ADCETRIS 50 MG IV İNFÜZYONLUK ÇÖZELTİ KONSANTRESI İÇİN TOZ İÇEREN FLAKON ,FLAKON, 1 ADET
Fiyat ve paketler
Kısa Bilgi (Kullanma Talimatı'ndan)
Adcetris 50 mg ne için kullanılır?
KT 1ADCETRİS, kanser tedavisine yönelik bir madde olan brentuximab vedotin içermektedir. Bu madde, kanser hücrelerini yok etmek için kullanılan bir madde ile bağlantılı bir monoklonal antikordan (Çin hamsterı over hücrelerinde rekombinant DNA teknolojisi ile üretilen rekombinant kimerik immünoglobulin G1 [IgG1]) oluşan antikor-ilaç konjügatıdır. Monoklonal antikor, belirli kanser hücrelerini tanıyan bir proteindir.
Hodgkin lenfoma, sistemik anaplastik büyük hücreli lenfoma, kütanöz T hücreli lenfoma ve periferik T hücreli lenfoma, beyaz kan hücrelerinin kanser türleridir. Klasik Hodgkin lenfoma, hücre yüzeyinde klasik olmayan Hodgkin lenfomadan farklı spesifik proteinler ortaya çıkarır.
ADCETRİS, önceden tedavi edilmemiş ileri evre klasik Hodgkin lenfoma hastalarının tedavisinde kullanılır. ADCETRİS size, Hodgkin lenfoma tedavisinde kullanılan diğer kemoterapi ilaçları olan doksorubisin, vinblastin ve dakarbazin ile birlikte verilecektir.
ADCETRİS, belirli risk faktörleri olan hastalarda otolog kök hücre nakli sonrası klasik Hodgkin lenfomanın geri gelme riskini düşürmek için de kullanılır. ADCETRİS ayrıca, aşağıdaki özelliklerdeki klasik Hodgkin lenfomanın tedavisinde tek başına kullanılır:
- Nükseden veya kendi sağlıklı kök hücrelerinizin vücudunuza damar yoluyla verilmesine (otolog kök hücre nakli) yanıt vermeyen, ya da
- Ek kombinasyon anti-kanser tedavileri ya da otolog kök hücre nakli alamadığınız durumlarda, önceki en az iki tedaviden sonra nükseden veya bu tedavilere hiçbir zaman cevap vermemiş olan Hodgkin lenfoma.
Sistemik anaplastik büyük hücreli lenfoma ve diğer periferik T hücreli lenfomalar, lenf düğümlerinizde ve/veya vücudunuzun diğer kısımlarında bulunan Hodgkin dışı lenfoma türleridir.
ADCETRİS, daha önce tedavi görmemiş sistemik anaplastik büyük hücreli lenfoma ve diğer periferik T hücreli lenfoma hastalarının tedavisinde kullanılır. ADCETRİS size bu tür hastalıklarda kullanılan siklofosfamid, doksorubisin ve prednizon isimli kemoterapi ilaçları ile birlikte verilecektir.
ADCETRİS ayrıca, çoklu ilaç kemoterapisi ve/veya otolog kök hücre nakline cevap alınamayan veya nüks eden CD30+ sistemik anaplastik büyük hücreli lenfoma tedavisinde kullanılır.
Kutanöz T hücreli lenfoma, “T-hücresi” denilen belirli bir beyaz kan hücresinde oluşan ve genellikle cildi etkileyen bir kanserdir. ADCETRİS, hücrenin yüzeyinde özel bir tür protein bulunduğu durumda kutanöz T hücreli lenfomayı tedavi etmek için kullanılır.
ADCETRİS, kutanöz T hücreli lenfoma tanısı konmuş olan ve lenfoma hücrelerinin yüzeyinde ≥5% oranında özel bir tür protein olan CD30 pozitifliği olan hastalarda, deriye doğrudan uygulanan tedavi seçeneklerinin tüketildiği vb. en az 2 seri vücudun genelini etkileyen tedaviler (bexaroten, interferon, ekstrakorporeal fotoferez, metotreksat) ile birlikte elektron ışın tedavisi uygulanmış olan veya belirtilen tedaviler uygulanmış olup elektron ışın tedavisi için uygun olmayan nükseden veya tedaviye dirençli hastaların tedavisinde kullanılır.
Hangi durumlarda kullanılmamalı?
KT 2 · Kullanmayınız- Brentuximab vedotine ya da bu ilacın içeriğinde bulunan diğer maddelerin herhangi birine alerjiniz varsa
- Halihazırda bir kanser ilacı olan bleomisin kullanıyorsanız
Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriTakip edilebilirlik Biyoteknolojik ürünlerin takip edilebilirliğinin sağlanması için uygulanan ürünün ticari ismi ve seri numarası mutlaka hasta dosyasına kaydedilmelidir. Progresif multifokal lökoensefalopati ile tedavi edilen hastalarda John Cunningham Virüsü (JCV) reaktivasyonu sonucu progresif multifokal lökoensefalopati (PML) ve ölüm meydana gelebilir. Önceden çoklu kemoterapi rejimleri aldıktan sonra bu tedaviyi gören hastalarda PML bildirilmiştir. PML latent, JCV reaktivasyonu sonucu ortaya çıkan ve sıklıkla ölümle sonuçlanan, nadir, demiyelinizan bir santral sinir sistemi hastalığıdır. Hastalar, PML’ye işaret edebilecek yeni veya kötüleşen nörolojik, bilişsel veya davranışsal belirtiler ve semptomlar açısından yakından izlenmelidir. Tüm şüpheli PML olgularında doz uygulamaları durdurulmalıdır. PML değerlendirmesi için öneriler nöroloji konsültasyonunu, beyine yönelik gadolinyum bazlı kontrast manyetik rezonans görüntüleme incelemesini ve polimeraz zincir reaksiyonu yoluyla beyin-omurilik sıvısında JCV DNA analizini ya da JCV kanıtı için beyin biyopsisini içermektedir. JCV PCR’nin negatif olması PML olasılığını ekarte etmez. Şayet alternatif tanı koyulamıyorsa ek izlem ve değerlendirme gerekebilir. PML tanısı doğrulandığı takdirde dozları kesilmeli ve bir daha başlanmamalıdır. Hekim, özellikle, PML’ye işaret eden ve hastanın fark edemeyebileceği semptomlar konusunda dikkatli olmalıdır (örn., bilişsel, nörolojik veya psikiyatrik semptomlar). Pankreatit ile tedavi edilen hastalarda akut pankreatit gözlenmiştir. Ölümle sonuçlanan vakalar bildirilmiştir. Hastalar, akut pankreatite işaret edebilecek yeni veya kötüleşen abdominal ağrı açısından yakından izlenmelidir. Hastanın değerlendirmesi fizik muayene, serum amilaz ve serum lipaza yönelik laboratuvar incelemesi ve ultrason gibi abdominal görüntüleme yöntemlerini ve diğer uygun tanısal yöntemleri içerebilir. Tüm şüpheli akut pankreatit olgularında ara verilmelidir. Akut pankreatit tanısı doğrulandığı takdirde kesilmelidir. Pulmoner toksisite alan hastalarda, bazıları ölümle sonuçlanan pnömonit, interstisyel akciğer hastalığı ve akut solunum distres sendromunu(ARDS) içeren pulmoner toksisite vakaları bildirilmiştir. Brentuximab ile bir nedensellik ilişkisi kurulamamış ise de pulmoner toksisite riski göz ardı edilemez. Yeni pulmoner semptomların ortaya çıkması veya var olan semptomların kötüleşmesi durumunda (örn: öksürük, dispne) derhal bir tanı değerlendirmesi gerçekleştirilmeli ve hastalar uygun şekilde tedavi edilmelidir. Değerlendirme sırasında ve semptomlar iyileşene kadar uygulanmasına ara verilmesi değerlendirilmelidir. Ciddi enfeksiyonlar ve fırsatçı enfeksiyonlar ile tedavi edilen hastalarda pnömoni, stafilokokal bakteriyemi, sepsis/septik şok (ölümle sonuçlanan vakalar dahil) ve herpes zoster, sitomegalovirus (CMV) (reaktivasyon) gibi ciddi enfeksiyonlar ile Pneumocystis jiroveci pnömonisi ve oral kandidiyaz gibi fırsatçı enfeksiyonlar bildirilmiştir. Hastalar tedavi süresince olası ciddi ve fırsatçı enfeksiyonların ortaya çıkması açısından dikkatle izlenmelidir. İnfüzyona bağlı reaksiyonlar Ani ve gecikmiş infüzyona bağlı reaksiyonlar (İBR) ve ayrıca anafilaktik reaksiyonlar bildirilmiştir. Hastalar infüzyon sırasında ve sonrasında dikkatle izlenmelidir. Anafilaktik reaksiyon oluşması durumunda uygulaması derhal ve bir daha başlanmamak üzere kesilmeli ve uygun tıbbi tedavi başlatılmalıdır. Eğer infüzyona bağlı reaksiyon ortaya çıkarsa, infüzyona ara verilmeli ve uygun tıbbi tedavi başlatılmalıdır. Semptom giderildikten sonra infüzyona daha düşük bir hızda tekrar başlanabilir. Önceden infüzyona bağlı bir reaksiyon yaşamış olan hastalara, müteakip infüzyonlar için ön ilaç tedavisi uygulanmalıdır. Ön ilaç tedavisi parasetamol, bir antihistaminik ve bir kortikosteroid içerebilir. karşı antikorları olan hastalarda infüzyona bağlı reaksiyonlar daha sık ve daha şiddetlidir. Tümör lizis sendromu ile ilişkili tümör lizis sendromu (TLS) bildirilmiştir. Hızlı büyüyen tümörü ve yüksek tümör yükü olan hastalar, tümör lizis sendromu açısından daha yüksek risk altındadır. Bu hastalar yakından izlenmeli ve en iyi tıbbi uygulamalar doğrultusunda tedavi uygulanmalıdır. TLS tedavisi agresif hidratasyon, renal fonksiyon izlemi, elektrolit anormalliklerinin düzeltilmesini, antihiperürisemik tedaviyi ve destekleyici bakımı içerebilir. Periferik nöropati tedavisi hem duyusal hem de motorperiferik nöropatiye neden olabilir. ile indüklenen periferik nöropati tipik olarak bu tıbbi ürünün kümülatif maruziyetinin bir etkisi olup, çoğu durumda geri dönüşümlüdür. Klinik çalışmalarda, hastaların çoğunda, hastalığın semptomlarında gerileme veya iyileşme gözlenmiştir. Hastalar hipoestezi, hiperestezi, parestezi, rahatsızlık, yanma hissi, nöropatik ağrı veya güçsüzlük gibi nöropati semptomları açısından izlenmelidir. Yeni veya kötüleşen periferik nöropati yaşayan hastalarda dozunda erteleme ve azaltma veya tedavinin bırakılması gerekebilir. Hematolojik toksisiteler ile Derece 3 veya Derece 4 anemi, trombositopeni ve uzun süreli (≥1 hafta) Derece 3 veya Derece 4 nötropeni görülebilir. Her dozun uygulanmasından önce tam kan sayımı izlemi yapılmalıdır. Derece 3 veya Derece 4 nötropeni gelişmesi durumunda,.2. Febril nötropeni ile tedavi sonucu febril nötropeni bildirilmiştir (klinik veya mikrobiyolojik olarak belgelenmiş enfeksiyon yokluğunda, nötrofil sayısı <1,0 x 109/L, ateş ≥38,5°C ile birlikte kökeni bilinmeyen ateş; ref. CTCAE v3). Bu tedavinin her bir dozunun uygulanmasından önce tam kan sayımı izlemi yapılmalıdır. Hastalar, ateş açısından yakından izlenmelidir ve febril nötropeni geliştiği takdirde en iyi tıbbi uygulamalar doğrultusunda tedavi uygulanmalıdır. AVD veya CHP ile kombinasyon tedavisinde ileri yaş febril nötropeni için bir risk faktörüdür. AVD veya CHP ile kombine olarak verildiğinde ilk dozdan itibaren başlayacak şekilde yaşa bakılmaksızın tüm yetişkin hastalara G-CSF ile primer profilaksisi önerilmektedir. Şiddetli kutanöz advers reaksiyonlar (SCAR’lar) ile Stevens-Johnson sendromu (SJS), toksik epidermal nekroliz (TEN) ve eozinofili ve sistemik semptomlu ilaç reaksiyonları (DRESS) dahil olmak üzere şiddetli kutanöz advers reaksiyonlar (SCAR’lar) bildirilmiştir. SJS ve TEN için ölümle sonuçlanan vakalar bildirilmiştir. SJS, TEN veya DRESS ortaya çıkarsa, tedavisi kesilmeli ve uygun tıbbi tedavi uygulanmalıdır. Gastrointestinal komplikasyonlar ile tedavi edilen hastalarda, bazıları ölümle sonuçlanan bağırsak tıkanması, ileus, enterokolit, nötropenik kolit, erozyon, ülser, perforasyon ve hemoraji içeren gastrointestinal komplikasyonlar rapor edilmiştir. Yeni gastrointestinal semptomların ortaya çıkması veya var olanların kötüleşmesi durumunda derhal tanı değerlendirmesi yapılıp uygun tedavi gerçekleştirilmelidir. Hepatotoksisite ile alanin aminotransferaz (ALT) ve aspartat aminotransferaz (AST) yükselmesi şeklinde hepatotoksisite rapor edilmiştir. Bazıları ölümle sonuçlanan ciddi hepatotoksisite vakaları da meydana gelmiştir. Önceden var olan karaciğer hastalığı, komorbiditeler ve eşzamanlı olarak kullanılan ilaçlar da bu riski artırabilir. Tedavi başlatılmadan önce karaciğer fonksiyon testi yapılmalı ve alan hastalarda rutin olarak izlenmelidir. Hepatotoksisite yaşayan hastalarda dozun geciktirilmesi veya değiştirilmesi ya da kesilmesi gerekebilir. Hiperglisemi Klinik çalışmalar sırasında diyabet öyküsü olan veya olmayan, yüksek vücut kitle indekslerine (VKİ) sahip hastalarda hiperglisemi bildirilmiştir. Ancak, bir hiperglisemi olayı yaşayan tüm hastalar serum glukoz düzeylerini yakından takip ettirmelidir. Gerekli durumlarda anti diyabetik tedavi uygulanmalıdır. İnfüzyon bölgesi ektravazasyonu İntravenöz infüzyon esnasında ekstravazasyon meydana gelmiştir. Ekstravazasyon ihtimaline karşı, ilacın uygulanması sırasında infüzyon bölgesinde infiltrasyon olup olmadığının yakından izlenmesi tavsiye edilir. Böbrek ve karaciğer yetmezliği Böbrek ve karaciğer yetmezliği olan hastalar ile sınırlı deneyim mevcuttur. Eldeki veriler MMAE klirensinin şiddetli böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği ve düşük serum albümin konsantrasyonlardan etkilenebileceğine işaret etmektedir CD30+ CTCL Mikozis fungoides (MF) ve primer kutanöz anaplastik büyük hücreli lenfoma (pcALCL) hariç CD30+ CTCL alt tiplerinde tedavi etkisinin boyutu, yüksek dereceli klinik kanıt bulunmadığından dolayı açık değildir. ile gerçekleştirilen iki adet tek kollu faz II çalışmasında, Sézary sendromu (SS), lenfomatoid papüloz (LyP) ve mikst CTCL histolojik alt tiplerinde hastalık aktivitesi gösterilmiştir. Bu veriler, etkililik ve güvenliliğin diğer CTCL CD30+ alt tiplerine uyarlanabileceğini öne sürmektedir. Bununla birlikte, diğer CD30+ CTCL hastalarında bireye dayalı potansiyel yarar-risk oranının dikkatli değerlendirilmesinden sonra dikkatli şekilde kullanılmalıdır. Yardımcı maddeler hakkında bilgi Bu tıbbi ürün her “doz”unda 1 mmol (23 mg)’dan daha az sodyum ihtiva eder; yani aslında “sodyum içermez”. Bu tıbbi ürün her flakonda 2 mg polisorbat 80 ihtiva eder; bu miktar 0.2 mg/mL’ye eşdeğerdir. Polisorbatlar alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
Olası yan etkileri nelerdir?
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerMonoterapi olarak havuzlanmış veri setinde en sık görülen advers olaylar enfeksiyonlar, periferik duyusal nöropati, bulantı, bitkinlik, diyare, pireksi, nötropeni, üst solunum yolu enfeksiyonu, artralji, döküntü, öksürük, kusma, pirürit, periferik motor nöropati, infüzyona bağlı reaksiyonlar, konstipasyon, dispne, miyalji kilo kaybı ve abdominal ağrı olmuştur. Ciddi advers reaksiyonlar hastaların %12’sinde gözlendi. Nadir görülen ciddi advers ilaç reaksiyonlarının sıklığı < %1’dir. Advers olaylar alan hastaların %24'ünün tedaviyi bırakmasına neden oldu. (SGN35-006,.1) ile tekrar tedavi edilen hastalardaki güvenlilik verileri, daha yüksek görülme sıklığına sahip (pivotal faz 2 çalışmalarında %28 vs. %9) ve esas olarak derece 2 olan periferik motor nöropati hariç kombine edilmiş pivotal faz 2 çalışmalarında gözlemlenenler ile tutarlı olmuştur. Ayrıca bu hastalarda artralji, derece 3 anemi ve sırt ağrısı, kombine edilmiş pivotal faz 2 çalışmalarda gözlenen hastalara kıyasla daha sık görülmüştür. Önerilen doz olan üç haftada bir 1,8 mg/kg ile tedavi edilen, otolog kök hücre nakli yapılmamış nükseden veya tedaviye dirençli HL hastalarındaki güvenlik profili, tek kollu bir faz 4 çalışmada (n=60), faz 1 doz eskalasyon ve klinik farmakaloji çalışmalarında (n=15 hasta) ve Tanımlı Hasta Programında (THP) (n=26), pivotal klinik çalışmalardaki güvenlilik profili ile tutarlıdır. Kombinasyon tedavisi ile kombine verilen kemoterapi ilaçları (doksorubisin, vinblastin ve dakarbazin (AVD) veya siklofosfamid, doksorubisin ve prednizon (CHP)) hakkında güvenlilik bilgileri için bu ürünlerin kısa ürün bilgilerine başvurunuz. Daha önce tedavi edilmemiş ilerlemiş HL (C25003) görülen 662 hastada ve daha önce tedavi edilmemiş CD30+ PTCL (SGN35-014) görülen 223 hastada kombinasyon tedavisi olarak uygulandığı çalışmalarda, en yaygın advers reaksiyonlar şunlar olmuştur: enfeksiyonlar, nötropeni, periferik duyusal nöropati, bulantı, kabızlık, kusma, ishal, yorgunluk, pireksi, alopesi, anemi, kilo kaybı, stomatit, febril nötropeni, karın ağrısı, iştah azalması, insomnia, kemik ağrısı, döküntü, öksürük, dispne, artralji, miyalji, sırt ağrısı, periferik motor nöropati, üst solunum yolu enfeksiyonu ve baş dönmesi. kombinasyon tedavisi alan hastalarda ciddi advers reaksiyonlar hastaların %34’ünde gelişmiştir. Hastaların ≥ %3’ünde oluşan ciddi advers reaksiyonlar arasında febril nötropeni (%15), ateş (%5) ve nötropeni (%3) vardır. Advers olaylar hastaların %10’unda tedavinin bırakılmasına neden olmuştur. Hastaların ≥%2’sinde tedavinin bırakılmasına yol açan advers olaylar arasında periferik duyusal nöropati ve periferik nöropati vardır. Advers reaksiyonların tablo halinde listesi için advers reaksiyonlar MedDRA Sistem Organ Sınıflaması ve Tercih Edilen Terimler’e göre listelenmiştir. Her bir sıklık grubundaki advers reaksiyonlar, en ciddiden en hafife doğru sıralanmıştır. Tablo 5: için advers reaksiyonlar Sistem organ sınıfı Advers reaksiyonlar (monoterapi) Advers reaksiyonlar (kombinasyon tedavisi) Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar Çok yaygın: Enfeksiyona, üst solunum yolu enfeksiyonu Enfeksiyona, üst solunum yolu enfeksiyonu Yaygın: Herpes zoster, pnömoni, herpes simplex, oralkandidiyaz Pnömoni, oral kandidiyaz, sepsis/septik şok, herpes zoster Yaygın olmayan: Pneumocystis jiroveci pnömonisi, stafilokokal bakteriyemi, sitomegalovirüs enfeksiyonu veya reaktivasyonu, sepsis/septik şok Herpes simplex, Pneumocystis jiroveci pnömonisi Bilinmiyor: Progresif multifokal lökoensefalopati Kan ve lenf sistemi hastalıkları Çok yaygın: Nötropeni Nötropenia, anemi, febril nötropeni Yaygın: Anemi, trombositopeni Yaygın olmayan: Febril nötropeni Bağışıklık sistemi hastalıkları Yaygın olmayan: Anafilaktik reaksiyon Anafilaktik reaksiyon Metabolizma ve beslenme bozuklukları Çok yaygın İştahta azalma Yaygın Hiperglisemi Yaygın olmayan: Tümör lizis sendromu Tümör lizis sendromu Psikiyatrik hastalıklar Çok yaygın İnsomnia Sinir sistemi hastalıkları Çok yaygın: Periferik duyusal nöropati, periferik motor nöropatisi Periferik duyusal nöropatia, periferik motor nöropatisia, sersemlik Yaygın: Sersemlik Yaygın olmayan: Demiyelinizan polinöropati Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıklar Çok yaygın: Öksürük, dispne Öksürük, dispne Gastrointestinal hastalıklar Çok yaygın: Bulantı, diyare, kusma, konstipasyon, abdominal ağrı Bulantı, konstipasyon, kusma, diyare, abdominal ağrı, stomatit Yaygın olmayan: Akut pankreatit Akut pankreatit Hepatobiliyer hastalıklar Yaygın: Alanin aminotransferaz/aspartat aminotransferaz (ALT/AST) artışı Alanin aminotransferaz/aspartat aminotransferaz (ALT/AST) artışı Deri ve deri altı doku hastalıkları Çok yaygın: Döküntüa, pirürit Alopesi, döküntüa Yaygın: Alopesi Pirürit Yaygın olmayan: Stevens-Johnson sendromu/toksik epidermal nekroliz Stevens-Johnson sendromub Bilinmiyor: Eozinofili ve sistemik semptomlu ilaç reaksiyonları (DRESS) Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları Çok yaygın: Artralji, miyalji Kemik ağrısı, artralji, miyalji, sırt ağrısı Yaygın: Sırt ağrısı Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Çok yaygın: Yorgunluk, pireksi, infüzyona bağlı reaksiyonlara Yorgunluk, pireksi Yaygın: Titreme İnfüzyona bağlı reaksiyonlara, titreme Bilinmiyor: İnfüzyon bölgesi ekstravazasyonuc Araştırmalar Çok yaygın: Kilo kaybı Kilo kaybı aOrtak tercih edilen terminolojiyi temsil eder. bToksik epidermal nekroliz, kombinasyon tedavisinde rapor edilmemiştir. c Ekstravazasyonla ilgili reaksiyonlara infüzyon bölgesinde deride kızarıklık, ağrı, şişme, kabarcıklanma, pul pul dökülme ve selülit dahildir. Seçili advers olayların tanımı Nötropeni ve febril nötropeni Monoterapi Klinik çalışmalarda, nötropeni hastaların %13'ünde doz ertelemelerine neden olmuştur. Derece 3 nötropeni hastalarının %13’ünde ve derece 4 nötropeni hastalarının %5’inde görülmüştür. 1 hastada dozun azaltılması ve 1 hastada nötropeni tedavisinin bırakılması gerekmiştir. Bu tedavi ile şiddetli ve uzun süreli (≥1 hafta) nötropeni ortaya çıkabilir ve bu da hastalarda ciddi enfeksiyonların gelişme riskini artırır. Febril nötropeni hastaların <%1’inde rapor edilmiştir. Pivotal faz 2 popülasyonunda (SG035-0003 ve SG035-0004), Derece 3 veya Derece 4 nötropeninin medyan süresi sınırlıdır (1 hafta); hastaların %2’sinde ≥ 7 gün süren Derece 4 nötropeni görülmüştür. Pivotal faz 2 popülasyonunda Derece 3 veya Derece 4 nötropenisi olan hastaların yarısından azında zamansal ilişkili enfeksiyonlar belirtilmiş ve zamansal ilişkili enfeksiyonların büyük kısmı Derece 1 veya Derece 2 olmuştur. Kombinasyon tedavisi Kombinasyon tedavisi olarak ile yapılan klinik çalışmalarda nötropeni, hastaların %19’unda dozun verilmesinde gecikmelere yol açmıştır. Derece 3 nötropeni, hastaların %17’sinde bildirilirken Derece 4 nötropeni, hastaların %41’inde bildirilmiştir. Hastaların yüzde ikisinde dozun azaltılması gerekmiştir ve <%1’i nötropeni nedeniyle bir ya da daha fazla çalışma ilacını bırakmıştır. Febril nötropeni G-CSF ile primer profilaksi almayan hastaların %20’sinde bildirilmiştir (bakınız). G-CSF ile primer profilaksi alan hastalarda febril nötropeni sıklığı %13 olarak bildirilmiştir. Ciddi enfeksiyonlar ve fırsatçı enfeksiyonlar Monoterapi Klinik çalışmalarda hastaların %10’unda ciddi ve fırsatçı enfeksiyonlar görülmüştür, hastaların %1’inden azında sepsis ve septik şok görülmüştür. En sık bildirilen fırsatçı enfeksiyonlar herpes zoster ve herpes simplex olmuştur. Kombinasyon tedavisi Kombinasyon tedavisi olarak ile yapılan klinik çalışmalarda fırsatçı enfeksiyonlar dâhil ciddi enfeksiyonlar hastaların %15’inde görülmüştür; sepsis, nötropenik sepsis, septik şok ya da bakteriyemi hastaların %4’ünde görülmüştür. En sık bildirilen fırsatçı enfeksiyonlar Herpes virüs enfeksiyonlarıdır. Periferik nöropati Monoterapi Klinik çalışmalarda popülasyonun %57’sinda tedavi sırasında gelişen nöropati ve %13’ünde periferik motor nöropati ortaya çıkmıştır. Periferik nöropati hastaların %15’inde tedaviyi bırakmaya, %15’inde doz azaltılmasına ve %16’sınde doz ertelemesine neden olmuştur. Periferik nöropati görülen hastalarda periferik nöropatinin ilk başladığı tarihten itibaren geçen medyan süre 12 haftadır.Periferik nöropatiye bağlı olarak tedaviyi bırakan hastalar için medyan süre 11 siklus olarak rapor edilmiştir. Pivotal faz 2 (SG035-0003 ve SG035-0004) çalışmalarında ve randomize faz 3 monoterapi çalışmalarında (SGN35-005 ve C25001) periferik nöropati deneyimleyen hastalar arasında tedavi sonu ile son değerlendirme arasındaki medyan süre yaklaşık 48,9 hafta ile 98 haftadır. Son değerlendirmenin yapıldığı zamanda periferik nöropati deneyimleyen hastaların çoğunda (%82-85) periferik nöropati semptomlarında iyileşme ya da düzelme olmuştur. Tüm olaylarda iyileşme ya da düzelmenin ilk başladığı tarihten itibaren geçen medyan süre 16 hafta ile 23,4 hafta arasındadır. ile yeniden tedavi gören, nükseden ve tedaviye dirençli klasik Hodgkin lenfoma ve sistemik anaplastik büyük hücreli lenfoma hastalarında (SGN35-006), son değerlendirmede hastaların çoğunluğunda (%80) periferik nöropati semptomlarında gerileme veya iyileşme gözlenmiştir. Kombinasyon tedavisi AVD ile kombinasyon tedavisi olarak ile yapılan klinik çalışmada tedavi ile ortaya çıkan nöropati popülasyonun %67’sinde görülmüştür; periferik motor nöropati hastaların %11’inde gelişmiştir. Periferik nöropati hastaların %7’sinde tedavinin bırakılmasına, %21’inde dozun azaltılmasına ve hastaların %1’inde dozun ertelenmesine yol açmıştır. Periferik nöropati gelişen hastalarda periferik nöropatinin başlamasına kadar geçen ortanca süre 8 haftadır. Periferik nöropatiye bağlı olarak tedaviyi bırakan hastalar bir ya da daha fazla ilaç kesilmeden önce ortanca 8 doz +AVD(A+AVD) almıştır. Periferik nöropati gelişen hastalarda tedavinin sonlanmasında son değerlendirmeye kadar geçen ortanca takip süresi 286 haftadır…
Hamilelikte kullanılır mı?
KT 2 · HamilelikBu ilacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Siz ve eşiniz, bu ilaç ile tedaviniz süresince etkili iki doğum kontrol yöntemi kullanmalısınız.
Kadınlar, son ADCETRİS dozundan sonra 6 ay süreyle doğum kontrolüne devam etmelidir.
Eğer hamileyseniz, doktorunuzla birlikte size olan faydanın doğmamış bebeğe olan potansiyel riske ağır bastığına karar vermediğiniz sürece, bu ilacı kullanmamanız gerekmektedir.
Tedavinizden önce veya tedaviniz süresince eğer hamileyseniz, hamile olabileceğinizi düşünüyorsanız ya da hamile kalmayı planlıyorsanız, bunu doktorunuza söylemeniz önemlidir.
Bu ilaç ile tedavi edilen erkeklerin tedaviden önce spermlerini dondurmaları ve sperm bankasında saklamaları tavsiye edilir. Erkeklerin bu ilaç ile tedavi süresince ve son dozdan itibaren en az 6 ay sonrasına kadar çocuk sahibi olmamaları tavsiye edilir.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Emzirirken kullanılır mı?
KT 2 · EmzirmeBu ilacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Eğer emziriyorsanız, bu ilacı alıp almamanız gerektiği konusunu doktorunuzla görüşünüz.
Yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
KT 2 · Yardımcı maddelerBu tıbbi ürün her “doz”unda 1 mmol (23 mg)'dan daha az sodyum ihtiva eder; yani aslında “sodyum içermez”.
ADCETRİS polisorbat 80 içerir. Bu ilacın her bir flakonunda 2.0 mg polisorbat 80 bulunur ve bu miktar 0.2 mg/mL'ye eşdeğerdir. Polisorbatlar alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Bilinen alerjileriniz varsa doktorunuza söyleyiniz.
Doz bilgisi için resmî Kullanma Talimatı'na bakınız.
Resmî belgeler
KÜB sağlık meslek mensupları, KT hasta broşürüdür.
Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) özeti
Terapötik endikasyonlar
KÜB 4.1 · EndikasyonHodgkin lenfoma (HL), önceden tedavi edilmemiş CD30+ Evre III ve Evre IV Hodgkin lenfoma (HL) tanılı erişkin hastalarda doksorubisin, vinblastin ve dakarbazin (AVD) ile birlikte kombine kullanımda endikedir. Otolog kök hücre nakli sonrasında nüks veya progresyon riski yüksek olan CD30 pozitif Hodgkin lenfomalı yetişkin hastaların tedavisinde endikedir.
Kontrendikasyonlar
KÜB 4.3 · KontrendikasyonlarEtkin maddeye ya da listelenen yardımcı maddelere karşı aşırı duyarlılıkta kontrendikedir. bleomisin ile kombine kullanımı pulmoner toksisiteye neden olur.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
KÜB 4.4 · Özel kullanım uyarıları ve önlemleriTakip edilebilirlik Biyoteknolojik ürünlerin takip edilebilirliğinin sağlanması için uygulanan ürünün ticari ismi ve seri numarası mutlaka hasta dosyasına kaydedilmelidir. Progresif multifokal lökoensefalopati ile tedavi edilen hastalarda John Cunningham Virüsü (JCV) reaktivasyonu sonucu progresif multifokal lökoensefalopati (PML) ve ölüm meydana gelebilir. Önceden çoklu kemoterapi rejimleri aldıktan sonra bu tedaviyi gören hastalarda PML bildirilmiştir. PML latent, JCV reaktivasyonu sonucu ortaya çıkan ve sıklıkla ölümle sonuçlanan, nadir, demiyelinizan bir santral sinir sistemi hastalığıdır. Hastalar, PML’ye işaret edebilecek yeni veya kötüleşen nörolojik, bilişsel veya davranışsal belirtiler ve semptomlar açısından yakından izlenmelidir. Tüm şüpheli PML olgularında doz uygulamaları durdurulmalıdır. PML değerlendirmesi için öneriler nöroloji konsültasyonunu, beyine yönelik gadolinyum bazlı kontrast manyetik rezonans görüntüleme incelemesini ve polimeraz zincir reaksiyonu yoluyla beyin-omurilik sıvısında JCV DNA analizini ya da JCV kanıtı için beyin biyopsisini içermektedir. JCV PCR’nin negatif olması PML olasılığını ekarte etmez. Şayet alternatif tanı koyulamıyorsa ek izlem ve değerlendirme gerekebilir. PML tanısı doğrulandığı takdirde dozları kesilmeli ve bir daha başlanmamalıdır. Hekim, özellikle, PML’ye işaret eden ve hastanın fark edemeyebileceği semptomlar konusunda dikkatli olmalıdır (örn., bilişsel, nörolojik veya psikiyatrik semptomlar). Pankreatit ile tedavi edilen hastalarda akut pankreatit gözlenmiştir. Ölümle sonuçlanan vakalar bildirilmiştir. Hastalar, akut pankreatite işaret edebilecek yeni veya kötüleşen abdominal ağrı açısından yakından izlenmelidir. Hastanın değerlendirmesi fizik muayene, serum amilaz ve serum lipaza yönelik laboratuvar incelemesi ve ultrason gibi abdominal görüntüleme yöntemlerini ve diğer uygun tanısal yöntemleri içerebilir. Tüm şüpheli akut pankreatit olgularında ara verilmelidir. Akut pankreatit tanısı doğrulandığı takdirde kesilmelidir. Pulmoner toksisite alan hastalarda, bazıları ölümle sonuçlanan pnömonit, interstisyel akciğer hastalığı ve akut solunum distres sendromunu(ARDS) içeren pulmoner toksisite vakaları bildirilmiştir. Brentuximab ile bir nedensellik ilişkisi kurulamamış ise de pulmoner toksisite riski göz ardı edilemez. Yeni pulmoner semptomların ortaya çıkması veya var olan semptomların kötüleşmesi durumunda (örn: öksürük, dispne) derhal bir tanı değerlendirmesi gerçekleştirilmeli ve hastalar uygun şekilde tedavi edilmelidir. Değerlendirme sırasında ve semptomlar iyileşene kadar uygulanmasına ara verilmesi değerlendirilmelidir. Ciddi enfeksiyonlar ve fırsatçı enfeksiyonlar ile tedavi edilen hastalarda pnömoni, stafilokokal bakteriyemi, sepsis/septik şok (ölümle sonuçlanan vakalar dahil) ve herpes zoster, sitomegalovirus (CMV) (reaktivasyon) gibi ciddi enfeksiyonlar ile Pneumocystis jiroveci pnömonisi ve oral kandidiyaz gibi fırsatçı enfeksiyonlar bildirilmiştir. Hastalar tedavi süresince olası ciddi ve fırsatçı enfeksiyonların ortaya çıkması açısından dikkatle izlenmelidir. İnfüzyona bağlı reaksiyonlar Ani ve gecikmiş infüzyona bağlı reaksiyonlar (İBR) ve ayrıca anafilaktik reaksiyonlar bildirilmiştir. Hastalar infüzyon sırasında ve sonrasında dikkatle izlenmelidir. Anafilaktik reaksiyon oluşması durumunda uygulaması derhal ve bir daha başlanmamak üzere kesilmeli ve uygun tıbbi tedavi başlatılmalıdır. Eğer infüzyona bağlı reaksiyon ortaya çıkarsa, infüzyona ara verilmeli ve uygun tıbbi tedavi başlatılmalıdır. Semptom giderildikten sonra infüzyona daha düşük bir hızda tekrar başlanabilir. Önceden infüzyona bağlı bir reaksiyon yaşamış olan hastalara, müteakip infüzyonlar için ön ilaç tedavisi uygulanmalıdır. Ön ilaç tedavisi parasetamol, bir antihistaminik ve bir kortikosteroid içerebilir. karşı antikorları olan hastalarda infüzyona bağlı reaksiyonlar daha sık ve daha şiddetlidir. Tümör lizis sendromu ile ilişkili tümör lizis sendromu (TLS) bildirilmiştir. Hızlı büyüyen tümörü ve yüksek tümör yükü olan hastalar, tümör lizis sendromu açısından daha yüksek risk altındadır. Bu hastalar yakından izlenmeli ve en iyi tıbbi uygulamalar doğrultusunda tedavi uygulanmalıdır. TLS tedavisi agresif hidratasyon, renal fonksiyon izlemi, elektrolit anormalliklerinin düzeltilmesini, antihiperürisemik tedaviyi ve destekleyici bakımı içerebilir. Periferik nöropati tedavisi hem duyusal hem de motorperiferik nöropatiye neden olabilir. ile indüklenen periferik nöropati tipik olarak bu tıbbi ürünün kümülatif maruziyetinin bir etkisi olup, çoğu durumda geri dönüşümlüdür. Klinik çalışmalarda, hastaların çoğunda, hastalığın semptomlarında gerileme veya iyileşme gözlenmiştir. Hastalar hipoestezi, hiperestezi, parestezi, rahatsızlık, yanma hissi, nöropatik ağrı veya güçsüzlük gibi nöropati semptomları açısından izlenmelidir. Yeni veya kötüleşen periferik nöropati yaşayan hastalarda dozunda erteleme ve azaltma veya tedavinin bırakılması gerekebilir. Hematolojik toksisiteler ile Derece 3 veya Derece 4 anemi, trombositopeni ve uzun süreli (≥1 hafta) Derece 3 veya Derece 4 nötropeni görülebilir. Her dozun uygulanmasından önce tam kan sayımı izlemi yapılmalıdır. Derece 3 veya Derece 4 nötropeni gelişmesi durumunda,.2. Febril nötropeni ile tedavi sonucu febril nötropeni bildirilmiştir (klinik veya mikrobiyolojik olarak belgelenmiş enfeksiyon yokluğunda, nötrofil sayısı <1,0 x 109/L, ateş ≥38,5°C ile birlikte kökeni bilinmeyen ateş; ref. CTCAE v3). Bu tedavinin her bir dozunun uygulanmasından önce tam kan sayımı izlemi yapılmalıdır. Hastalar, ateş açısından yakından izlenmelidir ve febril nötropeni geliştiği takdirde en iyi tıbbi uygulamalar doğrultusunda tedavi uygulanmalıdır. AVD veya CHP ile kombinasyon tedavisinde ileri yaş febril nötropeni için bir risk faktörüdür. AVD veya CHP ile kombine olarak verildiğinde ilk dozdan itibaren başlayacak şekilde yaşa bakılmaksızın tüm yetişkin hastalara G-CSF ile primer profilaksisi önerilmektedir. Şiddetli kutanöz advers reaksiyonlar (SCAR’lar) ile Stevens-Johnson sendromu (SJS), toksik epidermal nekroliz (TEN) ve eozinofili ve sistemik semptomlu ilaç reaksiyonları (DRESS) dahil olmak üzere şiddetli kutanöz advers reaksiyonlar (SCAR’lar) bildirilmiştir. SJS ve TEN için ölümle sonuçlanan vakalar bildirilmiştir. SJS, TEN veya DRESS ortaya çıkarsa, tedavisi kesilmeli ve uygun tıbbi tedavi uygulanmalıdır. Gastrointestinal komplikasyonlar ile tedavi edilen hastalarda, bazıları ölümle sonuçlanan bağırsak tıkanması, ileus, enterokolit, nötropenik kolit, erozyon, ülser, perforasyon ve hemoraji içeren gastrointestinal komplikasyonlar rapor edilmiştir. Yeni gastrointestinal semptomların ortaya çıkması veya var olanların kötüleşmesi durumunda derhal tanı değerlendirmesi yapılıp uygun tedavi gerçekleştirilmelidir. Hepatotoksisite ile alanin aminotransferaz (ALT) ve aspartat aminotransferaz (AST) yükselmesi şeklinde hepatotoksisite rapor edilmiştir. Bazıları ölümle sonuçlanan ciddi hepatotoksisite vakaları da meydana gelmiştir. Önceden var olan karaciğer hastalığı, komorbiditeler ve eşzamanlı olarak kullanılan ilaçlar da bu riski artırabilir. Tedavi başlatılmadan önce karaciğer fonksiyon testi yapılmalı ve alan hastalarda rutin olarak izlenmelidir. Hepatotoksisite yaşayan hastalarda dozun geciktirilmesi veya değiştirilmesi ya da kesilmesi gerekebilir. Hiperglisemi Klinik çalışmalar sırasında diyabet öyküsü olan veya olmayan, yüksek vücut kitle indekslerine (VKİ) sahip hastalarda hiperglisemi bildirilmiştir. Ancak, bir hiperglisemi olayı yaşayan tüm hastalar serum glukoz düzeylerini yakından takip ettirmelidir. Gerekli durumlarda anti diyabetik tedavi uygulanmalıdır. İnfüzyon bölgesi ektravazasyonu İntravenöz infüzyon esnasında ekstravazasyon meydana gelmiştir. Ekstravazasyon ihtimaline karşı, ilacın uygulanması sırasında infüzyon bölgesinde infiltrasyon olup olmadığının yakından izlenmesi tavsiye edilir. Böbrek ve karaciğer yetmezliği Böbrek ve karaciğer yetmezliği olan hastalar ile sınırlı deneyim mevcuttur. Eldeki veriler MMAE klirensinin şiddetli böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği ve düşük serum albümin konsantrasyonlardan etkilenebileceğine işaret etmektedir CD30+ CTCL Mikozis fungoides (MF) ve primer kutanöz anaplastik büyük hücreli lenfoma (pcALCL) hariç CD30+ CTCL alt tiplerinde tedavi etkisinin boyutu, yüksek dereceli klinik kanıt bulunmadığından dolayı açık değildir. ile gerçekleştirilen iki adet tek kollu faz II çalışmasında, Sézary sendromu (SS), lenfomatoid papüloz (LyP) ve mikst CTCL histolojik alt tiplerinde hastalık aktivitesi gösterilmiştir. Bu veriler, etkililik ve güvenliliğin diğer CTCL CD30+ alt tiplerine uyarlanabileceğini öne sürmektedir. Bununla birlikte, diğer CD30+ CTCL hastalarında bireye dayalı potansiyel yarar-risk oranının dikkatli değerlendirilmesinden sonra dikkatli şekilde kullanılmalıdır. Yardımcı maddeler hakkında bilgi Bu tıbbi ürün her “doz”unda 1 mmol (23 mg)’dan daha az sodyum ihtiva eder; yani aslında “sodyum içermez”. Bu tıbbi ürün her flakonda 2 mg polisorbat 80 ihtiva eder; bu miktar 0.2 mg/mL’ye eşdeğerdir. Polisorbatlar alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
İstenmeyen etkiler
KÜB 4.8 · İstenmeyen etkilerMonoterapi olarak havuzlanmış veri setinde en sık görülen advers olaylar enfeksiyonlar, periferik duyusal nöropati, bulantı, bitkinlik, diyare, pireksi, nötropeni, üst solunum yolu enfeksiyonu, artralji, döküntü, öksürük, kusma, pirürit, periferik motor nöropati, infüzyona bağlı reaksiyonlar, konstipasyon, dispne, miyalji kilo kaybı ve abdominal ağrı olmuştur. Ciddi advers reaksiyonlar hastaların %12’sinde gözlendi. Nadir görülen ciddi advers ilaç reaksiyonlarının sıklığı < %1’dir. Advers olaylar alan hastaların %24'ünün tedaviyi bırakmasına neden oldu. (SGN35-006,.1) ile tekrar tedavi edilen hastalardaki güvenlilik verileri, daha yüksek görülme sıklığına sahip (pivotal faz 2 çalışmalarında %28 vs. %9) ve esas olarak derece 2 olan periferik motor nöropati hariç kombine edilmiş pivotal faz 2 çalışmalarında gözlemlenenler ile tutarlı olmuştur. Ayrıca bu hastalarda artralji, derece 3 anemi ve sırt ağrısı, kombine edilmiş pivotal faz 2 çalışmalarda gözlenen hastalara kıyasla daha sık görülmüştür. Önerilen doz olan üç haftada bir 1,8 mg/kg ile tedavi edilen, otolog kök hücre nakli yapılmamış nükseden veya tedaviye dirençli HL hastalarındaki güvenlik profili, tek kollu bir faz 4 çalışmada (n=60), faz 1 doz eskalasyon ve klinik farmakaloji çalışmalarında (n=15 hasta) ve Tanımlı Hasta Programında (THP) (n=26), pivotal klinik çalışmalardaki güvenlilik profili ile tutarlıdır. Kombinasyon tedavisi ile kombine verilen kemoterapi ilaçları (doksorubisin, vinblastin ve dakarbazin (AVD) veya siklofosfamid, doksorubisin ve prednizon (CHP)) hakkında güvenlilik bilgileri için bu ürünlerin kısa ürün bilgilerine başvurunuz. Daha önce tedavi edilmemiş ilerlemiş HL (C25003) görülen 662 hastada ve daha önce tedavi edilmemiş CD30+ PTCL (SGN35-014) görülen 223 hastada kombinasyon tedavisi olarak uygulandığı çalışmalarda, en yaygın advers reaksiyonlar şunlar olmuştur: enfeksiyonlar, nötropeni, periferik duyusal nöropati, bulantı, kabızlık, kusma, ishal, yorgunluk, pireksi, alopesi, anemi, kilo kaybı, stomatit, febril nötropeni, karın ağrısı, iştah azalması, insomnia, kemik ağrısı, döküntü, öksürük, dispne, artralji, miyalji, sırt ağrısı, periferik motor nöropati, üst solunum yolu enfeksiyonu ve baş dönmesi. kombinasyon tedavisi alan hastalarda ciddi advers reaksiyonlar hastaların %34’ünde gelişmiştir. Hastaların ≥ %3’ünde oluşan ciddi advers reaksiyonlar arasında febril nötropeni (%15), ateş (%5) ve nötropeni (%3) vardır. Advers olaylar hastaların %10’unda tedavinin bırakılmasına neden olmuştur. Hastaların ≥%2’sinde tedavinin bırakılmasına yol açan advers olaylar arasında periferik duyusal nöropati ve periferik nöropati vardır. Advers reaksiyonların tablo halinde listesi için advers reaksiyonlar MedDRA Sistem Organ Sınıflaması ve Tercih Edilen Terimler’e göre listelenmiştir. Her bir sıklık grubundaki advers reaksiyonlar, en ciddiden en hafife doğru sıralanmıştır. Tablo 5: için advers reaksiyonlar Sistem organ sınıfı Advers reaksiyonlar (monoterapi) Advers reaksiyonlar (kombinasyon tedavisi) Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar Çok yaygın: Enfeksiyona, üst solunum yolu enfeksiyonu Enfeksiyona, üst solunum yolu enfeksiyonu Yaygın: Herpes zoster, pnömoni, herpes simplex, oralkandidiyaz Pnömoni, oral kandidiyaz, sepsis/septik şok, herpes zoster Yaygın olmayan: Pneumocystis jiroveci pnömonisi, stafilokokal bakteriyemi, sitomegalovirüs enfeksiyonu veya reaktivasyonu, sepsis/septik şok Herpes simplex, Pneumocystis jiroveci pnömonisi Bilinmiyor: Progresif multifokal lökoensefalopati Kan ve lenf sistemi hastalıkları Çok yaygın: Nötropeni Nötropenia, anemi, febril nötropeni Yaygın: Anemi, trombositopeni Yaygın olmayan: Febril nötropeni Bağışıklık sistemi hastalıkları Yaygın olmayan: Anafilaktik reaksiyon Anafilaktik reaksiyon Metabolizma ve beslenme bozuklukları Çok yaygın İştahta azalma Yaygın Hiperglisemi Yaygın olmayan: Tümör lizis sendromu Tümör lizis sendromu Psikiyatrik hastalıklar Çok yaygın İnsomnia Sinir sistemi hastalıkları Çok yaygın: Periferik duyusal nöropati, periferik motor nöropatisi Periferik duyusal nöropatia, periferik motor nöropatisia, sersemlik Yaygın: Sersemlik Yaygın olmayan: Demiyelinizan polinöropati Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıklar Çok yaygın: Öksürük, dispne Öksürük, dispne Gastrointestinal hastalıklar Çok yaygın: Bulantı, diyare, kusma, konstipasyon, abdominal ağrı Bulantı, konstipasyon, kusma, diyare, abdominal ağrı, stomatit Yaygın olmayan: Akut pankreatit Akut pankreatit Hepatobiliyer hastalıklar Yaygın: Alanin aminotransferaz/aspartat aminotransferaz (ALT/AST) artışı Alanin aminotransferaz/aspartat aminotransferaz (ALT/AST) artışı Deri ve deri altı doku hastalıkları Çok yaygın: Döküntüa, pirürit Alopesi, döküntüa Yaygın: Alopesi Pirürit Yaygın olmayan: Stevens-Johnson sendromu/toksik epidermal nekroliz Stevens-Johnson sendromub Bilinmiyor: Eozinofili ve sistemik semptomlu ilaç reaksiyonları (DRESS) Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları Çok yaygın: Artralji, miyalji Kemik ağrısı, artralji, miyalji, sırt ağrısı Yaygın: Sırt ağrısı Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Çok yaygın: Yorgunluk, pireksi, infüzyona bağlı reaksiyonlara Yorgunluk, pireksi Yaygın: Titreme İnfüzyona bağlı reaksiyonlara, titreme Bilinmiyor: İnfüzyon bölgesi ekstravazasyonuc Araştırmalar Çok yaygın: Kilo kaybı Kilo kaybı aOrtak tercih edilen terminolojiyi temsil eder. bToksik epidermal nekroliz, kombinasyon tedavisinde rapor edilmemiştir. c Ekstravazasyonla ilgili reaksiyonlara infüzyon bölgesinde deride kızarıklık, ağrı, şişme, kabarcıklanma, pul pul dökülme ve selülit dahildir. Seçili advers olayların tanımı Nötropeni ve febril nötropeni Monoterapi Klinik çalışmalarda, nötropeni hastaların %13'ünde doz ertelemelerine neden olmuştur. Derece 3 nötropeni hastalarının %13’ünde ve derece 4 nötropeni hastalarının %5’inde görülmüştür. 1 hastada dozun azaltılması ve 1 hastada nötropeni tedavisinin bırakılması gerekmiştir. Bu tedavi ile şiddetli ve uzun süreli (≥1 hafta) nötropeni ortaya çıkabilir ve bu da hastalarda ciddi enfeksiyonların gelişme riskini artırır. Febril nötropeni hastaların <%1’inde rapor edilmiştir. Pivotal faz 2 popülasyonunda (SG035-0003 ve SG035-0004), Derece 3 veya Derece 4 nötropeninin medyan süresi sınırlıdır (1 hafta); hastaların %2’sinde ≥ 7 gün süren Derece 4 nötropeni görülmüştür. Pivotal faz 2 popülasyonunda Derece 3 veya Derece 4 nötropenisi olan hastaların yarısından azında zamansal ilişkili enfeksiyonlar belirtilmiş ve zamansal ilişkili enfeksiyonların büyük kısmı Derece 1 veya Derece 2 olmuştur. Kombinasyon tedavisi Kombinasyon tedavisi olarak ile yapılan klinik çalışmalarda nötropeni, hastaların %19’unda dozun verilmesinde gecikmelere yol açmıştır. Derece 3 nötropeni, hastaların %17’sinde bildirilirken Derece 4 nötropeni, hastaların %41’inde bildirilmiştir. Hastaların yüzde ikisinde dozun azaltılması gerekmiştir ve <%1’i nötropeni nedeniyle bir ya da daha fazla çalışma ilacını bırakmıştır. Febril nötropeni G-CSF ile primer profilaksi almayan hastaların %20’sinde bildirilmiştir (bakınız). G-CSF ile primer profilaksi alan hastalarda febril nötropeni sıklığı %13 olarak bildirilmiştir. Ciddi enfeksiyonlar ve fırsatçı enfeksiyonlar Monoterapi Klinik çalışmalarda hastaların %10’unda ciddi ve fırsatçı enfeksiyonlar görülmüştür, hastaların %1’inden azında sepsis ve septik şok görülmüştür. En sık bildirilen fırsatçı enfeksiyonlar herpes zoster ve herpes simplex olmuştur. Kombinasyon tedavisi Kombinasyon tedavisi olarak ile yapılan klinik çalışmalarda fırsatçı enfeksiyonlar dâhil ciddi enfeksiyonlar hastaların %15’inde görülmüştür; sepsis, nötropenik sepsis, septik şok ya da bakteriyemi hastaların %4’ünde görülmüştür. En sık bildirilen fırsatçı enfeksiyonlar Herpes virüs enfeksiyonlarıdır. Periferik nöropati Monoterapi Klinik çalışmalarda popülasyonun %57’sinda tedavi sırasında gelişen nöropati ve %13’ünde periferik motor nöropati ortaya çıkmıştır. Periferik nöropati hastaların %15’inde tedaviyi bırakmaya, %15’inde doz azaltılmasına ve %16’sınde doz ertelemesine neden olmuştur. Periferik nöropati görülen hastalarda periferik nöropatinin ilk başladığı tarihten itibaren geçen medyan süre 12 haftadır.Periferik nöropatiye bağlı olarak tedaviyi bırakan hastalar için medyan süre 11 siklus olarak rapor edilmiştir. Pivotal faz 2 (SG035-0003 ve SG035-0004) çalışmalarında ve randomize faz 3 monoterapi çalışmalarında (SGN35-005 ve C25001) periferik nöropati deneyimleyen hastalar arasında tedavi sonu ile son değerlendirme arasındaki medyan süre yaklaşık 48,9 hafta ile 98 haftadır. Son değerlendirmenin yapıldığı zamanda periferik nöropati deneyimleyen hastaların çoğunda (%82-85) periferik nöropati semptomlarında iyileşme ya da düzelme olmuştur. Tüm olaylarda iyileşme ya da düzelmenin ilk başladığı tarihten itibaren geçen medyan süre 16 hafta ile 23,4 hafta arasındadır. ile yeniden tedavi gören, nükseden ve tedaviye dirençli klasik Hodgkin lenfoma ve sistemik anaplastik büyük hücreli lenfoma hastalarında (SGN35-006), son değerlendirmede hastaların çoğunluğunda (%80) periferik nöropati semptomlarında gerileme veya iyileşme gözlenmiştir. Kombinasyon tedavisi AVD ile kombinasyon tedavisi olarak ile yapılan klinik çalışmada tedavi ile ortaya çıkan nöropati popülasyonun %67’sinde görülmüştür; periferik motor nöropati hastaların %11’inde gelişmiştir. Periferik nöropati hastaların %7’sinde tedavinin bırakılmasına, %21’inde dozun azaltılmasına ve hastaların %1’inde dozun ertelenmesine yol açmıştır. Periferik nöropati gelişen hastalarda periferik nöropatinin başlamasına kadar geçen ortanca süre 8 haftadır. Periferik nöropatiye bağlı olarak tedaviyi bırakan hastalar bir ya da daha fazla ilaç kesilmeden önce ortanca 8 doz +AVD(A+AVD) almıştır. Periferik nöropati gelişen hastalarda tedavinin sonlanmasında son değerlendirmeye kadar geçen ortanca takip süresi 286 haftadır…
Doz ve pozoloji bilgisi için resmî KÜB belgesine bakınız.