon testleri önerilmektedir. Karbon monoksit için pulmoner difüzyon kapasitesinin aylık analizi planlanabilir. Akciğer fonksiyonu çalışması, özellikle karbon monoksit difüzyonu ve vital kapasitenin ölçülmesi, genellikle akciğer toksisitesinin erken teşhisini mümkün kılar. Pulmoner toksisite hem dozla hem de yaşla ilişkilidir ve 70 yaşın üzerindekilerde ve 400 üniteden fazla toplam doz alan hastalarda daha sık görülür. Torasik ışınlama ve cerrahi anestezi sırasında hiperoksi ile önemli ölçüde artar. Düşük doz alan genç hastalarda da zaman pulmoner toksisite gözlenmiştir. Akciğerlerde damar duvarının elastikiyetinin kısmen tahrip olmasına yol açan vasküler değişiklikler meydana gelir. Bleomisinin neden olduğu pulmoner hasarın en erken belirtisi dispnedir. İnce raller en erken belirtidir. Pulmoner değişiklikler fark edilirse, bunların ilaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı belirlenene kadar bleomisin tedavisi kesilmelidir. Hastalar geniş spektrumlu antibiyotikler ve kortikosteroidler ile tedavi edilmelidir. Dispne, öksürük, bazal krepitasyonlar veya neoplazmaya veya eşlik eden bir akciğer hastalığına açıkça atfedilemeyen akciğer infiltrasyonu durumunda, bleomisin uygulaması derhal kesilmeli ve hasta bir kortikosteroid ve geniş spektrumlu antibiyotiklerle tedavi edilmelidir. Yüksek oksijen konsantrasyonları dikkatle kullanılmalıdır. Bleomisin sonucu akciğer hasarı oluşması durumunda, bleomisin artık uygulanmamalıdır. Bleomisinin pulmoner toksisitesi toplam 400 ünite dozun aşılmasıyla (yaklaşık 225 Unit/m2 VYA’ya karşılık gelir) dozla ilişkili gibi görünse de, özellikle yaşlı hastalarda, böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda, önceden akciğer hastalığı olan hastalarda, torasik radyoterapi öyküsü olan veya eşzamanlı torasik radyoterapi alan hastalarda ve oksijen uygulaması gerektiren hastalarda daha düşük dozlarda da görülebilir. Bu hastalar dikkatle izlenmeli ve hastanın klinik gözlemine dayanarak bleomisin dozu azaltılmalı veya doz aralığı uzatılmalıdır. Bleomisin akciğer kanserli hastalarda çok dikkatli kullanılmalıdır, çünkü bu hastalarda pulmoner toksisite insidansı artmıştır. Uygulanan bleomisin dozunun idrarla değişmeden atıldığından, böbrek fonksiyonunun atılım oranı üzerinde önemli bir etkisi vardır. Böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalara normal dozlar uygulandığında plazma konsantrasyonları önemli ölçüde yükselir. Dikkat gerektiren diğer klinik durumlar arasında, toksisite artabileceğinden ciddi kalp hastalığı veya hepatik disfonksiyonu olan hastalar ve ölümcül sistematik disfonksiyonlar oluşabileceğinden suçiçeği olan hastalar yer alır. Bu tıbbi ürün her dozunda 1 mmol (23 mg)’dan daha az sodyum ihtiva eder; yani aslında sodyum içermez. İdiyosenkratik reaksiyonlar/ aşırı duyarlılık Bleomisin ile tedavi edilen lenfoma hastalarının yaklaşık %1'inde klinik olarak anafilaksiye benzeyen idiyosenkratik reaksiyonlar bildirilmiştir. Reaksiyon hemen veya birkaç saatlik gecikmeden sonra olabilir ve genellikle ilk veya ikinci dozdan sonra ortaya çıkar. Hipotansiyon, konfüzyon, ateş, titreme, hırıltılı solunum ve stridordan oluşur. Tedavi semptomatiktir ve volüm ekspansiyonu, vazopressörler, antihistaminikler ve kortikosteroidleri içerir. Anafilaktoid reaksiyon olasılığı nedeniyle (literatüre göre lenfoma hastalarının %1'inde), hastalara başlangıçta 1-2 ünitelik bir test dozu verilmelidir. Akut reaksiyon görülmezse tam doz uygulanabilir. Diğer Bleomisin kullanımını takiben, özellikle diğer antineoplastik ajanlarla kombinasyon halinde, vasküler toksisite rapor edilmiştir. Olaylar klinik olarak heterojendir ve miyokard enfarktüsü, serebrovasküler olaylar, trombotik mikroanjiyopatiler, örneğin hemolitik üremik sendrom ve serebral arteriti içerir. Üreme yeteneğine sahip yetişkinlerde veya ergenlerde, cinsel bezler üzerindeki etkiler göz önünde bulundurulmalıdır. Diğer sitotoksik aktif maddeler gibi bleomisin de hızla büyüyen tümörleri olan hastalarda tümör lizis sendromunu tetikleyebilir. Uygun destekleyici tedavi ve farmakolojik önlemler bu tür komplikasyonları önleyebilir veya hafifletebilir. Kreatinin klerensi 50 mL/dak'dan düşük olan hastalar dikkatle tedavi edilmeli ve bleomisin uygulaması sırasında böbrek fonksiyonları dikkatle izlenmelidir. Bu hastalarda böbrek fonksiyonları normal olanlara göre daha düşük bleomisin dozları gerekebilir. İntravenöz uygulama Damar ağrısı oluşabilir, bu nedenle enjeksiyon konsantrasyonuna ve uygulama hızına dikkat etmek önemlidir. İntravenöz olarak mümkün olduğunca yavaş enjekte edin. İntramüsküler uygulama Özellikle pediyatrik hastalara uyguluyorsanız, aynı bölgeye ve innerve bölgelere tekrarlanan enjeksiyonlardan kaçının. Enjeksiyon iğnesinin yerleştirilmesi şiddetli ağrıya neden olursa veya kan şırıngaya geri akarsa, iğneyi hemen geri çekin ve farklı bir bölgeye enjekte edin.
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerBleomisin ile tedavi edilen 1613 hastada en sık görülen advers reaksiyonlar interstisyel pnömoni ya da pulmoner fibroz (% 10.2) gibi pulmoner belirtiler, deride skleroz, pigmentasyon (% 40.6), ateş ya da rigor (% 39.8), alopesi (% 29.5), anoreksi ve kilo verme (% 27.8), genel halsizlik (% 16), bulantı ve kusma (% 14.6), stomatit (% 13.3) ve tırnak değişiklikleri (% 11.2)’dir. Sıklık sıralaması şu şekildedir: Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar Bilinmiyor: Sepsis Neoplazmlar, İyi Huylu, Kötü Huylu ve Bilinmeyen (Kistler ve Polipler dahil) Yaygın olmayan: Tümör ağrısı Kan ve lenf sistemi hastalıkları Yaygın olmayan: Miyelosupresyon lökopeni, nötropeni, trombositopeni, kanama Seyrek: Febril nötropeni Bilinmiyor: Pansitopeni, anemi Bağışıklık sistemi hastalıkları Yaygın: Anafilaksi, aşırı duyarlılık, idiyosenkratik ilaç reaksiyonları Sinir sistemi hastalıkları Yaygın: Baş ağrısı Yaygın olmayan: Baş dönmesi, kafa karışıklığı Kalp hastalıkları Seyrek: Miyokard enfarktüsü, perikardit, göğüs ağrısı Damar hastalıkları Yaygın olmayan: Hipotansiyon Seyrek: Beyin enfarktüsü, trombotik mikroanjiyopatiler, hemolitik-üremik sendrom, serebral arterit, Raynaud fenomeni, arteriyel tromboz, derin ven trombozu Bilinmiyor: Periferik iskemi Solunum, göğüs ve mediastinal hastalıklar Çok yaygın: İnterstisyel pnömoni, pulmoner fibrozis, Dispne Yaygın: Akut solunum sıkıntısı sendromu (ARDS), akciğer yetmezliği, pulmoner emboli Gastointestinal hastalıklar Çok yaygın: İştah azalması, kilo kaybı, mide bulantısı, kusma, mukozit, stomatit Yaygın olmayan: Açısal keilit, ishal Hepato-bilier hastalıklar Yaygın olmayan: Karaciğer yetmezliği Deri ve deri altı doku hastalıkları Çok yaygın: Eritem, pruritus, çatlaklar, kabarma, hiperpigmentasyon, parmak uçlarında hassasiyet ve şişlik, hiperkeratoz, saç dökülmesi Yaygın: Ekzantem, ürtiker, ciltte kızarıklık, endürasyon, ödem, kamçılı dermatit Yaygın olmayan: Tırnaklarda deformasyon ve renk değişikliği, basınç noktalarında bül oluşumu Seyrek: Skleroderma Kas-iskelet sistemi ve bağ dokusu hastalıkları Yaygın olmayan: Kas ve eklem ağrıları Böbrek ve idrar hastalıkları Yaygın olmayan: Oligüri, dizüri, poliüri, idrar retansiyonu Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Yaygın: Ateş, titreme, halsizlik Yaygın olmayan: Tümörlü bölgede ağrı, flebit, intravenöz enjeksiyon esnasında ven duvarlarında hipertrofi ve venöz lümende daralma, intramüsküler ya da lokal enjeksiyon esnasında sertleşme Çok seyrek: Tümör lizis sendromu uygulanmasından sonra 45 saat veya daha uzun bir gecikme süresi ile ateş ve titreme gelişebilir. Belirli bir zamanda ateş ve doz arasında bir doz yanıt ilişkisi olduğundan, ateş şiddetli ise, daha kısa aralıklarla azaltılmış doz veya bu ilacın uygulanmasından önce ve/veya sonra antihistaminik ve antipiretik ajanlar uygulanması gibi uygun önlemler alınmalıdır. AIDS hastalarında kutanöz yan etkiler ortaya çıkarsa, tedavi kesilmeli ve devam edilmemelidir. Deri ve mukozal lezyonlar en sık görülen istenmeyen etkilerdir ve tedavi edilen hastaların %50'sine kadarında görülür. Bunlar endurasyon, ödem, eritem, kaşıntı, döküntüler, stria, ülserasyon, kabarma, hiperpigmentasyon, hassasiyet, parmak uçlarında şişme, hiperkeratoz, tırnak değişiklikleri, dirsekler gibi basınç noktalarında bül oluşumu, saç dökülmesi ve stomatitten oluşur. Mukozal ülserler, bleomisinin radyoterapi veya mukoz membranlar için toksik olan diğer ilaçlarla kombinasyonu ile şiddetleniyor gibi görünmektedir. Deri toksisitesi nispeten geç bir aşamada ortaya çıkar ve toplam dozla ilişkilidir; genellikle 150 ila 200 ünite bleomisin uygulamasından sonraki ikinci ve üçüncü haftada gelişir. Bulantı ve kusma gibi gastrointestinal yan etkiler mümkündür, ancak yüksek doz rejimlerinde daha sık görülür. Antiemetikler yardımcı olabilir. İştahsızlık ve kilo kaybı yaygındır ve tedaviden sonra uzun süre devam edebilir. Kemik iliği Bleomisin önemli bir kemik iliği depresan özelliğine sahip görünmemektedir. Bleomisin tedavisi ile bağlantılı olarak ortaya çıkan trombositopeni, trombosit üretiminin azalmasına değil, trombositlerin yıkımının artmasına bağlanmıştır.
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.