AIRBIR 6/400 MCG İNHALASYON İÇİN TOZ İÇEREN KAPSÜL, 120 KPS
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Airbir 6/400 mcg ne için kullanılır?
KT 1AİRBİR inhalasyon yoluyla kullanılan bir ilaçtır. İki farklı aktif madde olan arformoterol tartarat ve budesonidi tek bir inhalatör içinde içerir.
- Budesonid “kortikosteroid” olarak adlandırılan bir grup ilaca dahildir. Akciğerlerinizdeki şişme ve iltihaplanmayı azaltarak ve önleyerek etki gösterir.
- Arformoterol tartarat “uzun etkili beta-agonistler” veya “bronkodilatörler” olarak adlandırılan ilaçlar grubuna dahildir. Solunum yollarınızdaki kasların gevşemesini sağlamak suretiyle etki gösterir. Bu sizin daha kolay nefes almanızı sağlar.
- Doktorunuz size bu ilacı astım veya kronik tıkayıcı akciğer hastalığınızın (KOAH) tedavisi için reçete etmiştir.
Astım AİRBİR, astım belirtilerinin düzeltilmesi ve kontrol altına alınması amacıyla kullanılır. Astım hastalığının basamaklı tedavisinde 3. basamaktan itibaren verilir.
Doktorunuz astım için size iki astım inhalatörü reçete edecektir: AİRBİR ve ayrıca bir “rahatlatıcı inhalatör”.
- AİRBİR'i hergün kullanınız. Bu sayede astım belirtilerinin ortaya çıkması engellenir.
- “Rahatlatıcı inhalatörü” ise astım belirtileri ortaya çıktığında, tekrar nefes almayı kolaylaştırmak için kullanınız.
AİRBİR 6/400 mcg inhalasyon için toz içeren kapsülleri rahatlatıcı inhalatör olarak kullanmayınız.
Kronik Tıkayıcı Akciğer Hastalığı (KOAH) Orta ve ağır KOAH olgularında belirtileri ve atak sıklığını azaltır. KOAH genellikle sigara içmenin yol açtığı, solunum yollarının akciğerlerdeki uzun süreli bir hastalığıdır.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · KullanmayınızArformoterol tartarata, rasemik formoterole, budesonide veya içerikteki diğer madde olan laktoza (düşük miktarlarda süt proteinleri içerir) karşı alerjiniz (aşırı duyarlılığınız) varsa kullanmayınız.
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KT 2 · Dikkatli kullanınızAşağıdakilerden biri sizin için geçerliyse AİRBİR'i kullanmaya başlamadan önce doktor veya eczacınıza danışınız:
- Diyabetiniz (şeker hastalığı) varsa,
- Akciğerinizde iltihaplanma (enfeksiyon) varsa,
- Yüksek tansiyonunuz varsa veya bugüne kadar kalp sağlığınızla ilgili bir problem yaşadınızsa (düzensiz kalp atışı dahil, çok hızlı bir nabız, atar damarlarda daralma veya kalp yetmezliği, “QT aralığının uzaması” olarak adlandırılan anormal bir elektrik sinyali),
- Bir anevrizmanız varsa (atar damar duvarının zayıf olması nedeniyle atardamarın bir torba gibi şiştiği bir alan),
- Feokromositomanız varsa (kan basıncını etkileyebilen bir böbreküstü bezi tümörü),
- Tiroid veya böbreküstü bezlerinizle ilgili problemleriniz varsa,
- Kan potasyum düzeyiniz düşükse,
- Ağır karaciğer rahatsızlığınız varsa.
Eğer AİRBİR kullanırken hırıltı veya nefes alma zorluğu yaşarsanız, ilacı kullanmaya devam etmelisiniz, fakat başka bir ilaç kullanma gereksiniminiz olabileceğinden mümkün olan en kısa süre içinde doktorunuza gitmelisiniz.
AİRBİR tedavisi kan potasyum düzeyini düşürebilir. Bu sizi anormal bir kalp ritmine karşı daha yatkın hale getirebilir. Bu nedenle, doktorunuz özellikle de şiddetli astımınız varsa, kan potasyum düzeyinizi izleyebilir.
Aşağıdaki durumlar sizin için geçerliyse, AİRBİR kullanmayınız:
- Düşük ila orta bir dozda verilen inhale kortikosteroid gibi diğer bir astım kontrol ilacıyla iyi derecede kontrol ediliyorsanız,
- Sadece kısa etkili beta2-agonisti ilaçlara (nadiren) gereksinim duyuyorsanız.
Bu uyarılar geçmişteki herhangi bir dönemde dahi olsa sizin için geçerliyse lütfen doktorunuza danışınız.
Olası yan etkileri nelerdir?
KT 4 · Olası yan etkilerTüm ilaçlar gibi AİRBİR içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir.
Ancak bunlar herkeste oluşmaz.
Aşağıdakilerden biri olursa AİRBİR'İ kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
- Yüzünüzde, özellikle ağzınızın etrafında (dil ve/veya boğaz ve/veya yutma güçlüğü) şişme veya nefes alma güçlüğü (anjiyoödem) ile birlikte döküntü, kaşıntı ve/veya ani bayılma hissi (düşük kan basıncı). Bunun olması alerjiniz olabileceğini gösterir.
- İlacınızı inhale ettikten sonra ani hırıltı.
Bunların hepsi çok ciddi yan etkilerdir. Eğer bunlardan biri sizde mevcut ise acil tıbbi müdahaleye veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir.
Çok yaygın : 10 hastanın en az 1 inde görülebilir.
Yaygın : 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilir.
Yaygın olmayan : 100 hastanın birinden az, fakat 1000 hastanın birinden fazla görülebilir.
Seyrek : 1.000 hastanın birinden az görülebilir.
Çok seyrek : 10.000 hastanın birinden az görülebilir.
Bilinmiyor : Eldeki veriler ile tahmin edilemiyor.
Diğer olası yan etkiler Yaygın
- Palpitasyonlar (kalp çarpıntınızı hissetmeniz), titreme veya sallanma. Bu etkiler görülürse bunlar genellikle hafif yan etkilerdir ve AİRBİR kullanmaya devam ettikçe ortadan kalkar.
- Ağızda pamukçuk (bir mantar iltihabı). AİRBİR'i kullandıktan sonra ağzınızı su ile durulamanız halinde görülme ihtimali daha azdır.
- Boğaz tahrişi, öksürük ve ses boğuklaşması,
- Baş ağrısı.
Yaygın olmayan
- Düşüncelerde ve zihinsel aktivitelerde artış,
- Uyku bozuklukları (örneğin uykusuzluk),
- Sersemlik hissi,
- Bulantı (hasta veya kusma hissi),
- Ağız kuruluğu,
- Hızlı kalp atışı,
- Kan basıncında değişmeler,
- Ciltte morarmalar,
- Kas krampları, kas ağrısı,
- Kaygı, endişe (anksiyete),
- Sinirlilik,
- Huzursuzluk (ajitasyon),
- Saldırganlık (agresyon),
- Bronkospazm (solunum yollarındaki kasların kasılarak hırıltıya neden olması). Hırıltı AİRBİR kullandıktan hemen sonra gelişirse AİRBİR kullanımını kesip derhal doktorunuzla konuşunuz.
- Astımın kötüleşmesi.
Seyrek
- Depresyon,
- Özellikle çocuklarda davranış bozuklukları,
- Çocuklar ve ergenlerde büyüme geriliği,
- Deri döküntüsü, kaşıntı,
- Kan potasyum seviyesinde düşme,
- Düzensiz kalp atışı,
- Böbrek üstü bezlerinde baskılanma (adrenal supresyon),
- Konuşmanın bozulması (disfoni).
Çok seyrek
- Baskı tarzında göğüste ağrı (anjina pektoris adı verilen kalbi besleyen damarların daralması/tıkanması ile ortaya çıkan göğüs ağrısı),
- Kalbinizde normal olmayan elektriksel sinyal üretimi (QTc aralığının uzaması),
- Kemik mineral yoğunluğunda azalma (kemiklerin incelmesi),
- Kan şekeri (glukoz) seviyesinde artış,
- Ağızda hoş olmayan tat hissedilmesi gibi tat alma bozukluğu,
- Kandaki kortizol seviyesinin fazla artmasına bağlı kilo artışına, yüzde yuvarlaklaşmaya, yüksek kan basıncına ve aşırı kıllanmaya yol açan, bir böbreküstü bezi hastalığı olan Cushing sendromu,
- Ellerin ayakların şişmesi.
Bilinmiyor
- Öksürük,
- Katarakt (gözdeki lensin bulutlanması),
- Glokom (gözdeki basıncın artması),
- Kan basıncında artış.
Eğer yan etkilerden herhangi biri ciddileşirse veya bu talimatta bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız lütfen doktor veya eczacınızı bilgilendiriniz.
Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · Hamilelikİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Hamileyseniz veya hamile kalmayı planlıyorsanız AİRBİR'i kullanmadan önce doktorunuzla konuşunuz. Doktorunuz aksini söylemedikçe AİRBİR'i kullanmayınız.
AİRBİR kullandığınız dönemde hamile kalırsanız, AİRBİR'i kullanmayı bırakmayınız, ancak derhal doktorunuzla irtibata geçiniz.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · Emzirmeİlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirme döneminde AİRBİR kullanmadan önce doktorunuza danışınız.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerAİRBİR'in içerisinde bir tür şeker olan laktoz bulunmaktadır. Eğer daha önceden doktorunuz tarafından bazı şekerlere karşı intoleransınız (dayanıksızlığınız) olduğu söylenmişse bu tıbbi ürünü almadan önce doktorunuzla temasa geçiniz.
Yardımcı madde laktoz, alerjik tepkilere neden olabilecek, düşük miktarlarda süt proteinleri içerir.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Fiyat ve paketler
| Paket | Barkod | Fiyat | Birim fiyat |
|---|---|---|---|
| paket | 8680741550709 | ||
| paket | 8680741550693 |
Diğer dozlar ve formlar
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonAstım semptomlarının düzeltilmesi ve kontrol altına alınması amacıyla kullanılır. Astım hastalığının basamaklı tedavisinde 3. basamaktan itibaren verilir. Orta ve ağır KOAH olgularında semptomları ve atak sıklığını azaltır.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarArformoterol tartarata, rasemik formoterole, budesonide ya da inhale edilen laktoza (düşük miktarlarda süt proteinleri içerir) karşı aşırı duyarlılığı (alerji) olanlarda kullanılmamalıdır.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriArformoterol, formoterolün (R, R)-enantiomeri olan selektif uzun etkili beta2-adrenerjik reseptör agonistidir (beta2 -agonist). İnhale kortikosteroide ek olarak uzun etkili beta agonist kullanan pediyatrik ve adölesan hastalarda, her iki ilaca uyumu garanti altına almak için, hem inhale kortikosteroid hem de uzun etkili beta agonist içeren bir sabit dozlu kombinasyon preparatı kullanılması önerilir. Hasta tedaviyi etkisiz bulduğunda ya da önerilen en yüksek dozundan daha fazla inhalasyon gerektiğinde doktoruna başvurmalıdır. Hızlı etki eden bronkodilatörlerin kullanımının artması hastalığın kötüleşmesine işaret eder ve astım tedavisinin yeniden değerlendirilmesini gerektirir. Astım ve KOAH’ın ani ve giderek kötüleşmesi hayatı tehdit eden bir durumdur, hasta acil olarak doktor kontrolüne alınmalıdır. Bu durumda kortikosteroid tedavisinin arttırılması örneğin oral yoldan bir kortikosteroid verilmesi ya da bir enfeksiyon varsa antibiyotik verilmesi uygundur. başka bir uzun etkili beta2-agonist ile birlikte kullanılmamalıdır. astımda ilk tedavi seçeneği olarak kullanılmamalıdır. Günlük dozu, önerilen maksimum dozu aşmamalıdır. Akut astım semptomlarının rahatlatılması için kullanılmamalıdır. Akut ataklarda kurtarıcı inhaler (örneğin kısa etkili bir beta2 agonist) kullanılmalıdır. Hastalara kurtarıcı inhaler ilaçlarını her zaman yanlarında bulundurmaları öğütlenmelidir. Hastalar astımları aniden kötüleştiği takdirde tıbbi tedavi almaları gerektiği konusunda bilgilendirilmelidirler. Hastalar, semptomlar olmasa bile idame dozunu doktorun önerdiği şekilde almaları konusunda bilgilendirilmelidir. Tedavi kesileceği zaman dozun giderek azaltılması önerilmektedir. Tedavi, birden kesilmemelidir. Astım semptomları kontrol altına alındıktan sonra, dozunun yavaş yavaş azaltılması düşünülebilir. Tedavi dozu azaltılırken hastanın düzenli olarak kontrol edilmesi önemlidir. etkili en düşük dozu kullanılmalıdır. İlaç başlandıktan sonra ilk üç ay hastalar yakından takip edilmelidir. ile tedavi sırasında, astımla ilişkili advers etkiler ve alevlenmeler görülebilir. Hastadan ile tedaviye devam etmesi, fakat başlandıktan sonra astım semptomları kontrol altına alınamazsa veya kötüleşirse tıbbi destek alması istenmelidir. İnhalasyon yoluyla uygulanan diğer tedavilerde olduğu gibi, ilaç alındıktan sonra hırıltılı soluk alıp vermekte ani bir artış ile birlikte paradoksikal bronkospazm görülebilir. Bu durumda ile tedavi kesilmelidir; tedavi tekrar değerlendirilmeli ve gerekirse başka bir tedaviye geçilmelidir. Uzun süre özellikle yüksek dozda inhalasyon yoluyla herhangi bir kortikosteroid kullanıldığında sistemik etkiler görülebilir. Bu etkilerin görülme olasılığı oral kortikosteroidlere oranla daha azdır. Oluşabilecek sistemik etkiler; Cushing’s sendromu, Cushing benzeri özellikler, adrenal yetmezlik, kemik mineral yoğunluğunda azalma, katarakt, glokom ve daha nadir olarak çeşitli psikolojik veya psikomotor hiperaktivite, uyku bozuklukları, anksiyete, depresyon veya agresyonu kapsayan davranışsal etkiler (özellikle çocuklarda) ile çocuklar ve adolesanlarda büyüme geriliğidir. Uzun süre inhalasyon yoluyla kortikosteroid alan çocukların büyümeleri doktor tarafından izlenmelidir. Büyüme yavaşlarsa, inhalasyon yoluyla kullanılan kortikosteroidin dozunun düşürülmesi hedeflenerek tedavi yeniden değerlendirilmelidir. Büyüme yetersizliği riski, kortikosteroid tedavisinin sağladığı fayda ile kıyaslanmalıdır. Ayrıca hastanın, pediyatrik solunum hastalıkları uzmanına yönlendirilmesi düşünülmelidir. Uzun süreli çalışmalara ait sınırlı veriler, inhalasyon yoluyla steroid kullanan çocukların ve adolesanların büyük çoğunluğunun sonunda yetişkin boy hedeflerine ulaştığını göstermektedir. Ancak, başlangıçta, büyümede az ve geçici olarak bir gerileme (yaklaşık 1 cm) görülmüştür. Bu durum genellikle tedavinin ilk bir yılı içinde görülür. Kemik yoğunluğu üzerine potansiyel etkiler, özellikle uzun süre yüksek dozda kortikosteroid kullanan ve birlikte osteoporoz risk faktörleri taşıyan hastalarda göz önünde tutulmalıdır. İnhalasyon yoluyla kullanılan budesonid ile yapılan uzun süreli çalışmalar çocuklarda günlük ortalama 400 mikrogram (ölçülü doz) veya yetişkinlerde günlük 800 mikrogram (ölçülü doz) dozun kemik mineral yoğunluğu üzerinde belirgin bir etkisinin olmadığını göstermiştir. daha yüksek dozları ile görülen etkilerine ilişkin bilgi yoktur. Daha önceki sistemik steroid tedavisi nedeniyle adrenal yetmezliğinin belirtileri varsa, böyle hastalar tedavisine alınırken dikkatli olunmalıdır. İnhalasyonla alınan budesonid tedavisinin yararı, oral steroide duyulan gereksinimi en aza indirmesidir, ancak oral steroid tedavisinden inhalasyon tedavisine geçen hastalar uzun zaman adrenal yetmezlik riski ile karşıya olabilirler. Geçmişte acil olarak yüksek doz kortikosteroid tedavisi görmüş olan ya da uzun süre yüksek dozda inhalasyon yoluyla steroid kullanmış hastalar da risk altında olabilir. Yüksek dozlarda inhale kortikosteroidler ile uzun süreli, özellikle önerilenden daha yüksek dozlarla tedavi, klinik açıdan önemli adrenal baskılanmaya neden olabilir. Bu nedenle ağır enfeksiyonlar gibi stres durumlarında veya elektif operasyon uygulanan dönemlerde ilave sistemik kortikosteroid tedavisi düşünülmelidir. Steroid dozlarında hızlı azalma, akut adrenal krizleri tetikleyebilir. Akut adrenal kriz sırasında görülebilecek belirti ve işaretler kısmen belirsiz olabilir, ancak anoreksi, abdominal ağrı, kilo kaybı, yorgunluk, baş ağrısı, bulantı, kusma, bilinç seviyesinde azalma, nöbet, hipotansiyon ve hipoglisemiyi kapsayabilir. Oral tedaviden geçilirken, alerjik veya artritik belirtiler görünümünde rinit, egzama ve kas eklem ağrısı gibi genel olarak daha düşük bir sistemik steroid etki görülecektir. Bu durumlar için özel tedavi başlatılmalıdır. Nadir olarak, yorgunluk, baş ağrısı, bulantı ve kusma oluşması halinde, genel yetersiz bir glukokortikosteroid etkiden şüphelenmek gerekir. Böyle durumlarda oral glukokortikosteroid dozlarının geçici olarak arttırılması bazen gereklidir. Hastalara, ağız ve boğaz bölgesinde pamukçuk oluşma riskini azaltması için idame dozun her inhalasyonundan sonra ağızlarını suyla çalkalamaları öğütlenmelidir. ile itrakonazol ve ritonavir veya diğer güçlü CYP3A4 inhibitörleri birlikte kullanılmamalıdır. Bunun mümkün olmadığı durumlarda, etkileşen ilaçların uygulanmaları arasındaki süre mümkün olduğu kadar uzun olmalıdır. Tirotoksikoz, feokromasitoma, diabetes mellitus, tedavi edilmemiş hipokalemi, hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopati, idiyopatik subvalvular aort stenozu, şiddetli hipertansiyon, anevrizma veya iskemik kalp hastalığı, kardiyak aritmiler (özellikle üçüncü derece atriyoventriküler blok), şiddetli kardiyak dekompansasyon, taşiaritmi ya da kalp yetmezliği gibi ağır kardiyovasküler hastalığı olanlarda dikkatli kullanılmalıdır. içeriğindeki arformoterol dahil beta2 uyarıcıların hiperglisemik etkileri nedeniyle, diyabetik hastalarda tedavisi başlatıldığında kan glukoz değerlerinin izlenmesi tavsiye edilir. Daha önceden kardiyak problemleri bulunan ve teofilin ile bir arada kullanacak hastalarda dikkatli olunmalıdır. QTc aralığı uzamış hastalarda kullanırken dikkatli olunmalıdır. Formoterol QTc aralığının uzamasına neden olabilir. Aktif ya da pasif akciğer tüberkülozu, solunum yollarında fungal ve viral enfeksiyonu olan hastalarda, inhalasyonla kullanılan kortikosteroidlere gerek olup olmadığı ve dozu yeniden değerlendirilmelidir. Yüksek dozda beta 2 -agonist tedavisi, ciddi hipokalemi ile sonuçlanabilir. Beta2 -agonistlerin hipokalemiye neden olan veya ksantin türevleri, steroidler ve diüretikler gibi hipokalemik etkiyi arttıran diğer ilaçlarla birlikte kullanılması, beta 2 -agonistlerin olası hipokalemik etkisini arttırabilir. Hipokalemi yan etki olasılığının arttığı; değişken sıklıkta hızlı etkili bronkodilatörlerin kullanıldığı stabil olmayan astım, hipoksi nedeniyle hipokalemi riskinin artabileceği akut ağır astım ve bu riskin artabileceği diğer durumlarda özel dikkat gösterilmesi önerilmektedir. Bu tür durumlarda serum potasyum düzeylerinin dikkatle izlenmesi önerilmektedir. Bütün beta2-agonistlerde olduğu gibi, diyabetik hastalarda kan glukoz düzeyleri daha sık izlenmelidir. Hastalar alevlenme dönemlerinde ise ya da önemli ölçüde veya akut olarak kötüye giden astım şikayetleri varsa, uzun etkili beta agonistlerle tedaviye başlanmamalıdır. Uzun etkili beta agonistler astım semptom kontrolünü sağlayan en kısa süre boyunca kullanılmalı ve astım kontrolüne ulaşıldığında dozun kademeli olarak azaltılması değerlendirilmeli ve eğer mümkünse kullanımları durdurulmalıdır. Sonrasında hastaların kontrol edici bir tedaviyle idamesi sağlanmalıdır. Uzun etkili beta agonist preparatlarına bağlı olarak nadiren, ciddi ve bazen ölümcül olabilen astım ile ilgili solunum problemleri meydana gelebilir. etkin maddesi arformoterol, uzun etkili beta2-adrenerjik agonistler sınıfına dahildir. Uzun etkili diğer bir beta2-agonist olan salmeterol ile yapılan bir çalışmada, salmeterol ile tedavi edilen hastalarda plasebo grubu ile karşılaştırıldığında astım nedeniyle ölüm oranının daha yüksek olduğu gözlenmiştir (sırasıyla ve). Astımla ilişkili ölüm oranının arformoterol ile artıp artmadığına dair yeterli çalışma yürütülmemiştir. Uzun etkili beta agonist preparatlarına bağlı olarak nadiren, ciddi ve bazen ölümcül olabilen astım ile ilgili solunum problemleri meydana gelebilir. Formoterol ile yapılan klinik çalışmalar, formoterol kullanan hastalarda (özellikle 5-12 yaş arası hastalarda) ciddi astım ataklarının sıklığının plasebo alanlara göre daha yüksek olduğunu düşündürmüştür. Bu çalışmalar, ciddi astım alevlenme oranları açısından tedavi grupları arasındaki farkların doğru olarak ölçülmesine imkan vermemektedir. Laktoz uyarısı yardımcı madde olarak laktoz içermektedir. Nadir kalıtımsal galaktoz intoleransı, Lapp laktoz yetmezliği ya da glukoz-galaktoz malabsorpsiyon problemi olan hastaların bu ilacı kullanmamaları gerekir…
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerBu belgede yan etki sıklıkları tablo sütunlarında verildiği için aşağıdaki listede sıklıklar eksik ya da başka bir etkinin yanında görünebilir; sıklıklar için KÜB belgesinin aslına bakınız.
En yaygın yan etkiler; beta 2 -agonistlerle tedavide görülen tremor ve palpitasyon gibi yan etkilerdir. Bu etkiler hafiftir ve tedavinin birkaç günü içinde kaybolurlar. Budesonidin KOAH’da kullanıldığı 3 yıllık bir klinik çalışmada deride morarma %10 ve pnömoni %6 sıklıkla görülürken plasebo grubunda bu oranlar sırasıyla %4 ve %3 olarak saptanmıştır (sırasıyla p<0.001 ve p<0.01). Sıklık tanımlaması: MedDRA sistem organ sınıfı Advers reaksiyonlar Sıklık Formoterol Budesonid Formoterol/Budesonid Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar Orofaringeal kandidiyaz Yaygın Bağışıklık sistemi hastalıkları Aşırı duyarlılık (hipotansiyon dahil) Çok seyrek Aşırı duyarlılık (anjiyonörotik ödem dahil) Çok seyrek Aşırı duyarlılık (raş, döküntü, ürtiker dahil) Seyrek Aşırı duyarlılık reaksiyonları örneğin bronkospazm, ekzantem, ürtiker, prurit Seyrek Aşırı duyarlılık (kontakt dermatit, ve anafilaktik reaksiyon dahil) Seyrek Endokrin hastalıkları Adrenal supresyon Seyrek Çok seyrek Çocuklar ve ergenlerde büyüme geriliği Seyrek Çok seyrek Cushing sendromu Çok seyrek Kemik mineral Çok seyrek yoğunluğunda azalma Metabolizma ve beslenme hastalıkları Hipokalemi Seyrek Hiperglisemi Çok seyrek Çok seyrek Psikiyatrik hastalıkları Ajitasyon Yaygın olmayan Anksiyete Sinirlilik Yaygın olmayan Huzursuzluk Yaygın olmayan İnsomniya Yaygın olmayan Psikomotor hiperaktivite Seyrek Yaygın olmayan Uyku düzensizliği Seyrek Yaygın olmayan Depresyon Seyrek Çok seyrek Agresyon Seyrek Yaygın olmayan Davranış değişiklikleri (özellikle çocuklarda) Seyrek Çok seyrek Sinir sistemi hastalıkları Baş ağrısı Yaygın Tremor Yaygın Sersemlik Yaygın olmayan Disguzi Çok seyrek Tat bozukluğu Çok seyrek Göz hastalıkları Glokom Bilinmiyor Çok seyrek Katarakt Bilinmiyor Çok seyrek Kardiyak hastalıkları Palpitasyon Yaygın Taşikardi Yaygın olmayan Kardiyak aritmiler(örneğin atriyal fibrilasyon, supraventriküler taşikardi, ekstrasistoller) Seyrek Periferal ödem Çok seyrek Anjina pektoris Çok seyrek Çok seyrek QTc aralığının uzaması Çok seyrek Çok seyrek Vasküler hastalıklar Kan basıncında varyasyonlar Çok seyrek Çok seyrek Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıklar Bronkospazm Yaygın olmayan Seyrek Paradoksikal bronkospazm Yaygın olmayan Boğaz tahrişi Yaygın olmayan Yaygın Akut astım alevlenmesi Yaygın olmayan * Öksürük Bilinmiyor** Yaygın Ses boğuklaşması Yaygın Seyrek *** Yaygın Disfoni Seyrek Gastrointestinal hastalıklar Ağız kuruluğu Yaygın olmayan Mide bulantısı Seyrek Yaygın olmayan Deri ve deri altı doku hastalıkları Raş Bilinmiyor** Ciltte morarma Seyrek Yaygın olmayan Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları Kas krampları Yaygın olmayan Miyalji Yaygın olmayan Araştırmalar Kan basıncında artış (hipertansiyon dahil) Bilinmiyor** *Klinik çalışmalarda ciddi astım alevlenmesi yaşayan hasta yüzdesi plasebo ile kıyaslandığında formoterol tedavisi alan hastalarda daha yüksek olmuştur. ** Belirtilen advers etkiler pazarlama sonrası deneyim süresince formoterol ile tedavi edilmekte olan hastalarda bildirilmiştir. *** Çocuklarda daha seyrek gözlenmektedir. Diğer inhalasyon tedavilerinde olduğu gibi bazı vakalarda nadiren paradoksikal bronkospazm gelişebilir. Paradoksikal bronkospazm çok seyrek gözlenen bir olgudur ve doz uygulamasından sonra hırıltıda ani bir artış ve nefes darlığı ile meydana gelebilir. Paradoksikal bronkospazm meydana geldiği takdirde hızlı etkili bir inhale bronkodilatör ile tedavi edilmelidir. Tedavi hemen sonlandırılmalı ve gerekli ise alternatif bir tedavi uygulanmalıdır. Beta -agonistlerle tedavi, insülin, serbest yağ asitleri, gliserol ve keton cisimlerinin kan düzeyinin yükselmesine neden olabilir. Orofarinkste gözlenen kandida enfeksiyonu ilaç birikiminden kaynaklanmaktadır. Kandida enfeksiyonu riskini minimuma indirgemek için hastalara ilaç uygulamasından sonra ağızlarını su ile çalkalamaları öğütlenmelidir. İnhale kortikosterodilerle tedaviye başlayan yeni tanılı KOAH hastalarında pnömoni gelişme riskinde artış vardır. Bununla birlikte budesonid ile tedavi edilen 4643 KOAH hastasının ve inhale kortikosteroid ile tedavi görmeyen 3643 KOAH hastasının katıldığı 8 klinik çalışmanın değerlendirmesi pnömoni için artmış risk göstermemiştir. Bu 8 çalışmanın 7’sinden elde edilen sonuçlar meta analiz olarak yayımlanmıştır. Uzun süre özellikle yüksek dozda inhalasyon yoluyla herhangi bir kortikosteroid kullanıldığında sistemik etkiler görülebilir. Bu etkilerin görülme olasılığı oral kortikosteroidlere oranla daha azdır. Oluşabilecek sistemik etkiler; Cushing’s sendromu, Cushing benzeri belirtiler, adrenal yetmezlik, çocuklar ve adolesanlarda büyüme geriliği, kemik mineral yoğunluğunda azalma, katarakt ve glokomdur. Enfeksiyonlara karşı artmış hassasiyet ve stres koşullarına adapte olmada azalma da meydana gelebilir. Etkiler muhtemelen doza, uygulama süresine, birlikte kullanılan veya daha önceki steroid maruziyetine ve bireysel hassasiyete bağlıdır.
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.